|
Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı: 2010/19
Karar Sayısı: 2011/6
Karar Günü: 6.1.2011
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURANLAR :
1- Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi (Esas Sayısı:
2009/84)
2- İzmir 1. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi(Esas Sayısı: 2010/19)
İTİRAZLARIN KONUSU : 5.5.2009 günlü, 5894 sayılı Türkiye Futbol
Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un 13. maddesinin (4)
numaralı fıkrasının, Anayasa’nın 2., 10., 11. ve 38. maddelerine aykırılığı
savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
5846 sayılı Yasaya aykırılık suçundan dolayı açılan
kamu davalarında itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına
varan Mahkemeler, iptali için başvurmuşlardır.
II- İTİRAZLARIN
GEREKÇESİ
A- 2009/84 esas sayılı itirazın
gerekçe bölümü şöyledir:
“İDDİA: Ankara C. Başsavcılığının 03 Temmuz 2009 tarih ve
2009/173 Basın sayılı iddianamesi ile suç tarihinde Ankaragücü-Beşiktaş futbol takımları arasında oynanan maç
yayınının Cemal Gürsel Caddesi Cebeci Ankara adresinde faaliyet gösteren
Tostost Cafe isimli işyerinde bireysel kullanıma dayalı 00558423005336
digitürk kartı ile gösterildiği, dijital kartla ticari amaç güderek
işyerinde gösterime sunan şüphelinin yargılamasının yapılarak, eylemine
uyan; Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki Kanun’un
13/4. maddesi yollamasıyla, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasının
71/1. maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi istemiyle kamu
davası açılmıştır.
Anayasaya aykırılık konusunda mütalaa sorulduğunda
C. Savcısı bu konuyu mahkemenin takdirine bırakmıştır.
OLAY: Ankaragücü-Beşiktaş takımları arasında oynanan
bir futbol maçının sanığa ait işyerindeki TV’de ticari amaçla izin ve yetki
almadan bireysel kullanıma dayalı Digitürk kartı ile gelen müşterilere gösterilmesi
iddiasıyla 5894 sayılı Kanunun 13/4 maddesi aracılığı ile 5846 Sayılı Fikir
ve Sanat Eserleri Yasasının 71/1. maddesine “göre cezalandırılması talep
edilmiştir.
DEĞERLENDİRME ve GEREKÇE:
Cumhuriyetle yönetilen demokratik ülkelerde topluma
yön veren ve egemen olan sistem “Hukuk Devleti” ilkesidir. Nitekim,
Anayasamızın başlangıç kısmında “Millet iradesinin mutlak üstünlüğü,
egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu millet adına
kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasada
gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk
düzeni dışına çıkamayacağı;
Kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında
üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli Devlet yetki ve görevlerinin
kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medeni bir işbölümü ve işbirliği
olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunduğu” belirtilmiş ve
2 nci maddede “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve
adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine
bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve
sosyal bir hukuk Devletidir.”
şeklinde tanımlanmıştır.
Hukuk devletinin en önemli ilkelerinden biri
toplumda yaşayan insanların karşılaşabilecekleri olaylarda kendilerine
uygulanabilecek hukuk kurallarının ne olduğunu tahmin
edebilmeleri-bilebilmeleri imkanını yaşamalarıdır. Toplumda bu husus “Yasallık” olarak bilinmekte olup
ceza yargılamasında bu ilke “SUÇ VE
CEZALARIN KANUNİLİĞİ” olarak tanımlanmaktadır. Nitekim Anayasamızın
38. maddesinde “Kimse, işlediği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç
saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suç işlediği zaman
kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez”
şeklinde bir düzenleme ile kanunilik prensibi en üst mevzuatta tanımı
yapılmış, ll inci maddede de “Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı
organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel
hukuk kurallarıdır. ... Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz.” şeklinde tanım
yapılarak sonradan getirilebilecek düzenlemelere ışık tutulmuştur. Şu
halde, yasa koyucu bir ceza normu ihdas ettiğinde ilk önce Anayasaya uygun
davranmak zorunda kalacak olması hukuk devletinin kurallarının işlediğini
ortaya çıkaracaktır.
