|
Danıştay Onüçüncü
Daire Başkanlığından:
Esas
No : 2010/733
Karar
No: 2010/3678
Kanun Yararına Temyiz İsteminde Bulunan: Danıştay Başsavcılığı
Davacı:
Çelikler Yaylı Petrol Ürünleri Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.
Vekili:
Av. Lütfi Arslan
Kırcaali Mah.
Cami Sokak, Akçay İş Merkezi, No: 7, D: 18
Osmangazi BURSA
Davalı: Yeşil Vergi Dairesi Müdürlüğü -
BURSA
İstemin Özeti:
Çelikler Yaylı Petrol Ürünleri Sanayi ve Ticaret Limited
Şirketi’nin lisans almaksızın bayilik faaliyetinde bulunduğundan bahisle
verilen idarî para cezasının tahsili amacıyla adına düzenlenen ödeme
emrinin iptali istemiyle açılan davanın süre aşımı nedeniyle reddi üzerine
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 58. maddesi
uyarınca, ödeme emrinin konusu olan idarî para cezasının %10’u oranında
haksız çıkma zammının tahsili amacıyla düzenlenen 12.3.2007 tarih ve 19
sıra nolu ceza ihbarnamesinin iptali istemiyle
açılan davada, Bursa 1. İdare Mahkemesi’nin 21.10.2008 tarih ve E:2007/713,
K:2008/1017 sayılı kararı ile, davacı şirket adına
düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davanın süre aşımı
nedeniyle reddine ilişkin Bursa 1. İdare Mahkemesi'nin 16.02.2007 tarih ve
E:2006/2522, K:2007/197 sayılı kararının temyizi üzerine Danıştay Onüçüncü Dairesi'nin 28.01.2008 tarih ve E:2007/6037,
K:2008/1610 sayılı kararı ile onandığı, 6183 sayılı Yasa'nın 58. maddesi
uyarınca, davasında haksız çıkan davacıdan ödeme emrine konu alacağın %
10'u oranında haksız çıkma zammının tahsilinde hukuka aykırılık
bulunmadığı, davanın esastan veya süre aşımı nedeniyle reddedilmesinin aynı
hukukî sonucu doğuracağı gerekçesiyle davanın reddi yolunda verilen karara
yapılan itirazın Bursa Bölge İdare Mahkemesi'nin 14.04.2009 tarih ve
E:2009/893, K:2009/1187 sayılı kararı ile reddedilmesi ve kararın
düzeltilmesi isteminin Bursa Bölge İdare Mahkemesi'nin 24.09.2009 tarih ve
E:2009/3136, K:2009/3113 sayılı kararı ile reddedilerek kesinleşmesi
üzerine, Danıştay Başsavcılığı tarafından Bursa 1. İdare Mahkemesi'nin
21.10.2008 tarih ve E:2007/713, K:2008/1017 sayılı kararının hukuka aykırı
olduğu ileri sürülerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51.
maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir.
Danıştay Başsavcısı Yılmaz ÇİMEN'in Düşüncesi: Çelikler Yaylı Petrol Ürünleri
Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi vekili Av. Lütfî Arslan tarafından,
bayilik lisansı almadan akaryakıt satışı yaptığından bahisle davacı şirkete
Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunca verilen, 57.156,00-TL idari para
cezasının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle açılan
davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmesinden sonra, 6183 sayılı
Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 58. maddesi uyarınca,
ödeme emri konusu olan idari para cezasının %10'u oranında 5.175,60- TL
haksız çıkma zammının tahsili amacıyla davacı şirket adına düzenlenen
12.3.2007 günlü, 19 sıra nolu ceza ihbarnamesinin
iptali istemiyle açılan davanın reddine ilişkin olarak, Bursa 1. İdare
Mahkemesinin tek hakimle verdiği 21.10.2008 günlü,
E:2007/713, K:2008/1017 sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek,
kanun yararına bozulması konusunda, Danıştay Başsavcılığını bilgilendiren
dilekçe üzerine konu incelendi;
2577 sayılı
İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kanun yararına bozma" başlıklı
51 inci maddesinde, bölge idare mahkemesi kararları ile idare ve vergi
mahkemelerince ve Danıştay'ca ilk derece mahkemesi olarak verilip, temyiz
incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından
yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin, ilgili bakanlıkların
göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun
yararına temyiz olunabileceği, temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde
kararın kanun yararına bozulacağı, bu bozma kararının daha önce kesinleşmiş
olan mahkeme veya Danıştay kararının hukuki sonuçlarını ortadan
kaldırmayacağı hükme bağlanmıştır.
