|
Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı: 2009/13
Karar Sayısı: 2011/23
Karar Günü: 20.1.2011
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN
:Danıştay Altıncı
Dairesi
İTİRAZIN
KONUSU :
29.6.2001 günlü, 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların
Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun’un 7. maddesinin, 3.7.2003 günlü, 4916 sayılı Kanun’un 6.
maddesiyle değiştirilen birinci fıkrasının “İfraz, tevhit, tescil ve tespit işlemleri imar mevzuatındaki
kısıtlamalara tâbi olmaksızın…” bölümünün, Anayasa’nın 5., 10. ve 56. maddelerine aykırılığı savıyla iptali ve
yürürlüğünün durdurulması istemidir.
I- OLAY
Hazine adına
tapuya kayıtlı iki parselin ifraz edilmesi talebiyle yapılan başvurunun reddine
ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada, itiraz konusu kuralın
Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme iptali için başvurmuştur.
II- İTİRAZIN GEREKÇESİ
Başvuru kararının gerekçe bölümü şöyledir:
“Anayasa’nın
152. maddesinin birinci fıkrasıyla, 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin
Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 28. maddesine göre, bir
davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir yasa veya kanun hükmünde
kararname hükümlerini Anayasa’ya aykırı görür yahut taraflardan birinin
ileri sürdüğü aykırılık savının ciddi olduğu kanısına varırsa, o hükmün
iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurmaya yetkilidir. Ancak, bir mahkemenin
Anayasa Mahkemesi’ne başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış ve
görevine giren bir davanın bulunması ve iptali istenen kuralların da o
davada uygulanacak olması gerekmektedir.
Uygulanacak Yasa
kuralı, bakılmakta olan davayı yürütmeye, uyuşmazlığı çözmeye, davayı sona
erdirmeye veya kararın dayanağını oluşturmaya yarayacak kuraldır.
Uyuşmazlık
konusu olayda, 3194 sayılı İmar Kanununun 15. ve 16. maddelerinin yanı sıra
4916 sayılı Çeşitli Kanunlarda ve Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri
Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 6.
maddesi ile değişik 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların
Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanunun 7. maddesinin 1. fıkrasının davada uygulanacak kural
olduğu tartışmasızdır.
4916
sayılı Çeşitli Kanunlarda ve Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri
Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 6.
maddesi ile değişik 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz
Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanunun 7. maddesinin eklenen 1. fıkrasında;
“Hazineye ait taşınmazların değerlendirilmesi ile ilgili işlemlerde
Bakanlık tarafından istenilen bilgi ve belgeler, kamu kurum ve
kuruluşlarınca öncelikle gönderilir ve görüş yazıları en geç iki ay içinde cevaplandırılır.
Bu
süre içinde cevap verilmediği takdirde olumlu görüş verilmiş sayılır. İfraz, tevhit, tescil ve tespit işlemleri imar mevzuatındaki
kısıtlamalara tâbi olmaksızın ve herhangi bir ücret, bedel ve
gider karşılığı talep edilmeksizin ilgili kuruluşlarca talebi izleyen iki
ay içinde yerine getirilir.” hükmü yer almıştır.
3194 sayılı İmar Kanununun 15. maddesinde; “İmar planlarına
göre yol, meydan, yeşil saha, park ve otopark gibi umumi hizmetlere ayrılan
yerlere rastlayan gayrimenkullerin bu kısımlarının ifrazına veya tevhidine
izin verilmez.
İmar parselasyon
planı tamamlanmış olan yerlerde yapılacak ifraz veya tevhidin bu planlara
uygun olması şarttır.
İmar planlarında
parsel cepheleri tayin edilmeyen yerlerde yapılacak ifrazların, asgari
cephe genişlikleri ve büyüklükleri yönetmelikte belirtilen esaslara göre
tespit edilir.
İmar
planı dışında kalan alanlarda yönetmeliklerinde tayin edilecek miktarlardan
küçük ifrazlara izin verilmez” hükmü, 16. maddesinde
ise; “Belediye ve mücavir alan hudutları içindeki
gayrimenkullerin re’sen veya müracaat üzerine tevhid veya ifrazı, bunlar üzerinde irtifak hakkı
tesisi veya bu hakların terkini, bu Kanun ve yönetmelik hükümlerine
uygunluğu belediye encümenleri veya il idare kurullarınca onaylanır.
