|
Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı :
2005/145
Karar Sayısı :
2009/112
Karar Günü :
23.7.2009
İPTAL DAVASINI AÇAN: Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri Haluk KOÇ ve
Kemal ANADOL ile birlikte 112 milletvekili
İPTAL DAVASININ KONUSU: 20.10.2005 günlü, 5413 sayılı Eleman Temininde
Güçlük Çekilen Yerlerde Sözleşmeli Sağlık Personeli Çalıştırılması ile Bazı
Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun,
Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu ve Sağlık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri
Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un;
1- 2. maddesiyle,
10.7.2003 günlü, 4924 sayılı Eleman Temininde Güçlük Çekilen Yerlerde
Sözleşmeli Sağlık Personeli Çalıştırılması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 5. maddesine eklenen
fıkranın birinci tümcesinin,
2- 3. maddesiyle,
10.7.2003 günlü, 4924 sayılı Yasa’nın 7. maddesinin değiştirilen birinci
fıkrasının ikinci tümcesinin “... hizmet
sözleşmesinde belirtilen koşullara uymaması nedeniyle sicil veya disiplin
amirleri tarafından yazılı olarak ikaz edilenlerden söz konusu koşullara
uymama halinin tekerrürü durumu ile ...” bölümünün,
3- 6. maddesiyle,
7.5.1987 günlü, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nun ek 1.
maddesinin ikinci fıkrasının sonuna eklenen tümcelerin,
Anayasa’nın 2., 6., 7.,
8., 10., 11. ve 128. maddelerine aykırılığı savıyla iptallerine ve
yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi istemidir.
I- İPTAL VE YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMLERİNİN
GEREKÇELERİ
İptal ve yürürlüğün
durdurulması istemlerini içeren dava dilekçesinin gerekçe bölümü şöyledir:
“1. 20.10.2005 Tarih ve 5413 Sayılı Eleman
Temininde Güçlük Çekilen Yerlerde Sözleşmeli Sağlık Personeli
Çalıştırılması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun, Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu ve Sağlık
Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 2 nci
Maddesinin 10.07.2003 Tarihli ve 4924 Sayılı Kanunun 5 inci Maddesine
Eklediği Fıkranın Birinci Cümlesinin Anayasaya Aykırılığı.
Anayasanın 128 inci maddesine göre, “Devletin, kamu
iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına
göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve
sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür.
Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve
yetkileri, hakları ve yükümlükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük
işleri kanunla düzenlenir.”
Anayasa Mahkemesi Sağlık Hizmetleri Temel Yasasının
iptali istemi dolayısı ile verdiği kararda, hiçbir yasaya hiçbir kurala
bağlı olmadan sözleşmeli personel çalıştırılmasının hukuksal yönden
olanaksız olduğuna karar vermiş, ancak sözleşmeli personelin göreve alınma,
görevden çıkarılma nedenleri ve çalıştırma koşulları yasada gösterildiği
takdirde, bu tür sözleşmeli personelin diğer kamu görevlisi
sayılabileceğine karar vermiştir.
Sağlık Bakanlığı’nın “memur” statüsündeki personeli
yanında “sözleşmeli” statüsündeki personelinin de asli ve sürekli kamu
hizmeti yürütmelerini temin etmek amacıyla, sözleşmeli personel statüsünün
yasayla oluşturulması gerekir. Bu Anayasal zorunluluğun gereği olarak
eleman temininde güçlük çekilen yerlerde çalıştırılacak sözleşmeli sağlık
personelinin statüsü, 4924 ve 5413 sayılı Kanun ile düzenlenmiştir.
Sağlık Bakanlığı’nın eleman temininde güçlük
çekilen yerlerde çalıştıracağı sözleşmeli personelin aylıkları ve diğer
özlük hakları 657 sayılı Yasadan farklı bir şekilde ancak, yine Yasa ile
belirlenmektedir. 4924 sayılı Yasada “izin”, “çalışma saatleri”
“sözleşmenin feshi”, “sosyal güvenlik” ve “atanma” ya ilişkin
düzenlemelerle sözleşmeli personele güvence sağlayan özlük hakları ile
ilgili düzenlemeler vardır. Ayrıca, 4924 sayılı Kanunun 8 inci maddesi ile, Kanunda hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanuna tabi
personel hakkında diğer kanunlarda aksine bir hüküm bulunmadıkça 657 sayılı
Devlet Memurları Kanunu hükümleri uygulanması kabul edilmiştir.
4924 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinde sözleşmeli
personel pozisyonlarına “atama” yapılacağı açık bir şekilde ifade
edilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin, 308 sayılı KHK’nin iptali
için açılan davada verdiği E.1988/5, K.1988/55 sayılı Kararda aynen şöyle
denilmektedir: “Atama, gerek öğretide, gerek yargısal içtihatlarda
birbiriyle uyumlu ve tutarlı biçimde bir şart işlem olarak
nitelendirilmektedir. Şart işlemlerin temel karakteristiğini, objektif
hukuktan gelen bir güç ve yetkinin kullanılması oluşturmaktadır. İşlemin
konusunu, objektif hukuk kuralları düzenlediği için tarafların iradesinin
belirleme yetkisi yoktur. Atama işleminde memur ya da diğer kamu
görevlilerinin rolü, karşılıklı hak ve yükümlülüklerin, yetki ve
sorumlulukların kural işlemleri önceden saptandığı, varolan
ve doğmuş bir statüye intisap etmekten ibarettir.”
4924 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde istihdam
edilecek sözleşmeli personel unvanları ve bunlarda aranılacak nitelikler
ekli (1) sayılı cetvelde gösterilmiştir. Cetvelde, baştabip, baştabip
yardımcısı ve başhemşire unvanları yoktur.
(1) sayılı cetvelde gösterilen tabip, uzman tabip, hemşire gibi
sözleşmeli personel atama yoluyla istihdam edilirken, söz konusu sözleşmeli
personel 5413 sayılı Kanunla 4924 sayılı Kanunun 5 inci maddesine eklenen
fıkranın ilk cümlesinde yer alan: “Sözleşmeli personel, istihdam edildiği
hizmet biriminde gereği halinde başhekim, başhekim yardımcısı ve başhemşire
olarak görevlendirilebilir” cümlesi uyarınca baştabip, baştabip yardımcısı
ve başhemşire olarak görevlendirilebilecektir.
Yani, daha üst görevler olduğunda şüphe olmayan
baştabip, baştabip yardımcısı ve başhemşire görevlerine atama değil
görevlendirme yapılacaktır.
657 sayılı Kanunun 69 uncu maddesinde “idari
görevlere atama”, 86 ncı maddesinde “vekalet görevi”, 88 inci maddesinde “ikinci görev”, Ek
Madde 8’de “geçici süreli görevlendirme” düzenlenmiştir. “Görevlendirme”,
657 sayılı Kanunda yer almayan bir ifadedir. Görevlendirme ile ilgili 4924
ve 5413 sayılı yasalarda da herhangi bir düzenleme yoktur.
Bu anlamda görevlendirme ibaresi, memur veya diğer
kamu görevlilerine güvence sağlayan bir ifade değildir. Buna karşılık
“atama” ibaresi memur veya diğer kamu görevlilerine güvence sağlayan
unsurlardan biridir.
308 sayılı KHK’nin iptaline ilişkin Anayasa
Mahkemesi kararının gerekçesinde; “O halde devlet, genel idare esasları
dışındaki hizmetlerde birer çalıştırılan konumunda bulunan KİT’lerdeki
sözleşmeli personelin hukuksal statüsünü belirlemek ve istihdam güvencesini
sağlamak için, yapılacak idari sözleşmelere esas olmak üzere, Anayasanın
128 inci maddesinin ikinci fıkrasında memur ya da diğer kamu görevlilerine,
49 uncu – 55 inci maddelerde işçilere ilişkin güvencelerin benzerlerini,
KİT’lerin hizmet özelliklerine uygun öğeleri içeren bir çerçeve ile
kurallara bağlamak zorundadır.” şeklinde yer alan anlatım, sözleşmeli
personel için güvence getirilmesi gerektiğini belirtmekte, bunun yanında
getirilecek güvencenin KİT’lerin hizmet özelliklerine uygunluğunu da
öngörmektedir.
Sözleşmeli personelin atama veya görevlendirmesine
ilişkin kurallarının yasa ile düzenlenmesi ve memurlara olduğu gibi diğer
kamu görevlilerine de yasal güvence oluşturulması Anayasal zorunluluktur.
“Görevlendirme”, “atama” işleminden
tamamen farklı olan ve memurlar veya diğer kamu görevlilerine güvence
sağlamayan bir idari işlemdir.
Bu nedenle, 5413 sayılı Kanunla 4924 sayılı Kanunun
5 inci maddesine eklenen fıkranın ilk cümlesinde yer alan: “Sözleşmeli
personel, istihdam edildiği hizmet biriminde gereği halinde başhekim,
başhekim yardımcısı ve başhemşire olarak görevlendirilebilir” cümlesi;
Anayasanın 128 inci maddesinde yer alan “Memurların ve diğer kamu
görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve
yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla
düzenlenir” kuralına aykırıdır.
Öte yandan, Sözleşmeli personelin, istihdam
edildiği hizmet biriminde gereği halinde başhekim, başhekim yardımcısı ve
başhemşire olarak görevlendirilebilmesi “yürütmenin kanuniliği” ilkesine de
aykırı bir düzenlemedir. Yasama organı, “gerektiği hallerde” ibaresini
kullanarak, yürütme organına gerektiği halleri asli olarak belirleme yetkisini
yani asli düzenleme yapma yetkisini vermiştir.
