|
Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı: 2007/38
Karar Sayısı: 2010/76
Karar Günü: 3.6.2010
İPTAL DAVASINI AÇAN
: Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri Kemal ANADOL, Haluk
KOÇ ile birlikte 120 milletvekili
İPTAL DAVASININ KONUSU : 8.2.2007 günlü, 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları
Kanunu’nun 5. maddesinin (b) bendinin (1) ve (5) numaralı alt bentlerinin,
Anayasanın Başlangıç’ı ile 2. ve 11. maddelerine aykırılığı savıyla
iptalleri ve yürürlüklerinin durdurulması istemidir.
I- İPTAL VE YÜRÜRLÜĞÜN
DURDURULMASI İSTEMLERİNİN GEREKÇESİ
Dava
dilekçesinin gerekçe bölümü şöyledir:
“III.
GEREKÇE
08.02.2007
Tarih ve 5580 Sayılı Özel Eğitim Kurumları Kanununun 5 inci Maddesinin
“Yabancı Okullar” Başlangıç Sözlüklü (b) Fıkrasının Birinci ve Beşinci
Bentlerinin Anayasaya Aykırılığı
İptali istenen kurallar ile yapılan
düzenlemede; yabancı okulların, Bakanlar Kurulunun izniyle yeni arazi
edinebilecekleri ve kapasitelerini en fazla beş misline kadar
artırabilecekleri ve bu okulların taşınmaz mallarını, kurucularının veya
yetkililerinin önerisiyle, Bakanlığa ya da kuruluş amaçları eğitim vermek
olan, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’na göre kurulan vakıflara, Bakanlar
Kurulunun izniyle devredilebilecekleri öngörülmüştür.
Bilindiği
üzere Türkiye’de, yabancılara ait olan “yabancı okullar” ile Türk vatandaşı
olan azınlıklara ait okullardan oluşan “azınlık okulları” olmak üzere iki
tür okul bulunmaktadır. “Yabancı okullar” terimi ülkemiz vatandaşı ya da
kuruluşu olmayan yabancılara ait okulları anlatırken, “Azınlık okulları”
terimi adından da anlaşılacağı gibi, ülkemizde mevcut ve Lozan Antlaşması
ile “azınlık statüsü” nde garanti altına alınmış
bulunan, cemaatlere ait okulları ifade etmektedir.
Osmanlı
İmparatorluğun yaşadığı siyasal – sosyolojik değişimin sonucu olan
“Azınlık” okullarına 24.07.1923 tarihli Lozan Antlaşmasının 40 ıncı ve 41 inci maddelerinde değinilmiştir.
Yabancı
okulların Lozan Antlaşması’yla tanınması ise, delegelerin karşılıklı
mektuplarına bağlıdır. Bu konuda karşılıklı yazılmış üç mektup vardır. Bu
mektuplar Türk delegasyonun başkanı İsmet Paşa tarafından İngiliz, Fransız
ve İtalyan temsilcilere yazılmış olan ve onlarında cevaben yazdıkları
mektuplardır.
Lozan
Antlaşması’nda yer alan bu mektuplarla Türkiye, sadece Fransa, İtalya ve
İngiltere’ye ait 30 Ekim 1914’ten önce varlığı tanınmış olan din, öğretim,
sağlık ve yardım kurumlarını tanımıştır. Her ne kadar Lozan Antlaşması’yla
sadece mektup verilen bu üç ülkeye okullarını devam ettirme hakkı
verilmişse de, 1914’ten önce açılan diğer ülkelerin okullarının da Lozan
Antlaşması’nda adları geçmemesine rağmen faaliyetlerine devam hakkı verilmiştir.
Ancak Lozan Andlaşması hükümleri çerçevesinde bu
mektupların yedi yıllık geçerlilik süresi 13 Ağustos 1931’de dolmuş ve
bağlayıcı hükümleri ortadan kalkmıştır (bkz. Dr. M. Hidayet Vahapoğlu, Osmanlıdan Günümüze Azınlık ve Yabancı
Okulları, Milli Eğitim Yayınevi – İstanbul – 1997).
