Anayasa
Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı: 2006/120
Karar Sayısı: 2009/151
Karar Günü: 5.11.2009
İPTAL
DAVASINI AÇAN: Türkiye Büyük Millet
Meclisi Üyesi Kemal ANADOL ve Haluk KOÇ ile Birlikte 118 Milletvekili
İPTAL
DAVASININ KONUSU: 1.7.2006 günlü,
5538 sayılı Bütçe Kanunlarında Yer Alan Bazı Hükümlerin İlgili Kanun ve
Kanun Hükmünde Kararnamelere Eklenmesi ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 35. maddesi ile
2.9.1983 günlü, 78 sayılı Yükseköğretim Kurumları Öğretim Elemanlarının
Kadroları Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’ye eklenen Ek Madde 8’in
Anayasa’nın 2., 6., 7., 8., 11., 130. ve 131.
maddelerine aykırılığı savıyla iptaline ve yürürlüğünün durdurulmasına
karar verilmesi istemidir.
I- İPTAL VE YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI
İSTEMİNİN GEREKÇESİ
İptal ve yürürlüğün durdurulması istemini içeren
2.8.2006 günlü dava dilekçesinin gerekçe bölümü şöyledir:
“01.07.2006 tarih ve 5538 sayılı Bütçe
Kanunlarında Yer Alan Bazı Hükümlerin İlgili Kanun ve Kanun Hükmünde
Kararnamelere Eklenmesi ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 35 inci Maddesi ile 78 sayılı Yükseköğretim
Kurumları Öğretim Elemanlarının Kadroları Hakkında Kanun Hükmünde
Kararnameye Eklenen Ek Madde 8’in Anayasaya Aykırılığı
01.07.2006 tarih ve 5538 sayılı Kanunun 35 inci
maddesi ile 78 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen ve iptali istenen
Ek Madde 8’de; Yükseköğretim Kurumları öğretim görevlisi, okutman,
araştırma görevlisi, uzman, çevirici ve eğitim – öğretim planlamacısı
kadrolarına açıktan veya naklen atanabilmek için (doktora yapanlar hariç)
Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından yapılacak merkezi
sınavda ve bu sınavı müteakip yükseköğretim kurumlarınca yapılacak giriş
sınavında başarılı olma şartı getirilmektedir. Ayrıca, bu sınavın yapılması ve sınavda başarılı
sayılmak için gerekli puanların ve diğer hususlara ilişkin ilişkin usul ve esasların belirlenmesi Yükseköğretim
Kurulunun teklifi üzerine Bakanlar Kuruluna verilmektedir.
Anayasanın 131 inci maddesinde: “Yükseköğretim
kurumlarının öğretimini planlamak, düzenlemek, yönetmek, denetlemek,
yükseköğretim kurumlarındaki eğitim – öğretim ve bilimsel araştırma
faaliyetlerini yönlendirmek bu kurumların Kanunda belirtilen amaç ve
ilkeler doğrultusunda kurulmasını, geliştirmesini ve üniversitelere tahsis
edilen kaynakların etkili bir biçimde kullanılmasını sağlamak ve öğretim
elemanlarının yetiştirilmesi için planlama yapmak maksadı ile Yükseköğretim
Kurulu kurulur” denilmektedir.
Anayasanın 131 inci maddesi gereğince, boş öğretim
elemanı kadrolarına yapılacak açıktan atama sayılarının belirlenmesi ve bu kadroların
yükseköğretim kurumları itibariyle dağıtımı, kullanımı ve diğer hususların
Yükseköğretim Kurulu tarafından yapılması gerekmektedir.
Nitekim,
04.11.1981 tarih ve 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanununun 17.08.1983 tarih
ve 2880 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi ile değişik 31 inci maddesi ile
yukarıda açıklanan hususların; fakültelerde dekanların, rektörlüğe bağlı
bölümlerde bölüm başkanlarının önerileri üzerine ve rektörün onayı ile
yerine getirileceği hükme bağlanmıştır.
Bu hüküm aynen şöyledir:
“Öğretim görevlileri; Üniversitelerde ve bağlı
birimlerinde bu Kanun uyarınca atanmış öğretim üyesi bulunmayan dersler
veya herhangi dersin özel bilgi ve uzmanlık isteyen konularının eğitim –
öğretim ve uygulamaları için, kendi uzmanlık alanlarındaki çalışma ve eserleri
ile tanınmış kişiler, süreli veya ders saati ücreti ile görevlendirilebilirler.
Öğretim görevlileri, ilgili yönetim kurullarının görüşleri alınarak
fakültelerde dekanların, rektörlüğe bağlı bölümlerde bölüm başkanlarının
önerileri üzerine ve rektörün onayı ile öğretim üyesi, öğretim üye
yardımcısı ve öğretim görevlisi kadrolarına atanabilirler veya kadro şartı
aranmaksızın ders saati ücreti veya sözleşmeli olarak istihdam
edilebilirler. Öğretim üyesi kadrolarına öğretim görevlileri en çok iki yıl
süre ile atanabilirler; bu süre sonunda işgal ettikleri kadroya başvuran
öğretim üyesi bulunmadığı ve görevlerine devamda yarar görüldüğü takdirde
aynı usulle yeniden atanabilirler. Atanma süresi sonunda görevleri
kendiliğinden sona erer. Bunların yeniden atanmaları mümkündür. Bu takdirde
ilk atama usulü uygulanır. Konservatuarlar ile meslek yüksekokullarına
gerektiğinde sürekli olarak öğretim görevlisi atanabilir.”
