|
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:
Esas
No: 2010/15094
Karar
No: 2011/4618
YARGITAY İLAMI
İncelenen
Kararın:
Mahkemesi:
Savur Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
Tarihi:
6/6/2006
Numarası: Esas no: 2006/29Karar no: 2006/29
Davacı: Turan Ok
Davalı: Ursula Ok
Dava Türü: Yabancı Mahkeme (Boşanma) Kararının Tanınması-Tenfizi
Temyiz Eden:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi
sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısıüzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle
evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı vekili tarafından açılan davada
Almanya-Alfeld (Lein) Sulh Mahkemesinin 8/9/2005 tarih ve 6F 366/04 S sayılı boşanma kararının tenfizine karar verilmesinin talep edildiği, mahkemece yapılan yargılama sonucunda
davanın kabulüne karar verildiği, hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Hüküm tarihinde yürürlükte olan 2675 sayılı MilletlerarasıÖzel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun 37. maddesinde tenfiz dilekçesine eklenecek
belgeler belirtilmiş olup, bu hükme göre yabancı mahkeme ilamının o ülke makamlarınca usulen onanmış tercümesi ile ilamın kesinleştiğini gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile onanmış tercümesinin dilekçeye eklenmesi zorunlu olduğu halde, bu
hususlara uyulmayarak fotokopi ile yetinilmesi de doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri
Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple
kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA,
oybirliğiyle karar verildi. 15/3/2011
——•——
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:
Esas
No: 2010/15095
Karar
No: 2011/4530
YARGITAY İLAMI
İncelenen
Kararın:
Mahkemesi:
Adana 2. Sulh Hukuk Mahkemesi
Tarihi:
14/3/2008
Numarası: Esas no: 2007/1277Karar no: 2008/327
Davacı: Büşra Ergen’e Velayeten Beyhan
Güngör
Davalı: Hasımsız
Dava Türü: Mirasın Hükmen Reddi
Temyiz Eden:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
Davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısıüzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle
evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı vekili tarafından hasımsız olarak açılan mirasın reddi davasında, davacının babasının mirasını borca batık olduğundan reddettiği, bu hususta karar verilmesini talep ettiği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır.
Dava, mirasbırakanın ölüm tarihindeki terekesinin borca batık olması nedeniyle mirasın hükmen (kendiliğinden) reddedilmiş sayılmasına (M.K.m.605/2) ilişkin olup, davanın terekeden alacaklı olanlara karşı açılması ve 23/12/1942 gün 24/29 sayılıİçtihadı Birleştirme Kararına göre görevli mahkemenin tereke alacaklılarının alacak miktarına göre belirlenmesi gerekir.
Mahkemece,
davacının babasının Sosyal Güvenlik Kurumuna 21.893,66 YTL. ve Ziyapaşa Vergi Dairesine 5.679,99 YTL. vergi borcu olduğu belirlenmekle, dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, görev unsuru göz önünde bulundurulmadan davanın esasının incelenmesi,
Kabule göre de; tereke alacaklılarına husumet yöneltilmeden eksik
hasımla yazılışekilde karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri
Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple
kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA,
oybirliğiyle karar verildi. 14/3/2011
——•——
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:
Esas
No: 2010/15096
Karar
No: 2011/4679
YARGITAY İLAMI
İncelenen
Kararın:
Mahkemesi:
Adana 2. Sulh Hukuk Mahkemesi
Tarihi:
26/8/2009
Numarası: Esas no: 2009/90Karar no: 2009/1339
Davacı: Zeki Can Demirli
Davalı: Hasımsız
Dava Türü: Mirasın Hükmen Reddi
Temyiz Eden:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi
sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısıüzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle
evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı tarafından hasımsız olarak açılan mirasın reddi davasında, davacının murisi Yıldırım Kemal Sevindik’in mirasını borca batık olduğundan reddettiği, bu hususta karar verilmesini talep ettiği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır.
Dava, mirasbırakanın ölüm tarihindeki terekesinin borca batık olması nedeniyle mirasın hükmen (kendiliğinden) reddedilmiş sayılmasına (MK.md.605/2) ilişkin olup, davanın terekeden alacaklı olanlara karşı açılması ve 23/12/1942 gün 24/29 sayılıİçtihadı Birleştirme Kararına göre görevli mahkemenin tereke alacaklılarının alacak miktarına göre belirlenmesi gerekir.
