|
Anayasa
Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı : 2009/5
Karar Sayısı: 2011/31
Karar Günü: 3.2.2011
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN
: Bursa İkinci Vergi Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 4.1.1961
günlü, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 25.5.1995 günlü, 4108 sayılı Kanun’un
8. maddesiyle değiştirilen 353. maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer alan
“… Maliye Bakanlığınca düzenleme zorunluluğu getirilen belgelerin…”
ibaresinin, Anayasa’nın 2., 7., 38. ve 73.
maddelerine aykırılığı savıyla iptaline karar verilmesi istemidir.
I- OLAY
Adisyon fişi düzenlenmediğinden bahisle 213 sayılı
Yasa’nın 353. maddesinin ikinci fıkrasına dayanılarak kesilen özel
usulsüzlük cezasına karşı açılan davada, kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu
kanısına varan Mahkeme iptali için başvurmuştur.
II- İTİRAZIN GEREKÇESİ
Başvuru
kararının gerekçe bölümü şöyledir:
“Anayasa’da yer
alan “hukuk devleti” ile “kanunsuz suç ve ceza olmaz” ilkeleri bir arada
düşünüldüğünde, hukuk devletlerinde ceza ve ceza yerine geçen tedbirlerin
ancak yasayla konulabileceği, idarenin kendi tasarrufları ile kişi hak ve
özgürlüklerinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide
uygulayamayacağını, ayrıca yasama yetkisinin Türk Milleti adına Türkiye
Büyük Millet Meclisi’ne ait bulunduğunu, bu yetkinin devredilemeyeceğini,
kanunilik ilkesinin vergi ve benzeri sorumluluklar için de geçerli olan bir
anayasal ilke olduğu dikkate alındığında itiraz konusu kuralın bu haliyle
Anayasa’nın 2, 7, 38 ve 73. maddelerine aykırı olduğu açıktır.
Nitekim Anayasa’nın
38. maddesinin ilk fıkrasında, “kimse kanunun suç saymadığı bir fiilden
dolayı cezalandırılamaz” denilerek “suçun yasallığı”, üçüncü fıkrasında da
“ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur”
denilerek “cezanın yasallığı” ilkesi vurgulanmıştır.
Suç ve cezaların yasayla
belirlenmesi, hukukun temel ilkelerinden biridir. Günümüzde bu ilkeye uluslararası
hukukta ve insan hakları belgelerinde de yer verilmektedir. İlkenin esası,
kişilerin yasak eylemleri ve bunlar karşılığında verilecek cezaları önceden
bilmelerini sağlamak düşüncesine dayanmaktadır. Suç ve cezaların yalnızca
yasayla konulup kaldırılması da yeterli olmayıp kuralların kuşkuya yer
vermeyecek biçimde açık ve sınırlarının da belli olması gerekir. Bu
bağlamda cezanın kanuniliği ilkesi, her şeyden önce o suçun kanun tarafından
“tanımlı” olmasını gerekli kılar.
Bu kapsamda Anayasa
Mahkemesi verdiği, 18.06.2003 gün ve Esas No:2000/5, Karar No:2003/65
sayılı kararında; suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin amacı ile ilgili
olarak kişilerin yasak eylemleri ve bunlar karşılığında verilecek cezaları
önceden bilmelerini sağlamak düşüncesine dayandığı vurgulanmıştır.
Yine 06.01.2005 gün
ve Esas No: 2001/3, Karar No: 2005/4 sayılı kararında da Anayasa’nın 2.
maddesinde belirlenen ve Cumhuriyetin temel nitelikleri arasında sayılan
hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve Özgürlükleri koruyup
güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir
hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuk güvenliğini
gerçekleştiren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm
devlet organlarına egemen kılan, yargı denetimine açık, yasaların üstünde
Anayasa’nın ve yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri
bulunduğu bilincinde olan devlet olarak tanımlanmış ve hukuk devletinde yasa
koyucu, yasaların yalnız Anayasa’ya değil, evrensel hukuk ilkelerine de
uygun olmasını sağlamakla yükümlü olduğu belirtilerek Anayasa’nın 38.
maddesinin birinci fıkrasında, “Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan
kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu
işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza
verilemez”, üçüncü fıkrasında da “Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik
tedbirleri ancak kanunla konulur.” denilmiştir.”
