|
Danıştay Onbirinci Daire
Başkanlığından:
Esas No : 2009/5353
Karar No : 2010/2671
Kanun Yararına Temyiz İsteminde Bulunan : Danıştay
Başsavcılığı-ANKARA
Davacı: Coşkun Zeren
Vekili:
Av. Kemal Aybek
Strazburg Cad.
No: 26/5 Kat: 1 - Sıhhiye/ANKARA
Davalı:
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı-ANKARA
Vekili:
Av. Rukiye Erdoğan
İstemin Özeti: Ankara Bölge İdare Mahkemesinin
12.02.2009 günlü, E:2008/4987, K:2009/1093 sayılı kararının, Danıştay
Başsavcılığı tarafından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51.
maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir.
Danıştay Tetkik Hakimi : Füsun Erkin
Düşüncesi : Danıştay
Başsavcılığının kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile Ankara Bölge
İdare Mahkemesince verilen kararın, idari işlem veya eylemlerden dolayı
uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan davalarda uygulanacak yasal
faizin başlangıç tarihi olarak idareye başvurunun bulunması halinde, başvuru
tarihinin esas alınacağı yolundaki Danıştay İçtihatlarına aykırı bulunması
nedeniyle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi
uyarınca hükmün sonuçlarına etkili olmamak üzere kanun yararına bozulması
gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay Başsavcısı: Yılmaz
Çimen
Düşüncesi : T.C. Ziraat
Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğünde müdür yardımcısı kadrosunda görev yapmakta
iken isteği üzerine 1. derece, 4. kademe, 2200 ek gösterge esas alınarak
emekliye ayrılan davacının, ek göstergesinin 3000 olarak uygulanması
istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin Ankara 8. İdare
Mahkemesinin 31.03.2003 günlü ve E:2002/1322, K:2003/310 sayılı kararıyla
iptal edilmesi üzerine davalı idarenin maaş ve ikramiye farklarını
ödemesine karşın faiz hesaplanmaması sonucu oluştuğu ileri sürülen 1.135,50
YTL tutarında faiz alacağının, icra takip tarihinden itibaren işleyecek
yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılan davada,
Ankara 16. İdare Mahkemesinin faiz alacağı olarak hesaplanan 1.135,50 YTL'nin dava açma tarihi olan 28.05.2007 tarihinden
itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ilişkin 27.03.2008
günlü ve E:2006/629, K:2008/361 sayılı kararına taraflarca itiraz edilmesi
üzerine, ödenen maaş ve ikramiye farklarına 15.07.2002 tarihinden
02.07.2003 tarihine kadar hesaplanan 541,10 YTL tutarındaki faizin
ödenmesine ilişkin Ankara Bölge İdare Mahkemesinin 12.02.2009 günlü ve
E:2008/4987, K:2009/1093 sayılı kararının, davacı vekili tarafından hukuka
aykırı olduğu belirtilerek kanun yararına bozulması istemi üzerine konu
incelendi.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51'inci
maddesinde, bölge idare mahkemesi kararları ile idare ve vergi
mahkemelerince ve Danıştay'ca ilk derece mahkemesi olarak verilip temyiz
incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından
yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin, ilgili bakanlıkların
göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun
yararına temyiz olunabileceği, temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde
kararın kanun yararına bozulacağı, bu bozma kararının, daha önce
kesinleşmiş olan mahkeme veya Danıştay kararının hukuki sonuçlarını
kaldırmayacağı hükme bağlanmıştır.
T.C.
Anayasası'nın 125'inci maddesinin 1'inci fıkrasında, idarenin her türlü
eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu hükme bağlanmış,
maddenin son fıkrasında da, idarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan
zararı ödemekle yükümlü olduğu kuralı getirilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 12'nci maddesinde;
ilgililerin haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştay'a ve
İdare ve Vergi Mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal
ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası
açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya
kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir
işlemin icrası sebebiyle doğan zarardan dolayı icra tarihinden itibaren
dava süresi içinde tam yargı davası açabilecekleri ve ilgililerin Kanunun
11'inci maddesi uyarınca idareye başvurma haklarının saklı olduğu
öngörülmüştür.
İdarenin
hukuki sorumluluğundan söz edebilmek için, bir zararın varlığı, zararı
doğuran işlem veya eylemin idareye yüklenebilir olması, zararla işlem veya
eylem arasında illiyet bağının bulunması gereklidir.
Öte
yandan, zarara yol açan idari eylem veya işlemin, bir hizmet kusuruna
dayanması ya da kusursuz sorumluluk kuram ve ilkelerinin uygulanmasına
elverir nitelikte bulunması halinde, zararla eylem arasında uygun illiyet
bağının kurulması mümkün hale gelmektedir.
