|
Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı: 2005/86
Karar Sayısı : 2010/111
Karar Günü : 8.12.2010
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN
: Mersin 4. Asliye Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 13.12.2004
günlü, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un,
110. maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer alan “Kadın veya…” ibaresinin, Anayasa’nın 10. ve 11. maddelerine
aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I-
OLAY
Hükümlünün aldığı hapis
cezasının infazına itiraz istemiyle açılan davada, itiraz konusu kuralın
Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
II- İTİRAZIN GEREKÇESİ
Başvuru kararının gerekçe bölümü
şöyledir:
“1- Hükümlü Ayhan Abaş’a,
şartlı tehdit suçundan dolayı İstanbul 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/02/2004 tarih ve 2002/1244-254 sayılı ilamı ile
verilen 6 ay hapis cezası Mersin Kapalı Cezaevinde infaz edilmektedir.
Adı geçen hükümlü 24/06/2005 havale
tarihli dilekçesi ile, bu işlerle ilgili nöbetçi
olan mahkememize başvurarak 5275 sayılı İnfaz Kanununun 110. maddesindeki
haklardan yararlanmak istediğini beyan etmiştir.
5275 sayılı Kanunun 110. maddesi şu
şekildedir: “MADDE 110.- (1) Hükmü veren mahkeme veya hükümlü başka bir
yerde bulunuyorsa o yerde bulunan aynı derecedeki mahkeme altı ay veya daha
az süreli hapis cezasının;
a) Her hafta cuma günleri saat 19.00’da
girmek ve pazar günleri aynı saatte çıkmak suretiyle hafta sonları,
b) Her gün saat 19.00’da girmek ve
ertesi gün saat 07.00’de çıkmak suretiyle geceleri, Ceza infaz kurumlarında
çektirilmesine karar verebilir.
(2) Kadın veya altmışbeş
yaşını bitirmiş hükümlülerin mahkûm oldukları altı ay veya daha az süreli
hapis cezasının konutunda çektirilmesine hükmü veren mahkeme veya hükümlü
başka bir yerde bulunuyorsa o yerde bulunan aynı derecedeki mahkemece karar
verilebilir.
(3) Yetmişbeş yaşını bitirmiş olup da üç yıl ve daha az
süreli hapis cezasına mahkûm olanları bu cezalarının ceza infaz
kurumlarında çektirilmesi sağlık durumları itibarıyla elverişli olmadığı,
tam teşekküllü Devlet veya üniversite hastanelerince verilecek raporla
tespit edilenler hakkında cezanın konutlarında çektirilmesine hükmü veren
mahkemece veya hükümlü başka bir yerde bulunuyorsa o yerde bulunan aynı
derecedeki mahkemece karar verilebilir. Ancak, mahkûmiyete konu suç nedeniyle
herhangi bir zarar doğmuşsa, bu zararın aynen iade, suçtan önceki hâle
getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi şartı da ayrıca aranır.
Bunlar hakkında beşinci fıkra hükümleri uygulanmaz.
(4) Cezanın özel infaz usulüne göre
çektirilmesi kararı, infaza başlandıktan sonra da verilebilir.
(5) Cezanın özel infaz usulüne göre çektirilmesine
karar verilenler hakkında koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz.
(6) Bu infaz usulünün gereklerine
geçerli bir mazeret olmaksızın uyulmaması hâlinde, cezanın baştan itibaren
infaz kurumunda çektirilmesine karar verilir.
(7) Bu madde hükümlerine göre verilen
kararlara itiraz yolu açıktır”
İnfaz dosyası incelenmiş; hükümlünün 6
aylık hapis cezasının infazına 05/05/2005
tarihinde, 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkındaki Kanun hükümlerine göre
başlandığı ve bu kanun hükümlerine göre düzenlenen müddetnameden
hükümlünün bihakkın (hak ederek) tahliye tarihinin 06/11/2005, 647 sayılı
Kanuna göre şartla tahliye tarihinin 05/08/2005 ve 2148 sayılı Kanundan
faydalandırılarak tahliye tarihinin 18/07/2005 olduğu anlaşılmıştır.
Lehe olan hükümlerin uygulanması ile
ilgili 5252 sayılı Kanunun 9. maddesine göre ; “(1) 1 Haziran 2005 tarihinden
önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak, Türk Ceza Kanununun lehe olan
hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde, duruşma yapılmaksızın da
karar verilebilir.
