|
Esas Sayısı: 2007/12
Karar Sayısı : 2009/153
Karar Günü : 10.11.2009
İPTAL DAVASINI AÇAN
: Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri Kemal ANADOL, Haluk
KOÇ ve 118 milletvekili
İPTAL DAVASININ KONUSU
: 29.11.2006 günlü, 5559 sayılı Türkiye Büyük Millet
Meclisi Genel Sekreterliği Teşkilat Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun’un;
A-
3. maddesiyle 13.10.1983 günlü, 2919 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Sekreterliği Teşkilat Kanunu’nun başlığı ile birlikte değiştirilen 8.
maddesinin,
B-
4. maddesiyle değiştirilen 2919 sayılı Yasa’nın 14. maddesinin birinci
fıkrasının birinci, ikinci ve üçüncü tümceleri ile ikinci fıkrasının
birinci, üçüncü ve dördüncü tümcelerinin,
Anayasanın
2., 6., 7., 8. ve 123. maddelerine aykırılığı
savıyla iptalleri ve yürürlüklerinin durdurulması istemidir.
I- İPTAL VE YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI
İSTEMLERİNİN GEREKÇESİ
Yürürlüğün durdurulması istemini de içeren dava
dilekçesinin gerekçe bölümü şöyledir:
“1. 5559 Sayılı Kanunun 3 üncü Maddesinin
Değiştirdiği 2919 Sayılı Kanunun 8 inci
Maddesinin Anayasaya Aykırılığı
2919 sayılı Kanunun 5559 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin
değiştirdiği 8 inci maddesinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı ve Türkiye
Büyük Millet Meclisi Genel
Sekreterinin mali yönetim sürecindeki konumu belirlenmektedir.
Birinci fıkrada bu bağlamda TBMM Başkanının görev, yetki ve konumu düzenlenmiştir.
Bu düzenlemeye bakıldığında TBMM
Başkanına kaynakların etkili, ekonomik ve
verimli kullanılmasını izlemek, gözetlemek ve denetlemek görevinin
verildiği; ancak harcamaların mevzuata uygunluğunu sağlamak ve
denetlemek konusunda bir yetkilendirme ve görevlendirmenin açıkça
yapılmadığı; böyle bir görevin nasıl yerine getirileceğine ilişkin
esasların gösterilmediği görülmektedir.
Bu, harcamalar açısından denetim eksikliği yaratan bir durumdur.
Böyle bir eksikliğin, harcamaların “hukuka uygunluk” unun sağlanması
bakımından sorun yaratacağı; “hukuk devleti” ilkesi ile uyumlu bir
denetimin gerçekleşmesine imkan bırakmayacağı
açıktır.
Bu nedenle, söz konusu fıkrada yer alan ve Anayasanın 2 nci maddesinde belirtilen “hukuk devleti” ilkesi ile
bağdaşmayan bu düzenlemenin iptal edilmesi gerekmektedir.
2919
sayılı Kanunun 5559 sayılı Kanunun değiştirdiği 8 inci maddesinin ikinci fıkrasında ise Genel Sekreterin mali yönetim
sürecindeki görev ve sorumluluklarına değinilmiş; fakat burada da harcamaların
mevzuata uygunluğunun sağlanması ve denetlenmesine, bu görevler ve
sorumluluklar arasında açıkça yer verilmemiştir.
Bu durum da, ikinci fıkrayı yukarıda birinci fıkra
için açıklanan nedenlerle Anayasanın ikinci maddesinde ifade edilen hukuk
devleti ilkesi ile çelişkili bir görünüme sokmakta; bu nedenle söz konusu fıkranın da iptali
gerekmektedir.
2. 5559 Sayılı Kanunun 4 üncü Maddesinin
Değiştirdiği 2919 Sayılı Kanunun 14 üncü Maddesinin
Birinci Fıkrasının Birinci, İkinci ve Üçüncü Cümleleri ile İkinci
Fıkrasının Birinci, Üçüncü ve Dördüncü Cümlelerinin Anayasaya Aykırılığı
14 üncü maddenin
birinci fıkrasının birinci, ikinci ve üçüncü cümlelerinde, TBMM harcamalarının iç denetiminin iç
denetçiler tarafından yapılacağı belirtilmiştir. Ancak söz konusu cümlelerde iç denetimin kapsamı açık ve seçik
biçimde ifade edilmemiştir. Bu
durum 123 üncü maddesinde belirtilen “kanunla düzenleme” ilkesine aykırı düştüğü gibi, yarattığı hukuki
belirsizlik açısından, hukuk devleti ilkesi ile de bağdaşmamakta ve Anayasanın 2 nci maddesi ile çelişmektedir.
Diğer yandan iç denetçilerin, üst yönetici ile ilişkileri ve
sorumlulukları da birinci fıkranın söz konusu cümlelerinde düzenlenmemiştir ve
bu bakımdan 2919 sayılı Kanunun 5559 sayılı Kanunla değişik 8 inci maddesinin
yanısıra Anayasanın 123 üncü maddesinin birinci
fıkrası ile uyumu da tartışmalı bir görünüm taşımaktadır. Böyle bir durumu, hukuki belirliliğin
sağlanamaması nedeniyle hukuk devleti ilkesi ile de bağdaştırmak olanaksızdır. Bu bakımlardan Anayasanın 2 ve 123
üncü maddelerine aykırı olan söz konusu cümlelerin iptal edilmesi
gerekmektedir.
Maddenin ikinci fıkrasının birinci ve üçüncü cümleleri ise dış
denetimi düzenlemektedir.
