|
Yargıtay
4. Hukuk Dairesinden:
Esas No: 2009/2269
Karar
No: 2010/369
YARGITAY
İLAMI
Mahkemesi: Bursa 4. Asliye (Hakem Sıf.)
Hukuk Mahkemesi
Tarihi: 29/11/2007
Numarası: 2006/1-2007/2
Davacı: Maliye Hazinesi Vekili
Avukat Türkan GÜNEY
Davalı: Bursa Büyükşehir
Belediye Başkanlığı Vekili Avukat Cemile ERKAN
Davacı
Maliye Hazinesi vekili Avukat Türkan GÜNEY tarafından, davalı Bursa
Büyükşehir Belediye Başkanlığı aleyhine 10/2/2006 gününde verilen dilekçe
ile rücuen tazminat istenmesi üzerine mahkemece
yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 29/11/2007
günlü kararın Yargıtay'ca kanun yararına incelenmesi Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin
kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi
tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek
gereği görüşüldü.
Davacı idare, dava dışı kişilerin Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi'ne başvurarak; davalı tarafından yapılan kamulaştırma işleminden
sonra verilen kamulaştırma bedelinin arttırılmasına ilişkin yargı kararının
geç yerine getirildiğini, bu dönemde Devlet borçlarına ödenen yasal faiz,
ülkede gerçekleşen enflasyon oranının altında kaldığından mülkiyet hakkının
ihlal edildiğini iddia ettikleri; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nce bu
başvuru kabul edilerek başvuranlara 87.000 Euro ödenmesine karar
verildiğini, bu paranın 149.066 YTL olarak Dışişleri Bakanlığı bütçesinden
karşılandığını; davalının, kamulaştırma artırım bedelini geç ödeyerek
Hazine zararına yol açtığını belirterek, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
kararı gereğince ödenen bedelin davalıdan rücu
yolu ile alınmasını istemiştir.
Davalı
belediye ise, bütçesinin sınırlı olduğunu, ödemenin taksitlendirilmesinin
bütçe gereği olduğunu, ödenen faizin de yasal faiz olduğunu, olayda kusuru
bulunmadığını ileri sürerek istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Yerel
mahkemece hakem sıfatıyla yapılan yargılama sonunda; 17/12/2006
günlü bilirkişi raporu benimsenerek istemin bir bölümü kabul edilmiş;
tarafların itirazı da reddedilmiş ve karar kesinleşmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı; birbiriyle çelişen iki farklı
bilirkişi raporu olduğu halde çelişki giderilmeden birinci bilirkişi
raporuna göre karar verildiğini, kararda bu rapora neden üstünlük
tanındığının belirtilmediğini, ikinci rapordan hiç söz edilmediğini,
kararın gerekçeli olmadığını ve bu durumun Anayasa'nın 141. maddesi ile
Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 388. maddesine aykırı olduğunu ileri
sürerek hakem kararının yasa yararına bozulmasını istemiştir.
Dairemizce
yasa yararına bozma istemi ile sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Anayasa'nın
141/3 maddesi gereğince; "Bütün mahkemelerin her türlü kararları
gerekçeli olarak yazılır." Hukuk Usulü Muhakemeleri
Yasası'nın 388/3. maddesi gereğince de yargı kararında; tarafın sav ve
savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları olgular, çekişmeli
konular hakkında toplanan kanıtlar ile kanıtların tartışılarak kabul etmeme
ve üstün tutulma nedenleri, uyuşmazlık bulunmayan olaylar ile bunlardan
çıkarılan sonuç ve hukuki nedenler açık, kuşku ve duraksama uyandırmayacak
biçimde gösterilmesi gereklidir.
Yerel
mahkemece, dava konusu olaya ilişkin olarak birbiri ile çelişen iki ayrı
bilirkişi raporu alınmıştır. Raporlar arasındaki bu çelişki giderilmeden
ilk bilirkişi raporuna göre karar verilmiş; ancak, ikinci rapora neden
değer verilmediği, ilk rapora neden üstünlük tanındığı belirtilmemiştir.
Yerel
mahkemece açıklanan yönler gözetilmeyerek, yazılı biçimde karar verilmiş
olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden, Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı’nın yasa yararına bozma istemi yerinde olup kararın bozulması
gerekmiştir.
SONUÇ:
Yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı’nın yasa yararına bozma isteminin kabulü ile Hukuk Usulü
Muhakemeleri Yasası'nın 427. maddesi uyarınca sonuca etkili olmamak koşulu
ile kararın BOZULMASINA; gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile
dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine ve peşin alınan
harcın istek halinde geri verilmesine 21/1/2010
gününde oybirliğiyle karar verildi.
|