Davacı şirketin, 20.03.2005
tarihinden sonra bayilik lisansına işletmeksizin 16 GU 452 plakalı seyyar
tanker vasıtasıyla akaryakıt satışı yaptığının tespit edilmesi üzerine,
5015 sayılı Kanun'un 19/2-b-2 maddesi ve anılan maddenin dördüncü fıkrası
hükmü uyarınca, idari para cezası uygulanmasına ilişkin Enerji Piyasası
Düzenleme Kurulu'nun 10.04.2006 tarih ve 717/19 sayılı kararı alınmış, söz
konusu idari para cezasının tahsili amacıyla düzenlenen 19.6.2006 günlü,
001 sayılı ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davanın; Bursa 1. İdare Mahkemesi'nin
16.02.2007 günlü, E:2006/2522, K:2007/197 sayılı kararı ile süre aşımı
yönünden reddine karar verilmesinden sonra, 6183 sayılı Amme Alacaklarının
Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 58. maddesi uyarınca ödeme emri konusu olan
idari para cezasının %10'u oranında 5.175,60- TL haksız çıkma zammının
tahsili amacıyla düzenlenen ceza ihbarnamesinin iptali istemiyle açılan
davada, Bursa İdare Mahkemesinin tek hakimle
verdiği 21.10.2008 günlü, E:2007/713, K:2008/1017 sayılı kararla davanın
reddedildiği, bu karara karşı yapılan itiraz başvurusunun da Bursa Bölge
İdare Mahkemesinin 14.4.2009 günlü, E:2009/893, K:2009/l187 sayılı kararı
ile reddedildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, ödeme emrinin
iptali istemiyle açılan davada; hangi hallerde "tamamen veya kısmen haksız"
çıkılmış olunacağına ilişkin bulunmaktadır.
6183 sayılı
Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun, işlemin tesis edildiği
tarihte yürürlükte olan 58. maddesinde, "Kendisine ödeme emri tebliğ
olunan şahıs, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya
zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde
alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu
nezdinde itirazda bulunabilir. İtirazın şekli, incelenmesi ve itiraz
incelemelerinin iadesi hususlarında Vergi Usul Kanunu hükümleri tatbik
olunur.
Borcun bir kısmına itiraz eden
borçlunun o kısmın cihet ve miktarını açıkça göstermesi lazımdır, aksi
halde itiraz edilmemiş sayılır.
İtirazda bulunan borçlu bu
kanuna göre teminat gösterdiği takdirde takip muamelesi itirazlı borç
miktarı için ve itiraz komisyonunca bu hususta karar verilinceye kadar
durdurulur.
İtiraz komisyonu bu itirazları
en geç 7 gün içinde karara bağlamak mecburiyetindedir.
İtirazında tamamen veya kısmen
haksız çıkan borçludan, hakkındaki itirazın reddolunduğu miktardaki amme
alacağı %10 zamla tahsil edilir.
İtiraz komisyonlarının bu
konudaki kararları kesindir. Borcun tamamına bu madde gereğince vaki
itirazların tamamen veya kısmen reddi halinde, borçlu ret kararının
kendisine tebliği tarihinden itibaren 7 gün içinde mal bildiriminde
bulunmak mecburiyetindedir.
Borcun bir kısmına karşı bu
madde gereğince vaki itirazlar mal bildiriminde bulunma müddetini
uzatamaz" hükmüne yer verilmiştir.
6183 sayılı
Kanunun 58. maddesinde adlandırılmayan ancak öğreti ve içtihatlarda
"haksız çıkma zammı" olarak tanımlanan alacağın, borçludan
istenebilmesi için, öncelikle borçlunun, ödeme emrinin iptali istemiyle
açtığı davada; tamamen veya kısmen haksız olduğunun dava sonucu verilen kararla
ortaya konulması, haksız çıkma zammı olarak tahsil edilecek tutarın,
reddolunan miktar üzerinden hesaplanması gerektiğinden, ödeme emrine karşı
açılan davada verilecek kararın, bu hesaplamanın yapılmasına dayanak olacak
şekilde, uyuşmazlığın esasının incelenmesi sonucunda haksız çıkıldığını
ortaya koyar nitelikte olması gerekir.
2575 sayılı
İdari Yargılama Usulü Kanunu ile bu kanun kapsamındaki uyuşmazlıkların
çözümünde uygulanacak usuller kurala bağlanmış olup, anılan Yasanın 14.
maddesinde dava dilekçeleri üzerinde yapılacak ilk inceleme hususları, 15
inci maddesinde ise; ilk inceleme yönünden saptanacak aykırılıklarla ilgili
verilecek kararlar gösterilmiş, bu çerçevede süre aşımının, ilk inceleme
konusu olduğu, bu durumun saptanması halinde, davanın süre aşımı yönünden
reddedileceği düzenlemesi yapılmıştır.