Mahkemece,
davacının murisinin borçlu olduğu bono nedeniyle asıl alacak 35.000,00 TL. olan borcu için icra takibi yapıldığı, murisin borcu karşılayacak aktif
malvarlığı olmadığından terekenin
borca batık olduğu belirlenmekle,
dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, görev unsuru gözönünde bulundurulmadan davanın esasına girilerek karar verilmesi,
Diğer yandan, tereke alacaklılarına husumet yöneltilmeden karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri
Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple
kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA,
oybirliğiyle karar verildi. 16/3/2011
——•——
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:
Esas
No: 2010/15104
Karar
No: 2011/4651
YARGITAY İLAMI
İncelenen
Kararın:
Mahkemesi:
Varto Sulh Hukuk Mahkemesi
Tarihi:
3/8/2007
Numarası: Esas No: 2007/115Karar No: 2007/152
Davacı: Remziye Yavaş AYDEMİR
Kısıtlanmasıİstenilen: Dilan YAVAŞ
Davalı: -
Dava Türü: Vesayet
Temyiz Eden:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi
sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısıüzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle
evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı Remziye Yavaş AYDEMİR tarafından hasımsız olarak açılan davada, Fadıl AYDEMİR’den evlilik dışı olma çocuğu 1988 doğumlu Dilan YAVAŞ’ın özürlü olması nedeniyle vasi
olarak atanmasına karar verilmesini istediği, mahkemece davanın reddine karar verildiği, hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 335. maddesinde yer alan, “Ergin olmayan çocuk, ana ve babasının velayeti altındadır. Yasal sebep olmadıkça velayet ana ve babadan alınamaz. Hakim vasi
atanmasına gerek görmedikçe, kısıtlanan ergin çocuklar da ana ve
babanın velayeti altında kalırlar” hükmü gereğince ergin olan çocukların kısıtlanması halinde ana ve
babanın velayetinin devam etmesi asıldır.
Dosyada bulunan
nüfus kayıt örneğine göre kısıtlanması talep edilen
Dilan YAVAŞ 10/11/1988 doğumlu olup dava
tarihinde ergindir. Mahkemece, zihinsel özürlü olduğu sağlık kurulu raporu ile belgelenen ergin Dilan YAVAŞ’ın kısıtlanarak annesinin velayetine bırakılması ya da vasi atanmasına karar verilmesi
gerekirken, küçük olduğu ve velayet altında bulunduğundan bahisle davanın reddine karar
verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri
Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple
kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA,
oybirliğiyle karar verildi.16/3/2011
——•——
Yargıtay 6. Hukuk Dairesinden:
Esas
No: 2010/12408
Karar
No: 2011/1723
YARGITAY İLAMI
Mahkemesi: Finike Sulh Hukuk
Mahkemesi
Esas
No: 2006/400
Karar
No: 2007/63
Karar
Tarihi: 26/2/2007
Davacı: Ramazan ÖZYÜREK
Davalı: Ayşe ÖZYÜREK ve ark.
Üçüncü
Şahıs:
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda
tarih ve numarası yazılı elbirliği halindeki mülkiyetin paylı mülkiyete
çevrilmesi davasına dair karar kanun yararına Cumhuriyet Savcılığı
tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar
okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda
tarih ve numarası yazılı elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete
dönüştürülmesi davasına dair karar temyiz edilmeksizin 17/2/2009 tarihinde
kesinleşmesi üzerine, hüküm kanun yararına Cumhuriyet Savcılığınca temyiz
edilmiştir.
Elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete çevrilmesine
ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda yerel mahkemece verilen ve
Yargıtay’ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan hükmün kanun yararına
bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı tarafından istenilmekle dosyadaki tüm evraklar okunup gereği
görüşülüp düşünüldü.
Elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete çevrilmesine
karar verilirken HUMK.’nun 388/son maddesi gereğince hüküm fıkrasında her
bir paydaşa isabet eden payların ayrı ayrı gösterilmesi zorunlu olup
mahkemece veraset ilamına atıfla yetinilmesi doğru olmadığından Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcılığının Adalet Bakanlığının gösterdiği lüzum üzerine
kanun yararına bozma isteğinin kabulü gerekmiştir.
SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının HUMK.nun
427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan nedenle
kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA ve gereği
yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığına gönderilmesine, 21/2/2011 tarihinde oybirliğiyle karar
verildi.
——•——
Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:
Esas No: 2011/213
Karar No: 2011/2746
YARGITAY İLAMl
Davacı Necati Demre Tuatay ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay’ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 3/3/2010 günlü ve 2010/8 Esas, 2010/42 sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16/12/2010 gün ve Hukuk-2010/312599
sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek
bozulması istenilmiş olmakla,
dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının murisi
babasının kayıtlarda “Ülfi” olan adının “Ulvi” olarak düzeltilmesini
istemiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Yargıtay uygulamalarında ve bilimsel çevrelerde ad
üzerindeki hakkın şahsa sıkı sıkıya bağlı bir temel kişilik hakkı olduğu
kabul edilmektedir. Bu bağlamda bir kimsenin ölümünden sonra adının
değiştirilmesine olanak yoktur. Dosyada mevcut nüfus kayıt örneğinde;
davacının baba adı Ülfi olarak geçmektedir. Davacı, nüfus kaydındaki baba
adının düzeltilmesini istediğine göre, çoğun içinde az da vardır kuralı
uyarınca düzeltme isteminin tespiti de kapsayacağı dikkate alınarak dosyada
bulunan ve toplanacak kanıtlara göre koşulları oluştuğu takdirde davacının
babası Ülfi ile Ulvi’nin aynı kişi olduğunun tespitine karar verilmesi ile
yetinilmesi gerektiği dikkate alınmadan yerinde olmayan gerekçe ile davanın
kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.nun
427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına
BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 28/2/2011 gününde
oybirliğiyle karar verildi.
|