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
4.1.1961
günlü, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 25.5.1995 günlü, 4108 sayılı
Yasa’nın 8. maddesiyle değiştirilen ve itiraz konusu ibareyi içeren 353.
maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“2.
Perakende satış fişi, ödeme kaydedici cihazla verilen fiş, giriş ve yolcu
taşıma bileti, sevk irsaliyesi, taşıma irsaliyesi, yolcu listesi, günlük
müşteri listesi ile Maliye Bakanlığınca düzenlenme zorunluluğu getirilen
belgelerin; düzenlenmediğinin, kullanılmadığının, bulundurulmadığının, düzenlenen
belgelerin aslı ile örneğinde farklı meblağlara yer verildiğinin veya
gerçeğe aykırı olarak düzenlendiğinin tespiti halinde, her bir belge için
10 000 000 (149 YTL) lira özel usulsüzlük cezası
kesilir.”
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa’nın 2.,
7., 38. ve 73.maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8.
maddesi gereğince, Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz
PAKSÜT, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet
AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, A. Necmi ÖZLER, Serdar
ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ve Zehra
Ayla PERKTAŞ’ın katılımlarıyla 29.1.2009 gününde
yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin
esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına
ilişkin rapor, itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve
bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra
gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Kuralın Anlam ve Kapsamı
Vergi yükümlülerinin belirlenen yer, zaman ve
şekilde ödevlerini yapmamaları durumunda 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nda
iki tür yaptırım öngörülmüştür. Birinci türün kapsamına, yükümlülerin 213
sayılı Yasa’nın kimi maddelerinde öngörülen eylemlerinden dolayı
mahkemelerce uygulanan ve ceza hukuku kapsamında kalan yaptırımlar
girerken, ikinci türün kapsamına vergi idarelerinin uyguladıkları para
cezaları gibi idarî nitelikteki cezalar girmektedir.
213 sayılı Yasa’da düzenlenen idarî nitelikteki
vergi cezalarından biri olan usulsüzlük cezası, aynı Yasa’nın 351. maddesinde vergi kanunlarının şekil ve usule
ilişkin hükümlerine riayet edilmemesi şeklinde tanımlanmıştır. Usulsüzlük
cezaları, aynı Yasa’nın 352. maddesinde yer alan “genel usulsüzlük” ve 353., 355. ve mükerrer 355. maddelerinde yer alan “özel
usulsüzlük” şeklinde iki ana gruba ayrılarak düzenlenmiştir. Genel
usulsüzlük cezalarından daha ağır yaptırımlar içeren özel usulsüzlük
cezaları ağırlıklı olarak 213 Sayılı Yasa’da yer alan belgelerin verilmesi
ve alınması yükümlülüklerine aykırı davranılması halinde ortaya
çıkmaktadır.
213 sayılı Yasa’nın Mükerrer 257.
maddesi ile Maliye Bakanlığı, vergi kayıp ve kaçağını önlemek amacıyla,
tutulmakta olan defter ve belgelere ilâve olarak tutulmasını veya
düzenlenmesini uygun gördüğü defter veya belgelerin mahiyet, şekil ve
ihtiva edeceği hususları belirlemeye, bunlarda değişiklik yapmaya yetkili
kılınmıştır. Anılan maddenin Maliye Bakanlığı’na verdiği bu yetkiye
dayanılarak gerçek usulde vergilendirilen hizmet işletmelerinde adisyon kullanılması mecburiyeti getirilmiş ve adisyon
kullanımına ilişkin usul ve esaslar 185 Sıra No’lu
Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile belirtilmiştir. Söz konusu genel
tebliğde ayrıca adisyon kullanmayanlar hakkında
itiraz konusu kuralın değişiklik öncesi haline gönderme yapılarak özel
usulsüzlük cezasının uygulanacağı belirtilmiştir.
B- Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
Başvuru kararında, hukuk devletinde ceza ve ceza yerine geçen tedbirlerin
ancak yasayla konulabileceği, idarenin kendi tasarrufları ile kişi hak ve
özgürlüklerinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamayacağı,
yasama yetkisinin Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisine ait
olduğu, bu yetkinin devredilemeyeceği, kanunilik ilkesinin vergi ve benzeri
sorumluluklar için de geçerli olan bir anayasal ilke olduğu
belirtilerek, itiraz konusu kuralın Anayasa’nın 2.,
7., 38. ve 73. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
1- Anayasa’nın 7. Maddesi
Yönünden İnceleme
Anayasanın 7. maddesinde yasama
yetkisinin Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olduğu ve
bu yetkinin devredilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
213 Sayılı Yasa’nın, yükümlülerin
vergilendirmeyle ilgili belirli olgu ve işlemleri belirli belgelere
bağlamalarını ve bu belgelerle ispat etmelerini öngörmüş bulunması,
yükümlünün beyanına dayalı olan Türk vergi sisteminin bir gereğidir. Türk
vergi sisteminde verginin salınması, yükümlünün beyanına; yükümlünün
beyanı, defter kayıtlarına; defter kayıtları ise yasal koşulları içeren
belgelere uygun olması ve belgelerin biçimsel koşulları taşımaları zorunluluğunun
yanında, gerçek durumu yansıtmaları gerekmektedir.
Ek belge düzenleme zorunluluğu getirme
yetkisi, vergi yükümlülerinin ekonomik ve teknik gereklere uymayan ya da
normal ve alışılmış sayılmayacak bir sav ile karşılaşmamaları için önceden
alınmış bir önlem niteliğinde olup, vergi kayıp ve kaçağını önlemek amacını
taşımaktadır. Maliye Bakanlığına verilen tutulmakta olan defter ve
belgelere ilaveten defter tutulmasını ve belge düzenlenmesini belirleme
yetkisi, amacının ve sonuçlarının yasada belirlenmiş olması, günlük
olayların izlenmesine, teknik ya da ayrıntıya ilişkin konuların
düzenlenmesine yönelik bulunması karşısında yasama yetkisinin devri
niteliğinde değildir. Bu ölçüler ve amacı aşan idari düzenlemeler idari
yargı tarafından iptal edilecektir.
Belgelendirmede güdülen amaç, ödenmesi
gereken vergilerin, vergi incelemesi yoluyla doğruluğunu araştırmak, tespit
etmek ve sağlamak olduğuna ve gerçek usulde vergilendirilenlere de adisyon düzenlemeleri sureti ile ücret karşılığında
verilen bir hizmete açıklık getirildiğine göre, yasadan alınan yetkiyle
Bakanlıkça düzenlenmesi gereken bir belge olarak belirlenmesinde Anayasa’ya
aykırı bir yön bulunmamaktadır.
2- Anayasa’nın 38.
Maddesi Yönünden İnceleme
Anayasa’nın 38. maddesinin onbirinci fıkrası ile idarenin, hürriyeti bağlayıcı
ceza uygulamasına olanak tanınmamış ise de para cezası vermesi
engellenmemiştir.
Yasa koyucu, suçların niteliği, işlenme
biçimi, içerik ve yoğunluğu, kamu düzenini ihlal derecesi ve cezaların
caydırıcılığı gibi nedenleri gözeterek, Anayasa ve ceza hukukunun temel
ilkeleri çerçevesinde, hangi eylemlerin suç sayılacağını ve bunlara
verilecek cezaların tür ve miktarını saptayabileceği gibi toplumsal
sonuçları bakımından doğurduğu tehlikenin ağırlığına göre, kimi eylemlere
hürriyeti bağlayıcı cezalar dışında, idari yaptırımlar uygulanmasını da
öngörebilir.
