|
Anayasa Mahkemesi
Başkanlığından:
Esas Sayısı: 2007/77
Karar Sayısı : 2010/50
Karar Günü : 24.3.2010
İPTAL DAVASINI AÇAN :
Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyeleri Kemal ANADOL ve Haluk
KOÇ ile birlikte 144 Milletvekili
İPTAL DAVASININ KONUSU : 24.5.2007 günlü, 5667 sayılı Bankacılık İşlemleri
Yapma ve Mevduat Kabul Etme İzni Kaldırılan Türkiye İmar Bankası Türk
Anonim Şirketince Devlet İç Borçlanma Senedi Satışı Adı Altında Toplanan
Tutarların Ödenmesi Hakkında Kanun’un;
1) 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının,
2) 6. maddesiyle, 19.10.2005 günlü, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun
124. maddesinin değiştirilen birinci fıkrasında yer alan “…yıllık gider
hesapları ile harcamalarının…” ibaresinin,
3) Geçici 1. maddesinin (2) numaralı fıkrasının dördüncü tümcesinin,
4) Geçici 2. maddesinin,
Anayasa’nın 2., 11., 73.
ve 160. maddelerine aykırılığı savıyla iptallerine ve yürürlüklerinin
durdurulmasına karar verilmesi istemidir.
I- İPTAL VE YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI
İSTEMLERİNİN GEREKÇESİ
İptal ve yürürlüğün durdurulması
istemini içeren dava dilekçesinin gerekçe bölümü şöyledir:
“III. GEREKÇE
1) 24.05 2007 tarih ve 5667 sayılı Bankacılık İşlemleri
Yapma ve Mevduat Kabul Etme İzni Kaldırılan Türkiye İmar Bankası
Türk Anonim Şirketince Devlet İç Borçlanma Senedi Satışı Adı Altında
Toplanan Tutarların Ödenmesi Hakkında Kanunun 2 nci
Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının Anayasaya Aykırılığı
24.05 2007 tarih ve 5667 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin iptali istenen (1) numaralı fıkrasında,
Devlet iç borçlanma senedi alımı amacıyla Türkiye İmar Bankası
Türk Anonim Şirketine yatırılan tutarlar nedeniyle idarî yargı
mercilerinde açılan davalar hakkında da bu Kanun hükümleri uygulanacağı
hükme bağlanmıştır.
Böyle bir düzenlemenin bu Yasa hükümlerinin geçmişe
yürütülmesi anlamını taşıdığı açıktır. Ancak, bir hukuk devletinde adaletin
sağlanması, temel hakların korunması gibi nedenlerden kaynaklanan
zorunluluklar dışında yasaların geçmişe yürümesi mümkün değildir. Anayasa
Mahkemesi’nin bu konuya ilişkin 30.9.2005 tarihli ve E.2005/78, K.2005/59
sayılı Kararında aynen şöyle denilmiştir:
“Anayasanın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti,
eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri
koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu
geliştirerek sürdüren, Anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan,
hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık,
yasaların üstünde yasa koyucunun da uyması gereken Anayasa ve temel hukuk
ilkelerinin bulunduğu bilincinde olan devlettir. Bu bağlamda, hukuk devletinde yasa koyucu, yalnız
yasaların Anayasaya değil, evrensel hukuk ilkelerine uygun olmasını
sağlamakla yükümlüdür. Hukuk güvenliğinin sağlanması, bu doğrultuda
yasaların geleceğe yönelik öngörülebilir belirlemeler yapılabilmesine
olanak verecek kurallar içermesi de, Hukukun üstünlüğünü temel alan hukuk
devletinin vazgeçilmez koşulları arasında yer almaktadır. Bu nedenle, hukuk
devletinde güven ve istikrarın korunabilmesi için kural olarak yasalar,
yürürlüğe girdikleri tarihten sonraki olaylara uygulanırlar. Bazı
durumlarda, adaletin sağlanması, temel hakların korunması gibi nedenlerden
kaynaklanan zorunluluklar dışında yasaların geçmişe yürümesi söz konusu
değildir.”
24.05 2007 tarih ve 5667 sayılı Kanunun geriye
yürütülmesi için Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda belirtilen haklı
nedenlerden hiçbiri yoktur. Şöyle ki;
Bu Yasa’nın 1inci maddesinin (2) numaralı fıkrası ile, uygulanacak faiz oranı ile faizin başlangıç
tarihinin Bakanlar Kurulu tarafından belirlenmesi öngörülmüştür.
Devlet iç borçlanma senedi alımı amacıyla Türkiye İmar Bankası
Türk Anonim Şirketine yatırılan tutarlar nedeniyle idarî yargı
mercilerinde açılan davalar, idarenin hizmet kusurundan doğan
sorumluluğu esasına dayanmaktadır (Ek.1, Danıştay 13.Dairesinin 2.12.2005
tarih ve E.2005/2625, K.2005/5753 sayılı Kararı).
Borçlar Kanunu, borçlunun borcunu ifada temerrüde
düşmesi dolayısıyla alacaklının doğabilecek zararlarını güvence altına
almıştır. Aynı kanunun 103’üncü maddesinde bir miktar paranın tediyesinden
temerrüt eden borçluyu temerrüt faizi ödemeyi mecbur kılmıştır. Bu faizin
başlangıç tarihi de borçlunun, (idarenin) temerrüde düşürüldüğüyani mütemerritolduğu tarihtir.
3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine ilişkin
Kanunun 1 inci maddesinde,
“Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanununa göre faiz
ödenmesi gereken hallerde, miktarı sözleşme ile tespit edilmemişse bu ödeme
yıllık yüzde oniki oranı üzerinden yapılır.
Bakanlar Kurulu, bu oranı aylık olarak belirlemeye,
yüzde onuna kadar indirmeye veya bir katına kadar artırmaya yetkilidir.”
denilmiş,
2 nci maddesinde de,
“Bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen
borçlu, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça, geçmiş günler için 1 inci
maddede belirlenen orana göre temerrüt faizi ödemeye mecburdur.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının önceki yılın
31 Aralık günü kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı, yukarıda
açıklanan miktardan fazla ise, arada sözleşme olmasa bile ticari işlerde
temerrüt faizi bu oran üzerinden istenebilir. Söz konusu avans faiz oranı,
30 Haziran günü önceki yılın 31 Aralık günü uygulanan avans faiz oranından
beş puan veya daha çok farklı ise yılın ikinci yarısında bu oran geçerli
olur.
