|
Anayasa
Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı: 2009/61
Karar Sayısı: 2011/38
Karar Günü: 10.2.2011
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURANLAR :
1- Ankara 8. Asliye Hukuk Mahkemesi(E.2009/61)
2- Ankara 11. Asliye Hukuk Mahkemesi(E.2010/33)
İTİRAZLARIN KONUSU :24.3.1950 günlü, 5659 sayılı Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğü
Kuruluş Kanunu’na 21.6.2006
günlü 5524 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle eklenen Ek Madde 1’in ikinci
fıkrasınınAnayasa’nın 2., 10., 13., 35., 46. ve 63. maddelerine aykırılığı
savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Bakılmakta olan davalarda, itiraz konusu kuralın
Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkemeler iptali için başvurmuşlardır.
II- İTİRAZLARIN GEREKÇESİ
Ankara 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin başvuru kararının gerekçe bölümü
şöyledir:
“...Ulu
Önder Atatürk, kurmuş olduğu çiftlikleri 13 yıl bizzat işlettikten sonra
11.06.1937 tarihinde yazmış olduğu vasiyet mektubu ile Ulusuna emanet
etmiştir.
Vasiyet, Türk Hukuk
sistemi içersinde yer almış ve yasal düzenleme ile güvence altına
alınmıştır. Bu bakımdan, AOÇ’nin Atatürk’ün vasiyeti dışında kullanımı
olanaklı değildir.
Arazinin planlanması
ve vasiyet hukukuna göre kullanılması Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğü’nün
inisiyatifinde olmalıdır.
Çiftlik arazisinin korunması amacıyla Kanunun
onuncu maddesine “Atatürk Orman Çiftliğinin bu Kanunun yayımı tarihindeki sınırları
içersinde bulunan taşınmazların gerçek veya tüzel kişilere devir, temlik ve
kamulaştırılması özel bir kanunla izin alınmasına bağlıdır.” hükmü konmuştur.
Sözü edilen yasal
korumaya rağmen, 1950 yılından günümüze kadar geçen süre içinde, talan
süreci, bu kez yasalara konu edilerek sürdürülmüştür.
Atatürk Orman Çiftliği
Müdürlüğüne ait dava konusu parsellerden geçirilmesi planlanan Metro
güzergahı için tesisi talep edilen irtifak hakkı hiç kuşkusuz kalıcı
niteliktedir. Başka bir değişle kurulması talep edilen irtifak bir zaman
süreci ile sınırlı olmayacaktır. Böyle bir istemin, Atatürk Orman Çiftliği
Müdürlüğünün mülkiyet hakkını daimi kısıtlayacağı, mülkiyet hakkının
kullanılmasına zamanla sınırsız engel teşkil edeceği kuşkusuzdur. Bir
süreyle bağlı olmaksızın irtifak hakkı tesisi, bir bakıma karşı davacıya,
dava konusu taşınmazların devri sonucunu doğurmaktadır.
2. fıkrayla, “yol, meydan, alt geçit, üst
geçit ve raylı toplu taşıma araçları için gerekli arazi ve yer altı
tünelleri ve dere ıslahı yapılması planlanan araziler üzerinde kamu yararı
ve hizmetin gerekleri dikkate alınmak suretiyle bedelsiz olarak” belediyeye intifa hakkı verilmiş, fakat AOÇ
arazisinde hangi parsellerin bu düzenlemeye tabi olduğu, bu hizmetlerin
karşılanabilmesi için Belediyenin kaç dekar alana ihtiyaç duyduğu önceden
belirlenip tespit edilmiş değildir.
Bu durum, Anayasaca
korunan mülkiyet hakkının ihlali niteliğindedir.
...