Anayasada yasayla düzenlenmesi öngörülen konularda,
yürütme organına genel ve sınırları belirsiz bir düzenleme yetkisinin
verilmesi olanaklı değildir. Yürütmenin düzenleme yetkisi, sınırlı,
tamamlayıcı ve bağımlı bir yetkidir. Bu nedenle Anayasada öngörülen ayrık
durumlar dışında, yasalarla düzenlenmemiş bir alanda, yasa ile yürütmeye
genel nitelikte kural koyma yetkisi verilemez.
Yürütme organına düzenleme yetkisi veren bir yasa
kuralının Anayasanın 7 nci maddesine uygun
olabilmesi için temel ilkeleri koyması çerçeveyi çizmesi, sınırsız,
belirsiz, geniş bir alanı yürütmenin düzenlemesine bırakmaması gerekir.
Anayasanın 6 ncı
maddesine göre, hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir
Devlet yetkisi kullanamayacağı için, söz konusu düzenleme Anayasanın 6 ncı maddesine de aykırıdır.
Devlet organlarının düzenli çalışması, yönetimde
istikrarın sağlanmasıyla olanaklıdır. Yönetimde istikrar ise, kamu
hizmetinin değişken öğesi olan iktidardaki siyasal partilerle değil, kamu
hizmetinin değişmez öğesi olan kamu görevlilerine sağlanacak “görev
güvence”siyle gerçekleştirebilecektir. Kamu hizmetinin sürekliliğinin
sağlanması için, kamu görevlilerinin atama güvencesine kavuşturulmasında
kamu yararı bulunmaktadır.
Anayasanın 128 inci, 6 ncı
ve 7 nci maddelerine açıkça aykırı olan bu
düzenlemenin hukuk devleti ilkesiyle bağdaştığı söylenemez.
Çünkü hukuk devletinin, işlem ve eylemlerinin
hukuka uygun olması, hukukun üstünlüğü ilkesini içtenlikle benimsemesi,
yasa koyucunun çalışmalarında kendisini her zaman Anayasa ve hukukun üstün
kurallarıyla bağlı tutması, yasa koyucu da dahil
devletin tüm organları üstünde hukukun mutlak bir egemenliğe sahip olması,
adil bir hukuk düzeni kurarak geliştirmeyi zorunlu sayması gerekir.
Hukuk devleti olmak, yönetilenlere hukuk güvencesi
sağlayan bir düzen kurmaktır. Böyle bir düzenin kurulması, yasama ve yargı
yetkileriyle yürütme alanına giren tüm işlemlerin hukuk kuralları içinde
kalması ile gerçekleşebilir. Bu bağlamda hukuk devleti, her dilediğini
yapamayan, kendini hukukla bağlı sayan ve tüm yetkilerinin sınırının
hukuksal kurallarla belirlendiği Devlettir.
Ayrıca, Anayasanın herhangi bir hükmüne aykırı bir
düzenlemenin Anayasanın 11 inci maddesindeki Anayasanın üstünlüğü ve bağlayıcılığı
ilkeleriyle uyum halinde olması da düşünülemez.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, 5413 sayılı Kanunlun
2 nci maddesiyle 4924 sayılı Kanunun 5 inci
maddesine eklenen fıkranın ilk cümlesinde yer alan: “Sözleşmeli personel,
istihdam edildiği hizmet biriminde gereği halinde başhekim, başhekim
yardımcısı ve başhemşire olarak görevlendirilebilir” cümlesi; Anayasanın 2,
6, 7, 11 ve 128 inci maddelerine aykırı olup, iptali gerekir.
2. 20.10.2005 Tarih ve 5413 Sayılı Eleman Temininde
Güçlük Çekilen Yerlerde Sözleşmeli Sağlık Personeli Çalıştırılması ile Bazı
Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun,
Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu ve Sağlık Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri
Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 3
üncü Maddesinin Değiştirdiği 10.07.2003 Tarihli ve 4924 Sayılı Kanunun 7 nci Maddesinin Birinci Fıkrasının İkinci Cümlesinde Yer
Alan “hizmet sözleşmesinde belirtilen koşullara uymaması nedeniyle sicil ve
disiplin amirleri tarafından belirtilen yazılı olarak ikaz edilenlerden söz
konusu koşullara uyma halinin tekerrürü durumu ile” İbaresinin Anayasaya
Aykırılığı.
5413 sayılı Yasanın 3 üncü maddesi, 4924 sayılı
Kanunun 7 nci maddesinin birinci ve ikinci
fıkraları ile dördüncü fıkrasının son cümlesini değiştirmiştir. 5413 sayılı
Kanun ile yapılan değişikliklerle sözleşmenin çeşitli nedenlerle feshi
halinde, personele güvenceler sağlanmıştır. 4924 sayılı Kanunda ise, bu tür
güvenceler yoktu.
Örneğin; norm pozisyon sayısında değişiklik olması,
sözleşmeli personel pozisyonlarının vizelendiği
birimlerin kapatılması veya bu hizmet birimlerinde sözleşmeli personel
istihdamından vazgeçilmesi veya söz konusu birimlerde bazı unvanlarda
sözleşmeli personel istihdamından vazgeçilmesi sebebiyle sözleşmenin
feshedilmesi halinde söz konusu personelin başka pozisyonlarda
çalıştırılmasına ilişkin hükümler 5413 sayılı Kanun ile yapılan
değişikliklerle getirilmiştir.
Ancak, Sağlık Bakanlığı’nın eleman temininde güçlük
çekilen yerlerde çalıştıracağı sözleşmeli personele, sözleşmenin feshi
halinde sağlanan güvencelerle ilgili 5413 sayılı Kanun ile getirilen bu
olumlu ve Anayasayla uyumlu değişiklikler, sözleşmenin feshi ile ilgili tüm
durumları kapsamamaktadır.
5413 sayılı Kanun, 4924 sayılı Kanunda yer alan 7 nci maddenin birinci fıkrasını hiç değiştirmemiştir.
Yani, 5413 sayılı Kanunda tekrar aynı biçimde düzenlenen 4924 sayılı
Kanunun 7 nci maddesinin birinci fıkrası, 5413
sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında da aynı şekilde yer
almıştır. Her iki yasada da aynı şekilde yer alan söz konusu fıkra, aynen
aşağıdaki gibidir:
“Sözleşmeli
personel, iki ay önceden yazılı ihbarda bulunmak şartıyla sözleşmeyi tek
taraflı olarak her zaman feshedebilir. Bakanlık, hizmet
sözleşmesinde belirtilen koşullara uymaması nedeniyle sicil veya disiplin
amirleri tarafından yazılı olarak ikaz edilenlerden söz konusu koşullara
uymama halinin tekerrürü durumu ile norm pozisyon sayısında değişiklik
olması, sözleşmeli personel pozisyonlarının vizelendiği
birimlerin kapatılması veya bu birimlerde sözleşmeli personel istihdam
edilmesinden vazgeçilmesi veya söz konusu birimlerde bazı unvanlarda
sözleşmeli personel istihdamından vazgeçilmesi hallerinde, sözleşmeli
personelin sözleşmesini bir ay önceden yazılı ihbarda bulunmak şartıyla
feshedebilir. Bakanlık sözleşmeyi sona erdirmek istediği takdirde
gerekçesini karşı tarafa bildirmek zorundadır.”
5413 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci
fıkrasında, idarenin sözleşmeyi feshedebileceği durumlardan biri hariç
diğer durumlar için sözleşmeli personele güvenceler sağlanmıştır. Güvence
sağlanmayan durum, yukarıdaki paragrafta koyu harflerle yazılı olan ve
sözleşmeli personelin sicil ve disiplin amirlerinin hizmet sözleşmesinde
belirtilen koşullara uymaması nedeniyle yazılı olarak ikazının tekerrür
etmesi halidir.
Yani, hizmet sözleşmesinde belirtilen koşullara
uymaması nedeniyle sicil veya disiplin amirleri tarafından yazılı olarak
ikaz edilenler söz konusu koşullara uymama halinin tekerrürü durumunda
tamamen güvencesizdirler. Bunların sözleşmesi Bakanlık tarafından
feshedildiğinde, norm pozisyon sayısında değişiklik olması, sözleşmeli
personel pozisyonlarının vizelendiği birimlerin
kapatılması veya bu birimlerde sözleşmeli personel istihdam edilmesinden
vazgeçilmesi hallerinde sözleşmelerin feshinde olduğu gibi başka sözleşmeli
pozisyonlara yerleştirilmeyeceklerdir.
Sözleşmeli personelin sözleşmesinin feshini yani
işine son verilmeyi gerektirir bir davranışta bulunup bulunmadığı
soruşturma konusu bile yapılmadan, yani işine son verilmeyi gerektirir bir
davranışta bulunup bulunmadığı tarafsız bir heyet tarafından araştırılıp,
soruşturulup, suçlanan kişinin savunması alınarak bir kanaate ulaşılmadan
sadece sicil veya disiplin amirlerinin (subjektif
değerlendirmelere açık olma olasılığı yüksek) yazılı ikazı ile sözleşmesinin
feshedilebilmesi, bu personeli, tamamen güvencesiz kılar ve sağlanmış olan
diğer güvenceleri de anlamsız hale getirir.
Sağlık Bakanlığı’nın “memur” statüsündeki personeli
yanında “sözleşmeli” statüsündeki personelinin de asli ve sürekli kamu
hizmeti yürütmelerini temin etmek amacıyla, sözleşmeli personel statüsünün
yasayla oluşturulması gerekir. Bu Anayasal zorunluluğun gereği olarak
eleman temininde güçlük çekilen yerlerde çalıştırılacak sözleşmeli sağlık
personelinin statüsü, 4924 ve 5413 sayılı Kanun ile düzenlenmiştir.
Anayasanın 128 inci maddesine göre, “Devletin, kamu
iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına
göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve
sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür.
Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve
yetkileri, hakları ve yükümlükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük
işleri kanunla düzenlenir.”
