|
Anayasa Mahkemesi
Başkanlığından:
Esas Sayısı:
2009/42
Karar Sayısı:
2011/26
Karar Günü:
26.1.2011
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Ankara 2. Vergi Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU :26.5.1981 günlü, 2464 sayılı Belediye Gelirleri
Kanunu’nun, 4.12.1985 günlü, 3239 sayılı Kanun’un 125. maddesiyle
değiştirilen 97. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinin
Anayasa’nın 73. maddesine aykırılığı ileri sürülerek iptali ve yürürlüğünün
durdurulması istemidir.
I- OLAY
“Ruhsat ve İşgaliye Ücreti” olarak istenilen
miktarın tahsili amacıyla düzenlenip tebliğ edilen ödeme emrinin iptali
istemiyle açılan davada, itiraz
konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu
kanısına varan Mahkeme iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle başvurmuştur.
II- İTİRAZIN GEREKÇESİ
Başvuru kararının gerekçe
bölümü şöyledir:
“Uyuşmazlık konusu ödeme emri, 2464 sayılı Belediye
Gelirleri Kanunu’nun itiraza konu 97. maddesi hükmüne istinaden Ankara
Büyükşehir Belediye Meclisi’nce düzenlenen tarifeye göre belirlenen ruhsat
ve işgaliye ücretinin tahsili amacıyla davacıya tebliğ edilmiştir.
Davalı belediye vekilince dava dosyasına ibraz
edilen savunma dilekçesinde, Ankara Büyükşehir Belediyesi Mezarlıklar
Yönetmeliği’nin 31. ve 33. maddelerinde açıklanan ruhsat ve işgaliye
ücretinin Belediye Meclisi kararı ile belirlendiği belirtilmiş, savunma
ekine 5393 sayılı Kanun’un 15. maddesi ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri
Kanunu’nun 97. maddesi uyarınca belirlenen 2007 yılı Mezar Ücret Tarifesi
eklenmiştir.
Bu durumda; dava konusu ödeme emri ile tahsili
amaçlanan ruhsat ve işgaliye ücreti, 2464 sayılı Belediye Gelirleri
Kanunu’nun 97. maddesine ve bu maddenin verdiği yetkiye istinaden Ankara
Büyükşehir Belediye Meclisi’nce düzenlenen tarifeye göre alındığından,
Belediye Gelirleri Kanunu’nun 97. maddesinin bakılan uyuşmazlıkta uygulanması
gereken hüküm olduğu kanaatine varılmıştır.
2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun 97.
maddesinin itiraza konu hükmünün Anayasaya aykırılık gerekçeleri
açıklanmadan önce, söz konusu madde hükmünde geçen “ücret” sözcüğünün,
hükmün içindeki hukuki niteliğinin ve bu kapsamda bu ücretin resim, harç
veya benzeri mali yükümlülüklerden olup olmadığının tartışılması gerekmektedir.
Ücret, kiralanan veya satın alman bir şey için
ödenen paradır. (Türk Dil Kurumu Büyük Türkçe Sözlük) Satın alınan birşey bir mal olabileceği gibi yapılan bir hizmet de olabilmektedir.
Bu kapsamda, olayla ilgili olarak ücret, bir hizmet karşılığı ödenen para olarak
tanımlanabilir. Nitekim, madde hükmünde
belediyelerin ifa edecekleri her türlü hizmet için belediye meclislerince
düzenlenecek tarifelere göre alınacak ücretten bahsedilmektedir.
Madde hükmündeki “ilgililerin isteğine bağlı olarak
ifa edecekleri her türlü hizmet için alınacak ücret”in, resim veya harç
yahut benzeri mali yükümlülük olarak nitelendirilip nitelendirilmeyeceğinin
de açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Harç, 492 sayılı Harçlar
Kanunu’nun gerekçesinde “fertlerin özel menfaatlerine ilişkin olarak, kamu
kurumları ve hizmetlerinden yararlanmaları karşılığında yaptıkları
ödemelerdir.” şeklinde tanımlanmıştır. Buna göre, bir hizmetin harç konusu
olabilmesi için kişilerin bir kamu kurumundan yararlanmaları, kişilere kamu
eliyle özel bir yarar sağlanması ve kamu idaresinin kişilerin özel bir
işiyle uğraşması gerekmektedir.