1950 sonrası, 5659
sayılı Yasanın yürürlükte olduğu dönemdeki yasal tahsis yöntemi ile yapılan
arazi devirleri aşağıdaki gibidir;
1950-1960 yılları
arasında, 10. maddesine göre çıkartılan 6000, 6238, 6947, 7310 sayılı
yasalarla 1976 yılında çıkartılan 2015 ve 1983 yılında çıkartılan 2823
sayılı yasalar çerçevesinde toplam 14.541 dekar çiftlik alanı çeşitli
kuruluşlara satılmıştır. Bu güne değin, Devlet Mezarlığı tesisi dışında tüm
devirler bir bedelkarşılığında yapılmıştır. Atatürk Orman Çiftliği
Müdürlüğü’ne ait arazi üzerinde yapılacak tasarruflarda, bir bedel alınması
anayasal zorunluluktur.
...
AOÇ korunması yolunda
1992 ve 1998 yıllarında 1. Derece Doğal Sit ve Tarihi Sit kararları alınmış
ve tescil edilmiştir. Ve 2863 sayılı Yasanın korunması altına alınmıştır.
Koruma nazım imar planı yapılmadan, bu araziler üzerinde herhangi bir
tasarrufta bulunulamaz. Tarih, kültür ve tabiat varlıklarının korunması,
Devletimize verilen Anayasal bir görevdir.
Yukarıda açıklanan
nedenlerle; 5524 sayılı Yasa ile değişik 5659 sayılı Yasaya Ek 1. maddenin 2. fıkrası,
“Tarım ve Köyişleri
Bakanlığının uygun görüşü ile imar planlarına uygun olmak şartı ile yol, meydan,
alt geçit, üst geçit ve raylı toplu taşım araçları, yer altı tünelleri ve
yer altı hizmetleri için gerekli arazi ile dere ıslahı yapılması planlanan
araziler üzerinde, kamu yararı ve hizmetin gerekleri dikkate alınmak
suretiyle bedelsiz olarak Ankara Büyükşehir Belediyesi lehine intifa hakkı
tesis edilir.” ibaresinin
Mahkememizce Anayasaya aykırı olduğu sonucuna varıldığından Türkiye
Cumhuriyeti Anayasasının 152. maddesi gereğince, Anayasa
Mahkemesine başvurulmasına kararverilmiştir.”
Ankara 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin başvuru kararının gerekçe bölümü özetle
şöyledir:
“Bedelsiz
ibaresi mahkemece Anayasanın 2, 10, 13 ve 35. maddelerine aşağıdaki
gerekçelerle aykırı olduğu düşünülmektedir.
...
Yasalarda
yapılan değişiklikler toplumsal gerçeklere uyumlu olması ve adaletli
kurallar içermesi gerekir.
Bir
kuruluşun taşınmazının bedelsiz olarak elinden alınması Anayasanın 2.
maddesinde ifade edilen hukuk devleti ilkesine ters düşmektedir. Bu nedenle
bedelsiz olarak devredilmesi yada irtifak hakkı tesis edilmesi Anayasanın
2. maddesine aykırıdır.
...
Bu
taşınmaz bir özel yada tüzel kişiye ait olsa idi Büyükşehir Belediyesi
Başkanlığı bu kişinin taşınmazından yol yada raylı sistem geçirmesi halinde
onun taşınmazını kamulaştırma yasası uyarınca kamulaştırmak zorundadır.
Kamulaştırma
olmaksızın el attığında da kişinin açacağı dava sonucu tazminat ödemek
zorundadır. Oysa bu yasa değişikliği ile Atatürk Orman Çiftliğine ait
arazide bedel ödenmeksizin belirtilen işlemlerin yapılabilmesine imkan
tanımaktadır. Bu nedenle bedelsiz ibaresi Anayasanın 10. maddesine de
aykırıdır.
...
Mülkiyet
hakkının belirtildiği 35. maddede kamu yararı amacı ile kanun ile
sınırlanabileceği belirtilmekte ise de bu sınırlamanında Anayasanın 13.
maddesi uyarınca sınırlama amacı ve sonucu arasında hukuka ve kamu gereklerine
uygunluğunu belirleyecek olan en önemli unsur ölçülülük ilkesidir.
