|
Yargıtay 7. Hukuk Dairesinden:
Esas No:
2010/5127
Karar No: 2011/1038
Mahkemesi: İstanbul 6. Sulh Hukuk Mahkemesi
Tarihi:
2/10/2006
Numarası: 2006/967-2006/1043
Davacı:
İl Dernekler Müdürlüğü
Davalı:
Boğosyan Varvasyan
Okulu Onarma ve
Yetiştirme Derneği
YARGITAY
İLAMI
Taraflar arasında görülen dava
sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi
istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi,
gereği görüşüldü:
Dava; 4721 sayılı Türk Medeni
Kanunu'nun 87. maddesi hükmüne göre, derneğin kendiliğinden sona erdiğinin
tespiti istemine ilişkindir.
Dosyanın incelenmesinde davanın
İstanbul Valiliği İl Dernekler Müdürlüğü'nün 27.07.2006 tarih ve 2006/22531
sayılı yazısı ile açıldığı, esas defterine kaydedildiği, mahkemece tensip
yapılıp duruşma günü belirlenmeden dosya üzerinde yapılan inceleme
sonucunda davanın kabulüne karar verildiği ve verilen hükmün temyiz edilmeksizin
kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun
73. maddesi hükmünde "Kanunun gösterdiği istisnalar haricinde hakim her iki tarafı istima
veyahut iddia ve müdafaalarını beyan etmeleri için kanuni şekillere
tevfikan davet etmedikçe hükmünü veremez.", 5253 sayılı Dernekler
Kanunu'nun 18. maddesinin birinci fıkrası hükmünde “Bu kanunla ilgili
olarak hukuk mahkemelerinde bakılacak davalarda basit yargılama usulü
uygulanır.", 36. maddesinin son cümlesi hükmünde ise “Bu kanunda hüküm
bulunmayan hallerde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümleri uygulanır."
denilmektedir. Gerek sözü edilen ve gerekse diğer kanunlarımızda
derneklerle ilgili hukuk davalarının duruşma yapılmaksızın dosya üzerinde
yapılan inceleme ile sonuçlandırılacağına ilişkin başka bir hüküm de
bulunmamaktadır. Açıklanan hukuksal olgular birlikte değerlendirildiğinde
dernekler ile ilgili hukuk davalarında mahkemelerce duruşma yapılması,
yargılamanın basit yargılama usulüne göre yürütülerek sonuçlandırılması
gerektiği kuşkusuzdur.
Somut olaya
gelince, dava derneğin kendiliğinden sona erdiğinin tespiti istemiyle
açıldığına göre, az yukarıda açıklanan hukuksal olgular göz önüne alınarak
mahkemece öncelikle tensip yapılarak duruşma günü belirlenmesi ve duruşma
gününün taraflara tebliği, duruşmaya geldiklerinde taraflardan davaya karşı
diyeceklerinin ve varsa delillerinin sorulması, gösterecekleri delillerin
toplanması, daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte
değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm verilmesi gerekirken, duruşma
açılmaksızın davanın dosya üzerinde yapılan inceleme ile sonuçlandırılması
isabetsiz, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kanun yararına bozma istemi
bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün HUMK'nun
427/6 maddesi hükmüne göre ve sonuca etkili olmamak üzere KANUN YARARINA
BOZULMASINA,
Kararın onaylı bir örneğinin
Resmî Gazete’de yayımlanmak üzere Adalet Bakanlığı'na, yerel mahkemesine
gönderilmek üzere dava dosyasının ve kararın onaylı bir örneğinin yüksek
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmesine, 24.02.2011 gününde
oybirliği ile karar verildi.
—— • ——
Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:
Esas No: 2010/13921
Karar
No: 2011/2312
YARGITAY
İLAMI
Davacılar Ali Artıkarslan ve Fatma Artıkarslan
ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada Kahramanmaraş 3. Asliye Hukuk
Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan
12.06.2009 günlü ve 2009/155-2009/279 sayılı
kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığının 30.11.2010 gün ve Hukuk-2010/270439 sayılı yazısıyla kanun
yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm
kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY
KARARI
Davacılar Ali
Artıkarslan ve Fatma Artıkarslan'ın,
davalı Nüfus Müdürlüğü aleyhine açtıkları davada, 01.01.1996 doğumlu olan
çocukları Halil Artıkarslan ve Emine Artıkarslan'ın doğum yıllarının 1995, diğer oğulları
02.01.1998 doğumlu İsa Artıkarslan'ın doğum
yılının ise 1996 olarak düzeltilmesini istedikleri, mahkemece Halil Artıkarslan'ın 01.01.1996 olan doğum tarihinin
01.01.1993, Emine Artıkarslan'ın 01.01.1996 olan
doğum tarihinin 01.01.1997 ve İsa Artıkarslan'ın
02.01.1998 olan doğum tarihinin 02.01.1995 olarak düzeltilmesine karar
verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.
İncelenen dosyadan, küçük Emine
Artıkarslan'ın nüfusa 03.01.1996 tarihinde tescil
edildiği görülmüştür. Bir kimsenin doğmadan önce nüfusa tescili mümkün
olmadığı halde, doğum tarihinin 01.01.1997 olarak düzeltilmesi nüfus
kayıtlarında çelişki meydana getirmektedir.
