|
Anayasa Mahkemesi
Başkanlığından:
Esas Sayısı : 2008/24
Karar Sayısı : 2010/115
Karar Günü : 16.12.2010
İTİRAZ
YOLUNA BAŞVURAN : İstanbul 4. İdare Mahkemesi
İTİRAZIN
KONUSU :
22.1.1990 günlü, 399 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri
Personel Rejiminin Düzenlenmesi ve 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin
Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun Hükmünde
Kararname’nin 5.2.1992 günlü, 3771 sayılı Yasa’nın 8. maddesiyle
değiştirilen 45. maddesinin (a) bendinin Anayasa’nın 10. ve 60. maddelerine
aykırılığı savıyla iptaline karar verilmesi istemidir.
I- OLAY
İzinsiz veya kabul edilebilir bir mazereti
olmaksızın altı gün göreve gelmeyen sözleşmeli personelin, iş akdinin
feshedilmesi üzerine bu işlemin iptali istemiyle açılan davada, itiraz
konusu kuralın Anayasaya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için
başvurmuştur.
II- İTİRAZIN
GEREKÇESİ
Başvuru kararının gerekçe bölümü şöyledir:
“PTT Genel Müdürlüğü
bünyesinde, 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında sözleşmeli
personel statüsünde istihdam edilmekte iken 17.03.2005 tarihinde emekli
olan davacının emekli olmadan önce 6 gün kesintisiz işe gelmediğinin
belirlendiğinden bahisle 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin
45.maddesinin (a) bendi uyarınca 07.02.2005 tarihi itibariyle sözleşmesi
feshi yoluna gidildiği, buna karşın davacı açısından sabit görünen “İzinsiz
veya kabul edilebilir bir mazereti olmaksızın kesintisiz 5 gün veya bir
sözleşme dönemi içinde kesintili 10 gün göreve gelmemek” fiilinin 657
sayılı Yasadaki karşılığının, 125. maddesinin (D) bendinin (b) alt bendine
göre “kademe ilerlemesinin durdurulması cezası” olduğu, buna göre davalı
idare bünyesinde davacı ile aynı işi yapmasına karşın 657 sayılı Yasa
kapsamında istihdam edilen bir personelin aynı fiili işlemesi durumunda
muhatap olacağı cezanın “Kademe ilerlemesinin durdurulması cezası” olacağı,
bunun ise Anayasa'nın 10. maddesinde yer alan “Herkes, dil, ırk, renk,
cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle
ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir… Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik
ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.” hükmüne 60. maddesinde
yer alan “Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet bu güvenliği
sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar” şeklindeki hükümlere
aykırı olacağı düşünülmektedir.
Her ne kadar
davacının 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname Kapsamında sözleşmeli
personel statüsünde istihdam edilmesi nedeniyle 657 sayılı Yasa kapsamında
istihdam edilen diğer kamu görevlileriyle aynı konum ve statüde olmadığı,
farklı statüde olan kamu görevlilerine farklı hükümler uygulanmasın doğal
olduğu, dolayısıyla ortada eşitlik ilkesine aykırı bir durum bulunmadığı
düşünülebilir ise de aynı kurumda görevli ve aynı işi yapan iki kamu
görevlisinden 657 sayılı yasa kapsamında istihdam edilenin 6 gün kesintisiz
ve mazeretsiz işe gelmemiş olması ile 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname
kapsamında sözleşmeli personel statüsünde istihdam edilenin 6 gün
kesintisiz ve mazeretsiz işe gelmemiş olmasının kurumun disiplin ve
düzenini bozma açısından farklı etkiler doğuracağının kabulüne olanak
bulunmamaktadır. Elbette istihdam şekillerinin farklı olmasından dolayı
özlük hakları vb. ekonomik konularda farklı hükümlere tabi tutulacaklardır.
Ancak disiplin hükümleri bakımından farklı hükümlere tabi tutulmalarının
iptali istenilen hüküm dışında bir dayanağı bulunmamaktadır. Bu
uygulamanın kabulü halinde Anayasanın 10. maddesinde yer alan; “Devlet
organlarının ve idare makamlarının bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik
ilkesine uygun olarak hareket etmek zorunda oldukları” yönündeki anayasal
hükme aykırı hareket edilmiş olacaktır ki bunun da demokratik, laik ve
sosyal bir hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’nde kabulü mümkün
değildir.
