|
Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı : 2007/33
Karar Sayısı : 2010/48
Karar Günü : 24.3.2010
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN
: İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 5.12.1951 günlü, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri
Kanunu’nun 3.3.2004 günlü, 5101 sayılı Yasa’nın 11. maddesiyle değiştirilen
41. maddesinin onikinci fıkrasının “Mahallerde
kullanılan ve/veya iletimi yapılan eser, icra, fonogram,
yapım ve yayınlar üzerinde hak sahibi olan gerçek veya tüzel kişiler,
bunların kullanımına ve/veya iletimine ilişkin ödemelerin yapılmasını ancak
yetki verdikleri meslek birlikleri aracılığıyla talep edebilirler.”
şeklindeki ilk tümcesinin Anayasa’nın 36. maddesine aykırılığı savıyla
iptali istemidir.
I- OLAY
Üzerinde hak sahibi oldukları fikir ve sanat
eserine ilişkin üyesi bulundukları meslek birliğine yetki belgesi
verdikleri halde bu davacıların, bu eserin izinsiz kullanımı ve iletimi
nedeniyle tecavüzün def’i ve tazminat talebiyle açtıkları davada, itiraz
konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu savını ciddi bulan Mahkeme, iptali
için başvurmuştur.
II- İTİRAZIN GEREKÇESİ
Başvuru kararının gerekçe bölümü şöyledir:
“5846 sayılı Yasanın 41. maddesinin 12. fıkrasının
ilk cümlesinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na aykırı olduğu inancıyla
mahkememizce resen Yüksek Mahkemenize başvurma gereği ortaya çıkmıştır.
Mahkememize göre belirtilen yasa hükmü aşağıdaki gerekçe ile Anayasamıza
aykırıdır;
Mahkememizin 2006/177 Esas sayılı dosyasında,
davacılar Şenol Filiz ve Birol Yayla 28.10.2004
tarihli dava dilekçesi ile, kendilerine ait müzik
eserlerinin, davalıya ait FLASH TV isimli televizyon kanalında yayınlanan
bir programda izinsiz olarak fon müziği biçiminde kullanıldıklarından
bahisle, eser hakkına tecavüzün men ve refi ile
bu kullanım nedeniyle maddi ve manevi tazminat ödenmesini talep ve dava
etmektedirler. Davanın yapılan yargılaması sırasında, davalı vekili
tarafından verilen 10.02.2005 tarihli dilekçede, davacıların MESAM meslek
birliği üyesi olmaları ve yetki belgesi vermeleri nedeniyle dava açma haklarının
bulunmadığı iddiasıyla aktif husumet itirazında bulunulmuştur.
Dosya içerisinde bulunan MESAM meslek birliğinin
cevabi yazısında “davacılar 31.10.1996 tarihinden beri meslek birliğine üye
oldukları, yetki belgesi verdikleri ve davacılara ait tüm eserlerin MESAM
meslek birliği koruması altında bulunduğu” bildirilmektedir.
5846 sayılı Yasanın 43. maddesinin 5. fıkrası şu
biçimdedir; “Meslek birliklerinin temsil ettikleri eser, icra, fonogram ve yapımlar ile üyelerine ilişkin bildirim
zorunluluğu, tarifelerin belirlenmesi, duyurulması, müzakere edilmesi,
sözleşme yapılması, uzlaşmazlıkların halli ve diğer hususlarda bu Kanunun
41 inci maddesinin dört ilâ onüçüncü fıkraları
uygulanır. Ancak yayın ve/veya iletim yapan kuruluşlar bakımından 41 inci
maddenin altıncı fıkrasının son cümlesinin uygulanması zorunlu değildir.”
5846 sayılı Yasanın 41. maddesi ise şu biçimdedir;
Madde 41- (Değişik: 3/3/2004-5101/11 md.)
Girişi ücretli veya ücretsiz umuma açık mahaller;
eser, icra, fonogram, yapım ve yayınların kullanım
ve/veya iletimine ilişkin 52 nci maddeye uygun
sözleşme yaparak hak sahiplerinden veya üyesi oldukları meslek
birliklerinden izin alır ve sözleşmelerde yazılı malî hak ödemelerini bu
madde hükümlerine göre yaparlar.