Lozan
Antlaşması çerçevesinde yedi yıllık bir süre için geçerli mektupların
geçerliliğini yitirmeleri nedeniyle “Lozan Mektuplarına muhatap ülkelere
ait okullar” için, Lozan mektuplarına istinaden bir ayrıcalık tanınmasını
gerektiren bir durum söz konusu değildir. Biran bu mektupların tanınmasına
devam edilmesi halinde dahi bu şekildeki bir değerlendirme ancak, Lozan
Mektuplarına muhatap ülkeler için söz konusu olabileceği açıktır.
Diğer taraftan, Türkiye Cumhuriyetinin dünya
milletler ailesine bağımsız bir devlet olarak kabulünün uluslararası
belgesi olan Lozan Barış Antlaşmasına ekli İkamet ve Selahiyeti
Adliye Hakkındaki Mukavelenamede; yabancıların ülkede mülk edinmeleri
konusunda mütekabiliyet şartı öngörülmüş, bu tarihten sonra düzenlenen konu
ile ilgili yasalarda ve yapılan bir çok antlaşmada
mütekabiliyet şartı getirilmek suretiyle, karşılıklı muamele esası, gerek
antlaşmalar hukuku, gerek mevzuu hukuk olarak Türk Yabancılar Hukukunun
genel ilkelerinden biri haline dönüştürülmüştür.
Hal
böyle iken 08.02.2007 tarih ve 5580 sayılı Özel Eğitim Kurumları Kanununun
5 inci maddesinin (b) fıkrasının iptali istenen birinci bendi hükmüyle
istisnasız bütün yabancı okullara mütekabiliyet şartı belirtilmeksizin;
Bakanlar Kurulunun izniyle yeni arazi edinebilme, kapasitelerini en fazla
beş misline kadar artırabilme imkanı tanınmış;
anılan fıkranın beşinci bendinin iptali istenen birinci cümlesi hükmüyle de
bu okullara, mütekabiliyet esası aranmadan edinebilecekleri taşınmaz
mallarını, kurucularının veya yetkililerinin önerisiyle, Bakanlığa ya da
kuruluş amaçları eğitim vermek olan, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’na göre
kurulan vakıflara, Bakanlar Kurulunun izniyle devredilebilme hak ve yetkisi
tanınmıştır.
İnsan hak ve özgürlüklerini vatandaş gibi yabancıya
da tanımış bulunan Anayasamız, 16 ncı maddesinde
“Temel hak ve hürriyetler, yabancılar için, milletlerarası hukuka uygun
olarak kanunla sınırlanabilir” ilkesini getirmiştir. Anayasanın bu ilke ile
gözettiği husus, temel hak ve özgürlükler konusunda yabancılar yönünden
getirilecek sınırlamaların milletlerarası hukuka uygun bulunması ve her
halde bu sınırlamanın ancak kanunla yapılmasıdır. Milletlerarası hukuku da,
Devletlerin taraf oldukları iki veya çok taraflı antlaşmalar,
milletlerarası teamüller (örf ve adetler) medeni milletlerce kabul edilen
ve temel hukuk prensiplerinden bulunan, iyi niyet, ahde vefa, kazanılmış
haklara saygı, Devletler Hukukunun iç hukuka üstünlüğü ilkeleri ve yardımcı
kaynak sayılan ilmi ve kazai içtihatlar
oluşturmaktadır.
Anayasamızın Başlangıç kısmının ikinci paragrafı,
milletlerarası ilişkilerde geçerli olması gereken en önemli unsurun eşitlik
olduğunu göstermektedir. Eşitliği sağlayacak hususların en başta geleni ise
karşılıklılıktır.