Temerrüt faizi miktarının sözleşmede
kararlaştırılmamış olduğu hallerde, akdi faiz miktarı yukarıdaki fıkralarda
öngörülen miktarın üstünde ise, temerrüt faizi, akdi faiz miktarından az
olamaz.”
hükmüne
yer verilmiştir.
Bu nedenle, idari yargı mercilerinde açılan
davalarda, faizin başlangıç tarihi ile miktarının yukarıda belirtilen yasal
düzenlemeler çerçevesinde belirlenmesi gerekirken bu hususların Bakanlar
kurulunun takdirine bırakılmasının ve bunun sonucunda da, söz konusu
davacıların aleyhine olabilecek bir durumun önünün açılmasının, adaleti
sağlayan değil engelleyen bir düzenleme olarak değerlendirilebileceğinde
kuşku bulunmamaktadır.
Bu durumda, 5667 sayılı Yasa’yı geçmişe yürüten ve
hiçbir haklı nedene dayanmayan iptali istenen düzenleme, Anayasanın 2 nci maddesine aykırıdır.
Diğer taraftan, bir yasa kuralının
Anayasanın herhangi bir kuralına aykırılığının tespiti onun kendiliğinden
Anayasanın 11 inci maddesine de aykırılığı sonucunu doğuracaktır (Anayasa
Mahkemesinin 03.06.1988 tarih ve E.1987/28, K.1988/16 sayılı kararı, AMKD., sa.24, shf.
225).
Açıklanan nedenlerle, 24.05 2007 tarih ve 5667 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin iptali istenen (1) numaralı fıkrası, Anayasanın 2 nci ve
11 inci maddelerine aykırı olup, iptali gerekmektedir.
2) 24.05 2007 tarih ve 5667 sayılı Bankacılık İşlemleri
Yapma ve Mevduat Kabul Etme İzni Kaldırılan Türkiye İmar Bankası
Türk Anonim Şirketince Devlet İç Borçlanma Senedi Satışı Adı Altında
Toplanan Tutarların Ödenmesi Hakkında Kanunun 6 ncı
Maddesi ile değiştirilen 19.10.2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık
Kanununun 124üncü
Maddesinin Birinci Fıkrasındaki “yıllık gider hesapları ile harcamalarının”
İbaresinin Anayasaya Aykırılığı
5677 sayılı Kanunun 6 ncı
maddesi ile değiştirilen 5411 sayılı Kanunun 124 üncü maddesinin birinci
fıkrası değiştirilmiş ve yeni getirilen hükümle Sayıştay’ın 5411 sayılı
Kanun kapsamında yapacağı denetim, yıllık gider hesapları ile
sınırlandırılmıştır. Böylece dış denetim yapmakla görevli Sayıştay’ın
Anayasa ile verilmiş ve 5018 sayılı Kanunda da tekrar edilen gelir ve mal
denetimi yapması yetkisi ortadan kaldırılmıştır.
Anayasanın 160 ncı
maddesine göre: “Sayıştay, merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki kamu
idareleri ile sosyal güvenlik kurumlarının bütün gelir ve giderleri ile
mallarını Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetlemek ve sorumluların
hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlamak ve kanunlarla verilen inceleme,
denetleme ve hükme bağlama işlerini yapmakla görevlidir.”
5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol
Kanunu’nun 68 inci maddesinde de;
“Sayıştay tarafından yapılacak harcama sonrası dış
denetimin amacı, genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin hesap verme
sorumluluğu çerçevesinde, yönetimin malî faaliyet, karar ve işlemlerinin;
kanunlara, kurumsal amaç, hedef ve planlara uygunluk yönünden
incelenmesi ve sonuçlarının Türkiye Büyük Millet Meclisine raporlanmasıdır.
Dış denetim, genel kabul görmüş uluslararası
denetim standartları dikkate alınarak;
a) Kamu idaresi hesapları ve bunlara ilişkin
belgeler esas alınarak, malî tabloların güvenilirliği ve doğruluğuna
ilişkin malî denetimi ile kamu idarelerinin gelir, gider ve mallarına
ilişkin malî işlemlerinin kanunlara ve diğer hukuki düzenlemelere uygun
olup olmadığının tespiti,
b) Kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli
olarak kullanılıp kullanılmadığının belirlenmesi, faaliyet sonuçlarının
ölçülmesi ve performans bakımından değerlendirilmesi,
suretiyle
gerçekleştirilir.”
denilmiştir.
Görüldüğü üzere gerek Anayasanın 160 ıncı maddesinde, gerek Anayasal düzenlemeye uygun
olarak 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununda yapılan
düzenlemelerde, Sayıştay tarafından yapılacak dış denetimin gelir, gider ve
mallara ilişkin işlemleri kapsadığı açıkça belirtilmiştir.
5411 sayılı Bankacılık Kanununun 124 üncü
maddesinin birinci fıkrasında yer alan eski düzenlemede: “Fonun iç
ve dış denetimi hakkında, 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu
hükümleri uygulanır” hükmü yer almakta idi. Bu hükme göre Sayıştay’ın 5411
sayılı kanun kapsamındaki denetiminde de gelir ve mal denetimi yapma
yetkisi bulunuyordu. Oysa
getirilen bu yeni düzenleme, “Fonun iç denetimi Fon tarafından belirlenecek
usûl ve esaslar çerçevesinde, dış denetimi
ise Fonun yıllık gider hesapları ile harcamalarının Sayıştay
tarafından incelenmesi suretiyle gerçekleştirilir şeklinde
olduğu için Sayıştay’a Anayasa ile verilmiş olan gelir ve mal denetimi
yapma yetki ve görevi elinden alınmıştır.
