|
Anayasa Mahkemesi
Başkanlığından:
Esas Sayısı: 2007/36
Karar Sayısı : 2010/6
Karar Günü : 14.1.2010
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Ankara 8. İcra Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 9.6.1932 günlü, 2004 sayılı İcra ve İflas
Kanunu’na 9.11.1988 günlü, 3494 sayılı Yasa’nın 4. maddesiyle eklenen 68/b
maddesinin, 17.7.2003 günlü, 4949 sayılı Yasa’nın 18. maddesiyle
değiştirilen üçüncüfıkrasının
birinci tümcesinin Anayasa’nın 2., 10.,
11. ve 48. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Kredi kartı sözleşmesinden kaynaklanan borcunu
ödemeyen borçlu hakkında alacaklı bankanın icra mahkemesine açmış olduğu
itirazın kaldırılması davasında, itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı
olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
II- İTİRAZIN GEREKÇESİ
Başvuru kararının gerekçe bölümü şöyledir:
“Anayasaya Aykırı Olduğu Düşünülen Hüküm: İİK.nun 68/B maddesinin 4949 sayılı Yasa ile
değişik 3. fıkrası “kredi sözleşmeleri ve bunlarla ilgili süresinde itiraz
edilmemiş hesap özetleri ile ihtarnameler ve kredi kullandıran tarafından
usulüne uygun düzenlenmiş diğer belge makbuzlar bu Kanunun 68. maddesinin
1. fıkrasında belirtilen belgelerden sayılırlar” cümlesi.
Somut Olay: Takip
ilamsız takip olup takip alacaklısı bankadır. Borçlu tarafından takibe
itiraz edilmiş ve takip durdurulmuştur. İlamsız takipte takibin diğer
muhataplarına ilişkin olarak takip dayanağı belgeye istinaden İcra Mahkemesinde
itirazın kaldırılması davası açma hakkı getirilmemişken yukarıda belirtilen
madde uyarınca bankalara ayrıcalık tanınmış ve İcra Mahkemesinde itirazın
kaldırılması davası açma hakkı tanındığından Mahkememizde itirazın
kaldırılması davası açılmıştır. İtirazın kaldırılması davası İİK.nun 68/B maddesi uyarınca
görüldüğünden somut olayda uygulanan kural olduğu düşünülmüştür.
İTİRAZ NEDENLERİ
1-) Mevcut
düzenleme Anayasanın 2. maddesine aykırıdır. Anayasanın 2. maddesinde,
Türkiye Cumhuriyetinin “...bir hukuk devleti” olduğu belirtilmektedir.
Yasaların genel olması hukuk devletinin gereğidir. Mevcut düzenleme ile
ilamsız takiplerle ilişkin genel düzenleme bankalar lehine ayrıcalıklı
düzenlenmiş ve benzer durumların aynı çözümlere bağlaması demek olan yasaların
genel olması prensibi ihlal edilmiştir.
2-) Mevcut
düzenleme Anayasanın 10. maddesine aykırıdır. Anayasanın 10. maddesinin 3.
fıkrasına göre “... hiçbir kişiye, aileye, zümreye
ve sınıfa imtiyaz tanınamaz”, somut olayda bankalar lehine yapılan bu düzenleme
ile bankalara imtiyaz tanınmış ve eşitlik ilkesi ihlal edilmiştir.
3-) Mevcut
düzenleme Anayasanın 11. maddesine aykırıdır. Anayasanın 11. maddesine göre
kanunlar Anayasaya aykırı olamaz denmesine karşın bankalar lehine düzenleme
yapılarak 11. maddeye aykırı davranılmıştır.
4-) Mevcut
düzenleme Anayasanın 48. maddesine aykırıdır. 48. maddeye göre“...herkes ve sözleşme hürriyetine
sahiptir. Devlet özel teşebbüslerin milli ekonominin gereklerine ve sosyal
amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını
sağlayacak tedbirleri alır”. Bankaların yaptığı sözleşmeler uluslararası
hukukta standart sözleşme olarak adlandırılmaktadır. Standart sözleşme
imzalanırken sözleşmenin diğer tarafını oluşturan tüketici zayıf
konumdadır. Bu nedenle hakkaniyete aykırı hükümler geçerli kabul
edilmemekte ve sosyal devlet ilkesi gereği tüketici lehine hükümler
getirilerek tüketici korunmaktadır. İİK.nunda yapılan mevcut düzenleme ile tüketici
lehine getirilen koruma bertaraf edilmektedir.