Onaylama işlemi,
müracaatın belediyelere veya valiliklere intikalinden itibaren en geç 30
gün içinde sonuçlandırılır ve tescil veya terkini için 15 gün içinde tapuya
bildirilir.
Tapu dairesi, tescil
veya terkin işlemini bir ay içinde sonuçlandırmak zorundadır.
Bu Kanun hükümlerine
göre şüyulandırılan gayrimenkullerin sahipleri
ilgili idarenin tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde aralarında
anlaşamadıkları veya şüyuun izalesi için, mahkemeye müracaat edilmediği
takdirde ilgili idare hissedarmış gibi, şüyuun izalesi davası açabilir.
Tarafların rızası
veya mahkeme kararı ile şüyuun izalesi ve arazi taksimi de yukarıdaki
hükümlere tabidir.”hükmü yer almıştır.
Belirtilen hükümlerde
ifraz, tevhid ve tescil işlemlerinin hangi
şartlarda ve nasıl yapılacağı belirtilmiştir.
T.C.
Anayasasının Devletin Temel Amaç ve Görevleri Başlıklı 5. maddesinde:
“Devletin temel amaç
ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin
bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah,
huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal
hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan
siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi
varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.” hükmü ile,
Sağlık Hizmetleri ve Çevrenin Korunması başlıklı 56.
maddesinde:
“Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.
Çevreyi geliştirmek,
çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve
vatandaşların ödevidir...” hükmü yer almaktadır.
Anayasa’nın 5. ve 56.
maddesiyle Devlete verilen görevlerin imar mevzuatıyla getirilen
düzenlemelerle de yaşama geçirileceğinde kuşku bulunmaması gerekir.
4706 sayılı Hazineye
Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanunun 7. maddesinin 1. fıkrası ile, Hazineye ait taşınmazların değerlendirilmesi ile
ilgili işlemlerde Bakanlık tarafından istenilen bilgi ve belgeler, kamu
kurum ve kuruluşlarınca öncelikle gönderilir ve görüş yazıları en geç iki
ay içinde cevaplandırılır. Bu süre içinde cevap verilmediği takdirde olumlu
görüş verilmiş sayılır. İfraz, tevhit, tescil ve tespit
işlemleri imar mevzuatındaki kısıtlamalara tâbi olmaksızın ve
herhangi bir ücret, bedel ve gider karşılığı talep edilmeksizin ilgili
kuruluşlarca talebi izleyen iki ay içinde yerine getirilir şeklinde
getirilen düzenleme, Anayasa’nın 10 uncu maddesinde açıklanan eşitlik
ilkesine aykırıdır.
Anayasa’nın 10 uncu
maddesinde: “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi
inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun
önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz
tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun
önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.” kuralı
yer almıştır. Anılan hükümde düzenlenen yasak, insan hakları belgelerinde
olduğu gibi, birbirinin aynı durumunda olanlara aynı kuralların
uygulanmasını, ayrıca ve açıkça ayrıcalıklı kişi ve toplulukların
yaratılmasını engellemektedir. Aynı durumda olanlar için farklı düzenleme
getirilmesi eşitliğe aykırılık oluşturur. T.C. Anayasası’nın amaçladığı
eşitlik, mutlak ve eylemli eşitlik değil hukuksal eşitliktir. Aynı hukuksal
durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar ayrı kurallara bağlı tutulursa
Anayasa’nın öngörüldüğü eşitlik çiğnenmiş olmaz. Başka bir anlatımla,
kişisel nitelikleri ve durumları özdeş olanlar arasında, yasalara konulan
kurallarla değişik uygulamalar yapılamaz (Anayasa Mahkemesi’nin 17.3.2004
günlü, E:2001/282, K:2004/34 sayılı Kararı).
Uyuşmazlığın
çözümünde uygulanan ve iptali istenilen Yasa kuralı ile şahısların
mülkiyetinde bulunan taşınmazlardan hiç bir farkı bulunmayan Hazineye ait
taşınmaza ilişkin olarak aynı hukuksal durumdaki diğer kişilere tanınmayan
bir biçimde ayrıcalık getirilmiş, bu taşınmazın maliki Hazine ile diğer
taşınmaz malikleri arasında imar mevzuatınca uygulanacak işlemler açısından
ayrım yapılmıştır.
