|
Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı: 2008/105
Karar Sayısı: 2010/123
Karar Günü: 30.12.2010
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Ankara Birinci İdare Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 10.11.2005 günlü, 5429 sayılı Türkiye İstatistik
Kanunu’nun geçici 7. maddesinin, Anayasa’nın 2. ve 36. maddelerine
aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Davacının, Devlet İstatistik Enstitüsü
Başkanı olarak görev yapmakta iken Başbakanlık Müşavirliğine atanması
işleminin Danıştay Beşinci Daire tarafından iptal edilmesi üzerine tesis
edilen işlemin iptali istemiyle açtığı davada, itiraz konusu kuralın
Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali istemiyle
başvurmuştur.
II- İTİRAZIN GEREKÇESİ
Başvuru kararının gerekçe
bölümü şöyledir:
“T.C.
Anayasası’nın 152. maddesinde; ‘Bir davaya bakmakta olan mahkeme,
uygulanacak bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini
Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık
iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda
vereceği karara kadar davayı geri bırakır’ hükmü yer almaktadır.
T.C. Anayasası’nın 2. maddesinde Türkiye
Cumhuriyetinin bir hukuk devleti olduğu hükme bağlanmıştır.
Cumhuriyetin nitelikleri arasında yer alan hukuk
devleti; bütün işlem ve eylemleri hukuka uygun, her alanda adaletli bir
hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdürmekle kendini yükümlü sayan,
hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasaya aykırı durum ve
tutumlardan kaçınan, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup
güçlendiren, yargı denetimine açık, yasaların üstünde yasa koyucunun da
uymak zorunda olduğu Anayasanın ve temel hukuk ilkelerinin bulunduğu
bilincinde olan devlettir. Kişilere hukuk güvenliğinin sağlanması da hukuk
devletinin ön koşullarındandır.
Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında da,
‘Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri
önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma
hakkına sahiptir’ denilmektedir.
Hak arama özgürlüğü yalnız toplumsal barışı
güçlendiren dayanaklardan biri değil aynı zamanda bireyin adaleti bulma,
hakkı olanı elde etme, haksızlığı önleme uğraşının da aracıdır. Bu hakkın
kullanılması, yerine getirilmesi olabildiğince kolaylaştırılmalı, olumlu ya
da olumsuz sonuç almayı geciktiren, güçleştiren engeller kaldırılmalıdır.
Tarafsızlığı ve bağımsızlığından kuşku duyulmayacak şekilde oluşturulmuş
bir mahkemeye başvuru olanağının tanınmadığı bir idari rejimin adil
yargılanmaya uygun olmadığının kabulü gerekir.
18.11.2005 günlü, 25997 sayılı Resmi Gazetede
yayımlanarak yürürlüğe giren 5429 sayılı Türkiye İstatistik Kanunu’nun
geçici 7. maddesinde; ‘Bu Kanunun yürürlüğe girmesiyle Devlet İstatistik
Enstitüsü Başkanının görevi sona erer. Türkiye İstatistik Kurumu Başkanı
kadro ve görevine, bu Kanunda yer alan şartları taşıyanlar arasından,
Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir ay içerisinde beş yıl süre
için yeni atama yapılır. Atama yapılıncaya kadar, mevcut DİE Başkanı
görevine devam eder’ hükmü yer almaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden, davacının Gazi
Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi’nde Yardımcı Doçent olarak görev
yapmakta iken 25.7.2002 tarihinde Devlet İstatistik Enstitüsü Başkanlığına
atandığı, 14.1.2003 tarih ve 2003/3606 sayılı müşterek kararname ile de
görevinden alınarak Başbakanlık Müşavirliğine atandığı, görevden alınmasına
ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı davada Danıştay 5. Dairenin
27.11.2006 günlü, E.2003/1353, K.2006/5684 sayılı kararı ile dava konusu
işlemin iptaline karar verildiği, anılan kararın davalı Türkiye İstatistik
Kurumu Başkanlığına tebliğ edilmesi üzerine, 5429 sayılı Türkiye İstatistik
Kanunu’nun geçici 7. maddesi uyarınca görevine dönmesinin hukuken mümkün
olmadığı yönünde 12.3.2007 günlü, 108 sayılı davalı idare işleminin tesis
edildiği, görülmekte olan davanın da bu işlemin iptali istemiyle açıldığı
anlaşılmaktadır.