Sonuç:Yukarıda gösterilen gerekçeler ile İİK.nun 68/B maddesinin
Anayasa aykırı olduğu düşünülerek Anayasanın 152/1. maddesi uyarınca
dosyanın Başkanlığınıza gönderilmesine karar verilmiştir.”
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
İtiraz
konusu tümceyi de içeren 9.6.1932 günlü, 2004 sayılı İcra ve İflas
Kanunu’na 9.11.1988 günlü, 3494 sayılı Yasa’nın 4. maddesiyle eklenen ve
17.7.2003 günlü, 4949 sayılı Yasa’nın 18. maddesiyle değiştirilen 68/b
maddesi şöyledir:
“Borçlu cari hesap veya kısa, orta, uzun vadeli
kredi şeklinde işleyen kredilerde itirazın kesin olarak kaldırılması:
Madde
68/b - (Ek madde: 09/11/1988 - 3494/4 md.)
Borçlu cari hesap veya kısa, orta, uzun vadeli kredi
şeklinde işleyen kredilerde krediyi kullandıran taraf, krediyi kullanan tarafın
kredi sözleşmesinde belirttiği adresine, borçlu cari hesap sözleşmesinde
belirtilen dönemleri veya kısa, orta, uzun vadeli kredi sözleşmelerinde
yazılı faiz tahakkuk dönemlerini takip eden onbeş
gün içinde bir hesap özetini noter aracılığı ile göndermek zorundadır. (Değişik son cümle: 17/7/2003-4949/18
md.) Sözleşmede gösterilen adresin değiştirilmesi, yurt içinde bir adresin
noter aracılığıyla krediyi kullandıran tarafa bildirilmesi hâlinde sonuç
doğurur; yeni adresin bu şekilde bildirilmemesi hâlinde hesap özetinin eski
adrese ulaştığı tarih tebliğ tarihi sayılır.
Süresi
içinde gönderilen hesap özetinin muhtevasına, alındığından itibaren bir ay
içinde itiraz etmeyen krediyi kullanan taraf, hesap özetinin gerçeğe
aykırılığını ancak borcunu ödedikten sonra dava edebilir.
Kredi sözleşmeleri
ve bunlarla ilgili süresinde itiraz edilmemiş hesap özetleri ile
ihtarnameler ve krediyi kullandıran tarafından usulüne uygun düzenlenmiş
diğer belge ve makbuzlar bu Kanunun 68 inci maddesinin birinci fıkrasında
belirtilen belgelerden sayılırlar. Krediyi kullanan
taraf, itiraz etmediği hesap özetinin dayandığı belgelerde kendisine izafe
edilen imzayı kabul etmiş sayılır. Bu hüküm bu Kanunun 150/a maddesinin söz
konusu olduğu hallerde de aynen uygulanır.
(Ek fıkra: 17/7/2003-4949/18
md.) Krediyi kullanan tarafın kredi hesabının kesilmesine veya borcun
ödenmesine ilişkin ihtarname içeriğine itiraz etmiş olması, kredi hesabının
kesilmesi ve borcun ödenmesine ilişkin ihtarnameden önce tebliğ edilen ve
itiraz edilmeyerek kesinleşmiş bulunan faiz tahakkuk dönemlerine ilişkin
hesap özetlerinin muhtevasına itiraz edilmemiş olmasının sonuçlarını
ortadan kaldırmaz. Bu durumda, önceki dönemlere ilişkin kesinleşmiş hesap
özetleri hakkında ikinci fıkra hükümleri uygulanır.”
B- İlgili Yasa
Kuralı
9.6.1932 günlü, 2004
sayılı İcra ve İflas Kanunu’na 18.2.1965 günlü, 538 sayılı Yasa’nın 38.
maddesiyle eklenen ve 17.7.2003 günlü, 4949 sayılı Yasa’nın 16. maddesiyle
değiştirilen 68. maddenin ilgili görülenbirinci fıkrası
şöyledir:
“(Değişik
birinci fıkra: 17/7/2003-4949/16 md.) Talebine itiraz edilen alacaklının
takibi, imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren bir
senede yahut resmî dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya
belgeye müstenitse, alacaklı itirazın kendisine tebliği tarihinden itibaren
altı ay içinde itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Bu süre içerisinde
itirazın kaldırılması istenilmediği takdirde yeniden ilâmsız takip
yapılamaz.”
