|
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinden:
Esas No: 2009/14660
Karar
No: 2009/18139
YARGITAY İLAMI
İncelenen Kararın
Mahkemesi: Karacabey Sulh Hukuk Mahkemesi
Tarihi: 29/1/2008
Numarası: 2006/1018-2008/49
Davacı: Çiftçi Mallarını Koruma Meclisi Av. Beyhan ÇIRPANLI
Davalı: Harun ALACÇAN Av. İbrahim EMİR
Dava dilekçesinde 1245 TL asıl
alacağın tahsili için yapılan ilamsız icra takibine vaki haksız itirazın
iptaline takibin devamına % 40 icra inkar
tazminatının faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili
istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ve kısmen reddi cihetine
gidilmiş, hükmün Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27/7/2009
tarih ve 172638 sayılı yazıları ile kanun yararına bozulması istenilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz
isteminin HUMK 427/6 maddesine uygun olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki
bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı
vekili dava dilekçesinde, davalının 2004-2005 yılı koruma bedelini
ödemediği gibi aleyhine yapılan ilamsız icra takibine haksız itiraz
ettiğini ileri sürerek tahsili için başlatılan icra takibine yapılan
itirazın iptali ve % 40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep vedava etmiştir. Mahkemece davanın kabulüne
karar verilmiştir.
Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kesin olan hükümde “mahkemece davanın
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 7. maddesi gereğince görev yönünden
reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasına” karar
verilmiş olması kanuna aykırı olduğu ileri sürülerek hükmün kanun yararına
bozulması istenilmiştir.
Takibe
konu alacak, 4081 sayılı Çiftçi Mallarının Korunması Hakkında Kanunun 15.
maddesi uyarınca koruma meclisince tahakkuk ettirilmiş olan koruma bedeli alacağından
oluşmaktadır. Bu husus dosya arasında mevcut Koruma Meclisi Kararından
açıkça anlaşılmaktadır. Madde 15 - “Koruma tarifeleri her sene koruma ve
ihtiyar meclisleri tarafından mahallin örf ve adeti ile iktisadi vaziyetine
ve taalluk ettiği arazinin verimine, mahsulün nevine veya hayvan cinsine
göre tanzim olunur.
Bu
tarifeler murakabe heyetine gönderilmekle beraber aynı zamanda köy veya
kasabanın münasip mahallerine de talik olunur. Alakadarlar talikten
itibaren on gün zarfında koruma veya ihtiyar meclisleri vasıtasıyla veya
doğrudan doğruya murakabe heyetine itiraz edebilirler. Tarifeler murakabe
heyetinin tasdikiyle katileşir.
Koruma
bedelleri her mahallin istihsal vaziyetlerine göre tespit olunacak en
müsait zamanda ve Tahsili Emval Kanununa göre tahsil olunur. Ancak Tahsilat
Komisyonunun vazifeleri koruma ve ihtiyar meclisleri, tahsildarın gördüğü
işler koruma heyeti reisinin veya muhtarın tensip edeceği kimse tarafından
ifa olunur.
Koruma
tarifesi bir senelik bekçi ücretlerinden başka peşin olarak ödenecek zarar
ve ziyanlarla masraf karşılığı olarak bekçi ücretlerine yüzde 30 u geçmemek
üzere yapılacak bir ilaveyi karşılayabilecek şekilde tanzim olunur.”
O
halde bu para cezaları anılan maddesinin 1. fıkrasında belirtildiği üzere
aynı kanunun 8. maddesinin 1. bendi uyarınca belirlenmiştir. Bu durumda,
aynı kanunun 10. maddesinin bu konuda uygulanması gerekir. Bu maddeye göre
ise kanunda yazılı istisnalar dışında (ki, bu istisnalar Kanunun 26.
maddesinde yazılı olup, koruma ve köy ihtiyar meclislerinin verdikleri
kararlara karşı vaki itirazların Sulh Mahkemelerince inceleneceğine
dairdir) koruma meclisince alınan kararlara karşı 10 gün zarfında murakabe
heyetlerine itiraz edilebileceği, itiraz edilip de reddedilen veya itiraz
edilmeden kesinleşen bu kararların derhal icra olunacağı belirtilmiş
bulunmaktadır.