Anayasada tanımı yapılan “yasallık” prensibi 5237
sayılı Türk Ceza Kanunun 2 nci maddesinde de aynen belirtilmiştir. Buna
göre ; “1) Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza
verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve
güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz.
2) İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza
konulamaz.
3) Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin
uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol
açacak biçimde geniş yorumlanamaz.” şeklinde kural belirtilerek hukuk
devletinin gerektirdiği yasallık ceza adalet sisteminde de aynen yer
almıştır. Burada açıkça belirtildiği gibi idare düzenleyici işlemlerle suç
ve ceza ihdas edemeyecektir. Yine TCK.nın 5 inci maddesinde “Bu Kanunun
genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar
hakkında da uygulanır” denilerek bütün özel yasalardaki suç ve ceza öngören
maddelerin TCK prensibini esas alması gerektiği vurgulanmış, TCK.nın
yürürlük ve uygulama şekli hakkındaki 5252 sayılı Kanunun geçici l inci
maddesinde de TCK’na aykırı olan özel kanun hükümlerindeki ceza
maddelerinin 31.12.2008 tarihinden itibaren uygulanamayacağı belirtilerek
sonraki olası yasal düzenlemelerde de TCK sisteminin esas alınması
gerektiği vurgulanarak izlenecek yol haritası gösterilmiştir.
Somut olayda ise mahkememize açılan kamu davasında uygulanması
istenilen 5894 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri
Hakkındaki Kanun’un 13/4 maddesinde yer alan “Futbol müsabakası
yayınlarının, TFF tarafından
belirlenen usul ve esaslar
dışında haksız ve yetkisiz olarak radyo, televizyon, internet veya
herhangi bir yayın veya iletişim aracıyla canlı veya banttan yayınlanması,
çoğaltılması, dağıtılmışı, satılması, izlenmesi veya izletilmesi halinde,
TFF’nin veya yayıncı kuruluşun şikayeti üzerine 5/12/1951 tarihli ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri
Kanununun 71 inci maddesindeki cezai hükümler uygulanır.” şeklindeki
düzenlemede yer alan “TFF tarafından
belirlenen usul ve esaslar dışında” ibaresi Anayasanın 11. ve 38
inci maddeleri ile Türk Ceza Kanunun 2 ve 5 inci maddesine (5252 sayılı
TCK.nın yürürlük yasasının geçici l inci maddesindeki kritere) aykırı
olarak düzenlenerek suç tanımı yapılmamıştır. Buna göre, suç tanımlama
yetkisi TFF tarafından belirlenen usul ve esaslar denilerek idareye yani
Türkiye Futbol federasyonuna bırakılmıştır. Bu halde futbol müsabaka
yayınlarıyla ilgili olmak üzere TFF her belirlediği usul ve esaslar
çerçevesinde suç ihdas edebilecektir. Bu durumda adı geçen maddede “5846
sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 71 inci maddesindeki cezai
hükümler uygulanır” şeklindeki yasa koyucu tarafından getirilen düzenleme
“kanunilik” prensibinin oluşmasına yeterli değildir. Çünkü atıf yapılan
5894 sayılı Kanun’un 13/4 madde metnindeki terimde suç ihdas keyfiyeti
idareye yani TFF’na bırakılmıştır. Bu Anayasanın özüne ve hukuk devletinin
kriterlerine tamamen aykırıdır.
Bu itibarla uygulanması talep edilen 5894 sayılı
Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki Kanun’un 13/4
maddesinde yer alan “TFF tarafından belirlenen usul ve esaslar dışında”
ibaresi Anayasamızın 2., 11. ve 38. maddelerine aykırı görülerek, Anayasa
Mahkemesine başvurma yönüne gidilmiştir.