Hukuk devletinde yasaların ilke olarak genel, soyut
ve nesnel olmaları gerektiğinden ve idari görevlere atanmalar ve
dolayısıyla görevlerin sona erdirilmesi idare fonksiyonuyla ilgili
olduğundan, görevden alma işlemini yasa ile tesis eden 5429 sayılı Yasa’nın
geçici 7. maddesi hukuk devleti ilkesi ve yasaların genel, soyut, sürekli,
düzenleyici ve nesnel olması ilkesine aykırılık teşkil etmektedir.
Öte yandan, 5429 sayılı Yasa’nın geçici 7. maddesi
ile davacının görevine yasa ile son verilmesi, davacının yasama tasarrufuna
karşı dava açma hakkı bulunmadığından hak arama özgürlüğünü ortadan
kaldırmak suretiyle dava konusu işlem üzerindeki yargı denetimini
engellediğinden adil yargılanma hakkını da ihlal etmektedir.
Açıklanan nedenlerle, 5429 sayılı Türkiye İstatistik
Kanunu’nun geçici 7. maddesinin Anayasa’nın 2. ve 36. maddelerine aykırı
olduğu kanaatine varıldığından, Anayasa’nın 152. maddesi uyarınca sözkonusu
Kanun hükmünün iptali için itirazen Anayasa Mahkemesi’ne başvurulmasına,
Anayasa Mahkemesi’nin bu konuda vereceği karara kadar davanın geri
bırakılmasını 17.12.2008 gününde karar verildi.”
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa
Kuralı
10.11.2005 günlü, 5429 sayılı Türkiye İstatistik
Kanunu’nun geçici 7. maddesi şöyledir:
“Bu Kanunun yürürlüğe girmesiyle Devlet İstatistik
Enstitüsü Başkanının görevi sona erer. Türkiye İstatistik Kurumu Başkanı
kadro ve görevine, bu Kanunda yer alan şartları taşıyanlar arasından,
Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir ay içerisinde beş yıl süre
için yeni atama yapılır. Atama yapılıncaya kadar, mevcut DİE Başkanı
görevine devam eder”.
B- Dayanılan Anayasa
Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa’nın
2. ve 36. maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi uyarınca,
Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet
ERTEN, A. Necmi ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket
APALAK, Serruh KALELİ ve Zehra Ayla PERKTAŞ’ın katılmalarıyla 18.12.2008 gününde yapılan
ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının
incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri,
işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralı, dayanılan Anayasa
kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup
incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Kuralın Anlam ve Kapsamı
5429 sayılı Türkiye İstatistik Kanunu
ile Devlet İstatistik Enstitüsü’ne (DİE) ilişkin “13.6.1962 günlü, 53
sayılı Devlet İstatistik Enstitüsünün Görev, Yetki ve Kuruluşu Hakkında
Kanun” ve “8.6.1984 günlü, 219 sayılı Devlet İstatistik Enstitüsü
Başkanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname”
yürürlükten kaldırılmıştır.Resmî
istatistiklerin üretimine ve organizasyonuna ilişkin temel ilkeleri ve
standartları belirlemek; ülkenin ihtiyaç duyduğu alanlarda veri ve
bilgilerin derlenmesini, değerlendirilmesini, gerekli istatistiklerin
üretilmesini, yayımlanmasını, dağıtımını ve Resmî İstatistik Programında
istatistik sürecine dâhil kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonu
sağlamak amacıyla “Türkiye İstatistik Kurumu” (TÜİK) kurulmuştur.
5429
sayılı Yasa’yla DİE Başkanlığına ait
kadrolar iptal edilerek 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun
Hükmünde Kararnamenin eki cetvellerden çıkarılmış ve ekli (1) sayılı
listede belirtilen kadrolar ihdas edilerek 190 sayılı KHK’nin eki (I)
sayılı cetvele Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı bölümü olarak
eklenmiştir.