Anayasa Mahkemesi Sağlık Hizmetleri Temel Yasasının
iptali istemi dolayısı ile verdiği kararda, hiçbir yasaya hiçbir kurala
bağlı olmadan sözleşmeli personel çalıştırılmasının hukuksal yönden
olanaksız olduğuna karar vermiş, ancak sözleşmeli personelin göreve alınma,
görevden çıkarılma nedenleri ve çalıştırma koşulları yasada gösterildiği
takdirde, bu tür sözleşmeli personelin diğer kamu görevlisi
sayılabileceğine karar vermiştir.
308 sayılı KHK’nin iptaline ilişkin Anayasa
Mahkemesi kararının gerekçesinde; “O halde devlet, genel idare esasları
dışındaki hizmetlerde birer çalıştırılan konumunda bulunan KİT’lerdeki
sözleşmeli personelin hukuksal statüsünü belirlemek ve istihdam güvencesini
sağlamak için, yapılacak idari sözleşmelere esas olmak üzere, Anayasanın 128
inci maddesinin ikinci fıkrasında memur ya da diğer kamu görevlilerine, 49
uncu – 55 inci maddelerde işçilere ilişkin güvencelerin benzerlerini,
KİT’lerin hizmet özelliklerine uygun öğeleri içeren bir çerçeve ile
kurallara bağlamak zorundadır.” şeklinde yer alan anlatım, sözleşmeli
personel için güvence getirilmesi gerektiğini belirtmekte, bunun yanında
getirilecek güvencenin KİT’lerin hizmet özelliklerine uygunluğunu da
öngörmektedir.
Sözleşmeli personelin atama veya görevlendirmesine ilişkin
kurallarının yasa ile düzenlenmesi ve memurlara olduğu gibi diğer kamu
görevlilerine de yasal güvence oluşturulması ve bu güvencelerin hizmet
özelliklerine uygun olması Anayasal zorunluluktur.
Bu nedenle, 5413 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle
değiştirilen 10.07.2003 tarihli ve 4924 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “hizmet
sözleşmesinde belirtilen koşullara uymaması nedeniyle sicil veya disiplin
amirleri tarafından yazılı olarak ikaz edilenlerden söz konusu koşullara
uymama halinin tekerrürü durumu ile” ibaresi, Anayasanın 128 inci
maddesinde yer alan “Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri,
atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve
ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir” kuralına aykırıdır.
Öte yandan, Devlet organlarının düzenli çalışması,
yönetimde istikrarın sağlanmasıyla olanaklıdır. Yönetimde istikrar ise,
kamu hizmetinin değişken öğesi olan iktidardaki siyasal partilerle değil,
kamu hizmetinin değişmez öğesi olan kamu görevlilerine sağlanacak “görev
güvence”siyle gerçekleştirebilecektir. Kamu hizmetinin sürekliliğinin
sağlanması için, kamu görevlilerinin atama güvencesine kavuşturulmasında
kamu yararı bulunmaktadır.
Anayasanın 128 inci maddesine açıkça aykırı olan bu
düzenlemenin hukuk devleti ilkesiyle bağdaştığı söylenemez.
Çünkü hukuk devletinin, işlem ve eylemlerinin
hukuka uygun olması, hukukun üstünlüğü ilkesini içtenlikle benimsemesi,
yasa koyucunun çalışmalarında kendisini her zaman Anayasa ve hukukun üstün
kurallarıyla bağlı tutması, yasa koyucu da dahil
devletin tüm organları üstünde hukukun mutlak bir egemenliğe sahip olması,
adil bir hukuk düzeni kurarak geliştirmeyi zorunlu sayması gerekir.
Hukuk devleti olmak, yönetilenlere hukuk güvencesi
sağlayan bir düzen kurmaktır. Böyle bir düzenin kurulması, yasama ve yargı
yetkileriyle yürütme alanına giren tüm işlemlerin hukuk kuralları içinde
kalması ile gerçekleşebilir. Bu bağlamda hukuk devleti, her dilediğini
yapamayan, kendini hukukla bağlı sayan ve tüm yetkilerinin sınırının
hukuksal kurallarla belirlendiği Devlettir.
Ayrıca, Anayasanın herhangi bir hükmüne aykırı bir
düzenlemenin Anayasanın 11 inci maddesindeki Anayasanın üstünlüğü ve
bağlayıcılığı ilkeleriyle uyum halinde olması da düşünülemez.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; 5413 sayılı Kanunun
3 üncü maddesiyle değiştirilen 10.07.2003 tarihli ve 4924 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer
alan “hizmet sözleşmesinde belirtilen koşullara uymaması nedeniyle sicil
veya disiplin amirleri tarafından yazılı olarak ikaz edilenlerden söz
konusu koşullara uymama halinin tekerrürü durumu ile” ibaresi, Anayasanın
2, 11 ve 128 inci maddelerine aykırı olup, iptali gerekir.
3. 20.10.2005 Tarih ve 5413 Sayılı Eleman Temininde
Güçlük Çekilen Yerlerde Sözleşmeli Sağlık Personeli Çalıştırılması ile Bazı
Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun,
Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu ve Sağlık Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri
Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 6
ncı Maddesinin, 07.05.1987 Tarihli ve 3359 Sayılı
Sağlık Hizmetleri Temel Kanunun Ek 1 inci Maddesinin İkinci Fıkrasının
Sonuna Eklediği Cümlelerin Anayasaya Aykırılığı.
20.10.2005 tarih ve 5413 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi ile 07.05.1987 günlü, 3359 sayılı “Sağlık
Hizmetleri Temel Kanunu”nun ek 1 inci maddesinin ikinci fıkrasının sonuna
eklenen birinci cümlede, Sağlık Bakanlığı eğitim ve araştırma
hastanelerinde klinik şefi ve klinik şef yardımcılığı kadrolarına, ilgili dalda
uzman olan profesör veya doçentler ile ilgili dal tabipleri arasından
Bakanlıkça atama yapılacağı bildirilmiş; ikinci cümlede ise profesör veya doçent
unvanına sahip olmayan uzman tabiplerin klinik şefi ve yardımcılığı
kadrolarına atanmalarında yapılacak sınavda başarılı olma koşulu aranırken,
profesör ve doçentler için böyle bir koşul getirilmemiş ve her iki cümlede
de profesör ve doçentlerin klinik şefi ve şef yardımcısı olarak
atanmalarında seçimin nasıl ve hangi ölçülere yapılacağı konusunda herhangi
bir düzenleme yer almadığı için, profesör ve doçentlerin atanması konusunda
Bakanlığa verilen yetki, tamamen takdiri ve bu nedenle de keyfiliğe açık
bir nitelik almıştır.
Anayasamızın 8 inci maddesi, yürütmenin Anayasa ve
kanunlar çerçevesinde yerine getirilecek ve kullanılacak bir yetki ve görev
olduğunu ifade etmiştir.
Yürütmenin yasa ile düzenlenmemiş bir alanda
Anayasanın gösterdiği ayrık haller dışında asli düzenleme yetkisi yoktur.
Bu yetki yasamanındır ve devredilemez.
Söz konusu iki cümle ile Sağlık Bakanlığına
profesör ve doçentler arasından klinik şefliği ve şef yardımcılığı için
atama yapmak konusunda tanınan yetki, atama ile ilgili herhangi bir ölçüt –
kural getirmediği ve atamayı tamamen takdire bıraktığı için, bu hususlarda
asli düzenlemeyi yapma yetkisini de yürütmeye vermiş olmaktadır.
Böyle bir yetkilendirmenin Anayasanın 8 inci
maddesinde ifade edilmiş olan yürütmenin kanuniliği ilkesi ile
bağdaşmayacağı ve Anayasanın 7 nci maddesine
aykırı bir yetki devri niteliği taşıyacağı; kökenini Anayasadan almadığı
için, Anayasanın 6 ncı maddesi ile de çelişeceği
açıktır.
Kaldı ki Anayasanın 128 inci maddesi kamu
görevlilerinin yükseltilmelerine, statülerine ilişkin hususların yasa ile
düzenlenmesini öngörmektedir.
Anayasanın yasa ile düzenlenmesini öngördüğü bir
hususta yürütmeye asli düzenleme yetkisinin bırakılması, Anayasanın 128
inci maddesi ile de uyumsuz olacaktır.
Diğer yanda, uzman profesör ve doçentlere Sağlık
Bakanlığı eğitim ve araştırma hastanelerindeki klinik şefi ve şef
yardımcılığı kadrolarına sınavsız atama olanağı getiren Tababet Uzmanlık
Yönetmeliği kurallarının Danıştay 5. Dairesinin 16.06.2004 ve 23.06.2004
tarihli kararlarıyla iptal edildiği hususu da göz ardı edilmemelidir.
5413 sayılı Kanunun 6 ncı
maddesinin 3359 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesinin ikinci fıkrasının
sonuna eklediği ve uzman profesör ve doçentler için sınavsız atama olanağı
getiren söz konusu birinci ve ikinci tümcelerin, bu açıdan bakıldığında,
Danıştay’ın vermiş olduğu iptal kararının yasa ile etkisizleştirilmesi
işlevini yerine getirdiği de ortadadır.
