|
Anayasa Mahkemesi
Başkanlığından:
Esas Sayısı : 2008/14
Karar Sayısı : 2010/51
Karar Günü : 24.3.2010
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Van 4. Asliye Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 26.9.2004 günlü, 5237
sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142. maddesine, 6.12.2006 günlü, 5560 sayılı
Yasa’nın 6. maddesiyle eklenen (4) numaralı fıkranın “Hırsızlık suçunun
işlenmesi amacıyla konut dokunulmazlığının ihlâli…” bölümünün Anayasa’nın
38. maddesine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Geceleyin kilitlenmek suretiyle muhafaza
altına alınan eşya hakkında hırsızlık, mala zarar verme ve konut dokunulmazlığının
ihlâli suçlarından açılan kamu
davasında itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan
Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
II- İTİRAZIN GEREKÇESİ
Başvuru kararının gerekçe bölümü şöyledir:
“Hırsızlık, mala zarar verme, konut
dokunulmazlığını ihlal suçundan sanık B.A. hakkında mahkememizde yürütülen
kamu davasının yargılaması sırasında mahkememizin 27.12.2007 tarihli celse
ara kararı uyarınca sanık hakkında uygulanması istenilen 5237 sayılı TCK’nun 116/2-4 maddelerine
dayanak teşkil eden TCK’nun 142/4 maddesinin
Anayasaya aykırılığı sebebiyle iptali amacıyla dosyanın Anayasa Mahkemesi
Başkanlığı’na gönderilmesine karar verilmiş olmakla;
HUKUKSAL OLAY:
Sanık hakkında Van Cumhuriyet Başsavcılığının
11.09.2007 tarih 2007/1821 Esas, 2007/857 nolu
iddianamesi ile hırsızlık, mala zarar verme, konut dokunulmazlığını ihlal
suçlarına ilişkin olarak TCK’nun 116/2-4, 151/1, 141/1-b, 143, 31/3, 63 maddeleri uyarınca
gece sayılan zaman dilimi içerisinde müştekinin işyerinden hırsızlık
suçundan dolayı cezalandırılması amacıyla kamu davası açılmıştır.
ANAYASA AYKIRILIĞI İDDİA EDİLEN YASA MADDESİ:
Sanık hakkında uygulanması talep edilen 5237 sayılı
TCK’nun 116/2-4
maddesinde düzenlenen konut dokunulmazlığını ihlal suçunun, hırsızlık suçu
ile birlikte işlenmesi haline ilişkin bahsi geçen yasa maddesinin uygulanmasına
esas teşkil eden 5237 sayılı TCK’nun 142/4
maddesinde tariflenen “hırsızlık suçunun işlenmesi amacıyla, konut
dokunulmazlığının ihlali veya mala zarar verme suçunun işlenmesi halinde,
bu suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılması için şikayet
aranmaz” norm düzenlemesinin, “konut dokunulmazlığının ihlali” cümlesinin
Anayasaya aykırılığı iddiasıdır.
İLGİLİ ANAYASA MADDESİ:
Anayasanın suç ve cezalara ilişkin esaslar başlıklı
Madde 38/1 “kimse işlediği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı
bir fiilden dolayı cezalandırılmaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o
suç için konulmuş olan cezadan daha çok ağır bir ceza verilemez.” norm
düzenlemesi.
ANAYASAYA AYKIRI YASA MADDESİNİN YASALAŞMA SÜRECİ:
5237 sayılı TCK’nun
yürürlük tarihi olan 1 Haziran 2005 tarihi itibariyle yürürlüğe giren
şekliyle TCK’nun 142/1-b maddesi uyarınca
nitelikli hırsızlık suçu başlığı altında “herkesin girebileceği bir yerde
bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle ya da bina veya eklentileri
içinde muhafaza altına alınmış eşya hakkında” hırsızlık suçunun işlenmesi
hali düzenlenmiş olup, görüldüğü üzere mevcut yasa maddesinin yürürlüğe
girdiği hal ve şekliyle ek bir düzenleme yer almamaktadır.
Yasada yukarıda belirtilen şekilde yürürlük
aşamasından sonra konut sayılan yer içerisinden hırsızlık suçunun işlenmesi
halinde, Yüksek Yargıtay’ın gelişen uygulaması kapsamında hırsızlık suçunun
yanı sıra, konut dokunulmazlığının ihlal ve ayrıca mala da zarar verilmiş
olması halinde bu suçlardan dolayı da ceza mahkumiyetinin
uygulanması gerektiği yönünde istikrarlı uygulama gelişmiştir.
