|
Esas Sayısı:
2006/116
Karar Sayısı:
2009/125
Karar Günü:
1.10.2009
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 3.7.2005 günlü, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun
geçici 1. maddesinin (2) numaralı fıkrasının, Anayasa’nın 10. ve 37.
maddelerine aykırılığı savıyla iptaline karar verilmesi istemidir.
I- OLAY
Sanık hakkında gasp suçunu işlediği iddiası ile
açılan kamu davasında, itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu
kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
II- İTİRAZIN GEREKÇESİ
Başvuru kararının gerekçe bölümü şöyledir:
“Anayasamızın X. Bölüm Başlığı “Kanun
önünde eşitlik” olup, 10. maddesinde “Herkes dil, ırk, renk, cinsiyet,
siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım
gözetmeksizin kanun önünde eşit sayılır” hükmünü getirmiştir.
03.07.2005 tarihinde yürürlüğe giren
5395 sayılı “ÇOCUK KORUMA KANUNU”nun 3/1. maddesi
ve 5237 sayılı TCK. 6/1-b maddesi 18 yaşını doldurmamış kişileri ÇOCUK
olarak kabul ve tarif etmiştir. Yine 5395 S.K. da çocukların
yargılanmaları, hükümlerin açıklanması, cezaların sonuçları, topluma
kazandırılması açısından çok önemli ve yeni hükümler getirmiştir. Ayrıca
çocukların hassas durumları nazara alınarak, yargılanmaları konusunda özel
şartlar aranan hakimlerden oluşan, ihtisas
mahkemeleri ihdas etmiştir.
Ancak bu kanunun geçici 2. maddesine
konulan “Genel ceza mahkemelerinde görülmekte olan ve bu Kanunun yürürlüğe
girdiği tarihte onsekiz yaşını doldurmuş olan
sanıklar hakkındaki dava ve işler çocuk mahkemeleri ile çocuk ağır ceza
mahkemelerine devredilmez” hükmünün, getirilen bu özel uygulama ve tedbirlere
uymadığı, alınmak istenen tedbirlere aykırı olduğu açıktır.
Yine Anayasamızın “Kanuni hakim güvencesi” başlıklı 37. maddesinde de “Hiç kimse
kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz. Bir
kimseyi kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarma
sonucunu doğuran yargı yetkisine sahip olağanüstü merciler kurulamaz” hükmü
mevcuttur.
Anayasamızın 37. maddesine göre 18
yaşından küçüklerin yargılanması gereken yer çocuk mahkemeleridir. 5395 SK.un yürürlüğünden önce haklarında dava açılıp çocuk
mahkemelerinde yargılanan sanıklarla, bu kanunun yürürlüğü sırasında her hangi
bir sebeple davası açılmamış veya çocuk mahkemesine devredilmemiş
sanıkların hukuki statüleri, yararlandıkları kanuni haklar arasında
farklılıklar bulunacaktır. Bu da, Anayasamızın 10. maddesine açık bir
aykırılık göstermektedir.
Ayrıca 5271 sayılı CMK.nun 10/2 madde metni nazara alındığında, bu
hüküm aynı davada yargılanan sanıklar arasında eşitsizlik ve kargaşa da
yaratacaktır.
Bu sebeple Anayasanın 10 ve 37.
maddelerine aykırı olan, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun Geçici 1/2.
maddesinin iptaline karar verilmesini talep etmek gerekmektedir.”
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
3.7.2005 günlü, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun
itiraz konusu fıkrayı da içeren geçici 1. maddesi şöyledir:
“(1) 2253 sayılı Kanun gereğince kurulan çocuk
mahkemelerinde derdest bulunan ve bu Kanun ile kurulan çocuk mahkemesinin
görevine giren dava ve işler, bu mahkemeler faaliyete geçtiğinde çocuk mahkemesine
devredilir.
(2) Genel ceza mahkemelerinde
görülmekte olan ve bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte onsekiz
yaşını doldurmuş olan sanıklar hakkındaki dava ve işler çocuk mahkemeleri
ile çocuk ağır ceza mahkemelerine devredilmez.
(3) Çocuk mahkemeleri ile çocuk ağır ceza
mahkemeleri bulunmayan yerlerde, bu mahkemeler kurulup göreve başlayıncaya
kadar çocuklar tarafından işlenen suçlara ait soruşturma ve kovuşturmalar
Cumhuriyet başsavcılığı ve görevli mahkemelerce bu Kanun hükümlerine göre
yapılır.