HUKÜM: Yukarıda açıklanan
nedenlerle,
1- Her ne kadar sanık Nurettin Ayçiçek hakkında
5894 s. Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri hakkındaki Kanunun
13/4 maddesi aracılığı ile 5846 sayılı K.nun 71/1 maddesine muhalefet
ettiği iddiasıyla mahkememize kamu davası açılmış ise de; 5894 sayılı K.nun
13/4 maddesinde geçen “TFF
tarafından belirlenen usul ve esaslar dışında” ibaresi Anayasanın 11
ve 38 inci maddesine aykırı olduğu sonucuna varıldığından 2949 sayılı
Yasanın 28. maddesinde öngörülen belgelerle birlikte Anayasa Mahkemesine
başvurulmasına, Anayasanın 152/1 maddesi gereğince Anayasa Mahkemesinin bu
konuda vereceği karara kadar
DAVANIN GERİ BIRAKILMASINA,
2- Başvurunun Anayasa Mahkemesine ulaşmasından
itibaren 5 ay içinde Anayasa Mahkemesince başvuru hakkında karar
verilmediği takdirde dosyanın yeniden esasa alınarak yürürlükteki kanun
hükümlerine göre davanın yürütülmesine sanık ve şikayetçiler vekilinin
yokluğunda iddia makamından C. Savcısı Gülnur Bolat’ın (32161) huzurunda
karar verildi.”
B- 2010/19
esas sayılı itirazın gerekçe bölümü şöyledir:
“OLAYLAR: İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının
20.10.2009 Tarih, 2009/4215 esas,2009/458 iddianame numaralı iddianamesi ile Sanık Mahmut Okan Iğkı
hakkında 5894 Sayılı Kanunun 13/4. maddesi uyarınca cezalandırılması
istenerek Mahkememizde 2009/485 esas sayılı kamu davası açılmıştır.
İddianamede, sanığın iş yerinde Müşteki Şirketin
şifreli yayınladığı futbol karşılaşmasını, iş yeri aboneliği olmadığı
halde, beş müşterisine izlettirirken yakalandığı belirtilmiş, sanığın atılı
suçtan dolayı, 5894 Sayılı Kanunun 13/4. maddesinin göndermesiyle, 5846
Sayılı Kanunun 71/1. maddesi uyarınca cezalandırılması istenmiştir.
Katılan Digitürk Vekili Anayasaya aykırılık
olmadığını söylemiştir.
Cumhuriyet Savcısı Anayasaya aykırılık bulunduğunu
bildirmiştir.
5894 Sayılı Kanunun 13/4. maddesi şöyledir: ‘Futbol
müsabakası yayınlarının, TFF
tarafından belirlenen usul ve esaslar dışında haksız ve yetkisiz
olarak radyo, televizyon, internet veya herhangi bir yayın veya iletişim
aracıyla canlı veya banttan yayınlanması, çoğaltılması, dağıtılması,
satılması, izlenmesi veya izletilmesi halinde, TFF’nin veya yayıncı
kuruluşun şikayeti üzerine 5/12/1951 tarihli ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 71’inci maddesindeki
cezai hükümler uygulanır.’
İddiaya göre Sanık, suç tarihinde iş yerinde
şifreli olarak Digitürk televizyon yayın platformundan yayınlanan
Denizlispor - Fenerbahçe futbol karşılaşmasını, iş yeri aboneliği olmadığı
halde çözerek, müşterilerine izletirken yakalanmıştır.
Sanığın şifreli maç yayınlarını çözerek, iş yerinde
müşterilere izlettirmek için aboneliği yoktur. Bunun için Digitürk -Lig Tv
ile abonelik tesis ettirmesi gerekmektedir.
Bu eylemi, eylemin işleniş şekline ve ağırlığına
göre TCK’nin 163/2. maddesi ile 243/2. maddesi zaten cezalandırmaktadır.
Şifreli lig maçlarını yayınlama yetkisi sadece Futbol Federasyonu ile
sözleşme imzalayan yayıncı kuruluşlara verilmiştir. Belirli gerçek veya
tüzel kişilerin menfaatini korumak amacıyla kanun konulamaz. Kanunlar genel
ve objektif olmalıdır. Hiç ihtiyaç olmadığı halde belirli gerçek veya tüzel
kişilerin abone sayısını artırmak, çıkarını korumak amacıyla getirilen bu
madde Anayasanın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti ilkesine aykırıdır.