Kanun
yararına bozma istemine ilişkin 03.06.2009 tarih ve 80281 sayılı dilekçede,
davacının 3000 ek gösterge uygulanması istemiyle yaptığı başvurunun reddine
ilişkin işlemin yargı kararı ile iptali üzerine ödenen maaş ve ikramiye
farklarına faiz hesaplanmaması sonucu oluştuğu ileri sürülen faiz alacağına
ilişkin iddialar yer almaktadır. Ödenmeyen bu faiz
alacağı üzerinden de ayrıca faiz hesaplanması, başka bir ifadeyle faiz
alacağına da faiz ödenmesi gerektiğine ilişkin iddiaya açıkça yer
verilmemiş olmakla birlikte dosya içeriğinden davacının "faize faiz
hesaplanması"na ilişkin talebinin baştan beri bulunduğu ve bu talebin
İdare ve Bölge İdare Mahkemelerinin kararlarında bir şekilde karşılandığı
anlaşıldığından bu konu da kanun yararına bozma kapsamında incelenmiştir.
Davacının emeklilik tarihinden mahkeme kararı üzerine ikramiye
ve maaş farklarının ödenmesi tarihine kadar geçen süre için davacıya 541,10
YTL tutarında faiz alacağı ödenmesi gerektiği yolundaki Ankara Bölge İdare
Mahkemesinin 12.02.2009 günlü ve E:2008/4987, K:2009/1093 sayılı kararında,
yerleşik yargı kararları ile faize faiz hükmedilemeyeceği yolunda teessüs
etmiş içtihada aykırılık görülmediğinden, hükmün bu kısmının hukuka aykırı
olmadığı sonucuna varılmıştır.
Faizden
kaynaklanan alacak miktarının hesaplanmasına ilişkin hüküm fıkrasına
gelince;
Bilindiği
üzere, konusu bir miktar paranın ödenmemesinden ibaret olan borçlarda,
borcun doğduğu veya muaccel olduğu tarihten ödemenin yapıldığı tarihe
kadar, kısa veya uzun bir süre geçmiş olabilir.
Faiz,
borçlunun böyle bir süreden faydalanması, alacaklının tasarruf hakkının
kısıtlanmış olması nedeniyle alacaklıya kanun veya sözleşme gereğince bir
oran dahilinde olmak üzere ödenmesi gerekli olan
para miktarıdır. Faiz borcu hukuki mahiyeti itibariyle fer'i bir borç olup,
borcun doğumu ve varlığı, asıl borcun doğumuna ve varlığına bağlıdır.
T.C.
Ziraat Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğü'nde müdür yardımcısı kadrosunda çalışan
davacı, 2200 ek gösterge üzerinden 24.05.2001 tarihinde emekli olmuş ve
15.06.2001 tarihi itibariyle emekli ikramiyesi ve maaşı ödenmiştir. Davacının kendisine uygulanan ek göstergenin 3000 olması
gerektiği yolundaki başvurusunun reddi üzerine açılan davada: idare
mahkemesince işlemin iptaline karar verilmiş ve Emekli Sandığı Genel
Müdürlüğü Tahsisler Dairesi Başkanlığı'nın 02.07.2003 tarih ve 77949 sayılı
işlemi ile davacının ek göstergesi 3000 'e yükseltilerek 15.06.2001 tarihi
itibariyle maaş ve ikramiye farkları tahakkuk ettirilmiş ve ödemeler
yapılmıştır. Ancak ana paranın ödenmesi
sırasında davacıya ayrıca faiz ödenmediğinden davacı bu faiz alacağı için
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 12' nci
maddesi uyarınca dava açmıştır.
Yukarıda
da belirtildiği gibi faiz alacağının doğumu ve varlığı asıl alacağa bağlı
olup, idare mahkemesinin iptal kararı üzerine davalı idare, davacının
emeklilik tarihi itibariyle ek göstergelerini düzelterek, ek göstergenin
3000 olarak uygulanması sonucu hesaplanan maaş ve ikramiye farklarını,
emekli ikramiyesi ve aylığının ödendiği tarih itibarıyla hesaplamış ve
davacıya ödemiştir. Dolayısıyla faiz alacağının da asıl alacağın doğduğu
tarih, başka bir ifadeyle davacının emekli olması üzerine emekli ikramiyesi
ve aylığın ödendiği tarih olan 15.06.2001 tarihi itibarıyla hesaplanması
gereklidir.
Bu
nedenle Ankara Bölge İdare Mahkemesince faiz alacağının hesaplanmasında,
faizin başlangıcı olarak Ankara 8. İdare Mahkemesinde iptal davasının
açıldığı 15.07.2002 tarihinin esas alınmasında hukuka uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, Ankara Bölge İdare Mahkemesi'nin
12.02.2009 günlü ve E:2008/4987, K:2009/1093 sayılı kararının, faiz
alacağının hesaplanmasında faizin başlangıç tarihine ilişkin hüküm
fıkrasının niteliği itibariyle yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade
etmesi nedeniyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51'inci
maddesi uyarınca kanun yararına bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm
veren Danıştay Onbirinci Dairesi'nce Ankara Bölge
İdare Mahkemesinin 12.2.2009 günlü, E:2008/4987, K:2009/1093 sayılı
kararının Danıştay Başsavcılığı tarafından kanun yararına temyiz edilerek
bozulmasının istenilmesi üzerine işin gereği görüşüldü:
Dosyanın
incelenmesinden, davanın, T.C. Ziraat Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğü'nde
müdür yardımcısı kadrosunda görev yapmakta iken isteği üzerine emekliye
ayrılan ve 1. derecenin 4. kademesi ve (2200) ek gösterge rakamı üzerinden
emekli aylığı bağlanan davacı tarafından, ek gösterge rakamının (3000)
olarak düzeltilmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin
yargı kararıyla iptal edilmesi üzerine davacıya ödenen maaş ve ikramiye
farklarının faizinin ödenmemesi sonucu oluştuğu ileri sürülen 1.135,50 TL
tutarında faiz alacağının, icra takip tarihinden itibaren işleyecek yasal
faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açıldığı, Ankara 16.