(2) Birinci fıkra hükmü, 1 Haziran 2005
tarihinden önce verilip de Yargıtay tarafından lehe olan hükümlerin
uygulanması hususunda değerlendirme yapılması gerektiği gerekçesiyle
bozularak mahkemesine gönderilen hükümler hakkında da uygulanır.
(3) Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki
kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların
birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.
Hükümlü Ayhan Abaş
27/06/2005 tarihi itibariyle cezaevinde 54 gün
yatmıştır. İnfaza 647 sayılı Kanun hükümlerine göre devam edildiğinde 21
gün daha yatarak 18/07/2005 tarihinde şartla
tahliyeye hak kazanacak ve cezaevinde geçirmiş olduğu toplam süre 75 gün
olacaktır.
5275 sayılı Kanunun 110/1- “a) Her
hafta Cuma günleri saat 19.00’da girmek ve Pazar günleri aynı saatte çıkmak
suretiyle hafta sonları” şeklindeki maddesinin tatbikine karar verilse,
aynı maddenin 5. fıkrasına göre cezanın özel infaz usulüne göre
çektirilmesine karar verilenler hakkında koşullu salıverilme hükümleri
uygulanamayacağından; 27/06/2005 tarihinden
bihakkın tahliye tarihi olan 06/11/2005 tarihine kadar 28 tane
Cumartesi-Pazar günü olduğu için 28 gün daha yatması gerekecek ve
cezaevinde geçirmiş olduğu toplam süre 54+28=82 gün olacaktır.
5275 sayılı Kanunun 110/1- “b) Her gün
saat 19.00’da girmek ve ertesi gün saat 07.00’de çıkmak suretiyle geceleri”
şeklindeki maddesinin tatbikine karar verilse, yine cezanın özel infaz
usulüne göre çektirilmesine karar verilenler hakkında koşullu salıverilme
hükümleri uygulanmayacağından; 27/06/2005 tarihinden
bihakkın tahliye tarihi olan 06/11/2005 tarihine kadar 132 gün ve bir gün yirmidört saat hesabıyla onikişer
saatten 132/2= 66 olduğu için cezaevinde geçirmiş olduğu toplam süre
54+66=120 gün olacaktır.
Hükümlü hakkında diğer bir özel infaz
usulü olan aynı Yasanın 110. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen “altı
ay ve daha az süreli hapis cezasının konutta çektirilmesine” karar
verilmesi düşünülmüş ancak bu hakkın sadece kadınlar veya altmışbeş yaşını bitirmiş hükümlülere tanınmış olduğu
görülmüştür.
2- 5275 sayılı Kanunun “İnfazda temel
ilke” başlıklı 2. maddesinin (1). fıkrasına göre
“Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin kurallar hükümlülerin ırk,
dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefi inanç, millî
veya sosyal köken ve siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik
güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve
hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulanır”
3- Anayasamızın 10. maddesinde;
herkesin dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din,
mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşit
olduğu belirtilmiştir.
Eşitlik ilkesi ile,
aynı durumda bulunan kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanması veya
aynı kurallar uygulanarak farklı sonuçlar elde edilmesi yasaklanmıştır.
İptali talep edilen yasa hükmü ile suç tipi ve hukuki durumları aynı olan
kişiler hakkında sadece cinsiyet yönünden, farklı infaz usulü
öngörülmüştür.
Anayasa Mahkemesi’nin yerleşmiş
kararlarına göre yasa önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara
bağlı olacağı anlamına gelmez. Eşitlik ilkesi; birbirinin aynı durumda
olanlara ayrı kuralların uygulanmasını veya uygulanan aynı kurallar sonucu
farklı sonuçlar yaratılmasını yasaklar.
İptali istenen kuralla, hukuki eylem ve
durumları aynı olan kişiler farklı statüye tabi tutulmaktadır. Burada eşitlik
ilkesine aykırı bir uygulama ve dolayısıyla Anayasanın 10. maddesine
aykırılık bulunduğu düşünülmüştür.
