|
Anayasa Mahkemesi
Başkanlığından:
Esas Sayısı
: 2008/94
Karar Sayısı
: 2010/13
Karar Günü
: 21.1.2010
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN
: Ankara 4. İdare Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 29.6.2001 günlü, 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun’un 8.
maddesinin ikinci fıkrasının Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırılığı
savıyla iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemidir.
I- OLAY
Davacı
şirkete verilen beş ayrı geçici durdurma cezası nedeniyle denetim
faaliyetinin tamamen sona erdirilmesi ve Yapı Denetim İzin Belgesinin iptal
edilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada, itiraz konusu
kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme iptali ve
yürürlüğün durdurulması için başvurmuştur.
II- İTİRAZIN GEREKÇESİ
Başvuru kararının gerekçe
bölümü şöyledir:
“3 H YAPI DENETİMİ TİC. LTD. ŞTİ. vekili
Av. HAYRETTİN KÜÇÜKSOY tarafından, davacı şirkete verilen beş ayrı geçici
durdurma cezası nedeniyle denetim faaliyetinin tamamen sona erdirilmesi ve
8 nolu Yapı Denetim İzin Belgesinin iptaline ilişkin 12.6.2008 tarih ve
1768 sayılı işlemin iptali istemiyle BAYINDIRLIK VE İSKAN BAKANLIĞI’na
karşı açılan davada, uyuşmazlığa uygulanacak 4708 sayılı Yapı Denetimi
Hakkında Kanun’un 8. maddesinin 2. fıkrasında yer alan,
“Faaliyeti üç defa durdurulan yapı denetim kuruluşunun denetim faaliyetine
son verilir ve izin belgesi Bakanlıkça iptal edilir.”
ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğu düşüncesine varılarak 2949 sayılı
Yasanın 28. maddesi uyarınca dava dosyası incelendi;
4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun’un 8.
maddesinde, “Yapı denetim kuruluşlarından, bu Kanunda öngörülen esaslara
göre denetim görevini yerine getirmedikleri anlaşılanların veya son üç yıl
içerisinde üç defa olumsuz sicil alanların veyahut 3 üncü maddenin son
fıkrası ile 6 ncı maddenin birinci fıkrası hükümlerine aykırı hareket
ettiği belirlenenlerin denetim faaliyeti, yapı denetim komisyonunun teklifi
üzerine Bakanlıkça bir yıla kadar durdurulur ve belgesi geçici olarak geri
alınır. Durdurma kararı, Resmi Gazetede ilan edilir ve sicillerine işlenir.
Denetim faaliyetinin geçici olarak durdurulmasına neden olan yapı denetim
kuruluşunun mimar ve mühendisleri, bu süre içerisinde başka ad altında dahi
olsa hiçbir denetim faaliyetinde bulunamaz. Geçici durdurmaya neden olan
mimar ve mühendisler Bakanlıkça ilgili meslek odasına bildirilir. Meslek
odaları, bu kişiler hakkında kendi mevzuatına göre işlem yapar.
Faaliyeti üç defa durdurulan
yapı denetim kuruluşunun denetim faaliyetine son verilir ve izin belgesi
Bakanlıkça iptal edilir.
İzin belgesi iptal edilen yapı denetim kuruluşunun,
kusurları mahkeme kararı ile kesinleşen mimar ve mühendisleri başka bir
yapı denetim kuruluşunda görev almaları halinde, görev aldıkları bu
kuruluşa izin belgesi verilmez, verilmişse iptal edilir.
Denetim faaliyeti geçici olarak durdurulan veya
izin belgesi iptal edilen yapı denetim kuruluşu hakkındaki bu karar ilgili
idareye bildirilir ve denetimini üstlendiği yapıların devamına izin
verilmez. Bu durumda, yapım faaliyetine devam edilebilmesi için yapı
sahibince başka bir yapı denetim kuruluşunun görevlendirilmesi zorunludur.”
hükmü yer almaktadır.
T.C. Anayasası’nın 2. maddesinde, Türkiye
Cumhuriyetinin, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde,
insan haklarına saygılı, Atatürk Milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta
belirtilen temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk
devleti olduğu belirtilmiştir.
Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti
eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve
özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni
kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan
kaçınan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı
denetimine açık, yasaların üstünde vasakoyucunun da uyması gereken temel
hukuk ilkeleri ve Anayasa’nın bulunduğu bilincinde olan devlettir.
Öte yandan, Anayasa’nın 10. maddesinde; “Herkes,
dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri
sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet,
bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz
tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün
işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek
zorundadır.” hükmü yer almaktadır.
Anayasa Mahkemesi kararlarında da belirtildiği
üzere, Anayasa’nın 10. maddesine göre yasaların uygulanmasında ayrım
gözetilmeyecek ve eşitsizliğe yol açılmayacaktır.
Maddede düzenlenen “Eşitlik” ilkesiyle,
birbirlerinin aynı durumunda olanlara aynı kuralların uygulanması ve
ayrıcalıklı kişi ve toplulukların yaratılması engellenmektedir. Yasa önünde
eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı olacağı anlamına gelmez.
Durum ve konumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için
değişik kuralları ve değişik uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal
durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar ayrı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da
öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.
Yine Anayasa Mahkemesi’nin çeşitli kararlarında
eşitlik ilkesi, aynı durumda bulunanlar için haklarda ve ödevlerde,
yasalarda ve yükümlülüklerde, yetkilerde ve sorumluluklarda, fırsatlarda,
hizmetlerde eşitliğin sağlanmasını gerektiren eşit davranma ve ayrım
yapmama ilkesi olarak yorumlanmıştır.
Dava dosyanın incelenmesinden; yapı denetim
faaliyeti ile meşgul olan davacı şirketin, İstanbul Zeytinburnu İlçesi
Çırpıcı Mahallesi 386/3 pafta, 2178 ada, 23 parsel sayılı taşınmaz üzerinde
inşa edilen binada, İstanbul İli Zeytinburnu İlçesi Yenidoğan Mahallesi
396/4 pafta, 2637 ada, 16 parsel sayılı taşınmaz üzerinde inşa edilen
binada, İstanbul İli Kadıköy İlçesi Merdivenköy Mahallesi 279 pafta, 2626
ada, 10 parsel sayılı taşınmaz üzerinde inşa edilen binada, İstanbul İli
Zeytinburnu İlçesi Veliefendi Mahallesi 399/4 pafta, 2377 ada, 17 parsel
sayılı taşınmaz üzerinde inşa edilen binada ve İstanbul İli Zeytinburnu
İlçesi Telsiz Mahallesi 389/1 pafta, 2306 ada, 18 parsel sayılı taşınmaz
üzerinde inşa edilen binada yapı ruhsatı ve eki projelere aykırı imalatlar
bulunduğu halde durumun zamanında yetkili mercilere bildirilmediğinden
bahisle yapı denetim faaliyetinin birer ay süreyle geçici olarak
durdurulmasına karar verildiğinden bahisle, yukarıda anılan 4708 sayılı
Kanunun 8. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca da, faaliyeti üç defa
durdurulan yapı denetim kuruluşunun, denetim faaliyetine son verilerek izin
belgesinin Bakanlıkça iptal edildiği anlaşılmaktadır.
4708 sayılı Kanunun 8. maddesinde, “Yapı denetim
kuruluşlarından, bu Kanunda öngörülen esaslara göre denetim görevini yerine
getirmedikleri anlaşılanların, denetim faaliyeti, yapı denetim komisyonunun
teklifi üzerine Bakanlıkça bir yıla kadar durdurulur ve belgesi geçici
olarak geri alınır.” hükmü yer almakta olup, anılan hüküm uyarınca yapı
denetim şirketlerinin faaliyetleri Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’nca bir
yıla kadar durdurulabilmektedir.
Kanunun anılan hükmünde, “bir yıla kadar
durdurulur” ibaresi yer almakta olup, idareye tanınan yetki çerçevesinde
yapı denetim kuruluşlarının faaliyetleri, işledikleri aykırılığa bağlı
olarak Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’nca bir yıla kadar
durdurulabilmektedir.
Mahkememizde yer alan benzer dosyalardan, Bayındırlık
ve İskan Bakanlığı’nın yapı denetim kuruluşlarının faaliyetlerini, bir ay,
üç ay, dört ay, altı ay, bir yıl vb. şekilde durdurduğu gözlenmektedir.