Diğer yandan, suçun yasayla saptanması,
maddi olay olarak bir eylemin, ne zaman suç niteliğini alacağını belirlemek
demektir. Öğretide suçun yasada tanımlanmış ve karşılığında bir cezanın
gösterilmiş olması, yasayla saptama olarak kabul edilmektedir. Suç sayılan
eylem ve cezası yasada açıkça gösterildikten sonra yasama organının
uzmanlık ve yönetim tekniğine ilişkin konularda alınacak önlemlerin duyulan
gereksinmelere uygunluğunu sağlamak amacıyla yürütme organına kimi kararlar
almak üzere yetki vermesi idari kararlarla suç ihdası anlamına gelmez.
213 sayılı Yasa’nın 353. maddesi ile
özel usulsüzlüklerin hangi eylemlerden oluştuğu ve karşılığında ne tür bir
ceza verileceği açık bir şekilde ortaya konulmaktadır. İtiraz konusu
kuralın yer aldığı 353. maddenin 2. fıkrasında sayılan ve düzenlenmemeleri
özel usulsüzlük cezasını gerektiren belgelerin neler olduğu ve taşıması
gereken bilgilerin içeriği anılan Yasa’nın 227 ila 242. maddelerinde
ayrıntılı biçimde sayılmıştır.Bu
fıkrada sayılan belgelerin niteliği ve amacı gözetildiğinde; vergi kayıp ve
kaçağını önlemek amacıyla Maliye Bakanlığına verilen, sayılan belgelere
ilaveten belge düzenlenmesini belirleme yetkisinin, günlük olayların
izlenmesine, teknik ya da ayrıntıya ilişkin konuların düzenlenmesine
yönelik önlem niteliğinde olduğunun kabulü gerektiğinden Anayasanın 38.
maddesine aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, vergi kayıp ve
kaçağına yol açabilecek eylemleri önlemek, verginin zamanında ve eksiksiz
ödenmesini sağlamak amacıyla Maliye Bakanlığı’nca getirilen belge düzenleme
zorunluluğunun yerine getirilmemesini idari para cezası yaptırımına
bağlayan itiraz konusu kural, Anayasa’nın 7. ve 38. maddelerine aykırı değildir.
İptal isteminin reddi gerekir.
İtiraz konusu kuralın Anayasa’nın 2. ve
73. maddeleri ile ilgisi görülmemiştir.
Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN ve
Zehra Ayla PERKTAŞ bu görüşe katılmamışlardır.
VI- SONUÇ
1- 7.5.2010
günlü, 5982 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun uyarınca, 2949 sayılı Anayasa
Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun ile ilgili
gerekli düzenlemeler yapılmadan, Mahkeme’nin çalışıp çalışamayacağına
ilişkin ön meselenin incelenmesi sonucunda; Mahkeme’nin çalışmasına bir
engel bulunmadığına, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Fettah
OTO, Zehra Ayla PERKTAŞ ile Celal Mümtaz AKINCI’nın,
gerekçesi 2010/68 esas sayılı dosyada belirtilen karşıoyları
ve OYÇOKLUĞUYLA,
2- 4.1.1961 günlü, 213 sayılı Vergi
Usul Kanunu’nun 25.5.1995 günlü, 4108 sayılı Kanun’un 8. maddesiyle
değiştirilen 353. maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer alan “…
Maliye Bakanlığınca düzenlenme zorunluluğu getirilen belgelerin …”
ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN ile Zehra Ayla PERKTAŞ’ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
3.2.2011
gününde karar verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz
PAKSÜT
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
|
Üye
Ahmet AKYALÇIN
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
Üye
Fettah OTO
|
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
Üye
Serruh KALELİ
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
|
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