Yasa’nın 22. maddesine göre, Başkan,
Türkiye İstatistik Kurumunun en üst yöneticisi olup, başkanlık hizmetlerini,
mevzuat hükümlerine, resmî istatistik programına, Kurumun amaç ve
politikalarına, stratejik plânına, performans göstergelerine ve hizmet
kalite standartlarına uygun olarak yürütmekle görevli ve yetkilidir.
Başkanlığa atanma şartları ve usulü 23. maddede düzenlenmiştir. Başkanlığa
atanacaklarda 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda öngörülen genel
koşullara ek koşullar getirilmiştir. Aynı maddede
Başkanın, Bakanlar Kurulu kararı ile beş yıl süre için atanacağı, süresi
dolan Başkanın aynı göreve bir defaya mahsus olmak üzere tekrar
atanabileceği, görev süresi dolmadan görevine son verilemeyeceği; ancak,
resmî sağlık kurulu raporuyla görevini devamlı yapmasına engel olabilecek
durumun tespiti veya atamaya ilişkin şartları kaybetmesi hâlinde atama
usulüne göre süresi dolmadan görevden alınabileceği belirtilmiştir. Aynı
Yasa’nın 57. maddesiyle 657, 2451 ve 5018 sayılı Yasalardaki DİE Başkanı ve
Başkanlığı ibareleri, TÜİK Başkanı ve Başkanlığı olarak değiştirilmiştir.
5429 sayılı Yasa’nın
itiraz konusu geçici 7. maddesinde, Yasa’nın yürürlüğe girmesiyle Devlet
İstatistik Enstitüsü Başkanının görevinin sona ereceği, Türkiye İstatistik
Kurumu Başkanı kadro ve görevine, bu Yasa’da yer alan şartları taşıyanlar
arasından, Yasa’nın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir ay içerisinde
beş yıl süre için yeni atama yapılacağı, atama yapılıncaya kadar, mevcut
DİE Başkanının görevine devam edeceği öngörülmüştür.
B- Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
Başvuru
kararında, hukuk devletinde yasaların genel, soyut ve nesnel olması
gerektiği, göreve atama ve son vermelerin idari işlem niteliğinde olduğu,
görevden alma işleminin yasayla tesis edilmesinin hukuk devleti ilkesine
uygun düşmediği, yasama tasarrufuna karşı dava açma hakkı bulunmadığından
hak arama özgürlüğünün ortadan kaldırıldığı ve işlemin yargısal denetiminin
engellendiği, bu nedenlerle kuralın Anayasa’nın 2. ve 36. maddelerine
aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Anayasa’nın 2. maddesinde
belirtilen hukuk devleti, temel hak ve özgürlüklere dayanan, bu hakların
korunup güçlenmelerine olanak sağlayan, adaletli bir hukuk düzeni kurup
bunu geliştirerek sürdüren, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan,
Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, eylem ve
işlemlerine karşı yargı yolu açık olan devlettir. Böyle bir düzenin
kurulması, yasama, yürütme ve yargı alanına giren tüm işlem ve eylemlerin
hukuk kuralları içinde kalması, temel hak ve özgürlüklerin anayasal
güvenceye bağlanmasıyla olanaklıdır. Yasaların kamu yararının sağlanması
amacına yönelik olması, genel, objektif, adil kurallar içermesi ve
hakkaniyet ölçütlerini gözetmesi de hukuk devleti olmanın gereğidir. Bu
nedenle yasakoyucunun hukuki düzenlemelerde
kendisine tanınan takdir yetkisini anayasal sınırlar içinde adalet,
hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini göz önünde tutarak kullanması
gerekir.
Anayasa’nın
“Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasında, “Herkes
meşru vasıta ve yollardan yararlanmak suretiyle yargı mercileri önünde
davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına
sahiptir” denilerek yargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme
ve bunun doğal sonucu olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı
güvence altına alınmıştır. Maddeyle güvence altına alınan dava yoluyla hak arama
özgürlüğü, kendisi bir temel hak niteliği taşımasının ötesinde, diğer temel
hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların
korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden birisidir. Kişilere yargı
mercileri önünde dava hakkı tanınması adil bir yargılamanın ön koşulunu
oluşturur.