Bu bağlamda,
Anayasanın yukarıda içeriği yazılı 5. ve 56. maddelerinde ifadesini bulan
Devletin temel amaçları çerçevesinde belirtilen ödevlerini yerine
getirirken, idarenin imar mevzuatındaki kısıtlamaların dışında tutulması
sözü edilen 5. ve 56. maddeleri ile yukarıda açılımı yazılı Anayasanın 10.
maddesine aykırılık oluşturduğunda duraksama bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle
ve bir davaya bakmakta olan mahkemenin, o dava sebebiyle uygulanacak bir
Yasanın Anayasaya aykırı olduğu kanısına götüren görüşünü açıklayan kararı
ile Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiğini düzenleyen2949sayılı Anayasa Mahkemesinin
Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun 28. maddesi gereğince 4706
sayılı Kanunun 7. maddesinin 1. fıkrasındaki “ifraz, tevhid,
tescil ve tespit işlemleri imar mevzuatındaki
kısıtlamalara tabi olmaksızın” ibaresinin Anayasa’nın 5., 10. ve 56. maddelerineaykırı olduğu kanısına
ulaşılması nedeniyle re’senAnayasa Mahkemesine başvurulmasınave
Anayasa Mahkemesince verilecek olan kararın gecikmesi halinde hem yargısal
hem de kişisel bazda giderilmesi güç veya olanaksız zararlar doğabileceği
göz önünde bulundurularak esas hakkında karar verilinceye kadar itiraz
konusu kuralınyürürlüğünün durdurulmasına
karar verilmesinin istenilmesine, dosyada bulunan konuyla
ilgili belgelerin onaylı birer örneğinin Anayasa Mahkemesi Başkanlığı’na
gönderilmesine09.10.2008
gününde oybirliğiyle karar verildi.”
III- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenilen Yasa Kuralı
İtiraz konusu kuralın
yer aldığı 29.6.2001 günlü, 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların
Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun’un 7. maddesinin, 3.7.2003 günlü, 4916 sayılı Kanun’un 6.
maddesiyle değiştirilen birinci fıkrası şöyledir:
“Hazineye
ait taşınmazların değerlendirilmesi ile ilgili işlemlerde Bakanlık
tarafından istenilen bilgi ve belgeler, kamu kurum ve kuruluşlarınca
öncelikle gönderilir ve görüş yazıları en geç iki ay içinde
cevaplandırılır. Bu süre içinde cevap verilmediği takdirde olumlu görüş
verilmiş sayılır. İfraz, tevhit,
tescil ve tespit işlemleri imar mevzuatındaki kısıtlamalara tâbi olmaksızın
ve herhangi bir ücret, bedel ve gider karşılığı talep edilmeksizin ilgili
kuruluşlarca talebi izleyen iki ay içinde yerine getirilir.”
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
İtiraz başvurusunda, Anayasa’nın 5., 10. ve 56.
maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8.
maddesi uyarınca, Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz
PAKSÜT, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet
AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, A.Necmi ÖZLER, Serdar
ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ve Zehra
Ayla PERKTAŞ’ın katılımlarıyla 26.2.2009
tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik
bulunmadığından işin esasının incelenmesine, yürürlüğü durdurma isteminin
esas inceleme aşamasında karara bağlanmasına oybirliğiyle karar
verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı, işin esasına ilişkin
rapor, iptali istenilen Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların
gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği
görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, Anayasa’nın 10. maddesiyle aynı
durumda olanlar için farklı kurallar getirilmesinin yasaklandığı, Anayasa’nın 5. maddesinde Devletin temel amaç ve
görevlerinin belirtildiği, 56. maddesinde de herkesin sağlıklı ve dengeli
bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğunun ve çevreyi geliştirmenin, çevre
sağlığını korumanın ve çevre kirlenmesini önlemenin Devletin ve
vatandaşların ödevi olduğunun ifade edildiği, Anayasa’nın 5. ve 56.
