Anayasa
Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı : 2008/91
Karar Sayısı : 2010/54
Karar Günü : 1.4.2010
İTİRAZ
YOLUNA BAŞVURAN : Şişli 3. İcra Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN
KONUSU : 9.6.1932 günlü, 2004
sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 31.5.2005 günlü 5358 sayılı Yasanın 9.
maddesiyle değiştirilen 338. maddesinin birinci fıkrasının Anayasa’nın 2., 10., 19. ve 138. maddelerine aykırılığı savıyla
iptali istemidir.
I- OLAY
Borçlunun gerçeğe aykırı mal beyanında bulunduğu
iddiasıyla İcra ve İflas Kanunu’nun 338. maddesi uyarınca hapis cezası ile
cezalandırılması istemiyle açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa’ya
aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme iptali için başvurmuştur.
II-
İTİRAZIN GEREKÇESİ
Başvuru kararının gerekçe bölümü şöyledir:
“Bilindiği
gibi, Anayasa Mahkemesinin 28.02.2008 tarih ve 2006/71 Esas, 2008/69 Karar
sayılı kararın Resmi Gazetenin 16.04.2008 tarih ve 26849 sayısında
yayınlandığı, bu karara göre İİK.m.337/1 maddesinin iptaline, yasal boşluk
dolduruluncaya kadar iptal kararının Resmi Gazetede yayınlandığı tarihten
itibaren 1 yıl sonra yürürlüğe gireceğine karar verilmiştir.
Mahkememizce
bu dosyada gerçeğe aykırı mal beyanında bulunduğu iddiasıyla yargılanan ...
aleyhine suçun sübutu halinde uygulanacak İİK.m.338/1 gereğince “... 3
aydan 1 yıla kadar hapis cezası” ile eylem yaptırıma bağlanmıştır.
Borçlu
vekili İİK.m. 337/1 hükmünün iptal edilmesi nedeniyle ve mahkemelerce
önceden bu konuda verilen kararların infazının bir yıl sonraya
ertelendiğine dair uygulamaya dayanarak İİK.m. 338/1 hükmünün Anayasaya
aykırı olduğunu iddia etmiştir.
Anayasa
Mahkemesince iptal edilen İİK.m. 337/1 hükmü dışında İİK madde 76 gereğince
mal beyanında bulunmayan borçlu alacaklının talebi üzerine mal beyanında
bulununcaya kadar icra mahkemesi hâkimi tarafından bir defaya mahsus olmak
üzere hapisle tazyik olunur. Ancak bu hapis 3 ayı geçemez. İİK madde 337/1
hükmü disiplin hapsini öngördüğü İİK madde 76. hükmü ise 3 aya kadar hapsen
tazyik yaptırımını içerdiği halde, İİK madde 338. tazyik ve disiplin hapsi
dışında hapis cezası ile yaptırıma bağlanması eşitlik ilkesine aykırı gibi
görünse de, Anayasa yargısını gerektirecek ağırlıkta değildir. Bu itibarla
borçlu vekili Av. .... ’nın “… artık mal beyanında bulunma suçu
kalmadığından, şu an kimse kasıtlı olarak yanlış mal beyanında bulunamaz.
İnsanlar kasıtlı olarak yanlış beyanda bulunup cezalandırılma riski altında
olacağından hiç mal beyanında bulunmayarak bunu ortadan kaldırmaktadır”
yönündeki görüşü, İİK.m. 76 karşısında etkisiz kalmaktadır.
Hukuk
devleti eylem ve işlevleri hukuka uygun, insan haklarına saygı gösteren bu
hak ve özgürlükleri güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup
bunu geliştirerek sürdüren, Anayasaya aykırı, tutum ve durumlardan kaçınan
hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan Anayasa ve hukukun üstün
kuralları ile kendini bağlı sayan yargı denetimine açık, yasaların üstünde
Anayasa ve Yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu
bilincinde olan devlettir (Anayasa Mahkemesinin 28.02.2008 tarih ve 2006/71
Esas 2008/69 karar sayılı gerekçeli kararı, 16.04.2008 tarih ve S:26849
RG).
Cezanın
ertelenmesi, seçenek yaptırımlara çevrilebilmesi ön ödeme uygulanabilmesi,
şartla salıverme hükümlerinin uygulanması, cezanın tekerrüre esas olup
olmayacağı, yasa koyucunun takdir yetkisi içinde olduğu Anayasa
Mahkemesinin çoğu kararlarında belirtilmektedir. Ancak yasa koyucunun, bu
takdir hakkını Anayasaya uygun kullanması gerekir.
