|
Anayasa Mahkemesi
Başkanlığından:
Esas Sayısı: 2008/38
Karar Sayısı : 2010/39
Karar Günü : 25.2.2010
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU :4.12.2004 günlü, 5271
sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 142. maddesinin (2) numaralı fıkrasının, Anayasa’nın 2., 9., 10., 11., 36., 37. ve 152. maddelerine aykırılığı
savıyla iptaline karar verilmesi istemidir.
I- OLAY
Cinsel saldırı suçundan açılan kamu davasında
beraat eden sanığın tutuklamanın haksız olduğu iddiası ile tazminat talebinde
bulunduğu davada, itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına
varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
II- İTİRAZIN GEREKÇESİ
Başvuru kararının gerekçe bölümü şöyledir:
“1- Anayasanın İlgili Madde ve İlkeleri:
Anayasanın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti
ilkesi, 9. maddesinde belirtilen yargı yetkisinin millet adına bağımsız
mahkemelerce kullanılması, 10. maddesinde belirtilen kanun önünde eşitlik,
11. maddesindeki Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü, kanunların
Anayasaya aykırı olamayacağı, 36. maddesinde belirtilen hak arama hürriyeti
ve adil yargılanma hakkı ilkesi, 37. maddesinde belirtilen kanuni hakim güvencesi ve 152. maddesinde belirtilen görülmekte
olan davada Anayasaya aykırılık iddiası ileri sürülebilirliği,
2- Anayasaya Aykırılık Gerekçeleri:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 141, 142,
143 ve 144. maddelerinde açıklanan tazminat konusu eylemler, kamu otoritesi
tarafından gerçekleştirilen Haksız Fiili niteliğindedir. 142. maddenin 6.
fıkrasında “İstemin ve ispat belgelerinin değerlendirilmesinde tazminat
hukukunun genel prensiplerine göre verilecek tazminatın saptanacağı”
belirtilmekle doğrudan Hukuk Usulü Muhakemesi ve Borçlar Kanunu’na atıfta
bulunulmuştur. Böylece davaya konu tazminatın dayanağının haksız fiil olduğu
kabul edilmiştir.
Tazminat hukukunun genel prensiplerine göre, haksız
fiile dayanarak açılan davalar, eylemin niteliğine göre, genel hukuk
mahkemelerinde tazminat ya da idari yargı yerlerinde tam yargı davası
olarak görülmektedir. Hukuk mahkemeleri ve idari yargı makamları bu
konularda uzmanlaşmış ihtisas mahkemeleridir. Ağır Ceza Mahkemeleri
niteliği itibariyle ceza yargılaması yapan mahkemelerdir.
Başka haksız fiil sebeplerine dayanarak açılan
tazminat davaları hukuk ya da idare mahkemelerinde görüldüğü halde, 5271
sayılı Yasanın 141. maddesine dayanan ve haksız fiil olduğu belirtilen
eylemler nedeniyle açılacak tazminat davaları Ağır Ceza Mahkemesince
görülmektedir. Böylece kaynağı haksız fiil olan tazminat
davalarının iki ayrı yargı merciinde görülmesi düzenlenmiştir. Bu husus
Anayasanın 10. maddesinde belirtilen kanun önünde eşitlik ilkesine
aykırıdır.
Anayasanın 36. maddesinde hak arama hürriyeti ve
adil yargılanma hakkı düzenlenmiştir. Aynı tür davalardan bir kısmı,
konusunda uzman ve sürekli aynı nitelikli davalara bakan mahkemelerde
görüldüğü halde, CMK 141. maddesine dayanan davaların (aslı tazminat davası
olması nedeniyle hukuk mahkemelerinin görev ve ihtisas alanına girdiği
halde) konusunda uzman olmayan farklı bir usul yasası uygulayan Ağır Ceza
Mahkemelerinde açılmaktadır. Bu durum adil yargılanma ilkesine aykırılık
teşkil etmektedir. Ayrıca Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 142. maddesinde
davacının hakkını ispatlamasına ilişkin ispat kuralları da genel tazminat
hukuku prensiplerine aykırı olarak sınırlandırılmıştır. Süreler daha
kısaltılmış, delil ileri sürme hakkı da sınırlandırılmıştır. Bu usul de
Hukuk Mahkemeleri Usulü Kanununa aykırı olarak kısmi dava açabilme,
davasını ıslah edebilme gibi haklardan davacı mahrum bırakılmıştır. Bu
hususlar da adil yargılanma ve eşitlik ilkelerine aykırıdır.
