|
Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı : 2004/38
Karar Sayısı : 2009/108
Karar Günü : 9.7.2009
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Köyceğiz Asliye Hukuk Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 22.11.2001 günlü, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 306. maddesi
ile 307. maddesinin ikinci fıkrasının, Anayasa’nın 5.,
10., 13. ve 41. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Davacı
tarafından evlat edinmeye izin verilmesi istemiyle açılan davada, itiraz
konusu kuralların Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali
için başvurmuştur.
II- İTİRAZIN
GEREKÇESİ
Başvuru
kararının gerekçesi şöyledir:
“Davacı tarafından mahkememize açılan evlat
edinmeye izin dava dilekçesinde özetle küçük Berfu’nun
kendisi tarafından bakıldığını belirterek sadece kendisi için evlat
edinmeye izin verilmesini ve buna aykırı hükümler için Medeni Kanun
maddelerinin Anayasaya aykırılığının tespit edilerek yüksek mahkemeye iptal
için başvurulmasını talep etmiştir.
Mahkememizce davaya Aile Mahkemesi sıfatıyla
bakılıp deliller toplanmış ve davacı dilekçesini tekrarlamıştır. Davacının
eşi de davacının tek başına evlat edinmesine rızası olduğunu belirtmiştir.
Küçük Berfu’nun annesi de açılan davayı kabul
etmiştir. Tarafların nüfus kayıtlarının incelemesinde davacının evli olup
müşterek çocuğunun olmadığı tespit edilmiştir. Davalının ise yine
mahkememizin 2000/89- 232 sayılı kararıyla boşanmasına hükmedilip velayetin
anneye verildiği anlaşılmıştır. Davalının boşandığı eşinin her ne kadar
küçük Berfu’nun üzerinde velayet hakkı kalmamış
ise de baba sıfatıyla takdiri delil yönünden görüşü alınmak istenmiş ise
de, adresine ulaşılamamıştır. 311. madde davacının dava açma sıfatı ve
ehliyeti haizdir. Ancak nüfus kayıtlarından da anlaşılacağı üzere evli olup
yürürlükteki M.K. uyarınca eşler kural olarak tek başına evlat edinemezler.
Yani evli bir eş ancak eşiyle birlikte evlat edinebilir. Yani yürürlükteki
mevzuata göre davacının davası kabul edilememektedir. Zaten davacı bu
aykırı hükümlerin Anayasaya aykırılığı iddiasında bulunmuştur. Bu ileri
sürdüğü hususlar mahkememizce de ciddi görülerek Anayasaya aykırılık
hususunda yüksek mahkemeye başvurulmasına karar verilmiştir.
Şöyle ki; yürürlükteki 4721 sayılı Türk Medeni
Kanunu 305 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. 306. madde ise “eşler
ancak birlikte evlat edinebilirler; evli olmayanlar birlikte evlat
edinemezler” denmektedir. 307/2. madde ise “30 yaşım doldurmuş olan eş, diğer
eşin ayırt etme gücünden sürekli yoksunluğu veya 2 yılı aşkın süreden beri
nerede olduğunun bilinmemesi ya da mahkeme kararıyla 2 yılı aşkın süreden
beri eşinden ayrı yaşamakta olması yüzünden birlikte evlat edinmesinin
mümkün olmadığını ispat etmesi halinde, tek başma
evlat edinebilir” hükmü getirilerek istisna hallerini sıralamıştır. Halen
yürürlükten kalkmış olan 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi ise eşlerin evlat
edinmesine ilişkin hükümlerinde bir kısım farklı düzenlemeler mevcuttu.
Mesela 255. maddede “eşlerden birinin evlat edinmesi veya evlatlık alması
diğerinin rızasına tabiidir” şeklinde düzenleme olup, eşlerden birinin tek
başına evlat edinmesini kapsıyordu. Yani önceki Medeni Kanunda bir eşin tek
başına evlat edinmesine kural olarak izin veriyorken yeni Medeni Kanunda bu
durum tamamen farklı bir düzenlemeyle kural olarak birlikte evlat edinmeye
izin verilmiştir. Böylelikle önceki kanunda verilmiş olan bir hakkın yeni
kanunda kısıtlandığı anlaşılmaktadır. Bu da mahkememizde T.C. Anayasasının
değişik hükümlerine aykırı olduğu kanaati oluşturmaktadır.