Bu düzenlemelerden, dış denetimin hesapların ve belgelerin esas alınarak ve rakamlar karşılaştırılarak
yapılacağı anlaşılmaktadır. Ancak böyle bir denetimin çağdaş denetim anlayışı ve özellikle İNTOSAİ denetim
esasları ile bağdaştırılabilmesi
olanaksızdır. Çünkü söz konusu cümlelerde ortaya konulan denetim, denetim işlevinin en önemli unsuru
olan harcamaların hukuka uygunluğu hususunu
içermemekte; dolayısı ile harcama sürecinin tümünü kapsamamaktadır.
2919 sayılı Kanunun 5559 sayılı Kanunla değişik 14
üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında belirtilen düzenlemelerle, iç
denetim, dış denetim ayırımına gidilirken, kamu harcamalarının hukuka
uygunluğunun denetimsiz bırakıldığı anlaşılmaktadır. Hukuka uygunluk hususunu
içermeyen bir yöntemle de hukuk devleti ilkesinin yaşama geçirilmesi olanaksızdır.
14 üncü maddenin ikinci fıkrasının birinci ve üçüncü cümlelerinde yapılan
düzenlemeleri bu nedenlerle Anayasanın 2 nci maddesinde
belirtilen hukuk devleti ilkesi ile bağdaştırmak olanaksız olduğu için,
ikinci fıkranın yukarıda belirtilen birinci ve üçüncü cümlelerinin iptal
edilmesi gerekmektedir.
Diğer yandan 14
üncü maddenin ikinci fıkrasının birinci cümlesine göre; TBMM harcamalarının
TBMM Başkanlık Divanı tarafından doğrudan görevlendirilecek denetim
elemanlarınca denetlenmesi de, denetimde yansızlığı kuşkulu hale getirebilecek ve keyfiliğe yol
açabilecek bir husustur. Böyle bir durum ise yine hukuk devleti ilkesi ve
dolayısı İle Anayasanın 2 nci maddesi ile
bağdaşmaz.
Ayrıca söz konusu ikinci fıkranın
birinci cümlesinde denetçilerin hangi mesleki ve diğer niteliklere sahip denetim elemanlarından seçileceğinin açık
seçik gösterilmemesi ve “gerekli” sözcüğü ile yetinilmesi de hukuki
belirsizlik yaratmasının yanısıra,
Anayasanın 123 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen “kanunla düzenleme” ilkesinin gereklerine aykırı bir
duruma yol açmaktadır. Böyle bir belirsizliğin,
“gerekli nitelikler” in neler olduğunu tespit konusunda idareye asli bir düzenleme
yetkisi getirdiği, bunun ise Anayasanın 6 ncı, 7 nci ve 8 İnci maddelerine aykırı bir asli düzenleme
yetkisi devri anlamına geldiği açıktır.
İkinci
fıkranın birinci cümlesinin bu açılardan Anayasanın 2 nci,
6 ncı, 7 nci, 8 inci ve 123 üncü maddelerine aykırı düştüğü
için de iptal edilmesi gerekmektedir.
İkinci fıkranın dördüncü cümlesinde ise, dış denetimi yapmakla
sorumlu komisyona, belgeler ve rakamlar üzerinden yapacağı karşılaştırmalar
sonucunda tespit edeceği hususlara raporunda yer vermek veya vermemek
konusunda bir takdir imkânı tanınmıştır. Bu imkânın hangi hallerde ve neye
bağlı olarak kullanılıp kullanılmayacağı önceden kurala bağlanmadığı
takdirde, keyfiliğe kaçan uygulamalara yol açılacağı ortadadır. Böyle bir durum
ise hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmaz ve Anayasanın 123 üncü maddesinin
öngördüğü kanunla belirleme ilkesinin
gereğini karşılamaz. Bu nedenlerle Anayasanın 2 ve 123 üncü maddelerine
aykırı düşen söz konusu dördüncü cümlenin de iptal edilmesi gerekmektedir.
IV. YÜRÜRLÜĞÜ DURDURMA İSTEMİNİN GEREKÇESİ
2919 sayılı Kanunun açıkça Anayasaya aykırı oldukları
için iptali istenen hükümlerinin uygulanması halinde TBMM’nin mali
yönetimi bakımından sonradan giderilmesi olanaksız hukuki durum ve
zararlar ortaya çıkabilecektir. Bu hukuki durum ve zararların önlenebilmesi amacıyla,
iptali istenen hükümlerin, iptal davası sonuçlanıncaya kadar
yürürlüklerinin de durdurulması istenmiştir.
VI. SONUÇ VE İSTEM
2919 sayılı Kanunun 5559 sayılı Kanunla
değiştirilmiş:
1. 8 inci maddesinin,
2. 14 üncü
maddesinin birinci fıkrasının birinci, ikinci ve üçüncü cümleleri ile ikinci fıkrasının birinci, üçüncü ve
dördüncü cümlelerinin;
iptallerine ve iptal davası
sonuçlanıncaya kadar yürürlüklerinin durdurulmasına ilişkin istemimizi
saygı ile arz ederiz.”
II- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenilen Yasa Kuralları
2919 sayılı Yasa’nın, 5559 sayılı Yasa’nın 3. ve 4.
maddeleri ile değiştirilen ve iptali istenilen kuralları da içeren 8. ve
14. maddeleri şöyledir;
“MADDE 3- 2919
sayılı Kanununun 8 inci maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Mali
yönetim
MADDE 8- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı, kaynakların etkili, ekonomik
ve verimli kullanılmasını izler, gözetir ve denetler.
Genel Sekreter, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel
Sekreterliğinin stratejik planı ve bütçesinin hazırlanması ve
uygulanmasından, sorumlulukları altındaki kaynakların etkili, ekonomik ve
verimli şekilde elde edilmesi ve kullanımını sağlamaktan, kayıp ve kötüye
kullanımının önlenmesinden, malî yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinin
gözetilmesi, izlenmesi ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununda
belirtilen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanına karşı sorumludur.”