5667 sayılı Bankacılık İşlemleri Yapma ve Mevduat
Kabul Etme İzni Kaldırılan Türkiye İmar Bankası Türk Anonim Şirketince
Devlet İç Borçlanma Senedi Satışı Adı Altında Toplanan Tutarların Ödenmesi
Hakkında Kanun’un 6 ncı maddesiyle değiştirilen
5411 sayılı Bankacılık Kanununun 124 üncü maddesinin birinci
fıkrasında yer alan “yıllık gider hesapları ile harcamalarının”
ibaresi Anayasa’ nın 160. maddesine aykırı olduğu
gibi,Anayasanın çeşitli maddelerine
aykırı bir düzenleme Anayasanın 2 nci
maddesindeki hukuk devleti ve Anayasanın 11 inci maddesindeki Anayasanın
üstünlüğü ve bağlayıcılığı ilkeleriyle de bağdaşmaz.
Açıklanan nedenlerle, 24.05.2007 tarih ve 5667
sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle değiştirilen
5411 sayılı Bankacılık Kanununun 124 üncü maddesinin birinci
fıkrasında yer alan “yıllık gider hesapları ile harcamalarının”
ibaresi, Anayasanın 2 nci, 11 inci ve 160 ncı maddelerine aykırı olup, iptali gerekmektedir.
3) 24.05 2007 tarih ve 5667 sayılı Bankacılık İşlemleri
Yapma ve Mevduat Kabul Etme İzni Kaldırılan Türkiye İmar Bankası
Türk Anonim Şirketince Devlet İç Borçlanma Senedi Satışı Adı Altında
Toplanan Tutarların Ödenmesi Hakkında Kanunun Geçici 1 inci Maddesinin
(2) numaralı Fıkrasının Dördüncü Cümlesinin Anayasaya Aykırılığı
24.05.2007 tarih ve 5667 Kanunun geçici 1 inci
maddesinin (2) numaralı fıkrasınıniptali istenen cümleden önceki
cümlelerinde yapılan düzenleme ile; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla,
Bankalar Kanunu hükümlerine dayanılarak yönetim ve denetimi Tasarruf
Mevduatı Sigorta Fonuna intikal eden ve/veya bankacılık işlemleri yapma ve
mevduat kabul etme izin ve yetkileri kaldırılan bankalarda off-shore hesabı açtırmış
olan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının elde ettikleri menkul sermaye
iradı dolayısıyla 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu hükümlerine göre tahakkuk
etmiş olup da bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar ödenmemiş olan
vergilerle tahakkuk edecek vergilerin ve bunlara bağlı ceza ve gecikme
faizlerinin ödeme zamanı, off-shore
hesabındaki paranın mevduat sahibine ödenmesine kadar erteleneceği,
erteleme süresi boyunca herhangi bir faiz tahakkuk ettirilmemesi halinde
gecikme zammı tatbik edilmeyeceği, aynı süreye ilişkin faiz tahakkuk
ettirilmesi durumunda ise hesaplanan toplam gecikme zammı tutarı hesaplanan
faiz tutarını aşamayacağı hükme bağlanmıştır.
Off-shore
hesabındaki paranın vergilendirilmesi konusunda böyle bir düzenleme
yapılmış olmasına karşın, iptali istenen dördüncü cümlede “Madde kapsamına
giren alacaklara karşılık bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce
tahsil edilmiş olan tutarlar, bu madde dayanak gösterilerek ret ve iade
edilmez.” denilmek suretiyle “vergilendirmede eşitlik ilkesi” ile çelişen
bir düzenlemeye yer verilmiştir.
Anayasanın
73 üncü maddesinde, herkesin kamu giderlerini karşılamak üzere mali gücüne
göre vergi ödemekle yükümlü bulunduğu, vergi yükünün adaletli ve dengeli
dağılımının, maliye politikasının sosyal amacı olduğu, vergi, resim, harç
ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya
kaldırılacağı öngörülerek Anayasanın 2 nci
maddesinde nitelikleri belirtilen hukuk devleti ilkesi vergilendirme
ilkeleri yönünden somut biçimde dile getirilmiştir.
Buna göre, devletin
vergilendirme yetkisinin sınırı, aynı zamanda kişilerin hak ve
özgürlüklerinin de sınırını oluşturduğundan, bu yetkinin keyfiliğe kaçacak
biçimde kullanılmasının önlenmesi, hukuk devleti olmanın gerekleri arasında
öncelikli bir yere sahip bulunmaktadır. Vergilendirme alanında olası keyfi
uygulamalara karşı düşünülen ilk önlem, kuşkusuz yasallık ilkesidir. Ancak
vergilerin yasayla getirilmesi, yalnız başına vergilendirme yetkisinin
keyfi kullanılarak adaletsiz sonuçlar doğurmasını engelleyemeyeceğinden,
yasallık ilkesi yanında verginin genel ve eşit olması, idare ve kişiler
yönünden duraksamaya yol açmayacak belirlilik içermesi, geçmişe yürümemesi,
öngörülebilir olması ve hukuk güvenliği ilkesine de uygunluğunun sağlanması
gerekir.
Yasa’da belirtilen şekilde off-shore hesabında parası olan yani bu hesapla ilgili
vergilerle tahakkuk edecek vergilerin ve bunlara bağlı ceza ve gecikme
cezalarını söz konusu Yasa’nın yürürlük tarihinden önce ödeyenlerle
ödemeyenler vergi yükümlüsü sıfatıyla hukuken aynı durumdadırlar. Aynı
hukuki durumda olan bu kişiler arasında iptali istenen düzenlemeyle farklı
uygulama yapılmasının öngörülmesi “vergilendirmede eşitlik ilkesi” ile
çelişeceğinden Anayasanın 73 üncü ve 2 nci
maddelerine aykırı düşer.
Diğer taraftan, bir yasa kuralının Anayasanın
herhangi bir kuralına aykırılığının tespiti onun kendiliğinden Anayasanın
11 inci maddesine de aykırılığı sonucunu doğuracaktır (Anayasa Mahkemesinin
03.06.1988 tarih ve E.1987/28, K.1988/16 sayılı kararı, AMKD., sa.24, shf.
225).