Öncelikle Anayasa 5. maddesinde “devletin temel
amaç ve görevleri ... kişinin temel hak ve hürriyetlerini ... Sınırlayan siyasal, ekonomik ve
sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi
için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.” Hükmü vardır. 10. maddede
ise “... Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun
önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadır.” hükmü
getirilmiştir. Aynı şekilde 13. maddede temel hak ve hürriyetlerin ancak
belirli sebeplerin varlığı halinde Anayasanın sözüne ve ruhuna uygun olarak
sınırlanabileceğini düzenlemiştir. 41. maddede ise ailenin korunması için
ve özellikle ananın ve çocukların korunması için gerekli tedbirleri
alacağını düzenlemiştir.
Medeni Kanun’un 306 ve 307. maddelerinin Anayasaya
aykırılığı gerekçelerini ise şöyle sıralayabiliriz; Mülga Türk Kanunu
Medenisinde evlat edinme işlemi, izin sonrası sözleşme olarak kabul
edilmiştir. Burada evli eşlerden birinin tek başına evlat edinebileceği
kabul edilmiştir. Yani kural olarak bu hakkı vermiştir. Yeni Medeni Kanun
ise kural olarak eşlerin birlikte evlat edinmesini düzenleyip tek başına
evlat edinmeyi istisna olarak göstermiştir. Ayrıca evlat edinmeyi bir sözleşme
olmaktan çıkarıp dava şeklinde düzenlemiştir. Burada kanaatimce Anayasanın
5. ve 13. maddelerine aykırılık vardır. Çünkü önceki kanunda verilen bir
hak “eşlerin tek başına evlat edinme hakkı” yeni kanunla sınırlanmış ve
hatta neredeyse ortadan kaldırılmıştır. Anayasanın 10. maddesine aykırılık
sebebi ise herkesin kanun önünde eşitliği kuralından hareketle evli
olmayanlara verilen tek başına evlat edinmeye izin talebi hakkının evli
olan eşlerden birine verilmeyişidir. Anayasanın 41. maddesine de aykırı olduğu
görüşündeyim. Çünkü devlet, ailenin korunması hükmünü düzenlemiştir. 2003
yılında Aile Mahkemelerinin özel olarak kurulması da buna delildir. Evlat
edinmenin sosyal işlevlerinden biri çocuğun daha iyi bir aile ya da ortamda
yetişmesidir. Hatta evlat edinenin ileride mirasından faydalanmak da bir
işlevdir. Burada yürürlükteki kanun, çocuğu evlat edinmek isteyen kişinin
eşine, tabiri caizse “ya eşinle birlikte evlat edineceksin ve senin de
mirasından faydalanacaktır, ya da bu çocuk evlat edinilmeyecektir. Evlat
edinilmek istenen küçük ise şayet bir evli çiftin yanında büyümüşse diğer
eş evlatlık almak istemiyorsa, isteyen eşin evlatlığı olma şansını da
(dolayısıyla miras hakkını da) kaybedecektir. Bu da kanun önünde eşitlik
ilkesine aykırıdır.
Bu nedenlerle;
KARAR
1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 306 ve 307/II
maddelerinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 5, 10, 13, 41. maddelerine
aykırı olduğu düşüncesiyle bu hükümlerin iptali için Anayasa Mahkemesine
başvurulmasına,
2. Derdest dosyamızda, başvuru hakkında Yüksek
Mahkemece karar verilinceye
kadar usuli işlemlerin durdurularak bekletici
mesele yapılmasına,
Karar verildi, açıkça okunup anlatıldı.”