Yasa
ile Atatürk Orman Çiftliğinin arazisinin bir kısmında istenilen hususların
gerçekleştirilebilmesi mümkündür. Ne var ki bunların bedelsiz olarak
yapılması ölçülülük ilkesine uygun düşmemektedir. Bu nedenle bedelsiz
ibaresi Anayasanın 13. maddesine de aykırılık oluşturmaktadır.
...
(Anayasanın
35. maddesine) göre herkes mülkiyet hakkına sahipdir. Bu hak kamu yararı
amacı ile yasa ile sınırlanabilir. Anayasanın 35. maddesinin kişiler için
öngördüğü güvenceden malik sıfatı ile davacının da yararlanması
doğaldır.35. madde de gerçek - tüzel kişi ayrımı yapılmaksızın malik
sıfatını taşıyan herkes için öngörülmüştür.
Mülkiyet
hakkının kısıtlanması yasal olarak mümkün olup, gerçek kişilerde olduğu
gibi bedeli ödenmek sureti ile kamulaştırılması yada irtifak hakkı tesis
edilebilmesi mümkündür. Ancak bedel ödenmeksizin bu hakkın tanınması
mülkiyet hakkına, Anayasanın 35. maddesi ile sağlanan güvenceye aykırılık
oluşturmaktadır.
Bu
düzenleme davacının mülkiyet hakkını özünden zedelemekte ve ölçüsüzce
sınırlandırmaktadır. Anayasanın 35. maddesine göre bu hakkın özününü
zedelenmesi mümkün değildir. Bu nedenle Anayasanın 35. maddesine de
aykırılık oluşturmaktadır.
Her
ne kadar Anayasa Mahkemesi 08/10/2009 tarih 2005/13 esas 2009/141 sayılı
kararında Sosyal Sigortalar Kurumunun mallarının Sağlık Bakanlığına
bedelsiz olarak devrinin Anayasa aykırı olmadığına karar vermiş ise de
burada sağlık hizmetlerinin devri ve o sağlık hizmetlerinin gereklerinin
yerine getirilebilmesi için yapılan bir devir olduğundan, olayımızda ise
yapılan devir nedeni ile Atatürk Orman Çiftliğine sağlanan bir yarar yada
onun adına yapılan bir işlem bulunmadığından bu kararın olayımıza emsal
olmaması gerektiği düşünülmektedir.”
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
24.3.1950 günlü, 5659 sayılı Atatürk Orman Çiftliği
Müdürlüğü Kuruluş Kanunu’na 21.6.2006 günlü 5524 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle
eklenen Ek Madde 1’in ikinci fıkrası şöyledir:
“Tarım ve Köyişleri Bakanlığının uygun görüşü ile imar planlarına
uygun olmak şartı ile yol, meydan, alt geçit, üst geçit ve raylı
toplu taşım araçları, yer altı tünelleri ve yer altı hizmetleri için gerekli
arazi ile dere ıslahı yapılması planlanan araziler üzerinde,
kamu yararı ve hizmetin gerekleri dikkate alınmak suretiyle bedelsiz olarak
Ankara Büyükşehir Belediyesi lehine intifa hakkı tesis edilir.”
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararlarında, Anayasa’nın 2., 10., 13., 35., 46. ve 63. maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi uyarınca,
E.2009/61 sayılı dosyanın 9.9.2009, E.2010/33 sayılı dosyanın ise 13.5.2010
tarihlerinde yapılan ilk inceleme toplantılarında, dosyalarda eksiklik
bulunmadığından işin esasının incelenmesine, oybirliğiyle karar
verilmiştir.