“MADDE
4- 2919 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
"MADDE 14- Türkiye Büyük Millet Meclisi harcamalarının iç denetimi, iç
denetçiler tarafından yapılır. İç denetçiler, Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanı tarafından Maliye Bakanlığınca verilecek iç denetim eğitimini
başarıyla tamamlayarak sertifika alan Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel
Sekreterliğinde uzman unvanlı çalışanlar ile 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi
ve Kontrol Kanununun 65 inci maddesinde yer alan niteliklere sahip denetim
elemanları arasından atanır. İç
denetçiler tarafından hazırlanan denetim raporları Genel Sekretere sunulur.
Bu denetim raporları, İç Denetim Koordinasyon Kuruluna gönderilmez.
Türkiye
Büyük Millet Meclisi harcamalarının dış denetimi, her yıl Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlık Divanı tarafından görevlendirilen ve gerekli
mesleki niteliklere sahip denetim elemanlarından oluşan bir komisyon
tarafından, hesaplar ve bunlara ilişkin belgeler esas alınarak yapılır. Türkiye
Büyük Millet Meclisinin ilgili mali yılı dönemi bütçe gerçekleşmelerine
ilişkin belgeler muhasebe yetkilisi tarafından takip eden yılın mart ayı
başından itibaren dış denetim yapmakla sorumlu komisyona teslim edilir. Komisyon tarafından belgeler üzerinden
mali yıl dönemi hesapları ile Türkiye Büyük Millet Meclisi kesinhesap cetvellerinde yer alan rakamlar karşılaştırılır.
Komisyon, karşılaştırmalar sonucu
tespit ettiği hususlara dış denetim raporunda yer verebilir. Dış
denetim sonucu hazırlanacak raporlar, eylül ayı sonuna kadar Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına sunulur. Başkanlıkça, bu raporlar Başkanlık
Divanına havale edilir ve bir örneği üst yöneticiye gönderilir. Başkanlık
Divanı, otuz gün içinde üst yöneticinin cevaplarını da dikkate alarak, raporlara
ilişkin inceleme sonuçlarını Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere Başkanlığa
gönderir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi kesinhesap cetvelleri muhasebe kayıtları dikkate
alınarak hazırlanır ve bir örneği kesinhesap
kanun tasarısına ilave edilmek üzere Maliye Bakanlığına gönderilir.
5018 sayılı Kamu Mali
Yönetimi ve Kontrol Kanununun Türkiye Büyük Millet Meclisi malî yönetim ve
kontrol sisteminin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlık Divanınca belirlenir."
B- Dayanılan ve İlgili Görülen
Anayasa Kuralları
Dava dilekçesinde, Anayasa’nın 2.,
6., 7., 8. ve 123. maddelerine dayanılmış, 87. ve 160. maddeleri ise ilgili
görülmüştür.
III- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. Maddesi uyarınca,
Tülay TUĞCU, Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Ahmet
AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Mustafa YILDIRIM, A.Necmi
ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh
KALELİ ve Osman Alifeyyaz PAKSÜT’ün
katılmalarıyla 8.2.2007 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada
eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar
verilmiştir.
IV- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN
İNCELENMESİ
29/11/2006 günlü, 5559 sayılı
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Sekreterliği Teşkilatı Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un;
1- 3. maddesiyle 13.10.1983
günlü, 2919 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Sekreterliği Teşkilat
Kanunu’nun başlığı ile birlikte değiştirilen 8. maddesinin,
2- 4. maddesiyle 2919
sayılı Yasa’nın değiştirilen 14. maddesinin birinci fıkrasının birinci,
ikinci ve üçüncü tümceleri ile ikinci fıkrasının birinci, üçüncü ve
dördüncü tümcelerinin,
yürürlüklerinin durdurulması isteminin, koşulları oluşmadığından
REDDİNE, 8.2.2007 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir. (E:2007/12,
K:2007/8 YD)
V- ESASIN İNCELENMESİ
Dava dilekçesi ve
ekleri, işin esasına ilişkin rapor, iptali istenilen Yasa kuralları,
dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ile bunların gerekçeleri ve
diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp
düşünüldü:
1- Yasa’nın 3. maddesiyle
2919 sayılı Yasa’nın başlığı ile birlikte değiştirilen 8. maddesinin incelenmesi
Dava
dilekçesinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı ile Genel Sekreterine
harcamaların mevzuata uygunluğunu sağlamak ve denetlemek konusunda bir
yetkilendirme ve görevlendirmenin açıkça yapılmadığı ve böyle bir görevin
nasıl yerine getirileceğine ilişkin esasların gösterilmediği, böyle bir
durumun ise harcamalar açısından denetim eksikliği yaratarak harcamaların
hukuka uygunluğunun sağlanmasında sorun doğuracağı, bu nedenlerle kuralın
Anayasa’nın 2. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Anayasa’nın
2. maddesinde belirtilen hukuk devleti eylem ve işlemleri hukuka uygun,
insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her
alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren,
Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukun üstün
kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, yasaların üstünde yasakoyucunun da uyması gereken temel hukuk ilkeleri ve
Anayasa’nın bulunduğu bilincinde olan devlettir.