Türk Yabancılar Hukukunun genel ilkelerinden olan
karşılıklı muamele (mütekabiliyet) esası, öğretide en az iki devlet
arasında uygulanan ve her birinin ülkesinde diğerinin vatandaşlarına aynı
mahiyetteki hakları karşılıklı tanımalarını ifade eden bir prensip olarak
izah olunmaktadır. Bu prensibe göre; bir yabancının Türkiye’de bir haktan
yararlanabilmesi, Türklerin de o yabancının ülkesinde aynı tür ve nitelikte
olan haklardan yararlanmasına bağlıdır. Karşılıklı muamele esası antlaşma
ile (ahdi veya siyasi) ya da kanunla (kanuni veya fiili) olabilir.
Hukukumuzda, kanuni karşılıklı muamele, yabancı kişilerin ülkemizde
taşınmaz mal edinme ve miras hakları konusunda da aranmaktadır.
Yabancının klasik insan hak ve özgürlüklerinden
bazılarından vatandaş gibi yararlandırılmamasının, bu hakların kimi
sınırlama ya da kısıtlamalara tabi tutulmasının nedenlerini Devleti
korumak, onun devamlılığını sağlamak gibi düşüncelerde aramak gerekir. Devletler arasında, ticari, iktisadi, askeri ve kültürel
ilişkilerin olabildiğince arttığı, insancıl düşüncelerin son derece
yaygınlaştığı günümüzde aynı mülahazaların büsbütün gücünü yitirdiği
söylenemez. Tarih boyunca, devletler ülkelerindeki yabancı unsurlara kuşku
ile bakmışlar, bazı hakları onlardan esirgemişler, bazılarını ise kimi
koşullara, bağlamak suretiyle sınırlamışlardır. Sınırlamaya tabi tutulan
hakların başlıcalarından biri mülk edinme
hakkıdır. Zira bu hak, ülke denilen yurt toprağıyla ilgilidir.
Ülke devletin asli ve maddi unsurlarından biridir.
Ülke olmadan devlet olmaz. Ülke devlet otoritesinin geçerli olacağı alanı
belli eder. Devlet sahip olduğu, kurucu unsur niteliğini taşıyan üstün
kudretine dayanmak suretiyle, ülkede yerleşik olan ve devletin diğer asli –
maddi unsurunu oluşturan insan topluluğunun güvenliğini ve yararını
kollamak ve gözetmek durumundadır. Devlet bu asli görevi nedeniyledir ki,
ülke üzerinde egemenliğe dayalı üstün bir hakka sahiptir. Toprak ile
alakalı konuda insan haklarına saygılı, ölçülü, adil bir sınırlama, Devlet
için bir nefsi müdafaa tedbiri niteliğindedir; böyle bir tedbirden
vazgeçebilmek çoğu kez olası değildir.
Devletlerarası ilişkilerde karşılıklı muamele
esası, devletlerin ülkeleri üzerindeki egemenlik haklarının doğal
sonuçlarından biridir. Devletlerin ilişkilerinde az ya da çok gelişmişlik,
nüfus ve toprak büyüklüğü ve öbür niteliklerinin nazara alınmaması,
bunların birbirlerine eşit oldukları prensibine dayanır.
Öte yandan Anayasanın 176 ncı
maddesinde, Anayasanın dayandığı temel görüş ve ilkeleri belirten Başlangıç
kısmının, Anayasa metnine dahil olduğu açıklanmış,
anılan maddenin gerekçesinde de Başlangıç kısmının, Anayasanın diğer
hükümleriyle eşdeğerde olduğu vurgulanmıştır.
Anayasanın Cumhuriyet’in niteliklerini belirleyen 2
nci maddesinde ise “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun
huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı,
Atatürk milliyetçiliğine bağlı, Başlangıçta belirtilen temel ilkelere
dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti” olduğu
belirtilmiştir.
Başlangıcın 2 nci
paragrafındaki; Türkiye Cumhuriyetinin “Dünya milletler ailesinin eşit
haklara sahip şerefli bir üyesi olduğu ilkesiyle, devletin beşeri unsurunu
oluşturan milletin diğer milletlerle hak eşitliğine sahip bulunduğu
vurgulanmıştır.