Devlet erklerinin, yürütmenin eyleminin yasa
sınırları içinde kalması yerine, yasanın yürütmenin eylemine uydurulması
şeklinde kullanılmasının, kuvvetler ayrılığı ve Anayasanın 2 nci maddesinde ifade edilmiş bulunan hukuk devleti ve 8
inci maddesinde ifade edilmiş yürütmenin kanuniliği ilkesi ile
bağdaştırılması mümkün olamaz.İptali istenen söz
konusu cümlelerde, klinik şefliği ve şef yardımcılığı için uzman profesör
ve doçentler bakımından sınav koşulu aranmazken, uzman tabipler bakımından
sınav esasının getirilmiş olması, kanun önünde eşitlik ilkesine de aykırı
düşmektedir. Kuşkusuz doçent ve profesör sıfatını taşıyanlarla, yalnız
uzman tabip olanlar bir ve aynı konum ve nitelikte değildir. Ancak bir
statüye geliş için sınav esası getirilmiş ise, bu esas farklı konumdakiler
bakımından da kendi grupları açısından korunmalıdır. Yani klinik şefliği ve
şef yardımcılığı için doçent ve profesör sıfatını taşıyanlar da kendi
aralarında sınava veya ayırıma elverişli bir yönteme tabi tutulmalıdır. Bu,
özellikle söz konusu görevlere aday birden fazla profesör veya doçentin
bulunması halinde gereklidir. Aksi takdirde uygulama, açıkça
keyfileşecektir.
1982 Anayasasının 56 ncı
maddesinde; sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması başlığı altında
“Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini
sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini
gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet
vermesini düzenler.
Devlet, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki
sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine
getirir.” denilmiştir.
Bu düzenlemede sağlık hakkının niteliği açısından
iki temel unsur göze çarpmaktadır. Birincisi sağlık hakkının bir bileşeni
olarak “sağlıklı olma hakkı”, diğeri de “sağlık hizmetlerinden yararlanma
hakkıdır.” Sağlıklı olma hakkı daha çok diğer bireylere olumsuz bir edimde
bulunma yükümlülüğü yükleyen içeriğe sahiptir. Bu anlamda, kişilerin
sağlıklı olma hakkı bir kamusal korumaya tabidir. Sağlık hizmetlerinden
yararlanma hakkı, bir ekonomik ve sosyal haktır. Bu yönüyle kamuya ya da
Anayasada geçen biçimiyle Devlete belli yükümlülükler öngörür. Devlet
herkesin sağlık hizmetlerinden yararlanması için gerekli tedbirleri almalı,
kişilerin sağlık hizmetlerinden yararlanmasını sağlamalıdır.
Bireyler için sağlık hizmetlerinden yararlanma
hakkı, devlet için bir sorumluluk anlamına gelir. Devlet, bu yükümlülüğünü
bir yandan bireylerin sağlığına engel olan etmenleri ortadan kaldırarak
diğer yandan da kaybolan sağlığın kazanılmasını sağlayarak gerçekleştirir.
Bu görev ve hizmetlerin yerine getirilebilmesi için yetişmiş elemana ihtiyaç
vardır. Bu elemanların üst düzeyini de, yönetici sınıf oluşturmaktadır.
Eğitim ve araştırma hastanelerindeki klinik şefliği
ve şef yardımcılıkları görevinin belirtilen işlevinden kaynaklanan önemine
binaen bu görevlere profesör ya da doçentler arasından atama yapılırken en
uygununun seçilmesi yerine siyasal kimliği önde gelen ve çeşitli baskılar
altında bulunan Bakan’ın öznel değerlendirmelerine ve mutlak takdirine
bırakan böyle bir düzenlemenin işyeri huzurunu ve çalışma barışını
bozacağı, hizmet kalitesini ve verimini düşüreceği için kamu yararı ile
bağdaşmayacağı için hukuka uygun bulunmadığı Sayın Cumhurbaşkanının geri gönderme
tezkeresinde de ifade edilmiştir.
Bir hukuk devletinde, devlet erki kullanılarak
yapılan tüm kamu işlemlerinin nihaî amacının “kamu yararı” olması gerekir.
Bu gereklilik, kamu yararını, yasama organının takdir yetkisi için de bir
sınır konumuna getirir. Hiçbir kamu erki, kamu yararının gerçekleşmesini
engelleyici biçimde kullanılamaz. Bir kamu hukuku tasarrufu olan kanunların
partizan ve özel maksatlarla değil, “kamu yararı” amacı ile
çıkarılması gerektiği, Anayasa Mahkemesinin yerleşmiş kararlarının da bir
gereğidir. Bu bakımdan da, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri
Temel Kanunun ek 1 inci maddesinin ikinci fıkrasının sonuna eklenen birinci ve ikinci cümleler Anayasanın 2 nci maddesinde belirtilen hukuk devleti ilkesine aykırıdır.Anayasanın
herhangi bir hükmüne aykırı bir düzenleme Anayasanın 11 inci maddesinde
ifade edilmiş olan Anayasanın üstünlüğü ve bağlayıcılığı ilkeleri ile de
bağdaşmaz.
5413 sayılı Kanunun 6 ncı
maddesi ile 3359 sayılı Kanunun Ek 1 inci maddesinin ikinci fıkrasının
sonuna eklenen ve yukarıda açıklanan nedenlerle Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci, 10 uncu, 11 inci ve 128 inci maddelerine
aykırı olan söz konusu birinci ve ikinci cümlelerin iptal edilmesi gerekir.
Diğer taraftan, ikinci tümcede yer alan “Ancak,
profesör veya doçent unvanına sahip olmayan uzman tabiplerin klinik şefi ve
klinik şef yardımcılığı kadrolarına atanmalarında, yapılan sınavlarda
başarılı olma şartı aranır ilkesinin gereği olarak; “Sınavların usul ve
esasları, Bakanlık tarafından hazırlanan ve bu Kanunun yayımı tarihinden
itibaren altı ay içerisinde yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir.” Şeklinde üçüncü cümlede yapılan düzenleme de,
Anayasaya aykırı düşmektedir. Şöyle ki;
Profesör veya doçent unvanına sahip olmayan uzman tabiplerin
Anayasanın 128 inci maddesi bağlamında kamu görevlisi olduğunda kuşku
bulunmamaktadır. Kamu hizmetine girişin ve hizmet içinde yükselmenin
koşulları, statü hukukunun gereği olarak kanunlarla belirlenmektedir. Bu
durum Anayasanın kamu hizmetine girme hakkının düzenlendiği 70 inci maddesi
ile kamu hizmeti görevlileriyle ilgili genel ilkelerin düzenlendiği 128 inci maddesinden kaynaklanan bir zorunluluktur.Anayasanın
128 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre kamu personeline
ilişkin statü esaslarının ve bu bağlamda hizmet içinde yükselmenin
koşullarına ilişkin kuralların kanunla düzenlenmesi gerekmektedir. Yasayla
düzenleme belirli konulardan kavram, ad ve kurum olarak söz etmek anlamına
gelmeyip, düzenlenen alanda temel ilkelerin konularak çerçevesinin çizilmiş
olmasını ifade eder. Ancak, yasada temel esasların belirlenmiş olması
koşuluyla uzmanlık ve teknik konulara ilişkin ayrıntılar yürütme organının
takdir yetkisine bırakılabilir. Yürütme organına, genel, sınırsız, esasları
ve çerçevesi belirsiz bir düzenleme yetkisi verilmesi, yasama yetkisinin
devri anlamına geleceğinden Anayasanın 7 nci
maddesine aykırı düşer. Ancak, yasada temel esasların ve çerçevenin belirlenmesi
koşuluyla, uzmanlık ve teknik konulara ilişkin ayrıntıların düzenlenmesinin
yürütmeye bırakılması Anayasaya aykırılık oluşturmaz. Esasen Anayasanın 8
inci maddesinde yer alan, “yürütme yetkisi ve görevi Anayasaya ve kanunlara
uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir” hükmünün anlamı da budur.Anayasanın 2 nci
maddesinde belirtilen hukuk devletinin unsurlarından biri de,
vatandaşlarına hukuk güvenliği sağlamasıdır. Hukuk güvenliği, kurallarda
belirlilik ve öngörülebilirlik gerektirir. Hukuk
devletinde yargı denetiminin sağlanabilmesi için yönetimin görev ve
yetkilerinin sınırının yasalarda açıkça gösterilmesi bir zorunluluktur.5413
sayılı Kanunun 6 ncı maddesi ile 3359 sayılı
“Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu”nun ek 1 inci maddesinin ikinci fıkrasının
sonuna eklenen ikinci ve son cümlede, profesör veya doçent unvanına sahip
olmayan uzman tabiplerin klinik şefi ve klinik şef yardımcılığı kadrolarına
atanmalarında, yapılan sınavlarda başarılı olma şartı dışında bir koşul
getirilmeyip yapılacak sınavların usul ve esaslarının belirlenmesi
yönetmeliğe bırakılarak idareye sınırları belirsiz bir takdir yetkisi
tanınmıştır. Böylece klinik şefi ve klinik şef yardımcılığı sınavına
alınacakların belirlenmesinde başarı, sicil, yeterlik gibi hizmet
gereklerine ve mesleki niteliklere yönelik hiç bir objektif ölçü
öngörülmemiştir.
Bu nedenle, “Ancak, profesör veya doçent unvanına
sahip olmayan uzman tabiplerin klinik şefi ve klinik şef yardımcılığı
kadrolarına atanmalarında, yapılan sınavlarda başarılı olma şartı aranır.
Sınavların usul ve esasları, Bakanlık tarafından hazırlanan ve bu Kanunun
yayımı tarihinden itibaren altı ay içerisinde yürürlüğe konulan yönetmelikle
belirlenir” biçimindeki kural da, Anayasanın 2 nci,
7 nci, 8 inci ve 128 inci
maddelerine aykırıdır.
Diğer taraftan, bir yasa kuralının
Anayasanın herhangi bir kuralına aykırılığının tespiti onun kendiliğinden
Anayasanın 11 inci maddesine de aykırılığı sonucunu doğuracaktır (Anayasa
Mahkemesinin 03.06.1988 tarih ve E.1987/28, K.1988/16 sayılı kararı, AMKD., sa. 24, shf.
225).
Açıklanan nedenlerle, 20.10.2005 tarih ve 5413
sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin, 07.05.1987
tarihli ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunun ek 1 inci maddesinin
ikinci fıkrasının sonuna eklediği söz konusu üçüncü cümlede Anayasanın 2 nci, 7 nci, 8 inci, 11 inci
ve 128 inci maddelerine aykırı olup, iptali gerekir.