Eser, icra, fonogram,
yapım ve yayınları kullanan ve/veya ileten umuma açık mahaller; mahallin
bulunduğu bölgenin özelliği, mahallin nitelik ve niceliği, fikrî mülkiyete
konu eser, icra, fonogram, yapım ve yayınların
mahalde sunulan ürün veya hizmetin ayrılmaz bir parçası ve ürün veya hizmete
katkısı olup olmadığı ve benzeri hususlar dikkate alınmak suretiyle
sınıflandırılır veya sınıflandırma dışı bırakılır.
Faaliyet gösterdikleri sektörlerde; eser sahipleri
ve/veya bağlantılı hak sahiplerli meslek birlikleri, yapılan sınıflandırmaya
bağlı olarak eser, icra, fonogram; yapım ve
yayınların kullanımından ve/veya iletiminden kaynaklanan ödemelere ilişkin
tarifeleri tespit ederler. Meslek birlikleri ile umuma açık mahaller
arasındaki sözleşmeler, bu tarife bedelleri veya taraflarca yapılabilecek müzakereler
sonucu belirlenecek bedeller üzerinden yapılır.
Tarifelere ilişkin sözleşmelerde takvim yılı esas
alınır ve bu tarifeler takvim yılı başından itibaren geçerli olur.
Bu madde hükümlerinin uygulanmasını teminen:
1. Meslek birlikleri temsil ettikleri eser, icra, fonogram ve yapımlar ile üyelerine ilişkin bilgileri,
Bakanlığa bildirmek zorundadırlar. Bu bildirimler her üç ayda bir
güncellenir ve Bakanlıkça oluşturulan ortak bir veri tabanı üzerinden
ilgili taraflara açılır.
2. Eser sahipleri alanında kurulmuş meslek
birlikleri veya bağlantılı hak sahipleri alanında kurulmuş meslek
birlikleri veya aynı sektörlerde faaliyet gösteren meslek birlikleri, bir
araya gelerek protokole bağlamak suretiyle ortak tarifeler
belirleyebilirler. Ortak tarifeler protokole taraf meslek birlikleri
açısından bağlayıcıdır.
Meslek birlikleri, tarifeler veya ortak tarifeleri
her takvim yılının dokuzuncu ayında kullanıcıları temsil eden ve kanunla
kurulmuş kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile Bakanlığa
bildirirler ve kamuoyuna duyururlar. Umuma açık mahaller, müzakere ve
sözleşme yapılmasına ilişkin verecekleri bağlayıcı nitelikteki yetki
belgeleri ile üye oldukları meslek kuruluşları aracılığıyla da tarifeleri
veya ortak tarifeleri müzakere edebilir ve sözleşme yapabilirler. Ancak,
tarifelerin götürü usulde tespit edilmesi halinde umuma açık mahaller
sadece meslek kuruluşları aracılığı ile müzakere edebilir ve sözleşme
yapabilirler.
Onuncu ayda umuma açık mahaller veya meslek
kuruluşları ile meslek birlikleri arasında tarifeler veya ortak tarifeler
üzerinde uzlaşma sağlanamaması ve sözleşme yapılamaması halinde, en geç bu
ayın sonuna kadar, meslek birlikleri ve/veya meslek kuruluşları tarafından
bu tarifelerin Bakanlıkça oluşturulacak uzlaştırma komisyonunda müzakere
edilmesi talep edilebilir.
Uzlaştırma komisyonu, taraflardan birinin talebi ve
Bakanlığın uygun görmesi halinde, tarifeleri müzakere etmek üzere, Bakanlık
tarafından talep tarihinden itibaren onbeş gün
içinde oluşturulur. Komisyon Bakanlıktan bir, Rekabet Kurumundan iki
temsilci ve ilgili meslek birlikleri ile kullanıcıları temsil eden meslek
kuruluşlarının birer temsilcisinden oluşur.
Bakanlık temsilcisi aynı zamanda komisyon
başkanıdır. Aynı usulle, komisyon üye sayısı kadar yedek üye seçilir.
Komisyonun sekreterya hizmetleri Bakanlık ilgili
birimi tarafından yürütülür.
Komisyon, oluşturulduğu tarihten itibaren onbeş gün içinde, raporunu hazırlayarak, Bakanlığa ve
taraflara bildirir. Umuma açık mahaller ve meslek birlikleri, Komisyon
raporunun açıklandığı tarihten itibaren onbeş gün
içinde, meslek birliklerinin açıklamış oldukları tarifeleri veya
müzakereler neticesinde mutabakata vardıkları tarifeleri sözleşmeye
bağlayabilirler.