V- BİRLEŞTİRME KARARI
24.3.1950 günlü, 5659 sayılı Atatürk
Orman Çiftliği Müdürlüğü Kuruluş Kanunu’na 21.6.2006 günlü, 5524 sayılı
Yasa’nın 1. maddesiyle eklenen Ek Madde 1’in ikinci fıkrasında yer alan
“… bedelsiz …” sözcüğünün
iptaline karar verilmesi istemiyle yapılan itiraz başvurusuna ilişkin
davanın, aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle 2009/61 esas sayılı dava ile
BİRLEŞTİRİLMESİNE, 2010/33
esas sayılı dosyanın esasının kapatılmasına, esas incelemenin 2009/61 esas
sayılı dosya üzerinden yürütülmesine, 13.5.2010 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
VI- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararları ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor,
itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların
gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği
görüşülüp düşünüldü:
A- Anlam ve Kapsam
Yurt tarımına örnek olması amacıyla Atatürk
tarafından 1925 yılında kuruluşuna başlanılan Çiflik,
bizzat kendisi tarafından bir süre işletildikten sonra diğer çiftlikler ve
mülklerle birlikte hazineye bağışlanmıştır. Devirle ilgili olarak Atatürk,
öncelikle Tapu İdaresine gerekli resmi belgelerin hazırlanması için
direktif vermiş ve hazırlanan belgeleri 11.05.1937 günü imzalamıştır.
Başbakanlığa yazdığı 11.06.1937 tarihli bir tezkere ile de bütün tesis,
hayvan varlığı ve demirbaşları ile beraber Orman Çiftliğini (diğer
çiftliklerle birlikte) hazineye bağışladığını bildirmiştir.
Çiftliğin, Atatürk tarafından hazineye
bağışlanmasından sonra, diğer çiftliklerle birlikte, kuruluşuna uygun bir
şekilde yönetilmesi ve sürekli bir gelişme yolunda örnek işletmeler halinde
ilerlemelerinin sağlanması amacıyla tarımsal bir devlet teşekkülünün
kurulması gerekli ve yararlı görülmüş ve 13.01.1938 tarihinde yürürlüğe
giren 3308 sayılı Kanunla “Devlet Ziraat İşletmeleri” faaliyete
geçirilmiştir. Bu kapsamda, Kanun’un belirlediği esaslar çerçevesinde Orman
Çiftliği de Devlet Ziraat İşletmeleri Kurumuna devredilmiştir. Çiftliğin
gelirlerine büyük katkısı olan ve Atatürk tarafından bu maksatla kurulmuş
olan Bira Fabrikası ise bu dönem içinde (6.07.1937) Tekel Genel
Müdürlüğü’ne devredilmiştir. Devlet Ziraat İşletmeleri Kurumu’nun 28.02.1950
tarihinde kapatılmasıyla Çiftlik, 1.03.1950 tarihinden itibaren yerine
kurulan Devlet Üretme Çiftlikleri Genel Müdürlüğü bünyesinde yer almış, 24.3.1950 günlü, 5659 sayılı Atatürk Orman
Çiftliği Müdürlüğü Kuruluş Kanunu’yla da Tarım Bakanlığına bağlı ve tüzelkişiliği
haiz olmak üzere Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğü kurulmuştur. Bu Kanuna göre Çiftliğin işletilmesi esasları Tarım
Bakanlığınca tespit edilecek (md.1), özel hukuk esaslarına göre idare
olunacak olan Müdürlüğün işlemleri ve harcamaları Kamu Mali Yönetimi ve
Kontrol Kanunu ve Devlet İhale Kanunu hükümlerine tabi tutulmayacak, bu
işlem ve harcamaların şekli, satın alma ve satma, yapma ve yaptırma,
kiralama ve kiraya verme ve hesap usulleri, menkul ve gayrimenkul amortisman payları ve müdürlük ile personelin görev ve
yetkileri Maliye ve Tarım Bakanlıklarınca birlikte tespit edilerek Bakanlar
Kurulunca onanacak esaslar dairesinde yürütülecektir (md.5). Müdürlüğe ait
gayrimenkuller ise, Müdürlük adına tapuya tescil edilecektir (md.9).