İptali istenen kural 2547 sayılı Yüksek Öğretim
Kanununun yukarıda açıklanan hükmünü zımnen yürürlükten kaldırmakta ve
Anayasanın 131 inci maddesine aykırı bir düzenleme getirmektedir.
Diğer taraftan Anayasanın 130 uncu maddesinin
dokuzuncu fıkrasında,
“Yükseköğretim
kurumlarının kuruluş ve organları ile işleyişleri ve bunların seçimleri,
görev, yetki ve sorumlulukları üniversiteler üzerinde Devletin gözetim ve
denetim hakkını kullanma usulleri, öğretim elemanlarının görevleri,
unvanları, atama, yükselme ve emeklilikleri, öğretim elemanı yetiştirme,
üniversitelerin ve öğretim elemanlarının kamu kuruluşları ve diğer kurumlar
ile ilişkileri, öğretim düzeyleri ve süreleri, yükseköğretime giriş, devam
ve alınacak harçlar, Devletin yapacağı yardımlar ile ilgili ilkeler,
disiplin ve ceza işleri, mali işler, özlük hakları, öğretim elemanlarının
uyacakları koşullar, üniversitelerarası ihtiyaçlara göre öğretim
elemanlarının görevlendirilmesi, öğrenimin ve öğretimin hürriyet ve teminat
içinde ve çağdaş bilim ve teknoloji gereklerine göre yürütülmesi,
Yükseköğretim Kuruluna ve üniversitelere Devletin sağladığı mali
kaynakların kullanılması kanunla düzenlenir.”
denilmiştir. Bu fıkrada belirtilen hususların Bakanlar Kurulunca çıkarılacak
bir yönetmeliğe bırakılması ve Bakanlar Kurulunun bu görev ve yetkileri
tamamen veya kısmen kullanmasının kanun ile öngörülmüş olması, Anayasanın
130 uncu maddesindeki “Kanunla düzenleme” şartının yerine getirildiğini
göstermez. Kanunla düzenlenme zorunluluğu Yükseköğretim Kurulunca
yürütülmesi gereken görevlerin yasa ile bir başka organa verileceği
anlamına gelmez.
Ayrıca Anayasanın 130 uncu maddesine göre Devletin
yükseköğretim kuruluşları üzerindeki görevi denetim ve gözetimle
sınırlıdır. Nitekim, Anayasa Mahkemesinin 30.05.1990
tarihli E.1990/2, K.1990/10 sayılı Kararında (AMKD. S.26, s.198 – 204),
“Anayasanın 130 uncu maddesi, üniversitelerin, bir
hukuk devletinin üniversitesine yaraşır biçimde uygar ve evrensel
karakterde öğretim – eğitim, araştırma ve yayın konularında bilimsel
özerkliğe sahip bir kamu tüzelkişisi biçiminde kurulmasını ve Cumhuriyetin
temel organları içinde bu niteliği ile yer almasını istemiş ve buna göre
düzenlemeler yapmıştır.
Anayasanın 130 uncu maddesinde, üniversitelerin,
bilimsel özerkliğe sahip kamu tüzelkişileri olarak tanımlanması ve bunların
ancak Devlet tarafından yasayla kurulabileceklerinin saptanması ile güdülen
ereğin, siyasal çevrelerin, özellikle iktidarların ve ayrıca çeşitli baskı
gruplarının, üniversite çalışmalarıyla öğretim ve eğitimini etki altında
tutabilmeleri yolunu kapatmak ve bu faaliyetlerin bilimsel gerekler ve
gereksinmelerden başka, herhangi bir dış etkiden uzak kalacak bir ortamda
sürdürülmesini sağlamak olduğunda kuşku yoktur” denilmiştir.
Anayasaya uygunluk denetimi yapılırken, Anayasanın
konuyla ilgili tüm hükümlerinden yararlanmak zarureti vardır. Çünkü, her yasa gibi Anayasa da bir bütündür ve tek bir
kuralın yeterince açıklık getirmediği durumlarda bütün metnin göz önünde
tutulması, başka bir anlatımla, sözün de açıklık olmayınca özüne gidilmesi
ve bunun için de kuralların tümünün incelenmesi, öz yönünden yorum
yapılırken ileriye dönük ve gerçekçi bir yolun izlenmesi gerekir (AYM.
E.90/4, K.90/6, T.12.04.1990, R.G. 12.04.1990, Sa.26).
Anayasa Mahkemesinin kararında açıkça vurgulandığı
üzere, Anayasanın üniversiteler konusunda kabul ettiği temel ilke; çağdaş
öğretim ve eğitime uygun çalışmalarla belirgin bilimsel düzeyde insan gücü
yetiştirmekle görevli üniversiteleri, dışardan
gelebilecek her çeşit baskı ve müdahaleden korumak üniversite eğitim ve
öğretimini, bilimsel gerekler ve gereksinmelerden başka herhangi bir dış
etkiden uzak tutmaktır.
Görüldüğü üzere yükseköğretim kurumlarının özerk
bir yapıya sahip olmaları ve bu yapının dışardan
gelebilecek her çeşit baskı ve müdahaleden korunması Anayasal bir
zorunluluktur ve yükseköğretim kurumlarına atanacak öğretim elemanlarının,
belirli akademik kriterler gözönüne
alınarak öğretim elemanının görevlendirileceği yerdeki yönetim kurulu,
dekan ve rektör onayı ile görevlendirilmesi de bu özerk yapının ayrılmaz
bir parçasıdır.