Meslek birliklerince belirlenen tarife veya ortak
tarifeler üzerinden sözleşmenin yapılmaması halinde, taraflar yargı yoluna
başvurabilirler. Yargılama sürecinde, bir önceki yıl sözleşme yapmış olan
mahaller, ilgili meslek birlikleri aksini bildirmedikçe, dava konusu tarifenin
1/4’ünü dava sonuçlanıncaya kadar her üç ayda bir meslek birlikleri adına
açılmış banka hesabına yatırmak suretiyle eser, icra, fonogram,
yapım ve yayınları kullanabilir ve/veya iletebilirler. Bir önceki yıl
sözleşme yapmamış umuma açık mahaller ile ilk defa sözleşme yapacak umuma
açık mahallerin bu fıkrada öngörüldüğü şekilde eser, icra, fonogram, yapım ve yayınları kullanabilmeleri ve/veya
iletebilmeleri ise ilgili meslek birliklerinin iznine bağlıdır. Dava
sonuçlanıncaya kadar bu şekilde ödenen miktar, mahkeme kararıyla tespit
edilen tarife bedelinden mahsup edilir.
Tarifelerin tespit edilmesinde ve uzlaşmazlıkların
hallinde, bu Kanunun 42/A maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan, tarife
tespitine ilişkin esaslar dikkate alınır. Mahallerde kullanılan ve/veya
iletimi yapılan eser, icra, fonogram, yapım ve
yayınlar üzerinde hak sahibi olan gerçek veya tüzel kişiler, bunların
kullanımına ve/veya iletimine ilişkin ödemelerin yapılmasını ancak yetki
verdikleri meslek birlikleri aracılığı ile talep edebilirler. Sinema
eserleri bakımından bu fıkranın uygulanması zorunlu değildir.
Sınıflandırma, uzlaştırma komisyonuna başvuru
halinde Bakanlıkça alınacak ücretler ve uzlaştırma komisyonunun çalışması
ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esaslar Bakanlıkça
çıkarılacak yönetmelik ile belirlenir.
Bu madde toplam 13 fıkradan oluşmaktadır. 5846 sayılı Yasanın 43. maddesinin 5. fıkrasında “Meslek birliklerinin
temsil ettikleri eser, icra, fonogram ve yapımlar
ile üyelerine ilişkin bildirim zorunluluğu, tarifelerin belirlenmesi,
duyurulması, müzakere edilmesi, sözleşme yapılması, uzlaşmazlıkların halli
ve diğer hususlarda bu Kanunun 41 inci maddesinin dört ilâ onüçüncü fıkraları uygulanır” hükmü bulunduğuna göre
somut davada davacıların dava açma hakkı bulunup bulunmadığı hususunda da
41. maddenin 12. fıkrasına yapılan yollama nedeniyle 12. fıkra hükmünün
uygulama yeri bulunmaktadır. Bu fıkranın ilk cümlesi gereği, meslek
birliğine üye olan eser sahibi, “eserinin kullanımına ve/veya iletimine
ilişkin ödemelerin yapılmasını ancak yetki verdiği meslek birliği aracılığı”
ile talep edebilecektir. Bir başka anlatımla meslek birliğine üye olan eser
sahibi, 5846 sayılı Yasanın 41. maddesinin 12. fıkrasının ilk cümlesi hükmü
nedeniyle yetki verdiği eser yönünden bizzat dava açma hakkına sahip
değildir.
Şüphesiz eser sahiplerinin ve bağlantılı hak
sahiplerinin korunması gerekli ve zorunlu olup Türkiye Cumhuriyeti
Anayasası’nın “Sanatın ve Sanatçının Korunması” başlıklı 64. maddesinin bir
gereğidir. Esasen mahkememizin de aralarında bulunduğu Fikri ve Sınai Haklar Mahkemeleri de fikri mülkiyet haklarının
etkin bir biçimde korunabilmesi amacıyla kurulmuştur. Bununla birlikte
yargılamada uygulanan yasaların evrensel hukuk ilkeleri ile Türkiye Cumhuriyeti
Anayasası’na uygun olması ve adil yargılama yapılması da adalet duygusunun,
normlar hiyerarşisinin ve İnsan Hakları Evrensel Sözleşmesi’nin “Adil
Yargılanma Hakkı” ile ilgili 10. maddesinin bir gereğidir.