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa
Kuralları
22.11.2001
günlü, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun itiraz konusu maddeleri şöyledir:
“MADDE 306.-
Eşler, ancak birlikte evlat edinebilirler; evli olmayanlar birlikte evlat
edinemezler.
Eşlerin
en az beş yıldan beri evli olmaları veya otuz yaşını doldurmuş bulunmaları
gerekir.
Eşlerden
biri, en az iki yıldan beri evli olmaları veya kendisinin otuz yaşını
doldurmuş bulunması koşuluyla diğerinin çocuğunu evlat edinebilir.”
“MADDE 307.- Evli olmayan kişi otuz yaşını doldurmuş ise tek
başına evlat edinebilir.
Otuz
yaşını doldurmuş olan eş, diğer eşin ayırt etme gücünden sürekli olarak
yoksunluğu veya iki yılı aşkın süreden beri nerede olduğunun bilinmemesi ya
da mahkeme kararıyla iki yılı aşkın süreden beri eşinden ayrı yaşamakta
olması yüzünden birlikte evlat edinmesinin mümkün olmadığını ispat etmesi
halinde, tek başına evlat edinebilir.”
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru
kararında Anayasa’nın 5., 10., 13. ve 41.
maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi gereğince
Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU,
Ertuğrul ERSOY, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Mustafa YILDIRIM, Cafer ŞAT,
Fazıl SAĞLAM ve A. Necmi ÖZLER’in
katılımlarıyla 26.5.2004 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında
öncelikle, itiraz konusu kuralların davada uygulanacak kural niteliğinde
olup olmadığı sorunu ele alınmıştır.
Anayasa’nın 152. ve 2949 sayılı Anayasa
Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 28. maddesine
göre, bir davaya bakmakta olan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak bir
kanunun veya kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasa’ya aykırı
görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık savının ciddi
olduğu kanısına varırsa, bu hükmün iptali için Anayasa Mahkemesi’ne
başvurmaya yetkilidir. Ancak,
bu kurallar uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesi’ne başvurabilmesi
için, elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin görevine giren bir davanın
bulunması ve iptali istenen kuralın o davada uygulanacak olması gerekir.
Uygulanacak yasa kuralları, bakılmakta olan davayı yürütmeye, uyuşmazlığı
çözmeye, davayı sona erdirmeye veya kararın dayanağını oluşturmaya
yarayacak kurallardır.
Başvuran Mahkemenin bakmakta olduğu dava, evlat
edinmeye izin verilmesine ilişkindir. Davacı evli olmasına rağmen tek
başına küçüğü evlat edinmek istemektedir. İtiraz konusu kurallardan TMK.’nın 306. maddesinin birinci fıkrasının ilk bölümü, evli
kişilerin ancak birlikte evlat edinebileceklerini, ikinci bölümü de evli
olmayanların birlikte evlat edinemeyeceklerini düzenlemektedir. 306.
maddenin ikinci fıkrasında ise evli olan kişilerde bulunması gereken
koşullar belirtilmekte, aynı maddenin üçüncü fıkrasında da eşlerden birinin
diğer eşin çocuğunu evlat edinmesine ilişkin şartlar öngörülmektedir. TMK.‘nun 307. maddesinin ikinci fıkrası ise, evli olan
kişinin tek başına evlat edinmesine ilişkin koşulları düzenlemektedir.
Bakılmakta olan davanın evli kişinin tek başına başkasının çocuğunu evlat
edinme istemine ilişkin olması nedeniyle, TMK.’nun
306. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ile 307. maddesinin
ikinci fıkrası davada uygulanacak kural olup, bunun dışında kalan itiraz
konusu kuralların bakılmakta olan davada uygulanma olanağı bulunmamaktadır.