(4) Çocuk mahkemesi bulunmayan yerlerde, bu mahkeme
kurulup göreve başlayıncaya kadar korunma ihtiyacı olan çocuklar hakkında
tedbir kararları görevli aile veya asliye hukuk mahkemelerince alınır.
(5) Adalet Bakanlığının koordinatörlüğünde ilgili
bakanlıklar ve bağlı kuruluşlar bu Kanunun yürürlüğü tarihinden itibaren
altı ay içinde koruyucu ve destekleyici tedbirleri yerine getirmek üzere
gerekli tedbirleri alır. Ayrıca, ilgili bakanlıklar ve bağlı kuruluşlar bu
amaçla sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliğine gidebilirler.”
B- Dayanılan ve İlgili Görülen Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa’nın 10. ve 37.
maddelerine dayanılmış, 141. maddesi ise ilgili görülmüştür.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi hükmü
uyarınca, Tülay TUĞCU, Haşim KILIÇ, Sacit ADALI,
Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, A. Necmi
ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh
KALELİ ve Osman Alifeyyaz PAKSÜT’ün
katılımlarıyla 5.9.2006 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada
eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar
verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin
rapor, itiraz konusu kural, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları,
bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra
gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, 5395 sayılı Çocuk Koruma
Kanunu’nun 3. maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Türk Ceza
Kanunu’nun 6. maddesinin birinci fıkrasının (b) alt bendi ile 18 yaşını
doldurmamış kişilerin çocuk olarak kabul ve tarif edildiği, 5395 sayılı
Yasa’da çocukların yargılanmaları, hükümlerin açıklanması, cezaların
sonuçları, topluma kazandırılmaları açısından çok önemli ve yeni hükümler
getirildiği, ayrıca çocukların hassas durumları nazara alınarak
yargılanmaları konusunda özel hakimlerden oluşan
ihtisas mahkemelerinin ihdas edildiği, ancak itiraz konusu kuralın bu özel
uygulama ve tedbirlere uymadığı, alınmak istenen tedbirlere aykırı olduğu
ve 5395 sayılı Yasa’nın yürürlüğünden önce haklarında dava açılıp çocuk
mahkemelerinde yargılanan sanıklarla, bu Yasa’nın yürürlüğü sırasında
herhangi bir sebeple hakkında dava açılmamış veya davaları çocuk
mahkemelerine devredilmemiş sanıkların hukuki statüleri ve yararlandıkları
haklar arasında farklılıklar bulunduğu belirtilerek itiraz konusu kuralın
Anayasa’nın 10. ve 37. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve
Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 29. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi
yasaların, kanun hükmünde kararnamelerin ve TBMM İçtüzüğü’nün Anayasa’ya
aykırılığı konusunda ilgililer tarafından ileri sürülen gerekçelere
dayanmak zorunda değildir. İstemle bağlı kalmak koşuluyla başka gerekçe ile
de Anayasa’ya aykırılık incelemesi yapabileceğinden, iptali istenen kuralla
ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 141. maddesinin son fıkrası yönünden de
inceleme yapılmıştır.
İtiraz konusu kuralla, genel ceza mahkemelerinde görülmekte olup
5395 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girdiği tarihte onsekiz yaşını
doldurmuş olan sanıklar hakkındaki dava ve işlerin çocuk mahkemeleri ile çocuk
ağır ceza mahkemelerine devredilemeyeceği
öngörülmektedir.
Anayasa’nın 10. maddesinde, “Herkes, dil, ırk,
renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri
sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir…Hiçbir
kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve
idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun
olarak hareket etmek zorundadırlar.” denilmiştir.
Buna göre, ceza hukuku alanında yasa önünde eşitlik
ilkesinin uygulanması, kuşkusuz, aynı suçu işleyen tüm suçluların kimi
özellikleri göz ardı edilip her yönden aynı kurallara bağlı tutularak
yargılanmaları anlamına gelmez. Eşitlik ilkesi, birbiriyle aynı durumda
olanlara ayrı kuralların uygulanmasını, ayrıcalıklı kişi ve toplulukların
yaratılmasını engellemektedir. Aynı durumda olanlar için farklı düzenleme
eşitliğe aykırılık oluşturur. Anayasa’nın amaçladığı eşitlik mutlak ve
eylemli eşitlik değil, hukuksal eşitliktir. Aynı hukuksal durumlar aynı,
ayrı hukuksal durumlar ayrı kurallara bağlı tutulursa Anayasanın öngördüğü
eşitlik ilkesi ihlal edilmiş olmaz. Mağdurun veya failin durumlarındaki
farklılıklar bunlara değişik kurallar uygulanmasını gerektirebilir.