Anayasanın 37. maddesinde kanuni hakim
güvencesi düzenlenmiş ve hiç kimsenin kanunen tabi olduğu mahkemelerden
başka bir mercii önüne çıkarılamayacağı belirtilmiştir.
Aynı nedene dayanan tazminat davalarının bir
kısmının hukuk mahkemesinde, bir kısmının ise Ağır Ceza Mahkemesinde
görülmesi bu ilkeye aykırı düşmektedir. Bu nedenle düzenleme kimsenin
kanunen tabi olduğu mahkemelerden başka bir mercii önüne çıkarılamayacağı
ilkesine ve Anayasanın 37. maddesine de aykırıdır.
Anayasanın 11. maddesinde Anayasa hükümlerinin
yasama, yürütme ve yargı organlarının idari makamlarını ve diğer kuruluş ve
kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olduğu, kanunların Anayasaya aykırı
olamayacağı belirtilmiştir.
Anayasanın 152. maddesinde mahkeme görmekte olduğu
bir davada uygulayacağı kanunun Anayasaya aykırı olduğunu görürse, Anayasa
Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakacağı
belirtmektedir.
Mahkememizin 2007/66 esas sayılı dava dosyasında
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 142/2. maddesinin uygulanması söz konusudur. Bu
maddenin yukarıda belirtilen gerekçelerle Anayasaya aykırı olduğu kanaatine
varıldığından, bu konuda Anayasa Mahkemesine başvurma zorunluluğu
doğmuştur.
İSTEM SONUCU: Yukarıda arz ve izah edilen
nedenlerle;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 142.
maddesinin 2. fıkrasının, Anayasanın 11. ve 152. maddeleri gereğince
iptaline karar verilmesi saygı ile arz ve talep olunur.”
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
4.12.2004 günlü, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi
Kanunu’nun itiraz konusu fıkrayı da içeren “Tazminat İsteminin Koşulları”
başlıklı 142. maddesi şöyledir:
“(1) Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin
ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin
kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde
bulunulabilir.
(2)
İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer
ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde
başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer
ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır.
(3) Tazminat isteminde bulunan kişinin
dilekçesine, açık kimlik ve adresini, zarara uğradığı işlemin ve zararın
nitelik ve niceliğini kaydetmesi ve bunların belgelerini eklemesi
gereklidir.
(4) Dilekçesindeki bilgi ve belgelerin
yetersizliği durumunda mahkeme, eksikliğin bir ay içinde giderilmesini,
aksi hâlde istemin reddedileceğini ilgiliye duyurur. Süresinde eksiği
tamamlanmayan dilekçe, mahkemece, itiraz yolu açık olmak üzere reddolunur.
(5) Mahkeme, dosyayı inceledikten sonra
yeterliliğini belirlediği dilekçe ve eki belgelerin bir örneğini Devlet
Hazinesinin kendi yargı çevresindeki temsilcisine tebliğ ederek, varsa
beyan ve itirazlarını onbeş gün içinde yazılı
olarak bildirmesini ister.
(6) İstemin ve ispat belgelerinin
değerlendirilmesinde ve tazminat hukukunun genel prensiplerine göre verilecek
tazminat miktarının saptanmasında mahkeme gerekli gördüğü her türlü
araştırmayı yapmaya veya hâkimlerinden birine yaptırmaya yetkilidir.
(7) Mahkeme, kararını duruşmalı olarak
verir. İstemde bulunan ile Hazine temsilcisi, açıklamalı çağrı kâğıdı
tebliğine rağmen gelmezlerse, yokluklarında karar verilebilir.
