|
Anayasa Mahkemesi
Başkanlığından:
Esas Sayısı: 2008/62
Karar Sayısı: 2010/7
Karar Günü: 14.1.2010
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Ankara 16. İcra (Hukuk) Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 9.6.1932 günlü, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na 9.11.1988
günlü, 3494 sayılı Yasa’nın 4. maddesiyle eklenen 68/b maddesinin,
17.7.2003 günlü, 4949 sayılı Yasa’nın 18. maddesiyle değiştirilen
ikincifıkrasının Anayasa’nın 10., 36. ve 172. maddelerine aykırılığı savıyla iptali
istemidir.
I- OLAY
Kredi kartı sözleşmesinden kaynaklanan borcunu
ödemeyen borçlu hakkında alacaklı bankanın icra mahkemesine açmış olduğu
itirazın kaldırılması davasında, itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı
olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
II- İTİRAZIN GEREKÇESİ
Başvuru kararının gerekçe bölümü şöyledir:
“İİK.nun 68/b-2. fıkrası,
“Süresi içinde gönderilen hesap özetinin muhtevasına, alındığı tarihten
itibaren bir ay içinde itiraz etmeyen krediyi kullanan taraf, hesap
özetinin gerçeğe aykırılığını ancak borcu ödedikten sonra dava edebilir.”
hükmünü içermektedir.
Bu hüküm;
Anayasamızın 10. maddesinde yer alan “kanun önünde eşitlik” ve 36.
maddesinde düzenlenen “hak arama hürriyeti” ile 171. maddesindeki
“tüketicilerin korunması” ilke ve yükümlülüğüne aykırıdır.
Şöyle ki;
a- Türkiye
Cumhuriyeti Anayasası’nın 10. maddesinde;
“Herkes dil, ırk,
cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle
ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
Kadınlar ve
erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini
sağlamakla görevlidir.
Devlet organları
ve idare makamları bütün işlemlerinde ve her türlü kamu hizmetlerinden
yararlanmasında, kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek
zorundadır.” ifadesi yer almaktadır.
Genel haciz yolu
ile yapılan takiplerde borçlununitirazın giderilmesini düzenleyen İİK.nun 68/a maddesinde, alacaklıya itirazın
kaldırılmasını isteyebilmesi için, “imzası ikrar veya noterce tasdik edilen
borç ikrarını içeren bir senede veya resmî dairelerin veya yetkili
makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya
belgeye” dayanması zorunluluğu getirilirken, kredi işlemlerine ilişkin
olarak bankalara, tek yanlı düzenledikleri, karşı yanının (tüketicinin)
imzasını içermeyen, çoğu kere tüketiciye ulaştırılamayan ve tebliğ
edilmemiş olan bu sebeple de tüketicinin itirazları engellenen hesap özetlerinin,
İİK.nun 68/b-3-fıkrasınca aynı kuvvette
sayılarak, İİK.nun 68/b-2. fıkrası ile itiraz
etmeyen tüketiciye, hesap özetinin gerçeğe aykırılığını bu davada ileri
sürme hakkının ortadan kaldırılması ve ancak borç ödendikten sonra genel
mahkemede dava açma hakkının tanınması, ispat yükünün yer değiştirilmesi,
kredi sözleşmesinin alacaklı konumundaki bankalara sağlanan bir imtiyaz
olup, bu kurumların korunması anlamını taşımaktadır. Bu itibarla,
Anayasamızda yazılı kanun önünde eşitlik ilkesi zedelenmiştir.
b- Türkiye
Cumhuriyeti Anayasasının 36. maddesi;
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan
faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak
iddia ve savunma ile adil yargılama hakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme,
görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.” hükmünü
taşımaktadır.