C- Dayanılan ve İlgili Görülen Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa’nın 2.,
10., 11. ve48. maddelerine
dayanılmış, 167. maddesi ise ilgili görülmüştür.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi hükmü
uyarınca Tülay TUĞCU, Haşim KILIÇ, Sacit ADALI,
Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, A. Necmi
ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh
KALELİ ve Osman Alifeyyaz PAKSÜT’ün
katılımlarıyla 11.4.2007 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında,
dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE
karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin
rapor, itiraz konusu ve ilgili görülen yasa kuralları, dayanılan ve ilgili
görülen Anayasa kuralları, bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri
okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, bankalar lehine ayrıcalıklı düzenleme getirilerek
imtiyaz tanındığı, sözleşmenin diğer tarafını oluşturan tüketicinin zayıf
konumda olduğu ve tüketici lehine getirilen anayasal korumanın bertaraf edildiği
belirtilerek itiraz konusu kuralın Anayasa’nın 2.,
10., 11. ve 48. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve
Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 29. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi
yasaların, kanun hükmünde kararnamelerin ve TBMM İçtüzüğü’nün Anayasa’ya
aykırılığı konusunda ilgililer tarafından ileri sürülen gerekçelere
dayanmak zorunda değildir. İstemle bağlı kalmak koşuluyla başka gerekçe ile
de Anayasa’ya aykırılık incelemesi yapabileceğinden, iptali istenen kuralla
ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 167. maddesi yönünden de inceleme yapılmıştır.
İtiraz konusu kuralda, kredi sözleşmeleri ve bunlarla
ilgili süresinde itiraz edilmemiş hesap özetleri ile ihtarnameler ve krediyi
kullandıran tarafından usulüne uygun düzenlenmiş diğer belge ve
makbuzların, Yasa’nın 68. maddesinin birinci fıkrasında gösterilen
belgelerden sayılacağı belirtilmiştir.
Yasa’nın “İtirazın
Kesin Olarak Kaldırılması” başlıklı 68. maddesinin birinci fıkrasında
ise talebine itiraz edilen alacaklının takibi, imzası ikrar veya noterlikçe
tasdik edilen borç ikrarını içeren bir senede yahut resmi dairelerin veya
yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne
göre verdikleri bir makbuz veya belgeye müstenitse alacaklının itirazın
kendisine tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde itirazın
kaldırılmasını isteyebileceği ve bu süre içerisinde itirazın kaldırılmasını
istemediği takdirde yeniden ilamsız takip yapılamayacağı öngörülmüştür.
Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen
hukuk devleti eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu
hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk
düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve
tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı
sayan, yargı denetimine açık, yasaların üstünde yasakoyucunun
da uyması gereken temel hukuk ilkeleri ve Anayasa’nın bulunduğu bilincinde
olan devlettir.
Anayasa’nın 10. maddesinde öngörülen eşitlik ilkesi
hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli
değil hukuksal eşitlik öngörülmektedir. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı
durumda bulunan kişilerin aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak ve
kişilere yasa karşısında ayırım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını
önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı
kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin ihlali yasaklanmıştır. Yasa
önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı
anlamına gelmez. Durum ve konumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da
topluluklar için değişik kuralları gerekli kılabilir. Aynı hukuksal durumlar
aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’nın
öngördüğü eşitlik ilkesi ihlal edilmiş olmaz.
Anayasa’nın 48. maddesinde, “Herkes, dilediği
alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak
serbesttir. Devlet, özel teşebbüslerin millî ekonominin gereklerine ve
sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını
sağlayacak tedbirleri alır.” ; 167. maddesinin birinci fıkrasında, “Devlet, para, kredi, sermaye, mal ve
hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemelerini sağlayıcı ve
geliştirici tedbirleri alır.” kurallarına yer verilmiştir.
Türkiye’de kurulu mevduat, katılım, kalkınma ve yatırım
bankaları, yurt dışında kurulu bu nitelikteki kuruluşların Türkiye’deki
şubeleri, finansal holding şirketleri, Türkiye Bankalar Birliği, Türkiye
Katılım Bankaları Birliği, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Tasarruf
Mevduatı Sigorta Fonu ve bunların faaliyetlerini düzenleyen 5411 sayılı
Yasa, aynı zamanda kredi açma, kredi kullandırma ve kredi sınırlarını
düzenleyerek kredi kuruluşu olan bankaların tüm kredi faaliyetlerini
kapsamı içine almaktadır.