Anayasa’mızın Hak Arama Hürriyeti başlıklı 36.
maddesi şu biçimdedir;
Madde 36 - Herkes, meşru vasıta ve yollardan
faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak
iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme,
görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.
Somut davada davacıların MESAM meslek birliğine üye
olmaları ve yetki belgesi vermiş olmaları nedeniyle davacı eser
sahiplerinin eserlerinin kullanılmış ya da iletimi yapılmış olması
durumunda buna ilişkin ödemelerin yapılmasını bizzat talep edememeleri, bu
davanın ancak üyesi bulundukları meslek birliği olan MESAM meslek birliği
tarafından açılabileceğinin kabulü nedeniyle davanın buna göre
sonuçlandırılması ihtimali mevcuttur. Bu durumda davacılar Türk Mahkemeleri önünde bizzat dava açamayacak,
dava ancak MESAM meslek birliği tarafından açılabilecektir. Bunun,
bireylerin hak arama hürriyetini kısıtladığı açıktır. Bu
nedenle 5846 sayılı Yasa’nın 41. maddesinin 12. fıkrasının “Mahallerde
kullanılan ve/veya iletimi yapılan eser, icra, fonogram,
yapım ve yayınlar üzerinde hak sahibi olan gerçek veya tüzel kişiler,
bunların kullanımına ve/veya iletimine ilişkin ödemelerin yapılmasını ancak
yetki verdikleri meslek birlikleri aracılığı ile talep edebilirler”
biçimindeki ilk cümlesinin Anayasamızın, “Hak Arama Hürriyeti” başlıklı 36.
maddesine aykırı olduğu düşüncesiyle dava, Yüksek Mahkemenizin vereceği
karara kadar geri bırakılmış ve belirtilen yasa hükmünün, Anayasa’nın 152.
maddesi ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri
Hakkında Kanun’un 28. maddesi uyarınca iptaline karar verilmesi istemi ile
mahkememizin 2006/177 esas sayılı dava dosyasının tasdikli bir örneği ekte
sunulmuştur.
Takdir ve gereği arz olunur.”
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun
itiraz konusu tümceyi de içeren 41. maddesi şöyledir:
“4. Umuma açık mahallerde eser, icra, fonogram, yapım ve yayınların kullanılması ve/veya
iletilmesine ilişkin esaslar:
Madde 41- (Değişik: 3/3/2004-5101/11
md.)
Girişi ücretli veya ücretsiz umuma açık mahaller;
eser, icra, fonogram, yapım ve yayınların kullanım
ve/veya iletimine ilişkin 52 nci maddeye uygun
sözleşme yaparak hak sahiplerinden veya üyesi oldukları meslek
birliklerinden izin alır ve sözleşmelerde yazılı malî hak ödemelerini bu
madde hükümlerine göre yaparlar.
Eser, icra, fonogram,
yapım ve yayınları kullanan ve/veya ileten umuma açık mahaller; mahallin
bulunduğu bölgenin özelliği, mahallin nitelik ve niceliği, fikrî mülkiyete
konu eser, icra, fonogram, yapım ve yayınların
mahalde sunulan ürün veya hizmetin ayrılmaz bir parçası ve ürün veya
hizmete katkısı olup olmadığı ve benzeri hususlar dikkate alınmak suretiyle
sınıflandırılır veya sınıflandırma dışı bırakılır.
Faaliyet gösterdikleri sektörlerde; eser sahipleri
ve/veya bağlantılı hak sahipleri meslek birlikleri, yapılan sınıflandırmaya
bağlı olarak eser, icra, fonogram, yapım ve
yayınların kullanımından ve/veya iletiminden kaynaklanan ödemelere ilişkin
tarifeleri tespit ederler. Meslek birlikleri ile umuma açık mahaller
arasındaki sözleşmeler, bu tarife bedelleri veya taraflarca yapılabilecek
müzakereler sonucu belirlenecek bedeller üzerinden yapılır.
Tarifelere ilişkin sözleşmelerde takvim yılı esas
alınır ve bu tarifeler takvim yılı başından itibaren geçerli olur.
Bu madde hükümlerinin uygulanmasını teminen:
1. Meslek birlikleri temsil ettikleri eser, icra, fonogram ve yapımlar ile üyelerine ilişkin bilgileri,
Bakanlığa bildirmek zorundadırlar. Bu bildirimler her üç ayda bir
güncellenir ve Bakanlıkça oluşturulan ortak bir veri tabanı üzerinden
ilgili taraflara açılır.