Bu nedenle,
A- 4721
sayılı Türk Medenî Kanunu’ nun 306. maddesinin,
birinci fıkrasında yer alan “Eşler, ancak birlikte evlât edinebilirler;…” kuralı dışında kalan bölümünün, itiraz başvurusunda
bulunan Mahkeme’nin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı
bulunmadığından, bu bölüme ilişkin başvurunun Mahkeme’nin yetkisizliği
nedeniyle reddine,
B- TMK’nun, 306. maddesinin birinci fıkrasında yer alan
“Eşler, ancak birlikte evlât edinebilirler;…”
kuralı ile 307. maddesinin ikinci fıkrasının esasının incelenmesine,
oybirliğiyle karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru
kararında, 4721 sayılı Medeni Kanun’un
yalnızca eşlerin birlikte evlat edinmesine olanak verdiği, eşlerin tek
başına evlat edinmesini istisna olarak düzenlediği, oysa 743 sayılı mülga
Medeni Kanun’un 255. maddesinin buna olanak sağladığı, önceki Kanun’un
verdiği bir hakkın, yeni Kanun’da kısıtlandığı, bunun Anayasa’nın değişik
hükümlerine aykırılık oluşturduğu; zira mülga 743 sayılı Yasa’nın evlat
edinme işlemini eşlerden birinin de kullanabileceği bir sözleşme olarak
tanımladığı, 4721 sayılı Yasa’nın bu hakkı vermeyerek dava şeklinde
düzenlediği, bu hakkın evli olmayan kişilere verilmesine karşılık, evli
olan eşlere tek başlarına kullanabilecekleri bir hak olarak tanınmamış
olmasının eşitlik ilkesine aykırılık oluşturduğu, eşlerin yalnız başlarına
evlat edinememesi nedeniyle evlat edinilecek olan kişinin aile ilişkisi
içinde yer alamayacağı gibi miras hakkını da kaybedeceği belirtilerek,
itiraz konusu kuralların Anayasa’nın 5., 10., 13.
ve 41. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İtiraz konusu kurallardan, 4721 sayılı Yasa’nın
306. maddesinin birinci fıkrasının ilk bölümü, eşlerin ancak birlikte evlat
edinebileceğini, 307. maddesinin ikinci fıkrası ise otuz yaşını doldurmuş
olan eşin, diğer eşin ayırt etme gücünden sürekli olarak yoksunluğu veya
iki yılı aşkın süreden beri nerede olduğunun bilinmemesi ya da mahkeme
kararıyla iki yılı aşkın süreden beri eşinden ayrı yaşamakta olması
yüzünden birlikte evlat edinmesinin mümkün olmadığını ispat etmesi halinde,
tek başına evlat edinebileceğini öngörmektedir.
Anayasa’nın
10. maddesinde ifade edilen eşitlik ilkesi, herkesin her yönden aynı hukuk
kurallarına tabi olması zorunluluğunu ifade etmez. Kişilerin durum ve
konumlarındaki farklılık, bunlara farklı hukuk kurallarının uygulanmasını
gerektirebilir. Aynı ya da benzer durumda olanların aynı kurallara, farklı
durumda olanların da farklı kurallara tabi olması halinde eşitlik ilkesinin
zedelendiğinden söz edilemez.
Anayasa’nın
13. maddesinde “Temel hak ve
hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili
maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla
sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve
ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve
ölçülülük ilkesine aykırı olamaz”, 5.
maddesinde ise “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin
bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve
demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu
sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve
adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve
sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi
için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır”
denilmektedir.
Anayasa’nın
41. maddesinde, toplumun temeli olan ailenin huzur ve refahı ve özellikle
ana ve çocuğun korunması için gerekli önlemleri almak ve teşkilatları
kurmak görevi Devlet’e verilmiştir. Bu maddede belirtilen “Devlet,
ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması.... için gerekli tedbirleri
alır...” hükmü ile çocukların korunması da güvence altına alınmıştır.
Kural, çocukların mutlu bir aile ortamında maddi ve manevi gelişimini
sağlıklı bir şekilde sürdürmesi için gerekli koşulların hazırlanmasını
devlete ödev olarak yüklerken, “aile”nin korunması yoluyla da esasında çocukların
korunması gereğine yeniden vurgu yapmaktadır.