2575 sayılı Kanunun 14 üncü ve
15 inci maddeleri hükümleri gereği, davada süre aşımının bulunması halinde,
uyuşmazlığın esasının incelenmesine olanak bulunmamaktadır.
İdari yargıda açılan bir iptal
davasında, davacının haklı olup olmadığı ancak davaya konu idari işlemin;
yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden hukuki denetiminin
yapılması suretiyle ortaya konulabilmektedir.
Uyuşmazlıkta,
idari para cezasının tahsili amacıyla davacı şirket adına düzenlenen ödeme
emrinin iptali istemiyle açılan davada, 2575 sayılı Yasanın 14 üncü maddesi
uyarınca yapılan ilk inceleme sonucu, davada süre aşımı bulunduğu nedeniyle
anılan Yasanın 15 inci maddesi uyarınca davanın süre yönünden reddine
ilişkin karar verilmiş olup, dava konusu idari işlemin 6183 sayılı Yasanın
58 inci maddesinde sayılan itiraz nedenleri yönünden esasa ilişkin olarak
incelenmediği, söz konusu kararda, davacının iddialarında haklılığının veya
haksızlığının tespitine esas olacak bir hükme yer verilmediği
anlaşıldığından, ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davada, davacının
haksız çıktığından bahisle, 6183 sayılı Kanunun 58 inci maddesi uyarınca
haksız çıkma zammının tahsili amacıyla ceza ihbarnamesi düzenlenmesinde
hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Bu durumda; İdare
Mahkemesi'nce, davanın reddi yolunda verilen kararda hukuki isabet
bulunmamaktadır.
Nitekim benzer bir uyuşmazlık
nedeniyle Danıştay Dördüncü Dairesince verilen E:2005/1164, K:2005/2267
sayılı kararda da, davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolundaki kararla
davacının davasında haksız çıkma durumunun gerçekleşmediği kabul
edilmiştir.
Açıklanan nedenle, niteliği
bakımından yürürlükteki hukuka aykırı sonuç ifade eden, Bursa 1. İdare Mahkemesi'nin
tek hakimle verdiği 21.10.2008 günlü, E:2007/713,
K:2008/1017 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun
51 inci maddesi uyarınca kanun yararına bozulmasının uygun olacağı
düşünülmektedir.
Danıştay
Tetkik Hâkimi Cengiz MASYAN'ın Düşüncesi:
Uyuşmazlık davacı şirket adına düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle
açılan davanın süre yönünden reddedilmesi üzerine haksız çıkan davacıdan,
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 58.
maddesinin 5. fıkrası uyarınca ödeme emrine konu kamu alacağının %10'u oranında
haksız çıkma zammının tahsili için düzenlenen ceza ihbarnamesine
ilişkindir.
6183 sayılı Yasa'nın 58.
maddesinin 5. fıkrasında, itirazında tamamen veya kısmen haksız çıkan
borçludan itirazının reddolunduğu miktardaki alacağın % 10 zamla tahsil
edileceği kurala bağlanmıştır.
Uyuşmazlıkta ise, davacı şirket
tarafından, adına düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davanın
süre aşımı nedeniyle reddedildiği tartışmasız olup, davacının tamamen veya
kısmen haksız çıktığı yönünde bir saptama mevcut olmadığından, kamu
alacağının davacı şirketten % 10 zamla tahsil edilmesinin hukuki dayanağı
bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenle, idare
mahkemesi kararının kanun yararına bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK
MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce Tetkik Hâkiminin açıklamaları
dinlendikten ve dosya incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Davacı şirket
adına düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davanın süre aşımı
yönünden reddi sonucu, davacı şirketten ödeme emrinin konusu kamu
alacağının % 10 zamla tahsil edilmesine ilişkin olarak düzenlenen
12.03.2007 tarih ve 1/19 sayılı vergi ceza ihbarnamesinin iptali istemiyle
açılan davanın reddine ilişkin Bursa 1. İdare Mahkemesinin 21.10.2008 tarih
ve E:2007/713, K:2007/1017 sayılı kararına davacı şirketçe yapılan itirazın
ve kararın düzeltilmesi isteminin Bölge İdare Mahkemesi'nce reddedilmesi
üzerine Danıştay Başsavcılığı tarafından kanun yararına bozulması
istenilmektedir.
2577 sayılı
İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kanun yararına bozma" başlıklı
51. maddesinde, bölge idare mahkemesi kararları ile idare ve vergi
mahkemelerince ve Danıştay'ca ilk derece mahkemesi olarak verilip, temyiz
incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından
yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin, ilgili bakanlıkların
göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun
yararına temyiz olunabileceği, temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde
kararın kanun yararına bozulacağı, bu bozma kararının daha önce kesinleşmiş
olan mahkeme veya Danıştay kararının hukuki sonuçlarını ortadan
kaldırmayacağı, bozma kararının bir örneğinin ilgili bakanlığa
gönderileceği ve Resmî Gazete'de yayımlanacağı kuralı bulunmaktadır.