İptali istenilen birinci fıkrada Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanının kaynakların etkili, ekonomik ve verimli
kullanılmasını izleyip, gözeteceği ve denetleyeceği, ikinci fıkrada da
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Sekreterinin, Türkiye Büyük Millet
Meclisi Genel Sekreterliğinin stratejik planı ve bütçesinin hazırlanması ve
uygulanmasından, sorumlulukları altındaki kaynakların etkili, ekonomik ve
verimli şekilde elde edilmesi ve kullanımını sağlamaktan, kayıp ve kötüye
kullanımının önlenmesinden, malî yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinin
gözetilmesi, izlenmesi ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol
Kanununda belirtilen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanına karşı sorumlu olduğu
belirtilmektedir.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol
Kanunu’nda kamu kaynakları, borçlanma suretiyle elde edilen imkânlar dahil kamuya ait gelirler, taşınır ve taşınmazlar,
hesaplarda bulunan para, alacak ve haklar ile her türlü değerler olarak
ifade edilmektedir. Buna göre, Türkiye Büyük Millet Meclisi kaynaklarının,
taşınır ve taşınmaz mal varlığı ile bütçesinden oluştuğu anlaşılmaktadır.
Bütçe Kanunu ile Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne verilen ödenekler, bu
kurumun kaynaklarını oluşturduğundan bu kaynakların harcanmasının mevzuata
aykırı olamayacağı, sorumlularınca mevzuata uygun gerçekleştirilmesinin
zorunlu olduğu açıktır.
Ayrıca, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin
harcamaları, 2919 sayılı Yasa’nın “TBMM Genel Sekreterliğinin görev ve sorumlulukları”nı düzenleyen 3/f maddesi gereğince TBMM
Genel Sekreterliğince yapılmaktadır. Kuralda, Genel Sekretere kurum
bütçesinin uygulanması, kaynakların kayıp ve kötüye kullanımının önlenmesi
ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nda belirtilen görev ve
sorumlulukların verilmiş olmasının, harcamaların mevzuata uygunluğunun
sağlanmasını da içerdiği açıktır.
Harcamaların uygunluk denetiminin, kamu idarelerinin faaliyet ve
işlemlerinin ilgili kanun, tüzük, yönetmelik ve diğer mevzuata uygunluğunun
incelenmesi olduğu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi harcamalarının da
denetiminde bu hususların gözardı edilemeyeceği
kuşkusuzdur.
Açıklanan
nedenlerle, dava konusu kural, Anayasa’nın 2. maddesine aykırı değildir.
İptal isteminin reddi gerekir.
2- Yasa’nın 4.
maddesiyle değiştirilen 2919 sayılı Yasa’nın 14. maddesinin birinci
fıkrasının birinci, ikinci ve üçüncü tümcelerinin incelenmesi
Dava
dilekçesinde, iç denetimin kapsamının açıkça ifade edilmediği, iç
denetçilerin üst yönetici ile ilişkileri ve sorumluluklarının
düzenlenmediği, bu nedenlerle kuralların Anayasa’nın 2. ve 123. maddelerine
aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Anayasa’nın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti’nin
hukuk Devleti olduğu, 123. maddesinde de, idarenin kuruluş ve görevleriyle
bir bütün olduğu ve kanunla düzenleneceği vurgulanmaktadır.
Kamu malî yönetiminin yapısını ve
işleyişini, kamu bütçelerinin hazırlanmasını, uygulanmasını, tüm malî
işlemlerin muhasebeleştirilmesini, raporlanmasını ve malî kontrolü
düzenlemek amacıyla çıkarılan 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol
Kanunu’nun 63. maddesine göre, iç denetimin, kamu idaresinin çalışmalarına
değer katmak ve geliştirmek için kaynakların ekonomiklik, etkililik ve
verimlilik esaslarına göre yönetilip yönetilmediğini değerlendirmek ve
rehberlik yapmak amacıyla yapılan bağımsız, nesnel güvence sağlama ve
danışmanlık faaliyeti olduğu, idarelerin yönetim ve kontrol yapıları ile
malî işlemlerinin risk yönetimi, yönetim ve kontrol süreçlerinin
etkinliğini değerlendirmek ve geliştirmek yönünde sistematik, sürekli ve
disiplinli bir yaklaşımla ve genel kabul görmüş standartlara uygun olarak
gerçekleştirilmekte olduğu anlaşılmaktadır.
5018 sayılı Yasa, iç denetimin iç denetçiler
tarafından yapılacağını öngörerek 64. maddesinde iç denetçinin görevlerini,
65. maddesinde de iç denetçilerin nitelikleri ve atanmalarını
düzenlemiştir. 64. madde de iç denetçilerin, görevlerinde bağımsız olduğu
ve iç denetçilere asli görevleri dışında hiçbir görev verilemeyeceği ve
yaptırılamayacağı belirtilmiştir. Düzenlemeye göre, iç denetçilerin
doğrudan üst yöneticiye sundukları raporlar üst yönetici tarafından
değerlendirilmek suretiyle gereği için ilgili birimler ile malî hizmetler
birimine verilmekte ve iç denetim raporları ile bunlar üzerine yapılan
işlemler, üst yönetici tarafından en geç iki ay içinde İç Denetim
Koordinasyon Kuruluna gönderilmektedir.
Ayrıca, 5018 sayılı Yasa’nın 65. maddesi ile iç
denetçilerin kamu idareleri itibarıyla sayıları, çalışma usul ve esasları
ile diğer hususların İç Denetim Koordinasyon Kurulu’nca hazırlanarak,
Maliye Bakanlığı’nın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu’nca çıkarılacak
yönetmelikle belirleneceği öngörülmüştür.
Buna
göre Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin de kapsamı içinde bulunduğu 5018
sayılı Yasa’daki genel düzenlemeler gözetildiğinde, iptali istenilen
kuralda belirsizlik bulunmadığından, Anayasa’nın 2. ve 123. maddelerine
aykırılık sözkonusu değildir. İptal isteminin
reddi gerekir.