Anılan
madde metninde, (murakabe heyetlerince itiraz üzere verilen kararlar
aleyhine hiçbir kanun yoluna müracaat olunamaz) hükmü Anayasa Mahkemesi’nce
iptal edilmiştir. (Anayasa Mahkemesinin 15/11/1963
tarih ve E. 1963/97, K. 1963/272 sayılı karar) bu kararların icrası için
ilgiliye tebliğe tevessül edildiğinde bu işlem, 6183 Sayılı Amme
Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun uyarınca, Bölge İdare
Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluş ve Görevleri
Hakkındaki Kanunun 6. maddesine göre muhatap ancak görevli İdare
Mahkemesine itirazda bulunabilir.
Davacı
idare, yükümlüye yaptığı tebligat üzerine tahsil işleminin durdurulduğuna
dair görevli İdare Mahkemesinden bir karar verilip kendisine tebliğ
edilmediği sürece, yukarıda sözü edildiği gibi 6183 Sayılı Kanun
hükümlerine uygun olarak alacağını tahsil etmek üzere yasada yazılı yollara
başvurmak durumundadır. İdarenin bu yola gitmeyerek alacağını Özel Hukuk
hükümlerine tabi bir alacakmış gibi mahkemeden talep etmesi, alacağın
niteliğini değiştirmeyeceğinden, böyle bir başvurunun Adliye Mahkemesince
reddedilmesi gerekir. Bu suretle HUMK'nun 7.
maddesinin 1. fıkrası hükmü uyarınca, davacının istemi, idari makamlarca
yapılması gereken bir işleme ilişkin olması (6183 Sayılı Kanuna göre)
nedeniyle görev yönünden reddedilmelidir.
O
nedenle dava dilekçesinin görevsizlik nedeni ile reddi gerekirken olaya ve
alacağın dayandığı yasa maddesine uymayan gerekçe ve yorumlarla esasa girilerek
yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu
itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri
Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan
sebeplerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın
bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine 12/11/2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
—— • ——
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinden:
Esas No: 2009/16817
Karar
No: 2009/18384
YARGITAY İLAMI
İncelenen Kararın
Mahkemesi: Kayseri 3. Sulh Hukuk Mahkemesi
Tarihi: 28/4/2009
Numarası: 2008/1884-2009/639
Davacı: Sevim FİDAN Vek. Av. Sıracettin EREN
Davalı: Ahmet Yücel ESER
Dava
dilekçesinde ıslahla 1.750,80-TL. ecrimisilin
faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından
temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz
isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Taraflar
arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen
hüküm kanun yararına bozulması Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından
istenilmekle evrak okunup, gereği düşünüldü.
Davacı
vekili dava dilekçesinde, davalının müşterek murisleri Yahya Eser’e ait
taşınmazda murisin vefatından itibaren kira ödemeden oturduğu belirterek
fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere şimdilik 1.000-TL. ecrimisil talep ve dava etmiştir. (Davacı vekili 27/4/2009 tarihli dilekçe ile de talebini 1.750,80-TL. olarak ıslah etmiştir.)
Mahkemece;
davanın kısmen kabulü cihetiyle 1.145,00 TL. ecrimisilin
davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz
edilmiştir.
Mahkeme;
ek kararla temyiz edenin sıfatına göre kabul edilen miktarın temyiz
sınırının altında olması nedeniyle kararın kesin olarak verildiğinden
bahisle HUMK. 433. maddesi uyarınca davalının temyiz talebinin reddine
karar vermiş;
Kesin
olan hükümde, mahkemece; 492 sayılı Harçlar Kanununun 30. maddesi
gereğince, ıslah edilen miktar için gerekli harç alınmadan ıslah edilen
miktar yönünden de işin esası hakkında karar verilmiş olması yönleri Kanununa
aykırı olduğu gerekçesiyle, hükmün Kanun Yararına bozulması Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmiştir.
492
sayılı Harçlar Kanununun 30. maddesi gereğince; ıslah dilekçesiyle
artırılan miktar üzerinden gerekli harç alınmadan yargılamaya devam
olunamayacağı dikkate alınmadan ıslah edilen miktar yönünden de işin esası
hakkında karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun görülmemiştir.