Anılan hüküm uyarınca, Bayındırlık ve İskan
Bakanlığı eylemin ağırlığına göre yapı denetim faaliyetini, bir günden-bir
yıla kadar durdurabilme yetkisine sahiptir.
Bu hükmün uygulanması nedeniyle ortaya çıkabilecek
haksızlığı açıklamak için örnek vermek gerekirse, yapı denetim faaliyeti
birer haftadan toplam üç hafta durdurulan yapı denetim kuruluşu ile yapı
denetim faaliyeti birer yıldan toplam üç yıl durdurulan yapı denetim
kuruluşuna aynı hukuki metin uygulanacak ve iki yapı denetim kuruluşunun da
denetim faaliyetine son verilerek izin belgesi Bakanlıkça iptal
edilecektir.
Bu durumda, 4708 sayılı Kanunun 1. maddesinde, “Bu
Kanunun amacı; can ve mal güvenliğini teminen, imar planına, fen, sanat ve
sağlık kurallarına, standartlara uygun kaliteli yapı yapılması için proje
ve yapı denetimini sağlamak ve yapı denetimine ilişkin usul ve esasları
düzenlemektir.” şeklinde düzenlenmiş ve deprem kuşağında bulunan ülkemiz
açısından yapıların, imar planına, fen, sanat ve sağlık kuralları ile dünya
standartlarına uygun olarak yapılması çok büyük önem taşımakta ise de,
hiçbir ayırıma gitmeksizin, faaliyeti üç defa durdurulan yapı denetim
kuruluşunun denetim faaliyetine son verilerek izin belgesinin Bakanlıkça
iptal edilmesinin, Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğu ve hukuk
devleti ilkesini ihlal ettiği sonucuna varılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, 4708 sayılı Yapı
Denetimi Hakkında Kanun’un 8. maddesinin 2. fıkrasında yer alan, “Faaliyeti üç defa
durdurulan yapı denetim kuruluşunun denetim faaliyetine son verilir ve izin
belgesi Bakanlıkça iptal edilir.” ibaresinin T.C.
Anayasası’nın 2 ve 10. maddelerine aykırı olduğu sonucuna varılarak, 2949
sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında
Kanun’un 28/1. maddesi uyarınca iptali için yürürlüğün durdurulması istemli
olarak Anayasa Mahkemesine başvurulmasına, dosyada bulunan belgelerin onaylı
örneklerinin Anayasa Mahkemesi Başkanlığı’na gönderilmesine 25.09.2008
tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa
Kuralı
4708 sayılı Yapı Denetimi
Hakkında Kanun’un itiraz konusu kuralı da içeren 8. maddesi şöyledir:
“Denetim
faaliyetinin durdurulması ve izin belgesinin iptali
Madde 8- Yapı denetim kuruluşlarından, bu
Kanunda öngörülen esaslara göre denetim görevini yerine getirmedikleri
anlaşılanların veya son üç yıl içerisinde üç defa olumsuz sicil alanların
veyahut 3 üncü maddenin son fıkrası ile 6 ncı
maddenin birinci fıkrası hükümlerine aykırı hareket ettiği belirlenenlerin
denetim faaliyeti, yapı denetim komisyonunun teklifi üzerine Bakanlıkça bir
yıla kadar durdurulur ve belgesi geçici olarak geri alınır. Durdurma
kararı, Resmî Gazetede ilan edilir ve sicillerine işlenir. Denetim
faaliyetinin geçici olarak durdurulmasına neden olan yapı denetim
kuruluşunun mimar ve mühendisleri, bu süre içerisinde başka ad altında dahi
olsa hiçbir denetim faaliyetinde bulunamaz. Geçici durdurmaya neden olan
mimar ve mühendisler Bakanlıkça ilgili meslek odasına bildirilir. Meslek
odaları, bu kişiler hakkında kendi mevzuatına göre işlem yapar.
Faaliyeti üç defa durdurulan yapı denetim
kuruluşunun denetim faaliyetine son verilir ve izin belgesi Bakanlıkça
iptal edilir.