YÜRÜRLÜĞÜ DURDURMA İSTEMİNİN GEREKÇESİ
20.10.2005 tarih ve 5413 sayılı Kanunun; 2 nci
maddesinin 10.07.2003 tarihli ve 4924 sayılı Kanunun 5 inci maddesine
eklediği fıkranın birinci cümlesi, 3 üncü maddesiyle değiştirilen
10.07.2003 tarihli ve 4924 sayılı Kanunun 7 nci
maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “hizmet
sözleşmesinde belirtilen koşullara uymaması nedeniyle sicil veya disiplin
amirleri tarafından yazılı olarak ikaz edilenlerden söz konusu koşullara
uymama halinin tekerrürü durumu ile” ibaresi ile 6 ncı
maddesinin, 07.05.1987 tarihli ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel
Kanunun ek 1 inci maddesinin ikinci fıkrasının sonuna eklediği cümleler
Anayasanın gerekçede belirtilen hükümlerine açıkça aykırı olduğu ve uygulanmaları halinde sonradan giderilmesi
güç yada olanaksız zararlar doğabileceği için,
iptali istenen hükümlerin iptal davası sonuçlanıncaya kadar yürürlüklerin
de durdurulması gerekmektedir.
SONUÇ VE
İSTEM
Yukarıda açıklanan gerekçelerle, 02.07.2005 tarihli
ve 5382 sayılı Eleman Temininde Güçlük Çekilen Yerlerde Sözleşmeli Sağlık
Personeli Çalıştırılması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun, Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu ve
Sağlık Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde
Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun;
1. 2 nci maddesinin
10.07.2003 tarihli ve 4924 sayılı Kanunun 5 inci maddesine eklediği
fıkranın birinci cümlesinin Anayasanın 2, 6, 7, 11 ve 128 inci maddelerine
aykırı olduğundan,
2. 3 üncü maddesiyle değiştirilen 10.07.2003
tarihli ve 4924 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin
birinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “hizmet sözleşmesinde
belirtilen koşullara uymaması nedeniyle sicil veya disiplin amirleri
tarafından yazılı olarak ikaz edilenlerden söz konusu koşullara uymama
halinin tekerrürü durumu ile” ibaresinin, Anayasanın 2, 11 ve 128 inci
maddelerine aykırı olduğundan,
3. 6 ncı maddesinin 07.05.1987 tarihli ve 3359 sayılı
Sağlık Hizmetleri Temel Kanunun ek 1 inci maddesinin ikinci fıkrasının
sonuna eklediği birinci ve ikinci cümlelerin Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci, 10 uncu, 11 inci ve 128 inci maddelerine
ve üçüncü cümlenin de Anayasanın 2 nci, 7 nci, 8 inci, 11 inci ve 128 inci maddelerine aykırı
olduğundan,
iptallerine ve iptal davası sonuçlanıncaya kadar yürürlüklerinin durdurulmasına
karar verilmesine ilişkin istemimizi saygı ile arz ederiz.”
II- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenilen Yasa Kuralları
20.10.2005 günlü, 5413 sayılı Eleman Temininde
Güçlük Çekilen Yerlerde Sözleşmeli Sağlık Personeli Çalıştırılması ile Bazı
Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun,
Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu ve Sağlık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri
Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un
iptali istenilen kuralları da içeren maddeleri şöyledir;
“MADDE 2.-
4924 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin altıncı fıkrasının birinci cümlesi
aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
Sözleşmeli personelin haftalık çalışma süresi
emsali Devlet memurları ile aynıdır.
Sözleşmeli personel, istihdam
edildiği hizmet biriminde gereği halinde başhekim, başhekim yardımcısı ve
başhemşire olarak görevlendirilebilir. Bu görevleri yürüttükleri sürece kendilerine bu görevlerine
istinaden başka bir ücret ödenmez.”
“MADDE 3.-
4924 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin birinci ve
ikinci fıkraları ile dördüncü fıkrasının son cümlesi aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
Sözleşmeli personel, iki ay önceden yazılı ihbarda
bulunmak şartıyla sözleşmeyi tek taraflı olarak her zaman feshedebilir. Bakanlık, hizmet
sözleşmesinde belirtilen koşullara uymaması nedeniyle sicil veya disiplin
amirleri tarafından yazılı olarak ikaz edilenlerden söz konusu koşullara
uymama halinin tekerrürü durumu ile norm pozisyon sayısında değişiklik
olması, sözleşmeli personel pozisyonlarının vizelendiği
birimlerin kapatılması veya bu birimlerde sözleşmeli personel istihdam
edilmesinden vazgeçilmesi veya söz konusu birimlerde bazı unvanlarda sözleşmeli
personel istihdamından vazgeçilmesi hallerinde, sözleşmeli personelin
sözleşmesini bir ay önceden yazılı ihbarda bulunmak şartıyla feshedebilir. Bakanlık
sözleşmeyi sona erdirmek istediği takdirde gerekçesini karşı tarafa
bildirmek zorundadır.
Norm pozisyon sayısında değişiklik olması,
sözleşmeli personel pozisyonlarının vizelendiği
birimlerin kapatılması veya bu hizmet birimlerinde sözleşmeli personel
istihdamından vazgeçilmesi veya söz konusu birimlerde bazı unvanlarda
sözleşmeli personel istihdamından vazgeçilmesi sebebiyle söz konusu
sözleşmeli personel pozisyonları, bu Kanunun 1 ve 3 üncü maddelerindeki
esaslar çerçevesinde yeniden belirlenebilir. Bu şekilde yeniden belirlenen
sözleşmeli personel pozisyonları için yıl içerisinde ihtiyaç duyulması
halinde ayrıca Bakanlar Kurulu kararı ve Maliye Bakanlığı vizesi alınır.
Sözleşmeli personel pozisyonlarının bu şekilde yeniden belirlenmesi
halinde, pozisyonları iptal edilen personel, tercihleri alınarak boş
sözleşmeli personel pozisyonlarına en çok üç ay içerisinde yerleştirilir.
Bu durumlarda yerleştirme işlemi, sınavla ataması öngörülen pozisyonlar
için sınav puanına göre, kura ile ataması öngörülen pozisyonlar için kura
yöntemi ile yapılır. Bu durumda olanlar hariç olmak üzere sözleşmesi
feshedilenler ile hizmet sözleşmesini feshedenler fesih tarihinden itibaren
iki yıl süreyle sözleşmeli personel pozisyonlarında istihdam edilemezler.
Bunların sözleşmeli statüde geçirdikleri süreler, yeniden sözleşmeli
personel pozisyonlarına atanmalarında kazanılmış hak doğurmaz.
Bu hakkı elde etmiş personelin sözleşmesi, 657
sayılı Kanuna göre Devlet memurluğundan çıkarma cezası verilmesini veya
sözleşmenin feshedilmesini gerektirecek bir fiil işlemedikçe emeklilik
hakkını elde edene kadar Bakanlık tarafından tek taraflı olarak
feshedilemez.”
“MADDE 6.-
7.5.1987 tarihli ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununun ek 1 inci
maddesinin birinci fıkrasında yer alan "kadrolarına" ibaresi
"kadroları ile 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (II) sayılı
cetvele tabi aynı unvanlı sözleşmeli pozisyonlarına" olarak
değiştirilmiş ve ikinci fıkrasının sonuna aşağıdaki cümleler eklenmiştir.
Sağlık Bakanlığı eğitim ve araştırma hastanelerinde
klinik şefi ve klinik şef yardımcılığı kadrolarına; ilgili dalda uzman olan
profesör veya doçentler ile ilgili dal tabipleri arasından Bakanlık
tarafından atama yapılır. Ancak, profesör veya doçent unvanına sahip
olmayan uzman tabiplerin klinik şefi ve klinik şef yardımcılığı kadrolarına
atanmalarında, yapılan sınavlarda başarılı olma şartı aranır. Sınavların
usul ve esasları, Bakanlık tarafından hazırlanan ve bu Kanunun yayımı
tarihinden itibaren altı ay içerisinde yürürlüğe konulan yönetmelikle
belirlenir.”
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Dava dilekçesinde Anayasa’nın 2.,
6., 7., 8., 10., 11. ve 128. maddelerine dayanılmıştır.
III- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi
gereğince, Tülay TUĞCU, Haşim KILIÇ, Sacit ADALI,
Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, A. Necmi
ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh
KALELİ ve Osman Alifeyyaz PAKSÜT’ün
katılımlarıyla 25.11.2005 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında,
dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine ve yürürlüğü
durdurma isteminin bu konudaki raporun hazırlanmasından sonra karara
bağlanmasına oybirliğiyle karar verilmiştir.