Bu
itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının HUMK. 427/6. maddesine dayalı
Kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeplerle kabulü ile hükmün
BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 17/11/2009
tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
—— • ——
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinden:
Esas No: 2009/17737
Karar
No: 2009/18986
YARGITAY İLAMI
İncelenen Kararın
Mahkemesi: Kartal 3. Sulh Hukuk Mahkemesi
Tarihi: 20/12/2006
Numarası: 2005/92-2006/1585
Davacı: İSKİ Genel Müd. - Av. H.
YILDIRIM
Davalı: Kurban KAVCIOĞLU - Av. A. SONSUZ
Dava
dilekçesinde 938.00 lira tazminatın faiz ve
masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın
zamanaşımı nedeniyle reddi cihetine gidilmiş, hüküm Yargıtay C.
Başsavcılığınca kanun yararına bozulması istemi ile temyiz edilerek dosya
dairemize gönderilmiştir.
YARGITAY K ARARI
Temyiz
isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı
İSKİ Genel Müdürlüğü vekilinin davalıya karşı 17/1/2005
tarihinde açtığı davada, davacı idareye ait boruya davalı tarafından zarar
verilmesi nedeniyle, 517.547.334 TL+219,54 EURO hasar bedelinin ödenmesinin
istendiği, mahkemece davanın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle reddine
karar verildiği, hükmün kesin olduğu anlaşılmıştır.
818
sayılı Borçlar Kanununun 60. maddesi hükmüne göre, haksız fiilden
kaynaklanan davalarda, zarar görenin zararı ve zararın sorumlusunu
öğrendiği günden itibaren 1 yıl ve her halde zarara sebep olan fiilin
gerçekleşmesinden itibaren 10 yıl içinde dava açması gerekmektedir.
2560
sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve
Görevleri Hakkında Kanunun 11. maddesi hükmüne göre, İSKİ Genel Müdürlüğü
adına dava açma konusunda emir vermeye yetkili organ genel müdürdür.
Dosyanın
incelenmesinden, hasar tesbit tutanağının 3/8/2003 tarihinde tutulduğu, dava açmaya yetkili genel
müdürlük makamına zararın ve sorumlunun 9/3/2004 tarihinde bildirildiği,
10/3/2004 tarihinde genel müdürlük makamınca dava açılmasının uygun
bulunduğu anlaşılmıştır.
Mahkemece,
genel müdürlük makamınca zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren 1
yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı gözetilerek işin esasına girilerek
karar verilmesi gerekirken, zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle
davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Bu
itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının HUMK’nun
427/6 maddesine dayalı Kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeplerle
kabulü ile hükmün bozulmasına ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği
ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 23/11/2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
—— • ——
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinden:
Esas No: 2009/17921
Karar
No: 2009/19910
YARGITAY İLAMI
İncelenen Kararın
Mahkemesi: Pendik 1. Sulh Hukuk Mahkemesi
Tarihi: 4/12/2008
Numarası: 2007/2076-2008/2553
Davacı: AYEDAŞ Vek. Av. Sevgi
FIRAT
Davalı: Pendik Belediye Başkanlığı Vek.
Av. Fatih AYSAN
Dava
dilekçesinde 796,52-TL.na
itirazın iptali faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili
istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 447,93-TL. üzerinden takibin devamı cihetine gidilmiş, hüküm
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca kamu yararına bozulması istenilerek;
dosya Dairemize gönderilmiştir.
YARGITAY K ARARI
Temyiz
isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı
tarafından davalı Belediye Başkanlığı aleyhine açılan itirazın iptali
davasında yapılan yargılama sonucu 447,93-TL.na itirazın iptaline karar verilmiş; davalı
vekiline 26/1/2009 tarihinde karar tebliğ edilmiş, 30/1/2009 tarihli
dilekçe ile kanun yararına kararın bozulmasını istemiştir. Pendik
Cumhuriyet Başsavcılığının 17/2/2009 tarihli dilekçesi AdaletBakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğüne
gönderilmiş, hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının
16/9/2009 gün ve 2009/205606 sayılı tebliğnamesi
ile HUMK.nun 427/6.
maddesi gereğince kanun yararına bozulması istenilmiş olmakla dosya ve
içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
Davada,
kaçak elektrik tüketiminden doğan alacağın tahsili için başlatılan icra
takibine itirazın iptali istenilmiştir.