3- Yasa’nın 4.
maddesiyle değiştirilen 2919 sayılı Yasa’nın 14. maddesinin ikinci
fıkrasının birinci, üçüncü ve dördüncü tümcelerinin incelenmesi
Dava
dilekçesinde, ikinci fıkranın birinci ve üçüncü tümcelerinde ortaya konulan
dış denetimin harcamaların hukuka uygunluğunu içermediği ve böylece kamu
harcamalarının hukuka uygunluğunu denetimsiz bıraktığı, ayrıca birinci
tümceye göre Türkiye Büyük Millet Meclisi harcamalarının TBMM Başkanlık
Divanı tarafından doğrudan görevlendirilecek denetim elemanlarınca
denetlenmesinin denetimi kuşkulu ve keyfi hale getirebileceği, birinci
tümcede “gerekli” sözcüğü ile yetinilerek denetçilerin hangi mesleki
niteliklere sahip denetim elemanlarından seçileceğinin açıkça gösterilmemesinin
yol açacağı belirsizliğin yetki devri anlamına geleceği, dördüncü tümce de
dış denetimi yapmakla sorumlu komisyona, belgeler ve rakamlar üzerinden yapacağı
karşılaştırmalar sonucunda tespit edeceği hususlara raporunda yer verip
vermemek konusunda takdir imkanı tanındığı, bu imkanın hangi hallerde veya
nasıl kullanılacağının kurala bağlanmadığı, bu nedenlerle kuralların
Anayasa’nın 2., 6., 7., 8. ve 123. maddelerine
aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve
Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 29. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi
yasaların, kanun hükmünde kararnamelerin ve TBMM İçtüzüğü’nün Anayasa’ya
aykırılığı konusunda ilgililer tarafından ileri sürülen gerekçelere
dayanmak zorunda değildir. İstemle bağlı kalmak koşuluyla başka gerekçe ile
de Anayasa’ya aykırılık incelemesi yapabileceğinden, iptali istenilen
kuralla ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 87. ve 160. maddeleri yönünden de
inceleme yapılmıştır.
Dava konusu kurallarda, Türkiye Büyük Millet
Meclisi harcamalarının dış denetiminin, her yıl Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlık Divanı tarafından görevlendirilen ve gerekli mesleki
niteliklere sahip denetim elemanlarından oluşan bir komisyon tarafından,
hesaplar ve bunlara ilişkin belgeler esas alınarak, mali yıl dönemi hesapları
ile Türkiye Büyük Millet Meclisi kesinhesap
cetvellerinde yer alan rakamların karşılaştırılması yoluyla yapılacağı ve
komisyonun karşılaştırmalar sonucu tespit ettiği hususlara dış denetim
raporunda yer verebileceği belirtilmektedir.
Anayasa’nın 29.10.2005 günlü, 5428 sayılı Yasa ile
değişik 160. maddesine göre, merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki kamu
idareleri ile sosyal güvenlik kurumlarının bütün gelir ve giderleri ile
mallarını Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetlemek ve sorumluların
hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlamak ve kanunlarla verilen inceleme,
denetleme ve hükme bağlama işlerini yapmak görevi Sayıştay’a aittir.
Anayasanın 160. maddesinin birinci fıkrasının
birinci tümcesinin sonunda yer alan ve yasalarla Sayıştay’a verilebileceği
belirtilen görevler konusundaki yetki, Anayasa ile Sayıştay’a verilen kimi
görevlerin bu Kurumdan alınarak başka kurumlar ya da kurullara verilmesi
yetkisini içermez.
Türkiye Büyük Millet Meclisi bütçesini uygulamakla
(yürütmekle) görevli olan Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’nın,
bütçe bakımından merkezi yönetim bütçesi kapsamına giren bir kamu idaresi
olduğu kuşkusuzdur. Nitekim, 5018 sayılı Kamu Mali
Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 3. maddesi ve ekli (I) sayılı cetvel ile
Bütçe Kanunlarının 1. maddesi ve bağlı (I) sayılı cetvelde, Türkiye Büyük
Millet Meclisi merkezi yönetim kapsamındaki kamu idaresi olarak ilk
sıralarda yer almaktadır.
Anayasa’nın 87. maddesinde de, Türkiye Büyük Millet
Meclisi bütçesinin uygulanmasının denetlenmesi Türkiye Büyük Millet
Meclisi’nin görev ve yetkileri arasında belirtilmemiştir. Bu durumda Anayasa’nın
6. maddesine göre yasakoyucunun kaynağını
Anayasa’dan almadan dava konusu düzenlemeleri yapma yetkisi de bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle ikinci fıkranın birinci,
üçüncü ve dördüncü tümceleri Anayasa’nın 6., 87.
ve 160. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Dava konusu kurallar, Anayasa’nın 6., 87. ve 160. maddelerine aykırı görülerek iptal edildiğinden,
ayrıca Anayasa’nın 2., 7., 8. ve 123. maddeleri yönünden incelenmesine
gerek görülmemiştir.
Dava konusu kuralların iptal edilmesi gerektiği
görüşüne, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ve Zehra
Ayla PERKTAŞ farklı gerekçe ile katılmışlardır.
Serdar ÖZGÜLDÜR bu görüşe katılmamıştır.
VI- İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ
GÜN SORUNU
Anayasa’nın 153. maddesi ve 2949 sayılı
Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 53.
maddesi uyarınca, kanun, kanun hükmünde kararname veya TBMM İçtüzüğü ya da
bunların belirli madde veya hükümleri iptal kararının Resmî Gazete’de
yayımlandığı gün yürürlükten kalkar. Ancak, Anayasa Mahkemesi iptal kararı
ile meydana gelecek hukuksal boşluğu kamu düzenini tehdit veya kamu
yararını ihlal edici nitelikte görürse, boşluğun doldurulması için iptal
kararının yürürlüğe gireceği günü ayrıca kararlaştırabilir.