Uyuşmazlık konusu
olayda olduğu gibi, bu iki grup kamu görevlisine farklı disiplin
hükümlerinin uygulanması durumunda bunun 399 sayılı Kanun Hükmünde
Kararname kapsamında olan açısından tek sonucunun “disiplin cezası ile
cezalandırılmış olması” olmadığı, sözleşmenin feshi cezasının sonucu olarak
sosyal güvenlik hakkının bir parçası olan kıdem tazminatı vb. sosyal
haklardan da mahrumiyeti sonucunun doğacağı, oysa aynı disiplinsizlik
eylemini ika eden 657 sayılı Yasa kapsamındaki personelin muhatap olacağı
yaptırımın “kademe ilerlemesinin durdurulması cezası” olduğu, bu cezanın
ise davacınınkinden farklı olarak sosyal güvenlik hakkına bir etkisi
bulunmadığı gibi, kurumla ilişiğinin kesilmesini dahi gerektirmeyen bir
ceza olduğu açıktır.
Bütün bunlar bir
arada değerlendirildiğinde; 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin
45.maddesinin (a) bendinde yer alan ve sözleşmenin feshi cezasını
gerektiren haller arasında sayılan “İzinsiz veya kabul edilebilir bir
mazereti olmaksızın kesintisiz 5 gün veya bir sözleşme dönemi içinde
kesintili 10 gün göreve gelmemek” şeklindeki ibarenin, Anayasa’nın 10
maddesinde yer alan “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce,
felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin
kanun önünde eşittir… Devlet organları ve idare makamları bütün
işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek
zorundadırlar.” hükmüne ve 60 maddesine yer alan “Herkes, sosyal güvenlik
hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli
tedbirleri alır ve teşkilatı kurar”, şeklindeki hükümlerine aykırı
olduğundan iptali için Anayasanın 152.maddesi gereğince itirazen
ANAYASA MAHKEMESİNE BAŞVURULMASINA, tarafların “anayasaya aykırılık
sorunuyla” ilgili olarak iddia ve savunmaları da alındığından dosyadaki
belgelerin onaylanmış örneklerinin Anayasa Mahkemesi Başkanlığına
gönderilmesine, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar
davanın bekletilmesine, 18.01.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”
III- YASA
METİNLERİ
A- İtiraz
Konusu Yasa Kuralı
399 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri
Personel Rejiminin Düzenlenmesi ve 233 sayılı Kanun hükmünde Kararnamenin
Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun Hükmünde
Kararnamenin itiraz konusu bendi de içeren 5.2.1992 günlü, 3771 sayılı
Yasa’nın 8. maddesiyle değiştirilen 45. maddesi şöyledir:
“Madde 45 - (Değişik: 05.02.1992 - 3771/8 md.)
Teşebbüs veya bağlı ortaklıklarda çalışan
sözleşmeli personelin sözleşmesi aşağıdaki hallerde feshedilir:
a) İzinsiz veya kabul edilebilir bir mazereti
olmaksızın kesintisiz 5 gün veya bir sözleşme dönemi içinde kesintili 10
gün göreve gelmemek,
b) İşe alınma şartlarından herhangi birini
taşımadığının anlaşılması veya bu şartlardan birinin sonradan kaybedilmesi,
c) Görev veya görev yerinin değişmesi
halinde belirlenen süre içinde mücbir bir sebep olmaksızın yeni görevine
başlamamak,
d) Bu Kanun Hükmünde Kararname ile sözleşme
hükümlerine aykırı davranışlarda bulunmak,
e) Sicil ve başarı değerlendirmeleri birbirini
izleyen iki sözleşme döneminde (D) düzeyinde olmak,
İstek, yaş haddi, malullük veya sicil
sebeplerinden biri ile emekliye ayrılma hallerinde sözleşme sona erer.”
B- Dayanılan
Anayasa Kuralları
Başvuru kararında Anayasa’nın 10. ve 60.
maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK
İNCELEME
Anayasa Mahkemesi
İçtüzüğü’nün 8. maddesi uyarınca Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz
PAKSÜT, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet
AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, A. Necmi ÖZLER, Serdar
ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ve Zehra
Ayla PERKTAŞ’ın katılımlarıyla yapılan ilk
inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının
incelenmesine OYBİRLİĞİYLE, 8.4.2008 günü karar verilmiştir.
V- ESASIN
İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına
ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve
bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra
gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında;
399 sayılı KHK’nin 45. maddesinde izinsiz veya kabul edilebilir bir mazereti
olmaksızın kesintisiz 5 gün veya bir sözleşme döneminde kesintili 10 gün
göreve gelmemenin cezası olarak sözleşmenin feshi cezası öngörülmesine
rağmen, 657 sayılı Yasa’nın 125. maddesinin (D) bendinin (b) alt bendinde
aynı fiilin cezası olarak kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının
öngörüldüğü, dolayısıyla 399 sayılı KHK ile 657 sayılı Yasa’ya göre daha
ağır bir disiplin cezası getirildiği, oysa kurumun disiplin ve düzenini
bozma açısından aynı kurumda 5 gün işe gelmemenin, memur ve sözleşmeli personel
açısından farklı etkiler doğuracağının kabulüne olanak bulunmadığı, bu
durumda cezaya maruz kalan şahsın kıdem tazminatı gibi bazı sosyal
haklarından da mahrum kalabildiği belirtilerek itiraz konusu kuralın
Anayasa’nın 10. ve 60. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İtiraz konusu kuralda teşebbüs veya bağlı
ortaklıklarda çalışan sözleşmeli personelin izinsiz veya kabul edilebilir
bir mazereti olmaksızın kesintisiz beş gün veya bir sözleşme dönemi içinde
kesintili on gün göreve gelmemesi sözleşmenin feshi nedeni kabul
edilmiştir.
