|
Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı:
2008/19
Karar Sayısı : 2010/17
Karar Günü: 28.1.2010
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN
: Danıştay 5. Daire
İTİRAZIN KONUSU : 22.1.1990 günlü, 399
sayılı “Kamu İktisadi Teşebbüsleri Personel Rejiminin Düzenlenmesi ve 233
sayılı Kanun hükmünde Kararnamenin Bazı Maddelerinin Yürürlükten
Kaldırılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname”nin 5.2.1992 günlü, 3771
sayılı Yasa’nın 19. maddesiyle düzenlenen 56. maddesinin birinci fıkrasının
ikinci tümcesinde yer alan “(b) bendindeki halin gerçekleşmesi durumunda…”
ibaresinin Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırılığı savıyla iptaline
karar verilmesi istemidir.
I- OLAY
Türkiye Cumhuriyeti
Devlet Demiryolları 1. Bölge Müdürlüğü’nde dispeçer
olarak görev yapan davacının, görevden uzaklaştırılması nedeniyle kesilen
ücretin ödenmesi talebiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin
iptali istemiyle açılan davanın temyiz incelemesinde, itiraz konusu kuralın
Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Danıştay Beşinci Daire iptali için
başvurmuştur.
II- İTİRAZIN GEREKÇESİ
İtirazın gerekçe bölümü şöyledir:“...
Anayasa’nın 2. maddesinde, Türkiye
Cumhuriyeti’nin, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı
içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı,
başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal
bir hukuk Devleti olduğu belirtilmiştir.
Hukuk Devleti, eylem ve işlemleri
hukuka uygun, insan haklarına saygı gösteren, bu hak ve özgürlükleri koruyup
güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek
sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm Devlet
organlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini
bağlı sayan, yargı denetimine açık, yasaların üstünde Anayasa ve yasa
koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan
Devlettir.
Hukuk güvenliği, temel hak
güvencelerinde korunan ortak değerdir. Hukuk Devleti hukuk normlarının öngörülebilir
olmasını, bireylerin tüm işlem ve eylemlerinde Devlete güven duyabilmesini,
Devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici
yöntemlerden kaçınmasını gerektirir.
Öte yandan Anayasa’nın 10. maddesinin
birinci fıkrasında herkesin, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi
inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun
önünde eşit olduğu belirtilmiştir.
Anayasa’nın 10. maddesinde yer verilen
eşitlik ilkesi ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmektedir. Eşitlik
ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin yasalarca aynı işleme bağlı
tutulmalarını sağlamak ve kişilere yasalar karşısında ayırım yapılmasını ve
ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi
kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin
çiğnenmesi yasaklanmıştır. Durum ve konumlardaki özellikler, kimi kişiler
ya da topluluklar için değişik kuralları gerekli kılabilir. Aynı hukuksal
durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa
Anayasa’nın öngördüğü eşitlik ilkesi çiğnenmiş olmaz; nitelikleri ve
durumları özdeş olanlar için yasalarla değişik kurallar konulamaz
Olayda, davacının TCDD Genel Müdürlüğü
Haydarpaşa 1. Bölge Müdürlüğü emrinde dispeçer olarak görev yapmakta iken
15.8.2001 tarihinde Derince Gar’ında 11621 nolu trenin 1153 nolu trene
arkadan çarpması sonucu meydana gelen kazayla ilgili olarak yapılan
inceleme ve soruşturma kapsamında 15.8.2001-14.11.2001 tarihleri arasında
görevden uzaklaştırıldığı, Yüksek Disiplin Kurulu’nun 6.2.2002 tarih ve
3/10 sayılı kararı ile 1/8 oranında maaş kesimi cezası ile
cezalandırıldığı, görevine dönmesi üzerine aylığından kesilen 1/3
oranındaki kısmın ödenmesi istemiyle 5.3.2002 tarihinde davalı idareye
yaptığı başvurunun reddi üzerine görülen davanın açıldığı anlaşılmıştır.