İtiraz
konusu kuralda, 5429 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girmesiyle DİE Başkanının
görevinin sona ereceği hükme bağlanmıştır. Devlet İstatistik Enstitüsünün, Türkiye İstatistik Kurumu şeklinde
yeniden kurulması kapsamında “başkanlığa atanma şartları ve usulü” de değiştirilmiş, Kurumun
bilimsel ve teknik özerkliği göz önünde bulundurularak, farklı usul ve
şartlar getirilmiştir. Madde gerekçesinde, “Devlet İstatistik Enstitüsünün, Türkiye
İstatistik Kurumu şeklinde bu Kanun ile yeniden kurulması öngörüldüğünden
ve Türkiye İstatistik Kurumu Başkanı için beş yıllık süre ile birlikte bazı
atama şartları getirildiğinden, Devlet İstatistik Enstitüsü Başkanının
görevinin Kanunun yürürlüğe girmesiyle sona ereceğine ve Türkiye İstatistik
Kurumu Başkanlığına (…) beş yıllık bir süre için bir ay içerisinde yeniden
atama yapılacağına dair düzenleme yapılmaktadır” denilmiştir.
DİE Başkanı, 657
sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda öngörülen genel şartları taşıyanlar
arasından müşterek kararnameyle süresiz olarak atanmakta iken yeni durumda,
TÜİK Başkanının, 657 sayılı Yasa’da yer alan koşullara ek yeni koşulları da
taşıyanlardan beş yıl süre ile Bakanlar Kurulu kararıyla atanabileceği
öngörülmüş, Kurumun
yapısındaki değişime bağlı olarak başkanın hukuki statüsü de
değiştirilmiştir.
Bir kamu kurumunun, buna
bağlı olarak bu kurumun gördüğü kamu hizmetinin niteliğinin
değiştirilmesine, kaldırılıp kaldırılmayacağına veya bir kamu hizmetinin
hangi kamu kurum veya kuruluşunca yerine getirileceğine karar verme yetkisi
yasakoyucuya aittir. Yasakoyucu
Anayasa’ya uygun olmak kaydıyla, kamu hizmetinin yürütülmesine ilişkin
koşulları belirleyerek kadro düzenlemesi yapabilir. Kamu hizmetinin
gerekleri yönünden ve kamu yararı amacıyla yeni kadrolar ihdas edebileceği
gibi, mevcut bazı kadroları da kaldırabilir. Ayrıca, kamu idareleri ile
kamu görevlileri arasındaki ilişkiler, kural tasarruflarla
düzenlendiğinden, kamu görevlilerinin statülerine ilişkin yeni kurallar
koyabilir ya da var olan kuralları değiştirebilir.
Buna
göre, TÜİK’in kurulmasıyla Kurumun yapısı ve
başkanın statüsü değiştirilerek DİE Başkanının görevine son verilmesi hukuk
devleti ilkesinin ihlali anlamına gelmez. İtiraz konusu kuralda, hak
aramayı engelleyecek ve hak kaybına neden olacak bir düzenlemeye de yer
verilmemiştir. DİE Başkanının, koşulları taşıması halinde yeniden başkan
olarak atanmasına ya da eski sınıfındaki derecesine uygun diğer bir deyimle
buna eşit veya daha üst derece yeni bir göreve atanmasına engel
bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle
itiraz konusu kural Anayasa’nın 2. ve 36. maddelerine aykırı görülmemiştir.
İtirazın reddi gerekir.
Osman Alifeyyaz
PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Fettah
OTO ile Zehra Ayla PERKTAŞ bu görüşe katılmamışlardır.