5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun
3. maddesinde kredi kuruluşunun, mevduat bankalarını ve katılım bankalarını;
bankanın, mevduat bankaları ve katılım bankaları ile kalkınma ve yatırım
bankalarını; mevduat bankasının, bu Yasaya göre kendi nam ve hesabına
mevduat kabul etmek ve kredi kullandırmak esas olmak üzere faaliyet
gösteren kuruluşlar ile yurt dışında kurulu bu nitelikteki kuruluşların
Türkiye’deki şubelerini; katılım bankasının, bu Yasaya göre özel cari ve
katılma hesapları yoluyla fon toplamak ve kredi kullandırmak esas olmak
üzere faaliyet gösteren kuruluşlar ile yurt dışında kurulu bu nitelikteki
kuruluşların Türkiye’deki şubelerini; kalkınma ve yatırım bankasının ise bu
Yasaya göre mevduat veya katılım fonu kabul etme dışında, kredi
kullandırmak esas olmak üzere faaliyet gösteren ve/veya özel kanunlarla
kendilerine verilen görevleri yerine getiren kuruluşlar ile yurt dışında
kurulu bu nitelikteki kuruluşların Türkiye’deki şubelerini ifade ettiği
belirtilmiştir.
Para, kredi ve sermaye politikalarının oluşmasında
ve saptanmış politikaların uygulanmasında Devlet’in önemli görevleri
bulunmaktadır. Para ikrazı işleriyle uğraşan, mevduat kabul eden, sermaye
teşekkülüne hizmet eden bankaların, ülke ekonomisinin hassas kesimi olan
kredi piyasasında faaliyet göstermeleri nedeniyle bunların alacaklarının
korunması ile ilgili olarak özel düzenlemeler getirilebileceğinden bunlarla
aynı konumda olmayan bankalar dışındaki diğer alacaklılar ya da borçlular
arasında eşitlik karşılaştırması yapılamaz.
Öte yandan Devlet, tasarrufları korumak ve biriken
tasarrufların milli ekonominin gereklerine göre kullanılmalarını sağlamakla
görevli olup, bu görevini yerine getirebilmek için para ve kredi
piyasalarını düzenleme ve denetleme gereksinimi duyabilir ya da bu sistemi
yönlendirebilir. Devletin ekonomik görevlerini ve amaçlarını
gerçekleştirmek için, ulusal ekonominin gereklerine uygun olarak kimi
düzenlemeler getirmek, bunları değiştirmek ve kaldırmak anayasal sınırlar
içinde yasakoyucunun yetkisindedir.
Kuralın, finansal piyasalarda güven ve istikrarın
sağlanmasına, kredi sisteminin etkin bir şekilde çalışmasına, tasarruf
sahiplerinin hak ve menfaatlerinin korunmasına ve etkin, sağlıklı ve
büyüyen bir mali sistemin oluşturulması amacına yönelik olduğu
anlaşıldığından, Anayasa’nın hukuk devleti ilkesine aykırılık
bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kural,
Anayasa’nın 2., 10., 48.
ve167. maddelerine aykırı değildir.
İtiraz isteminin reddi gerekir.
İtiraz konusu kuralın Anayasa’nın 11. maddesiyle
ilgisi görülmemiştir.
VI- SONUÇ
9.6.1932 günlü, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na
9.11.1988 günlü, 3494 sayılı Yasa’nın 4. maddesiyle eklenen 68/b
maddesinin, 17.7.2003 günlü, 4949 sayılı Yasa’nın 18. maddesiyle
değiştirilen üçüncü fıkrasının birinci tümcesinin Anayasa’ya aykırı
olmadığına ve itirazın REDDİNE,
14.1.2010 gününde OYBİRLİĞİYLE karar
verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
|
Üye
Sacit
ADALI
|
|
|
|
|
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
Üye
Ahmet AKYALÇIN
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
|
|
|
|
|
Üye
A. Necmi ÖZLER
|
Üye
Serdar
ÖZGÜLDÜR
|
Üye
Şevket APALAK
|
|
|
|
|
Üye
Serruh KALELİ
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
|
|
|
|
|
|