İzin
belgesi iptal edilen yapı denetim kuruluşunun, kusurları mahkeme kararı ile
kesinleşen mimar ve mühendisleri başka bir yapı denetim kuruluşunda görev
almaları halinde, görev aldıkları bu kuruluşa izin belgesi verilmez,
verilmişse iptal edilir.
Denetim
faaliyeti geçici olarak durdurulan veya izin belgesi iptal edilen yapı
denetim kuruluşu hakkındaki bu karar ilgili idareye bildirilir ve
denetimini üstlendiği yapıların devamına izin verilmez. Bu durumda, yapım
faaliyetine devam edilebilmesi için yapı sahibince başka bir yapı denetim
kuruluşunun görevlendirilmesi zorunludur.”
B- Dayanılan Anayasa
Kuralları
Başvuru
kararında, Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8.
maddesi gereğince, Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz
PAKSÜT, Sacit ADALI, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet
ERTEN, Mustafa YILDIRIM, Cafer ŞAT, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ve Zehra Ayla PERKTAŞ’ın
katılımlarıyla 27.10.2008 gününde
yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin
esasının incelenmesine, yürürlüğü durdurma isteminin esas inceleme
aşamasında karara bağlanmasına, oybirliğiyle karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri,
işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa
kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup
incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A - Anlam
ve Kapsam
4708
sayılı Yasa’nın amacı, birinci maddesinde; can ve mal güvenliğini teminen, imar plânına, fen, sanat ve sağlık
kurallarına, standartlara uygun kaliteli yapı yapılması için proje ve yapı
denetimini sağlamak ve yapı denetimine ilişkin usul ve esasları düzenlemek
olarak belirtilmiştir.
Yapı
denetim kuruluşu, Bakanlıktan aldığı izin belgesi ile münhasıran yapı
denetimi görevini yapan, ortakların tamamı mimar ve mühendislerden oluşan
tüzel kişidir.
Yapıların
güvenliğinin gerçekleşmesinde kamunun yararı bulunmaktadır. Bu nedenle
yapıların, gerek tasarım, gerek imalat aşamasında insanların can ve mal
güvenliğini sağlamak amacıyla denetlenmeleri gerekmektedir. Bu suretle,
yapı sahipleri, yapının ruhsat ve eklerine, fen, sanat ve sağlık
kurallarına aykırı, eksik, hatalı ve kusurlu yapılmış olmasından dolayı
korunurken, denetimi yapan yapı denetim kuruluşlarının da sorumlulukları
belirlenmiş olmaktadır.
Yasa’nın ikinci maddesinde, bu Kanun kapsamına
giren her türlü yapının, Bakanlıktan aldığı izin belgesi ile çalışan ve
münhasıran yapı denetimi ile uğraşan tüzel kişiliğe sahip yapı denetim
kuruluşlarının denetimine tabi olduğu, yapı denetim hizmetinin yapı denetim
kuruluşu ile yapı sahibi veya vekili arasında akdedilen hizmet sözleşmesi
hükümlerine göre yürütüleceği öngörülmektedir.
İtiraz
konusu kuralın da bulunduğu Yasa’nın 8. maddesinde ise Yasa’ya aykırı
eylemleri tespit edilen yapı denetim kuruluşlarının faaliyetlerinin yapı
denetim komisyonunun teklifi üzerine Bakanlıkça hangi hallerde geçici
olarak durdurulacağı ve belgesinin geçici olarak geri alınacağı, hangi
halde denetim faaliyetine son verilerek izin belgesinin iptal edileceği
hususları düzenlenmektedir.
B- Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
Başvuru kararında, itiraz
konusu kural uyarınca, faaliyeti farklı sürelerde üçer defa durdurulan yapı
denetim kuruluşları arasında hiçbir ayrım yapılmaksızın denetim
faaliyetlerine son verilerek izin belgelerinin Bakanlıkça iptal edilmesinin
Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
4708 sayılı Yasa’nın 8. maddesinin birinci
fıkrasında, yapı denetim
kuruluşlarından, bu Kanunda öngörülen esaslara göre denetim görevini yerine
getirmedikleri anlaşılanların veya son üç yıl içerisinde üç defa olumsuz
sicil alanların veyahut 3. maddenin son fıkrası ile 6. maddenin birinci
fıkrası hükümlerine aykırı hareket ettiği belirlenenlerin denetim
faaliyetinin, yapı denetim komisyonunun teklifi üzerine Bayındırlık ve
İskân Bakanlığınca bir yıla kadar durdurulacağı ve belgesinin geçici olarak
geri alınacağı belirtilmekte, itiraz konusu ikinci fıkrasında ise, birinci
fıkra uyarınca faaliyeti üç defa durdurulan yapı denetim kuruluşunun
denetim faaliyetine son verileceği ve izin belgesinin Bakanlıkça iptal
edileceği öngörülmektedir.