Yasa’nın geçici 1. maddesinin (3)
numaralı fıkrasında, çocuk mahkemeleri ile çocuk ağır ceza mahkemeleri bulunmayan
yerlerde, bu mahkemeler kurulup göreve başlayıncaya kadar çocuklar
tarafından işlenen suçlara ait kovuşturmaların görevli genel mahkemelerce
yapılacağı; 17. maddesinde ise çocukların yetişkinlerle birlikte suç
işlemesi halinde davaların birlikte görülmesinin zorunlu olduğu durumlarda
genel mahkemelerde birleştirme kararı verilebileceği belirtilerek çocukların
da bazı durumlarda genel mahkemelerde yargılanabilecekleri öngörülmüştür.
Öte yandan, onsekiz
yaşını geçmiş olmaları sebebiyle genel mahkemelerde yargılanmalarına devam
edilen ve çocuk mahkemeleri ile çocuk ağır ceza mahkemelerinde yargılanan sanıklara
5395 sayılı Yasa kuralları uygulanacaktır. Bu nedenle onsekiz yaşını
geçmiş olmaları sebebiyle genel mahkemelerde yargılanmalarına devam edilen
sanıklarla çocuk mahkemeleri veya çocuk ağır ceza mahkemelerinde yargılanan
sanıklara aynı kurallar uygulanacağından itiraz konusu kural Anayasa’nın
eşitlik ilkesine aykırı görülmemiştir.
Anayasa’nın 141. maddesinin son fıkrasında ise
“Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının
görevidir” denilmiştir. Tüm hak arayanlar için geçerli olan bu hükmün
amacı, yargılama işlemlerinin sürüncemede kalmasına karşı kişileri korumak;
özellikle ceza davalarında, suçlanan veya herhangi bir nedenle mahkeme
kararı bekleyen kişinin, uzun süre davasının nasıl sonuçlanacağı endişesi
ile yaşamasını önlemektir. Böylece taraflar, uzun süren gecikmelere karşı
korunmuş olmaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile Avrupa İnsan
Hakları Mahkemesi uygulamasındaki adil yargılama ölçütleri içerisinde çekişmeli yargılama, gerekçeli karar, duruşmada hazır
bulunma, susma hakkı, silahların eşitliği ilkesi ve diğer sanık hakları
yanında “makul bir süre içinde yargılanma” ilkesi de bulunmaktadır.
Adil yargılamanın bir gereği olarak, yargı organı
kadar, yasa koyucu da yargının kuruluş ve işleyişine ilişkin yasaları
düzenlerken bu ilkeye uymak, gereksiz yere yargılamanın uzamasına neden
olacak düzenlemelerden kaçınmak zorundadır.
Bu durumda, genel ceza mahkemelerinde görülmekte
olup 5395 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girdiği tarihte onsekiz
yaşını doldurmuş olan sanıklar hakkındaki dava ve işlerin çocuk mahkemeleri
ile çocuk ağır ceza mahkemelerine devredilmeyerek yargılamaya devam
edilmesi Anayasa’nın 141. maddesinin son fıkrasına ve adil yargılanma
ölçütleri içinde yer alan “makul süre içinde yargılanma” ilkesine de uygun
bir düzenlemedir.
Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kural,
Anayasa’nın 10. ve 141. maddesinin son fıkrasına aykırı değildir. İtiraz
isteminin reddi gerekir.
İtiraz konusu kuralın Anayasa’nın 37. maddesiyle ilgisi
görülmemiştir.
VI- SONUÇ
3.7.2005
günlü, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun geçici 1. maddesinin (2)
numaralı fıkrasının Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE,
1.10.2009 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
|
Üye
Sacit
ADALI
|
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
Üye
Ahmet AKYALÇIN
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
|
Üye
A. Necmi ÖZLER
|
Üye
Serdar
ÖZGÜLDÜR
|
Üye
Şevket APALAK
|
|
Üye
Serruh KALELİ
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
|