IV- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
20.10.2005 günlü, 5413 sayılı “Eleman
Temininde Güçlük Çekilen Yerlerde Sözleşmeli Sağlık Personeli Çalıştırılması
ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun, Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu ve Sağlık Bakanlığının
Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun”un;
1- 2. maddesiyle
10.7.2003 günlü, 4924 sayılı Eleman Temininde Güçlük Çekilen Yerlerde
Sözleşmeli Sağlık Personeli Çalıştırılması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 5. maddesine eklenen
fıkranın birinci tümcesinin yürürlüğünün durdurulması isteminin, koşulları
oluşmadığından REDDİNE, Fulya KANTARCIOĞLU, Şevket APALAK
ile Osman Alifeyyaz PAKSÜT’ün
karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
2- 3. maddesiyle 4924
sayılı Yasa’nın 7. maddesinin değiştirilen birinci fıkrasının ikinci
tümcesinin “... hizmet sözleşmesinde belirtilen
koşullara uymaması nedeniyle sicil veya disiplin amirleri tarafından yazılı
olarak ikaz edilenlerden söz konusu koşullara uymama halinin tekerrürü
durumu ile ...” bölümünün yürürlüğünün durdurulması isteminin, koşulları
oluşmadığından REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
3- 6. maddesiyle
7.5.1987 günlü, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nun ek 1.
maddesinin ikinci fıkrasının sonuna eklenen tümcelerin, Anayasa’ya
aykırılığı konusunda güçlü belirtiler bulunduğu ve uygulanmaları halinde
sonradan giderilmesi güç veya olanaksız durum ve zararların doğabileceği
gözetilerek ESAS HAKKINDA KARAR VERİLİNCEYE KADAR YÜRÜRLÜKLERİNİN
DURDURULMASINA, OYBİRLİĞİYLE,
12.12.2005 gününde karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Dava dilekçesi ve ekleri, işin esasına ilişkin
rapor, dava konusu Yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların
gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği
görüşülüp düşünüldü:A- 5413 Sayılı Yasa’nın 2. Maddesiyle
4924 Sayılı Yasa’nın 5. Maddesine Eklenen Fıkranın Birinci Tümcesinin
İncelenmesi
Dava dilekçesinde, Sağlık Hizmetleri Temel
Kanunu’nun iptali istemiyle açılan davada Anayasa Mahkemesi’nce sözleşmeli
personelin Anayasa’nın 128. maddesinde yer alan “diğer kamu görevlileri”
kapsamında sayılabileceğine karar verildiği, eleman temininde güçlük
çekilen yerlerde çalıştırılacak sözleşmeli sağlık personelinin statülerinin
de Anayasa’nın 128. maddesi uyarınca yasayla düzenlenmesi gerektiğinden bu
statünün 4924 ve 5413 sayılı Yasalar ile düzenlendiği, 4924 sayılı Yasa’da
sözleşmeli personel pozisyonlarına atama yapılacağının belirtilmesine
rağmen istihdam edilecek sözleşmeli personelin unvanları ve niteliklerinin
gösterildiği ekli (1) sayılı cetvelde “baştabip, baştabip yardımcısı ve
başhemşire” unvanlarına yer verilmediği, söz konusu üst görevlerin atama
ile değil görevlendirme suretiyle yürütülmesinin öngörüldüğü, ancak 4924 ve
5413 sayılı Yasalarda görevlendirme ile ilgili herhangi bir düzenlemenin
bulunmadığı, Anayasanın 128. maddesi gereğince görevlendirme konusunda
yasal düzenleme yapılarak sözleşmeli personele güvence oluşturulması
gerekirken yasama organının bu konuda düzenleme yapmaması ve görevlendirmenin
“gereği halinde” yapılacağını belirtmesi nedeniyle bu konuda düzenleme
yapma yetkisini yürütme organına vermiş olduğu, bunun da yasama yetkisinin
devri niteliği taşıdığı, hukuk devletinde yönetilenlere hukuk güvencesi
sağlanması gerektiği, görevlendirmenin kamu görevlileri yönünden güvence
sağlamayan idari bir işlem olduğu, idari istikrar ilkesinin de kamu
görevlilerine sağlanacak görev güvencesiyle gerçekleştirilebileceği,
belirtilen nedenlerle iptali istenilen tümcenin Anayasa’nın 2., 6., 7., 11. ve 128. maddelerine aykırı olduğu ileri
sürülmüştür.
İptali istenilen kuralla, sözleşmeli personelin,
istihdam edildiği hizmet biriminde gereği halinde başhekim, başhekim
yardımcısı ve başhemşire olarak görevlendirilebilecekleri belirtilmektedir.
Anayasa’nın 128.
maddesinde "Devletin, kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğer kamu
tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları
kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevler, memurlar ve diğer
kamu görevlileri eliyle görülür. Memurların
ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri,
hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri
kanunla düzenlenir. Üst kademe yöneticilerinin yetiştirilme usul ve
esasları, kanunla özel olarak düzenlenir." denilmektedir.Devletin,
kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare
esaslarına göre yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetlerinin gerektirdiği
asli ve sürekli görevlerde memur ve/veya diğer kamu görevlilerinden
hangisinin çalıştırılacağına ilişkin tercih, yasa koyucunun takdir alanı
içindedir. "Diğer kamu görevlileri" kavramı, söz konusu asli ve
sürekli görevlerde kamu hukuku ilişkisiyle çalışan, fakat memur olmayan
kişileri kapsamaktadır.
Kamu hizmeti, geniş tanımıyla, devlet ya da diğer
kamu tüzelkişileri tarafından ya da bunların denetim ve gözetimleri
altında, ortak gereksinimleri karşılamak ve kamu yararını sağlamak için
topluma sunulmuş bulunan sürekli ve düzenli etkinliklerdir. Toplumsal
yaşamın zorunlu gereksinimlerinden olan düzenlilik ve süreklilik isteyen
sağlık hizmeti de niteliği gereği kamu hizmetidir.
4924 sayılı Yasa ile eleman temininde güçlük
çekilen yerlerde ve hizmet dallarında sağlık hizmetlerinin etkili ve
verimli bir şekilde yürütülebilmesini sağlamak üzere Sağlık Bakanlığı ve
bağlı kuruluşları tarafından hizmet akdi ile sözleşmeli olarak sağlık personeli
istihdam edilmesi öngörülmüştür. Söz konusu sözleşmeli personelin pozisyon
unvanları Yasa’nın eki (1) sayılı cetvelde, uzman tabip, tabip, diş tabibi,
eczacı, veteriner, biyolog, psikolog, sosyal çalışmacı, diyetisyen, fizyoterapist, çocuk gelişimcisi, odyolog,
tıbbi teknolog, sağlık teknikeri, hemşire, ebe ve
sağlık memuru olarak sayılmıştır.
Sağlık Bakanlığı’nın sözleşmeli olarak
çalıştıracağı personel eliyle eleman temininde güçlük çekilen yerlerde
yürüttüğü sağlık hizmetlerinin niteliği itibariyle belli bir düzenlilik
içinde sunulması gereken, kişilerin ve toplumun varlığı ve huzuru yönünden
vazgeçilemez, ertelenemez ve ikame edilemez hizmetler olması, sözleşmeli
personelin haftalık çalışma süresinin emsali Devlet memuru ile aynı olması,
izinleri hakkında kural olarak 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun
uygulanması, Devlet memurları için yasaklanmış fiil ve eylemlerde
bulunamayacaklarının ve siyasi partiye üye olamayacaklarının belirtilmesi,
sözleşmeli personelin idare ile imzalayacakları sözleşmenin idari hizmet
sözleşmesi niteliğinde bulunması, sözleşmeli personelin ücretlerinin
idarece ödenmesi, emsali Devlet memuru esas alınarak Harcırah Kanunundan
yararlandırılması, haklarında Kamu Konutları Kanunu, Mal Bildiriminde Bulunulması,
Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu, Memurlar ve Diğer Kamu
Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun ve Kamu Görevlileri Sendikaları
Kanunu hükümlerinin uygulanmasının öngörülmesi, görevi ile veya görevi
başında işlenen suçların Devlet memuruna karşı işlenmiş sayılması, disiplin
cezaları ve sicil konuları dahil olmak üzere 4924
sayılı Yasa’da hüküm bulunmayan hallerde 657 sayılı Devlet Memurları
Kanunu’nun uygulanacak olması hususları gözetildiğinde, sözleşmeli personel
tarafından sunulacak sağlık hizmetlerinin, Devletin genel idare esaslarına
göre yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetinin gerektirdiği asli ve sürekli
görevler olduğu açıktır. Bu durumda, söz konusu asli ve sürekli görevleri
yerine getiren sözleşmeli personelin de “diğer kamu görevlileri” kapsamında
yer aldığının kabulü gerekmektedir. Anayasa’nın 128. maddesinde, memurların
ve diğer kamu görevlilerinin özlük haklarının yasayla düzenlenmesi gerektiği
belirtilmiştir. Memur ve diğer kamu görevlilerinin yerine getirmekle
yükümlü oldukları görevi yürütmekte iken bir başka görev ile
görevlendirilmeleri de bu kişilerin özlük hakları kapsamında yer almakta ve
yasayla düzenlenmesi zorunlu bulunmaktadır.
İtiraz konusu kuralda sözleşmeli personelin,
istihdam edildiği hizmet biriminde başhekim, başhekim yardımcısı ve
başhemşire olarak görevlendirilebileceği ifade edilmekle birlikte bu
görevlendirmenin niteliği, koşulları ve ne şekilde yapılacağı, bir başka
deyişle görevlendirmenin usul ve esasları belirtilmemiştir. Bu hususlara
yer verilmeksizin görevlendirmenin “gereği halinde” yapılacağının ifade
edilmesi, bu konuda karar alacak idari makamın takdirini esas almakta ve
keyfiliğe yol açabilecek nitelik taşımaktadır. Bu durum, ilk kez tesis edilecek görevlendirme işlemleri bakımından
geçerli olduğu gibi görevlendirme işlemlerinin sona erdirilmesi bakımından
da geçerli bulunmaktadır.
Özlük hakkı kapsamında yer alan ve yasayla
düzenlenmesi gereken, başhekim, başhekim yardımcısı ve başhemşire olarak
yapılacak görevlendirmelerin usul ve esaslarının Yasada belirtilmeksizin
“gereği halinde” görevlendirme yapılacağı söylenmek suretiyle sınırları
belirli olmayan bir şekilde idareye yetki tanınması, Anayasa’nın 128.
maddesi anlamında bir yasal düzenleme niteliği taşımamakta ve anılan
maddeye aykırı bulunmaktadır. Belirtilen
nedenle, kuralın iptali gerekir.
Fulya KANTARCIOĞLU, Mustafa YILDIRIM
ile Zehra Ayla PERKTAŞ karara değişik gerekçe ile katılmıştır.