İİK.67/2.
maddesi hükmü uyarınca itirazın iptali davalarında alacağın belli ve
bilinebilir (likit) olması durumunda istek halinde
yerleşmiş Yargıtay kararları doğrultusunda icra inkar tazminatına
hükmedilmesi gerekmekte ise de, icra takibine konu alacağın haksız fiilden
kaynaklanması ve alacağın gerçek miktarının ancak mahkeme hükmü ile
belirleneceği, likit olmadığı dikkate alındığında davacı tarafın icra inkar
tazminatı isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, davacı yararına
inkar tazminatına hükmedilmesi ve hükmedilen tazminatın miktarının da
gösterilmeyerek infazda kuşku yaratacak biçimde hüküm kurulması usul ve
yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6.
maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin yukarıda açıklanan nedenle
kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına bozulmasına,
gereği yapılmak üzere kararın bir örneğinin ve dosyanın Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığına gönderilmesine, 14/12/2009 gününde
oybirliğiyle karar verildi.
—— • ——
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinden:
Esas No: 2009/18486
Karar
No: 2009/20266
YARGITAY İLAMI
İncelenen Kararın
Mahkemesi: Nallıhan Sulh Hukuk Mahkemesi
Tarihi: 14/1/2009
Numarası: 2008/91-2009/12
Davacı: Topçuoğlu Petrol ve Tarım Ürünleri San. ve
Tic. Ltd. Şti.
Vek. Av. N.
KAÇYİĞİT
Davalı: Eşref GÜMÜŞ
Dava dilekçesinde 460.00
YTL alacak için itirazın iptali, inkar tazminatının masraflarla birlikte
davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine
gidilmiş, hüküm kanun yararına bozma istemi ile Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY K ARARI
Temyiz
isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı,
26/2/2008 tarihinde Nallıhan Sulh Hukuk
Mahkemesine açılan davada, 4/1/2006 tarihinde veresiye olarak 460,00 TL
bedelli motorin alan davalı borcunu ödememiş olmakla, tahsili için
başlatılan takibe vaki itirazın iptali ile inkar tazminatının tahsilini
talep ve dava etmiştir.
Mahkemece;
“alacak davasının kabulü ile, masrafların
davalıdan tahsiline” karar verilmiş, davacı vekilinin tavzih talebi üzerine
"460,00 YTL üzerinden hüküm tesis olunduğuna ve icra inkar tazminatı
talebinin reddine" tavzihen karar
verilmiştir.
Kesin
olan hükümde "icra inkar tazminatı talebi
konusunda olumlu ya da olumsuz karar verilmemiş olması, davasının kabulüne
denilmek suretiyle infazda tereddüt oluşturulması, tesellüm fişi
numarasının gerekçede farklı yazılması" doğru görülmediği
gerekçesiyle, hükmün kanun yararına bozulması Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı tarafından istenilmiştir.
Hükümlerin
tavzihi HUMK'nın 455 ve devamı maddelerinde
düzenlenmiş olup, "Hüküm müphem ve gayrivazıh olur veya mütenakız
fıkralar ihtiva ederse icrasına kadar her iki taraftan biri iphamın
tavzihini ve tenakuzun refini isteyebilir".
Aynı yasanın 459. maddesine göre ise “İki tarafın isim ve sıfat ve neticei iddialarına müteallik hataları ve esas
hükümdeki hesap hataları kendilerinin istîmaından
sonra mahkeme tarafından tashih olunur. Tashih olunan cihet hüküm üzerine
yazılır.” Tavzih yoluyla hüküm değiştirilemeyeceği gibi, hakim
tavzih yolu ile hükümde unutmuş olduğu talepler hakkında karar verip, bunu
hükmüne ekleyemez (HGK.2008/11-448 E, 2008/454 K.). O nedenle unutulan
talep hakkında tavzih ile hükme ekleme yapılması usul ve yasaya uygun
görülmemiştir.
HUMK
417 ve devamı maddeleri uyarınca, yargılama giderleri haksız çıkan tarafa
yükletilir. Bu nedenle, kısa kararda yapılan yargılama giderinin davacı
üzerinde bırakılması, gerekçeli kararda giderlerin davalıdan tahsili ile
davacıya verilmesine karar verilmesi ve böylece çelişki oluşturulması hali
bozma nedeni oluşturmaktadır (10/4/1992 gün 7/4
sayılı Yargıtay İBK).
