|
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:
ESAS NO:
2010/11840
KARAR NO: 2011/1757
YARGITAY İLAMI
İNCELENEN KARARIN:
MAHKEMESİ:Adana 4. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ:9/6/2009
NUMARASI :Esas
no: 2009/421 Karar no:
2009/907
DAVACI :Gonca Özcan (Kendi
Adına Asaleten Küçük Kızı
Deniz
Adına Velayeten)
DAVALI :Hasımsız
DAVA TÜRÜ :Mirasın
Reddi
TEMYİZ EDEN :Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcılığı
Taraflar arasındaki davanın
yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına
bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp
düşünüldü.
Davacı Gonca Özcan tarafından
hasımsız olarak açılan davada, 3/5/2008 tarihinde ölen
eşinin mirasını kendi adına ve 5/3/2002 doğumlu kızı Deniz Çıplak adına
reddettiğini belirterek, mirasın reddine karar verilmesini istediği,
mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin
kesinleştiği anlaşılmaktadır.
4721 sayılı Türk Medeni
Kanununun 426/2. maddesine göre, bir işte yasal temsilcinin menfaati ile
küçüğün veya kısıtlının menfaati çatışırsa vesayet makamının ilgilisinin
isteği üzerine veya re'sen temsil kayyımı ataması
gerekmektedir.
Mahkemece, mirasın reddinde
annenin hukuki yararı ile çocuğun hukuki yararı çatıştığından, küçüğe
kayyım tayin ettirilmesi, husumetin kayyıma yöneltilmesi, gösterdiği
takdirde delillerin toplanması gerekirken küçüğe kayyım tayin ettirilmeden
eksik hasımla işin esasının incelenerek karar verilmesi usul ve yasaya
aykırı bulunmuştur.
SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı
kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca
etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 7/2/2011
—— • ——
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:
ESAS NO : 2009/21848
KARAR NO: 2011/1936
YARGITAY İLAMI
İNCELENEN KARARIN:
MAHKEMESİ :Kocaeli 1. Aile Mahkemesi
TARİHİ :31/3/2009
NUMARASI :Esas
no: 2009/56 Karar no:
2009/319
DAVACILAR :Nadire
Sünmüş ve Mehmet Suphi Sünmüş
DAVALILAR :Hanife
Uçar ve Mekiye Uçar
DAVA TÜRÜ :Evlat
Edinme
TEMYİZ EDEN :Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcılığı
Taraflar arasındaki davanın
yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına
bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp
düşünüldü.
Davacıların, 20/1/2009
tarihinde açtıkları davada, davalıların müşterek çocuğu Eyüpcan'ı
evlat edinmelerine karar verilmesini istedikleri, mahkemece davanın
kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği
anlaşılmaktadır.
4721 sayılı Türk Medeni
Kanununun 306. maddesinin 2. fıkrasına göre, eşlerin birlikte evlat
edinmeleri için en az beş yıldan beri evli olmaları veya otuz yaşını
doldurmuş bulunmaları gerekmektedir.
Dosya içinde mevcut nüfus kayıt
örneklerinden, davacı Nadire'nin dava tarihinde otuz yaşından küçük olduğu,
ayrıca diğer davacı Mehmet Suphi ile 26/6/2007
tarihinde evlendikleri, evlilik sürelerinin beş yıldan az olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece, yasal şartların
oluşmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, Türk
Medeni Kanununun 306. maddesi hükmüne aykırı olarak davanın kabulüne
ilişkin hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı
kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca
etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oyçokluğuyla karar verildi. 9/2/201l
KARŞI OY
YAZISI
Türk Medeni Kanununun 282.
maddesi, genel olarak soybağının kurulmasını
düzenlemiş, çocuk ile ana arasındaki soybağının
doğumla, çocuk ile baba arasındaki soybağının ise
ana ile evlilik, tanıma ve hakim hükmü ile
kurulacağını, ayrıca soybağının evlat edinme
yoluyla da kurulabileceğini hüküm altına almıştır. Yasadaki düzenlemeler ve
yargılama usullerinden de anlaşılacağı gibi, soybağı
davaları bu arada doğal olarak da evlat edinme davaları, kamu düzenine
ilişkindir.
Türk Medeni Kanununun 318/1.
maddesi ile getirilen hükümle, esasa ilişkin diğer noksanlıklardan biriyle
sakatsa, Cumhuriyet savcısı evlatlık ilişkisinin kaldırılmasını
isteyebilecektir. Bu nedenle, kurulmuş bulunan evlat edinme ilişkisindeki
esaslı noksanlık, artık, bu noksanlığın öğrenilmesinde, kamu adına
ilişkinin kaldırılması yoluyla dava açılmasını mümkün kılacaktır.
Hukuk Usulü Muhakemeleri
Kanununun 427/7. maddesinde, kesin olarak verilen hükümlerle, niteliği bakımından
yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade eden ve Yargıtay'ca
incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan hükümlerin, kanun yararına temyiz
edilebileceği belirtilmiştir.
Türk Medeni Kanununun 318/1.
maddesi uyarınca, esaslı noksanlıkları içeren evlat edinme ilişkisi, Türk Medeni
Kanununun 319. maddedeki hak düşürücü süreler içerisinde, kamu düzeni
açısından kesinleşmeyecektir. Esasa ilişkin noksanlığı belirleyen
Cumhuriyet savcısı, ilişkinin kaldırılması için dava açabilme olanağına
sahip bulunmaktadır.
Esasa ilişkin noksanlığı
öğrenen Cumhuriyet savcısının kanun yararına bozma istemi ile temyiz yerine
ilişkinin kaldırılması için dava açması yasanın aradığı temel amaçtır. Zira, kanun yararına bozma, taraflar açısından sonuç
doğurmayacak, bu durum, yasaya aykırı ve esasla unsurlardaki eksikliklerine
karşın, evlat edinme ilişkisinin kurulmasını sağlayabilecektir.
Esasa ilişkin noksanlıkları
öğrenen Cumhuriyet savcısının, dava açarak evlatlık ilişkisinin
kaldırılmasını temin olanağının bulunması ve kamu düzeni açısından
kesinleşmemiş olan hükümle ilgili olarak, kanun yararına temyiz isteminin
reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesi ile sayın çoğunluk kararına
katılmıyorum.
|