Belirtilen nedenlerle iptali istenen kural,
“Kanunla düzenleme” şartına aykırı düştüğünden ve yükseköğretim
kurumlarının olmazsa olmaz niteliğe sahip özerk yapısını zedelediğinden
Anayasanın 130 uncu maddesine açıkça aykırıdır.
Öte yandan iptali
istenen düzenleme ile merkezi sınavın yapılması ve sınavda başarılı
sayılmak için gerekli puanların ve diğer hususlara ilişkin ilişkin usul ve esasların belirlenmesi konusunda
Bakanlar Kuruluna verilen yetki, Anayasanın 6 ncı,
7 nci, 8 inci ve 123 üncü maddelerine de
aykırıdır.
Anayasanın 123 üncü
maddesi idarenin görevlerinin kanunla düzenleneceği ilkesini ifade
etmektedir. Anayasa Mahkemesinin 29.12.2004 tarihli E.2002/39, K.2004/125
sayılı kararında da aynen şöyle denilmiştir:
“Anayasanın
2 nci maddesinde öngörülen hukuk devleti
ilkesi, yasaların kamu yararına
dayanması ögesini içerdiği gibi, yasama organı
tarafından konulacak kurallarda adalet ve hakkaniyet ölçülerinin gözönünde tutulmasının gerekliliği, yine bu ilkenin
doğal bir yansımasıdır. Bu ölçütler ise hukuk kurallarının korunmasında
birbiriyle çatışan yararların uzlaştırılmasını zorunlu kılar. Aynı ilke
uyarınca, Devlet organlarının görev
ve yetkilerinin bu çerçevede yasalarla belirlenmesi gerektiği kuşkusuzdur.”
(R.G. T. 25.10.2005, Sa.25977).
Yürütme yetki ve
görevinin Anayasaya ve kanunlara uygun olarak yerine getirileceği ilkesinin
yer aldığı Anayasanın 8 inci maddesinden anlaşılacağı gibi, yürütmenin –
idarenin Anayasada gösterilen ayrık haller dışında asli düzenleme yetkisi
yoktur. Bu yetki Anayasanın 7 nci maddesinde
yasamaya verilmiştir ve devredilemez. Devredildiği taktirde
kökenini Anayasadan almayacağı için, Anayasanın 6 ncı
maddesine aykırı bir yetki niteliğini alır.
Anayasanın 123 üncü
maddesine göre idarenin yetkilerinin kanunla gösterilmesi gerekir. İdareye
kendi yetki ve görevlerini kendi işlemleri ile belirleme yetkisi
bırakılması, asli düzenleme yetkisi verilmesi anlamına gelir ve bu tür bir
yetkilendirme Anayasanın 6 ncı, 7 nci ve 8 inci maddelerine aykırı bir yetki devri
anlamını taşır.
Bu nedenle söz
konusu düzenleme ile Bakanlar Kuruluna tanınan belirleme yetkisi Anayasanın
6 ncı, 7 nci, 8 inci ve
123 üncü maddelerine de aykırı düşmektedir.
Anayasanın 2 nci maddesinde belirtilen hukuk devleti, her eylem ve
işlemi hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu
geliştirerek sürdüren, Anayasaya aykırı durum ve tutumları benimseyen,
hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, yasaların üstünde Anayasanın ve
yasakoyucunun da bozamayacağı temel hukuk
ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlettir. “Yasaların
kamu yararına dayanması” gereği
kuşkusuz hukuk devletinin temel değerlerinden birini oluşturmaktadır. Hukuk
devletinde hukuk güvenliğinin sağlanabilmesi için yasakoyucunun
öngörülebilir düzenlemeler getirmesi de asıldır. Bir hukuk devletinde,
devlet erki kullanılarak yapılan tüm kamu işlemlerinin nihaî amacının “kamu
yararı” olması gerekir. Bu gereklilik, kamu yararını, yasama organının
takdir yetkisi için de bir sınır konumuna getirir.
İptali istenen kural
ile yapılan düzenlemede kamu yararı bulunmamaktadır. Şöyle ki;
01.07.2006
tarih ve 5538 sayılı Kanunun 35 inci maddesiyle 78 sayılı Kanun Hükmünde
Kararnameye eklenen ve iptali istenen ek 8 inci maddesinin göre;
yükseköğretim kurumları öğretim görevlisi, okutman, araştırma görevlisi,
uzman, çevirici ve eğitim – öğretim planlamacısı kadrolarına naklen veya
açıktan yapılacak atamalar için ÖSYM tarafından merkezi yerleştirme sınav
sonuçlarının dikkate alınacağı belirtilmektedir. Bu durum, mesleki ve teknik yükseköğretimi olumsuz
yönde etkileyecektir.
Çünkü; meslek yüksekokullarında kuramsal bilgilerin yanı
sıra uygulama ağırlıklı mesleki eğitim programları uygulanmaktadır. Bu türden
ders programlarının yürütülebilmesi için meslek yüksekokullarında lisans
düzeyinde öğretim veren fakülte ve yüksekokullardan farklı olarak özellikle
uygulamalı dersler, atölye ve laboratuarlarda öğretim üyelerinden çok,
mesleki deneyimi olan ancak akademik kariyeri bulunmayan öğretim elemanları
görev almaktadır. Sanayi deneyimi olan elemanların merkezi sınavlara
girmesi ve buradan belirli puanlar alması beklenemez.
