|
Yargıtay 1. Hukuk Dairesinden:
Esas No: 2006/6222
Karar
No: 2006/7562
YARGITAY İLAMI
İncelenen Kararın
Mahkemesi: Aydın 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
Tarihi: 23/6/2005
Numarası: 2001/986-234
Davacı: Hazine
Davalı: Aydın Belediye Başkanlığı
Dava
Türü: Elatmanın önlenmesi
Taraflar arasında hakem sıfatıyla görülen davada;
Davacı
Hazine, davalı Belediyenin devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan dere
yatağından kum ve çakıl çıkarmak suretiyle elattığını
ileri sürerek elatmanın önlenmesi ve tazminat
isteğinde bulunmuştur.
Davalı,
davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece,
davanın kabulüyle davalının kum almak suretiyle elatmasının
önlenmesine ve tazminata karar verilmiştir.
Davalı
tarafından süresinde hakem kararına itirazı üzerine mahkemece itirazın
reddine karar verilmiş, karar kesinleşmiştir.
Hakem
sıfatıyla verilip kesinleşen karara karşı Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığınca HUMK’nun 427/6 md. gereğince
kanun yararına temyiz yoluna başvurulmakla, tetkik hakimi
Uğur Şentürk’ün raporu okundu, düşüncesi alındı.
Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü.
KARAR
Dava
taşınmazın aynı ile ilgili (elatmanın önlenmesi
ve buna bağlı tazminat) isteğine ilişkindir.
Mahkemece,
davaya hakem sıfatıyla bakılarak karar verilmiştir.
Bilindiği
üzere, 29/6/1938 tarihli 3533 Sayılı Yasanın 1.
maddesi gereğince Umumi, Mülhak ve Hususi Bütçelerle idare edilen Daireler
ve Belediyelerle sermayesinin tamamı Devlete veya Belediye veya Hususi
idarelere ait Daire ve Müesseseler arasındaki ihtilafların tahkim yolu
(hakem marifetiyle) ile çözümlenmesi gerekeceği muhakkaktır. Davadaki
tarafların ise, anılan Yasanın 1. maddesinde belirtilen kuruluşlardan
olduğu ve dava sebebinin taşınmazın aynına yönelik bulunduğu da sabittir. Nevar ki, 3/7/2003 tarihinde
kabul edilip 19/7/2003 tarihinde yürürlüğe giren 4916 Sayılı Yasanın 24.
maddesi ile 3533 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmü değiştirilmiş, taşınmazın
aynı ile ilgili ihtilaflar bu maddenin kapsamı dışına çıkarılarak
çekişmelerin genel mahkemelerde çözüme kavuşturulacağı hükme bağlanmıştır.
Görev kuralı; kamu düzeniyle ilgili olup, mahkemece davanın her aşamasında
kendiliğinden (res’en) gözetilmesi gerekli bir
usul kuralıdır.
Öte
yandan, yasal düzenlemelerle sonradan yürürlüğe konulan usul hükümlerinin;
özellikle mahkemelerin görevini belirleyen kuralların -ayrık durumlar
hariç- kesinleşmemiş, eldeki davalarda da uygulanacağı tartışmasızdır.
Hal
böyle olunca davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken
yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığının temyiz itirazı yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan
nedenle HUMK.nun
427/6-8. maddesi gereğince kamu yararına BOZULMASINA, 29/6/2006 tarihinde
oybirliğiyle karar verildi.
—— • ——
Yargıtay 1. Hukuk Dairesinden:
Esas No: 2007/5642
Karar
No: 2007/7012
YARGITAY İLAMI
İncelenen
Kararın
Mahkemesi: Gebze 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
Tarihi: 30/5/1985
Numarası: 1984/293
Davacı: Hazine
Davalı: Gebze Bld. Bşk.
Dava
Türü: Tapu İptali ve Tescil
19/7/2003 tarihinde yürürlüğe giren 4916 Sayılı
Yasa ile iptaline karar verilen 775/3 Sayılı Yasa hükmü uyarınca daha önce
taraflar arasında 3533 Sayılı Yasa gereğince görülüp kabulle sonuçlanan ve
itiraz yolundanda geçerek kesinleşen hükmün
Adalet Bakanlığının Kanun yararına bozma isteğini içeren yazısı üzerine
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının bozma isteyen bila
tarihli 2007/90000 sayılı tebliğnamesi ile dosya
Dairemize gönderilmekle Tetkik Hakimi Selda
Özer’in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp,
düşünüldü.
KARAR
Dava,
tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece,
davaya hakem sıfatıyla bakılarak istek gibi kabul kararı verilmiştir.