maddeleriyle Devlete verilen görevlerin imar mevzuatıyla getirilen
düzenlemelerle de yaşama geçirileceğinde kuşku bulunmadığı, 3194 sayılı
İmar Kanunu’nun 15. ve 16. maddelerinde ifraz, tevhit ve tescil
işlemlerinin hangi şartlarda ve nasıl yapılacağının belirtildiği, itiraz
konusu kuralla şahısların mülkiyetinde bulunan taşınmazlardan hiçbir farkı
bulunmayan Hazine’ye ait taşınmazlar yönünden diğer kişilere tanınmayan bir
biçimde ayrıcalıklı kurallar getirilmek suretiyle imar mevzuatı yönünden
Hazine ile diğer taşınmaz malikleri arasında ayrım yapıldığı, Hazine’nin
imar mevzuatındaki kısıtlamaların dışında tutulmasının Anayasa’nın 5., 10. ve 56. maddelerine aykırı olduğu ileri
sürülmüştür.
İtiraz konusu kural, Hazine’ye ait taşınmazların
ifraz, tevhit, tescil ve tespit işlemlerinin imar mevzuatındaki
kısıtlamalara tâbi olmaksızın yerine getirileceğini öngörmektedir.
Anayasa’nın 5. maddesinde, “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk
Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini,
Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin
ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve
hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak
surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya,
insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları
hazırlamaya çalışmaktır.”
denilmektedir.
Anayasa’nın “Sağlık hizmetleri ve çevrenin
korunması” başlıklı 56. maddesinde de, “Herkes,
sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi
geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin
ve vatandaşların ödevidir…” hükmü yer almaktadır.
Anayasa’nın 5. maddesiyle kişilerin ve toplumun
refah, huzur ve mutluluğunu sağlama ve insanın maddi ve manevi varlığının
gelişmesi için gerekli şartları hazırlama ödevi Devlete verilirken, 56.
maddesiyle de herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip
olduğu belirtilerek, bu hakkı korumanın yine devletin ve vatandaşların
ödevi olduğu vurgulanmaktadır.
Devlete verilen bu görevlerin yaşama
geçirilmesi bakımından, imar mevzuatıyla getirilen düzenlemeler büyük önem
taşımaktadır. Anayasa’nın 5. ve 56. maddeleri ile Devlete verilen
görevlerin yerine getirilmesi, belli bir plan ve program çerçevesinde
gözetim ve denetim ile gerçekleşebilir. Anayasa’da yer alan “sağlıklı ve
dengeli çevre” kavramına, doğal güzelliklerin korunduğu, kentleşme ve
sanayileşmenin getirdiği hava ve su kirlenmesinin önlendiği bir çevre
kadar, belli bir plan ve programa göre düzenlenmiş çevrenin de gireceği
kuşkusuzdur.
İmar hukukuna ilişkin
kurallar temel olarak 3194 sayılı İmar Kanunu’nda yer almaktadır. İmar
Kanunu’nun “İfraz ve tevhid” başlıklı 15.
maddesinde, “İmar planlarına göre
yol, meydan, yeşil saha, park ve otopark gibi umumi hizmetlere ayrılan
yerlere rastlayan gayrimenkullerin bu kısımlarının ifrazına veya tevhidine
izin verilmez. İmar parselasyon planı tamamlanmış olan yerlerde yapılacak
ifraz veya tevhidin bu planlara uygun olması şarttır. İmar planlarında
parsel cepheleri tayin edilmeyen yerlerde yapılacak ifrazların, asgari
cephe genişlikleri ve büyüklükleri yönetmelikte belirtilen esaslara göre
tespit edilir. İmar planı dışında kalan alanlarda
yönetmeliklerinde tayin edilecek miktarlardan küçük ifrazlara izin
verilmez.”, “Tescil ve şüyuun izalesi”
başlıklı 16. maddesinde ise “Belediye ve mücavir alan hudutları
içindeki gayrimenkullerin re’sen veya müracaat
üzerine tevhid veya ifrazı, bunlar üzerinde
irtifak hakkı tesisi veya bu hakların terkini, bu Kanun ve yönetmelik
hükümlerine uygunluğu belediye encümenleri veya il idare kurullarınca
onaylanır. Onaylama işlemi, müracaatın belediyelere veya valiliklere
intikalinden itibaren en geç 30 gün içinde sonuçlandırılır ve tescil veya
terkini için 15 gün içinde tapuya bildirilir. Tapu dairesi, tescil veya
terkin işlemini bir ay içinde sonuçlandırmak zorundadır…”hükümleri yer almaktadır.