5559 sayılı Yasa’nın 4. maddesiyle 2919 sayılı
Yasa’nın değiştirilen 14. maddesinin ikinci fıkrasının birinci, üçüncü ve
dördüncü tümcelerinin iptaline karar verilmesi ile meydana gelen hukuksal
boşluk kamu yararını olumsuz yönde etkileyecek nitelikte olduğundan,
gerekli düzenlemenin yapılması amacıyla iptal kararının, Resmi Gazete’de
yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesi uygun
görülmüştür.
VII- SONUÇ
29.11.2006 günlü, 5559 sayılı
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Sekreterliği Teşkilat Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un:
A- 3. maddesiyle 13.10.1983 günlü, 2919 sayılı Türkiye
Büyük Millet Meclisi Genel Sekreterliği Teşkilat Kanunu’nun başlığı ile
birlikte değiştirilen 8. maddesinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal
isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
B- 4. maddesiyle değiştirilen 2919 sayılı Yasa’nın
14. maddesinin;
1-
Birinci fıkrasının birinci, ikinci ve üçüncü tümcelerinin Anayasa’ya aykırı
olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE,
OYBİRLİĞİYLE,
2- İkinci fıkrasının birinci,
üçüncü ve dördüncü tümcelerinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Serdar ÖZGÜLDÜR’ün karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
C- 4. maddesiyle değiştirilen 2919 sayılı
Yasa’nın 14. maddesinin ikinci fıkrasının birinci, üçüncü ve dördüncü
tümcelerinin iptal edilmesi nedeniyle doğacak hukuksal boşluk kamu yararını
ihlal edici nitelikte görüldüğünden, Anayasa’nın 153. maddesinin
üçüncü fıkrasıyla 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama
Usulleri Hakkında Kanun’un 53. maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları
gereğince, bu tümcelere ilişkin İPTAL HÜKMÜNÜN, KARARIN RESMÎ GAZETE’DE
YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK ALTI AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE,
OYBİRLİĞİYLE,
10.11.2009
gününde karar verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
|
Üye
Sacit
ADALI
|
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
Üye
Ahmet AKYALÇIN
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
|
Üye
A. Necmi ÖZLER
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
Üye
Şevket APALAK
|
|
Üye
Serruh
KALELİ
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
Esas Sayısı: 2007/12
Karar Sayısı : 2009/153
KARŞIOY GEREKÇESİ
1-2914
sayılı Kanun’un 14. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi, TBMM harcamalarının
dış denetimi konusunda TBMM Başkanlık Divanı’nı ve bu Divan’ca
görevlendirilen denetim elemanlarından oluşacak Komisyon’un görev ve
yetkisini düzenlemektedir.
Anayasa’nın
“Sayıştay”ı düzenleyen 160. maddesinde, Sayıştay’ın, merkezi yönetim
bütçesi kapsamındaki “Kamu idareleri”
ile sosyal güvenlik kurumlarının bütün gelir ve giderleri ile mallarını “Türkiye Büyük Millet Meclisi adına”
denetlemek ve sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlamak ve
kanunlarla verilen inceleme, denetleme ve hükme bağlama işlerini yapmakla
görevlendirildiği hüküm altına alınmaktadır.
Burada ilk
yapılması gereken tespit, TBMM’nin Anayasal hükümler açısından bir “kamu
idaresi” olarak kabulüne imkân olmadığıdır. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi
ve Kontrol Kanunu’nun 3/b maddesi ile bu Kanun’a ekli (1) Sayılı Cetvel’in
1 inci sırasında TBMM’nin sayılmış olması, Anayasal hükümler karşısında
TBMM’ni bir “kamu idaresi” yapamaz. Bu belirleme, olsa olsa
bütçe tekniği bakımından bir anlam ifade edebilir ki bunun da ilgili
Anayasa hükümleri dikkate alındığında hukuki bir değeri olamaz. Çünkü
“yasama” (Türkiye Büyük Millet Meclisi) Anayasa’nın 75-100. maddeleriyle
düzenlenmiş, Cumhuriyet’in temel organlarından (üç erkten) birisidir. Kamu
idareleri ise “yürütme” başlığı altında Anayasa’nın 101-137. maddeleri ile
düzenlenmiş, bir başka erk içinde yer almaktadır. Teknik bakımdan bir takım
gerek ve zorunluluklarla yasama organının (TBMM’nin) ve yargı organlarının
(Yüksek Mahkemeler) 5018 sayılı Kanun kapsamına alınması hususu, TBMM’ni ve
Yüksek Yargı Organlarını birer kamu idaresi haline getirmez. Dolayısıyla,
TBMM’ni Anayasa’nın 160. maddesinde belirtilen merkezi yönetim bütçesi
kapsamındaki kamu idareleri arasında sayabilmeye imkân yoktur.