Yukarıda belirtilen Yüksek Yargıtay’ın içtihatları
uyarınca yasal bir gereksinim olarak 06.12.2006 tarih, 5560 sayılı Yasanın
6. maddesi ile TCK’nun 142. maddesine ek bir
düzenleme yoluna gidilmiş, bu itibarla TCK’nun 142/4
maddesi “hırsızlık suçunun işlenmesi amacıyla konut
dokunulmazlığının ihlali halinde bu suçlardan dolayı soruşturma ve
kovuşturma yapılabilmesi için şikayet aranmaz”
norm düzenlemesi ihdas edilmiş, bu yasal düzenleme dikkate alındığında bina
ve eklentileri halinde hırsızlık suçunun işlenmesi halinde konut
dokunulmazlığının ihlal suçundan dolayı da ayrıca ceza uygulanmasının
gerektiği dayanak yasa düzenlemesi şeklinde ifade edilmiştir.
ANAYASAYA AYKIRILIK
SEBEPLERİ:
Yukarıda tanımlanan norm düzenlemeleri dikkate
alındığında hırsızlık suçunun yanı sıra uygulanması belirtilen konut
dokunulmazlığını ihlal suçuna ilişkin TCK’nun
142/4 maddesindeki düzenleme Anayasaya aykırılık oluşturmaktadır.
TCK’nun
141. maddesinde hırsızlık suçunun genel düzenlemesi söz konusu olup, 142.
madde de ise nitelikli haller başlığı altında genel hale nazaran
ağırlaştırıcı durumlar dikkate alınarak nitelikli hal sayılan yasal
düzenleme yapılmış bulunmaktadır. Bu kapsamda yukarıda içeriği belirtilen TCK’nun 142/1-b maddesindeki düzenleme bina veya
eklentileri içerisinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkındaki
hırsızlığı düzenlemiş olmakla nitelikli hırsızlık suçuna ilişkin yasa
kuralı ihdas edilmiştir.
Bu itibarla 5237 sayılı TCK’nun
42/1 maddesinin içeriği önem arz etmektedir. Buna göre “biri diğerinin unsurunu
veya ağırlaştırıcı nedenini oluşturması dolayısıyla tek fiil sayılan suça
bileşik suç denir. Bu tür suçlarda içtima hükümleri
uygulanamaz” düzenlemesi dikkate alındığında TCK’nun
142/1-b maddesindeki düzenlemenin “bileşik suç” düzenlemesi olduğu,
ağırlaştırıcı neden olarak maddede düzenlemeye gidildiği, bu itibarla
gerçek içtima kurallarının yani her suç için ayrıca ceza tatbikinin
uygulanamayacağı, konut dokunulmazlığını ihlal suçunun, hırsızlık suçu
içerisinde unsur ve ağırlaştırıcı neden olması nedeniyle eridiği sonucu
anlaşılmaktadır.
TCK’nun
142/1-b maddesindeki düzenlemede 5237 sayılı TCK’nun
hazırlanış aşamasında da bulunan Sayın İzzet Özgenç’in konuya ilişkin TCK
Gazi Şerhi Üçüncü bası sayfa 855 deki açıklaması:
“Aynı
şekilde 765 sayılı TCK’nun da hırsızlık suçunun
‘ağırlaştırıcı sebebi’ olarak kabul edilen ‘bina içinden hırsızlıkla’ (m
491, 3 bent 4;m. 492, f.l
bent 1) ilgili olarak yapmış bulunduğumuz öneri komisyonda önce kabul edilmekle
beraber, bilahare madde metninde (yeni TCK, m. 142, f.l, bent b)
yapılan değişiklikle yine eski sisteme dönülmüştür. Buna göre
‘Hırsızlık suçunu ... herkesin girebileceği bir
yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle ya da bina veya eklentileri
içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında, …işlenmesi halinde ... hapis cezasına hükmolunur’ bu düzenleme
karşısında hırsızlık suçunun bina veya eklentileri içerisinde muhafaza
altına alınmış olan eşya hakkında … işlenmesi halinde’ fail sadece hırsızlık suçunun bu
nitelikli halinden dolayı cezalandırılacaktır, ayrıca konut
dokunulmazlığının ihlali suçundan dolayı cezaya hükmolunmayacaktır şeklinde
belirtilmiştir.”