İİK.nun 68/b-2. fıkrası ile kredi kart
borçlusunun, itiraz etmediği için İİK.nun 68/1.
fıkradaki belgelerden sayılan hesap özetinin içeriğinin gerçeğe
aykırılığını ileri sürmesinin itirazın kaldırılması davasında engellenmesi
ve yasaklanması, alacaklı bankanın tek yanlı olarak gerçeğe, yasa ve bu
konudaki mevzuata uygun düşmeyen hesap özetlerinde yazılı borcu ödemeye
zorlamak, savunma ve adil yargılanma hakkının elinden alınması niteliğinde
olup, ayrıca da ihtilaflı olan borcu ödeme zorunda bırakılıp, onu yeniden
dava açmaya zorlamak veya dava açma külfetini yüklemek hak aramak
hürriyetinin ihlali niteliğinde sayılmıştır. Yargının temel işlevlerden
birisi de, önüne gelen uyuşmazlıklarda, ihtilafları bir daha tekrarını
gerektirmeyecek şekilde çözmektir.
b- Türkiye
Cumhuriyeti Anayasasının 172. maddesinde; “Devlet, tüketicileri koruyucu ve
aydınlatıcı tedbirleri alır, tüketicilerin kendilerini koruyucu
girişimlerini teşvik eder.” ifadesine yer verilmiştir.
Anayasamızın bu
hükmü gereği, Devlete tüketicileri korumak ve girişimlerini yerine getirme
görevi yüklenmiş iken, buna aykırı şekilde tüketicilerin aleyhine İİK.nun 68/b-2. fıkrasındaki
düzenlemenin yapılması, devletin bu yükümlülüğü ile bağdaşmaz.
TALEP: Yukarıda
açıklanan nedenlerle; İİK.nun
68/b-2. fıkrasında yer alan “Süresi içinde gönderilen hesap özetinin
muhtevasına, alındığı tarihten itibaren bir ay içinde itiraz etmeyen
krediyi kullanan taraf, hesap özetinin gerçeğe aykırılığını ancak borcu ödedikten
sonra dava edebilir.” ibaresinin Mahkememizce Anayasaya aykırı olduğu
sonucuna varıldığından, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 152. maddesi
gereğince Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmiştir.”
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
İtiraz
konusu fıkrayı da içeren 9.6.1932 günlü, 2004 sayılı İcra ve İflas
Kanunu’na 9.11.1988 günlü, 3494 sayılı Yasa’nın 4. maddesiyle eklenen ve
17.7.2003 günlü, 4949 sayılı Yasa’nın 18. maddesiyle değiştirilen 68/b
maddesi şöyledir:
“Borçlu
cari hesap veya kısa, orta, uzun vadeli kredi şeklinde işleyen kredilerde
itirazın kesin olarak kaldırılması:
Madde
68/b - (Ek madde: 09/11/1988 - 3494/4 md.)
Borçlu cari hesap veya kısa, orta, uzun vadeli kredi
şeklinde işleyen kredilerde krediyi kullandıran taraf, krediyi kullanan
tarafın kredi sözleşmesinde belirttiği adresine, borçlu cari hesap
sözleşmesinde belirtilen dönemleri veya kısa, orta, uzun vadeli kredi
sözleşmelerinde yazılı faiz tahakkuk dönemlerini takip eden onbeş gün içinde bir hesap özetini noter aracılığı ile
göndermek zorundadır. (Değişik
son cümle: 17/7/2003-4949/18 md.) Sözleşmede
gösterilen adresin değiştirilmesi, yurt içinde bir adresin noter
aracılığıyla krediyi kullandıran tarafa bildirilmesi hâlinde sonuç doğurur;
yeni adresin bu şekilde bildirilmemesi hâlinde hesap özetinin eski adrese
ulaştığı tarih tebliğ tarihi sayılır.
Süresi içinde gönderilen hesap özetinin
muhtevasına, alındığından itibaren bir ay içinde itiraz etmeyen krediyi
kullanan taraf, hesap özetinin gerçeğe aykırılığını ancak borcunu ödedikten
sonra dava edebilir.
Kredi sözleşmeleri ve bunlarla ilgili süresinde
itiraz edilmemiş hesap özetleri ile ihtarnameler ve krediyi kullandıran
tarafından usulüne uygun düzenlenmiş diğer belge ve makbuzlar bu Kanunun 68
inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen belgelerden sayılırlar.