(8) Karara karşı, istemde bulunan,
Cumhuriyet savcısı veya Hazine temsilcisi, istinaf yoluna başvurabilir; inceleme
öncelikle ve ivedilikle yapılır.”
B- Dayanılan ve İlgili Görülen Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa’nın2., 9., 10.,
11., 36., 37. ve 152. maddelerine dayanılmış, 142. maddesi ise ilgili
görülmüştür.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi hükmü
uyarınca Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Sacit ADALI, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Mustafa
YILDIRIM, Cafer ŞAT, A. Necmi ÖZLER, Serdar
ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK ve Serruh KALELİ’nin katılımlarıyla 2.5.2008 gününde yapılan ilk
inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının
incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin
rapor, itiraz konusu kural, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları,
bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra
gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, başka haksız fiil sebeplerine
dayanılarak açılan tazminat davalarının hukuk ya da idare mahkemelerinde
görüldüğü halde, 5271 sayılı Yasanın 141. maddesine dayanan ve haksız fiil
olduğu belirtilen eylemler nedeniyle açılacak tazminat davalarının, itiraz
konusu kural sebebiyle tazminat konusunda uzman olmayan ve farklı bir usul
uygulayan ağır ceza mahkemelerince görülmesinin Anayasa’nın 2., 9., 10., 11., 36., 37. ve 152. maddelerine aykırı
olduğu ileri sürülmüştür.
2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve
Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 29. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi
yasaların, kanun hükmünde kararnamelerin ve TBMM İçtüzüğü’nün Anayasa’ya
aykırılığı konusunda ilgililer tarafından ileri sürülen gerekçelere
dayanmak zorunda değildir. İstemle bağlı kalmak koşuluyla başka gerekçe ile
de Anayasa’ya aykırılık incelemesi yapabileceğinden, iptali istenen kuralla
ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 142. maddesi yönünden de inceleme yapılmıştır.
İtiraz konusu kural, koruma tedbirleri
nedeniyle tazminat isteminin zarara uğrayanın oturduğu yer ağır
ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle
ilişkili olması durumunda aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa en
yakın yer ağır ceza mahkemesinde görüleceğini kurala bağlamıştır. Böylece
itiraz konusu kuralla, koruma tedbirleri nedeniyle tazminat isteminde hangi
mahkemenin görevli ve yetkili olduğu belirlenmiştir.
Yasa’nın madde gerekçesinde konuyla ilgili olarak,
tazminat davasında yetkili ve görevli
mahkemenin, davacının oturduğu yer ağır ceza mahkemesi olarak belirlenmesiyle
kanuna aykırı işlemden zarar gören kişinin en kolay biçimde ve en masrafsız
yöntemle hakkına kavuşabilmesinin amaçlandığı belirtilmiştir.
Anayasa’nın 2.
maddesinde belirtilen hukuk devleti eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan
haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda
adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya
aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla
kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, yasaların üstünde yasakoyucunun da uyması gereken temel hukuk ilkeleri ve
Anayasa’nın bulunduğu bilincinde olan devlettir.
Anayasa’nın 10. maddesinde öngörülen eşitlik ilkesi
hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli
değil hukuksal eşitlik öngörülmektedir. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı
durumda bulunan kişilerin aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak ve
kişilere yasa karşısında ayırım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını
önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı
kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin ihlali yasaklanmıştır. Yasa
önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı
anlamına gelmez. Durum ve konumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da
topluluklar için değişik kuralları gerekli kılabilir. Aynı hukuksal durumlar
aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’nın
öngördüğü eşitlik ilkesi ihlal edilmiş olmaz.
Anayasa’nın 36. maddesinde, “Herkes,
meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde
davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına
sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan
kaçınamaz.” denilmektedir. Buna göre hak arama özgürlüğü, kendisi bir
temel hak niteliği taşımasının ötesinde, diğer temel hak ve özgürlüklerden
gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili
güvencelerden birisini oluşturmaktadır. Gerçekten, karşılaştığı bir
suçlamaya karşı kişinin kendisini savunabilmesinin ya da maruz kaldığı haksız
bir uygulama veya işleme karşı haklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin
en etkili ve güvenceli yolu yargı mercileri önünde dava hakkını
kullanabilmesidir. Kişilere yargı mercileri önünde dava hakkı tanınması
adil bir yargılamanın ön koşulunu oluşturur.
Mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik
teminatı esasları gözetildiğinde Devletin yargılama faaliyetinden dolayı
sorumluluğuna gidilebilmesi için yasa ile özel olarak düzenleme yapılması
gerekmektedir. 5271 sayılı Yasa’nın “Tazminat
İstemi” başlıklı 141. maddesinde de suçun soruşturulması ve
kovuşturulması sırasında koruma tedbirleri nedeniyle kişilerin
haksız olarak uğradıkları maddi ve manevi her türlü zararın Devletten hangi
hallerde istenebileceği özel olarak düzenlenmiş ve yargılama faaliyetinden
dolayı Devletin tazminat sorumluluğu haksız fiil hükümlerinden ayrı olarak
kabul edilmiştir. Bu durumda tedbir niteliğindeki uygulamalar nedeniyle
haksız olarak zarara uğrayan ve tazminat isteminde bulunan kişiler ile
haksız fiil hükümlerine dayanarak tazminat isteminde bulunan kişiler
tazminat haklarını kullanabildiklerinden itiraz konusu kural Anayasa’nın
eşitlik ilkesine aykırı değildir.
5271 sayılı Yasa’nın 142. maddesinin (1) numaralı
fıkrasında karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden
itibaren üç ay ve her halde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini
izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabileceği; aynı maddenin
(6) numaralı fıkrasında ise tazminat istemi ile ispat belgelerinin
değerlendirilmesinde ve tazminat hukukunun genel prensiplerine göre
verilecek tazminat miktarının saptanmasında mahkemenin gerekli gördüğü her
türlü araştırmayı yapmaya veya hakimlerden birine
yaptırmaya yetkili olduğu belirtilmiştir. Bu durumda tedbir niteliğindeki
uygulamalar nedeniyle haksız olarak zarara uğradığı savıyla tazminat
isteminde bulunan kişinin dava açma, her türlü iddia ve savunmada bulunma,
hür türlü delili ileri sürebilme hakkının bulunması yanında mahkemenin de
gerekli gördüğü her türlü araştırmayı yapmaya yetkili olduğu anlaşılmaktadır.
Bu nedenle kuralın, hak arama özgürlüğünü ve adil yargılanma
hakkını zedeleyen bir yönü bulunmamaktadır.
Öte yandan,
Anayasa'nın “Mahkemelerin Kuruluşu”
başlıklı 142. maddesinde, “Mahkemelerin
kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla
düzenlenir.” denilmiştir. Hukuk devletinde yasakoyucu,
mahkemelerin kuruluş, görev ve yetkilerinin, işleyişinin ve yargılama
usullerinin belirlenmesi konusunda yasama yetkisini kullanırken,
Anayasa'nın ve hukukun temel ilkelerine bağlı kalmak koşuluyla takdir
yetkisine sahiptir. Tedbir niteliğindeki uygulamalar nedeniyle tazminat
isteminin hangi mahkemede görüleceğinin belirlenmesi yasama organına ait
takdir yetkisi içinde kaldığından kuralın, Anayasa’nın hukuk devleti
ilkesine aykırı bir yönü de bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kural,
Anayasa’nın 2., 10.,36.ve 142. maddelerine aykırı değildir. İtiraz isteminin reddi gerekir.
İtiraz konusu kuralın Anayasa’nın 9., 11., 37. ve 152. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
VI- SONUÇ
4.12.2004 günlü, 5271 sayılı Ceza
Muhakemesi Kanunu’nun 142. maddesinin (2) numaralı fıkrasının
Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, 25.2.2010 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz
PAKSÜT
|
Üye
Sacit ADALI
|
|
|
|
|
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
Üye
Ahmet AKYALÇIN
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
|
|
|
|
|
Üye
Fettah OTO
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
Üye
Şevket APALAK
|
|
|
|
|
|
Üye
Serruh KALELİ
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
|
|
|
|
|