Haşim KILIÇ, Sacit
ADALI, Cafer ŞAT ve Serdar ÖZGÜLDÜR bu görüşe katılmamışlardır.
Kural, Anayasa’nın 128. maddesine aykırı bulunarak
iptal edildiğinden ayrıca Anayasa’nın 2., 6., 7.
ve 11. maddeleri yönünden incelenmesine gerek görülmemiştir.
B- Yasa’nın 3. Maddesiyle 4924 Sayılı
Yasa’nın 7. Maddesinin Değiştirilen Birinci Fıkrasının İkinci Tümcesinin
“... hizmet sözleşmesinde belirtilen koşullara
uymaması nedeniyle sicil veya disiplin amirleri tarafından yazılı olarak
ikaz edilenlerden söz konusu koşullara uymama halinin tekerrürü durumu ile
...” Bölümünün İncelenmesi
Dava dilekçesinde, hizmet sözleşmelerinde
belirtilen koşullara uymaması nedeniyle sicil veya disiplin amirlerince
yazılı olarak ikaz edilen sözleşmeli personelin söz konusu koşullara uymama
halinin tekerrürü durumunda sözleşmesinin Bakanlıkça feshedilebileceğini
öngören düzenlemenin sözleşmeli personeli güvencesiz hale getirdiği,
sözleşmesi feshedilen personelin başka sözleşmeli pozisyonlara da
yerleştirilmedikleri, hizmet sözleşmelerinde belirtilen koşullara uyulup
uyulmadığı hususunda bir soruşturma yapılmaksızın ve ilgilinin savunmasının
alınmaksızın sicil veya disiplin amirince ilgilinin sözleşmesinin
feshedilebileceği, bu durumun Anayasanın 128. maddesinde yer alan kamu
görevlilerinin özlük haklarının yasayla düzenlenmesi gerektiği yolundaki
kurala aykırı olduğu, hukuk devleti ilkesinin yönetilenlere hukuk güvencesi
sağlanmasını gerektirdiği, hukuk devletinde tüm yetkilerin sınırının
hukuksal kurallarla belirlendiği, belirtilen nedenlerle iptali istenilen
kuralın Anayasa’nın 2., 11. ve 128. maddelerine
aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
5413 sayılı Yasa ile değiştirilen 4924 sayılı
Yasa’nın 7. maddesinin birinci fıkrasında sözleşmeli personelin
sözleşmesinin feshi konusu düzenlenmekte olup, itiraz konusu kuralla
“hizmet sözleşmesinde belirtilen koşullara uymaması nedeniyle sicil veya
disiplin amirleri tarafından yazılı olarak ikaz edilenlerden söz konusu
koşullara uymama halinin tekerrürü durumu” halinde, Sağlık Bakanlığınca bir
ay önceden yazılı ihbarda bulunmak şartıyla sözleşmeli personelin
sözleşmesinin feshedilebileceği belirtilmiştir.
Anayasa’nın 128. maddesinde, memurların ve diğer kamu
görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve
yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ile diğer özlük işlerinin yasayla
düzenleneceği ifade edilmiştir.
Sözleşmeli personelin sözleşmesinin feshi, bu
kişilerin özlük hakları kapsamında yer almakta ve yasa ile düzenlenmesi
zorunlu bulunmaktadır.
İtiraz konusu kuralda, hizmet sözleşmesinde
belirtilen koşullara uyulmamasının tekerrürü halinde sözleşmenin
feshedilebileceği hükme bağlanmıştır. Hizmet sözleşmesinde yer alacak
hususlar, 4924 sayılı Yasa’nın 5. maddesinde gösterilmiştir. Buna göre,
sözleşmeli personelin görev yeri, görevi dahilinde
yapacağı işlerin tanımı, uyacakları mesleki ve etik kurallar, ödev, yetki
ve sorumlulukları ile diğer hususlar hizmet sözleşmesinde belirtilecektir.
Bu bağlamda, itiraz konusu kuralda sözleşmenin feshedilebilmesi için aranan
“hizmet sözleşmesinde belirtilen koşullara uyulmamasının tekerrürü hali”nin
tespiti, Yasa’nın 5. maddesi gözetilerek yapılacaktır. Hizmet sözleşmesinde
yer alan koşulların çerçevesi Yasa’nın 5. maddesinde belirtildiğinden,
hizmet sözleşmesinin Sağlık Bakanlığınca feshedilebilmesi için gerekli
koşulların Yasa ile düzenlendiğinin kabulü gerekmektedir.
Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk
devletinde, bireylerin hukuk kurallarını önceden bilmeleri, davranış ve
tutumlarını bu kurallara göre güvenle düzene sokabilmeleri gerekir. Hukuk
güvenliği ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm
eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde
bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.
İtiraz konusu kural uyarınca sözleşmeli personelin
sözleşmesinin feshedilebilmesi, öncelikle ilgilinin hizmet sözleşmesinde
belirtilen koşullara uymamasına bağlı bulunduğundan ve sözleşmeli
personelin, hizmet sözleşmesinde yer alan bir kuralı ve bu kurala uymaması
halinde Yasa’da öngörülen yaptırımı önceden bilmediği söylenemeyeceğinden,
hukuk güvenliği ilkesinin ihlalinden de söz edilemez.
Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın
2. ve 128. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Fulya KANTARCIOĞLU, Mustafa YILDIRIM ve
Zehra Ayla PERKTAŞ bu görüşe katılmamışlardır.
Kuralın Anayasa’nın 11. maddesi ile ilgisi
görülmemiştir.
C- Yasa’nın 6. Maddesiyle 3359
Yasa’nın Ek 1. Maddesinin İkinci Fıkrasının Sonuna Eklenen Tümcelerin
İncelenmesi
Yasa’nın 6. maddesiyle 3359 sayılı Sağlık
Hizmetleri Temel Kanunu’nun ek 1. maddesinin ikinci fıkrasının sonuna eklenen
tümcelerle, Sağlık Bakanlığı eğitim ve araştırma hastanelerinde klinik şefi
ve klinik şef yardımcılığı kadrolarına, ilgili dalda uzman olan profesör
veya doçentler ile ilgili dal tabipleri arasından Bakanlık tarafından atama
yapılacağı, ancak profesör veya doçent unvanına sahip olmayan uzman
tabiplerin klinik şefi ve klinik şef yardımcılığı kadrolarına
atanmalarında, yapılan sınavlarda başarılı olma şartının aranacağı,
sınavların usul ve esaslarının Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan ve bu
Kanunun yayımı tarihinden itibaren altı ay içerisinde yürürlüğe konulan
yönetmelikle belirleneceği kuralları getirilmiştir.
Yasa’nın 6. maddesiyle, 3359 sayılı Sağlık
Hizmetleri Temel Kanunu’nun ek 1. maddesinin ikinci fıkrasının sonuna
eklenen tümcelerin yer aldığı fıkra, iptal davasının açıldığı 18.11.2005
tarihinden sonra 22.3.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5748 sayılı Yasa’nın
1. maddesiyle değiştirildiğinden, bu tümcelere ilişkin, konusu kalmayan
iptal istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi
gerekir.
VI- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
20.10.2005 günlü,
5413 sayılı Eleman Temininde Güçlük Çekilen Yerlerde Sözleşmeli Sağlık
Personeli Çalıştırılması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun, Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu ve
Sağlık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde
Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 6. maddesiyle, 7.5.1987 günlü, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri
Temel Kanunu’nun ek 1. maddesinin ikinci fıkrasının sonuna eklenen
tümcelere ilişkin iptal istemi hakkında, 23.7.2009 günlü, E. 2005/145, K.
2009/112 sayılı kararla karar verilmesine yer olmadığına karar
verildiğinden, bu tümcelere ilişkin YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ HAKKINDA
KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 23.7.2009 gününde OYBİRLİĞİYLE karar
verilmiştir.
VII- İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE
GİRECEĞİ GÜN SORUNUAnayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında “Kanun, kanun
hükmünde kararname ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların
hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte
yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi İptal hükmünün
yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî
Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez” denilmekte,
Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulü Hakkında Kanun’un 53.
maddesinin dördüncü fıkrasında da bu kural tekrarlanmaktadır. Maddenin
beşinci fıkrasında ise Anayasa Mahkemesi’nin, iptal halinde meydana gelecek
hukuksal boşluğu kamu düzenini tehdit veya kamu yararını ihlâl edici
mahiyette görmesi halinde yukarıdaki fıkra hükmünü uygulayacağı
belirtilmektedir.
20.10.2005 günlü, 5413
sayılı Yasa’nın 2. maddesiyle, 10.7.2003 günlü, 4924 sayılı Yasa’nın 5.
maddesine eklenen fıkranın birinci tümcesinin iptal edilmesi nedeniyle
doğacak hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edici nitelikte görüldüğünden,
Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 2949 sayılı Anayasa
Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 53.
maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları gereğince, bu tümceye ilişkin
iptal hükmünün, kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak bir yıl
sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.
