|
Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı: 2009/6
Karar Sayısı : 2010/19
Karar Günü : 28.1.2010
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN
: Karşıyaka 5. Asliye Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 26.9.2004 günlü,
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 110. maddesinin (1) numaralı fıkrasının, Anayasa’nın 10.ve 11.maddelerine aykırılığı savıyla
iptali istemidir.
I- OLAY
Cebir, şiddet ve
tehditle mağdureyi hürriyetinden yoksun kılma
suçundan sanıklar hakkında açılan davada, etkin pişmanlığa ilişkin itiraz
konusu kuralın yalnızca soruşturmaya başlanmadan önceki serbest
bırakmalarla sınırlı olarak uygulanmasının Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına
varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
II- İTİRAZIN GEREKÇESİ
İtirazın gerekçe bölümü şöyledir:
“...5237 sayılı TCK.nun 192. maddesinde yine resmi
mercilerin haberi olmadan etkin pişmanlığın gösterilmesi halinde cezaya
hükmolunmayacağı, resmi mercilerin haberi olunduktan sonra etkin pişmanlık
gösterildiği takdirde ceza indirimi sağlanacağı, indirimlerin birbirinden
farklı olduğu,
5237 sayılı TCK.nun 248. maddesinde zimmet suçu ile
ilgili düzenlenen etkin pişmanlık hükmünde yine soruşturmaya başlamadan
önce ve kovuşturmaya başlamadan önceki indirimlerin birbirinden farklı
olduğu,
5237 sayılı TCK.nun 269. maddesinde iftira suçu ile
ilgili düzenlenen etkin pişmanlık hükmünde yine soruşturmaya başlamadan
önce ve kovuşturmaya başlamadan önceki indirimlerin birbirinden farklı
olduğu,
5237 sayılı TCK.nun 221. maddesinde düzenlenen
etkin pişmanlık hükmünde soruşturmaya başlamadan önce ya da kovuşturmaya
başlamadan önce ayrımı yapılmadığı, indirimden her aşamada
faydalanabileceği,
Bu ve buna benzer etkin pişmanlık hükümlerinde bu
şekilde soruşturmaya başlamadan öncesiyle sınırlı olmadığı, ayrıca 5237
sayılı TCK.nun 110. maddesinin önceki düzenlemesinde 765 sayılı TCK.nun 180
ve 432. maddesinde bu şekilde keskin bir sınırın olmadığı, kamu davası açılıncaya kadar bu imkanın sağlandığı,
Bu durum karşısında yapılan yargılamalarda ve
olağan yaşam koşullarında genellikle kişilerin kaçırılmasında ailelerin
hemen adli makamlara emniyet birimlerine başvurarak soruşturma aşamasının
başladığı, büyük bir oranda bu aşamadan sonra iade ve teslimlerin
gerçekleştiği, fakat mevcut düzenleme karşısında etkin pişmanlık gösterilse
de indirimden faydalanma imkanının mümkün olmadığı, bu durumun kanun önünde
eşitlik ilkesine aykırı olduğu kanaatine varılmış,
Yukarıda açıklanan nedenlerle 5237 sayılı TCK.nun
110. maddesindeki etkin pişmanlıktan faydalanmanın“SORUŞTURMAYA BAŞLANMADAN ÖNCE” şartı ile
sınırlandırılmasının (bu imkanın yeniden yasal düzenleme yapılarak
soruşturmaya başlandıktan sonrada sağlanması gerektiği düşüncesiyle) 1982
tarihli TC Anayasasının 10 ve 11. maddesi ile resen gözönünde
bulundurulacak diğer maddelere aykırılık teşkil ettiği düşünülmüş, Anayasanın
152. maddesi gereğince iptali konusunda Anayasa Mahkemesine başvurularak
başvuru sonucunun 5 ay süre ile beklenmesi sonuç ve kanaatine varılmıştır.”
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
26.9.2004
günlü,5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 110.
maddesinin itiraz konusu (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Yukarıdaki maddede tanımlanan suçu işleyen kişi, bu suç nedeniyle soruşturmaya
başlanmadan önce mağdurun şahsına zararı dokunmaksızın, onu kendiliğinden
güvenli bir yerde serbest bırakacak olursa cezanın üçte ikisine kadarı
indirilir.”
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında
Anayasa’nın 10. ve 11. maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi uyarınca Haşim
KILIÇ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Sacit
ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, A. Necmi ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh KALELİ
ve Zehra Ayla PERKTAŞ’ın katılımlarıyla 29.1.2009
günü yapılan ilk inceleme
toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine
oybirliğiyle karar verilmiştir.