Eylemin yaptırımı için 5846 Sayılı Kanunun 71.
maddesine atıf yapılmış ama hangi fıkra uyarınca ceza verileceği
belirtilmemiştir. 5846 Sayılı Kanunun 71. maddesinde bir çok suç
düzenlenmiştir. 5846 Sayılı Kanunun 71. maddesindeki eylemlerin çoğu bu
suçla ilgili değildir. Yaptırım açıkça gösterilmemiştir. Yorum yoluyla
“hakim yaptırım belirleyemez. Yaptırımın belirsiz olması TCK’nin 2.
maddesinde belirtilen kanunilik ilkesine, Anayasanın 2. ve 38. maddesine
aykırıdır.
Türkiye Futbol Federasyonun Kuruluş ve Görevlerine
İlişkin Kanunda belirli gerçek veya tüzel kişilerin ekonomik çıkarlarını
korumaya yönelik suç ve ceza düzenlemesi yapılamaz. İllâ eylem suç olarak
düzenlenecek ise bunun 5846 Sayılı Kanununa konulması gerekirdi.
İlgisiz bir kanunda yapılan düzenleme ile kanun yapma tekniği ihlal edilmiştir.
Bu durum Anayasanın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti ilkesi ile
bağdaşmaz.
5101, 5846 Sayılı Kanunun 80. maddesinde televizyon
yayıncılarının hakları da korunmuş ve televizyon yayın haklarının ihlal
edilmesi halinde ceza yaptırımı öngörülmüştür. Ancak 5728 Sayılı Kanunla
değişik 5846 Sayılı Kanunun 71/1. maddesinde televizyon yayın haklarının
ihlal edilmesi suç olmaktan çıkarılmıştır. Diğer televizyon yayıncı
kuruluşlarının ve hatta aynı yayıncı kuruluşun şifreli maç yayınları
dışındaki yayınlarından dolayı hak ihlallerinde ceza yaptırımı
öngörülmezken, yalnızca şifreli maç yayınlarından dolayı hak ihlallerinde
ceza yaptırımı öngörülmesi Anayasanın 10. maddesinde belirtilen eşitlik
ilkesine aykırıdır.
Suçun maddi unsuru Türkiye Futbol Federasyonunun
belirlediği usul ve esaslar dışında, şifreli maç yayın haklarının, maddede
belirtilen şekilde ihlal edilmesidir. Suçun unsurları idarenin takdirine
bırakılmıştır. İdarenin belirleyeceği yayın usul ve esaslarının neler
olacağını önceden bilmek mümkün değildir. İdarenin bu usul ve esasları sürekli
ve her zaman değiştirmesi de mümkündür. İdarenin düzenleyici işlemleri ile
suç ve ceza yaratılamaz. Bu durum TCK’nin 2/2. maddesine, Anayasanın 2. ve
38. maddesine aykırıdır.
DELİLLER: 1- Dava dosyasının konuya ilişkin
kısımlarının onaylı örnekleri,
2- Bilimsel görüşler,
3-
Anayasa Mahkemesinin örnek kararları,
4- Diğer
deliller,
HUKUKİ SEBEPLER: Anayasanın 146-153. maddeleri ile
2949 sayılı Yasanın 28. maddesi ve ilgili diğer hükümleri
SONUÇ: Mahkememizin bakmakta olduğu davada
uygulayacağı, 5894 Sayılı Kanunun 13/4. maddesinin, T.C. Anayasasının 2.,
10., 38. maddelerine aykırı olması nedeniyle iptaline karar verilmesi saygı
ile arz olunur.”
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa
Kuralı
5.5.2009 günlü, 5894 sayılı Türkiye Futbol
Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un itiraz konusu kuralı da
içeren 13. maddesi şöyledir:
“MADDE 13- (1) Türkiye Cumhuriyeti sınırları
içindeki tüm futbol müsabakalarının televizyon, radyo, internet ve her
türlü teknik cihaz ve benzeri araçlarla yayınlanmasına, iletilmesine,
yayınların düzenlenmesine ve programlanmasına münhasıran Yönetim Kurulu
yetkilidir.
(2) Anılan yetki özellikle TFF’nin yayın haklarının
merkezi olarak pazarlanmasını ve elde edilen gelirin yetkili organlar
tarafından alınan kararlar uyarınca kulüplere dağıtılmasını kapsar.