2- Sayıştay, mali
denetimi “TBMM adına” yapmakla
yükümlü bir hesap merciidir. Anayasa’nın 160. maddesine bu yönde açık bir
hüküm konulmadığı sürece, TBMM hesap ve harcamalarının Sayıştay tarafından
denetime tâbi tutulabilmesi Anayasa koyucunun bu konudaki iradesine
aykırıdır. Anılan maddede TBMM’nin denetimine ilişkin bir düzenlemeye yer
verilmeyişi, bu denetimin Sayıştay tarafından yapılabileceği şeklinde
yorumlanamaz. Anayasa koyucu yasama organı olan TBMM’nin hesap ve
harcamalarını Sayıştay denetimine tâbi tutmak isteseydi, tıpkı 165. maddede
düzenlenen “Kamu İktisadi Teşebbüslerinin Denetimi” usulünde olduğu gibi,
özel bir hüküm koyma yoluna giderdi. Oysa, bu
konuda bilinçli bir tercih yapılmış ve “Merkezi Yönetim Bütçesi
kapsamındaki kamu idareleri ile sosyal güvenlik kurumları”nın
denetimi TBMM adına Sayıştay’a verilmiş (Md.160); KİT’lerin denetimi
Sayıştay’a da bırakılmayarak TBMM denetimine alınmış (Md.165) ve TBMM’nin
hesap ve harcamalarının denetimi konusunda da herhangi bir hüküm konulmamak
suretiyle, TBMM’nin kendi belirleyeceği bir yöntemin kabulüne imkân
tanınmıştır. Nitekim iptale konu yasal düzenlemeden önce TBMM İçtüzüğü’nün
20. maddesiyle “Türkiye Büyük Millet Meclisi Hesaplarını İnceleme
Komisyonu” kurulmuş ve aynı İçtüzüğün 176-180. maddelerinde, anılan
komisyonun TBMM hesaplarını ve harcamalarını denetimi usullerine yer
verilmiştir.
3- Anayasa’nın
161-164. maddelerinde merkezi yönetim bütçesinin TBMM’nce kabulü esaslarına
yer verilmiş olup; tüm Devlet kuruluşlarının harcama yetkilerinin kaynağı
ve temeli TBMM’nin bu konudaki iradesinde tecelli etmektedir. Harcama
yetkisini veren bir makamın, bu yetki uyarınca tahsis edilmiş ödeneklerin
usul ve kanuna uygunluğunu kendisi adına denetleyecek bir organın
(Sayıştay’ın) denetimine tâbi tutulması eşyanın tabiatına aykırı düşeceği
gibi, yukarıda işaret edilen Anayasal sistem böyle bir usulün kabulüne kesinlikle
imkân tanımayacaktır. Esasen, mukayeseli hukukta ve özellikle Avrupa
Birliği ülkelerinde (İngiltere, İtalya, Almanya, Fransa, Hollanda, İspanya)
yapılan bir inceleme de, bu ülke Sayıştaylarının parlamento adına görev
yapmakla beraber, yetkilendirildikleri parlamentoların mali denetimlerini
yapamadıklarını ortaya koymaktadır.
4- Açıklanan
nedenlerle, iptale konu kuralın (2919 sayılı Kanun’un 14. maddesinin ikinci
fıkrasının 1., 3. ve 4. tümcelerinin) Anayasal
sisteme aykırı düşmediği ve iptal isteminin reddi gerektiği kanısına vardığımdan;
çoğunluğun kuralın iptaline yönelik aksi yöndeki kararına katılamıyorum.
Üye
Serdar
ÖZGÜLDÜR
Esas Sayısı: 2007/12
Karar Sayısı : 2009/153
GEREKÇEDE AYRIŞIK OY
Anayasa ilgili
maddelerinde öngördüğü kurallarla güçler ayrılığını belirlerken yasama
yetkisine öncelikle vurgu yapmıştır. Yasaların oluşumuna etken olarak
yürütme ve yargı erkinin görevlerinin de yasama yetkisinin kullanımından
kaynaklandığında duraksama yoktur.
Anayasa’nın 160. maddesindeSayıştay’ın,
merkezi yönetim bütçesi kapsamında kamu idareleri ile sosyal güvenlik
kurumlarının bütün gelir ve giderleri ile mallarını Türkiye Büyük millet
Meclisi adına denetlemek ve sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme
bağlamakta ve yasaların verdiği denetlemeleri yapmakla görevli olduğu
öncelikle belirtilmiştir.
Maddeye göre
Sayıştay denetimi yasama organı adına yapmaktadır. Gerçekten de yasama
organı bütçeyi çıkaran, kamu idarelerini, sosyal güvenlik kurumlarını, Sayıştayın görevlerini belirleyen kanunları kabul eden
bir erktir.Bu durum, belirtilen
kamu kuruluşlarınınyapacağıharcamaların
da meclis adına denetlemesini gerektiren bir olgudur.
Belirtilen hukuksal
ve anayasal akış Sayıştay’ın TBMM dışında görev üstlenmesinin doğal sonucudur.
TBMM ne sosyal güvenlik kurumudur ne de kamu idaresidir. Anayasa’nın 123.
maddesinden kaynaklanan merkezi idare, kamu idaresi olarak yapılanlanmakta,sosyal güvenlik kurumları da Anayasa’nın60. maddesinde öngörülmektedir.
Sayıştay’a diğer yasalarla verilen denetleme görevi de gene TBMM tarafından
düzenlenmektedir.
Bu bakımdan yasama
iradesini kullanan bir erk adına denetim yapan bir biriminbu görevleri yönünden kendisine
güç veren ve kaynaklık yapan asıl gücün denetimi görevinden ayrık
tutulacağında duraksama yoktur. Başka bir aktarımla Anayasa’nın 7.
maddesinde vurgulanan yasama yetkisinin doğal sonucu olarak gene Anayasa’dadüzenlenen
Sayıştay’ın işlevinin TBMM’nin kapsamayacağı yolundaki yasal sonuçlar,anayasa ve idare hukuku ilkelerinin de
kaçınılmaz ve vazgeçilmez bir yansımasıdır.