DOKTRİNDEN İKİ GÖRÜŞ:
● “Bir
Suç İçin Bir Ceza Verilir İlkesinin İhlali: TCK md.142-4”, (Prof.Dr.Metin Feyzioğlu, Dr.Devrim Güngör):
“Hırsızlık suçunun nitelikli
hallerinin düzenlendiği Türk Ceza Kanunu (TCK)nun
142/1-b maddesinde bu suçun “herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla
birlikte kilitlenmek suretiyle ya da bina veya eklentileri içinde muhafaza
altına alınmış olan eşya hakkında” işlenmiş olması ağırlaştırıcı neden
sayılmıştır. Hırsızlığın bina veya eklentileri içinde gerçekleştirilmesini
nitelikli hırsızlık sayan bu hükümle birlikte ortaya bir bileşik suç
çıkmaktadır.
Kanunun (TCK) 42. maddesinde bileşik
suç, “Biri diğerinin unsurunu veya ağırlaştırıcı nedenini oluşturması
dolayısıyla tek fiil sayılan” suç olarak tanımlanmaktadır. Bileşik suçtan
söz edebilmek için, iki suçun birleşerek yeni bir suçu meydana getirmesi ya
da suçlardan birinin diğerinin ağırlaştırıcı nedeni olması gereklidir.
TCK’nin 116. maddesinde konut dokunulmazlığının ihlali suçu ayrı bir suç
olarak düzenlendiğinden, aynı fiili hırsızlık suçunun ağırlaştırıcı nedeni
sayan Kanunun 142/1-b maddesi ikinci duruma uygun bir mürekkep suça vücut
vermektedir. Kanundaki tanımdan anlaşıldığı üzere bileşik suç, kendini
oluşturan suçlara bölünememekte ve bileşik suçu oluşturan suçlar bağımsız
kimliklerini kaybederek tekbir suç oluşturmaktadır.
Bileşik suç halinde, ilk bakışta aynı
olaya Kanunun birden fazla hükmünün uygulanabilir görünmesine rağmen esasen
bunlardan sadece biri uygulama alanı bulur. Örneğin somut olayda girilen ve
içinde hırsızlık yapılan bina, konut veya açık bir rızaya gerek
duyulmaksızın girilmesi mutat olan yerler dışındaki işyeri ya da bunların
eklentisi ise, hem 116. maddenin hem de Kanunun 142/1-b maddesinin ihlal
edildiği düşünülebilir. Zira konutun ya da işyerinin ya da bunların
eklentisinin bina tanımı içinde yer aldığı kuşkusuzdur. Ancak bu durumda
özel hükmün önceliği ilkesi gereği yalnızca 142/ 1-b maddesi ihlal
edilmiştir ve bu hükmün uygulanması gerekir.
TCK’nin 142. maddesine 5560 sayılı
Kanunla, “Hırsızlık suçunun işlenmesi amacıyla konut dokunulmazlığının ihlali ... halinde, bu suçlardan
dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi için şikayet aranmaz”
şeklinde bir fıkra eklenmiştir.
19 Aralık 2006 tarihli Resmi Gazetede
yayınlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanun’un teklifinde, TCK 142.
maddeye ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Teklif TBMM Adalet
Komisyonu’nda iken, söz konusu maddeye, inceleme konumuz olan 4. fıkra
eklenmiştir. Adalet Komisyonu’nun bu fıkra için yazdığı gerekçe aynen
şöyledir:
‘Kaç tane fiil varsa o kadar suç, kaç
tane suç varsa o kadar ceza “kuralı gereğince, hırsızlık suçunu işlemek
için başkasının konutuna girilmesi veya mal varlığına zarar verilmesi
halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı da cezaya hükmetmek gerekir. Ancak, her
iki suçun temel şekli, soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suç
olduğu için; örneğin konut dokunulmazlığını işlemek suretiyle hırsızlık
suçunun işlenmesi halinde, konut dokunulmazlığının temel şekli uzlaşma
kapsamına girmekte ve fakat, hırsızlık suçu
uzlaşma kapsamı dışında kalmakta ve bu durumlarda, uygulamada, hırsızlık suçundan
dolayı soruşturmanın bekletilmesi veya ayrı yürütülmesi gibi sorunlarla
karşılaşılmaktadır. Belirtilen sakıncanın ortadan kaldırılması amacıyla
5237 sayılı Kanunun 142 nci maddesine fıkra
eklenmesini öngören önerge kabul edilmiş ve Teklife, 6 ncı
madde olarak eklenmiş ve diğer madde numaraları buna göre teselsül
ettirilmiştir.’
