|
Yargıtay 6. Hukuk Dairesinden:
ESAS :
2010/11320
KARAR :
2011/655
YARGITAY İLAMI
MAHKEMESİ: Antalya 3. Sulh Hukuk Mahkemesi
ESAS NO:
2005/392
KARAR NO: 2005/942
KARAR TARİHİ: 24.6.2005
DAVACI:
İsmail Duygulu
DAVALI:
Vakıflar Genel Müd. izafeten
Vakıflar Bölge Müd.
ÜÇÜNCÜ ŞAHIS:
Bir adet taşınmazın
paydaşlığının giderilmesine ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda
mahkemece verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan
Antalya 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 24.06.2005 gün ve 2005/392-942 sayılı kararının kanun yararına bozulması Adalet
Bakanlığı'nın yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından
istenilmekle dosyadaki tüm evraklar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Asıl olan duruşma tutanağına
yazılıp taraflara tefhim olunan karardır. Sonradan yazılan gerekçeli
kararın kısa karara uygun olması zorunludur. 10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme
Kararında, tefhim edilen kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması
gerektiğini öngörülmüştür. İçtihadı Birleştirme Kararında; çelişkinin
varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek
görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına
bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret
edilmiştir.
Olayımızda;
hükmün tefhim edildiği 24.6.2005 tarihli kısa kararda, davaya konu 7235 ada
4 No'lu parsele ilişkin olarak satış bedelinin
0,2522799 oranındaki kısmının muhtesat bedeli
olarak davacıya ödenmesine karar verildiği halde gerekçeli kararda aynı
oranın 0,151799 olarak gösterildiği bu suretle kısa karar ile gerekçeli
karar arasında çelişki oluşturulduğu görülmüştür. Bu nedenle verilen
karar usul ve yasaya aykırı olup Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın,
Adalet Bakanlığı'nın gösterdiği lüzum üzerine kanun yararına bozma
isteğinin kabulü gerekmiştir.
SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığının HUMK.nun
427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan nedenle
kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, istek halinde
peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 26.1.2011 tarihinde
oybirliğiyle karar verildi.
—— • ——
Yargıtay 6. Hukuk Dairesinden:
ESAS :
2010/11319
KARAR :
2011/656
YARGITAY İLAMI
MAHKEMESİ: Finike Sulh Hukuk Mahkemesi
ESAS NO:
2006-25
KARAR NO: 2006-399
KARAR TARİHİ: 6.11.2006
DAVACI:
İraz Ölçer
DAVALI:
Ümmü Akbaş-Salih Ölçer ve ark.
ÜÇÜNCÜ ŞAHIS:
Elbirliği mülkiyetinin paylı
mülkiyete dönüştürülmesine ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda
Finike Sulh Hukuk Mahkemesince verilen 6.11.2006 gün ve 2006-25-399
sayılı hükmün süresinde temyiz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine kanun
yararına bozulması Adalet Bakanlığı’nın yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı tarafından istenilmekle dosyadaki tüm evraklar okunup gereği
görüşülüp düşünüldü.
Hukuk Usulü Muhakemeleri
Kanununun 388/son maddesi hükmüne göre, hüküm sonucu kısmında, gerekçeye
ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri
hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların
mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık,
şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Türk Medeni
Kanununun 644. maddesine dayalı olarak elbirliği mülkiyetinin paylı
mülkiyete dönüştürülmesine karar verilirken, hükmün infazı sırasında
duraksamaya sebebiyet verilmemesi bakımından paydaşlara ait payların ayrı ayrı gösterilmesi gerekir. Mahkemece, mirasçılık
belgesine veya dosyadaki başka bir belgeye atıf yapılarak karar verilmesi
HUMK.'nun 388/son maddesi hükmüne aykırı olup
kanun yararına bozma isteğinin kabulü gerekmiştir.
SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığının HUMK.nun
427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan nedenle
kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, istek halinde
peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 26.1.2011 tarihinde
oybirliğiyle karar verildi.
—— • ——
Yargıtay 6. Hukuk Dairesinden:
ESAS :
2010/12407
KARAR :
2011/1762
YARGITAY İLAMI
MAHKEMESİ: Finike Sulh Hukuk Mahkemesi
ESAS NO:
2006/323
KARAR NO: 2006/375
KARAR TARİHİ: 16.10.2006
DAVACI:
Hatice Aysu
DAVALI:
Nuriye Aktepe ve ark.