Açıklanan nedenlerle, 24.05 2007 tarih ve 5667
sayılı Bankacılık İşlemleri Yapma ve Mevduat Kabul Etme İzni
Kaldırılan Türkiye İmar Bankası Türk Anonim Şirketince Devlet
İç Borçlanma Senedi Satışı Adı Altında Toplanan Tutarların
Ödenmesi Hakkında Kanunun geçici 1 inci maddesinin (2) numaralı fıkrasının
dördüncü cümlesi, Anayasanın 2 nci, 11 inci ve 73
üncü maddelerine aykırı olup, iptali gerekmektedir.
4) 24.05 2007 tarih ve 5667 sayılı Bankacılık İşlemleri
Yapma ve Mevduat Kabul Etme İzni Kaldırılan Türkiye İmar Bankası
Türk Anonim Şirketince Devlet İç Borçlanma Senedi Satışı Adı Altında
Toplanan Tutarların Ödenmesi Hakkında Kanunun Geçici 2 inci
Maddesinin Anayasa’ya Aykırılığı
24.05.2007 tarih ve 5667 sayılı Bankacılık
İşlemleri Yapma ve Mevduat Kabul Etme İzni Kaldırılan Türkiye İmar Bankası
Türk Anonim Şirketince Devlet İç Borçlanma Senedi Satışı Adı Altında
Toplanan Tutarların Ödenmesi Hakkında Kanun’un Geçici 2. Maddesindeki
düzenleme, Bu Kanunun 6 ncı maddesi ile 5411
sayılı Bankacılık Kanununun 124 üncü maddesinin birinci fıkrasında yapılan
değişiklik hükmünün 2006 yılı denetimlerinde de uygulanmasını
öngörmektedir.
Yani, Sayıştay’ın dış denetim görevini kurumun
gelir gider ve mallar üzerinden değil, yalnızca giderleri üzerinden
yapmasını öngören kuralın yasanın yürürlüğe girmesinden sonraki dönemlerde
değil, yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlerde de uygulanması
hükme bağlanmıştır.
Yukarıda (1) numaralı başlık altında etraflıca
belirtildiği üzere, hukuk devletinin sağlamakla yükümlü olduğu hukuk
güvenliği, kural olarak yasaların geriye yürütülmemesini gerekli kılar. Bu
nedenle "Kanunların geriye yürümezliği ilkesi" uyarınca yasalar
yürürlüğe girdikleri tarihten sonraki hukuki durumlara
uygulanabileceklerinden, sonradan çıkan bir yasa, yürürlüğe girdiği
tarihten önceki olaylara uygulanmaz.
İptali istenen hüküm, geçmişe yürümesini haklı ve
zorunlu kılan bir neden bulunmadığından" Kanunların geriye yürümezliği
ilkesi" ile bağdaşmamakta ve dolayısıyla Anayasanın 2 nci maddesine aykırı düşmektedir.
Diğer taraftan, bir yasa kuralının
Anayasanın herhangi bir kuralına aykırılığının tespiti onun kendiliğinden
Anayasanın 11 inci maddesine de aykırılığı sonucunu doğuracaktır (Anayasa
Mahkemesinin 03.06.1988 tarih ve E.1987/28, K.1988/16 sayılı kararı, AMKD., sa.24, shf.
225).
Öte yandan, 24.05.2007 tarih ve 5667 sayılı
Kanun’un 6 ncı maddesiyle değiştirilen 5411 sayılı
Bankacılık Kanununun 124 üncü maddesinin birinci fıkrasında
yer alan “yıllık gider hesapları ile harcamalarının” ibaresi,
yukarıda (2) numaralı başlık altında etraflıca belirtilen nedenlerle
Anayasanın 2 nci, 11 inci ve 160 ncı maddelerine aykırı olduğundan, iptali istenen
geçici 2 nci madde hükmü de, anılan ibare ile
sınırlı olarakve
aynı nedenlerle Anayasanın 160 ncı maddesine de
aykırıdır.
Açıklanan nedenlerle, 5667 sayılı Bankacılık
İşlemleri Yapma ve Mevduat Kabul Etme İzni Kaldırılan Türkiye İmar Bankası
Türk Anonim Şirketince Devlet İç Borçlanma Senedi Satışı Adı Altında
Toplanan Tutarların Ödenmesi Hakkında Kanun’un geçici 2 inci maddesi,
Anayasanın 2 nci ve 11 inci maddelerine ve “yıllık
gider hesapları ile harcamalarının” ibaresi ile sınırlı olarak 160 ıncı maddesine aykırı olup, iptali gerekmektedir.
IV. YÜRÜRLÜĞÜ DURDURMA İSTEMİNİN GEREKÇESİ
24.05.2007 tarih ve 5667 sayılı Yasa’nın 2 nci Maddesinin (1) numaralı fıkrası ve geçici 2 nci maddesi ile yapılan düzenlemeler bu Yasa’yı geçmişe
yürüten ve hiçbir haklı nedene dayanmayan düzenlemeler olduğundan uygulanmaları
halinde sonradan giderilmesi mümkün olmayacak durum ve zararlara yol
açabilecektir.
24.05.2007 tarih ve 5667 sayılı Yasa’nın geçici 1 inci
maddesinin (2) numaralı fıkrasının dördüncü cümlesi, “vergilendirmede
eşitlik ilkesi” ile çelişen bir düzenleme olduğundan eşit konumdaki
mükelleflerin birbirinden farklı oranda vergi ödemeleri sonucunu
doğuracaktır. Bunun ise hukuk devleti yönünden giderilmesi olanaksız durum
ve zararlara yol açacağında duraksama bulunmamaktadır.
Bu Yasa’nın 6 ncı maddesi
ile değiştirilen 19.10.2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 124
üncü maddesinin birinci fıkrasındaki “yıllık gider hesapları ile
harcamalarının” ibaresi ve geçici 2 nci maddesi
ile yapılan düzenlemelerle Sayıştay’a Anayasa ile verilmiş olan gelir ve
mal denetimi yapma yetki ve görevi elinden alındığından uygulanmaları
halinde ortaya çıkacak yetersiz denetim nedeniyle sonradan giderilmesi
mümkün olmayacak durum ve zararların doğabileceği açıktır.