Bu yasanın
uygulanması durumunda, deneyimli kişilerden meslek yüksekokullarında öğretim
elemanı olarak yararlanılamayacaktır. İlgili yasa maddesi ile öğretim
elemanlarının alımında birliktelik sağlanılması düşünülmekle birlikte
belirli bir meslekte çok uzun süre deneyim kazanmış kişilerin meslek
yüksekokullarına atanma koşulları gittikçe zorlaştırılmıştır. Her ne kadar
ÖSYM tarafından yapılacak merkezi sınavın nitelikleri henüz belirli değilse
de mesleki deneyimi ölçemeyeceği açıktır. Örneğin, bir kaynakçının nasıl
kaynak yaptığı, bir turizm elemanının nasıl ön büro veya mutfakta çalıştığının
denenemeyeceği, taş oymacılığı, halıcılık, grafik – tasarım, otomotiv,
makine konusunda uzman bir kişinin yeteneğinin ölçülemeyeceği gibi. Meslek
eğitim için çok önemli olan iş deneyimine sahip elemanların zaten meslek
yüksekokullarına öğretim elemanı olarak çekilmesi zor iken bu yasal
düzenleme ile tümüyle ortadan kalkacaktır.
Dünyadaki
uygulamalara bakıldığında ise, mesleki ve teknik eğitim kurumlarında
istihdam edilen öğretim elemanlarının sanayide deneyimi bulunan kişilerden
deneyime bağlı olarak seçildiği görülmektedir. İptali istenen kuraldan
önce, benzer bir şekilde, öğretim elemanı görevlendirilebilmesi mümkündü.
Nitekim 2809 sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununun “Kurum ve
Kuruluşların İmkanlarından Yararlanma “ başlıklı 4
üncü maddesinde,
“Yükseköğretim
kurumlarının ve özellikle, meslek yüksekokullarının, eğitim – öğretim
faaliyetlerinin yürütülebilmesi için; ders araç – gereçleri ile öğretim
elemanı temin etmek, öğrencilere atölye ve sağlık tesisleri ile diğer iş
yerleri ve tesislerinde staj ve uygulama imkanları sağlamak üzere,
ilgili bakanlıklar ile onlara bağlı veya diğer kamu kurum ve
kuruluşlarından yararlanılır. Buna ait esaslar, Bakanlar Kurulu karar ile
yürürlüğe konacak bir yönetmelikle belirlenir.”
hükmüne yer verilmiş olup, bu hüküm uyarınca Bakanlar
Kurulunun 83/7401 sayılı kararı ile yürürlüğe konulan Yükseköğretim
Kurumlarının Bakanlıklar ile Onlara Bağlı Kurum ve Kuruluşlardan Yararlanma
Yönetmeliği ile de gerekli düzenleme yapılmıştır.
Bu nedenle, meslek
yüksekokullarına naklen veya açıktan atanacak öğretim elemanlarında ÖSYM
tarafından açılacak olan merkezi sınava girme zorunluluğu getirerek mesleki
ve teknik yükseköğretimi olumsuz yönde etkileyecek olan iptali istenen
kural ile yapılan düzenleme, kamu yararı bulunmadığından hukuk devleti
ilkesi ve dolayısıyla Anayasanın 2 nci maddesi
ile de bağdaşmamaktadır.
Diğer taraftan, bir yasa kuralının
Anayasanın herhangi bir kuralına aykırılığının tespiti onun kendiliğinden
Anayasanın 11 inci maddesine de aykırılığı sonucunu doğuracaktır (Anayasa
Mahkemesinin 03.06.1988 tarih ve E.1987/28, K.1988/16 sayılı kararı, AMKD., sa. 24, shf.
225).
5538
sayılı Kanunun 35 inci maddesi ile 78 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye
eklenen ek madde 8’in “Ancak, doktorasını tamamlamış bulunanlar için
merkezi sınava, Tıpta Uzmanlık Tüzüğü hükümlerine göre uzmanlık eğitimine
alınanlar için merkezi sınav ve giriş sınavlarına katılma şartı aranmaz.”
şeklindeki ikinci cümlesiyle bu maddenin birinci ve üçüncü cümleleri
arasında uygulama açısından ayrılmaz bir beraberlik olduğu için, söz konusu
ikinci cümlenin de birinci ve üçüncü cümleler için geçerli olan
gerekçelerle Anayasaya aykırı düştüğünü söylemek gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle 01.07.2006 tarih ve 5538
sayılı Bütçe Kanunlarında Yer Alan Bazı Hükümlerin İlgili Kanun ve Kanun
Hükmünde Kararnamelere Eklenmesi ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 35 inci maddesi ile 78
sayılı Yükseköğretim Kurumları Öğretim Elemanlarının Kadroları Hakkında
Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen ek madde 8 Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci, 11 nci, 130 uncu
ve 131 inci maddelerine aykırı olup, iptali gerekmektedir.”
II- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenilen Yasa Kuralı
5538 sayılı Yasa’nın 35. maddesi ile 78 sayılı
Yükseköğretim Kurumları Öğretim Elemanlarının Kadroları Hakkında Kanun
Hükmünde Kararname’ye eklenen Ek Madde 8 dava tarihi itibarıyla şöyledir:
“Ekli cetvelde yer alan öğretim görevlisi, okutman,
araştırma görevlisi, uzman, çevirici ve eğitim-öğretim planlamacısı kadrolarına;
açıktan veya öğretim elemanı dışındaki kadrolardan naklen atanabilmek için
Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından yapılacak merkezî sınavda
100 puan üzerinden en az 70 puan almak ve bu sınavı müteakip yükseköğretim
kurumlarınca yapılacak giriş sınavında başarılı olmak şarttır. Ancak, doktorasını tamamlamış bulunanlar için
merkezi sınava, Tıpta Uzmanlık Tüzüğü hükümlerine göre uzmanlık eğitimine
alınanlar için merkezi sınav ve giriş sınavlarına katılma şartı aranmaz.