Başlangıcın beşinci paragrafında ise “Hiçbir
düşünce ve mülahazanın Türk milli menfaatlerinin .....
karşısında korunma göremeyeceği” ilkesi ile,
Anayasanın öngördüğü hukuk düzeni içinde, milli menfaatlerin her şeyin
üstünde tutulması gereği belirlenmiştir.
Yabancı Okullara, Türk vatandaşlarının edinimine
açık olan bölgelerde taşınmaz mal (arazi) mülkiyeti edinmeleri salt bir
mülkiyet sorunu gibi değerlendirilemez. Karşılıklı muamele (mütekabiliyet)
esası uluslararası ilişkilerde eşitliği sağlayan bir denge aracıdır.
İptali istenen kurallar, karşılıklılık aramaksızın
yabancı okullara Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının edinimine açık olan
bölgelerde taşınmaz mal edinmek hakkını ve bu şekilde edindikleri taşınmazları
kuruluş amaçları eğitim vermek olan 4721 sayılı Türk Medenî Kanununa göre
kurulan vakıflara devretmek imkanını tanıyarak, bu
eşitliği ve dengeyi bozmuş; Anayasanın Başlangıç kısmına aykırı bir durumun
ortaya çıkmasına yol açmıştır.
Anayasanın çeşitli maddelerine aykırı bir düzenleme
Anayasanın 2 nci maddesindeki hukuk devleti ve
Anayasanın 11 inci maddesindeki Anayasanın üstünlüğü ve bağlayıcılığı
ilkesiyle de bağdaşmaz. (Anayasa Mahkemesinin
03.06.1988 tarih ve E.1987/28, K.1988/16 sayılı kararı, AMKD., sa.24, shf.
225).
Karşılıklı
muamele (mütekabiliyet) esasına ve dolayısıyla Anayasaya aykırı olarak
edinilen bir taşınmazın, sırf “Bakanlığa (Milli Eğitim Bakanlığı’na)”
devrine olanak tanınmış olmasından bahisle geçerli tanınmasının da, bir
hukuk devletinde kabul edilemeyeceği açık olduğundan 5580 sayılı Kanunun 5
inci maddesinin (b) fıkrasının beşinci bendinin ilk cümlesinin tümünün
iptali istenilmiştir. Yine, (b) fıkrasının beşinci bendinin ilk cümlesi ile
ikinci cümlesi arasında uygulama bakımından ayrılamaz nitelikte bir yakın
ilişki vardır. Bu nedenle ikinci cümlenin de, birinci cümle için söz konusu
olan gerekçelerle Anayasaya aykırı düştüğünü söylemek gerekmektedir.
Açıklanan
nedenlerle, 08.02.2007 tarih ve 5580 sayılı Özel Eğitim Kurumları Kanununun
5 inci maddesinin “Yabancı Okullar” Başlangıç Sözlüklü (b) fıkrasının
birinci ve beşinci bentleri Anayasanın Başlangıç kısmına, 2 nci ve 11 inci maddelerine aykırı olup, iptali
gerekmektedir.
IV. YÜRÜRLÜĞÜ DURDURMA İSTEMİNİN GEREKÇESİ
Devletlerarası ilişkilerde
karşılıklı muamele esası, devletlerin ülkeleri üzerindeki egemenlik
haklarının doğal sonuçlarından biri olduğundan böyle bir haktan
vazgeçilmesi mümkün değildir. Ancak iptali istenen kurallar, karşılıklılık
ilkesi söz konusu olmadan yabancı okulların Türkiye’de taşınmaz mal
edinmesine ve bu taşınmaz malları amaçları arasına herhangi bir alanda
eğitim etkinlikleri alınarak kurulmuş veya kurulacak vakıflara devretmelerine
imkan vermektedir. Böyle bir durumun,
devletlerinin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olan gerçek ve tüzel
kişilere tanımadığı haklardan yabancıların Türkiye’de yararlanmalarına yol
açabileceği; böylece uluslararası ilişkilerde ve hukukta temel ilke olan
eşitliği bozacağı; ulusal çıkarlarımızı zedeleyeceği açıktır. Bunların ise,
sonradan giderilemeyecek hukuki zarar ve durumlar olduğu kuşkusuzdur.
