|
Yargıtay
18. Hukuk Dairesinden:
Esas No:
2009/5240
Karar No: 2009/10496
YARGITAY İLAMI
Davacı
Ahmet Özler’e velayeten
annesi Şerif Özler ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada Ümraniye 2.
Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay’ca incelenmeksizin
kesinleşmiş bulunan 12/8/2008 günlü ve
2008/154-340 sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22/4/2009 gün ve Hukuk-2009/100868
sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş
olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Mahkemece,
davacı Ahmet Özler’in 17/11/1992
olan doğum tarihi 17/6/1994 olarak düzeltilmişse de, adı geçen kişi nüfusa
30/11/1992 tarihinde kaydedilmiştir. Bir kişinin doğmadan nüfusa kaydı söz
konusu olamayacağından bu suretle bir düzeltme nüfus kayıtlarında çelişki
yaratacaktır.
Hakim, nüfus kayıtlarında düzeltme yapılmasına karar
verirken bu kayıtlar arasında çelişki yaratmamak ya da yaşamın olağan
akışına ters düşecek durumlara yol açmamaya özen göstermek durumundadır.
Bu
itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının
temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.’nun
427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına
BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 19/11/2009
gününde oybirliğiyle karar verildi.
—— • ——
Yargıtay
21. Hukuk Dairesinden:
Esas No: 2007/21990
Karar No: 2008/15800
YARGITAY İLAMI
Mahkemesi: Karaman İcra Mahkemesi
Tarihi: 14/9/2006
Numarası: 2005/7-2006/172
Davacı
(3. Kişi): AYGÜN İNEKÇİOĞLU vek. Av.
Sevim Sarı Öztürk
Davalı: KARAMAN
İCRA MÜDÜRLÜĞÜ
Yukarıda tarih ve numarası yazılı kararın H.U.M.K.'nun 427/6. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması
istenmiş, mahkemece ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar
verilmiştir. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve
Tetkik Hakimi Havva Aydınlı tarafından düzenlenen
raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve
aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcılığının 12/10/2007 tarih ve
2007/143438 sayılı Karaman İcra Mahkemesinin temyiz edilmeksizin kesinleşen
14/9/2006 gün ve 2005/7 E. 2006/172 K. sayılı kararının HUMK'nun
427/6. maddesi uyarınca kanun yararına bozulmasına ilişkin talebi
incelendi.
Davacı
3. kişi tarafından Karaman İcra Müdürlüğüne karşı açılan davada; Boşandığı
eşi Ömer İnekçioğlu'nun borcundan dolayı Karaman
İcra Müdürlüğü'nün 2002/3047 Esas sayılı dosyası ile yürütülen icra takibi
sırasında kendisine ait ev eşyalarının 18/1/2005
tarihinde İİK'nun 97/a maddesi uygulanmak
suretiyle haczedildiğini belirterek şikayet yoluyla icra memurunun
işleminin iptaline karar verilmesinin istendiği; Mahkemece söz konusu
uyuşmazlık istihkak davası olarak nitelendirilerek "İstihkak
iddiasının Kabulü ile Karaman İcra Müdürlüğü'nün 2002/3047 Esas sayılı
takip dosyasında yapılan muhafaza ve hacze ilişkin işlemin İİK'nun 97. ve devamı maddeleri gereğince kaldırılmasına"
karar verildiği görülmüştür.
Davacı
3. kişi haczedilen malların kendisine ait olduğunu ileri sürerek haciz
işleminin iptalini talep ettiğinden uyuşmazlığın istihkak davası olarak
nitelendirilmesi doğrudur. Ancak istihkak davasında asıl çekişme 3. kişi
ile alacaklı arasında bulunduğundan takip alacaklısı zorunlu olarak
davalıdır. Davacı her ne kadar sadece İcra Müdürlüğünü davalı olarak
göstererek dava açmış ise de Mahkemece yapılması gereken takip
alacaklısının davaya katılımının sağlanması ve bu nedenle takip
alacaklısına dava dilekçesi ve davetiye tebliğ olunarak taraf teşkili
sağlandıktan sonra yargılamaya devam edilip deliller toplandıktan sonra
oluşacak sonuca göre karar vermekten ibarettir.
Öte yandan 2004 sayılı İcra İflas Kanunun 4949 sayılı Yasa'nın
101. maddesi ile değişik 363. maddesi hükmüne göre alacak miktarı dikkate
alınarak mahkemece verilen kararın kesin olduğu belirtilmiş ise de istihkak
davalarında alacak ve hacizli malların değerinden hangisi az ise o miktar
dava değerini oluşturduğundan takip konusu alacağın 598.035.714.250 TL
(598.035.71 YTL) olduğu hacizli malların değerinin ise 3.200.00 YTL olup
2006 yılında verilen kararlar için İİK'nun 363.
maddesi hükmüne göre temyizde kesinlik sınırının 3.12.00 YTL olarak
uygulandığı gözetildiğinde gerek alacak gerekse hacizli malların değeri
itibariyle hükmün kesin olarak verilmesi de usul ve yasaya aykırı olup
bozmayı gerektirir.
SONUÇ:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın HUMK'nun
427/6. maddesi uyarınca kanun yararına bozma talebinin kabulü ile hükmün
yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 14/10/2008
gününde oybirliğiyle karar verildi.
|