Davada
taraflar 3533 Sayılı Yasanın 1. maddesinde belirtilen kuruluşlardan olup,
aralarındaki taşınmaz mülkiyetine ilişkin uyuşmazlığın çözümü sıfatları
itibariyle aynı yasa hükümleri gereğince hakeme aittir. Ne varki, bu tür davalarda hakem sadece taşınmaz
mülkiyetinin hangi tarafa ait olduğunu tespitle görevlidir. 5519 Sayılı
Yasanın 1. maddesi hükmü uyarınca tescile karar verme yetkisi genel
mahkemelerin görevi kapsamında olup, hakem sıfatıyla tescile karar
verilemeyeceği tartışmasızdır. (H.G.K. 5/2/1992
tarih 1991/8-591 esas 1992/40 karar, keza H.G.K. 15/3/1989 tarih 1989-49
esas 1989/176 sayılı kararı) Görev kamu düzeniyle ilgili olup, davanın her
aşamasında kendiliğinden gözetilmesi zorunlu bir usul kuralıdır. Kaldı ki 19/7/2003 tarihinde yürürlüğe giren 4916 sayılı yasa ile
3533 sayılı yasa hükmü değiştirilmiş ve taşınmazın aynı ile ilgili her
türlü çekişmenin çözümü genel mahkemelere bırakılmıştır. Esasen kurulan
hükmün (tescil isteği bakımından) karar tarihindeki yasal düzenlemelere
uygun olduğu da söylenemez.
Hal
böyle olunca, tescil isteği yönünden davanın görev nedeniyle reddine karar
verilmesi gerekirken genel mahkemenin görevine giren bu istek hakkında da
hakem sıfatıyla tescile hükmedilmesi doğru değildir. Temyiz itirazı
yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenden ötürü H.U.M.K.’nun 427/6. maddesi gereğince kanun yararına
BOZULMASINA, bozma kararının bir suretinin yayınlanmak üzere Yüksek
Adalet Bakanlığına gönderilmesine, 18/6/2007
tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
——
• ——
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinden:
Esas No: 2006/2072
Karar
No: 2006/2575
YARGITAY İLAMI
İncelenen Kararın
Mahkemesi: Ankara 5. Aile Mahkemesi
Tarihi: 15/6/2005
Numarası: 2003/827-2005/821
Davacı: İclal Oktay (Çelik) - Av. Y. Akmaz
Davalı: Zafer Mehmet Çelik - Av. Ö. Duvarcı
Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan
muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm kanun yararına bozulması
için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz
isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacılar
vekili tarafından Zafer Mehmet Çelik aleyhine açılan davada, davacı İclal Oktay ile davalının Ankara 17. Asliye Hukuk
Mahkemesinin 25/3/1998 tarih1997/437 Esas, 1998/158 Karar
sayılı hükmüyle boşandıkları belirtilerek İclal
için hükmedilen 15.000.000 TL nafakanın 150.000.000 TL’ye, velayeti anneye
verilen İlgin ve Oktay Çelik için hükmedilen 10.000.000’er TL iştirak
nafakasının 100.000.000’er TL’ye çıkarılmasına karar verilmesinin
istendiği, mahkemece “davanın kısmen kabulüne, Ankara 17. Asliye Hukuk
Mahkemesinin 25/3/1998 tarih ve 1997/437 Esas, 1998/158 Karar sayılı kararı
ile davacı asil İclal Çelik için belirlenen
15.000.000 TL nafakanın 45.00 YTL artırılarak 60.00 YTL yoksulluk
nafakasına, müşterek çocuklar için belirlenen 10.000.000’ar TL iştirak
nafakasının 30.000.000 TL artırılarak ayrı ayrı
40.00 YTL iştirak nafakasına çıkarılmasına, toplam 140.00 YTL nafakanın
davalıdan alınarak davacı anneye verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin
reddine...” dair kesin olarak verilen kararın taraflarca temyiz edilmeyerek
kesinleştiği anlaşılmıştır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun “Yoksulluk nafakası” başlığını
taşıyan 175. maddesinde düzenlenen yoksulluk nafakası, kusuru daha ağır
olmamak kaydı ile boşanma ile yoksulluğa düşecek eşin, diğer eşten mali
gücü oranında süresiz olarak isteyebileceği bir nafaka olup, bu nafakaya
hükmedilebilmesinin ön koşulunun, bu konuda talep bulunması olduğu gerek
öğreti, gerekse yargısal kararlarda istikrarlı bir biçimde kabul
edilmektedir. Talep yazılı şekilde veya sözlü olarak yapılabilir.
Ancak hukuki sonuç doğurabilmesi için sözlü isteklerin mahkeme tutanığına geçirilmesi zorunludur.
Nafakanın
artırılması davasına dayanak teşkil eden Ankara 17. Asliye Hukuk
mahkemesinin 1997/437 Esas, 1998/158 Karar sayılı dosyasının
incelenmesinde:
Davalının
yoksulluk nafakası talebinin bulunmadığı, yoksulluk nafakasına ilişkin
talep haklarını saklı tuttuğu, mahkemece boşanmaya karar verilerek “... davalı eş lehine 7/7/1997 tarihinden başlamak üzere
aylık 15.000.000 TL nafakanın tayin ve takdirine, müşterek çocuklar lehine
her biri için ayrı 10.000.000’ar TL’den ceman 20.000.000 TL iştirak
nafakasının tayin ve takdirine, davacıdan alınarak davalı tarafa
verilmesine...” şeklinde hüküm kurulduğu, temyiz incelemesi sonunda hükmün
manevi tazminat yönünden kısmen bozulmasına ilişkin Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin
12/6/1998 tarih ve 5996-7453 sayılı ilamının 1. bendinde hükmolunan
nafakaların tedbir nafakaları olduğunun belirtildiği görülmüştür.