21.6.2006 günlü, 5524 sayılı Kanun’la, 5659 sayılı
Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğü Kanunu’na Ek Madde 1 eklenmiştir. Bu maddenin birinci fıkrasıyla
Ankara Büyükşehir Belediyesine, Atatürk Orman
Çiftliği (AOÇ) dâhilinde bulunan arazilerle ilgili olarak Tarım ve Köyişleri Bakanlığının uygun görüşü ile ilgili mer’i mevzuat uyarınca öncelikle üst ölçekli plan ve
koruma amaçlı imar planı ve bunlara uygun her türlü imar planlarını yapma
ve yaptırma yetki ve görevi verilmiştir. Maddenin itiraz
konusu ikinci fıkrasında ise “Tarım
ve Köyişleri
Bakanlığının uygun görüşüile
imar planlarına uygun olmak şartı ile yol, meydan, alt geçit, üst geçit ve raylı
toplu taşım araçları, yer altı tünelleri ve yer altı hizmetleri için
gerekli arazi ile dere ıslahı yapılması planlanan araziler üzerinde, kamu yararı ve hizmetin gerekleri dikkate
alınmak suretiyle bedelsiz olarak Ankara Büyükşehir Belediyesi lehine
intifa hakkı tesis edilir” denilmek suretiyle,
belirtilen şartların gerçekleştirilmesinden sonra kamu yararı ve hizmetin gerekleri dikkate
alınarak, bedelsiz olarak Ankara Büyükşehir
Belediyesi lehine intifa hakkı tesisi öngörülmüştür.
Aynı maddenin dördüncü fıkrasına göre Büyükşehir
Belediyesine tahsis edilen arazilerin maddede belirtilen amaçlar dışında
hiç bir şekilde kullanılması mümkün olmadığı gibi, amaca aykırı
kullanımlara teşebbüsün ve/veya kullanımın tespiti halinde bu arazilerin
intifa ve/veya işletme hakkı Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğüne derhal iade
edilecektir. Maddenin son fıkrasıyla da Atatürk Orman Çiftliği arazileri
üzerinde konut, ticaret ve sanayi amaçlı yapılaşmaya izin verilmemektedir.
İtiraz konusu fıkranın gerekçesinde, içtihat ve
uygulamayla, mahkemelerde görülmekte olan davalara konu parsellerden
geçirilmesi planlanan metro güzergahı için tesisi
talep edilen irtifak hakkının kalıcı nitelikte olması nedeniyle Atatürk
Orman Çiftliğinin mülkiyet hakkının sınırlandırıldığı, öyle ki zamanla bu
hakkın kullanımının sınırsız biçimde engellendiği düşüncesiyle 5659 sayılı
Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğü Kanunu’nun 10. maddesi hükmü gereğince
özel bir kanunla izin alınması öngörüldüğünden, yasal düzenleme yapılması
gerektiği ifade edilmiştir.
B- Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
Başvuru kararlarında, AOÇ’nin Atatürk’ün
vasiyeti dışında kullanımının mümkün olmadığı, arazinin
planlamasının ve kullanımının vasiyet hukukuna göre AOÇ Müdürlüğü
inisiyatifinde olması gerektiği; Çiftlik arazisi üzerinden
geçirilmesi gereken metro güzergahı için talep edilen irtifak hakkının
kalıcı nitelikte olması nedeniyle dava konusu taşınmazların devri sonucunu
doğurduğu; Belediyenin metro güzergahı için ne kadar alana ihtiyacı
olduğunun Yasa’da belirtilmediği, bu durumun mülkiyet hakkının ihlali
olduğu, bu güne kadar değişik kanunlarla Çiftlik arazisinden yapılan
devirlerde Devlet Mezarlığı tesisi dışındakilerden bir bedel alındığı,
bedel alınmasının anayasal bir zorunluluk olduğu, bedelsiz olmasının
mülkiyet hakkını özünden zedelediği ve ölçüsüzce sınırlandırdığı;AOÇ’nin
birinci derece doğal sit alanı olması nedeniyle koruma nazım planı
yapılmadan bu araziler üzerinde tasarrufta bulunulamayacağıgerekçeleriyle
itiraz konusu fıkranın Anayasa’nın 2., 10., 13.,
35., 46. ve 63. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti,
insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem
ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup
bunu geliştirerek sürdüren, hukuk güvenliğini gerçekleştiren, Anayasa’ya
aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan,
yargı denetimine açık olan devlettir.