2.6.1934 günlü, 2489 sayılı Kefalet
Kanunu’nun 6. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu ileri sürülerek iptali
istemiyle, Konya 1. İdare Mahkemesi tarafından Anayasa Mahkemesi’ne yapılan
başvuru, Yüksek Mahkeme’nin 17.5.2007 tarih ve E:2004/17, K:2007/59 sayılı
kararı ile sonuçlandırılmış, kararda önlem nitelikli geçici görevden
uzaklaştırmayı düzenleyen 2489 sayılı Kefalet Kanunu’nun 6. maddesi ile
ilgili olarak, “Kefalet Kanunu’na tabi olarak çalışan memurlar ile 657
sayılı Devlet Memurları Kanunu’na ve diğer yasalara tabi olarak çalışan
devlet memurları kendilerine ödenmesi gereken ücretler bakımından aynı
durumdadırlar. Başka bir anlatımla suç işlediği ileri sürülen memurların
disiplin veya ceza soruşturmasının güvenli bir biçimde yürütülebilmesi için
görevden geçici olarak uzaklaştırılmaları durumunda, ödenmesi gereken maaş
ve ücretler bakımından aralarında herhangi bir fark yoktur. 657 sayılı
Devlet Memurları Kanunu’nda bu kanuna tabi olanların disiplin veya ceza
soruşturması nedeniyle hizmetten geçici olarak uzaklaştırılmaları ve bu
süre içerisinde belli bir oranda ücret verilmesi öngörülürken, Kefalet
Kanunu’na tabi olarak çalışan memurların zimmet suçu işlediği gerekçesi ile
hizmetten çıkarılmaları ve herhangi bir biçimde kendilerine ücret
verilmemesi aynı durumda olanlara farklı kuralların uygulanması sonucunu
doğurduğundan Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırıdır.” sonucuna
varılmıştır.657 sayılı Kanunun 141, 143 ve devamı maddelerinin birlikte
değerlendirilmesinden, hakkında görevden uzaklaştırma önlemi uygulanan bir
kamu personeli hakkında, 143. maddede öngörülen koşulların gerçekleşerek
görevden uzaklaştırma önleminin kaldırılması halinde, aylığından kesilen
1/3 oranındaki miktarın ödeneceği düzenlenmiş iken, 399 sayılı Kanun
Hükmünde Kararname’de aynı durumdaki personel için sadece 56. maddenin “b”
bendindeki koşulların gerçekleşmesi durumunda, söz konusu 1/3 oranındaki
kesinti miktarının ilgili personele ödeneceği kurala bağlanmış
bulunmaktadır.
Bu durumda, 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, 657 sayılı Kanundan
daha sınırlı bir düzenleme getirmekte ve bu durum Anayasa’nın 2 ve 10.
maddeleri ile bağdaşmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, 2949 sayılı Yasa’nın
28. maddesinin 1. fıkrası gereğince, 29.1.1990 tarihli Resmi Gazetede
yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu İktisadi Teşebbüsleri Personel Rejiminin
Düzenlenmesi ve 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Bazı Maddelerinin
Yürürlükten Kaldırılmasına Dair 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 56.
maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “(b) bendindeki
halin gerçekleşmesi durumunda” ibaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne
başvurulmasına, dosyada bulunan ilgili belgelerin onaylı birer örneğinin
Anayasa Mahkemesi Başkanlığı’na gönderilmesine, 4.2.2008 tarihinde
oybirliğiyle karar verildi.”