Bu
itibarla, nafakanın artırılmasını isteyen İclal
Oktay lehine daha önce hükmedilen bir yoksulluk nafakası bulunmamasına
rağmen, mahkemece nafakanın artırılmasına ilişkin yazılı şekilde hüküm
kurulması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Açıklanan
nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri
Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin kabulü ile
hükmün BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 16/3/2006
tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
——
• ——
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinden:
Esas No: 2006/8677
Karar
No: 2006/11139
YARGITAY İLAMI
İncelenen Kararın
Mahkemesi: Bayındır Sulh Hukuk Mahkemesi
Tarihi: 13/2/2006
Numarası: 2005/586-2006/65
Davacı: S. S. Yakacık Köyü Sulama Kooperatifi Vek. Av. Ayhan HASIROĞLU
Davalı: İsmail ÖZDEN Vek. Av.
Bülent HEKİMOĞLU
Dava
dilekçesinde 870 YTL için yapılan ilamsız icra takibine vaki haksız
itirazın iptaline takibin devamına % 40 icra inkar
tazminatının faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili
istenilmiştir. Mahkemece davanın kesin hüküm nedeniyle reddi cihetine
gidilmiş, hüküm davacı vekili talebi üzerine kanun yararına Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz
isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davada,
870 YTL alacağın tahsili için yapılan takibe vaki haksız itirazın iptali
istenilmiştir.
Mahkemece
davanın kesin hüküm nedeniyle reddi cihetine gidilmiştir.
HUMK’nun 237. md. nin 2.
fıkrası hükmü uyarınca kesin hükümden sözedilebilmesi
için, iki tarafın müddeabihin ve dayanılan hukuki
sebebin aynı olması şarttır. Her ne kadar mahkemece daha önce aynı konuda
İcra Mahkemesinde itirazın kaldırılması talebinin reddine karar verildiği,
bu nedenle kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de,
Tetkik Merciinin itirazın kaldırılması talebinin reddine ilişkin kararı,
hukuk mahkemesini bağlamaz. Tetkik Mercii Hakimliğinin
kararı kesin hüküm teşkil etmez. Davacının genel hükümlere göre her zaman
Hukuk Mahkemesinde dava açma hakkı olduğu gözetilmeden, kesin hüküm
nedeniyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun
427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple
kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, 19/9/2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
——
• ——
Yargıtay 12. Hukuk Dairesinden:
Esas No: 2006/20917
Karar
No: 2006/21955
YARGITAY İLAMI
İncelenen
Kararın
Mahkemesi: Ezine İcra Ceza Mahkemesi
Tarihi: 16/9/2003
Numarası: 2001/72-49
Davacı: Seda Tezcanlılar Vs.
Davalı: Akman Deri Ltd. Şti. Vs.
Dava
Türü: Şikayet
Yargıtay C. Başsavcılığının yazılı emir yoluyla
bozma istemine ilişkin olan Mahkeme kararı, ihalenin feshi iddiası ile
ilgili şikayetin incelenmesi sonunda verilmiş olup, HUMK.nun409/5. maddesi gereğince ve davanın açılmamış sayılması hakkındadır.
Olayda uygulanması gerekli İİK.nun
134/2. maddesinde ihalenin feshi talebi üzerine Mahkemenin, talep
tarihinden itibaren 20 gün içinde duruşma yapacağı ve taraflar gelmese bile
icap eden kararı vereceği hüküm altına alınmış bulunmaktadır. Bu durumda
Mahkemece tarafların yargılamaya katılmaması halinde veya şikayetçinin
katılmayıp, davalının yargılamaya devam etmediğini bildirmesi üzerine işin
esası ile ilgili mevcut deliller değerlendirilerek olumlu-olumsuz bir karar
verilmesi yerine HUMK.nun
409. maddesi gerekçe gösterilip davanın açılmamış sayılması isabetsiz olup,
hükmün kanun yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yargıtay C. Başsavcılığının 12/6/2006 tarihli
isteminin kabulüne Mahkeme kararının HUMK.nun
427/7. maddesi gereğince kanun yararına bozulmasına, aynı fıkra uyarınca
bozmanın hükmün hukuki sonuçlarını kaldırmayacağına, bozma kararının bir
örneğinin Resmî Gazete’de yayınlanması için Adalet Bakanlığına gönderilmek
üzere C. Başsavcılığına tevdiine, 23/11/2006 gününde oybirliğiyle karar
verildi.
|