Ayrıca,
Mahkemece, asıl ve yardımcı taleplerin her biri hakkında verilen hükümle
taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında
birer birer, açık, şüphe ve tereddüt
uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir (HUMK.md.388/son).
Bu nedenle davada 460,00 TL alacak için Nallıhan İcra Müdürlüğünün 2007/93
sayılı dosyasında başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali ile inkar
tazminatının tahsilini talep ve dava edildiği halde, alacak davası olarak
kabulüne karar verilmesi icra inkar tazminatı talebi hakkında karar
verilmemesi ve alacak likit olduğu halde inkar
tazminatı talebinin kabul edilmemiş olması doğru görülmemiştir.
Bunların
dışında, hükme esas alınan tesellüm fişi tarihi 4/1/2006
olduğu halde, gerekçeye 4/11/2006 olarak yazılması da doğru değildir.
Bu
itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri
Kanununun 427/6 maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan
sebeplerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın
bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 17/12/2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
—— • ——
Yargıtay 13. Hukuk Dairesinden:
Esas No: 2009/15538
Karar
No: 2010/6
YARGITAY İLAMI
Mahkemesi: Ankara 6. Tüketici Mahkemesi
Tarihi: 29/7/2009
Numarası: 2009/7-2009/346
Davacı: Teleses Mağazacılık Tic.A.Ş vekili avukat Halil Yaman
Davalı: Mehmet Gündoğdu
Taraflar
arasındaki Keçiören Tüketici Sorunları Hakem Heyeti kararının iptali
davasının yapılan yargılaması sonunda davanın kabulüne, yargılama
giderlerinin takdiren davacı üzerinde
bırakılmasına dair, müddeabihin miktarı
itibariyle kesin olarak verilen kararın, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
tarafından kanun yararına temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği
konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı,
davalının 28/11/2007 tarihinde 359537015946914 imei
numaralı cep telefonunu firmalarından satın aldığını, telefonun klonlandığı
için Telekomünikasyon Kurumu tarafından konuşmaya kapatıldığı gerekçesiyle
satış bedelinin iadesi için başvurduğu Keçiören Kaymakamlığı Tüketici
Sorunları Hakem Heyetinin 15/12/2008 tarih ve 1067 sayılı kararıyla satış
bedelinin iadesine karar verdiğini oysa, davalıya
ayıplı mal satmadıklarını belirterek, Keçiören Kaymakamlığı Tüketici
Sorunları Hakem Heyeti kararının iptaline, yargılama giderleri ile vekalet
ücretinin davalıya yükletilmesini istemiştir.
Davalı,
davacıdan satın aldığı telefonun klonlu olduğuna
dair uyarı mesajı geldiğini, daha sonra bu mesajın yanlışlıkla
gönderildiğinin anlaşıldığını, kendisinin kusurlu olmadığını savunarak
davanın reddini istemiştir.
Mahkemece,
davalı tarafın, davacıdan 28/11/2007 tarihinde
359537015946914 imei numaralı cep telefonunu
satın aldığı, davalının bir yılı aşkın süre cihazı kullandıktan sonra
cihazın klonlandığı gerekçesiyle yanlışlıkla haberleşmeye kapatıldığı,
28/12/2008 tarihinde bu yanlışlığın anlaşılması üzerine tekrar beyaz
listeye alındığı, cihazda hukuken ve fiilen yararlanmada bir engelin
bulunmadığı, bu durumda Keçiören T.S.H.H. nin
312.71 YTL + %18 KDV. nin satıcı firma tarafından
tüketiciye iadesine dair verdiği kararın hukuki duruma uygun düşmediği için
15/12/2008 tarihve 1067 sayılı kararın
iptaline, ancak davalının bu yanılgılı durumdan sorumlu tutulmayacağı için
yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına, müddeabihin miktarı itibariyle kesin olarak karar
verilmiş, hüküm Yargıtay Başsavcılığı tarafından kanun yararına temyiz
edilmiştir.
Davacının,
davalıya satıp teslim ettiği cep telefonunda hukuken ve fiilen yararlanmaya
engel bir hal olmadığı davalıya ayıplı mal satılmadığı, cep telefonunun klonlandığı gerekçesiyle dava dışı kurumca yanlışlıkla
haberleşmeye kapatıldığı, dosya içeriğinden anlaşıldığı gibi bu hususlar
mahkemenin de kabulündedir.