III- YASA METİNLERİA- İtiraz
Konusu Yasa Kuralı
399 sayılı
“Kamu İktisadi Teşebbüsleri Personel Rejiminin Düzenlenmesi ve 233 sayılı
Kanun hükmünde Kararnamenin Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına
Dair Kanun Hükmünde Kararname”nin itiraz konusu bölümü de içeren 5.2.1992
günlü, 3771 sayılı Yasa’nın 19. maddesiyle düzenlenen 56. maddesi şöyledir:“MADDE 56 - Soruşturma veya
yargılama sonunda yetkili mercilerce:a) Haklarında
sözleşmenin feshi cezasından başka bir disiplin cezası verilenler,b)
Takibata mahal olmadığına veya beraatine karar
verilenler,c) Hükümden evvel haklarındaki kovuşturma genel af ile
kaldırılanlar,d) Görevlerine ilişkin olsun veya olmasın çalıştırılmasına
engel olmayacak bir ceza ile hükümlü olup bu cezası ertelenenler,Hakkında
bu kararların kesinleşmesi üzerine görevden uzaklaştırma tedbiri kaldırılır.
(b) bendindeki halin gerçekleşmesi
durumunda sözleşme ücretinin kesilmiş bulunan 1/3 oranındaki kısmı
ilgililere ödenir.Görevden uzaklaştırma tedbiri
sözleşmeli personelin soruşturmaya konu olan fiilinin hizmetlerine devama
engel olmadığı hallerde, her zaman kaldırılabilir. Ceza kovuşturması
tutuksuz olarak devam edenlerden göreve başlamasında sakınca görülmeyenler
görevlerine döndürülebilirler.”
B-
Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında
Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi
İçtüzüğü’nün 8. maddesi uyarınca Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Sacit
ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, A. Necmi ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh KALELİ
ve Zehra Ayla PERKTAŞ’ın katılımlarıyla 20.3.2008
günü yapılan ilk inceleme
toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine
oybirliğiyle karar verilmiştir.
V- ESASIN
İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin
rapor, itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların
gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği
görüşülüp düşünüldü: Başvuru kararında, 657
sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre görevden uzaklaştırma tedbiri
uygulanan kamu personelinden, Yasa’da belirtilen durumlar çerçevesinde
yeniden görevlerine başlatılanlara tedbir süresince ödenmeyen 1/3 oranındaki
aylığın ödendiği, ancak399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede (KHK) aynı durumdaki personel için bu tür ödemelerin
sadece 56. maddenin (b) bendindeki koşulların gerçekleşmesiyle sınırlı
tutulduğu, bu nedenle kuralın Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırı
olduğu ileri sürülmüştür. 399 sayılı Kanun
Hükmünde Kararnamenin (KHK) 56. maddesinin birinci fıkrasının ilk
tümcesinde, haklarında (a)
sözleşmenin feshi cezasından başka bir disiplin cezası verilenler,(b)
takibata mahal olmadığına veya beraatine karar
verilenler; (c) hükümden evvel haklarındaki kovuşturma genel af ile
kaldırılanlar ile (d) görevlerine ilişkin olsun veya olmasın
çalıştırılmasına engel olmayacak bir ceza ile hükümlü olup bu cezası
ertelenenler hakkında bu kararların kesinleşmesi üzerine görevden
uzaklaştırma tedbirinin kaldırılacağı belirtilmektedir. Bu durumda,
tedbir süresince kesilen 1/3 oranındaki sözleşme ücretinin ilgiliye ödenmesi
de gündeme geleceğinden itiraz konusu kuralın içinde yer aldığı tümcede,
ancak “(b) bendindeki halin
gerçekleşmesi durumunda” bu ödemenin yapılacağı ifade edilmiştir.
Dolayısıyla, görevden uzaklaştırma tedbiri uygulanıp daha sonra haklarında
“takibata mahal olmadığına” veya “beraate” karar verilenler dışında, diğer sebeplerle
görevlerine yeniden başlatılanların bu ödemeden faydalanmaları mümkün
bulunmamaktadır. Anayasa’nın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti’nin,
toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına
saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel
ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olduğu belirtilmiştir.Hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka
uygun, insan haklarına saygı gösteren, bu hak ve özgürlükleri koruyup
güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek
sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet
organlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini
bağlı sayan, yargı denetimine açık, yasaların üstünde Anayasa ve yasa koyucunun
da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan
devlettir.Hukuk güvenliği, temel hak güvencelerinde korunan ortak değerdir.