Anayasa’nın 35. maddesinde, herkesin
mülkiyet ve miras haklarına sahip olduğu, bu hakların ancak kamu yararı
amacıyla, kanunla sınırlanabileceği, mülkiyet hakkının kullanılmasının
toplum yararına aykırı olamayacağı hükme bağlanmıştır. Mülkiyet hakkı,
kişiye başkasının hakkına zarar vermemek ve yasaların koyduğu sınırlamalara
uymak koşuluyla, sahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma, ürünlerinden
yararlanma ve tasarruf olanağı veren bir haktır.
İtiraz konusu kuralla, bir kamu tüzel kişisinin
adına kayıtlı taşınmazlar üzerinde bir başka kamu tüzel kişisi lehine
intifa hakkı tesisi öngörülmektedir. Kamu kurumlarının gereksinimlerine
göre bazı gayrimenkullerin kamu hizmetlerine özgülenmeleri veya özel
mülkiyetlerinde bırakılmaları suretiyle farklı hukuki rejimlere bağlı
tutulmalarındaki ortak amaç kuşkusuz kamu yararıdır. Bu
nedenle bir kamu kurumunun tasarrufunda bulunan gayrimenkul üzerinde kamu
yararı ve hizmetin gerekleri dikkate alınarak, ilgili bakanlığın uygun
görüşü ile imar plânlarına uygun olmak koşuluyla yol, meydan, geçit, üst
geçit, tünel, dere ıslahı gibi dava konusu kuralda belirtilen yapılaşmalar
için bedel alınmaksızın intifa hakkı tesis edilerek sınırlamalar
getirilmesinin, her iki tarafın da kamu kurumu olduğu ve idarenin bütünlüğü
ilkesi de gözetildiğinde Anayasa’ya aykırı bulunmadığı sonucuna
varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 2. ve
35.maddelerine aykırı değildir.
İtirazın reddi gerekir. Kuralın Anayasa’nın 10.,
13., 46. ve 63.maddeleriyle ilgisi
görülmemiştir.
Fettah OTO bu görüşe katılmamıştır.
VII-
SONUÇ
1- 7.5.2010 günlü,
5982 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun uyarınca, 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin
Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun ile ilgili gerekli
düzenlemeler yapılmadan, Mahkeme’nin çalışıp çalışamayacağına ilişkin ön
meselenin incelenmesi sonucunda; Mahkeme’nin çalışmasına bir engel
bulunmadığına, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Fettah
OTO, Zehra Ayla PERKTAŞ ile Celal Mümtaz AKINCI’nın,
gerekçesi 2010/68 esas sayılı dosyada belirtilen karşıoyları
ve OYÇOKLUĞUYLA,
2- 24.3.1950 günlü, 5659 sayılı Atatürk
Orman Çiftliği Müdürlüğü Kuruluş Kanunu’na 21.6.2006 günlü, 5524 sayılı Kanun’un
1. maddesiyle eklenen Ek Madde 1’in ikinci fıkrasının Anayasa’ya aykırı
olmadığına ve itirazın REDDİNE, Fettah OTO’nun karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
10.2.2011 gününde karar verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
|
|
|
|
|
Üye
Fettah OTO
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
Üye
Serruh KALELİ
|
|
|
|
|
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
|
Üye
Alparslan ALTAN
|
|
|
|
|
|
Üye
Burhan ÜSTÜN
|
Üye
Engin YILDIRIM
|
Üye
Nuri NECİPOĞLU
|
|
|
|
|
|
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
|
Üye
Erdal TERCAN
|
|
|
|
|
|
KARŞI OY GEREKÇESİ
5659
sayılı Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğü Kuruluş Kanunu’nun 1. maddesinde,
Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğü’nün Tarım Bakanlığı’na bağlı bir tüzel kişilik
olduğu belirtilmiştir. Her ne kadar Yasa’da bu tüzel kişiliğin kamu tüzel
kişiliği mi, yoksa özel hukuk tüzel kişiliği mi hususu belirtilmemiş ise
de,Tarım Bakanlığı’na bağlı oluşu,
bu Kuruluşun bir kamu hukuku tüzel kişisi olduğu şeklinde yorumlanmalıdır.