Krediyi kullanan taraf, itiraz etmediği hesap özetinin dayandığı belgelerde
kendisine izafe edilen imzayı kabul etmiş sayılır. Bu hüküm bu Kanunun
150/a maddesinin söz konusu olduğu hallerde de aynen uygulanır.
(Ek fıkra: 17/7/2003-4949/18
md.) Krediyi kullanan tarafın kredi hesabının kesilmesine veya borcun
ödenmesine ilişkin ihtarname içeriğine itiraz etmiş olması, kredi hesabının
kesilmesi ve borcun ödenmesine ilişkin ihtarnameden önce tebliğ edilen ve
itiraz edilmeyerek kesinleşmiş bulunan faiz tahakkuk dönemlerine ilişkin
hesap özetlerinin muhtevasına itiraz edilmemiş olmasının sonuçlarını
ortadan kaldırmaz. Bu durumda, önceki dönemlere ilişkin kesinleşmiş hesap
özetleri hakkında ikinci fıkra hükümleri uygulanır.”
B- İlgili Yasa
Kuralı
9.6.1932
günlü, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na 18.2.1965 günlü, 538 sayılı
Yasa’nın 38. maddesiyle eklenen ve 17.7.2003 günlü, 4949 sayılı Yasa’nın 16.
maddesiyle değiştirilen 68. maddenin ilgili görülenbirinci
fıkrası şöyledir:
“(Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4949/16 md.) Talebine itiraz
edilen alacaklının takibi, imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç
ikrarını içeren bir senede yahut resmî dairelerin veya yetkili makamların
yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir
makbuz veya belgeye müstenitse, alacaklı itirazın kendisine tebliği
tarihinden itibaren altı ay içinde itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Bu
süre içerisinde itirazın kaldırılması istenilmediği takdirde yeniden
ilâmsız takip yapılamaz.”
C- Dayanılan ve İlgili Görülen Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa’nın 10.,
36. ve 172. maddelerine dayanılmış, 167. maddesi ise ilgili görülmüştür.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi hükmü
uyarınca Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet
ERTEN, A. Necmi ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket
APALAK, Serruh KALELİ ve Zehra Ayla PERKTAŞ’ın katılımlarıyla 22.7.2008 gününde yapılan ilk
inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının
incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin
rapor, itiraz konusu ve ilgili görülen yasa kuralları, dayanılan ve ilgili
görülen Anayasa kuralları, bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri
okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, genel haciz yolu ile yapılan
takiplerde borçlunun itirazının kesin olarak kaldırılmasını düzenleyen İcra
ve İflas Kanunu’nun 68. maddesinin birinci fıkrasında, alacaklıya, itirazın
kaldırılmasını isteyebilmesi için “imzası ikrar veya noterce tasdik edilen
borç ikrarını içeren bir senede veya resmi dairelerin veya yetkili makamların
yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belgeye”
dayanması zorunluluğunun getirildiği, kredi işlemlerine ilişkin olarak
bankalara ise tek yanlı düzenledikleri, karşı yanın (tüketicinin) imzasını
içermeyen, çoğu kere tüketiciye ulaştırılmayan ve tebliğ edilmemiş olan
hesap özetlerinin itiraz konusu kural uyarınca İcra ve İflas Kanunu’nun 68.
maddesinin birinci fıkrasındaki belgeler kuvvetinde sayıldığı, itiraz
etmemiş tüketiciye hesap özetinin gerçeğe aykırılığını davada ileri sürme
hakkının ortadan kaldırıldığı, borç ödendikten sonra dava açma hakkının
tanındığı ve alacaklı konumundaki bankalara imtiyaz tanınarak bu kurumların
tüketici karşısında korunduğu belirtilerek itiraz konusu kuralın
Anayasa’nın 10., 36. ve 172. maddelerine aykırı
olduğu ileri sürülmüştür.
2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve
Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 29. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi
yasaların, kanun hükmünde kararnamelerin ve TBMM İçtüzüğü’nün Anayasa’ya
aykırılığı konusunda ilgililer tarafından ileri sürülen gerekçelere
dayanmak zorunda değildir. İstemle bağlı kalmak koşuluyla başka gerekçe ile
de Anayasa’ya aykırılık incelemesi yapabileceğinden, iptali istenen kuralla
ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 167. maddesi yönünden de inceleme yapılmıştır.