Anayasa’nın
2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden biri “belirlilik”tir. Bu ilkeye göre, yasal düzenlemelerin
hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer
vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olması, ayrıca
kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi de
gereklidir. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup
birey, yasadan, belirli bir kesinlik içinde, hangi somut eylem ve olguya
hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi
müdahale yetkisini doğurduğunu bilmelidir. Ancak bu durumda kendisine düşen
yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını ayarlar. Hukuk güvenliği,
normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde
devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven
duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.
Yasa
kuralı, ilgili kişilerin mevcut şartlar altında belirli bir işlemin ne tür
sonuçlar doğurabileceğini makul bir düzeyde öngörmelerini mümkün kılacak
şekilde düzenlenmelidir. “Öngörülebilirlik şartı” olarak nitelendirilen bu
ilkeye göre yasanın uygulanmasında takdirin kapsamı ve uygulama yöntemi
bireyleri keyfi ve öngöremeyecekleri müdahalelerden koruyacak düzeyde
açıklıkla yazılmalıdır. Belirlilik, kişilerin hukuk güvenliğini korumakla
birlikte idarede istikrarı da sağlar.
Değişen
sosyal, siyasal ve ekonomik koşullar kimi durumlarda devlet idarelerine bir
takım hakların tanınması gereğini ortaya çıkarmıştır. Gelişen, büyüyen,
çeşitlenen ve çoğalan toplumsal gereksinimleri yerinde, zamanında ve etkin
bir biçimde karşılayabilmek için çağdaş yönetimlerde idareye değişik
alanlarda yaptırım uygulama yetkileri tanınmaktadır.
İtiraz konusu kuralı da içeren 4708 sayılı Yasa’nın
8. maddesi uyarınca, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı’nın Yasa’da öngörülen
yükümlülükleri yerine getirmeyen, denetim şartlarını ihlâl eden yapı
denetim kuruluşlarının faaliyetlerini durdurmasının ve bu eylemlerin üç
defa tekrarlanması üzerine izin belgesinin iptaline karar vermesinin idari
yaptırım olduğu ve idare tarafından uygulanabileceği kuşkusuzdur.
İtiraz
konusu kuralda idarenin yaptırımı uygularken hangi ölçütleri esas alacağı
açık, belirgin ve somut olarak “faaliyeti üç defa durdurulan” denilmek
suretiyle Yasa’da gösterilmiştir. Yasa kuralı bu anlamda belirli ve
öngörülebilirdir.
Yasakoyucu, kamu düzeninin korunması amacıyla ceza hukuku alanında düzenleme
yaparken Anayasa’ya ve ceza hukukunun temel ilkelerine bağlı kalmak
koşuluyla toplumda hangi eylemlerin suç sayılacağı ve suç sayılan bu
eylemlerin hangi tür ve ölçüde cezai yaptırıma bağlanacağı konusunda takdir
yetkisine sahiptir. Bu yetki, idari yaptırımlar için de geçerlidir.
İtiraz
konusu kuralın; can ve mal güvenliğini sağlamak, dolayısıyla kamu düzenini
korumak ve yaptırım uygulanmasını gerektiren eylemlerin işlenmesini
engellemek için kamu yararı amacıyla öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Bu
düzenlemenin anayasal sınırlar içinde yasa koyucunun takdirinde olduğu
açıktır. Ayrıca itiraz konusu kuralın, yapı denetim kuruluşlarının aykırı
davranışlarını üç kez tekrarlamak suretiyle bu davranışlarında ısrar
etmeleri üzerine uygulanacak olması da gözetildiğinde, devletin
cezalandırma yetkisi bakımından suç ve ceza arasında adil bir dengenin
bulunması gereğini esas alan hukuk devleti ilkesine aykırılık
bulunmamaktadır.