Resim ise; belirli bir işin veya hizmetin yapılması
için yetkili makamlar tarafından verilen izin karşılığında elde edilen
vergi benzeri bir gelir olarak tanımlanmaktadır (Türk Dil Kurumu Büyük
Türkçe Sözlük). Yüksek Mahkeme’nin 31.3.1987 gün ve E:1986/20, K: 1987/9
sayılı kararında ise, resim, “devlet dairelerinde ve kamu kuruluşlarında
görülen hizmet ve yapılan giderlerin karşılığı olarak yalnız o işle ilgili
olan gerçek ve tüzelkişilerden sağlanan gelirlerdir.” şeklinde
tanımlanmıştır.
Öte yandan; 97. maddede, alınacak ücretin, harç
veya katılma payı konusu yapılmayan ve ilgililerin isteğine bağlı olarak
ifa edilecek tekel olarak verilmiş işler hariç her türlü hizmetlere ilişkin
olduğu belirtilmiştir.
Bu tespitler ışığında, maddedeki ücretin;
belediyece yapılacak tekel olarak verilmiş işler hariç her türlü hizmet
karşılığında alınacak olması ve maddenin başındaki “harç veya katılma payı
konusu yapılmayan” ifadesi nedeniyle, her ne kadar harç adı altında
anılmasa da, harç benzeri mali yükümlülük olduğu ve Anayasa’nın 73. maddesi
ile ilişkilendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Nitekim,
vergi mahkemeleri anılan maddeye istinaden belediyelerce düzenlenen tarifelere
göre alınan ücretlere ilişkin davalara, ücretin vergi, resim, harç ve
benzeri mali yüküm olması nedeniyle bakmakta, vergi mahkemesi kararlarının
temyizi üzerine Danıştay’ın ilgili vergi dava dairesi tarafından da temyiz
istemleri esastan karara bağlanmaktadır. (Örnek olarak, Danıştay Dokuzuncu
Dairesi’nin 11.11.2004 gün ve E:2002/6407, K:2004/5621 sayılı kararı)
İTİRAZ GEREKÇELERİ
İTİRAZ KONUSU HÜKÜM
ANAYASA 73. MADDESİNE AYKIRIDIR.
Anayasanın 73. maddesinin 3. fıkrasında; vergi,
resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulup,
değiştirileceği veya kaldırılacağı, 4. fıkrasında ise; vergi, resim, harç
ve benzeri malî yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle
oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar
içinde değişiklik yapmak yetkisinin Bakanlar Kuruluna verilebileceği
öngörülmüştür.
Verginin yasallığı ilkesi, Anayasa’nın yukarıda
aktarılan 73. maddesinin 3. fıkrasında ifadesini bulmuştur.
Vergilendirme yetkisinin sınırlandırılması,
anayasal demokrasinin gelişimiyle paralellik arz eder. Vergilendirme
yetkisinin sınırlandırılmasının en temel aracından birisi olan verginin
yasallığı ilkesi, tarihi süreç içerisinde demokratik mücadelenin bir sonucu
olarak bugünkü anayasal konumunu kazanmıştır. Vergilendirmeye ilişkin düzenlemelerin
halkoyu ile seçilen parlamento tarafından kanunla yapılması ile vergilemede
keyfiliğin yerini temsil, hukukun üstünlüğü ve hukuki güvenlik almıştır.
Başka bir deyişle, verginin yasallığı ilkesi, keyfi ve takdiri uygulamaları
önleyecek ilkelerin kanunda yer alması zorunluluğunu getirerek bireyin
temel hak ve hürriyetlerini devlete karşı korur. Bu kapsamda; vergide
yasallık ilkesi, vergiyi doğuran olayın, verginin konusunun, matrahının ve
oranının kanun ile belirlenmesini gerektirmektedir.
Öte yandan; verginin yasallığı ilkesi kamu gücüne
dayalı olarak getirilen bütün mali yükümlülükleri kapsar. Bir başka deyişle, verginin yanında, resim, harç ve
benzeri yükümlülükler de bu ilkenin kapsamındadır.