(3) Milli müsabakalar şifreli olarak yayınlanamaz.
(4)
Futbol müsabakası yayınlarının, TFF tarafından belirlenen usul ve esaslar
dışında haksız ve yetkisiz olarak radyo, televizyon, internet veya herhangi
bir yayın veya iletişim aracıyla canlı veya banttan yayınlanması,
çoğaltılması, dağıtılması, satılması, izlenmesi veya izletilmesi halinde,
TFF’nin veya yayıncı kuruluşun şikayeti üzerine 5/12/1951 tarihli ve 5846
sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 71 inci maddesindeki cezai
hükümler uygulanır.
(5) Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü tarafından spor
kulüplerine veya kamu kurum veya kuruluşlarına protokol karşılığında
devredilen, kiralanan veya süreli intifa hakkı tesis edilen spor
tesislerine ait protokol tribünlerinin kullanılmasında kişi sayılarının
tespiti ve protokol yönlendirmesi Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü
talimatları dâhilinde gençlik ve spor il ve ilçe müdürlüklerince yapılır.
Milli müsabakalarda ise protokol tribünü TFF tarafından düzenlenir.”
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararlarında, Anayasa’nın 2., 10., 11. ve
38. maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi uyarınca,
2009/84 Esas sayılı dosyanın 3.12.2009, 2010/19 Esas sayılı dosyanın ise
24.3.2010 tarihlerinde yapılan ilk inceleme toplantılarında, dosyalarda eksiklik bulunmadığından işin esasının
incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.
V- BİRLEŞTİRME KARARI
5.5.2009 günlü, 5894 sayılı Türkiye
Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un 13. maddesinin
(4) numaralı fıkrasında yer alan “...TFF tarafından belirlenen usul ve
esaslar dışında...” ibaresinin iptaline karar verilmesi istemiyle yapılan
itiraz başvurusuna ilişkin davanın, aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle
2010/19 esas sayılı dava ile birleştirilmesine, 2009/84 esas sayılı
dosyanın esasının kapatılmasına, esas incelemenin 2010/19 esas sayılı dosya
üzerinden yürütülmesine, 6.1.2011 gününde oybirliğiyle karar verilmiştir.
Vl- ESASIN
İNCELENMESİ
Başvuru
kararları ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu Yasa kuralı,
dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama
belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru
kararlarında, itiraz konusu kural ile suç tanımı yapılmadan bu yetkinin
Türkiye Futbol Federasyonu (TFF)’na yani idareye bırakıldığı, bu halde
futbol müsabakası yayınlarıyla ilgili olmak üzere TFF’nin belirlediği usul
ve esaslar çerçevesinde suç ihdas edebileceği, itiraz konusu kural ile
cezalandırılan eylemlerin TCK.’nun 163/2 ve 243/2 maddeleri uyarınca zaten
cezalandırıldığı, belirli gerçek veya tüzel kişilerin abone sayısını
arttırmak, çıkarlarını korumak amacıyla bu şekilde kanun konulamayacağı,
ayrıca eylem nedeniyle 5846 sayılı Yasa’nın 71. maddesine atıf yapılmasına
karşın, hangi fıkra uyarınca ceza verileceğinin belirtilmediği, bu nedenle
uygulanacak yaptırımın belirsiz olduğu, söz konusu Kanunda gerçek ve tüzel
kişilerin çıkarlarını korumaya yönelik suç ve ceza düzenlemesi yapılamayacağı,
eğer bir düzenleme yapılacaksa bunun 5846 sayılı Yasa’da yapılması
gerektiği, diğer televizyon yayıncı kuruluşlarının ve hatta aynı yayıncı
kuruluşun şifreli maç yayınları dışındaki yayınlarından dolayı hak
ihlallerinde ceza yaptırımı öngörülmezken, yalnızca şifreli maç
yayınlarından dolayı hak ihlallerinde ceza yaptırımının öngörülmesinin
eşitlik ilkesini de ihlal ettiği, bu nedenlerle itiraz konusu kuralın,
Anayasa’nın 2., 10., 11. ve 38. maddelerine aykırı olduğu ileri
sürülmüştür.