4- Anayasamızın 11. maddesinde
yasaların Anayasaya aykırı olamayacağı belirtilmiştir.Yukarıda açıklanan sebeplerden
dolayı, iptali istenen ibarenin bir yasa hükmü olarak Anayasanın ruhuna da
aykırı olduğu kanaatine varılmıştır.
SONUÇ: 13/12/2004
tarihinde kabul edilerek Resmi Gazetede yayımlanan ve 01/06/2005 tarihinde
yürürlüğe giren 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında
Kanunu 110. maddesinin 2. fıkrasındaki “Kadın veya…” ibaresinin;
a) Kanun önünde eşitliğe dair 10. maddesine ,
b) Kanunların Anayasaya aykırı
olamayacağını belirtir 11/2. maddesine,
c) Anayasamızın ruhunda bulunduğu kabul
edilmesi gerekli olan hukukun genel prensipleri ve adalet duygusuna aykırı
olduğu düşünüldüğünden İPTALİ için Anayasanın 152. maddesi uyarınca
keyfiyetin Anayasa Mahkemesi’ne sunulmasına karar verildi.”
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun itiraz
konusu bölümü de içeren 110. maddesi şöyledir:
“(1) Hükmü veren mahkeme veya hükümlü
başka bir yerde bulunuyorsa o yerde bulunan aynı derecedeki mahkeme, altı
ay veya daha az süreli hapis cezasının;
a) Her hafta cuma günleri saat 19.00'da
girmek ve pazar günleri aynı saatte çıkmak suretiyle hafta sonları,
b) Her gün saat 19.00'da girmek ve
ertesi gün saat 07.00'de çıkmak suretiyle geceleri,
Ceza infaz kurumlarında çektirilmesine karar
verebilir.
(2) Kadın veya altmışbeş yaşını bitirmiş
hükümlülerin mahkûm oldukları altı ay veya daha az süreli hapis cezasının
konutunda çektirilmesine karar verilebilir.
(3) Yetmişbeş yaşını bitirmiş olup da üç yıl ve daha az
süreli hapis cezasına mahkûm olanların, bu cezalarının ceza infaz
kurumlarında çektirilmesi sağlık durumları itibarıyla elverişli olmadığı,
tam teşekküllü Devlet veya üniversite hastanelerince verilecek raporla
tespit edilenler hakkında cezanın konutlarında çektirilmesine hükmü veren
mahkemece veya hükümlü başka bir yerde bulunuyorsa o yerde bulunan aynı
derecedeki mahkemece karar verilebilir. Ancak, mahkûmiyete konu suç nedeniyle
herhangi bir zarar doğmuşsa, bu zararın aynen iade, suçtan önceki hâle
getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi şartı da ayrıca aranır.
Bunlar hakkında beşinci fıkra hükümleri uygulanmaz.
(4) Cezanın özel infaz usulüne göre
çektirilmesi kararı, infaza başlandıktan sonra da verilebilir.
(5) Cezanın özel infaz usulüne göre
çektirilmesine karar verilenler hakkında koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz.
(6) Bu infaz usulünün gereklerine
geçerli bir mazeret olmaksızın uyulmaması hâlinde, cezanın baştan itibaren
infaz kurumunda çektirilmesine karar verilir.
(7) Bu madde hükümlerine göre verilen kararlara
itiraz yolu açıktır.”