|
Üye
Alparslan ALTAN
|
Üye
Burhan ÜSTÜN
|
|
Üye
Engin YILDIRIM
|
Üye
Nuri NECİPOĞLU
|
Üye
Hicabi DURSUN
|
|
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
|
Üye
Erdal TERCAN
|
KARŞIOY GEREKÇESİ
4.1.1961 günlü, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun
353. maddesinin 4108 sayılı Yasa’nın 8. maddesiyle değiştirilen (2)
numaralı fıkrasında, “Perakende satış fişi, ödeme kaydedici cihazla verilen
fiş, giriş ve yolcu taşıma bileti, sevk irsaliyesi, taşıma irsaliyesi,
yolcu listesi, günlük müşteri listesi ile Maliye Bakanlığınca düzenleme
zorunluluğu getirilen belgelerin, düzenlenmediğinin, kullanılmadığının,
bulundurulmadığının, düzenlenen belgelerin aslı ile örneğinde farklı
meblağlara yer verildiğinin veya gerçeğe aykırı olarak düzenlendiğinin
tespiti halinde, her bir belge için 10.000.000 (149 YTL) özel usulsüzlük
cezası kesilir” denilmiş, itiraz yoluna başvuran Mahkeme tarafından bu fıkranın,
“Maliye Bakanlığınca düzenleme zorunluluğu getirilen belgelerin” bölümünün
Anayasa’ya aykırılığı ileri sürülerek iptali istenmiştir. Buna göre, itiraz konusu bölüm uyarınca, Maliye
Bakanlığınca düzenleme zorunluluğu getirilen belgelerle ilgili (2) numaralı
fıkrada belirtilen hususlara uyulmaması özel usulsüzlük cezası
uygulanmasına neden olacaktır. Böylece, bu konuda vergi suçunun ne olduğunu
belirleme yetkisi idareye bırakılmıştır.
Anayasa’nın 38. maddesinde suç ve cezaların
yasallığı ilkesi benimsenmiştir. Bu ilke, suç oluşturan eylemlerin ve
bunların cezalarının kuşku ve duraksamaya yol açmayacak biçimde, açık, net
ve anlaşılabilir biçimde yasa ile düzenlenmesini gerektirmektedir. Kamu
otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı, kişi güvenliğinin
sağlanmasındaki üstün hukuki yarar da böyle bir düzenlemeyi zorunlu
kılmaktadır. İtiraz konusu bölümde öngörülen “düzenleme zorunluluğu
getirilen belgelerin” neler olduğunu belirleyecek olan Maliye Bakanlığının,
bu konuya ilişkin kuralları ne zaman getireceği, değiştireceği veya
kaldıracağı belli olmadığından, suç oluşturan eylemin, yasaya bakılarak
saptanması olanaklı değildir. İdare tarafından suçun, tebliğ gibi
düzenleyici tasarruflarla belirlenmesinin ise yasallık ilkesinin içerdiği
temel güvenceleri sağlayamayacağı kuşkusuzdur.
Açıklanan nedenlerle itiraz konusu düzenlemenin,
Anayasa’nın 38. maddesine aykırı olduğu ve iptali gerektiği düşüncesiyle
çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Üye
Fulya
KANTARCIOĞLU
KARŞIOY GEREKÇESİ
4.1.1961 günlü, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun
25.5.1995 günlü, 4108 sayılı Kanun’un 8. maddesiyle değiştirilen 353.
maddesinin 2 numaralı bendinde yer alan “… Maliye Bakanlığınca
düzenleme zorunluluğu getirilen belgelerin…” şeklindeki ibare, Anayasa Mahkemesi’nin 13.1.2011 günlü,
E.2009/21, K.2011/16 sayılı
kararında belirttiğim gerekçe uyarınca, Anayasa’nın 38. maddesindeki
“suçta kanunilik” ilkesine aykırıdır.
İptali gerekir.
Üye
Mehmet
ERTEN
KARŞIOY GEREKÇESİ
İtiraz konusu 4.1.1961 günlü, 213 sayılı Vergi Usul
Kanunu’nun 25.5.1995 günlü 4108 sayılı Yasa’nın 8. maddesi ile değiştirilen353.
maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer alan “Maliye Bakanlığınca düzenlenme
zorunluluğu getirilen belgelerin…” şeklindeki ibaredir.