Bu zarar ve durumların doğmasını önlemek amacıyla,
iptali istenen hükümlerin iptal davası sonuçlanıncaya kadar yürürlüğünün de
durdurulmasıistenerek Anayasa Mahkemesine dava açılmıştır.
V. SONUÇ VE İSTEM
Yukarıda açıklanan gerekçelerle 24.05 2007 tarih ve 5667 sayılı Bankacılık İşlemleri
Yapma ve Mevduat Kabul Etme İzni Kaldırılan Türkiye İmar Bankası
Türk Anonim Şirketince Devlet İç Borçlanma Senedi Satışı Adı Altında
Toplanan Tutarların Ödenmesi Hakkında Kanunun;
1) 2 nci maddesinin (1)
numaralı fıkrasının, Anayasanın 2 nci, 11 inci
maddelerine aykırı olduğundan,
2) 6 ncı maddesi ile
değiştirilen 19.10.2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 124
üncü maddesinin birinci fıkrasındaki “yıllık gider hesapları ile
harcamalarının” ibaresinin, Anayasanın 2 nci, 11
inci maddelerine aykırı olduğundan,
3) geçici 1 inci maddesinin (2) numaralı fıkrasının
dördüncü cümlesinin, Anayasanın 2 nci, 11 inci ve
73 üncü maddelerine aykırı olduğundan,
4) geçici 2 inci maddesinin, Anayasanın 2 nci ve 11 inci maddelerine ve “yıllık gider hesapları
ile harcamalarının” ibaresi ile sınırlı olarak 160 ıncı
maddesine aykırı olduğundan,
iptallerine ve iptal davası sonuçlanıncaya kadar yürürlüklerinin durdurulmasına
karar verilmesine ilişkin istemimizi saygı ile arz ederiz.”
II-
YASA METİNLERİ
A- İptali İstenen Yasa Kuralları
24.5.2007 günlü, 5667 sayılı Bankacılık İşlemleri
Yapma ve Mevduat Kabul Etme İzni Kaldırılan Türkiye İmar Bankası Türk
Anonim Şirketince Devlet İç Borçlanma Senedi Satışı Adı Altında Toplanan
Tutarların Ödenmesi Hakkında Kanun’un iptali istenilen kural, tümce ve
ibareyi de içeren;
1)2. maddesi şöyledir:
“(1) Devlete iç borçlanma senedi
alımı amacıyla Türkiye İmar Bankası Türk Anonim Şirketine yatırılan
tutarlar nedeniyle idarî yargı mercilerinde açılan davalar hakkında bu
Kanun hükümleri uygulanır.
(2) Devlet iç borçlanma senedi alımı amacıyla
Türkiye İmar Bankası Türk Anonim Şirketine yatırılan tutarlar nedeniyle
idarî yargı mercilerinde açılmış olan davalara ilişkin mahkeme
kararlarının, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra icra takibine
konu edilmesi halinde vekâlet ücreti, Türkiye Barolar Birliği Avukatlık
Asgari Ücret Tarifesinin ikinci kısmının ikinci bölümünün (1) numaralı
bendinde yazan tutar olarak uygulanır. Takip borçlusu idarelerin icra takibindeki
işlemlere karşı şikâyet hakları saklıdır.
(3) Mahkeme kararlarında veya icra takip sürecinde
ilgili idareler lehine hükmolunan her türlü alacak bu Kanuna göre yapılacak
ödemelerden mahsup yoluyla tahsil edilerek ilgili kurumların hesaplarına
aktarılır.”
2) 6. maddesiyle değiştirilen 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 124.
maddesi şöyledir:
“(1) 19/10/2005 tarihli ve
5411 sayılı Bankacılık Kanununun; 91 inci maddesinin birinci fıkrasının
sonuna aşağıdaki cümle eklenmiş, aynı maddesinin ve 120 nci
maddesinin üçüncü fıkralarının ikinci cümlelerinde yer alan
"beşi" ibareleri "onbeşi"
olarak değiştirilmiş, 101 inci maddesinin dördüncü fıkrası ve 124 üncü
maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“İlişkili Bakanın onayı ile bu sayının yarısını
geçmemek kaydıyla Kurulca daire başkanlıkları oluşturulabilir.”
“Kurumun iç denetimi Kurulca belirlenecek usûl ve esaslar çerçevesinde gerçekleştirilir. Kurumun
dış denetimi hakkında 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu
hükümleri uygulanır.”
“Fonun iç denetimi Fon tarafından belirlenecek usûl ve esaslar çerçevesinde, dış denetimi ise Fonun yıllık gider hesapları ile
harcamalarının Sayıştay tarafından incelenmesi suretiyle
gerçekleştirilir.”
3) Geçici 1. maddesi şöyledir:
“(1) Bu Kanun uyarınca yapılacak faiz ödemeleri, 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun
uygulanması bakımından mevduat faizi addolunur ve ödeme tarihi itibarıyla
tahakkuk etmiş sayılır.
(2) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla,
Bankalar Kanunu hükümlerine dayanılarak yönetim ve denetimi Tasarruf
Mevduatı Sigorta Fonuna intikal eden ve/veya bankacılık işlemleri yapma ve
mevduat kabul etme izin ve yetkileri kaldırılan bankalarda off-shore hesabı açtırmış
olan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının elde ettikleri menkul sermaye
iradı dolayısıyla 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu hükümlerine göre tahakkuk
etmiş olup da bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar ödenmemiş olan
vergilerle tahakkuk edecek vergilerin ve bunlara bağlı ceza ve gecikme
faizlerinin ödeme zamanı, off-shore
hesabındaki paranın mevduat sahibine ödenmesine kadar ertelenir. Erteleme süresince tahsil zamanaşımı işlemez ve bu
süre boyunca herhangi bir faiz tahakkuk ettirilmemesi halinde gecikme zammı
tatbik edilmez. Aynı süreye ilişkin faiz tahakkuk ettirilmesi durumunda ise
hesaplanan toplam gecikme zammı tutarı hesaplanan faiz tutarını aşamaz. Madde kapsamına giren alacaklara
karşılık bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce tahsil edilmiş olan
tutarlar, bu madde dayanak gösterilerek ret ve iade edilmez. Bu
fıkranın uygulamasına ilişkin usûl ve esasları
belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.”