Bu zarar ve durumların
doğmasını önlemek amacıyla, iptali istenen hükümlerin iptal davası sonuçlanıncaya
kadar yürürlüğünün de durdurulması istenerek Anayasa Mahkemesine dava
açılmıştır.
V. SONUÇ VE İSTEM
Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
08.02.2007 tarih ve 5580 sayılı Özel Eğitim
Kurumları Kanununun 5 inci maddesinin (b) fıkrasının birinci ve beşinci bentlerinin
Anayasanın Başlangıç kısmına, 2 nci ve 11 inci
maddelerine aykırı olduğundan,
iptallerine ve iptal davası sonuçlanıncaya kadar yürürlüğünün durdurulmasına
karar verilmesine ilişkin istemimizi saygı ile arz ederiz.”
II- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenilen Yasa Kuralları
8.2.2007
günlü, 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nun 5. maddesinin (b)
bendinin dava konusu (1) ve (5) numaralı alt bentlerini içeren kuralı
şöyledir:
“Milletlerarası özel öğretim
kurumları, yabancı okullar ve azınlık okulları
MADDE 5- Milletlerarası özel öğretim kurumları, yabancı
okullar ve azınlık okullarına ilişkin esaslar aşağıda belirtilmiştir.
a) Milletlerarası özel öğretim kurumları:
1) Yalnız yabancı uyruklu öğrencilerin devam
edebilecekleri yüksek öğretim dışındaki milletlerarası özel öğretim kurumu;
yabancı uyruklu gerçek ve tüzel kişiler tarafından veya Türk
vatandaşlarıyla ortaklık yolu ile 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar
Kanunu çerçevesinde Bakanlar Kurulunun izniyle açılabilir. Türkiye Cumhuriyeti
uyruklu gerçek kişiler, özel hukuk tüzel kişileri veya özel hukuk
hükümlerine göre yönetilen tüzel kişiler de kendi adlarına aynı amaçla
milletlerarası mahiyette özel öğretim kurumu açabilir.
2) Bu öğretim kurumlarında; Türk Devletinin ülkesi
ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, güvenliğine ve menfaatlerine aykırı,
Türk Milletinin millî, ahlâkî, insanî, manevî ve kültürel değerleri
aleyhinde eğitim-öğretim yapılamaz.
3) Bu kurumlarda öğretim programları,
eğitim-öğretim faaliyetleri ve diğer hususlarla ilgili işlemler, kurum
yönetimince hazırlanan ve Bakanlıkça onaylanan esaslara göre yürütülür.
4) Bu konularda Bakanlığın denetim hakkı saklıdır.
b) Yabancı
okullar:
1) Bakanlar
Kurulunun izni ile yeni arazi edinebilir ve kapasitelerini en fazla beş
misline kadar artırabilir.
2) Üzerinde kuruldukları araziler genişletilmemek
şartı ve Bakanlığın izni ile mevcut arazi üzerindeki bina, öğrenci ve
donanım kapasitelerini en çok bir mislini geçmemek üzere artırabilir veya
yenileyebilir.
3) Mevcut binalarında ihtiyaç halinde valiliğin
izni ile tadilat yapabilir.
4) Bu bentte belirtilenler dışında, yabancı
okulların; binaları genişletilemez, şubeleri açılamaz, mevcut binalarının
yerine kaim olmak üzere yeniden binalar inşa edilemez. Bu amaçla herhangi
bir mülk edinilemez veya kiralanamaz.