ÜÇÜNCÜ ŞAHIS:
Mahalli mahkemesinden verilmiş
bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete
dönüştürülmesi davasına dair karar, kanun yararına temyiz Cumhuriyet
Savcılığı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, elbirliği mülkiyetinin
paylı mülkiyete dönüştürülmesi istemine ilişkindir. Mahalli
mahkemece istem doğrultusunda verilen 16.10.2006 günlü 2006/323 esas
2006/375 karar sayılı hüküm 17.7.2010 tarihinde temyiz edilmeksizin
kesinleşmiş ise de, Finike Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 13.8.2008, Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 22.10.2010 günlü, Hukuk Usulü Muhakemeleri
Kanunu'nun 427/6 maddesi uyarınca Kanun yararına bozma talep eden
dilekçeleri ile buna ekli dosya incelendi. Gereği görüşülüp
düşünüldü.
Davaya konu edilen 274 parsel
numaralı taşınmazda 3351/3500 pay, tarafların miras bırakanı Hasan Morkaya adına tapuda kayıtlıdır. Finike Sulh Hukuk
Mahkemesi’nin 2006/143 esas, 127 karar sayılı mirasçılık belgesindeki tüm
mirasçılar davada taraf olarak yer almış ve taraflara Türk Medeni
Kanunu'nun 644. maddesi gereğince meşruhatlı davetiye tebliğ edilmiştir.
Elbirliği mülkiyetinin paylı
mülkiyete dönüştürülmesine karar verilirken, hüküm fıkrasında her paydaşın
payının HUMK.'nun 388/son maddesi gereğince ayrı ayrı gösterilmesi gerekir. Açıklanan bu husus üzerinde durulmadan,
sadece miras bırakanın mirasçılarını gösterir mirasçılık belgesine atıfta
bulunmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığının HUMK.nun
427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan nedenle
kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA ve gereği
yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığına gönderilmesine, 22.2.2011 tarihinde oybirliğiyle karar
verildi.
—— • ——
Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:
ESAS NO:
2011/209
KARAR NO: 2011/2742
YARGITAY
İLAMI
Davacı Sevilay
Köşken ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki
davada Tarsus 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca
incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 18.06.2008 günlü ve 2007/414-2008/100 sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı
olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24.12.2010 gün ve
Hukuk-2010/322137 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması
istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY
KARARI
Davacı tarafından açılan soyadı
değişikliği davasında, mahkemece davacının vefat eden kocasının soyadı olan
Köşken soyadının davacının kızlık soyadı olan
Kasap olarak düzeltilmesine karar verildiği ve kararın temyiz edilmeksizin
kesinleştiği anlaşılmıştır.
5490 sayılı Nüfus Hizmetleri
Kanunu'nun 23/2. maddesinde, "Evlenen kadının kaydı kocasının hanesine
taşınır. Kocası ölen kadın yeniden evlenmedikçe ölen kocasının aile
kütüğünde kalır. Ancak dilerse babasının kütüğüne dönebilir."
hükmündedir. Nüfus Hizmetleri Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin
67. maddesinde ise "Kocası ölen kadın yeniden evlenmedikçe ölen
kocasının aile kütüğünde kalır ve kocasının soyadını taşımaya devam eder.
Yazılı talebi halinde bekarlık hanesine dönerek
bekarlık soyadını alıp kapanmış olan nüfus kaydı açılabilir. Bu durumda
nüfus kaydının taşınmasına ilişkin form kullanılır" hükmü yer
almaktadır.
Buna göre, davacının isteminin
idari bir işlem olduğu dikkate alınarak dava dilekçesinin görev yönünden
reddi gerekirken davanın esasına girilerek hüküm kurulması doğru
görülmemiştir.
Kabule göre de;
5490 sayılı Nüfus Hizmetleri
Kanunu'nun 36/1-a maddesinde "Nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme
davaları, düzeltmeyi isteyen şahıslar ile ilgili resmi dairenin göstereceği
lüzum üzerine Cumhuriyet Savcıları tarafından yerleşim yeri adresinin
bulunduğu yerdeki görevli asliye hukuk mahkemesinde açılır" hükmü yer
almaktadır.
Davacının avukatına verdiği vekaletnamede ikametgah adresi Gaziantep olarak
belirtilmiş olmasına ve dava dilekçesinde başkaca adres belirtilmemiş
olmasına rağmen, anılan Kanunla getirilen ve re'sen
dikkate alınması gereken yetki hükmü gözetilmeden karar verilmiş olması
doğru bulunmamıştır.
Bu itibarla yukarıda açıklanan
nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın temyiz itirazlarının kabulü
ile hükmün HUMK.'nun 427. maddesi gereğince
sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği
yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı’na gönderilmesine, 28.02.2011 gününde oybirliğiyle karar
verildi.
|