…Gerekçenin konumuzla sınırlı esastan
incelenmesinde, Adalet Komisyonu’nun maalesef TCK md. 142/1-b hükmünü ve bu
hükümle ilgili ceza hukuku doktrininde yazılmış değerlendirmeleri görmediği
anlaşılmaktadır. Doktrinde tam bir ittifakla bileşik suç örneği olarak
gösterilen sözü geçen hüküm konut dokunulmazlığının ihlalini zaten
cezalandırmaktadır. Demek ki, 4. fıkra maddeye eklenene kadar, konut
niteliğindeki bir binanın içinde işlenen hırsızlık suçunda, ayrıca konut
dokunulmazlığını ihlalden dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılmayacaktır.
Çünkü konut niteliğindeki bir bina içinde hırsızlık yapan fail, hırsızlık
suçunun basit şeklinden değil, nitelikli şeklinden ceza aldığından, konut
dokunulmazlığının ihlal edilmesi cezasız kalmamaktadır. Bu nedenlerle
Yargıtay’ın, 5237 sayılı TCK yürürlüğe girdikten sonra, hırsızlık amacıyla
konuta girilmesi halinde ayrıca konut dokunulmazlığını ihlal suçundan
dolayı da failin cezalandırılması gerektiğine hükmeden kararlarına katılmak
mümkün değildir. Zira bina içinde muhafaza altına alınmış eşya üzerinde
yapılan hırsızlığın cezayı ağırlaştırmasının nedeni, binaya girilmek
suretiyle kişi hürriyetinin korunması şeklindeki farklı bir hukuki konunun
da ihlal edilmiş olmasıdır. Kanun birden fazla hukuki konuyu ihlal eden bir
suçun daha ağır biçimde cezalandırılmasını sağlamayı amaçlamaktadır. TCK’nın 142-4. maddesi bu
haliyle, bir fiilden dolayı faile iki ceza verilmesine yol açacaktır.
Hâlbuki özel normun önceliği, faile bir fiilden dolayı iki ayrı hükmün
dolayısıyla iki ayrı cezanın uygulanmasını önleyen temel bir hukuk
ilkesidir. Bu itibarla Kanunda bileşik suçu tanımlayan bir hüküm bulunmasa
idi bile, hırsızlık suçunun işlenmesi amacıyla konut dokunulmazlığının
ihlali halinde anılan ilke gereği fail hakkında sadece TCK md. 142/1-b’nin uygulanması gerekirdi.
Sonuç olarak, TCK md. 142/4, hukuk
devletinin bir gereği olan cezaların işlenen suçla orantılı olması ilkesine
uygun düşmemekte ve bu yönüyle Anayasaya aykırı bir nitelik taşımaktadır.”
● “Yeni
TCK’da mal varlığına karşı suçlar (ETCK madde 491
ve devamı, yeni TCK 141/1 ve devamı...) suç içtima açısından özellik
göstermez, bununla birlikte şayet bu suç ‘bina içinde işlenmiş olursa bu
durum hırsızlık suçunun nitelikle hali sayıldığı için (YTCK madde 142/1-b)
birleşik suç kuralları gereğince (ETCK 78, YTCK madde 42) ayrıca konut
dokunulmazlığını ihlal suçundan (ETCK madde 193, YTCK madde 116) faile ceza
verilmez” (Doç.Dr.Mustafa Ruhan Erdem).
UYGULAMADAN GÖRÜŞ;
Ali Parlar - Muzaffer Hatipoğlu
TCK Yorumu 2.cilt, sayfa 1053 içtima:
“Hırsızlık suçunun bileşik suç olarak
gerçekleştirilmesi mümkündür. Örneğin hırsızlık “bina içinde” gerçekleştirilmiş
olursa, bu durum yeni TCK’nun 142/1-b maddesinde
hırsızlık suçunun nitelikle hali sayıldığı için bileşik suç (42. madde)
kuralları gereğince ayrıca konut dokunulmazlığının ihlali suçundan dolayı
faile ceza verilemeyecektir”.