5) Yabancı
okulların taşınmaz malları, kurucularının veya yetkililerinin önerisi ile
Bakanlığa ya da kuruluş amaçları eğitim vermek olan 4721 sayılı Türk Medeni
Kanununa göre kurulan vakıflara devredilebilir. Devredilen bu kurumların
yönetim, eğitim-öğretim özellikleri dikkate alınarak korunması yararlı görülenler
Bakanlıkça tespit edilir.
c) Azınlık okulları:
1) 23/8/1923 tarihli ve
340 sayılı Kanuna bağlı Antlaşmanın 40 ve 41 inci maddeleriyle ilgisi
bulunan okulların özellik göstermesi gereken hususları yönetmelikle tespit
edilir. Bu yönetmelik, ilgili ülkelerin bu konulardaki mütekabil mevzuat ve
uygulamaları dikkate alınmak suretiyle hazırlanır. Yönetmelikte
belirtilmeyen hususlarda resmî okullar mevzuatı uygulanır. Bu okullarda
yalnız kendi azınlığına mensup Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının çocukları
okuyabilir.”
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Dava
dilekçesinde, Anayasa’nın Başlangıç’ı ile 2. ve 11. maddelerine
dayanılmıştır.
III- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi uyarınca,
Tülay TUĞCU, Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Fulya
KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, A.Necmi
ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh
KALELİ ve Osman Alifeyyaz PAKSÜT’ün
katılımlarıyla 11.4.2007 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında,
dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine ve yürürlüğü
durdurma isteminin bu konudaki raporun hazırlanmasından sonra karara
bağlanmasına oybirliğiyle karar verilmiştir.
IV- ESASIN İNCELENMESİ
Dava dilekçesi ve ekleri, işin esasına
ilişkin rapor, iptali istenilen yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralları
ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten
sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava dilekçesinde, iptali
istenilen kurallarla yabancı okullara Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının
edinimine açık olan bölgelerde taşınmaz mal edinmek ve edindikleri
taşınmazları kuruluş amaçları eğitim vermek olan 4721 sayılı Türk Medeni
Kanunu’na göre kurulan vakıflara devretmek olanağı tanınırken karşılıklılık
koşulunun aranmadığı, bu nedenle de Anayasa’nın Başlangıç’ı ile 2. ve 11. maddelerine aykırı olduğu ileri
sürülmüştür.
Dava konusu kurallarda, yabancı
okulların Bakanlar Kurulu izni ile yeni arazi edinebilecekleri ve kapasitelerini
en fazla beş misline kadar artırabilecekleri, bu okulların taşınmaz
mallarının, kurucularının veya yetkililerinin önerisiyle Milli Eğitim
Bakanlığı’na veya kuruluş amaçları eğitim vermek olan 4721 sayılı Türk
Medeni Kanunu’na göre kurulan vakıflara devredilebileceği, devredilen
kurumların yönetim, eğitim ve öğretim özellikleri dikkate alınarak
korunması yararlı görülenlerinin ise Bakanlıkça tespit edileceği
öngörülmektedir.
Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti,
insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem
ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup
bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan,
hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve yasalarla kendini
bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir. Hukuk devletinde yasakoyucu,
Anayasa kurallarına bağlı olmak koşuluyla ihtiyaç duyduğu düzenlemeyi yapma
yetkisine sahiptir.
Anayasa’nın “Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi” başlıklı 42. maddesinde,
kimsenin eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamayacağı belirtildikten
sonra, eğitim ve öğretimin Devletin gözetim ve denetimi altında yapılacağı,
özel ilk ve orta dereceli okulların bağlı olduğu esasların kanunla
düzenleneceği, eğitim ve öğretim kurumlarında sadece eğitim, öğretim, araştırma ve inceleme ile ilgili
faaliyetlerin yürütüleceği hükme
bağlanarak, eğitim ve öğretim kurumlarının faaliyet alanları “eğitim, öğretim, araştırma ve inceleme
ile ilgili faaliyetler” olarak belirlenmiştir.