İdare Mahkemesinin tek hakim tarafından verilen
27.03.2008 günlü ve E:2006/629, K:2008/361 sayılı kararıyla, idarenin
hukuka aykırılığı mahkeme kararıyla saptanan işlemi nedeniyle davacının
yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesinin yeterli olmadığı, ayrıca
davacının parasal haklarını süresinde alamamasından doğan zararın da yasal
faiz ödenerek giderilmesi gerektiği gerekçesiyle, adli yargıda itirazın
iptali istemiyle açılan dava sırasında yaptırılan bilirkişi incelemesi
sonucu faiz alacağı olarak hesaplanan 1.135,50 TL'nin dava açma tarihi olan
28.05.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya
ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin ise reddine karar verildiği, bu karara
taraflarca itiraz edilmesi üzerine, Ankara Bölge İdare Mahkemesinin
12.02.2009 günlü ve E:2008/4987, K:2009/1093 sayılı kararıyla, yeniden
bilirkişi incelemesi yaptırılarak davalı idarenin itiraz isteminin kısmen
kabulü ile itiraza konu mahkeme kararının davacının açıkta kaldığı süreye
ilişkin özlük hakları nedeniyle talep ettiği faize ilişkin 594.40.-TL'lık kısmı yönünden bozulmasına, ilk olarak iptal
davasının açıldığı tarih olan 15.7.2002 ile davalı idarece iptal kararı
üzerine ödemenin yapıldığı 2.7.2003 tarihi arasında kalan dönem için
hesaplanan faiz tutarı olan 541.10.-TL'lık kısmın
kabulüne, bu konudaki fazlaya ilişkin talebin reddine, davacıya ödenmeyen
faiz alacağına ilişkin olarak ise, davacının itiraz isteminin reddi ve
davalı idarenin itiraz isteminin kabulü ile kararın bu kısmının da
bozulmasına, bu konudaki davacı talebinin reddine karar verildiği ve davalı
idarenin karar düzeltme istemi reddedilerek kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Danıştay
Başsavcılığı, Ankara Bölge İdare Mahkemesi'nin söz konusu kararının, faiz
alacağının hesaplanmasında faizin başlangıç tarihine ilişkin hüküm
fıkrasının niteliği itibarıyla yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade
etmesi nedeniyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi
uyarınca kanun yararına bozulmasını istemektedir.
İdari
işlem veya eylemlerden dolayı uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan
davalarda uygulanacak yasal faizin başlangıç tarihi olarak idareye başvuru
tarihinin, başvurunun bulunmaması halinde ise dava tarihinin esas alınması
gerektiği hususu yerleşik hale gelen Danıştay içtihatları ile genel kabul
görmüş ve istikrar kazanmıştır.
Davacının emekliliğinde uygulanacak ek gösterge rakamının
düzeltilmesi istemiyle açtığı davada, idareye bir başvurusunun bulunup
bulunmadığının tespiti amacıyla Dairemizin 30.9.2009 gün ve E:2009/5353
sayılı ara kararıyla getirtilen Ankara 8. İdare Mahkemesinin 2002/1322
esasına kayıtlı dava dosyasının incelenmesinden, davacının 4.4.2002
tarihinde emekliliğe esas ek gösterge rakamının yükseltilmesi istemiyle
davalı idareye başvurduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacının emekliliğe esas ek gösterge rakamının
yükseltilmesi istemiyle açtığı davada verilen iptal kararı üzerine ödenen maaş
ve ikramiye farkına uygulanacak faizin başlangıç tarihi olarak davacının
idareye başvuru tarihi olan 4.4.2002 yerine dava tarihi olan 15.7.2002 esas
alınarak verilen Bölge İdare Mahkemesi kararında bu yönüyle hukuka uyarlık
görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, Danıştay Başsavcılığının kanun yararına
temyiz isteminin kabulü ile Ankara Bölge İdare Mahkemesince verilen
12.2.2009 günlü, E:2008/4987, K:2009/1093 sayılı kararın davacıya ödenecek
faiz alacağının başlangıç tarihi yönünden 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü
Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca hükmün sonuçlarına etkili olmamak üzere
kanun yararına bozulmasına; kararın bir suretinin Sosyal Güvenlik Kurumu
Başkanlığı ile Danıştay Başsavcılığına gönderilmesine ve bu kararın Resmî
Gazete'de yayımlanmasına, 2.4.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
|