Dava
konusu kurallar evlat edinilecek çocukların yararlarının korunmasını
öncelikli kılarak evlilik ilişkisi devam ettiği sürece evlat edinilen
çocuğun “aile” içine alınması ve doğal soybağına
yaklaştırılan bir ilişki kurarak, evlat edinilen çocuğun yararının azami
şekilde gözetilmesine öncelik vermektedir. Benzer tercihler çeşitli Avrupa
ülke medeni yasalarında da yer almaktadır.
Evli olanların ancak birlikte evlat
edinebilecekleri, ayrı evlat edinmeye ancak birlikte evlat edinmenin imkânsız
olduğu sayılı durumlarda izin verildiğine ilişkin kurallar, tek başına
evlat edinenler karşısında farklı bir uygulama yaratmış gözükse de, iradi
olarak evlilik ilişkisi kurmuş olanlarla, evli olmayanların Anayasa’nın 10.
maddesi anlamında “aynı hukuksal konumda” oldukları ileri
sürülemeyeceğinden, bu yönden Anayasa’ya aykırılıktan söz edilemez.
Evlatlık
ilişkisi, evlat edinen ile edinilen arasında soybağı
kurulmasını ve çocuğun yüksek menfaatlerini koruyup geliştirebilecek bir
aile yaratılmasını amaçladığından, iptali istenen kuralların Anayasa’nın
41. maddesindeki “Ailenin ve çocukların korunması” yükümlülüğüyle birlikte
değerlendirilmesi gerekmektedir.
Evli
olanların ancak birlikte evlat edinebileceklerine ilişkin kuralın, bu
kişilerin evlilik birliği devam ettiği sürece kural olarak tek başlarına
evlat edinmelerini yasaklamakla, eşlerden birinin “bireysel” tercihlerine
bir sınırlama getirmekte ise de, evlat edinme işlemi doğrudan kendi
özerklik alanıyla sınırlı bir tasarruf değildir.
Evlatlık
ilişkisi, evlat edinen ile ulusal ve uluslararası uygulamada genellikle “küçük”ler arasında kurulan, evlat edinilenin veli veya
vasisinin iznine dayansa da, küçüklerin maddi ve manevi gelişimleri,
gelecekleri, sosyal ilişkileri, inanç ve ahlaki yargılarının biçimlenmesi
konusunda yaşamsal yetkiler sunan bir ilişki niteliğindedir. Anayasa, evlat
edinenin bireysel tercihine yönelik olarak bir “temel hak” kategorisi
yaratmamakta, 41. maddesinde, aileyi Türk toplumunun temeli olarak kabul
etmekte, aile ilişkisinin, kendisinden beklenen “sosyal” yararı
gerçekleştirecek şekilde desteklenmesini, aile içinde özellikle “anne” ve
“çocukların” korunmasını devlete bir yükümlülük olarak yüklemektedir.
Bu
durumda iptali istenen kurallar bir temel hakka sınırlama getirmekten çok,
Anayasa’nın 5. ve 41. maddelerinde devlete yüklenen bir sorumluluğu, çağın
gereklerine uygun olarak yerine getirmektedir.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kurallar
Anayasa’nın 5., 10., 13. ve 41. maddelerine aykırı
değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
VI- SONUÇ
22.11.2001 günlü, 4721 sayılı Türk
Medenî Kanunu’nun;
1- 306. maddesinin birinci fıkrasının
“Eşler, ancak birlikte evlât edinebilirler; ...” bölümünün,
2- 307. maddesinin ikinci
fıkrasının,
Anayasa’ya aykırı olmadığına ve
itirazın REDDİNE, 9.7.2009
gününde OYBİRLİĞİYLE karar
verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
|
Üye
Sacit ADALI
|
|
|
|
|
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
Üye
Ahmet AKYALÇIN
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
|
|
|
|
|
Üye
A. Necmi ÖZLER
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
Üye
Şevket APALAK
|
|
|
|
|
|
Üye
Serruh KALELİ
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
|
|
|
|
|
|