Merkezi sınav ile giriş sınavlarının yapılması, sınavlara katılabilecekler
ve diğer hususlara ilişkin esas ve usuller Yükseköğretim Kurulunca
çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.”
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Dava dilekçesinde, Anayasa’nın 2.,
6., 7., 8., 11., 130. ve 131. maddelerine dayanılmıştır.
III- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi
gereğince, Tülay TUĞCU, Haşim KILIÇ,Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet
AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Mustafa YILDIRIM, Cafer ŞAT, Ali GÜZEL, Şevket
APALAK ve Osman Alifeyyaz PAKSÜT’ün
katılımıyla 27.9.2006 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada
eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar
verilmiştir.
IV- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
5538 sayılı Yasa’nın 35. maddesi ile 78 sayılı
Yükseköğretim Kurumları Öğretim Elemanlarının Kadroları Hakkında Kanun
Hükmünde Kararname’ye eklenen Ek Madde 8’in yürürlüğünün durdurulması
isteminin, koşulları oluşmadığından REDDİNE, 27.9.2006 gününde OYBİRLİĞİYLE
karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Dava dilekçesi ve ekleri, işin esasına ilişkin
rapor, iptali istenilen Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve
bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra
gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Ek 8. Maddenin Birinci Tümcesinin
İncelenmesi
Dava dilekçesinde, Yükseköğretim Kurumları öğretim
görevlisi, okutman, araştırma görevlisi, uzman, çevirici ve eğitim öğretim
planlamacısı kadrolarına açıktan veya naklen atanabilmek için merkezi sınav
sistemi getirildiği, getirilen merkezi sınav sisteminin mesleki ve teknik
yükseköğretimi olumsuz olarak etkiyeceği, bunun sonucunda belirli bir
meslekte deneyim kazanmış olan kişilerin meslek yüksek okullarına atanma
koşullarının zorlaştığı, bu durumda getirilen bu kuralda kamu yararı
bulunmadığı, bu nedenlerle Anayasa’nın 2. ve 11. maddelerine aykırı olduğu
ileri sürülmüştür.
İptal konusu maddenin birinci tümcesinde, 78 sayılı
Kanun Hükmünde Kararname’ye ekli cetvelde yer alan öğretim görevlisi,
okutman, araştırma görevlisi, uzman, çevirici ve eğitim-öğretim
planlamacısı kadrolarına, açıktan veya öğretim elemanı dışındaki
kadrolardan naklen atanabilmek için Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi
tarafından yapılacak merkezi sınavda 100 puan üzerinden en az 70 puan almak
ve bu sınavı müteakip yükseköğretim kurumlarınca yapılacak giriş sınavında
başarılı olmanın şart olduğu belirtilmiştir.
Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti,
insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem
ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup
bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan,
hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve yasalarla kendini
bağlı sayan, yargı denetimine açık, Anayasa’nın ve yasaların üstünde yasa
koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan
devlettir. Hukuk devletinde
yasa koyucu, Anayasa kurallarına bağlı olmak koşuluyla ihtiyaç duyduğu
düzenlemeyi yapma yetkisine sahiptir.
Yükseköğretim kurumlarının çeşitli kadrolarında
çalıştırılacak olan kişilerin temel bilgilerinin ölçülebilmesi, asgari
düzeylerinin belirlenebilmesi ve bu kurumlarda birliğin sağlanabilmesi için
merkezi bir sınav öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Bu sınav yasada belirtilen
istisnalar dışında öğretim elamanlığına atanacak olan herkese uygulanacaktır.
Anayasa’nın 130. maddesinin dokuzuncu fıkrasına göre öğretim elemanlarının
atanmalarının ve öğretim düzeylerinin yasayla düzenlenmesi gerekmektedir.
Gerek yasakoyucunun genel düzenleme yapma
konusundaki yetkisi, gerekse de yükseköğretim kurumlarındaki öğretim
elemanlarının atanma koşullarının ve öğretim düzeylerinin yasayla düzenlemesi
zorunluluğu nedeniyle, ülke çapında gerçekleştirilecek objektif, herkese
uygulanabilen ve genel kurallar içeren merkezi bir sınav sistemi
getirilmesinde hukuk devleti ilkesine aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle Ek 8. maddesinin birinci
tümcesi Anayasa’ya aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 11. maddesiyle ilgisi
görülmemiştir.
B- Ek 8.
Maddenin İkinci Tümcesinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, doktorasını tamamlamış
bulunanlar için merkezi sınav, Tıpta Uzmanlık Tüzüğü hükümlerine göre
uzmanlık eğitimine alınanlar için merkezi sınav ve giriş sınavlarına katılma
şartı aranmadığı, bu kuralla Ek 8. maddenin birinci ve ikinci tümceleri
arasında uygulama açısından ayrılmaz bir beraberlik olduğu belirtilerek
Anayasa’nın 2., 11. ve 130. maddelerine aykırı
olduğu ileri sürülmüştür.
Ek 8. maddenin ikinci tümcesi uyarınca, doktorasını
tamamlamış olanlar merkezi sınavdan, Tıpta Uzmanlık Tüzüğü hükümlerine göre
uzmanlık eğitimine alınanlar ise merkezi sınav ve giriş sınavlarından muaf
tutulmuşlardır.
2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve
Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 29. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi,
yasaların Anayasa’ya aykırılığı konusunda ilgililer tarafından ileri
sürülen gerekçelere dayanmaya mecbur değildir. Taleple bağlı kalmak
koşuluyla başka gerekçe ile de Anayasa’ya aykırılık kararı verebilir. Bu
nedenle, kuralın Anayasa’nın 10. maddesi yönünden de incelenmesi uygun
görülmüştür.