Hukuk devleti hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm
işlem ve eylemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal
düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerektirir.Anayasa’nın 10. maddesinin birinci fıkrasında
herkesin, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din,
mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşit
olduğu belirtilmiştir. Eşitlik ilkesiyle eylemli değil, hukuksal
eşitlik öngörülmektedir. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumunda bulunan
kişilerin yasalarca aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak ve kişilere
yasalar karşısında ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir.
Durum ve konumlarındaki özellikler, kimi kişi ya da topluluklar için
değişik kuralları gerekli kılabilir. Aynı hukuksal durumlar
aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa
Anayasa’nın öngördüğü eşitlik ilkesi ihlal edilmiş olmaz. Nitelikleri ve
durumları özdeş olanlar için yasalarla değişik kurallar konulamaz. Kamu
hizmetinin gerektirdiği hallerde, görevi başında kalmasında sakınca görülen
kamu görevlileri hakkında, memur ya da sözleşmeli personel ayrımı yapılmaksızın
ihtiyati tedbir uygulanması nasıl hukuk devletinin gereği ise bu geçici
önlemin kaldırılması halinde göreve başlatma da hukuk devletinin
gereğidir.Anayasa’nın 55. maddesine
göre “emeğin karşılığı” olan ücret, kıdem, liyakat, kariyer, görev, yetki
ve sorumluluk gibi unsurlara bağlı olarak farklılık göstermekle birlikte,
görevden uzaklaştırma süresince eksik ödenen ücretin, tedbirinin
kaldırılmasına bağlı olarak kimi kamu görevlilerine ödenmemesi hukuk güvenliği
ile bağdaşmaz. Öte yandan, 399 sayılı KHK’ye tabi
ve kamu görevlisi olarak çalışan sözleşmeli personel ile 657 sayılı Devlet
Memurları Kanunu’na veya diğer yasalara tabi olarak çalışan devlet
memurları, kendilerine emeklerinin karşılığı olarak ücret ya da aylık
ödenmesi bakımından aynı durumdadırlar. Bunların disiplin veya ceza soruşturmasının
selameti gerekçeleriyle görevden geçici olarak uzaklaştırılmaları
durumunda,görevden uzak kaldıkları
süre içinde ödenmeyen aylık farkının 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na
tâbi olanlara ödenmesi öngörülmüş iken, 399 sayılı KHK’ye
tabi olarak çalışan kamu görevlilerine bu ödemenin yalnızca haklarında
takipsizlik veya bearet kararı verilmesiyle
sınırlı tutulması, aynı durumda olanlara farklı kuralların uygulanması
sonucunu doğurduğundan, Anayasa’nın eşitlik ilkesine de aykırıdır.Açıklanan
nedenlerle kural Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırıdır, iptali
gerekir.
VI- SONUÇ
22.1.1990 günlü, 399
sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Personel Rejiminin Düzenlenmesi ve 233
Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Bazı Maddelerinin Yürürlükten
Kaldırılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname’nin 5.2.1992 günlü, 3771
sayılı Yasa’nın 19. maddesiyle yeniden düzenlenen 56. maddesinin birinci
fıkrasının ikinci tümcesinde yer alan “(b) bendindeki halin gerçekleşmesi
durumunda …” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, 28.1.2010 gününde
OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz
PAKSÜT
|
Üye
Sacit ADALI
|
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
Üye
Ahmet AKYALÇIN
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
|
Üye
Mustafa YILDIRIM
|
Üye
A. Necmi
ÖZLER
|
Üye
Şevket APALAK
|
|
Üye
Serruh KALELİ
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
|