YÜKSEK YARGITAY’IN UYGULAMASINDA FARKLI YORUM:
Yüksek Yargıtay’ın yukarıda belirtilen TCK’nun 142/1-b maddesindeki suça ilişkin bu suç ile
birlikte konut dokunulmazlığını ihlal suçundan dolayı da ayrıca cezaya
hükmedileceği yönündeki istikrar kazanan uygulamasının, yağma suçundaki
uygulamadan farklılık arz ettiği görülmektedir. Nitekim,
Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 21.06.2006 tarih, 2005/13785 Esas; 2006/6447
Karar nolu içtihadı dikkate alındığında “konut dokunulmazlığını bozma suçundan
kurulan hükmün incelenmesinde ise 5237 sayılı TCK’nun
da yağma suçunun konutta işlenmesi aynı Yasanın 149. maddesinin 1.
fıkrasının d bendine göre suçun nitelikli halini oluşturan öğelerden
bulunduğundan sanıkların ayrıca bu suçtan da
cezalandırılamayacağının gözetilmemesi…”
Şeklindeki içtihadı dikkate alındığında TCK’nun 142/1-b maddesindeki uygulamaya yönelik aynı
dairenin uygulamasından açıkça farklılık arz ettiği de ortadadır.
UYGULAMADAN HAKKANİYETE
AYKIRI DÜŞEBİLECEK BİR ÖRNEK:
5237 sayılı TCK’nun 147/1
maddesi “hırsızlık suçunun ağır ve acil bir ihtiyacı karşılamak için
işlenmesi halinde, olayın özelliğine göre verilecek cezada indirim
yapılabileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir” norm düzenlemesini
içermektedir.
Örneğin; Sanığın olay günü açlığın etkisi altında
bir adet ekmek almak amacıyla kapalı dükkan içerisinden
hırsızlık suçunu işlemesi halinde mahkemece acil bir ihtiyacın karşılanması
durumu kabul görerek, belirtilen yasa maddesi uyarınca sanık hakkında ceza
tertibine yer olmadığına kararı verilebilecek, ancak aynı olay nedeniyle
kapalı dükkan içerisinden hırsızlık suçunun işlenmesi nedeniyle aynı sanık
hakkında konut dokunulmazlığının ihlal suçundan dolayı ise ceza tertibi
yoluna gidilecektir. Sanığın gerçekleştirmek istediği eylem acil ihtiyacın
sonucu hırsızlık eylemidir. Konut dokunulmazlığının ihlali belirtilen
örnekte sanık tarafından hiçbir şekilde tasavvur edilmemiş olabilir.
Amaçlanan eylem itibariyle sanık hakkında ceza uygulanmadığı halde hiçbir
şekilde işlemeyi kastetmediği fiil itibariyle ceza uygulamasına gidilmesi
ceza hakkaniyetine uygun düşmediği gibi, ayrıca yukarıda belirtilen
tanımlar kapsamında nitelikli hal olarak düzenlenmiş olan suç tipi dikkate
alındığında bileşik suç kuralı genel uygulamasına da açıkça aykırılık
oluşturacaktır. Yeni TCK’nun sistematiği
içerisinde benimsenen;
“Kaç tane fiil varsa o kadar suç, kaç tane suç
varsa o kadar ceza” teorisinin uygulama alanı olarak TCK’nun
142/1/b maddesindeki düzenlemeye etkili kılmak doğru kabul edilemez. Zira
bahsi geçen uygulama ancak unsur veya ağırlaştırıcı hal olarak
düzenlenmeyen suç halleri için öngörülebilir. Bu kuralı nitelikli hal
sayılan yasa düzenlemesine etkili kılmak genel ceza doktrini ve yasa
düzenlemesi ışığında (YTCK madde 42) bileşik suç kuralının bertaraf edilmesi
sonucu oluşturacaktır.