VIII- SONUÇ
20.10.2005 günlü, 5413 sayılı Eleman Temininde
Güçlük Çekilen Yerlerde Sözleşmeli Sağlık Personeli Çalıştırılması ile Bazı
Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun,
Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu ve Sağlık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri
Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un;
1- 2. maddesiyle, 10.7.2003 günlü, 4924 sayılı Eleman
Temininde Güçlük Çekilen Yerlerde Sözleşmeli Sağlık Personeli
Çalıştırılması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun’un 5. maddesine eklenen fıkranın birinci
tümcesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Haşim KILIÇ, Sacit ADALI,
Cafer ŞAT ile Serdar ÖZGÜLDÜR’ün karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
2- 3. maddesiyle, 10.7.2003 günlü, 4924 sayılı
Yasa’nın 7. maddesinin değiştirilen birinci fıkrasının ikinci tümcesinin
“... hizmet sözleşmesinde belirtilen koşullara
uymaması nedeniyle sicil veya disiplin amirleri tarafından yazılı olarak
ikaz edilenlerden söz konusu koşullara uymama halinin tekerrürü durumu ile
...” bölümünün Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Fulya KANTARCIOĞLU,
Mustafa YILDIRIM ile Zehra Ayla PERKTAŞ’ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
3- 6. maddesiyle, 7.5.1987 günlü, 3359 sayılı Sağlık
Hizmetleri Temel Kanunu’nun ek 1. maddesinin ikinci fıkrasının sonuna
eklenen tümceler, 12.3.2008 günlü, 5748 sayılı Yasa’nın 1. maddesiyle
değiştirildiğinden, bu tümcelere ilişkin, KONUSU KALMAYAN İPTAL İSTEMİ HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER
OLMADIĞINA, OYBİRLİĞİYLE,
4- 2. maddesiyle,
10.7.2003 günlü, 4924 sayılı Yasa’nın 5. maddesine eklenen fıkranın birinci
tümcesinin iptal edilmesi nedeniyle doğacak hukuksal boşluk kamu yararını
ihlal edici nitelikte görüldüğünden, Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü
fıkrasıyla 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri
Hakkında Kanun’un 53. maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları gereğince,
bu tümceye ilişkin İPTAL HÜKMÜNÜN,
KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK BİR YIL SONRA YÜRÜRLÜĞE
GİRMESİNE, OYBİRLİĞİYLE,
23.7.2009 gününde karar verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
|
Üye
Sacit
ADALI
|
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
Üye
Ahmet AKYALÇIN
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
|
Üye
Mustafa YILDIRIM
|
Üye
Cafer ŞAT
|
Üye
A. Necmi ÖZLER
|
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
KARŞIOY
GEREKÇESİ
7.5.1987 tarih ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri
Temel Kanunu’nun EK- 1. maddesinde, eğitim ve araştırma hastaneleri ile
diğer hastanelere “baştabip” olarak atanabilme
koşulları özel olarak düzenlenmiş; Yataklı Tedavi Kurumları İşletme
Yönetmeliği ile Sağlık Bakanlığı Personeli Görevde Yükselme ve Unvan
Değişikliği Yönetmeliği’nde de “Başhekim Yardımcısı” ve “Başhemşire”
kadrolarına atanabilmenin koşulları belirtilmiştir. Kuskusuz, belirtilen bu mevzuat hükümleri 657
sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca “kadrolu”
olarak istihdam edilen anılan sağlık personelini kapsamaktadır.
İptal istemine konu 10.7.2003 tarih ve 4924 sayılı
Eleman Temininde Güçlük Çekilen Yerlerde Sözleşmeli Sağlık Personeli
Çalıştırılması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun’un 5. maddesinin yedinci fıkrası ise hem bu
görevlere “atanma”dan değil “görevlendirme”den
bahsetmekte hem de “kadrolu” değil, bu Kanun (4924 s. Kanun) kapsamında
“sözleşmeli” statüde görev yapmakta olan anılan sağlık personelinin bu
görevlendirmelerinin ancak “eleman
temininde güçlük çekilen yerlerle sınırlı olmak üzere “ve” “zorunlu
hallerde” yapılabileceğini öngörmektedir. Dolayısıyle, bu statüde olan personelin görevlendirmelerinde
yukarıda temas edilen mevzuat hükümleriyle aranılan atama koşullarının
aranmaması işin doğasına tamamen uygundur ve bunda Anayasa’ya aykırı bir
yön söz konusu değildir. 657 sayılı Kanun’da “görevlendirme” kavramının
olmaması ve sadece “vekalet”, “ikinci görev” ve
“geçici görevlendirme” kavramlarına yer verilmesi de son derece doğal olup,
“kadro” gibi bir ana unsurda istihdam edilen kamu görevlilerinin
statülerini korumaya yönelik bu “memur teminatı”nın, özel bir maksatla
(eleman temininde güçlük çekilen yerlerde ve hizmet dallarında sağlık
hizmetlerinin etkili ve verimli bir şekilde yürütülebilmesinin temin)
istihdam edilen sağlık personeli için aranması ve öngörülmesi yasakoyucunun bu konuda güttüğü amaca aykırı
düşecektir.
Öte yandan, 4924 sayılı Kanun, istihdam edildiği
eleman temininde güçlük çekilen yerlerdeki hizmet biriminde “zorunlu
hallerde” başhekim, başhekim yardımcısı ve başhemşire olarak
“görevlendirilebilecek” olan “sözleşmeli” sağlık personeliyle ilgili genel
çerçeveyi çizmiş, statü ve özlük haklarıyla ilgili esaslı düzenlemeleri
yapmış ve 8. maddesi ile de “bu
kanunda hüküm bulunmayan hallerde” bu kanuna tabi personel hakkında
diğer kanunlarda aksine bir hüküm bulunmadıkça 657 sayılı Devlet Memurları
Kanunu hükümlerinin uygulanacağını belirtmiştir. Dolayısıyla, iptale konu kuralda herhangi bir
belirsizlik olmayıp, bilakis bu “görevlendirme”nin
ne şekilde ifa edileceği konusunda 657 sayılı Kanun’un “vekalet”
ve “geçici görevlendirme”ye ilişkin hükümlerinden
yararlanılacak ve bu hükümlerin uygulamasına yönelik olarak çıkartılan
düzenleyici tasarruflar da (yönetmelikler vb) konuya açıklık getirecektir.
Diğer bir deyişle, belirtilen diğer yasal hükümlerle birlikte değerlendirildiğinde,
kuralın yeterince “belirli” olduğu ve uygulamada herhangi bir belirsizliğe
yol açması ihtimalinin bulunmadığı açıktır.Kuralda
geçen “gereği halinde” halinin açıklanmasına da gerek olmadığı izahtan
varestedir. Statü kanunlarında, gelişen bir dinamik yapı olan idare ve onun
ajanları konusunda öngörülemeyen tüm detayların karşılanması gibi kanun
yapma tekniğine aykırı bir yola gidilmemekte, bu gibi hallerde idareye
gerekli olan takdir yetkisine dayalı ve idari yargı denetimine doğal olarak
tabi hükümler öngörülmektedir. İlgililerin idari yargı yoluna başvurması
durumunda ise bu yargı yerlerinin, örneğin iptal istemine konu kuraldaki
gibi bir görevlendirme sözkonusu olması halinde,
bu idari tasarrufun gerekli olup olmadığını yargı denetimine tabi tutarak
bir karar verecekleri açıktır. Hal böyle olunca da, bu ibarenin de herhangi
bir belirsizliğe yol açmadığı ortadadır.
Açıklanan nedenlerle, anılan kurala yönelik iptal
isteminin reddi gerektiği kanısına vardığımızdan; çoğunluğun aksi yöndeki
kararına katılamıyoruz.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Üye
Sacit
ADALI
|
|
Üye
Cafer ŞAT
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
KARŞIOY
GEREKÇESİ
4924 sayılı Yasa’nın 5. maddesine 5413 sayılı
Yasa’nın 2. maddesi ile eklenen fıkranın dava konusu ilk tümcesinde,
“sözleşmeli personel, istihdam edildiği hizmet biriminde gereği halinde
başhekim, başhekim yardımcısı ve başhemşire olarak görevlendirilir”
denilmektedir. Anayasa’nın 128. maddesi uyarınca, Devletin, kamu iktisadi
teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre
yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve
sürekli görevlerin, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülmesi gerekmektedir.Dava konusu kurala göre, sözleşmeli
personelin görevlendirilebileceği başhekim, başhekim yardımcısı ve
başhemşirelik görevlerinin, sağlık hizmetlerinin etkili, verimli ve düzenli
bir şekilde sunumunu doğrudan etkileyecek karar alma, alınan kararları
uygulatma ve uygulamayı denetleme yetkisini içermeleri nedeniyle Devletin
genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü bulunduğu kamu hizmeti
kapsamındaki sağlık hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevlerden
olduğu açıktır. 4924 sayılı Yasa’nın 1. maddesinde Sağlık
Bakanlığı ve bağlı kuruluşları tarafından hizmet akdi ile sözleşmeli olarak
istihdam edilecek personelin işçi sayılmadığı vurgulanmış ise de bunlar,
bir kadroya bağlı olarak veya kadro karşılık gösterilerek sözleşmeli olarak
çalıştırılmadıklarından Anayasa’nın 128. maddesinde belirtilen memurlar
veya diğer kamu görevlileri içinde değerlendirilemezler ve bu bağlamda söz
konusu idari hizmetleri görevlendirme suretiyle de olsa yerine
getiremezler. Bu nedenlerle konuya ilişkin çoğunluk kararına farklı
gerekçeyle katılıyoruz.Öte yandan, 4924 sayılı
Yasa’nın 7. maddesinin 5413 sayılı Yasa’nın 3. maddesiyle değiştirilen
birinci fıkrasının ikinci tümcesinin dava konusu bölümü ile “hizmet
sözleşmesinde belirtilen koşullara uymaması nedeniyle sicil veya disiplin
amirleri tarafından yazılı olarak ikaz edilenlerden söz konusu koşullara uymama
halinin tekerrürü durumu”, sözleşmenin feshi nedenleri arasında
sayılmıştır. Yukarıda belirtildiği gibi, Devletin genel idare esaslarına
göre yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve
sürekli görevlerin sözleşmeli personeli tarafından yerine getirilmesi
olanaklı bulunmadığından bunların sözleşmelerinin feshine ilişkin
kuralların da Anayasal geçerliliği yoktur.Açıklanan
nedenlerle kuralın iptali gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne
katılmıyoruz.
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
Üye
Mustafa YILDIRIM
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
|