Kamu tüzel kişilerinin kamu malı niteliğindeki malları dışında kalan özel
malları da vardır. Kamu tüzel kişilerinin özel malları kamunun mülkiyetinde
bulunan ancak, kamu yararına tahsis edilmemiş mallardır.
Yukarıda
anılan kuruluş Kanunu’nun 9. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan
“Müdürlüğe ait gayrimenkuller müdürlük adına tapuya tescil edilir” hükmü
A.O.Ç. adına tapuya tescil edilen taşınmazların kamu malı niteliğinde
değil, kamunun özel malı statüsünde olduğunu göstermektedir. Kamu malları
hukukuna göre kamu malları ancak Hazine adına tapuya tescil edilebilir ve
tapuda kamuya tahsis amacına göre şerh konulabilir.
İtiraza
konu kuralda, A.O.Ç.’ye ait taşınmazlar üzerinde kamu yararı ve hizmet
gerekleri dikkate alınmak suretiyle bedelsiz olarak Ankara Büyükşehir
lehine intifa hakkı tesis edileceği öngörülmektedir. İntifa hakkı irtifak
hakkı kapsamında aynî bir haktır. Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından
inşa edilen metro güzergâhının A.O.Ç. arazisinden
geçen kısmında bulunan arazi üzerinde tesis edilecek intifa hakkı, geçici
değil devamlı bir hak niteliği taşımaktadır. Bu nedenle tesis edilecek
intifa hakkı 5659 sayılı Kanun’un 10. maddesinde sözü edilen
“gayrimenkullerin gerçek veya tüzel kişilere devir ve temliki” kapsamında
değerlendirilerek, itiraz konusu kuralla aynı maddede öngörülen özel yasal
izin şartı yerine getirilmiştir.
Anayasa’nın
46. maddesinde “Devlet ve kamu tüzelkişileri; kamu yararının gerektirdiği
hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette
bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen
esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar
kurmaya yetkilidir.” hükmü yer almaktadır.
Metro
güzergâhı için Ankara Büyükşehir Belediyesi lehine tesis edilecek intifa
hakkının, yukarıda da değindiğimiz gibi devamlı bir hak niteliğini taşıması
ve irtifak hakkı kapsamında aynî bir hak olması, bu hakkın yukarıda anılan
Anayasa hükmü kapsamında değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır. Anayasa
hükmü taşınmazların kamulaştırılması için gerçek karşılığının peşin
ödenmesi şartını getirmektedir. Bu durumda tapuda A.O.Ç. adına kayıtlı taşınmazlar
üzerinde intifa hakkı tesis edilirken bu malların kamu malı değil, kamunun
özel malı niteliğinde olduğu kabul edilmelidir. Bu nedenle gerçek
karşılığının da ödenmesi gerekmektedir.
Açıklanan
nedenlerle itiraz konusu kuralda yazılı “bedelsiz olarak” ibaresinin
Anayasa’nın 46. maddesine aykırı olduğu ve bu nedenle iptali gerektiği
görüşüyle çoğunluk kararının bu kısmına karşıyım.
|