Anılan
maddelerde, imar planlarında umumi hizmetlere ayrılan taşınmazların bu
kısımlarının ifraz ve tevhidi yasaklanmış, imar parselasyon planı
tamamlanmış olan yerlerde ifraz ve tevhidin yapılabilmesi ise imar planına
uygun olması koşuluna bağlanmış ve imar planlarında parsel cepheleri tayin
edilmeyen yerler ile imar planı dışında kalan alanlarda yapılacak ifrazlar
yönünden ise yönetmeliklerde belirtilen kurallara uyulması koşulu
aranmıştır. Belediye ve mücavir
alan hudutları içindeki taşınmazların tevhit veya ifrazı ile bunlar
üzerinde irtifak hakkı tesisi veya bu hakların terkini işlemlerinin tapu
dairesince sonuçlandırılması ise bu işlemlerin İmar Kanunu ve yönetmelik
hükümlerine uygunluğunun ilgili idari kurullarca onaylanması şartına
bağlanmıştır. Kısaca, ifraz ve tevhit işlemlerinin yapılabilmesi, imar
mevzuatına uygun olmalarına ve bu uygunluğun ilgili idari kurullarca tespit
edilerek onaylanmasına bağlıdır. Getirilen bu düzenleme ile sağlanmak
istenen nihai amacın kamu yararı olduğu kuşkusuzdur.
İtiraz konusu kuralda yer
alan “imar mevzuatındaki
kısıtlamalara tâbi olmaksızın” ibaresi, Hazine’ye ait taşınmazların
ifraz, tevhit ve tescil işlemlerinin imar mevzuatındaki kısıtlamaların
dışına çıkarılması sonucunu doğurmakta ve İmar Kanunu ile konuya ilişkin
yönetmeliklerde öngörülen kurallara aykırı da olsa Maliye Bakanlığı’nın bu
yöndeki taleplerinin ilgili idarelerce yerine getirilmesini zorunlu
kılmaktadır.
Söz konusu işlemlerin
yapılabilmesi için imar mevzuatına uygun olma koşulunun ortadan kalkması ve
bu uygunluğun idari kurullarca denetiminin olanaksız kılınması ise imar
hukukunda denetimsiz bir alan oluşturmakta, bu da Devletin bu konudaki
gözetim ve denetim görevini yerine getirmesine engel olmaktadır.
Anayasa’nın 5. ve 56.
maddeleriyle Devlete verilen ödevlerin somut tedbirlerle nasıl yerine
getirileceği yasa koyucunun takdirinde ise de söz konusu ödevler yerine getirilirken
Hazineye ait taşınmazların ifraz ve tevhit işlemleri yönünden ayrıcalık
tanınarak bu işlemlerin imar mevzuatındaki kısıtlamalar dışında tutulması,
Anayasa’nın anılan maddeleriyle bağdaşmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kuralda
yer alan “imar mevzuatındaki
kısıtlamalara tâbi olmaksızın” ibaresi, Anayasa’nın 5. ve 56.
maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Anayasa’nın 5. ve 56. maddelerine aykırı görülerek
iptal edilen ibarenin ayrıca Anayasa’nın 10. maddesi yönünden incelenmesine
gerek görülmemiştir.
İtiraz konusu kuralın, iptal edilen ibare dışında
kalan “İfraz, tevhit, tescil ve
tespit işlemleri” ibaresinin ise Anayasa’ya aykırı bir yönü
bulunmadığından, bu ibareye yönelik iptal isteminin reddi gerekir.
VI- İPTALİN DİĞER KURALLARA ETKİSİ
2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve
Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 29. maddesinin ikinci fıkrasında,
Yasa’nın belirli kurallarının iptali, diğer kurallarının veya tümünün
uygulanmaması sonucunu doğuruyorsa, bunların da Anayasa Mahkemesi’nce
iptaline karar verilebileceği öngörülmektedir.