İtiraz
konusu kuralda, futbol müsabakası yayınlarının Türkiye Futbol Federasyonu
tarafından belirlenen usul ve esaslar dışında haksız ve yetkisiz olarak
radyo, televizyon, internet veya herhangi bir yayın veya iletişim aracıyla
canlı veya banttan yayınlanması, çoğaltılması, dağıtılması, satılması,
izlenmesi veya izletilmesi halinde TFF veya yayıncı kuruluşun şikayeti
üzerine 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 71. maddesinde
belirtilen cezai hükümlerin uygulanacağı öngörülmektedir.
Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan
hukuk devletinin temel ilkelerinden biri “belirlilik”tir. Bu ilkeye göre, yasal düzenlemelerin hem
kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer
vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olması, ayrıca
kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi de
gereklidir. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup birey,
yasadan, belirli bir kesinlik içinde, hangi somut eylem ve olguya hangi
hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi
müdahale yetkisini doğurduğunu bilmelidir. Birey ancak bu durumda kendisine
düşen yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını ayarlar. Hukuk güvenliği,
normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde
devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven
duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.
Anayasa’nın 38. maddesinin ilk
fıkrasında, “Kimse, ... kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı
cezalandırılamaz” denilerek “suçun yasallığı”, üçüncü fıkrasında
da “ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur”
denilerek, “cezanın yasallığı” ilkesi getirilmiştir. Anayasa’da öngörülen
suçta ve cezada yasallık ilkesi, insan hak ve özgürlüklerini esas alan bir
anlayışın öne çıktığı günümüzde, ceza hukukunun da temel ilkelerinden
birini oluşturmaktadır. Anayasa’nın 38. maddesine paralel olarak Türk Ceza
Kanunu’nun 2. maddesinde yer alan “suçta ve cezada kanunilik” ilkesi
uyarınca, hangi eylemlerin yasaklandığı ve bu yasak eylemlere verilecek
cezaların hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde yasada gösterilmesi,
kuralın açık, anlaşılır ve sınırlarının belli olması gerekmektedir. Kişilerin
yasak eylemleri önceden bilmeleri düşüncesine dayanan bu ilkeyle temel hak
ve özgürlüklerin güvence altına alınması amaçlanmaktadır.
Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik
tedbirlerine ilişkin kurallar, ceza hukukunun ana ilkeleri ile Anayasa’nın
konuya ilişkin kuralları başta olmak üzere, ülkenin sosyal, kültürel
yapısı, etik değerleri ve ekonomik hayatın gereksinmeleri göz önüne
alınarak saptanacak ceza politikasına göre belirlenir. Yasa koyucu,
cezalandırma yetkisini kullanırken toplumda hangi eylemlerin suç
sayılacağı, bunun hangi tür ve ölçüdeki ceza yaptırımı ile karşılanacağı,
nelerin ağırlaştırıcı veya hafifletici sebep olarak kabul edilebileceği ve
ceza sistemini tamamlayan müesseseler konusunda takdir yetkisine sahiptir. Bu bağlamda, futbol gelirlerini korumak, etkili bir
hukuki koruma sağlayarak Türk futbolunun gelişmesini ve kamu düzenini
sağlamak amacıyla futbol müsabakası yayınlarının haksız ve yetkisiz olarak
radyo, televizyon, internet veya herhangi bir yayın veya iletişim aracıyla
canlı veya banttan yayınlanması, çoğaltılması, dağıtılması, satılması,
izlenmesi veya izletilmesi hallerinde yaptırım öngörülmesi, yasa koyucunun
sahip olduğu takdir yetkisinin kapsamındadır.