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Mahkeme, başvuru kararında Anayasa’nın
10. ve 11. maddelerine dayanmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi gereğince
Tülay TUĞCU, Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU,
Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, A. Necmi ÖZLER,
Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ve
Osman Alifeyyaz PAKSÜT’ün
katılımlarıyla 19.9.2005 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında,
dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, Mehmet ERTEN,
A. Necmi ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR ve Osman Alifeyyaz PAKSÜT’ün “2949
sayılı Yasa’nın 28. maddesi uyarınca uygulanacak yasa kuralının, bakılmakta
olan davayı yürütmeye, uyuşmazlığı çözmeye, davayı sona erdirmeye veya
kararın dayanağını oluşturmaya yarayacak kurallar olarak değerlendirilmesi
gerektiğine ilişkin Anayasa Mahkemesi’nin yerleşik içtihadı karşısında;
itiraz konusu 5275 sayılı Yasa’nın 110. maddesinin (2) numaralı fıkrasında
yer alan ‘Kadın veya…’ ibaresinin iptali halinde dahi, söz konusu
sözcüklerin dışındaki madde-fıkranın belirtilen kıstaslar yönünden davada
uygulanabilir mahiyetinin bulunmayışı dikkate alındığında, itiraz konusu
kuralın davada uygulanabilirliğinden söz edilemeyeceği, bu nedenle
başvurunun, başvuran mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerektiği”
yolundaki karşı oyları ve oyçokluğuyla, karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri,
işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa
kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup
incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru
kararında, altı ay ve daha az süreli hapis cezasının konutta çektirilmesine
karar verilebilmesi için yaş koşulunun yalnızca erkek hükümlüler için
aranmasına, kadın hükümlüler için bu koşulun aranmamasına ilişkin itiraz
konusu kuralın, hukukî eylem ve durumları aynı olan kişileri cinsiyet
farklılığı nedeniyle ayrı statüye tâbi tutmak suretiyle Anayasa’nın 10. ve
11. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2949
sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında
Kanun’un 29. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi, yasaların Anayasa’ya
aykırılığı konusunda ilgililer tarafından ileri sürülen gerekçelere bağlı
kalmak zorunda olmadığından itiraz konusu kural ilgisi nedeniyle
Anayasa’nın 2. ve 38. maddeleri yönünden de incelenmiştir.
5275 sayılı Ceza ve
Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 110. maddesi, belirli
süreleri aşmayan hapis cezalarına ilişkin hükümlerin, mahkeme tarafından
ceza infaz kurumlarında ve konutta çektirilme şekline ilişkin özel infaz
usullerini belirlemektedir. Maddede, hapis cezalarının mahkeme tarafından
konutta çektirilmesine karar verilebilmesi için hükümlülerin, cinsiyet, yaş
ve mahkûm oldukları yıla göre ayırımlar yapılmak suretiyle gerekli olan
şartlar belirlenmiştir. Bu şartlar, maddenin itiraz konusu kuralı da içeren
ikinci fıkrasında, hükümlünün kadın olması, hükümlü erkek ise altmışbeş yaşını bitirmiş olması ile hükümlünün altı ay
veya daha az süreli hapis cezasına mahkûm olması şeklinde öngörülmüştür.
İtiraz konusu kuralda,
hapis cezasının konutta çektirilmesine karar verilebilmesi için hükümlünün
kadın olması ve altı ay veya daha az süreli hapis cezasına mahkûm olması koşullarının
varlığı yeterli olup, maddede erkek mahkûmlar için öngörülen yaşa ilişkin
koşul kadın mahkûmlar için aranmamaktadır.
Anayasa’nın
2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve
özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her
alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren,
Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet
organlarına egemen kılan, Anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı
denetimine açık olan devlettir.
Anayasa’nın 38. maddesinde suç ve cezalara ilişkin
esaslar belirlenmiştir.
Yasakoyucu, ceza siyasetinin gereği olarak
Anayasa’nın ve ceza hukukunun temel ilkelerine bağlı kalmak koşuluyla, soruşturma ve yargılamaya ilişkin olarak hangi
yöntemlerin uygulanacağı, toplumda hangi eylemlerin suç sayılacağı, suç
sayıldıkları takdirde hangi çeşit ve ölçüde ceza yaptırımlarıyla
karşılanmaları gerektiği, hangi hâl ve hareketlerin ağırlaştırıcı ya da
hafifletici öğe olarak kabul edileceği ve cezaların ne şekilde
bireyselleştirilerek hangi yükümlülüklerin yerine getirileceğinin
belirlenmesi gibi konularda takdir yetkisine sahiptir.
İtiraz konusu kuralda yasakoyucunun, toplumsal yarar gözetilerek cezaların
infaz biçimine ilişkin, hükümlülerin, cinsiyet, yaş ve mahkûm oldukları
yıla göre mahkeme tarafından farklı uygulamalar yapılmasına imkân tanıması,
takdir yetkisi içinde bulunduğundan Anayasa’nın hukuk devleti ilkesi ile
suç ve cezalara ilişkin genel ilkelere aykırılık yoktur.
Açıklanan nedenlerle itiraz konusu
kural Anayasa’nın 2. ve 38. maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi
gerekir.
Konunun Anayasa’nın 10. ve 11.
maddeleri ile ilgisi görülmemiştir.