4706 sayılı Yasa’nın 7. maddesinin,
4916 sayılı Yasa’nın 6. maddesiyle değiştirilen birinci fıkrasındaki “…imar
mevzuatındaki kısıtlamalara tâbi olmaksızın …” ibaresinin iptali nedeniyle
uygulanma olanağı kalmayan iptal edilen ibareden sonra gelen “… ve …” sözcüğünün de, 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin
Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 29. maddesinin ikinci
fıkrası gereğinceiptali gerekir.
VII- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN
İNCELENMESİ
29.6.2001 günlü, 4706 sayılı Hazineye
Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 7. maddesinin, 3.7.2003 günlü, 4916
sayılı Kanun’un 6. maddesiyle değiştirilen birinci fıkrasının “İfraz,
tevhit, tescil ve tespit işlemleri imar mevzuatındaki kısıtlamalara tâbi
olmaksızın …” bölümünün;
1- “… imar
mevzuatındaki kısıtlamalara tâbi olmaksızın …” ibaresi, 20.1.2011 günlü, E.2009/13, K.2011/23 sayılı
kararla iptal edildiğinden, bu ibarenin, uygulanmasından doğacak sonradan
giderilmesi güç veya olanaksız durum ve zararların önlenmesi ve iptal
kararının sonuçsuz kalmaması için kararın Resmî Gazete’de yayımlanacağı
güne kadar YÜRÜRLÜĞÜNÜN
DURDURULMASINA,
2- “İfraz, tevhit, tescil ve tespit işlemleri
…” ibaresine yönelik iptal istemi, 20.1.2011 günlü, E.2009/13, K.2011/23
sayılı kararla reddedildiğinden, bu ibareye ilişkin YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN REDDİNE,
20.1.2011 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
VIII-
SONUÇ
A- 7.5.2010 günlü, 5982
sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun uyarınca, 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin
Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun ile ilgili gerekli
düzenlemeler yapılmadan, Mahkeme’nin çalışıp çalışamayacağına ilişkin ön
meselenin incelenmesi sonucunda; Mahkeme’nin çalışmasına bir engel
bulunmadığına, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Fettah
OTO, Zehra Ayla PERKTAŞ ile Celal Mümtaz AKINCI’nın,
gerekçesi 2010/68 esas sayılı dosyada belirtilen karşıoyları
ve OYÇOKLUĞUYLA,
B- 29.6.2001 günlü, 4706 sayılı Hazineye
Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 7. maddesinin, 3.7.2003 günlü, 4916
sayılı Kanun’un 6. maddesiyle değiştirilen birinci fıkrasının “İfraz,
tevhit, tescil ve tespit işlemleri imar mevzuatındaki kısıtlamalara tâbi
olmaksızın …” bölümünün;
1- “… imar
mevzuatındaki kısıtlamalara tâbi olmaksızın …” ibaresinin Anayasa’ya aykırı
olduğuna ve İPTALİNE,
2- “İfraz, tevhit, tescil ve tespit
işlemleri …” ibaresinin ise Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE,
C- 4706 sayılı Kanun’un 7. maddesinin,
4916 sayılı Kanun’un 6. maddesiyle değiştirilen birinci fıkrasının “İfraz,
tevhit, tescil ve tespit işlemleri imar mevzuatındaki kısıtlamalara tâbi
olmaksızın …” bölümünün, “… imar mevzuatındaki
kısıtlamalara tâbi olmaksızın …” ibaresinin
iptali nedeniyle uygulanma olanağı kalmayan iptal edilen ibareden sonra yer
alan “… ve …” sözcüğünün de, 2949 sayılı Anayasa
Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 29.
maddesinin ikinci fıkrası gereğince
İPTALİNE,
OYBİRLİĞİYLE,
20.1.2011 gününde karar verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz
PAKSÜT
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
|
|
|
|
|
Üye
Ahmet AKYALÇIN
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
Üye
Fettah OTO
|
|
|
|
|
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
Üye
Serruh KALELİ
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
|
|
|
|
|
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
|
Üye
Alparslan ALTAN
|
Üye
Burhan ÜSTÜN
|
|
|
|
|
|
Üye
Nuri NECİPOĞLU
|
Üye
Hicabi DURSUN
|
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
|
|