Kaldı ki, itiraz konusu kural ile ilgili
uyuşmazlıklarda, yargı yoluna başvurma olanağının bulunması, adalet ve
hakkaniyetin gerçekleştirilmesi açısından yeterli güvenceyi
oluşturmaktadır.
Anayasa’nın
10. maddesinde kanun önünde eşitlik ilkesi belirtilmiştir. Anayasa
Mahkemesi’nin birçok kararında da vurgulandığı gibi, yasa önünde eşitlik,
herkesin her yönden aynı kurallara bağlı olacağı anlamına gelmez.
Anayasa’nın amaçladığı eşitlik eylemli değil hukuksal eşitliktir. Durum ve
konumlarındaki farklılık ve özellikler, kimi kişiler veya topluluklar için
değişik kural ve uygulamaları gerekli kılar.
Eşitlik
ilkesine aykırılıktan söz edilebilmesi için bir yasanın aynı hukuksal
durumda olanlar arasında bir ayırım veya ayrıcalık yaratması gerekir.
İtiraz konusu kural uyarınca öngörülen yaptırım, faaliyeti üç defa
durdurulan bütün yapı denetim kuruluşlarına uygulanacağından, eşitlik ilkesine
aykırılık oluşturmaz.
Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine
aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Şevket APALAK ve Zehra Ayla PERKTAŞ bu görüşe katılmamıştır.
VI- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
29.6.2001
günlü, 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun’un 8. maddesinin ikinci
fıkrasına yönelik iptal istemi, 21.1.2010 günlü, E. 2008/94, K. 2010/13
sayılı kararla reddedildiğinden, bu fıkraya ilişkin YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI
İSTEMİNİN REDDİNE, 21.1.2010 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
VII- SONUÇ
29.6.2001
günlü, 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun’un 8. maddesinin ikinci
fıkrasının Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Şevket APALAK ile Zehra Ayla PERKTAŞ’ın
karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 21.1.2010 gününde karar verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
|
Üye
Sacit ADALI
|
|
|
|
|
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
Üye
Ahmet AKYALÇIN
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
|
|
|
|
|
Üye
A. Necmi ÖZLER
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
Üye
Şevket APALAK
|
|
|
|
|
|
Üye
Serruh KALELİ
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
|
|
|
|
AZLIK OYU
Anayasa’nın 2. maddesinde öngörülen hukuk
devletinin alt başlıklarında yasaların belirli, öngörülebilir olması
yanında, adil bir cezalandırma ilkesi de yer almaktadır. Belirlilik
ilkesiyle, yasaların duraksamasız uygulanması olanağı veren açıklık ve
nesnellik yanında hukuk güvenliği sağlayarak öngörülebilirlik ilkesiyle
bütünleşen bir amaç güdülmektedir. Adil cezalandırma ilkesinde ise temel
yaklaşımlardan biri suç ve ceza arasında adil bir dengenin kurulmasıdır.
İtiraza konu yasal kural ise faaliyetin üç kez
durdurulmasını yapı denetim izninin iptaline neden görmektedir. Kural,
faaliyet durdurma işlemleri yönünden zaman sınırlaması yapmayarak belirsiz
bir süreci kapsamına almakta, uzun yıllara yayılan faaliyet durdurmaları
değişen koşullar ve istikrarlı gelişimlere karşın çalışma özgürlüğünü kaldıran
bir yaptırıma bağlamaktadır. Geçici durdurmaların yinelenmesine ilişkin
zaman dilimi yönünden fıkrada tam bir açıklık içermeyen kural bu durumuyla,
farklı uygulamalara ve yorumlara neden olacak, faaliyet durdurma
işlemlerinin belirli bir süreç içinde değerlendirilememesiyle etkinliğini
yitiren uygulamalar belirsizliğin oluşumuna etken olacaktır. Bu sonuç aynı
zamanda hukuksal güvenliği de olumsuz etkileyecektir.