Ek 8. maddenin ikinci tümcesi uyarınca, doktorasını
tamamlamış olanlar merkezi sınavdan, Tıpta Uzmanlık Tüzüğü hükümlerine göre
uzmanlık eğitimine alınanlar merkezi sınav ve giriş sınavlarından muaf
tutularak doktorasını tamamlamış ve tıpta uzmanlık eğitimi almış kişiler
ile diğer kişiler hakkında ayrı ayrı kurallar
öngörülmüştür.
Yasa önünde eşitlik ilkesi, hukuksal durumları aynı
olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil hukuksal eşitlik
öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin
yasalar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayırım
yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda
bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında
eşitliğin çiğnenmesi önlenmiştir. Yasa önünde eşitlik, herkesin her yönden
aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler,
kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları
gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı
kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.
Doktorasını tamamlamış olanların, öncelikle doktora
eğitimine girmek için Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş
Sınavından belli bir puan almış olmaları, belli bir dil düzeyine sahip
olmaları ve yükseköğretim kurumları tarafından yapılan sınavda başarılı
olmaları gerekmektedir. Doktora eğitimi sırasında ise, almaları gereken
dersleri başarıyla tamamlamaları, yeterlik sınavından geçmeleri, bundan
sonra da bir tez hazırlamaları ve tez savunmasında başarılı olmaları
zorunludur. Tıpta Uzmanlık Tüzüğü kurallarına göre uzmanlık eğitimine
alınanların ise benzer biçimde Tıpta Uzmanlık Sınavında başarılı olmaları
ve aynı biçimde yabancı dil bilgilerinin belli bir düzeyde olması
gerekmektedir.
Bu durumda, gerek doktora eğitimini tamamlayanlar,
gerekse tıpta uzmanlık eğitimine alınanlar, yukarıda anılan aşamalardan
geçmemiş kişilerden farklı durumdadırlar. Farklı durumda olmaları
nedeniyle, akademik kadrolara girecek diğer adaylardan farklı yasa
kurallarına tabi tutulmaları Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk
devleti ilkesi ile 10. maddesinde belirtilen eşitlik ilkesine aykırı değildir.
İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 11.,
ve 130. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
C- Ek 8. Maddenin Üçüncü Tümcesinin
İncelenmesi
Dava dilekçesinde, iptal davasına konu olan kural
uyarınca merkezi sınav ile giriş sınavlarının yapılması, sınavlara
katılabilecekler ve diğer hususlara ilişkin esas ve usullerin Yükseköğretim
Kurulunca çıkarılacak yönetmelikle belirleneceği,Anayasa’nın 131. maddesine göre, boş
öğretim elemanı kadrolarına yapılacak açıktan atama sayılarının belirlenmesi
ve bu kadroların yükseköğretim kurumları itibariyle dağıtımı, kullanımı ve
diğer hususların Yükseköğretim Kurulu tarafından yapılması gerektiği halde,
bu konuda düzenleme yapma yetkisinin Yükseköğretim Kuruluna verilmesinin
Anayasa’nın 130. maddesindeki “Kanunla düzenleme” şartının yerine
getirildiğini göstermeyeceği, bu konudaki temel ilkenin üniversiteleri dışardan gelebilecek her çeşit baskı ve müdahaleden
korumak, üniversite eğitim ve öğretimini, bilimsel gerekler ve
gereksinmelerden başka herhangi bir dış etkiden uzak tutmak olduğu, bu
nedenlerle iptali istenen kuralın kanunla düzenlenme şartına aykırı düştüğü
ve yükseköğretim kurumlarının olmazsa olmaz niteliğe sahip özerk yapısını
zedelediği, bu nedenlerle de kuralın Anayasa’nın 6.,
7., 8., 11., 130. ve 131. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Ek 8. maddenin üçüncü tümcesine göre, yasa ile
getirilen merkezi sınav ile giriş sınavlarının yapılması, sınavlara
katılabilecekler ve diğer hususlara ilişkin esas ve usuller Yükseköğretim
Kurulunca çıkarılacak yönetmelikle belirlenecektir.
Anayasa’nın 130. maddesinin 9. fıkrasında “Yükseköğretim kurumlarının kuruluş ve
organları ile işleyişleri ve bunların seçimleri, görev, yetki ve
sorumlulukları üniversiteler üzerinde Devletin gözetim ve denetim hakkını
kullanma usulleri, öğretim elemanlarının görevleri, unvanları, atama,
yükselme ve emeklilikleri, öğretim elemanı yetiştirme, üniversitelerin ve
öğretim elemanlarının kamu kuruluşları ve diğer kurumlar ile ilişkileri,
öğretim düzeyleri ve süreleri, yükseköğretime giriş, devam ve alınacak
harçlar, Devletin yapacağı yardımlar ile ilgili ilkeler, disiplin ve ceza
işleri, malî işler, özlük hakları, öğretim elemanlarının uyacakları
koşullar, üniversitelerarası ihtiyaçlara göre öğretim elemanlarının
görevlendirilmesi, öğrenimin ve öğretimin hürriyet ve teminat içinde ve
çağdaş bilim ve teknoloji gereklerine göre yürütülmesi, Yükseköğretim
Kuruluna ve üniversitelere Devletin sağladığı malî kaynakların kullanılması
kanunla düzenlenir.” denilmiştir. Anayasa’nın 131. maddesinin birinci
fıkrasına göre Yükseköğretim kurumlarının öğretimini planlamak, düzenlemek,
yönetmek, denetlemek, yükseköğretim kurumlarındaki eğitim-öğretim ve
bilimsel araştırma faaliyetlerini yönlendirmek bu kurumların kanunda
belirtilen amaç ve ilkeler doğrultusunda kurulmasını, geliştirilmesini ve
üniversitelere tahsis edilen kaynakların etkili bir biçimde kullanılmasını
sağlamak ve öğretim elemanlarının yetiştirilmesi için planlama yapmak
maksadı ile Yükseköğretim Kurulu kurulur.