Yasa’nın 68/b maddesinin birinci fıkrasında, borçlu
cari hesap veya kısa, orta, uzun vadeli kredi şeklinde
işleyen kredilerde krediyi kullandıran taraf, krediyi kullanan tarafın
kredi sözleşmesinde belirttiği adresine, borçlu cari hesap sözleşmesinde
belirtilen dönemleri veya kısa, orta, uzun vadeli kredi sözleşmelerinde
yazılı faiz tahakkuk dönemlerini takip eden onbeş
gün içinde bir hesap özetini noter aracılığı ile göndermek zorunda olduğu;
sözleşmede gösterilen adresin değiştirilmesi, yurt içinde bir adresin noter
aracılığıyla krediyi kullandıran tarafa bildirilmesi halinde sonuç
doğuracağı ve yeni adresin bu şekilde bildirilmemesi halinde hesap özetinin
eski adrese ulaştığı tarihin tebliğ tarihi sayılacağı belirtilmiştir.
İtiraz konusu kuralda ise süresi
içinde gönderilen hesap özetinin muhtevasına, alındığından itibaren bir ay
içinde itiraz etmeyen kredi kullanıcısının, hesap özetinin gerçeğe
aykırılığını ancak borcunu ödedikten sonra dava edebileceği
öngörülmüştür.
Anayasa’nın 10. maddesinde
öngörülen eşitlik ilkesi hukuksal durumları aynı olanlar için söz
konusudur. Bu ilke ile eylemli değil hukuksal eşitlik öngörülmektedir.
Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin aynı işleme bağlı
tutulmalarını sağlamak ve kişilere yasa karşısında ayırım yapılmasını ve
ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi
kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin
ihlali yasaklanmıştır. Yasa önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı
kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durum ve konumlarındaki
özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları gerekli
kılabilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı
kurallara bağlı tutulursa Anayasa’nın öngördüğü eşitlik ilkesi ihlal
edilmiş olmaz.
Anayasa’nın 172. maddesinde, “Devlet, tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı tedbirler alır,
tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini teşvik eder.”; 167.
maddesinin birinci fıkrasında, “Devlet,
para, kredi, sermaye, mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli
işlemelerini sağlayıcı ve geliştirici tedbirleri alır.” kurallarına yer
verilmiştir.
Anayasa’nın 36. maddesinde ise, “Herkes,
meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde
davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına
sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan
kaçınamaz” denilmektedir. Buna göre hak arama özgürlüğü, kendisi bir
temel hak niteliği taşımasının ötesinde, diğer temel hak ve özgürlüklerden
gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili
güvencelerden birisini oluşturmaktadır. Gerçekten, karşılaştığı bir
suçlamaya karşı kişinin kendisini savunabilmesinin ya da maruz kaldığı
haksız bir uygulama veya işleme karşı haklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin
en etkili ve güvenceli yolu yargı mercileri önünde dava hakkını
kullanabilmesidir. Kişilere yargı mercileri önünde dava hakkı tanınması
adil bir yargılamanın ön koşulunu oluşturur.
Türkiye’de kurulu mevduat, katılım, kalkınma ve yatırım
bankaları, yurt dışında kurulu bu nitelikteki kuruluşların Türkiye’deki
şubeleri, finansal holding şirketleri, Türkiye Bankalar Birliği, Türkiye
Katılım Bankaları Birliği, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu,
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu ve bunların faaliyetlerini düzenleyen 5411
sayılı Yasa, aynı zamanda kredi açma, kredi kullandırma ve kredi
sınırlarını düzenleyerek kredi kuruluşu olan bankaların tüm kredi
faaliyetlerini kapsamı içine almaktadır.