V- ESASIN
İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin
rapor, itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların
gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği
görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, itiraz konusu etkin pişmanlık
hükmünün sadece soruşturmaya başlanmadan önceki evrede mağdurun
serbest bırakıldığı durumlarda uygulanabildiği, oysa kişi
hürriyeti aleyhine işlenen bu tür suçlar bakımından eylemin gerçekleştirilmesiyle
birlikte genellikle soruşturma aşamasına da geçildiği, dolayısıyla mahkûmiyet
halinde verilecek cezadan etkin pişmanlık nedeniyle indirim yapılmasının
nerdeyse imkânsız bulunduğu bu nedenle kuralın, Yasa’da etkin pişmanlık hükümlerine yer
verilen diğer durumlarla da karşılaştırılmak suretiyle, eşitlik ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İtiraz konusu kuralda, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu bakımından
etkin pişmanlık hâli düzenlenmiştir. Bir kimseyi hukuka
aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun
bırakma olarak tanımlanan suçu işlediği mahkemece sabit görülen failin
cezasından, etkin pişmanlık nedeniyle belirlenen oranda indirim
yapılabilmesi için, mağdurun şahsına
zararı dokunmaksızın sanık tarafından kendiliğinden güvenli bir yerde
serbest bırakması yanında, bu işlemin soruşturmaya başlanmadan önce
gerçekleşmesi de gerekmektedir. Buunsurları taşıyan etkin
pişmanlığın tespiti halinde öngörülen cezanın üçte ikisine kadarı
indirilir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 2. maddesinin birinci fıkrasının
(e) bendine göre soruşturma, Kanuna göre yetkili mercilerce suç
şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evreyi ifade eder. Dolayısıyla etkin
pişmanlık açısından değerlendirmede, öncelikli olarak, hürriyetinden
yoksun bırakıldığına dair şüphenin yetkili makamlarca öğrenilmesinden önce
mağdurun serbest bırakılmış olması gerekmektedir. Bir başka ifadeyle
soruşturma makamlarının işe el koymasından sonra gerçekleşen serbest
bırakmalarda suçu işleyen kişinin etkin pişmanlık hükmünden yararlanması
mümkün değildir.
Anayasa’nın 10. maddesinde belirtilen
eşitlik ilkesiyle eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmektedir. Eşitlik
ilkesinin amacı, aynı durumunda bulunan kişilerin yasalarca aynı işleme
bağlı tutulmalarını sağlamak ve kişilere yasalar karşısında ayrım
yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Durum ve konumlarındaki
özellikler, kimi kişi ya da topluluklar için değişik kuralları gerekli
kılabilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal
durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’nın
öngördüğü eşitlik ilkesi ihlal edilmiş olmaz. Nitelikleri ve durumları
özdeş olanlar için yasalarla değişik kurallar konulamaz.
Anayasa’nın 19.
maddesinde “Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir” denilmiş ve maddede
sayılan istisnalar dışında kimsenin hürriyetinden yoksun
bırakılamayacağı vurgulanmıştır. Kişi hürriyeti, herkesin genel olarak
faydalanması gereken temel haklardandır. Bundan mahrumiyet, diğer bazı temel hak ve
özgürlüklerin kullanımını doğrudan ve olumsuz etkiler. Hukuka aykırı olarak hürriyetinden
yoksun bırakılan kişinin bu durumdan bir an önce kurtarılması için gerekli
ve etkili tedbirlerle, bu ihlallerin tekrarını önlemek bakımından caydırıcı
yasal düzenlemeleri yapmak devletin pozitif yükümlülüklerindendir.
Hukuk devletinde yasakoyucu,
ceza siyasetinin gereği olarak Anayasa’nın ve ceza hukukunun temel
ilkelerine bağlı kalmak koşuluyla, cezalandırmada güdülen amacı da gözeterek
hangi eylemlerin suç sayılacağına, bunlara verilecek cezanın türü, miktarı,
artırım ve indirim nedenleri ve oranları ile suçun takibine ve yargılama
usulüne ilişkin koşullar öngörebilir.
İtiraz konusu
kuralla, mağdurun sanık tarafından soruşturmaya başlanmadan serbest
bırakılması şartına bağlı olarak, kişi hürriyetine karşı işlenmiş suçun
cezasında etkin pişmanlık indirimi öngörülmektedir. Bundan amaç, mağdur
kişinin maddi ve/veya manevi zarar görmeden bir an önce hürriyetine yeniden
kavuşturulmasıdır. Suç şüphesi üzerine ilgili adli makamlar, mağdurun en kısa sürede
serbest kalması için gerekli tedbirleri etkili bir soruşturmayla birlikte almakla
yükümlüdürler.
Diğer yandan, suçun işlenmesini
takiben,suçluların veya suç örgütlerinin ortaya çıkarılması; mağdurun uğradığı maddi
zararının biran önce giderilmesi; ya da, iftira suçunda olduğu üzere, isnat nedeniyle mağdurun
cezai yaptırıma maruz kalmasının önlenmesi gibi amaçlarla, etkin
pişmanlığın uygulama alanının yasakoyucu
tarafından farklı suç tipleri bakımından daraltılması
ya da genişletilmesi mümkündür. Bu, suçun mahiyeti ve etkin pişmanlıktan
beklenen hukuki yarar ile doğrudan doğruya irtibatlı bir konudur.
Dolayısıyla soruşturma ve kovuşturma aşamalarındaki hukuki yararların
farklılığı gözetildiğinde bunlara farklı kurallar uygulanmasında eşitlik
ilkesine aykırılık yoktur.
Açıklanan nedenlerle kural Anayasanın
10. ve 11 maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
VI- SONUÇ
26.9.2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza
Kanunu’nun 110. maddesinin (1) numaralı fıkrasının Anayasa’ya
aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE,
28.1.2010 gününde OYBİRLİĞİYLE
karar verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz
PAKSÜT
|
Üye
Sacit ADALI
|
|
|
|
|
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
Üye
Ahmet AKYALÇIN
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
|
|
|
|
|
Üye
Mustafa YILDIRIM
|
Üye
A. Necmi
ÖZLER
|
Üye
Şevket APALAK
|
|
|
|
|
|
Üye
Serruh KALELİ
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
|
|
|
|
|