Öte yandan, 6183 sayılı Amme
Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 58. maddesinde,
"Kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahıs, böyle bir borcu olmadığı
veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden
itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan
vergi itiraz komisyonu nezdinde itirazda bulunabilir. İtirazın şekli,
incelenmesi ve itiraz incelemelerinin iadesi hususlarında Vergi Usul Kanunu
hükümleri tatbik olunur.
Borcun bir kısmına itiraz eden
borçlunun o kısmın cihet ve miktarını açıkça göstermesi lazımdır, aksi
halde itiraz edilmemiş sayılır.
İtiraz komisyonu bu itirazları
en geç 7 gün içinde karara bağlamak mecburiyetindedir.
İtirazında tamamen veya kısmen
haksız çıkan borçludan, hakkındaki itirazın reddolunduğu miktardaki amme
alacağı % 10 zamla tahsil edilir.
İtiraz komisyonlarının bu
konudaki kararları kesindir.
Borcun tamamına bu madde
gereğince vaki itirazların tamamen veya kısmen reddi halinde, borçlu ret
kararının kendisine tebliği tarihinden itibaren 7 gün içinde mal bildiriminde
bulunmak mecburiyetindedir.
Borcun bir kısmına karşı bu
madde gereğince vaki itirazlar mal bildiriminde bulunma müddetini
uzatamaz." hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda
metnine yer verilen 6183 sayılı Kanun'un 58. maddesi uyarınca kamu alacağının
% 10 zamla tahsil edilebilmesi için ilgili adına düzenlenen ödeme emrine
karşı açılan dava sonucunda tamamen veya kısmen haksız çıktığının yargı
kararı ile ortaya konulması, yasal düzenlemede yer alan zammın tutarının
tamamen veya kısmen reddolunan miktar üzerinde hesaplanması gerekmektedir.
Dosyanın
incelenmesinden, davacı şirketin lisans almaksızın bayilik faaliyetinde
bulunduğunun saptandığından bahisle 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun
19. maddesi uyarınca verilen idarî para cezasının tahsili amacıyla adına
düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davanın Bursa 1. İdare
Mahkemesi'nin 16.02.2007 tarih ve E:2006/2522, K:2007/197 sayılı kararı ile
süre yönünden reddedilmesi sonucu, davacının ödeme emrine karşı açtığı
davada haksız çıktığından bahisle ödeme emrine konu kamu alacağının % 10
zamla birlikte tahsili için düzenlenen 12.03.2007 tarih ve 1/19 sayılı
vergi/ceza ihbarnamesinin iptali istemiyle açılan davanın, Bursa 1. İdare
Mahkemesi'nin 21.10.2008 tarih ve E:2007/713, K:2008/1017 sayılı kararı ile
reddedildiği, davacı şirketin itirazının Bursa Bölge İdare Mahkemesi'nin
14.04.2009 tarih ve E:2009/893, K:2009/1187 sayılı kararı ile reddedildiği
ve kararın düzeltilmesi isteminin Bursa Bölge İdare Mahkemesi'nin
24.09.2009 tarih ve E:2009/3136, K:2009/3113 sayılı kararı ile reddedildiği
anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta,
davacı şirkete verilen idarî para cezasının tahsili amacıyla düzenlenen
ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davanın işin esasına girilmeksizin
süre aşımı yönünden reddedilmesi nedeniyle, ödeme emrinin, 2577 sayılı
Yasa'nın 2. maddesinde öngörülen yetki, şekil, sebep, konu ve amaç
yönlerinden hukukî denetiminin yapılmamış olması karşısında, davacı
şirketin, 6183 sayılı Yasa'nın 58. maddesinin 5. fıkrasında düzenlenen
anlamda tamamen veya kısmen haksız olduğu veya haklı olduğu hususu
saptanmadığından, tamamen haksız çıktığından bahisle düzenlenen vergi/ceza
ihbarnamesinde ve bu ihbarnamenin iptali istemiyle açılan davanın reddine
ilişkin idare mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan
nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi
uyarınca Danıştay Başsavcılığı'nın kanun yararına temyiz isteminin
kabulüne, Bursa 1. İdare Mahkemesi'nin 21.10.2008 tarih ve E:2007/713,
K:2008/1017 sayılı kararının kanun yararına ve hükmün sonuçlarına etkili
olmamak koşulu ile bozulmasına, kararın bir örneğinin Maliye Bakanlığı ile
Danıştay Başsavcılığı’na gönderilmesine ve Resmî Gazete'de yayımlanmasına,
03.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
|