SONUÇ:
Yukarıda izahı yapılan yasa ve Anayasa maddesi,
öğretiden görüşler, uygulamadan görüş ve örnekler dikkate alındığında,
mahkememizde davası devam eden sanık B.A. hakkında hırsızlık, mala zarar
verme suçlarının yanı sıra olaya uygulanması istenilen konut
dokunulmazlığını ihlal suçuna dayanak teşkil eden 5237 sayılı TCK’nun 142/4 maddesindeki “hırsızlık suçunun işlenmesi
amacıyla konut dokunulmazlığının ihlali” cümlesinin Anayasanın 38/1
maddesinde ifadesini bulan “kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için
konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez” Anayasa kuralına
aykırılık oluşturduğundan bahsi geçen yasa maddesinin İPTALİNİ saygılarımla
arz ve talep ederim.”
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun itiraz konusu
bölümü de içeren 142. maddesi şöyledir:
“(1) Hırsızlık suçunun;
a) Kime ait olursa olsun kamu kurum ve
kuruluşlarında veya ibadete ayrılmış yerlerde bulunan ya da kamu yararına
veya hizmetine tahsis edilen eşya hakkında,
b) Herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla
birlikte kilitlenmek suretiyle ya da bina veya eklentileri içinde muhafaza
altına alınmış olan eşya hakkında,
c) Halkın yararlanmasına sunulmuş ulaşım aracı
içinde veya bunların belli varış veya kalkış yerlerinde bulunan eşya
hakkında,
d) Bir afet veya genel bir felaketin meydana
getirebileceği zararları önlemek veya hafifletmek maksadıyla hazırlanan
eşya hakkında,
e) Adet veya tahsis veya kullanımları gereği açıkta
bırakılmış eşya hakkında,
f) Elektrik enerjisi hakkında,
İşlenmesi hâlinde, iki yıldan beş yıla kadar hapis
cezasına hükmolunur.
(2) Suçun;
a) Kişinin malını koruyamayacak durumda olmasından
veya ölmesinden yararlanarak,
b) Elde veya üstte taşınan eşyayı çekip almak
suretiyle ya da özel beceriyle,
c) Doğal bir afetin veya sosyal olayların meydana
getirdiği korku veya kargaşadan yararlanarak,
d) Haksız yere elde bulundurulan veya taklit
anahtarla ya da diğer bir aletle kilit açmak suretiyle,
e) Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle,
f) Tanınmamak için tedbir alarak veya yetkisi
olmadığı halde resmi sıfat takınarak,
g) Barınak yerlerinde, sürüde veya açık yerlerde
bulunan büyük veya küçük baş hayvan hakkında,
İşlenmesi hâlinde, üç yıldan yedi yıla kadar hapis
cezasına hükmolunur. Suçun, bu fıkranın (b) bendinde belirtilen surette,
beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olan kimseye
karşı işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte biri oranına kadar artırılır.
(3) Suçun, sıvı veya gaz hâlindeki enerji hakkında
ve bunların nakline, işlenmesine veya depolanmasına ait tesislerde işlenmesi
halinde, ikinci fıkraya göre cezaya hükmolunur. Bu fiilin bir örgütün
faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, onbeş
yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para
cezasına hükmolunur.
(4) (Ek: 6/12/2006 –
5560/6 md.) Hırsızlık suçunun
işlenmesi amacıyla konut dokunulmazlığının ihlâli veya mala zarar verme
suçunun işlenmesi halinde, bu suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturma
yapılabilmesi için şikâyet aranmaz.”