4) Geçici 2. maddesi şöyledir:
“(1) Bu Kanunun 6 ncı
maddesi ile 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 124 üncü maddesinin birinci fıkrasında
yapılan değişiklik hükmü 2006 yılı denetimlerinde de uygulanır.”
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Dava dilekçesinde, Anayasa’nın 2.,
11., 73. ve 160. maddelerine dayanılmıştır.
III- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi uyarınca
Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU,
Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Mustafa YILDIRIM, A. Necmi
ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh
KALELİ ve Osman Alifeyyaz PAKSÜT’ün
katılımlarıyla 12.7.2007 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında;
dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, yürürlüğü
durdurma isteminin esas inceleme aşamasında karara bağlanmasına
OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
IV- ESASIN İNCELENMESİ
Dava dilekçesi ve ekleri, işin esasına ilişkin
rapor, iptali istenen Yasa kuralları ve dayanılan Anayasa kuralları ve
bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra
gereği görüşülüp düşünüldü:
A- 5667 sayılı Yasa’nın 2. Maddesinin (1) Numaralı
Fıkrasının İncelenmesi
Dava dilekçesinde, 5667 sayılı
Yasa’nın 2. maddesinin birinci fıkrasında yer alan, Devlet iç borçlanma
senedi alımı amacıyla Türkiye İmar Bankası Türk Anonim Şirketine yatırılan
tutarlar nedeniyle idarî yargı mercilerinde açılan davalar hakkında da 5667
sayılı Yasa hükümlerinin uygulanacağına ilişkin düzenlemenin; bu Yasa
hükümlerinin geçmişe yürütülmesi anlamını taşıdığı, ancak, bir hukuk
devletinde adaletin sağlanması, temel hakların korunması gibi nedenlerden
kaynaklanan zorunluluklar dışında yasaların geçmişe yürümesinin mümkün
olmayacağı ve 5667 sayılı Yasa’nın geriye yürütülmesi için bu haklı nedenlerden
hiçbirinin bulunmadığı, zira Yasa’nın 1. maddesinin ikinci fıkrası ile
uygulanacak faiz oranı ile faizin başlangıç tarihinin Bakanlar Kurulu
tarafından belirlenmesinin öngörüldüğü, Devlet iç borçlanma senedi alımı
amacıyla Türkiye İmar Bankası Türk Anonim Şirketine yatırılan tutarlar
nedeniyle idarî yargı mercilerinde açılan davaların, idarenin hizmet
kusurundan doğan sorumluluğu esasına dayandığı, Borçlar Kanunu’nun,
borçlunun borcunu ifada temerrüde düşmesi dolayısıyla alacaklının
doğabilecek zararlarını güvence altına aldığını, aynı Kanunun 103.
maddesinde bir miktar paranın tediyesinde temerrüde düşen borçluyu temerrüt
faizi ödemeye mahkûm kıldığını, bu faizin başlangıç tarihinin borçlunun
temerrüde düşürüldüğü, idarî yargı mercilerinde açılan davalarda faizin
başlangıç tarihi ile miktarının, belirtilen yasal düzenlemeler çerçevesinde
belirlenmesi gerekirken bu hususların Bakanlar Kurulu’nun takdirine
bırakıldığı ve bunun sonucunda da söz konusu davacıların aleyhine
olabilecek bir durumun önünün açılmasının adaleti sağlayan değil,
engelleyen bir durum olduğu, bu nedenle de 5667 sayılı Yasa’yı geçmişe
yürüten ve hiçbir haklı nedene dayanmayan kuralın Anayasa’nın 2. ve 11.
maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Yasa’nın 2. maddesinde yer alan iptali istenilen
kuralla, Devlet iç borçlanma senedi alımı amacıyla Türkiye İmar Bankası
Türk Anonim Şirketi’ne yatırılan tutarlar nedeniyle idarî yargı
mercilerinde açılan davalar hakkında da 5667 sayılı Yasa hükümlerinin
uygulanacağı belirtilmektedir.
Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti,
eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve
özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup
bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan,
hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan
devlettir.
Hukuk devletinin sağlamakla yükümlü olduğu hukuk
güvenliği, kural olarak yasaların geriye yürümemesini gerekli kılar.
Yasaların geriye yürümezliği ilkesi uyarınca yasalar, kamu yararı ve kamu
düzeninin gerektirdiği kazanılmış hakların korunması, malî haklarda
iyileştirme gibi kimi ayrıksı durumlar dışında ilke olarak yürürlük
tarihlerinden sonraki olay, işlem ve eylemlere uygulanmak üzere
çıkarılırlar.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun
3.7.2003 tarihli ve 1085 sayılı Kararı ile mülga 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 14. maddesinin (3)
numaralı fıkrası uyarınca, Türkiye
İmar Bankası Türk Anonim Şirketi’nin; yükümlülüklerini vadesinde yerine getirmemesi, alınması istenen
tedbirleri almaması, faaliyetine devamı mevduat sahiplerinin hakları ve
malî sistemin güven ve istikrarı bakımından tehlike arz etmesi nedenleriyle
bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılmış ve mülga
4389 sayılı Yasa’nın 16. maddesinin
(1) numaralı fıkrası uyarınca yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta
Fonuna intikal etmiştir.
5667 sayılı Yasa ile belirlenen esaslara göre,
bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılan Türkiye
İmar Bankası Türk Anonim Şirketi tarafından, Devlet iç borçlanma senedi
satışı adı altında toplanan tutarların, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu
aracılığıyla hak sahiplerine ödenmesi gerekmektedir.
Yasa’nın genel gerekçesinde konuyla
ilgili olarak, bankacılık işlemleri
yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılan Türkiye İmar Bankası
Türk Anonim Şirketi ile ilgili olarak yapılan incelemelerde, banka
bünyesinde bulunmamasına rağmen Banka tarafından ikincil piyasada,
yatırımcılara Devlet iç borçlanma senedi adı altında makbuz düzenlenerek
karşılıksız satış yapıldığının tespit edildiği, Yasa ile yatırımcıların
mağduriyetlerinin giderilebilmesi için gerekli olan yasal düzenlemenin
yapıldığı, bu çerçevede, söz konusu Devlet iç borçlanma senedi
satışı işlemleri nedeniyle hak sahibi olan herkese ödeme
yapılmasının öngörüldüğü belirtilmektedir.