Anayasada verginin yasallığı ilkesinin iki
istisnasından biri; 73. maddenin yukarıda aktarılan 4. fıkrası ile Bakanlar
Kuruluna, muaflık, istisna, indirim ve oranlara ilişkin hükümlerde, kanunun
belirttiği aşağı ve yukarı hadler içinde değişiklik yapma yetkisinin
verilmiş olmasıdır.
Bunun dışında, Anayasa’nın 91. maddesine göre,
sıkıyönetim ve olağanüstü hal durumunda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin
Bakanlar Kurulu’na vereceği kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi
çerçevesinde Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunca
vergi ödevi ile ilgili düzenleme yapılabilecektir.
Biri olağan dönemlerde, diğeri olağanüstü
dönemlerdeki bu iki durum dışında hiçbir şekilde vergiye ilişkin bir
düzenlenme yasama organı dışındaki bir devlet organı tarafından yapılamaz.
Zaten, bu iki istisnai durumda da, yasama organının etkili bir belirleme ve
denetim gücüne sahip olduğu tartışmasızdır.
Neticede; Yüksek Mahkeme’nin 18.7.1994 gün ve E:
1994/46, K: 1994/57 sayılı kararında da belirtildiği üzere, vergi ve malî
yükümlülüklerin kanunla konulmasını öngören 73. madde, malî yükümlülüğün
yalnızca yasa ile konulabileceği ve yasanın hiçbir şekilde bu konuda
yürütme organını ve idareyi yetkili kılamayacağı anlamındadır.
Belediye Gelirleri Kanunu’nun 97. maddesinin
itiraza konu “Belediyeler bu Kanunda harç veya katılma payı konusu
yapılmayan ve ilgililerin isteğine bağlı olarak ifa edecekleri her türlü
hizmet için belediye meclislerince düzenlenecek tarifelere göre ücret
almaya yetkilidir.” şeklindeki hükmünde, mali yükümlülüğü doğuran olay,
mali yükümlülüğün konusu, matrahı ve oranı ile ilgili hiçbir düzenleme
yapılmamış, bu konudaki tüm yetki belediye meclislerine verilmiştir. Maddede “ilgililerin isteğine bağlı olarak ifa
edecekleri her türlü hizmet” ibaresi ile mali yükümlülüğü doğuran olay ve
mali yükümlülüğün konusu hususunda, “belediye meclislerince düzenlenecek
tarifelere göre” ibaresi ile de mali yükümlülüğün matrahı ve oranı
hususunda yetki belediye meclislerine verilmektedir. Böylece, itiraza konu
madde hükmü, belediye meclislerine geniş takdir yetkisi çerçevesinde keyfi
mali yükümlülük getirme hususunda hukuki dayanak olabilecek niteliktedir.
Vergilendirme konusunda yasama organı tarafından
Anayasanın 73. maddesinin 4. fıkrasında açıklandığı şekilde sadece Bakanlar
Kurulu’na yetki verilebilir. Bunun dışında, olağan dönemlerde vergilendirme
konusunda takdir yetkisine ve keyfiliğe yol açabilecek bir yetki belediye
meclisleri de dahil olmak üzere hiçbir merciye verilemez. Aksi takdirde, anayasal demokrasinin
gelişiminde bir mihenk taşı niteliğinde olan verginin yasallığı ilkesi zedelenmiş
olur ve bunun sonucu olarak da, bireylerin temel hak ve hürriyetlerinin,
takdiri ve keyfi idare uygulamalarından korunması olanaksız hale gelir.
Sonuç olarak; mali yükümlülüğü doğuran olayı, mali
yükümlülüğün konusunu, matrahını, oranını göstermeyen yasa ile getirilen
mali yükümlülük, yasayla düzenleme zorunluluğunu anlamsız kılacağından,
2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun 97. maddesinde yer alan
“Belediyeler bu Kanunda harç veya katılma payı konusu yapılmayan ve
ilgililerin isteğine bağlı olarak ifa edecekleri her türlü hizmet için
belediye meclislerince düzenlenecek tarifelere göre ücret almaya
yetkilidir.” hükmü, Anayasanın 73. maddesinin 3. fıkrasındaki “Vergi,
resim, harç ve benzeri malî yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir
veya kaldırılır.” hükmüne aykırı bulunmaktadır.