VI- SONUÇ
1- 7.5.2010
günlü, 5982 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun uyarınca, 2949 sayılı Anayasa
Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun ile ilgili
gerekli düzenlemeler yapılmadan, Mahkeme’nin çalışıp çalışamayacağına
ilişkin ön meselenin incelenmesi sonucunda; Mahkeme’nin çalışmasına bir
engel bulunmadığına, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Fettah
OTO, Zehra Ayla PERKTAŞ ile Celal Mümtaz AKINCI’nın,
gerekçesi 2010/68 esas sayılı dosyada belirtilen karşıoyları
ve OYÇOKLUĞUYLA,
2- 10.11.2005 günlü, 5429
sayılı Türkiye İstatistik Kanunu’nun Geçici Madde 7’nin Anayasa’ya
aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE,Osman Alifeyyaz
PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Fettah
OTO ile Zehra Ayla PERKTAŞ’ın karşıoyları
ve OYÇOKLUĞUYLA,
30.12.2010 gününde karar
verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz
PAKSÜT
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
|
|
|
|
|
Üye
Ahmet AKYALÇIN
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
Üye
Fettah OTO
|
|
|
|
|
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
|
|
|
|
|
|
Üye
Alparslan ALTAN
|
Üye
Burhan ÜSTÜN
|
Üye
Engin YILDIRIM
|
|
|
|
|
|
Üye
Nuri NECİPOĞLU
|
Üye
Hicabi DURSUN
|
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
|
KARŞIOY YAZISI
İptali
istenen yasa hükmüyle Devlet İstatistik Enstitüsü Başkanı’nın görevine son
verilmiş, yasa çıkmadan önce idareye karşı açtığı dava sonucu verilen
göreve iade kararı böylelikle uygulanamaz hale getirilmiştir.
Anayasa’nın
2. maddesine göre bir hukuk devleti olan ve kuvvetler ayrılığına dayanan
bir ülkede yasama organının idari işlem konusu olan bir hususta kanun
yapması olağandışı bir yöntem olup, kanunların genel, soyut ve nesnel
olması ilkesine de ters düşmektedir.
Devlet İstatistik Enstitüsü Başkanı’nın taşıması
gereken niteliklerin yasa ile değiştirilmesi nedeniyle bulunduğu görevden
ayrılarak, yerine yasal nitelikleri taşıyan bir kamu görevlisinin atanması
idare hukuku esaslarına uygun olarak İdare tarafından yapılabilecekken
bunun yerine yasa ile atama yapılması Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen
hukuk devletine ve ilgilinin idari yargı önünde hak arama olanağını ortadan
kaldırdığından Anayasa’nın 36. maddesine aykırıdır.
İptali
istenen yasama tasarrufunda Anayasa’ya aykırılık görülmemesi durumunda,
aynı yöntemin, listeler halinde yüzlerce kamu görevlisi için de uygulanması
yolunun açılabileceği gözetilmeden verilen ret kararına katılmıyorum.
|
|
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
|
KARŞIOY GEREKÇESİ
5429 Sayılı Türkiye İstatistik Kanunu’nun Geçici 7.
maddesinde, “Bu Kanunun yürürlüğe girmesiyle Devlet İstatistik Enstitüsü
Başkanının görevi sona erer. Türkiye İstatistik Kurumu Başkanı kadro ve
görevine bu Kanunda yer alan şartları taşıyanlar arasından, Kanunun
yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir ay içerisinde beş yıl süre için
yeni atama yapılır. Atama yapılıncaya kadar, mevcut DİE Başkanı görevine
devam eder” denilerek Kurum Başkanı’nın görevine yasa ile son verilmiştir.
Kuvvetler ayrılığı esasını benimseyen Anayasa’da,
yasama, yürütme ve yargı erklerinin görev ve yetkileri belirtilirken
sınırları da çizilmiştir. Ancak, sert bir kuvvetler ayrılığı sistemi
öngörülmemiş, Başlangıç’da da belirtildiği gibi
bu ayrımın, Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına
gelmeyip, belli Devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve
bununla sınırlı medeni bir işbölümü ve işbirliğine dayandığı kabul
edilmiştir. Anayasa, erkler arasında bir uyum ve işbirliği esasına dayansa
da kural olarak, bunlardan birinin diğerinin görev alanına girecek bir
tasarrufta bulunmasına izin vermemiş, kanun hükmünde kararnamelerde olduğu
gibi ayrık durumları da açıkça düzenlemiştir. Buna göre, erklerden birinin
kendi görev alanı dışında hukuki işlemler gerçekleştirmesinin, fonksiyon
gaspına yol açacağı için, Anayasa’ya aykırılık oluşturacağı kuşkusuzdur.