Finansal piyasalardaki güven ve istikrarın
sağlanması, kredi sisteminin etkin bir şekilde çalışması ve tasarruf
sahiplerinin hak ve menfaatlerinin korunması için faaliyetlerde bulunmak
amacıyla kurulan bankaların bu amaçla yaptıkları bankacılık hizmetlerinin
kamu hizmeti olduğu ve kamu düzenini ilgilendirdiğine şüphe yoktur. Dolayısıyla,
bankacılık sektörüne güvenin sarsılmaması ve bu sektörde istikrarın
korunması, Türkiye İmar Bankası Türk Anonim Şirketi tarafından,
Banka’da karşılığı olmamasına rağmen satışı yapılan Devlet iç borçlanma
senetleri tutarlarının, bu senetleri alan kişilerin mağduriyetlerinin
önlenmesi ve 5667 sayılı Yasa hükümlerinin devam eden davalarda uygulanması
amacıyla çıkarıldığı anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle dava konusu kural, Anayasa'nın 2. maddesine aykırı değildir. İptal
isteminin reddi gerekir.
Kuralın, Anayasa’nın 11. maddesiyle
ilgisi görülmemiştir.
B- Yasa’nın 6. Maddesiyle 19.10.2005
Günlü, 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 124. Maddesinin Değiştirilen Birinci Fıkrasındaki
“…yıllık gider hesapları ile harcamalarının …” İbaresinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, 5667 sayılı Yasa’nın 6.
maddesiyle değiştirilen 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 124. maddesinin
birinci fıkrasında yer alan “…yıllık gider hesapları ile harcamalarının …”
sözcüklerinin, Sayıştay’ın Anayasa ile verilmiş ve 5018 sayılı Yasa’da da
tekrar edilen gelir ve mal denetimi yapması yetkisini ortadan kaldırdığı,
söz konusu düzenlemelerde Sayıştay tarafından yapılacak dış denetimin
gelir, gider ve mallara ilişkin işlemleri kapsadığı, yeni düzeleme ile dış
denetimin Sayıştay tarafından Fon’un yıllık gider hesapları ile
harcamalarının incelenmesi suretiyle gerçekleştirileceği; bunun da
Sayıştay’a Anayasa ile verilmiş olan gelir ve mal denetimi yapma yetki ve
görevini elinden aldığı bu nedenle söz konusu ibarenin Anayasa’nın 2., 11. ve 160. maddelerine aykırı olduğu ileri
sürülmüştür.
Dava konusu ibareyi de içeren 5411 sayılı Yasa’nın
124. maddesinde Fon’un denetiminin iç ve dış olmak üzere iki şekilde
yapılması düzenlenmektedir.
İç denetim, Fon tarafından belirlenecek usul ve
esaslar çerçevesinde Fon bünyesindeki Denetim Daire Başkan’ının teklifi ve
Başkan’ın onayı ile belirlenen yıllık denetim programı kapsamında
görevlendirilen Fon Denetçileri tarafından; dış denetim ise davası konusu
ibarenin bulunduğu kural uyarınca yıllık gider hesapları ile harcamaların
Sayıştay tarafından incelenmesi suretiyle gerçekleştirilecektir. Ayrıca, yıllık hesaplar bağımsız bir denetim şirketi tarafından
da denetlenip bağımsız denetim raporu faaliyet raporu içinde yayımlanacak;
Fon, faaliyetlerine ilişkin olarak her yılın Mart ayı sonuna kadar bir
önceki yıla ait kararları, yaptığı düzenlemeler ile bunların ekonomik ve
sosyal etkilerini analiz eden, Fon’un performans hedefleri ile uygulama
sonuçlarının karşılaştırılmasını ve değerlendirilmesini de içeren bir
faaliyet raporu hazırlayacak, Fon’un bu yıllık faaliyet raporu ile
malî tabloları ve bütçe kesinhesabı Türkiye Büyük
Millet Meclisine sunulacak, kesinhesabın bir
örneği Maliye Bakanlığı’na gönderilecek; Fon, faaliyetleri hakkında
internet ortamı ve resmî bültenler aracılığıyla kamuoyunu azamî ölçüde
bilgilendirecek; dava, alacak, takip, tahsil, yeniden yapılandırma ve diğer
faaliyetleri ile ilgili olarak üçer aylık dönemler itibarıyla yayımlayacağı
raporlarla kamuoyunu, faaliyetleri hakkında yılda bir defa yapılacak
toplantı ile de Türkiye Büyük Millet Meclisi Plân ve Bütçe Komisyonunu
bilgilendirecektir.
Anayasa’nın 160. maddesine göre, merkezi yönetim
bütçesi kapsamındaki kamu idareleri ile sosyal güvenlik kurumlarının bütün
gelir ve giderleri ile mallarını Türkiye Büyük Millet Meclisi adına
denetlemek ve sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlamak ve
kanunlarla verilen inceleme, denetleme ve hükme bağlama işlerini yapmak
görevi Sayıştay’a aittir.
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu bütçe bakımından,
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun uygulanmasında, 3.
madde ve Yasa’ya ekli (I), (II), (III) ve (IV) sayılı cetvellerde
gösterilen merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki kamu idareleri ile sosyal
güvenlik kurumları kapsamına girmemektedir.