B- Dayanılan Anayasa Kuralı
Mahkeme, başvuru kararında Anayasa’nın 38. maddesine dayanmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi gereğince
Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet
ERTEN, Mustafa YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ve Zehra Ayla PERKTAŞ’ın
katılımlarıyla 28.2.2008 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında,
dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, oybirliğiyle
karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin
rapor, itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralı ve bunların
gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği
görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, 5237 sayılı TCK’nın
142. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde bileşik suç yaklaşımıyla
nitelikli hırsızlık suçunun düzenlendiği, konut dokunulmazlığının ihlâli
suçunun bu düzenlemede gözetildiği halde (4) numaralı fıkrayla hırsızlık
suçunun yanı sıra konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan da hüküm
verilecek olmasının, öğretide de vurgulandığı üzere bir suç için bir ceza
verilmesi ilkesinin ihlâli niteliği taşıdığı, 5237 sayılı TCK’nın sistematiği içerisinde benimsenen “kaç tane fiil varsa o kadar suç, kaç
tane suç varsa o kadar ceza” teorisinin uygulanmak istenilmesinin doğru
olmadığı, Yargıtay’ın bu yöndeki kararlarına katılmanın mümkün bulunmadığı,
bu nedenlerle (4) numaralı fıkradaki “Hırsızlık
suçunun işlenmesi amacıyla konut dokunulmazlığının ihlâli” bölümünün
Anayasa’nın 38. maddesinin birinci fıkrasındaki “…kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan
cezadan daha ağır bir ceza verilemez.” hükmüne aykırı olduğu ileri
sürülmüştür.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142. maddesine,
5560 sayılı Yasa’yla eklenen (4) numaralı fıkrada “Hırsızlık suçunun işlenmesi
amacıyla konut dokunulmazlığının ihlâli veya mala zarar verme suçunun
işlenmesi halinde, bu suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturma
yapılabilmesi için şikâyet aranmaz.” denilmektedir.
Anayasa’nın 38. maddesinin birinci fıkrasında “Kimse, işlendiği zaman yürürlükte
bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye
suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir
ceza verilemez.” hükmü yer almaktadır.
Yasa’nın “Konut
dokunulmazlığının ihlali” başlıklı 116. maddesinin (1) numaralı
fıkrasında, bir kimsenin konutuna, konutunun eklentilerine rızasına aykırı
olarak girme veya rıza ile girdikten sonra buradan çıkmama halinde, (2)
numaralı fıkrasında da bu fiillerin açık bir rızaya gerek duyulmaksızın
girilmesi mutat olan yerler dışında kalan işyerleri ve eklentilerinde
işlenmesinde mağdurun şikâyeti aranmıştır.
Yasa’nın “Mala
zarar verme” başlıklı 151. maddesinde de başkasının taşınır veya
taşınmaz malını kısmen veya tamamen yıkan, tahrip eden, yok eden, bozan, kullanılamaz
hale getiren veya kirleten kişiye mağdurun şikayeti
üzerine ceza verilmesi söz konusudur.
İtiraz konusu kuralla, hırsızlık suçunun işlenmesi
amacıyla konut dokunulmazlığının ihlali veya mala zarar verme suçunun
işlenmesi halinde, Yasa’nın 116. veya 151. maddelerinde esasen şikayete tabi tutulan bu suçların, soruşturma ve
kovuşturmasında şikayet aranmayacaktır.
Yasakoyucu ceza hukukuna ilişkin düzenlemelerde yetkisini kullanırken
kuşkusuz, Anayasa’ya ve ceza hukukunun temel ilkelerine bağlı kalmak
koşuluyla hangi eylemlerin suç sayılacağı, bunlara uygulanacak yaptırımın
türü ve ölçüsü, cezayı ağırlaştırıcı veya hafifleştirici tutum ve
davranışların neler olacağı, hangi cezaların para cezasına çevrilebileceği
veya ertelenebileceği gibi konularda takdir yetkisine sahiptir. İtiraz
konusu kuralda, hırsızlık suçunun işlenmesi amacıyla konut
dokunulmazlığının ihlali suçunun da işlenmesi halinde esasen şikayete tâbi olan bir suçun soruşturma ve kovuşturması
için şikayet şartının kaldırılması suç ve ceza siyasetinin bir gereği
olarak yasakoyucunun takdir yetkisi
kapsamındadır. Öte yandan şikayet aranmamasına
dair düzenleme dışında ileri sürülen aykırılık nedenleri başka kurallara
ilişkin olduğundan inceleme konusu yapılmamıştır.
Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kural,
Anayasa'nın 38. maddesine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
VI- SONUÇ
26.9.2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun
142. maddesine, 6.12.2006 günlü, 5560 sayılı Yasa’nın 6. maddesiyle eklenen
(4) numaralı fıkranın “Hırsızlık suçunun işlenmesi amacıyla konut
dokunulmazlığının ihlâli…” bölümünün Anayasa’ya aykırı olmadığına ve
itirazın REDDİNE, 24.3.2010 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
|
Üye
Ahmet AKYALÇIN
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
Üye
Fettah
OTO
|
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
Üye
Şevket APALAK
|
Üye
Serruh
KALELİ
|
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
|
|