Fulya KANTARCIOĞLU ve Celal Mümtaz AKINCI bu
görüşe katılmamıştır.
VI- SONUÇ
1- 7.5.2010
günlü, 5982 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun uyarınca, 2949 sayılı Anayasa
Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun ile ilgili
gerekli düzenlemeler yapılmadan, Mahkeme’nin çalışıp çalışamayacağına
ilişkin ön meselenin incelenmesi sonucunda; Mahkeme’nin çalışmasına bir
engel bulunmadığına, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Fettah
OTO, Zehra Ayla PERKTAŞ ile Celal Mümtaz AKINCI’nın,
gerekçesi 2010/68 esas sayılı dosyada belirtilen karşıoyları
ve OYÇOKLUĞUYLA,
2- 13.12.2004 günlü, 5275
sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 110.
maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer alan “Kadın veya ...” ibaresinin
Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Fulya KANTARCIOĞLU ile Celal Mümtaz AKINCI’nın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
8.12.2010 gününde karar verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz
PAKSÜT
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
|
|
|
|
|
Üye
Ahmet AKYALÇIN
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
Üye
Fettah OTO
|
|
|
|
|
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
|
|
|
|
|
|
Üye
Alparslan ALTAN
|
Üye
Burhan ÜSTÜN
|
Üye
Engin YILDIRIM
|
|
|
|
|
|
Üye
Nuri NECİPOĞLU
|
Üye
Hicabi DURSUN
|
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
|
KARŞIOY
GEREKÇESİ
13.12.2004 günlü 5275 sayılı Ceza
ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 110. maddesinin (2)
numaralı fıkrasında, “Kadın veya altmış beş yaşını bitirmiş hükümlülerin
mahkûm oldukları altı ay veya daha az süreli hapis cezasının konutunda
çektirilmesine karar verilebilir.” denilmiş, itiraz yoluna başvuran Mahkeme
ise “Kadın veya” ibaresinin iptalini istemiştir.
Anayasa’nın 10. maddesinde, “Herkes, dil, ırk,
renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle
ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir”; “Kadınlar ve erkekler eşit
haklara sahiptir. Devlet bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla
yükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz”
denilmektedir. Böylece, eşitlik ilkesinin cinsiyete dayalı ayırımcılığa
izin vermediği vurgulanırken, kadın, erkek eşitliğinin yaşama
geçirilebilmesi için alınacak tedbirlerin başka bir anlatımla kadınlar
yönünden pozitif ayırımcılık sayılabilecek durumların eşitlik ilkesine aykırılık
oluşturmayacağı ifade edilmektedir.
Cinsiyete dayalı ayırımcılık yasağı, kadın ve
erkeğin sahip oldukları haklar bakımından karşılaştırılmalarını gerektirmekte,
bir cinsin sahip olduğu ayrıcalıktan diğerinin de aynı biçimde
yararlanmasını zorunlu kılmaktadır. Buna göre, cinslerden birine tanınan
ayrıcalığın diğerine de tanınması eşitlik ilkesinin doğal bir sonucu
olmaktadır. Pozitif ayrımcılık ise kadınlara cinsiyet farklılığına karşın,
erkeklerle aynı haklardan yararlanmayı talep etme hakkı vermekte, başka bir
anlatımla haklardan yararlanma konusunda onları erkeklerle aynı konuma
getirmeyi amaçlamaktadır. Bu bağlamda, pozitif ayırımcılığın, kadınlar
yönünden erkeklerle aynı haklardan yararlanmalarının sağlanmasına yönelik
olduğu, onlar için bir imtiyaza dönüşmemesi gerektiği göz ardı edilerek,
pozitif ayırımcılık gerekçesiyle erkeklerin kadınlarla eşit haklardan
yararlanmalarının engellenmesi Anayasa’nın 10. maddesine aykırılık
oluşturur.
Açıklanan nedenlerle kadın hükümlülere tanınan bir
hakkın aralarında suç tipi ve hukuki durumları bakımından fark bulunmayan
erkek hükümlülere de tanınmaması, cinsiyete dayalı ayırımcılık
yarattığından itiraz konusu ibarenin, Anayasa’nın 10. maddesine aykırı
olduğu ve iptali gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
|
|