Ek 8. maddede sayılan kadrolara atanacakların
nitelikleri yasalarda yer almamaktadır. Üniversiteler bu konuda, 657 sayılı
Devlet Memurları Kanunu’nda sayılan memur olmak için gerekli niteliklere ek
olarak, bazı ölçütler belirlemektedirler. Bu maddenin üçüncü tümcesi, merkezi
sınav ile giriş sınavlarına kimlerin katılabileceğini, dolayısıyla akademik
kadrolara kimlerin atanabileceğini Yükseköğretim Kurulu tarafından
çıkarılacak bir yönetmeliğe bırakmaktadır.
Anayasa’nın 130. maddesine göre, akademik kadrolarda
görev yapacak kişilerin niteliklerinin yasa ile düzenlenmesi gerektiği
açıktır. Kimlerin sınava katılabileceklerinin ve niteliklerinin yasada
açıkça belirtilmeyerek Yükseköğretim Kurulu’nun çıkaracağı yönetmeliğe
bırakılması Anayasa’ya aykırılık oluşturmaktadır.
Bu nedenle iptal davasına konu tümcede geçen “… sınavlara katılabilecekler…” sözcükleri Anayasa’nın 130.
maddesine aykırıdır. İptali gerekir.
Öte yandan iptal edilen sözcükler dışında kalan
dava konusu bölümde hangi kadrolara atama yapılacağı, merkezi sınavda
alınması gereken puan belirtildikten sonra, sınavın nasıl, nerede, ne zaman
yapılacağı gibi detaylara ilişkin düzenlemelerin Yükseköğretim Kuruluna
bırakılması yasama yetkisinin devri niteliğinde görülmediğinden Anayasa’nın
7. ve 131. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Bu bölüme ilişkin ret kararına Fulya KANTARCIOĞLU,
Şevket APALAK ve Zehra Ayla PERKTAŞ katılmamışlardır.
Kuralın Anayasa’nın 2.,6., 8., 11. maddeleriyle ilgisi
görülmemiştir
VI- İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE
GİRECEĞİ GÜN SORUNU
Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında,
“Kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü
ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazetede yayımlandığı
tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal
hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih,
kararın Resmi Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez”
denilmekte, Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında
Yasa’nın 53. maddesinin dördüncü fıkrasında da bu kural tekrarlanmaktadır.
Maddenin beşinci fıkrasında ise, Anayasa Mahkemesi’nin, iptal halinde
meydana gelecek hukuksal boşluğu kamu düzenini tehdit veya kamu yararını
ihlal edici mahiyette görmesi halinde yukarıdaki fıkra hükmünü uygulayacağı
belirtilmektedir.
İptal edilen kuralın doğuracağı hukuksal boşluk
kamu yararını ihlal edici nitelikte görüldüğünden, Anayasa’nın 153.
maddesinin üçüncü fıkrasıyla 2949 sayılı Yasa’nın 53. maddesinin dördüncü
ve beşinci fıkraları gereğince iptal hükmünün, kararın Resmi Gazete’de
yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.
VII- SONUÇ
1.7.2006
günlü, 5538 sayılı Bütçe Kanunlarında Yer Alan Bazı Hükümlerin İlgili Kanun
ve Kanun Hükmünde Kararnamelere Eklenmesi ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 35. maddesiyle 2.9.1983
günlü, 78 sayılı Yükseköğretim Kurumları Öğretim Elemanlarının Kadroları
Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’ye eklenen Ek Madde 8’in:
1- Birinci
ve ikinci tümcelerinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
2- Üçüncü
tümcesinin;
a- “… sınavlara
katılabilecekler …” sözcüklerinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, OYBİRLİĞİYLE,
b- Kalan kısmının
Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Fulya KANTARCIOĞLU, Şevket APALAK ile Zehra Ayla PERKTAŞ’ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
3- Üçüncü tümcesinde yer alan ”… sınavlara
katılabilecekler …” sözcüklerinin iptal edilmesi nedeniyle doğacak hukuksal
boşluk kamu yararını ihlal edici nitelikte görüldüğünden, Anayasa’nın
153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 2949 sayılı Anayasa
Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri
Hakkında Kanun’un 53. maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları
gereğince, bu sözcüklere ilişkin İPTAL
HÜKMÜNÜN, KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK ALTI AY
SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE, OYBİRLİĞİYLE,
5.11.2009 gününde
karar verildi.
|
Başkan
Haşim
KILIÇ
|
Başkanvekili
Osman
Alifeyyaz PAKSÜT
|
Üye
Sacit ADALI
|
|
|
|
|
|
Üye
Fulya
KANTARCIOĞLU
|
Üye
Ahmet
AKYALÇIN
|
Üye
Mehmet
ERTEN
|
|
|
|
|
|
Üye
A.