“Özel usulsüzlükler ve cezaları” başlıklı 353.
maddede fatura ve benzeri evrak verilmemesi ve alınmaması ile diğer şekil
ve usul hükümlerine uyulmaması halinde uygulanacak özel usulsüzlük cezaları
düzenlenmektedir. İptali istenen ibarenin yer aldığı 2 numaralıfıkrada ise; “Perakende satış
fişi, ödeme kaydedici cihazla verilen, fiş, giriş ve yolcu taşıma bileti,
sevk irsaliyesi, taşıma irsaliyesi, yolcu listesi, günlük müşteri listesi
ile Maliye Bakanlığınca düzenlenme zorunluluğu getirilen belgelerin
düzenlenmediğinin, kullanılmadığının, bulunmadığının düzenlenen belgelerin
aslı ile örneğinde farklı meblağlara yer verildiği veya gerçeğe aykırıolarak düzenlendiğinin tespiti halinde
her bir belge için özel usulsüzlük cezası kesilir.” denilmektedir.
Anayasa’nın 2. maddesine göre Türkiye Cumhuriyeti
demokratik bir hukuk devletidir. Buna göre Devletin tüm organları Anayasa
ve hukukun üstün kuralları ile bağlı olup, görev ve yetkilerinin bu
çerçevede konulan yasalarla belirlenmesi ve yürütme organına bırakılan
yetkilerin sınırlarının açıkça gösterilmesi gerekmektedir. Öte yandan “hukuk
devleti” ilkesi yürütme organınınfaaliyetlerinin “belirlilik”
dolayısıyla “hukuki güvenlik” ilkesi sonucunda “öngörülebilir olmasını”
gerektirmektedir.
Anayasa’nın 38. maddesinin birinci fıkrasında;”
Kimse işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden
dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için
konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.”denilerek“suç ve cezanın yasallığı” esası
benimsenmiştir.
Anayasa’nın 73. maddesinde düzenlenen vergi
ödevinin zamanında eksiksiz ve usulune uygun
yerine getirilmesi içinilgili yasalarda hürriyeti bağlayıcı cezaların yanı sıra,
adli veya idari nitelikte para cezalarına da yer verilmiştir. Bu bağlamda
vergi suç ve cezalarına ilişkin kurallar 213 sayılı Vergi Usul Kanununda
düzenlenmekte olup bu düzenlemelerde ceza hukukunun genel ilkeleri de göz
önünde bulundurulmak suretiyle “suç ve cezada yasallık” ilkesi benimsenmiştir.
Anayasa’nın 38. maddesindeki yasallık ilkesinin belirlilik ilkesi ile
birlikte değerlendirilmesi sonucunda suç ve cezalara ilişkin yasal
düzenlemenin herhangi bir kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net,
anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, kamu otoritesinin keyfi
uygulamalarına karşıkoruyucu önlem içermesi gerekmektedir.
İtiraza konu kuralda öngörülen cezanın, hangi
belgelerin düzenlenmemesi, bulundurulmaması, kullanılmaması halinde
uygulanacağı belirgin olarak düzenlenmemekte, “Maliye Bakanlığınca
düzenlenme zorunluluğu getirilen belgeler” şeklinde ifade edilerek bu
belgelerin ne tür belgeler olduğunun tespiti Maliye Bakanlığı’nın
düzenlemesine bırakılmaktadır.
Bu durumda kural Anayasa’nın 2. maddesinde
belirtilen hukuk devleti, 38. maddesinde düzenlenen suç ve cezaların
yasallığı ilkesine aykırıdır.
Açıklanan nedenle, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun
25.5.1995 günlü 4108 sayılı Yasa’nın 8. maddesi ile değiştirilen 353.
maddesinin 2 numaralı fıkrasında yer alan “Maliye Bakanlığınca düzenlenme
zorunluluğu getirilen belgeler” ibaresinin iptali gerektiği oyu ile verilen
karara katılmıyorum.
Üye
Zehra
Ayla PERKTAŞ
|