Anayasa’nın 10. maddesinin birinci
fıkrasında herkesin, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî
inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun
önünde eşit olduğu belirtilmiştir. Bu maddede yer verilen eşitlik ilkesi
ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmektedir. Eşitlik ilkesinin
amacı, aynı durumda bulunan kişilerin yasalarca aynı işleme bağlı
tutulmalarını sağlamak ve kişilere yasalar karşısında ayırım yapılmasını ve
ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi
kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin
çiğnenmesi yasaklanmıştır. Durum ve konumlardaki özellikler, kimi kişiler
ya da topluluklar için değişik kuralları gerekli kılabilir. Farklı hukuksal
durumda bulunanlar arasında eşitlikten söz edilemez. Aynı hukuksal durumlar
aynı, farklı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’nın
öngördüğü eşitlik ilkesi çiğnenmiş olmaz.
Kamu personelinin üstlendikleri görevlerin
niteliği ve hukuksal durumlarına göre disiplin suç ve cezaları bakımından
farklı usul ve yaptırımlar öngörülmesi yasa koyucunun takdirindedir. Bu
bağlamda meslekten çıkarma yaptırımları da farklı statüde çalışan personel
için değişiklik gösterebilir.
233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye tabi
kurumlarda çalışan personelin hizmete alınmaları, görev ve yetkileri,
nitelikleri, atanma, ilerleme, yükselme, hak ve yükümlülükleri, ücretleri,
sicilleri, iş akitlerinin feshedilmesi, disiplin soruşturması usulü ve
görevden uzaklaştırılmaları gibi hususlar 399 sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamede düzenlenmiştir.
KİT’lerde çalışan sözleşmeli personel, 399
sayılı KHK ve “399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname Hükümlerine Göre
Yapılacak Sözleşmelerde Yer Alacak Hususların Tespiti Hakkında Yönetmelik”
hükümlerinde yer alan esas ve kurallara bağlı olarak imzalanan idari hizmet
sözleşmesi ile kamu görevlisi olarak,istihdam edilmektedir.
399 sayılı KHK kapsamındaki personelin, 657
sayılı Yasa kapsamındaki personel ile aynı hukuksal durumda bulunmadığı;
bunların göreve başlama, mali ve sosyal haklar ile yükümlülüklerindeki
farklılıklar gözetildiğinde disiplin yaptırımı olarak sözleşmenin feshi
yoluyla işine son verilmesinin de 657 sayılı Yasadan farklı şekilde
düzenlenmesinin eşitlik ilkesine aykırı bir yönü bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kural,
Anayasa’nın 10. maddesine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
İtiraz konusu kuralın Anayasa’nın 60.
maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
VI- SONUÇ
1- 7.5.2010
günlü, 5982 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun uyarınca, 2949 sayılı Anayasa
Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun ile ilgili
gerekli düzenlemeler yapılmadan, Mahkeme’nin çalışıp çalışamayacağına
ilişkin ön meselenin incelenmesi sonucunda; Mahkeme’nin çalışmasına bir
engel bulunmadığına, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Fettah
OTO, Zehra Ayla PERKTAŞ ile Celal Mümtaz AKINCI’nın,
gerekçesi 2010/68 esas sayılı dosyada belirtilen karşıoyları
ve OYÇOKLUĞUYLA,
2- 22.1.1990 günlü, 399
sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Personel Rejiminin Düzenlenmesi ve 233
Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Bazı Maddelerinin Yürürlükten
Kaldırılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname’nin 5.2.1992 günlü, 3771
sayılı Yasa’nın 8. maddesiyle yeniden düzenlenen 45. maddesinin (a)
bendinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
16.12.2010 gününde karar verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz
PAKSÜT
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
|
|
|
|
|
Üye
Ahmet AKYALÇIN
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
Üye
Fettah OTO
|
|
|
|
|
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
|
|
|
|
|
|
Üye
Alparslan ALTAN
|
Üye
Burhan ÜSTÜN
|
Üye
Engin YILDIRIM
|
|
|
|
|
|
Üye
Nuri NECİPOĞLU
|
Üye
Hicabi DURSUN
|
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
|
|