2. Eser sahipleri alanında kurulmuş meslek
birlikleri veya bağlantılı hak sahipleri alanında kurulmuş meslek
birlikleri veya aynı sektörlerde faaliyet gösteren meslek birlikleri, bir
araya gelerek protokole bağlamak suretiyle ortak tarifeler belirleyebilirler.
Ortak tarifeler protokole taraf meslek birlikleri açısından bağlayıcıdır.
Meslek birlikleri, tarifeler veya ortak tarifeleri
her takvim yılının dokuzuncu ayında kullanıcıları temsil eden ve kanunla
kurulmuş kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile Bakanlığa
bildirirler ve kamuoyuna duyururlar. Umuma açık mahaller, müzakere ve
sözleşme yapılmasına ilişkin verecekleri bağlayıcı nitelikteki yetki
belgeleri ile üye oldukları meslek kuruluşları aracılığıyla da tarifeleri
veya ortak tarifeleri müzakere edebilir ve sözleşme yapabilirler. Ancak,
tarifelerin götürü usulde tespit edilmesi halinde umuma açık mahaller
sadece meslek kuruluşları aracılığı ile müzakere edebilir ve sözleşme
yapabilirler.
Onuncu ayda umuma açık mahaller veya meslek kuruluşları
ile meslek birlikleri arasında tarifeler veya ortak tarifeler üzerinde
uzlaşma sağlanamaması ve sözleşme yapılamaması halinde, en geç bu ayın
sonuna kadar, meslek birlikleri ve/veya meslek kuruluşları tarafından bu
tarifelerin Bakanlıkça oluşturulacak uzlaştırma komisyonunda müzakere
edilmesi talep edilebilir.
Uzlaştırma komisyonu, taraflardan birinin talebi ve
Bakanlığın uygun görmesi halinde, tarifeleri müzakere etmek üzere, Bakanlık
tarafından talep tarihinden itibaren onbeş gün
içinde oluşturulur. Komisyon Bakanlıktan bir, Rekabet Kurumundan iki
temsilci ve ilgili meslek birlikleri ile kullanıcıları temsil eden meslek
kuruluşlarının birer temsilcisinden oluşur. Bakanlık temsilcisi aynı
zamanda komisyon başkanıdır. Aynı usulle, komisyon üye sayısı kadar yedek
üye seçilir. Komisyonun sekretarya hizmetleri Bakanlık ilgili birimi
tarafından yürütülür.
Komisyon, oluşturulduğu tarihten itibaren onbeş gün içinde, raporunu hazırlayarak, Bakanlığa ve
taraflara bildirir. Umuma açık mahaller ve meslek birlikleri, Komisyon
raporunun açıklandığı tarihten itibaren onbeş gün
içinde, meslek birliklerinin açıklamış oldukları tarifeleri veya
müzakereler neticesinde mutabakata vardıkları tarifeleri sözleşmeye
bağlayabilirler.
Meslek birliklerince belirlenen tarife veya ortak
tarifeler üzerinden sözleşmenin yapılmaması halinde, taraflar yargı yoluna
başvurabilirler. Yargılama sürecinde, bir önceki yıl sözleşme yapmış olan
mahaller, ilgili meslek birlikleri aksini bildirmedikçe, dava konusu
tarifenin 1/4’ünü dava sonuçlanıncaya kadar her üç ayda bir meslek
birlikleri adına açılmış banka hesabına yatırmak suretiyle eser, icra, fonogram, yapım ve yayınları kullanabilir ve/veya
iletebilirler. Bir önceki yıl sözleşme yapmamış umuma açık mahaller ile ilk
defa sözleşme yapacak umuma açık mahallerin bu fıkrada öngörüldüğü şekilde eser,
icra, fonogram, yapım ve yayınları
kullanabilmeleri ve/veya iletebilmeleri ise ilgili meslek birliklerinin
iznine bağlıdır. Dava sonuçlanıncaya kadar bu şekilde ödenen miktar,
mahkeme kararıyla tespit edilen tarife bedelinden mahsup edilir.
Tarifelerin tespit edilmesinde ve uzlaşmazlıkların
hallinde, bu Kanunun 42/A maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan, tarife
tespitine ilişkin esaslar dikkate alınır.