Kuralın, faaliyet durdurma işlemlerinin nitelik ve
niceliğiyle öngördüğü önlemin süresini hesaba katmaması da suç ve ceza
arasında olması gereken dengenin kalkmasına neden olacaktır. Konu
somutlaştırıldığında ayrı ayrı bir günden toplam
üç güne veya birer yıldan üç yıla ulaşan faaliyet durdurulması önlemlerinin,
son ceza olan ve bu konuda çalışma yaşamıyla, özgürlüğünü ortadan kaldıran
izin belgesinin iptalinde aynı sonuca etken oldukları anlaşılmaktadır. Bu
durum haklılık ve nesnellik gereği suç ve ceza arasında ölçülü bir denkliği
esas alan cezalandırma ilkesine, dolayısıyla hukuk devletine aykırılık
oluşturacaktır. Ayrıca, çalışma özgürlüğünün bu şekilde sınırlanmasının da
sosyal amaçlar, güvenlik ve kararlılık yönünden zorunlu ve ölçülü bir önlem
olmadığı sonucuna aynı nedenlerle varılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle kuralın, Anayasa’nın 2. ve 48.
maddelerine aykırılığından ötürü iptali gerekeceği oyuyla karara karşıyım.
Üye
Şevket
APALAK
KARŞIOY GEREKÇESİ
29.06.2001 günlü, 4708 sayılı Yapı Denetimi
Hakkında Kanun’un 8. maddesinin ikinci fıkrasında; “Faaliyeti üç defa
durdurulan, yapı denetim kuruluşunun denetim faaliyetine son verilir ve
izin belgesi Bakanlıkça iptal edilir.” denilmektedir.
Anayasa’nın 2. maddesine göre Türkiye Cumhuriyeti
demokratik bir hukuk devleti olup, buna göre Devletin tüm organlarının
Anayasa ve hukukun üstün kuralları ile bağlı olması görev ve yetkilerinin
bu çerçevede konulan yasalarla belirlenmesi, yürütme organına bırakılan
yetkilerin açıkça gösterilmesi gerekmektedir. Öte yandan “hukuk
devleti”ilkesi gereği yürütme
organının faaliyetlerinin “belirlilik”dolayısıyla“hukukî güvenlik
ilkesi” sonucunda “öngörülebilir olmasını” gerektirmektedir. Bu ilkeye göre
yasanın uygulanmasında takdirin kapsamı ve uygulama yöntemi bireyleri keyfi
ve öngöremeyecekleri müdahalelerden koruyacak düzeyde açıklıkla
yazılmalıdır. “Belirlilik” kişilerin hukuk güvenliğini korumakla birlikte
idarede istikrarı da sağlar.
İtiraz konusu kuralın uygulanmasına esas teşkil
eden, ancak itiraz konusu olmayan 8. maddenin birinci fıkrasında sayılan
tüm eylemler için aynı nitelikte yaptırım(bir gün-bir yıl arasında faaliyetin durdurulması) düzenlenmiş olup,
alt ve üst sınır arasında idareye bırakılan takdir alanının sınırsız ve
ölçüsüz olması nedeniyle keyfiliğe neden olabileceği gibi, kişilerinde
hangi eylem sonucunda nasıl bir yaptırımla karşılaşacaklarını
öngöremeyecekleri gözetildiğinde; itiraza konu kuralda yapı denetim
kuruluşlarının faaliyetlerine son verilmesi ve izin belgesinin iptal
edilmesine neden olan eylem ve yaptırımın belirlilik ve öngörülebilirlik
ilkesine uygun düzenlenmediği açıktır.
Netice olarak sebebi ve süresi konusunda herhangi
bir belirleme olmaksızın faaliyeti üç defa durdurulan yapı denetim kuruluşunun
denetim faaliyetine son verilmesi ve izin belgesinin iptal edilmesi
konusunda Bakanlığa keyfi ve takdiri uygulamalar yapabilecek şekilde geniş
yetki veren, itiraza konu kural, hukukî güvenlik ilkesine dolayısıyla hukuk
devleti ilkesinin yer aldığı Anayasa’nın 2. maddesine aykırıdır.
Açıklanan nedenle itiraza konu kuralın iptali
gerektiği düşüncesiyle çoğunluk kararına katılmıyorum.
Üye
Zehra
Ayla PERKTAŞ
|