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu, 5411 sayılı Yasa ve
ilgili diğer mevzuat ile verilen yetkiler çerçevesinde, tasarruf
sahiplerinin hak ve menfaatlerinin korunması, mevduatın ve katılım
fonlarının sigorta edilmesi, Fon bankalarının yönetilmesi, malî bünyelerinin
güçlendirilmesi, yeniden yapılandırılması, devri, birleştirilmesi, satışı,
tasfiyesi, Fon alacaklarının takip ve tahsili işlemlerinin yürütülmesi ve
sonuçlandırılması, Fon varlık ve kaynaklarının idare edilmesi ile Yasa ile
verilen diğer görevlerin yerine getirilmesi amacıyla kurulan, kamu tüzel
kişiliği olan, idarî ve malî özerkliğe sahip bir kuruluştur. Bankacılık sektörünün önemli bir parçası olan,
genel bütçeden doğrudan aktarılan bir geliri bulunmayan ve devredilen
bankaların tasfiyesiyle ilgili geniş yetkilerle donatılan Fon’un, söz
konusu yetki ve görevleri yerine getirirken farklı bir muhasebe ve tasfiye
yöntemi dolayısıyla farklı bir çalışma sistemi benimseyen kendine özgü bir
kuruluş olduğu anlaşılmaktadır.
Anayasa’nın 160. maddesi uyarınca Sayıştay’a
kanunlarla inceleme, denetleme ve hükme bağlama işleri verilebileceği ve
Fon’a genel bütçeden doğrudan kaynak aktarımı yapılmaması gözetildiğinde,
Fon’un yıllık gider hesapları ile harcamalarının incelenmesi görevinin
Sayıştay’a verilmesinde Anayasa’ya aykırılık yoktur.
Açıklanan nedenlerle, iptali istenen kural
Anayasa’nın 160. maddesine aykırı değildir. İptal
isteminin reddi gerekir.
Kuralın, Anayasa’nın 2. ve 11.
maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
C) Yasa’nın Geçici 1.
Maddesinin (2) Numaralı Fıkrasının Dördüncü Tümcesinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, iptali istenilen kuralın
Anayasa’nın 2., 11. ve 73. maddelerine aykırı
olduğu ileri sürülmüştür.
5667 sayılı Yasa’nın
geçici 1. maddesi, 6.6.2008 günlü, 26898 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 4.6.2008 günlü, 5766 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü
Hakkında Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un
24. maddesiyledeğiştirilmiştir.
Bu nedenle, konusu kalmayan istem hakkında karar verilmesine yer olmadığına
karar verilmesi gerekir.
D) Yasa’nın Geçici 2.
Maddesinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, iptali
istenen kuralın; hukuk devletinin sağlamakla yükümlü olduğu hukuk güvenliği
ve kanunların geriye yürümezliği ilkesi ile Sayıştay denetiminin, gelir,
gider ve mallar üzerinden yapılması esasını ortadan kaldırması nedeniyle
Anayasa’nın 2., 11. ve 160. maddelerine aykırı
olduğu ileri sürülmüştür.
İptali istenilen kural,
5667 sayılı Yasa’nın 6. maddesi ile
5411 sayılı Yasa’nın 124. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yapılan ve Sayıştay
denetiminin Fon’un yıllık gider
hesapları ile harcamalarının incelenmesi suretiyle gerçekleştirilmesine
ilişkin değişiklik hükmünün 2006 yılı denetimlerinde de
uygulanmasını düzenlemektedir. 5667
sayılı Yasa’nın 6. maddesi ile 5411 sayılı Yasa’nın 124. maddesinin (1)
numaralı fıkrasında yapılan değişiklik Anayasa’ya aykırı görülmediğinden,
yapılan değişikliğin 2006 yılı denetimlerine de uygulanmasına ilişkin
iptali istenilen kuralda Anayasa’ya aykırılık yoktur.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural Anayasa'nın 2. ve 160. maddelerine aykırı değildir.
İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın, Anayasa’nın 11. maddesiyle
ilgisi görülmemiştir.
V- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
24.5.2007 günlü, 5667 sayılı Bankacılık İşlemleri
Yapma ve Mevduat Kabul Etme İzni Kaldırılan Türkiye İmar Bankası Türk
Anonim Şirketince Devlet İç Borçlanma Senedi Satışı Adı Altında Toplanan
Tutarların Ödenmesi Hakkında Kanun’un;
A- 1- 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasına,
2- 6. maddesiyle, 19.10.2005 günlü, 5411 sayılı
Bankacılık Kanunu’nun 124. maddesinin değiştirilen birinci fıkrasında yer
alan “yıllık gider hesapları ile harcamalarının” ibaresine,
3- Geçici 2. maddesine,
Yönelik iptal istemleri 24.3.2010 günlü, E.
2007/77, K. 2010/50 sayılı kararla reddedildiğinden, bu madde, fıkra ve
ibarelere ilişkin YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN REDDİNE,
B- Geçici 1. maddesinin (2) numaralı fıkrasının
dördüncü tümcesinin iptali istemi hakkında, 24.3.2010 günlü, E. 2007/77, K.
2010/50 sayılı kararla karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğinden,
bu tümceye ilişkin YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ HAKKINDA KARAR
VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
24.3.2010 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
VI- SONUÇ
24.5.2007
günlü, 5667 sayılı Bankacılık İşlemleri Yapma ve Mevduat Kabul Etme İzni
Kaldırılan Türkiye İmar Bankası Türk Anonim Şirketince Devlet İç Borçlanma
Senedi Satışı Adı Altında Toplanan Tutarların Ödenmesi Hakkında Kanun’un;
1- 2. maddesinin (1)
numaralı fıkrasının Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE,
2- 6. maddesiyle,
19.10.2005 günlü. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 124. maddesinin
değiştirilen birinci fıkrasında yer alan “ … yıllık
gider hesapları ile harcamalarının …” ibaresinin Anayasa’ya aykırı
olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE,
3- Geçici 1. maddesinin (2)
numaralı fıkrası, 4.6.2008 günlü, 5766 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil
Usulü Hakkında Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun’un 24. maddesiyle değiştirildiğinden, fıkranın dördüncü tümcesine
ilişkin, KONUSU KALMAYAN İPTAL
İSTEMİ HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
4- Geçici 2. maddesinin
Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE,
24.3.2010
gününde OYBİRLİĞİYLE karar
verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
|
|
|
|
|
Üye
Ahmet AKYALÇIN
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
Üye
Fettah OTO
|
|
|
|
|
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
Üye
Şevket APALAK
|
Üye
Serruh KALELİ
|
|
|
|
|
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
|
|
|
|
|
|