HÜKÜM : Açıklanan nedenlerle, Anayasa’nın 152. ve bir davaya bakmakta olan
mahkemenin, o dâva sebebiyle uygulanacak olan bir kanun hükmünün Anayasa’ya
aykırı olduğu kanısına götüren görüşünü açıklayan kararı ile Anayasa
Mahkemesine başvurması gerektiğini düzenleyen 2949 sayılı Kanun’un 28.
maddesinin 1. fıkrası gereğince 2464 sayılıBelediye Gelirleri Kanunu’nun 97. maddesinde yer alan “Belediyeler
bu Kanunda harç veya katılma payı konusu yapılmayan ve ilgililerin isteğine
bağlı olarak ifa edecekleri her türlü hizmet için belediye meclislerince
düzenlenecek tarifelere göre ücret almaya yetkilidir.” hükmünün,
Anayasa’nın 73. maddesine aykırı olduğu kanaati ile bu hükmün iptali ve
bakılan davalar açısından bu hükmün uygulanmasından doğacak sonradan
giderilmesi güç veya olanaksız durum ve zararların önlenmesi için iptali
istenilen hükmün yürürlüğünün durdurulması istemiyle Anayasa Mahkemesine
başvurulmasına ve dosyadaki belgelerin onaylı birer örneklerinin Anayasa
Mahkemesi Başkanlığına gönderilmesine, 17/03/2009 tarihinde karar verildi.”
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
26.5.1981 günlü, 2464 sayılı Belediye Gelirleri
Kanunu’nun, iptali
istenilen cümleyi de içeren 4.12.1985 günlü, 3239 sayılı Kanun’un
125. maddesiyle değiştirilen 97. maddesi şöyledir:
“Belediyeler
bu Kanunda harç veya katılma payı konusu yapılmayan ve ilgililerin isteğine
bağlı olarak ifa edecekleri her türlü hizmet (...) için belediye
meclislerince düzenlenecek tarifelere göre ücret almaya yetkilidir.
Belediye’ye tekel olarak verilmiş işler kendi özel hükümlerine tabidir.
(İkinci fıkra iptal: An. Mah. nin
31/3/1987 tarih ve E: 86/20, K.: 87/9 sayılı
kararı ile)”
B- Dayanılan Anayasa Kuralı
Başvuru kararında, Anayasa’nın 73. maddesine
dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8.
maddesi uyarınca, Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz
PAKSÜT, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet
AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Mustafa YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ve Zehra Ayla PERKTAŞ’ın
katılımlarıyla 2.7.2009 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada
eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine ve yürürlüğü durdurma
isteminin esas inceleme aşamasında karara bağlanmasına oybirliğiyle karar
verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin
rapor, itiraz konusu yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların
gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği
görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, kiralanan veya satın alınan bir
mal veya hizmet için ödenen para anlamına gelen ücretin, itiraz konusu
kural gereğince harç veya katılma payı konusu yapılmayan konulara ilişkin
ve belediyeye tekel olarak verilmiş işler hariç her türlü hizmet
karşılığında alınacak olması nedeniyle,harç benzeri bir mali yükümlülük olarak kabul edilmesi icap ettiği,
harç benzeri mali yükümlülük olarak kabul edildiğinde de matrah ve oranının
kanunda belli edilmesi gerektiği, itiraz konusu kuralla bu konulardaki
yetkinin belediye meclislerine bırakılmasının Anayasa’nın 73. maddesine
aykırı olduğu savlarına dayanılmıştır.