Hakim,
nüfus kayıtlarında düzeltme yapılmasına karar verirken, bu kayıtlar
arasında çelişki meydana getirmemek ve hayatın olağan akışına ters düşecek
durumlara yol açmamaya özen göstermek zorunda olup, bu hususa uyulmaması
usul ve kanuna aykırı bulunmuştur.
Bu itibarla yukarıda açıklanan
nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü
ile hükmün HUMK.’nun 427. maddesi gereğince
sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği
yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığına gönderilmesine, 22.02.2011 gününde oybirliğiyle karar
verildi.
—— • ——
Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:
Esas No: 2011/208
Karar
No: 2011/2741
YARGITAY
İLAMI
Davacı Hasan Kaşoğlu ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada
Çubuk Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin
kesinleşmiş bulunan 23.10.2009 günlü ve 2009/251 Esas, 2009/564 sayılı
kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığının 24.12.2010 gün ve Hukuk-2010/322136
sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş
olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY
KARARI
Davacı tarafından açılan yaş
tashihi davasında, davacının 18.04.1971 tarihinde doğduğu ancak ailesi
tarafından nüfusa kaydı yapılmayarak kendisi doğmadan önce 2-3 aylıkken vefat eden abisinin nüfus kaydının
kullanıldığı ve kaydın bu şekilde kaldığının iddia edildiği, mahkemece
davanın kabulü ile kayden 18.04.1967 olan doğum
tarihinin 18.04.1971 olarak düzeltilmesine karar verildiği ve kararın
temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır.
Doğum ve ölüm olaylarının nüfus
kütüğüne işlenmesi, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 15, 31 ve 33.
maddelerine göre nüfus idaresine verilmiş idari bir görevdir.
Doğum tarihinin düzeltilmesi
istenilen davacının nüfusa kaydedilmediği, kendisinden önce doğarak nüfusa
18.04.1967 doğum tarihi ile tescil edilen ve öldüğü halde ölü kaydı
düşürülmediğinden sağ görünen kardeşinin kaydını kullandığı anlaşılmıştır.
Mahkemece, doğum ve ölüm olaylarının nüfus kütüğüne işlenmesinin nüfus
idaresine verilmiş idari bir görev olduğu gözetilerek Hukuk Usulü
Muhakemeleri Kanunu'nun 7/1. maddesi gereğince görev yönünden davanın
reddine karar verilmesi gerekirken, davanın esasına girilerek yazılı
şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Kabule göre de;
Mahkemece, davacının doğum
tarihi 18.04.1971 olarak düzeltilmiş ise de, nüfus kaydına göre davacı,
19.04.1967 tarihinde nüfusa tescil edilmiştir. Bir kimsenin doğmadan önce
nüfus kütüğüne tescili mümkün değildir.
Hakimin
nüfus kayıtlarında düzeltme yaparken, kayıtlar arasında çelişki meydana
getirmemeye ve hayatın doğal akışına ters düşecek durumlara yol açmamaya
özen göstermesi gerekirken, bu hususa dikkat edilmeksizin nüfus
kayıtlarında çelişki yaratacak şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan
nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü
ile hükmün HUMK.'nun 427. maddesi gereğince
sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak
üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına
gönderilmesine, 28.02.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
—— • ——
Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:
Esas No: 2011/212
Karar
No: 2011/2745
YARGITAY
İLAMI
Davacılar Cemal Laçin ve Tuba
Laçin ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki dava hakkında Hınıs Asliye
Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş
bulunan 24.10.2007 günlü ve 2007/311 Esas, 2007/332 sayılı kararın
yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığının 16.12.2010 gün ve Hukuk-2010/312597
sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş
olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY
KARARI
Davacılar Cemal Laçin ve Tuba Laçin'in Nüfus Müdürlüğüne karşı
25.09.2007 tarihinde açtıkları davada, velayetleri altında bulunan müşterek
çocukları Kadir Laçin'in 20.05.2004 olan doğum tarihinin ay ve gün baki
kalmak kaydıyla 2001 olarak düzeltilmesini istedikleri, mahkemece davanın
kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği
anlaşılmaktadır.
Doğum tarihinin düzeltilmesine
karar verilen Kadir ile aynı anneden doğduğu anlaşılan 01.01.2001 doğumlu
Yusuf arasında düzeltilen doğum tarihine göre 4 ay 19 günlük bir zaman
farkı mevcut olup, bu süre içerisinde bir kadının iki kez doğum yapması
tıbben mümkün değildir.
Hakimin
nüfus kayıtlarında düzeltme yaparken, kayıtlar arasında çelişki meydana
getirmemeye ve hayatın doğal akışına ters düşecek durumlara yol açmamaya
özen göstermesi gerekirken, bu hususa dikkat edilmeksizin nüfus
kayıtlarında çelişki yaratacak şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya
aykırı bulunmuştur.
Diğer yandan, 02.10.2007
tarihli sağlık kurulu raporunda 60 aylık olduğu belirtilen Kadir Laçin'in doğum tarihinin 6 yaşını bitirecek şekilde
20.05.2001 olarak düzeltilmesi de doğru bulunmamıştır.
Bu itibarla yukarıda açıklanan
nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü
ile hükmün HUMK.'nun 427. maddesi gereğince
sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği
yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığına gönderilmesine, 28.02.2011 gününde oybirliğiyle karar
verildi.
|