Öte
yandan Anayasa Mahkemesi’nin eşitlik ilkesiyle ilgili olarak birçok
kararında belirttiği üzere, aynı durumda olanlara aynı kuralların
uygulanması halinde eşitlik ilkesine aykırılıktan söz edilemez. İcra ve
İflâs Kanununda belirtilen suçları işleyenler ile başka yasalarda
belirtilen suçları işleyenler, eylemlerinin farklılığı nedeniyle aynı durumda
değildirler (Anayasa Mahkemesinin 28.02.2008 tarih ve 2006/71 Esas 2008/69
karar sayılı gerekçeli kararı, 16.04.2008 tarih ve S:26849 RG).
Öyleyse
gerçeğe aykırı mal beyanında bulunan borçlu, IİK.m.338/1 hükmüyle, neden
Türk Ceza Kanununda öngörülen “hapis cezası” ile cezalandırılmaktadır. Bu
düzenlemenin Anayasanın eşitlik ilkesiyle bağdaşmadığı açıkça ortadadır.
Örneğin gerçeğe aykırı mal beyanında bulunan borçlu 5237 sayılı TCK.m.
120’de hukuka aykırı olarak arama yapan kamu görevlisiyle veya TCK 341/1
gereğince resmen çekilmiş olan yabancı devlet bayrağını veya diğer
egemenlik alametlerini alenen tahkir eden kimseyle aynı şekilde üç aydan
bir yıla kadar hapis cezası verilmektedir. 5237 sayılı TCK.’nun 89, 153,
185 197, 199, 209, 230, 233, 234, 260, 290, 341 maddelerinde suçu
işleyenlerle aynı şekilde cezalandırılma tehdidi altında bulunan borçlunun
karşı karşıya kaldığı yaptırım, eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmaktadır.
Gerçeğe aykırı mal beyanında bulunan borçlu İcra ve İflâs Kanunundaki
yaptırımlarla cezalandırılmalıdır. Elbette ki konu, yasa koyucunun alanına
girmektedir. Ancak, Anayasa Mahkemesinin eşitlik ilkesi hakkındaki yorumu
dikkate alındığında eşitlik ilkesinin yanı sıra, vicdanına göre karar
vermekle yükümlü olan hakimin vicdanını da örselemektedir.
Gerçeğe
aykırı mal beyanında bulunan borçlunun bu eyleminin İİK madde 338/1
gereğince “hapis cezası” ile cezalandırılması belirtilen gerekçelerle,
Anayasanın 2, 10, 19 ve 138/1 maddelerine aykırı olduğundan;
Borçlu
vekili Av. ... ’nın Anayasaya aykırılık iddiası, yukarıdaki değişik
gerekçeyle mahkememizce ciddi bulunarak Anayasa Mahkemesine başvurulmasına
karar verilmiştir. İİK madde 338/1 hükmünün Anayasanın yukarıda belirtilen
maddelerine aykırı olduğundan iptaline karar verilmesi talep olunur.”
III- YASA
METİNLERİ
A- İtiraz
Konusu Yasa Kuralı
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 31.5.2005
günlü, 5358 sayılı Yasanın 9. maddesiyle değiştirilen 338. maddesinin
birinci fıkrası şöyledir:
“Bu
Kanuna göre istenen beyanı, hakikate aykırı surette yapan kimse,
alacaklının şikâyeti üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile
cezalandırılır.”
B-
Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa’nın 2.,
10., 19. ve 138. maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK
İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8.
maddesi uyarınca, Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz
PAKSÜT, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet
AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, A. Necmi ÖZLER, Serdar
ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ve Zehra
Ayla PERKTAŞ’ın katılımlarıyla 14.10.2008 gününde
yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin
esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.