5411
sayılı Bankacılık Kanunu’nun 3. maddesinde kredi kuruluşunun, mevduat
bankalarını ve katılım bankalarını; bankanın, mevduat bankaları ve katılım
bankaları ile kalkınma ve yatırım bankalarını; mevduat bankasının, bu
Yasaya göre kendi nam ve hesabına mevduat kabul etmek ve kredi kullandırmak
esas olmak üzere faaliyet gösteren kuruluşlar ile yurt dışında kurulu bu
nitelikteki kuruluşların Türkiye’deki şubelerini; katılım bankasının, bu
Yasaya göre özel cari ve katılma hesapları yoluyla fon toplamak ve kredi
kullandırmak esas olmak üzere faaliyet gösteren kuruluşlar ile yurt dışında
kurulu bu nitelikteki kuruluşların Türkiye’deki şubelerini; kalkınma ve
yatırım bankasının ise bu Yasaya göre mevduat veya katılım fonu kabul etme
dışında, kredi kullandırmak esas olmak üzere faaliyet gösteren ve/veya özel
kanunlarla kendilerine verilen görevleri yerine getiren kuruluşlar ile yurt
dışında kurulu bu nitelikteki kuruluşların Türkiye’deki şubelerini ifade
ettiği belirtilmiştir.
Para, kredi ve sermaye politikalarının oluşmasında
ve saptanmış politikaların uygulanmasında Devlet’in önemli görevleri
bulunmaktadır. Para ikrazı işleriyle uğraşan, mevduat kabul eden, sermaye
teşekkülüne hizmet eden bankaların, ülke ekonomisinin hassas kesimi olan
kredi piyasasında faaliyet göstermeleri nedeniyle bunların alacaklarının
korunması ile ilgili olarak özel düzenlemeler getirilebileceğinden bunlarla
aynı konumda olmayan bankalar dışındaki diğer alacaklılar ya da borçlular
arasında eşitlik karşılaştırması yapılamaz.
Devlet, tasarrufları korumak ve biriken
tasarrufların milli ekonominin gereklerine göre kullanılmalarını sağlamakla
görevli olup, bu görevini yerine getirebilmek için para ve kredi
piyasalarını düzenleme ve denetleme gereksinimi duyabilir ya da bu sistemi
yönlendirebilir. Devletin ekonomik görevlerini ve amaçlarını
gerçekleştirmek için, ulusal ekonominin gereklerine uygun olarak kimi
düzenlemeler getirmek, bunları değiştirmek ve kaldırmak anayasal sınırlar
içinde yasakoyucunun yetkisindedir.
Kuralın, finansal piyasalarda güven ve istikrarın
sağlanmasına, kredi sisteminin etkin bir şekilde çalışmasına, tasarruf
sahiplerinin hak ve menfaatlerinin korunmasına ve etkin, sağlıklı ve
büyüyen bir mali sistemin oluşturulması amacına yönelik olduğu
anlaşıldığından, Anayasa’nın hukuk devleti ve tüketicinin korunması
ilkelerine aykırılık bulunmamaktadır.
Öte yandan kural, kredi kullandıran tarafından
süresi içerisinde gönderilen hesap özetinin muhtevasına, alındığından
itibaren bir aylık süre içerisinde itiraz ederek hesap özetinin
muhtevasının kesinleşmesini önleme ve dava açabilme olanağı vermektedir. Bu
nedenle kuralın, hak arama özgürlüğünü ve adil yargılanma hakkını
zedeleyen bir yönü de bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kural,
Anayasa’nın 10., 36., 167. ve
172. maddelerine aykırı değildir. İtiraz isteminin reddi gerekir.
VI- SONUÇ
9.6.1932
günlü, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na 9.11.1988 günlü, 3494 sayılı
Yasa’nın 4. maddesiyle eklenen 68/b maddesinin, 17.7.2003 günlü, 4949
sayılı Yasa’nın 18. maddesiyle değiştirilen ikinci fıkrasının Anayasa’ya
aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE,
14.1.2010 gününde OYBİRLİĞİYLE karar
verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
|
Üye
Sacit ADALI
|
|
|
|
|
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
Üye
Ahmet AKYALÇIN
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
|
|
|
|
|
Üye
A. Necmi ÖZLER
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
Üye
Şevket APALAK
|
|
|
|
|
|
Üye
Serruh KALELİ
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
|
|
|
|
|