İtiraz konusu kuralda belirtilen suçların işlenmesi
halinde TFF veya yayıncı kuruluşun şikayeti üzerine 5846 sayılı Yasa’nın
71. maddesinin birinci fıkrasında, bir yıldan beş yıla kadar hapis veya
adli para cezasının uygulanacağı öngörülmektedir. Buna göre, suçun ana
unsurlarından birini TFF tarafından belirlenen usul ve esaslar dışında
hareket etmek fiili oluşturmaktadır. Kuralda, hangi eylemin gerçekleşmesi
halinde suçun oluşacağı yani suçun unsurlarının neler olduğunun
belirlenmesi TFF’nun takdirine bırakılmakta, böylece ceza yaptırımı
uygulanmasını sağlayacak eylemler Yasa’da belirtilmemekte ve TFF’nun
belirlediği usul ve esaslara bağlanmaktadır. Öte yandan, itiraz konusu
kuralda suç oluşturan fiiller belirlenmediğinden buna bağlı olarak “haksız ve yetkisiz”sözcükleri de belirsiz kalmaktadır. Yasa
kuralı bu anlamda belirli ve öngörülebilir olmadığı gibi, suçun yasallığı
ilkesine de uygun değildir.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2. ve
38. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Kural, Anayasa’nın 2. ve 38.
maddelerine aykırı görülerek iptal edildiğinden, ayrıca Anayasa’nın 10. ve
11. maddeleri yönünden incelenmesine gerek görülmemiştir.
VIl- İPTAL HÜKMÜNÜN
YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU
Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü
fıkrasında, “Kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet
Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî
Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa
Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca
kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden
başlayarak bir yılı geçemez” denilmektedir. 2949 sayılı Yasa’nın 53.
maddesinin dördüncü fıkrasında da bu kural tekrarlanmakta, maddenin beşinci
fıkrasında ise, Anayasa Mahkemesi’nin, iptal sonucunda meydana gelecek
hukuksal boşluğu, kamu düzenini tehdit veya kamu yararını ihlal edici mahiyette
görmesi halinde, dördüncü fıkradaki hükmü uygulayacağı belirtilmektedir.
5894 sayılı Yasa’nın 13. maddesinin (4) numaralı fıkrasının
iptali nedeniyle doğan hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edici nitelikte
görüldüğünden, iptal kararının, kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından
başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.
Vlll- SONUÇ
1- 7.5.2010
günlü, 5982 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun uyarınca, 2949 sayılı Anayasa
Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun ile ilgili
gerekli düzenlemeler yapılmadan, Mahkeme’nin çalışıp çalışmayacağına
ilişkin ön meselenin incelenmesi sonucunda; Mahkeme’nin çalışmasına bir
engel bulunmadığına, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Zehra
Ayla PERKTAŞ ile Celal Mümtaz AKINCI’nın, gerekçesi 2010/68 esas sayılı
dosyada belirtilen karşı oyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
2- 5.5.2009 günlü, 5894 sayılı Türkiye
Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un 13. maddesinin
(4) numaralı fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,
OYBİRLİĞİYLE,
3- 5894 sayılı Kanun’un 13. maddesinin
(4) numaralı fıkrasının iptal edilmesi nedeniyle doğacak hukuksal boşluk
kamu yararını ihlal edici nitelikte görüldüğünden, Anayasa’nın 153.
maddesinin üçüncü fıkrasıyla 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve
Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 53. maddesinin dördüncü ve beşinci
fıkraları gereğince İPTAL HÜKMÜNÜN, KARARIN RESMÎ GAZETE’DE
YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK BİR YIL SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE,
OYBİRLİĞİYLE,
6.1.2011 gününde karar verildi.
|
Başkan
Haşim
KILIÇ
|
Başkanvekili
Osman
Alifeyyaz PAKSÜT
|
Üye
Fulya
KANTARCIOĞLU
|
|
|
|
|
|
Üye
Ahmet
AKYALÇIN
|
Üye
Mehmet
ERTEN
|
Üye
Fettah
OTO
|
|
|
|
|
|
Üye
Serdar
ÖZGÜLDÜR
|
Üye
Zehra
Ayla PERKTAŞ
|
Üye
Recep
KÖMÜRCÜ
|
|
|
|
|
|
Üye
Alparslan
ALTAN
|
Üye
Burhan
ÜSTÜN
|
Üye
Engin
YILDIRIM
|
|
|
|
|
|
Üye
Nuri
NECİPOĞLU
|
Üye
Hicabi
DURSUN
|
Üye
Celal
Mümtaz AKINCI
|
|