Mahallerde kullanılan ve/veya iletimi
yapılan eser, icra, fonogram, yapım ve yayınlar
üzerinde hak sahibi olan gerçek veya tüzel kişiler, bunların kullanımına
ve/veya iletimine ilişkin ödemelerin yapılmasını ancak yetki verdikleri
meslek birlikleri aracılığı ile talep edebilirler. Sinema eserleri bakımından bu fıkranın uygulanması
zorunlu değildir.
Sınıflandırma, uzlaştırma komisyonuna başvuru
halinde Bakanlıkça alınacak ücretler ve uzlaştırma komisyonunun çalışması
ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esaslar Bakanlıkça
çıkarılacak yönetmelik ile belirlenir.”
B- Dayanılan ve İlgili Görülen
Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa’nın 36. maddesine
dayanılmış, 13. maddesi ise ilgili görülmüştür.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi gereğince
Tülay TUĞCU, Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Fulya
KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, A. Necmi
ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh
KALELİ ve Osman Alifeyyaz PAKSÜT’ün
katılımlarıyla yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik
bulunmadığından işin esasının incelenmesine 28.3.2007 gününde OYBİRLİĞİYLE
karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin
rapor, itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa
kuralları ve bunun gerekçesi ile diğer yasama belgeleri okunup
incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, mahallerde kullanılan veya
iletimi yapılan eser, icra, fonogram, yapım ve
yayınlar üzerinde hak sahibi olan ve üyesi olduğu meslek birliğine yetki
belgesi veren kişilere, bunların kullanımı ya da iletiminden kaynaklanan
ödemeleri talep hakkının tanınmayarak bu yetkinin yalnızca üye olunan
meslek birliğine verilmesinin, hak sahiplerinin Türk mahkemeleri önünde
bizzat dava açamamalarına yol açtığı ve bireysel hak arama hürriyetini kısıtladığı
belirtilerek kuralın Anayasa’nın 36. maddesine aykırı olduğu ileri
sürülmüştür.
İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, Anayasa’ya
aykırılık gerekçesini Anayasa’nın 36. maddesine dayandırmakla birlikte,
2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında
Kanun’un 29. maddesinde Anayasa Mahkemesinin kanunların, kanun hükmünde
kararnamelerin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün Anayasa’ya
aykırılığı hususunda ilgililer tarafından ileri sürülen gerekçelere
dayanmaya mecbur olmadığı, taleple bağlı kalmak kaydıyla başka gerekçe ile
de Anayasa’ya aykırılık kararı verebileceği hükme bağlandığından, itiraz
konusu kural, belirtilen maddeyle birlikte Anayasa’nın 13. maddesi yönünden
de incelenmiştir.
Anayasa’nın 13. maddesine göre temel
hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa’nın ilgili
maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla
sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasa’nın sözüne ve ruhuna, demokratik
toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine
aykırı olamaz.
Anayasa’nın 36. maddesinde "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı
mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil
yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki
davaya bakmaktan kaçınamaz" denilmektedir. Maddeyle güvence altına
alınan dava yoluyla hak arama özgürlüğü, kendisi bir temel hak niteliği
taşımasının ötesinde diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde
yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden
birisini oluşturmaktadır. Hak arama özgürlüğü, hakları ihlale uğrayan
bireylere, yapılan haksız müdahalelerin önlenmesi ve varsa olumsuz
etkilerinin ortadan kaldırılması amacıyla yetkili merciler ile yargı makamlarına
başvurabilme imkânının tanınmasını gerekli kılar. Toplumu oluşturan
bireylerin hak sahibi olmalarının anlamlı hâle gelebilmesi, bunlara ilişkin
kamu otoritesi tarafından oluşturulmuş koruma mekanizmalarının varlığına ve
hak ihlalleri durumunda koruyucu sistemin harekete geçirebilmesine
bağlıdır. Bu sebeple, hak arama özgürlüğü, genel olarak pozitif hukukça
tanınmış hakların ön koşulu ve şekli bakımdan güvencesi olarak kabul
edilmektedir.
Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 41. maddesinin onikinci fıkrasının ilk tümcesinde, mahallerde
kullanılan veya iletimi yapılan eser, icra, fonogram,
yapım ve yayınlara ilişkin üye oldukları meslek birliğine yetki belgesi
veren hak sahiplerinin, bunların kullanımı ya da iletiminden kaynaklanan
ödeme taleplerini, ancak yetki verdikleri meslek birlikleri aracılığıyla
talep edebilecekleri düzenlenmektedir. Tümcede geçen “… ancak…”
sözcüğü, fikir ve sanat eserlerinin kullanımı veya iletimi nedeniyle
kendilerine ödeme yapılması gereken hak sahiplerinin, meslek birliğini
aracı yapmaksızın doğrudan adlî ve idarî mercilere başvuru haklarını
ortadan kaldırmaktadır.
Meslek birlikleri, mahallerde kullanılan ya da
iletimi yapılan eser, icra, fonogram, yapım ve
yayınların kullanımı veya iletiminden kaynaklanan ödemeleri talep konusunda,
hak sahibi ve birliğe yetki belgesi veren üyelerinin temsilcisi
konumundadırlar. Tümcede geçen “…ancak…” sözcüğü sebebiyle hak
sahiplerinin, doğrudan adlî ve idarî mercilere başvurabilmek yerine, sadece
meslek örgütleri aracılığıyla hak aramaya zorlanmaları, hak arama
hürriyetine daraltıcı bir müdahale niteliğindedir. Anayasa’nın 13.
maddesinde temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması, Anayasa’nın ilgili
maddelerinde özel sınırlandırma nedeni bulunmasına bağlı tutulmuştur.
Anayasa’nın hak arama hürriyetinin düzenlendiği 36. maddesinde bu
özgürlüğün sınırlandırılması konusunda özel bir sebebe yer verilmemesi nedeniyle
tümcede geçen ve sınırlamaya yol açan “… ancak…”
sözcüğü Anayasa’nın 13. ve 36. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.
Fulya KANTARCIOĞLU, Fettah
OTO, Şevket APALAK ve Zehra Ayla PERKTAŞ bu görüşlere tümcenin tamamının
iptalinin gerektiği gerekçesiyle katılmamışlardır.
VI- SONUÇ
5.12.1951 günlü, 5846
sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 3.3.2004 günlü, 5101 sayılı Yasa’nın
11. maddesiyle değiştirilen 41. maddesinin onikinci
fıkrasının “Mahallerde kullanılan ve/veya iletimi yapılan eser, icra, fonogram, yapım ve yayınlar üzerinde hak sahibi olan
gerçek veya tüzel kişiler, bunların kullanımına ve/veya iletimine ilişkin
ödemelerin yapılmasını ancak yetki verdikleri meslek birlikleri aracılığı
ile talep edebilirler.” biçimindeki birinci tümcesinde yer alan “…
ancak …” sözcüğünün
Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,
Fulya KANTARCIOĞLU, Fettah OTO, Şevket APALAK ile
Zehra Ayla PERKTAŞ’ın “Tümcenin tamamının iptali
gerektiği” yolundaki karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 24.3.2010 gününde
karar verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz
PAKSÜT
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
|
Üye
Ahmet AKYALÇIN
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
Üye
Fettah OTO
|
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
Üye
Şevket APALAK
|
Üye
Serruh KALELİ
|
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
|
KARŞIOY GEREKÇESİ
Başvuran Mahkeme, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri
Kanunu’nun 3.3.2004 günlü 5101 sayılı Yasa ile değiştirilen 41. maddesinin onikinci fıkrasının, “Mahallerde kullanılan ve/veya
iletimi yapılan eser, icra, fonogram, yapım ve
yayınlar üzerinde hak sahibi olan gerçek veya tüzel kişiler, bunların
kullanımına ve/veya iletimine ilişkin ödemelerin yapılmasını ancak yetki
verdikleri meslek birlikleri aracılığıyla talep edebilirler” biçimindeki
ilk tümcesinin, kişilerin hak arama özgürlüğünü ihlâl ettiği gerekçesiyle
iptalini istemiş ise de yapılan inceleme sonucunda sadece, tümcede yer alan
“ancak” sözcüğünün iptaline karar verilmiştir. Bu sözcüğün iptali
tümceye, kişilerin haklarını meslek birliğinin aracılığı olmadan
aramalarına olanak verecek bir anlam ve içerik kazandıramadığından tümcenin
kararda belirtilen gerekçe ile tamamının iptali gerektiği düşüncesiyle
çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
Üye
Fettah OTO
|
|
Üye
Şevket APALAK
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
|