Yabancı okullar, 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları
Kanunu ile bu Kanun’da hüküm bulunmayan hususlarda resmi öğretim
kurumlarında uygulanan mevzuata tabi olup, diğer bütün okullar gibi
faaliyetlerini Milli Eğitim Bakanlığı’nın denetim ve gözetiminde
yürütmektedirler.
20.2.2008 günlü ve 5737 sayılı Vakıflar Kanunu,
vakıfların taşınmaz mal edinebilmelerini ve taşınmaz mallar üzerinde
tasarrufta bulunabilmelerini yasaklamamış, ancak kurucularının çoğunluğu
yabancı uyruklu olan vakıfların taşınmaz mal edinmeleri durumunda 2644 sayılı
Tapu Kanunu’nun yabancıların taşınmaz mal edinimini düzenleyen 35.
maddesinin uygulanacağını öngörmüştür.
Vakıflar Kanunu’nun 3. maddesinde, vakıfların “mazbut, mülhak, cemaat, esnaf ve yeni
vakıf”ları, yeni vakıfların da 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’na göre
kurulan vakıfları ifade ettiği belirtildikten sonra, “Yeni vakıfların kuruluşu, mal varlığı, şube ve temsilcilikleri”
başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasında yeni vakıfların Türk Medeni
Kanunu hükümlerine göre kurulacağı ve faaliyet göstereceği, beşinci
fıkrasında da yabancıların, Türkiye'de, hukuki ve fiili mütekabiliyet
esasına göre yeni vakıf kurabilecekleri belirtilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 101. maddesinde
de, Cumhuriyetin Anayasa ile belirlenen niteliklerine ve Anayasa’nın temel
ilkelerine, hukuka, ahlaka, milli birliğe ve milli menfaatlere aykırı veya
belli bir ırk ya da cemaat mensuplarını desteklemek amacıyla vakıf
kurulamayacağı öngörülmüştür.
Buna göre, yabancı okulların taşınmaz mallarının,
kurucularının veya yetkililerinin önerisi ile kuralda öngörülen 4721 sayılı
Türk Medeni Kanunu’na göre kurulan vakıflara devredilebilmesi için vakfın
öncelikle, hukuki ve fiili mütekabiliyet esasına göre kurulmuş bir vakıf
olması ve kuruluş amacının eğitim vermek olması gerekmektedir. Öte yandan,
devredilen bu kurumların yönetim, eğitim ve öğretim özellikleri dikkate
alınarak korunması yararlı görülenleri Milli Eğitim Bakanlığı’nca
belirlenecektir.
Bu nedenle, yabancı okulların taşınmaz mallarının,
Milli Eğitim Bakanlığı’na veya eğitim vermek amacıyla kurulmuş ve kuruluşu
mütekabiliyet esasına dayanan yeni vakıflara devredilebilmesine ilişkin
kuralda ayrıca mütekabiliyet ilkesine yer verilmemesinde Anayasa’ya
aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kurallar Anayasa’ya
aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
V- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
8.2.2007 günlü, 5580
sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nun 5. maddesinin (b) bendinin (1) ve
(5) numaralı alt bentlerine yönelik iptal istemi, 3.6.2010 günlü, E.
2007/38, K. 2010/76 sayılı kararla reddedildiğinden, bu alt bentlere
ilişkin YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN REDDİNE, 3.6.2010 gününde OYBİRLİĞİYLE
karar verilmiştir.
VI- SONUÇ
8.2.2007
günlü, 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nun 5. maddesinin (b)
bendinin (1) ve (5) numaralı alt bentlerinin Anayasa’ya aykırı
olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE,
3.6.2010 gününde OYBİRLİĞİYLE
karar verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz
PAKSÜT
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
|
Üye
Ahmet AKYALÇIN
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
|
Üye
Şevket APALAK
|
Üye
Serruh KALELİ
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
|
Üye
Engin YILDIRIM
|
Üye
Nuri NECİPOĞLU
|
|