Yürütmenin yetkisi içinde bulunduğu tartışmasız
olan göreve son verme işleminin, yasama tasarrufu ile gerçekleştirilmesi
bir fonksiyon gaspı olup, Anayasa’nın kuvvetler ayrılığı ilkesine
aykırıdır.
Öte yandan, Anayasa’nın 2. maddesinde, Cumhuriyetin
nitelikleri arasında yer alan hukuk devleti, bütün işlem ve eylemleri
hukuka uygun, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek
sürdürmekle kendini yükümlü sayan, hukuku tüm devlet organlarına egemen
kılan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, insan haklarına
dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, yargı denetimine açık
devlettir. Hukuk güvenliğinin
sağlanması da kuşkusuz, hukuk devleti olmanın gereğidir.
Hukuk devletinde ilke olarak yasaların, genel,
soyut ve nesnel olmaları kişilere, bu yasalara göre atandıkları statüde
önceden belirlenmiş koşullar değişmedikçe görevlerine devam edebilme
güvencesi sağlar. Kamu hizmetinin zorunlu kıldığı durumlarda ise idari
usullere uyularak göreve son verilebileceği açıktır. İdarenin Anayasal
işlevi çerçevesinde ve geleneksel yapısı içinde gerçekleşen bu işleyişe
idari usullerin dışına çıkılarak genel, soyut ve nesnel olma özellikleri
taşımayan, somut olarak sadece Devlet İstatistik Enstitüsü Başkanı’nın
durumunu düzenleyen bir yasa kuralı ile müdahale edilmesi hukuk güvenliği
ilkesi ile bağdaşmamaktadır.
Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında da,
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri
önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına
sahiptir.” denilmektedir. Kurum Başkanı’nın görevine yasa ile son
verilmesi, bu işleme karşı dava açma hakkını ortadan kaldırdığından yargı
denetimini bu bağlamda hak arama özgürlüğünün kullanılmasını
engellemektedir.
Açıklanan nedenlerle kuralın, Anayasa’nın kuvvetler
ayrılığı ilkesine, 2. ve 36. maddelerine aykırı olduğu ve iptali gerektiği
düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
Üye
Fettah
OTO
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
KARŞIOY GEREKÇESİ
5429 sayılı Türkiye İstatistik Kanunu’nun geçici 7.
maddesinin birinci cümlesinde“Bu kanunun yürürlüğe girmesiyle Devlet
İstatistik Enstitüsü Başkanının görevi sona erer” denilerek, Devlet
İstatistik Enstitüsü Başkanı’nın görevi yasayla sona erdirilmiştir.
Türkiye İstatistik Kurumu’na yasayla verilen
görevlerin asli ve sürekli görevlerden olması nedeniyle bunların genel
idare esaslarına göre yürütülmesi gereken kamu hizmeti, bu hizmeti yürütmek
üzere atanan Kurum Başkanı’nın kamu görevlisi, göreve atama ve görevden
alma tasarrufunun da bir yürütme işlemi olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır.
Anayasa’da kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında
üstünlük sıralaması anlamına gelmeyen, belli Devlet yetki ve görevlerinin
kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medeni bir işbölümü ve işbirliği
olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunduğu belirtilmiştir.
Yasaların genel, soyut, sürekli,
düzenleyici ve nesnel olması, Cumhuriyetin
nitelikleri arasında yer alan hukuk devleti
ilkesinin bir gereğidir.
Herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak
suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma
ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu Anayasa’mızda ifade edilmiştir.
İtiraz konusu
kuralla, belli bir statüye atanmış
olan kişinin bu hukuki statüde bir değişiklik olmaksızın hukuk güvenliğini
ihlal edecek biçimde yasama tasarrufu ile görevinden alınması kuvvetler
ayrılığı ilkesine, yine belli bir kişinin hedef alınması suretiyle özel,
güncel ve geçici bir durum düzenlenerek yasaların genel, soyut ve nesnel
olma özelliğinin göz ardı edilmesi hukuk devleti ilkesine, görevine yasa
ile son verilmesi ve yasama tasarrufuna karşı doğrudan dava açma hakkının
bulunmaması ise hak arama özgürlüğüne aykırılık oluşturur.
Açıklanan nedenlerle kuralın iptali gerekir.
|