Öte yandan,
Anayasa’nın 2. maddesinde açıklanan hukuk devleti ilkesinin, yasaların
belirgin, açık ve somut olması alt başlıklarını da taşıdığı ve kamu
yararını amaçladığı Anayasa Mahkemesi kararları ve öğretiyle de benimsene
gelmiştir. Anayasa’nın 7. maddesindeki yasama yetkisinin
devredilemezliğinin, yasama organındaki diğer birimlere devredilmezliği
içerdiği de açıktır. Bu bakımdan, TBMM harcamalarının dış denetimini
yapacak komisyonda yer alacakların mesleki niteliklerinin, denetim elemanı
olma konumlarının, yapılacak denetimin yöntem ve ilkelerinin ve denetim
rapor sonuçlarının bağlayıcılığının belirgin olması, belgekarşılaştırmaları yanında daha
özlü, somut ve kamu yararına yönelik bir denetimi içerecek şekildeyasayla düzenlenmesi gerektiğinde kuşku
bulunmamaktadır.
Bu nedenle,Anayasa’nın 2.,
7. ve 160. maddelerinin öngörüleri doğrultusunda 2919 sayılı Yasanın 14.
maddesinin değişik ikinci fıkrasının birinci, üçüncü ve dördüncü
tümcelerinin bu görüşlerle iptali gerektiğinden karara gerekçe yönünden
karşıyız.
|
Üye
Şevket
APALAK
|
Üye
Serruh
KALELİ
|
GEREKÇEDE FARKLI OY
29.11.2006
günlü, 5559 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Sekreterliği Teşkilat
Kanunu’nda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 4. maddesiyle
değiştirilen 2919 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Sekreterliği
Teşkilat Kanunu’nun 14. maddesinin ikinci fıkrasının birinci tümcesinde;
“Türkiye Büyük Millet Meclisi harcamalarının dış denetimi, her yıl Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı tarafından görevlendirilen ve gerekli
mesleki niteliklere sahip denetim elamanlarından oluşan bir komisyon tarafından
hesaplar ve bunlara ilişkin belgeler esas alınarak yapılır.”; üçüncü tümcesinde,
“Komisyon tarafından belgeler üzerinden mali yıl dönemi hesapları ile
Türkiye Büyük Millet Meclisi kesinhesap
cetvellerinde yer alan rakamlar karşılaştırılır.”;dördüncü tümcesinde ise, “Komisyon
karşılaştırmalar sonucu tespit ettiği hususlara dış denetim raporunda yer
verebilir.”denilmektedir.
Anayasa’nın 160.
maddesinde merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki kamu idareleri ile sosyal
güvenlik kurumlarının bütün gelir ve giderleri ile mallarını Türkiye Büyük
Millet Meclisi adına denetlemek görevi Sayıştay’a verilmiştir. Madde
hükmünden anlaşıldığı gibi Sayıştay’ın denetim görevini Türkiye Büyük
Millet Meclisi adına yaptığı gözönünde
bulundurulduğunda, kendi harcamalarının denetiminin Türkiye Büyük Millet
Meclisi tarafından yapılabileceği tabii bulunmaktadır.
Anayasa’nın
2. maddesinde belirtilen hukuk devleti eylem ve işlemleri hukuka uygun,
insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her
alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren,
Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukun üstün
kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, yasaların üstünde yasakoyucunun da uyması gereken temel hukuk ilkeleri ve
Anayasa’nın bulunduğu bilincinde olan devlettir.
Anayasa’nın 7.
maddesinde; “Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir.
Bu yetki devredilemez” denilmekte, 123. maddesinin birinci fıkrasında ise
idarenin kuruluş ve görevleriyle bir bütün olduğu ve kanunla düzenleneceği
belirtilmektedir.
Dava
konusu düzenlemede ise Türkiye Büyük Millet Meclisi harcamalarının dış
denetiminin her yıl Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı
tarafından görevlendirilen ve gerekli mesleki niteliklere sahip denetim
elamanlarından oluşan bir komisyon tarafından, hesaplar ve bunlara ilişkin
belgeler esas alınarak mali yıl dönemi hesapları ile Türkiye Büyük Millet
Meclisi kesinhesap cetvellerinde yer alan
rakamların karşılaştırılması yoluyla yapılacağı ve komisyon
karşılaştırmalar sonucu tespit ettiği hususlara dış denetim raporunda yer
verebileceği belirtilmektedir.
Bu durumda,dava konusu kuralda Türkiye Büyük Millet
Meclisi harcamalarının dış denetimini yapacak komisyonun hangi mesleki ve
diğer niteliklere sahip denetim elamanlarından seçileceğinin açık seçik
gösterilmemesi ve “gerekli” sözcüğü ile yetinilmesi hukuki belirsizlik
yarattığından Anayasa’nın 123. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen
kanunla düzenleme ilkesine aykırılık oluşturmaktadır.
Diğer taraftan
kuralda, Türkiye Büyük Millet Meclisi harcamalarının dış denetimini
yapmakla sorumlu komisyona belgeler ve rakamlar üzerinden yapacağı
karşılaştırmalar sonucunda tespit edeceği hususlara raporunda yer vermek
veya vermemek konusunda bir takdir imkanı
tanınması ve bu imkanın hangi hallerde veya nasıl kullanılacağı konusunda
bir açıklık bulunmaması karşısında belirsizlik içerdiği ve bu durumun keyfiliğe
neden olacağı da göz önünde bulundurulduğunda Kural, Anayasa’nın 2.
maddesinde öngörülen hukuk devleti ilkesi ve 123. maddesinde belirtilen
kanunla düzenleme ilkesine aykırıdır.
Açıklanan nedenle
2919 sayılı Yasa’nın 5559 sayılı Yasa ile değişik 14. maddesinin ikinci
fıkrasının birinci, üçüncü ve dördüncü tümcelerinin bu gerekçe ile iptali
gerektiği düşüncesiyle çoğunluk kararına gerekçe yönünden
katılmıyorum.
Üye
Zehra
Ayla PERKTAŞ
|