V- ESASIN
İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin
rapor, itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların
gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği
görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, mal beyanında bulunmama ile
ilgili olarak İcra ve İflas Kanunu’nun 337. maddesinin birinci fıkrasının
Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği, Anayasa Mahkemesi’nin bir çok
kararında ifade edildiği gibi aynı durumda olanlara aynı kuralların
uygulanması halinde eşitlik ilkesine aykırılıktan söz edilemeyeceği, İcra
ve İflas Kanunu’nda belirtilen suçları işleyenler ile başka yasalarda
belirtilen suçları işleyenlerin eylemlerinin farklılığı nedeniyle aynı
durumda olmadıkları, bu nedenle gerçeğe aykırı mal beyanında bulunan
borçlunun İcra ve İflas Kanunu’nun 338. maddesi uyarınca Türk Ceza
Kanunu’nda öngörülen hapis cezası ile cezalandırılmasının Anayasa’nın
eşitlik ilkesiyle bağdaşmadığı, gerçeğe aykırı mal beyanında bulunan bir
kimsenin Türk Ceza Kanunu’nda öngörülen eylemleri işleyenler ile aynı
cezaya muhatap olduğu, bu durumun eşitlik ilkesine aykırılık oluşturduğu,
gerçeğe aykırı mal beyanında bulunan borçlunun İcra ve İflas Kanunu’ndaki
yaptırımlarla cezalandırılması gerektiği, bu konu yasakoyucunun
takdir alanına girmekle birlikte Anayasa Mahkemesi’nin eşitlik ilkesi
hakkındaki yorumu dikkate alındığında kuralın eşitlik ilkesine aykırı
olduğu sonucuna varıldığı ve vicdanına göre karar vermekle yükümlü olan
hakimin vicdanını örselediği, bu nedenlerle Anayasa’nın 2.,
10., 19. ve 138. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İtiraz konusu kurala göre,İcra ve İflas Kanunu’nda belirtilen
beyanları gerçeğe aykırı bir biçimde yapan kimse, alacaklının şikâyeti
üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacaktır.
Anayasa’nın 2. maddesinde
belirtilen hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri
koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda
adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya
aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen
kılan, Anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık,
Anayasa’nın ve yasaların üstünde yasakoyucunun da
bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlettir. Hukuk devletinde yasakoyucu,
Anayasa kurallarına bağlı olmak koşuluyla ihtiyaç duyduğu düzenlemeyi yapma
yetkisine sahiptir.
Öte yandan, Anayasa’nın 10. maddesinde yer verilen
eşitlik ilkesi ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmektedir. Eşitlik
ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin yasalarca aynı işleme bağlı
tutulmalarını sağlamak ve kişilere yasalar karşısında ayırım yapılmasını ve
ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi
kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin
çiğnenmesi yasaklanmıştır. Durum ve konumlardaki özellikler, kimi kişiler
ya da topluluklar için değişik kuralları gerekli kılabilir. Aynı hukuksal
durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa
Anayasa’nın öngördüğü eşitlik ilkesi ihlal edilmiş olmaz. Nitelikleri ve
durumları özdeş olanlar için yasalarla değişik kurallar konulamaz.
İcra ve İflas Kanunu’nda suç sayılan çeşitli
eylemler için hapis cezasının yanında, adli para cezası, tazyik hapsi ve
disiplin hapsi cezaları da öngörülmüştür. Yasakoyucu,
Anayasa’nın temel ilkelerine ve ceza hukukunun ana kurallarına bağlı kalmak
koşuluyla, ceza hukuku alanında toplumsal gereksinmelerin zorunlu kıldığı
yasal düzenlemeleri yaparken, hangi eylemlerin suç sayılıp sayılmayacağı,
suç sayılmaları durumunda cezalardan beklenen hukuksal yararı da göz önünde
bulundurarak ne tür yaptırımların uygulanacağı konusunda takdir yetkisine
sahiptir.
Buna göre, yaptırım türlerinin İcra ve İflas
Kanunu’nun veya diğer yasaların kapsamında yer alıp almayacağı hususu yasakoyucunun takdirinde olup, itiraz konusu kuralın,
uygulanması bakımından herhangi bir ayırım da yapılmadığından Anayasa’nın
2. ve 10. maddelerine aykırı olmadığı sonucuna varılmıştır.
İtiraz isteminin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 19. ve 138. maddeleriyle ilgisi
görülmemiştir.
VI- SONUÇ
9.6.1932 günlü, 2004 sayılı
İcra ve İflas Kanunu’nun 31.5.2005 günlü,
5358 sayılı Yasa’nın 9. maddesiyle değiştirilen 338. maddesinin birinci
fıkrasının Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, 1.4.2010 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz
PAKSÜT
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
|
Üye
Ahmet AKYALÇIN
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
Üye
Fettah OTO
|
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
Üye
Şevket APALAK
|
Üye
Serruh KALELİ
|
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
|
|