Necmi ÖZLER
|
Üye
Serdar
ÖZGÜLDÜR
|
Üye
Şevket
APALAK
|
|
|
|
|
|
Üye
Serruh KALELİ
|
Üye
Zehra
Ayla PERKTAŞ
|
|
|
|
|
|
KARŞIOY GEREKÇESİ
5538 sayılı Yasa’nın 35. maddesi
ile 78 sayılı Yükseköğretim Kurumları Elemanlarının Kadroları Hakkında
Kanun Hükmünde Kararname’ye eklenen Ek Madde 8’in, ekli cetvelde yer alan
öğretim görevlisi, okutman, araştırma görevlisi, uzman, çevirici ve
eğitim-öğretim planlamacısı kadrolarına ilişkin merkezi sınav ile giriş
sınavlarının yapılması, sınavlara katılabilecekler ve diğer hususlara
ilişkin esas ve usullerin Yükseköğretim Kurulunca çıkarılacak yönetmelikle
belirleneceğine ilişkin dava konusu son tümcesinin sadece “sınavlara
katılabilecekler” bölümü, bu konunun yasa yerine yönetmelikle
düzenlenmesinin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilmiştir.
Oysa, Anayasa’nın Yükseköğretim
Kurumlarına ilişkin 130. maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca son
tümcedeki diğer hususların da yasa ile belirlenmesi zorunludur.
Açıklanan nedenlerle yasa ile düzenlenmesi gereken
konuların yönetmeliğe bırakılmasının Anayasa’nın 130. maddesine aykırı
olduğu düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Üye
Fulya
KANTARCIOĞLU
AZLIK OYU
Anayasa’nın yükseköğretimle ilgili 130. maddesinde
öğretim elamanlarının görevleri, ünvanları,
atama, yükselme ve emeklilikleri, öğretim elamanı yetiştirme, özlük hakları,
öğretim elamanlarının uyacakları koşullar gibi konuların kanunla
düzenleneceği açık bir şekilde vurgulanmıştır.
Anayasa 128. maddesinde memurların ve diğer kamu
görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, hakları ve yükümlülükleri, aylık,
ödenekleri ve diğer özlük işlerinin de kanunla düzenleneceği açıklanmış, 7.
maddesiyle de yasama yetkisinin devredilmezliği öngörülmüştür.
Uyuşmazlığa konu olan öğretim görevlisi, okutman,
araştırma görevlisi, uzman, çevirici ve eğitim-öğretim planlamacılarının
öğretim elemanı ve bu kapsamdaki öğretim yardımcıları olduklarında kuşku
bulunmamaktadır.
Belirtilen kurallar gereği nitelikleri belirtilen
görevler için yapılacak sınav ile diğer hususların yasada düzenlenmesi
gerekmektedir. Buna karşın konunun yasa yerine yönetmeliğe bırakılması
anayasal ilkelere aykırı olmaktadır.
Öte yandan, yasama yetkisinin devredilmezliği temel
ilke olup, ancak çerçevesi ve sınırları belirlenerek idari düzenlemelere
yetki verilebilir. Buna göre ölçüt ve ilkeleri belirtilmeden yönetmeliğe
yetki devri Anayasa’ya aykırıdır.
Bu nedenlerle dava konusu ek madde 8’in üçüncü
tümcesinin kalan kısmının da Anayasa’nın 7., 130.
ve 131. maddelerine aykırı olduğundan, iptali gerekeceği oyuyla karara
karşıyım.
Üye
Şevket
APALAK
KARŞIOY GEREKÇESİ
1.7.2006 günlü 5538 sayılı Bütçe Kanunlarında Yer
Alan Bazı Hükümlerin İlgili Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelere Eklenmesi
ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun’un 35. maddesi ile 02.09.1983 günlü, 78 sayılı Yükseköğretim
Kurumları Öğretim Elemanlarının Kadroları Hakkında Kanun Hükmünde
Kararname’ye eklenen Ek Madde 8’in üçüncü tümcesinde “…Merkezi sınav ile
giriş sınavlarının yapılması, sınavlara katılabilecekler ve diğer hususlara
ilişkin esas ve usuller Yükseköğretim Kurulunca çıkarılacak yönetmelikle
belirlenir.” denilmektedir.
Kararda; Ek Madde 8’in üçüncü tümcesinde
yönetmelikle düzenleneceği öngörülen madde, “…sınava katılabilecekler…”
sözcükleri yönünden Anayasa’nın 7. ve 130. maddelerine aykırı görülerek
iptal edilmiştir.
Anayasa’nın 7. maddesinde “Yasama yetkisi Türk
Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisi’nindir. Bu yetki devredilemez”
hükmü yer almaktadır.
Anayasa’nın “Yükseköğretim Kurumları” başlıklı 130.
maddesinin dokuzuncu bendinde ise öğretim elemanlarının görevleri,
unvanları, atama, yükselme ve emeklilikleri, öğretim elemanı yetiştirme,
öğretim düzeyleri ve sürelerinin kanunla düzenleneceği belirtilmektedir.
Bu durumda öğretim elemanlarının atanabilmesi için
merkezi sınav ile giriş sınavı yapılması ve diğer hususlara ilişkin esas ve
usullerin idari tasarruf niteliğindeki yönetmelikle düzenlenmesini öngören
dava konusu tümce, Anayasa’nın 7. ve 130. maddelerine aykırıdır.
Açıklanan nedenle “…
Merkezi sınav ile giriş sınavlarının yapılması, sınavlara katılabilecekler
ve diğer hususlara ilişkin esas ve usuller Yükseköğretim Kurulunca
çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.”yolundaki tümcenin tümünün iptali gerektiği görüşü ile çoğunluk
görüşüne katılmıyorum.
Üye
Zehra
Ayla PERKTAŞ
|