Davacı,
ayıplı mal satışı söz konusu olmadığı halde cep telefonunun bedelinin
iadesine karar veren Keçiören Kaymakamlığı Tüketici Sorunları Hakem Heyeti
kararının iptalini istemekte haklıdır. Bu konuda davacının herhangi bir
kusuru bulunmamaktadır.
Bu
durumda HUMK. nun 417-423 maddeleri gereğince
yargılama giderlerinin ve kendisini vekille temsil ettiren davacı için vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken,
yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, hükmün bozulması
gerekir.
SONUÇ:
Yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının HUMK.
427/6 maddesine dayalı kanun yararına bozma talebinin kabulü ile hükmün
sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, 7/1/2010
gününde oybirliğiyle karar verildi.
—— • ——
Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:
Esas No: 2009/9888
Karar
No: 2010/376
YARGITAY İLAMI
Davacı
Cevat Baykın’a velayeten
babası Mervan Baykın,
annesi Kumri Baykın ile
davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada Şemdinli Asliye Hukuk Mahkemesince
verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 1/11/2007 günlü ve 2007/95-94 sayılı kararın
yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının
27/7/2009 gün ve Hukuk-2009/176162 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz
edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği
düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Doğum
tarihinin düzeltilmesine karar verilen Cevat ile aynı anneden doğduğu anlaşılan
kardeşi 10/6/1990 doğumlu Fahir arasında
düzeltilen doğum tarihine göre 4 ay 9 günlük bir zaman farkı bulunmaktadır.
Bir kadının bu süre içerisinde iki kez doğum yapmasının tıbben mümkün
olmadığı açık olup, hakim, nüfus kayıtlarında
düzeltme yaparken bu kayıtların diğerleri ile çelişik olmamasına özen
göstermeli, böyle bir sonucu doğuracak kararlar vermemelidir. Mahkemece bu
husus dikkate alınmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya
aykırıdır.
Bu
itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının
temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.'nun
427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına
BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 21/1/2010
gününde oybirliğiyle karar verildi.
—— • ——
Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:
Esas
No: 2009/9889
Karar
No: 2010/379
YARGITAY İLAMI
Davacı
Araç Cumhuriyet Başsavcılığı ile davalı Nüfus Müdürlüğü vd.
arasındaki davada Araç Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca
incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 23/8/1984
günlü ve 1982/49-1984/119 sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu
savıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27/7/2009 gün ve Hukuk-2009/176163
sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş
olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Dosya
içinde bulunan nüfus kaydına göre, Salih Bulkur’un
nüfusa 14/1/1966 tarihinde tescil edildiği görülmüştür.
Bir kimsenin doğmadan nüfusa tescili mümkün olmadığı halde, doğum tarihinin
5/6/1970 olarak düzeltilmesi nüfus kayıtlarında
çelişki meydana getirmektedir. Hakim, nüfus
kayıtlarında düzeltme yapılmasına karar verirken, bu kayıtlar arasında
çelişki meydana getirmemek ve hayatın olağan akışına ters düşecek durumlara
yol açmamaya özen göstermek zorunda olup, bu hususa uyulmaması usul ve
yasaya aykırı bulunmuştur. Diğer taraftan, dava ve hüküm tarihinde
yürürlükte bulunan 1587 sayılı Nüfus Kanununun 46. maddesi hükmüne göre
nüfus kayıtlarının düzeltilmesine ilişkin davalarda Cumhuriyet Savcısı ile
nüfus müdürü veya memurunun bulunması ve kararın onların önünde verilmesi
zorunludur. Benzer bir düzenlemeye Nüfus Kanununu yürürlükten kaldıran, 29/4/2006 tarih 26153 sayılı Resmî Gazete'de
yayımlanarak yürürlüğe giren 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 36/1-a
maddesinde de yer verilmiştir. İncelenen dosyadan, davalı Nüfus Müdürlüğü
temsilcisinin duruşmaların bir kısmına iştirak etmediği anlaşılmıştır.
Mahkemenin oluşumuna ilişkin açıklanan yasa hükmü dikkate alınmadan, nüfus
idaresi temsilcisinin yokluğunda yargılama yapılması da doğru
bulunmamıştır.
Bu
itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının
temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.'nun
427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına
BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 21/1/2010
gününde oybirliğiyle karar verildi.
|