İtiraz konusu kuralda, belediyelere, 2464 sayılı Kanun’da harç veya katılma
payı konusu yapılmamış olan ve ilgililerin isteğine bağlı olarak ifa
edilecek olan hizmetler için, belediye meclislerince düzenlenecek
tarifelere göre ücret alma yetkisi verilmektedir. Kural uyarınca,
belediyeler tarafından yapılacak bir hizmetin ücret konusu yapılabilmesi
için, o hizmetin harç veya katılım payına konu edilmemiş olması ve
hizmetten yararlanacak kişilerin bizzat belediyeden bu hizmetin yapılmasını
talep etmiş olmaları gerekmektedir. Bir başka anlatımla, harç veya katılma
payı konusu yapılmamış olan ve ilgililerin isteği üzerine sunulacak olan
hizmetler için belediyelerce sadece “ücret” istenilebilecektir. Kurala
göre, ilgililerin isteği olmaksızın yapılan hizmetler ile kanunlarda veya
sair mevzuatta belediyece yapılması zorunlu kılınan hizmetler için ücret
alma yetkisi bulunmamaktadır. Kuralın verdiği yetki çerçevesinde belediye
meclislerince ücret tarifesine konu edilebilecek hizmetler, kişilerin
tamamen kendi isteklerine ve tercihlerine bağlı olarak yararlanacakları
hizmetlerdir.
Anayasa’nın 73. maddesinin birinci fıkrasında,
herkesin, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi
ödemekle yükümlü olduğu belirtilmiş ve diğer fıkralarında da bu
yükümlülüğün ilkeleri gösterilmiştir. Maddenin üçüncü fıkrasında, “Vergi,
resim, harç ve benzeri malî yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir
veya kaldırılır.” denilerek verginin kanuniliği ilkesi benimsenmiştir.
Verginin kanuniliği ilkesi, takdire dayalı keyfî uygulamaları önleyecek
sınırlamaların yasada yer almasını gerektirmekte ve vergi yükümlülüğüne
ilişkin düzenlemelerin konulması, değiştirilmesi veya kaldırılmasının yasa
ile yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Buna göre vergide, yükümlü,
matrah, oran, tarh, tahakkuk, tahsil, uygulanacak yaptırımlar ve zamanaşımı
gibi konuların yasayla düzenlenmesi zorunludur.
İtiraz konu kuralla, belediye meclislerine verilen,
“ücret” adı altında vergi, resim, harç veya benzeri mali yüküm tarifesi
belirleme yetkisi değil, ilgililerin isteğine bağlı olarak ifa edecekleri
hizmetlerin karşılığı olarak ücret tarifesi belirleme yetkisidir.
Belediyelere tekel olarak verilmemiş, kişilerin isteği üzerine sunulan
hizmetler için bir tarifeye dayalı olarak istenilen “ücret”in vergi, resim,
harç ve benzeri mali yüküm olarak nitelendirilmesi mümkün değildir.
Açıklanan nedenlerle, kural Anayasa’nın 73.
maddesine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
VI- YÜRÜRLÜĞÜN
DURDURULMASI İSTEMİ
26.5.1981 günlü, 2464 sayılı Belediye Gelirleri
Kanunu’nun, 4.12.1985 günlü, 3239 sayılı Kanun’un 125. maddesiyle
değiştirilen 97. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesine yönelik
iptal istemi, 26.1.2011 günlü, E. 2009/42, K. 2011/26 sayılı kararla
reddedildiğinden, bu cümleye ilişkin YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN
REDDİNE,26.1.2011 gününde
OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
VII- SONUÇ
1- 7.5.2010
günlü, 5982 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun uyarınca, 2949 sayılı Anayasa
Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun ile ilgili
gerekli düzenlemeler yapılmadan, Mahkeme’nin çalışıp çalışamayacağına
ilişkin ön meselenin incelenmesi sonucunda; Mahkeme’nin çalışmasına bir
engel bulunmadığına, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Fettah
OTO, Zehra Ayla PERKTAŞ ile Celal Mümtaz AKINCI’nın,
gerekçesi 2010/68 esas sayılı dosyada belirtilen karşıoyları
ve OYÇOKLUĞUYLA,
2- 26.5.1981 günlü, 2464 sayılı Belediye
Gelirleri Kanunu’nun, 4.12.1985 günlü, 3239 sayılı Kanun’un 125. maddesiyle
değiştirilen 97. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinin
Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
26.1.2011 gününde karar verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz
PAKSÜT
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
|
Üye
Ahmet AKYALÇIN
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
Üye
Fettah OTO
|
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
Üye
Serruh KALELİ
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
|
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
|
Üye
Alparslan ALTAN
|
Üye
Burhan ÜSTÜN
|
|
Üye
Engin YILDIRIM
|
Üye
Nuri NECİPOĞLU
|
|
Üye
Hicabi DURSUN
|
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
|
|