|
Yargıtay 9. Hukuk
Dairesinden:
Esas No :2008/22508
Karar No:2008/15770
YARGITAY İLAMI
Mahkemesi:Çorum İş Mahkemesi
Tarihi:30/3/2006
Numarası:225-111
Davacı:Tümer ÇEK adına Avukat Deniz YAĞLI
Davalı:T. Şeker Fabrikaları A.Ş. adına Avukat
Osman ÇAL
Dava:Davacı, ağırlık zammı alacağının
ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel
mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Davanın
yapılan yargılaması sonunda, mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına
bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine, Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı tararından istenmesi üzerine dava dosyası için Tetkik Hakimi M. Göçer tarafından düzenlenen rapor dinlendikten
sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı, işyerinde mevcut çalışma şartlarının, ilgili yasalarda
aranılan ağır ve riskli, sağlığı tehlikeye sokucu nitelikte olduğundan
bahisle, 506 sayılı yasaya 2098 ve 3395 sayılı yasa ile eklenen EK 5 inci
madde hükümlerinden yararlandırılarak, mevcut çalışma sürelerine itibari
hizmet sürelerinin eklenmesini talep edip dava açtığını Mahkemece, anılan
yasa hükmü gereğince çalışmaya başladığı tarihten geçerli olmak üzere
itibari hizmet süresinden yararlandırılması gerektiğinin tespitine dair
istemin kabul edilip, hüküm kesinleştiğini, önceki çalışma sürelerine,
itibari hizmet süresi eklendiğinde, Sosyal Sigortalar Kurumu Müdürlüğünce
ödenmesi gereken ilave prim borcunun ikmal edildiğini, çalışma saatlerinin
değiştirildiğini, ancak ağır sanayi işçisi olmasına rağmen biriken ağırlık
zammı ücreti ile birlikte her ay ödenmesi gereken ağırlık zammı ücretinin
ödenmediğini ileri sürerek, biriken yaklaşık 300 YTL'lik ağırlık zammı
ücretinin yasal faizi ile birlikte ödenmesini istemiştir.
Davacı,
davalıya ait Şeker Fabrikasında, 14/9/1990
tarihinden itibaren işçi olarak çalışmış ise de, bu çalışmaların, 2/11/1998
den sonrası daimi işçi kadrosunda, öncesinin ise, geçici işçi kadrosunda
geçtiği dosyadaki davalı idarece sunulan hizmet yazısından anlaşılmaktadır.
Mahkemece,
ağırlık zammı ücretinin ve davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya
içinde bulunan Toplu İş Sözleşmesine ilişkin EK-3 no'lu
cetvelin "ağırlık zamları listesi" yazısının ilk paragrafında;
"İşin hususiyetine göre ve o işte bilfiil çalıştığı müddete inhisar
etmek ve hiçbir surette müktesep hak teşkil eylememek kaydıyla, aşağıda
tadat edilen yerlerde çalışan GEÇİCİ işçilere, gruplarında gösterilen
"AĞIRLIK ZAMLARI" ödenir. Bu miktarlar ikinci yıl birinci ve
ikinci altıncı aylarda ücret zammı oranında ve ücretin zamlandığı tarih
itibarıyla arttırılarak ödenecektir." denilerek, devamında da işyeri
gruplamalarının yapıldığı görülmektedir.
Bu
yazının içeriğinden ağırlık zammından yararlanması gereken işçilerin,
öncelikle geçici işçi statüsünde çalışıyor olmaları gerekmektedir. Davacı
ise, daimi işçi statüsünde çalışmaktadır.
Davacının
daha önce açtığı tespit davası ile, 506 S.K.nun EK-5 madde hükümlerinden yararlandırılmasının
gerekçesi, davacının çalıştığı işyerinin olumsuz fiziksel ve kimyasal
koşulları taşımasıdır.
Dosyadaki
belgelerden ve yazışmalardan, bir kısım geçici işçilerin 506 sayılı yasanın
EK-5 inci maddesinde anlatılan itibari hizmet sürelerinden, koşulları
oluştuğu için yararlandırılmıştır. Ancak bu husus daimi işçilerin de,
ağırlık zammından yararlandırılmaları gerektiği olgusu anlamında kabul
edilemez.
Oysa
davamızda Toplu İş Sözleşmesi EK-3 no'lu
cetveldeki ağırlık zammı ücretinden, sadece geçici işçilerin
yararlandırılacağı olgusu önem taşımaktadır. 506 S.K.nun
EK-5 maddesindeki itibari hizmete hak kazanma şartları ve nedeni ile daimi
ve geçici işçi statüsünde çalışma hali farklı kavramlardır.
İtibari
hizmet sürelerine ilişkin açılan tespit davalarının kazanılması ile prim
ödeme gün sayısı arttırıldığından sosyal güvenlik hukuku açısından,
işçilere veya hak sahiplerine, ileride bağlanacak yaşlılık veya ölüm
aylıklarında aylık bağlama oranının yükseltilmesi gibi olumlu bir katkı
sağlamış olacaktır.
Ağırlık
zammı ücreti ise toplu iş sözleşmesi hükümlerinde yer alan, kapsamı
belirtilmiş gruplara (geçici işçilere), ödenecek ücrete ilişkin, iş hukuku
normları dahilinde sağlanmış bir haktır.
Toplu
İş Sözleşmesinde belirlenmiş haklar genişletilerek uygulanamaz.
Bu
nedenler mahkemece Toplu İş Sözleşmesinin EK-3 no'lu
cetvelinin ağırlık zammına ilişkin hükmünün kapsamı yanlış yorumlayarak,
daimi işçi statüsünde çalışanların da ağırlık zammı ücretinden
yararlandırılmaları gerektiği yolunda hüküm kurulması hatalı olup, bozmayı
gerektirmiştir.
SONUÇ:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun
427/6 maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeplerle
kabulü ile hükmün, "sonuca etkili olmamak üzere" BOZULMASINA,
peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 16/6/2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.
—— • ——
Yargıtay 9. Hukuk
Dairesinden:
Esas
No :2008/22514
Karar No:2008/15771
YARGITAY
İLAMI
Mahkemesi:Çorum İş Mahkemesi
Tarihi:30/3/2006
Numarası:218-104
Davacı:Şaban DİNÇ adına Avukat Deniz YAĞLI
Davalı:T. Şeker Fabrikaları A.Ş. adına Avukat
Osman ÇAL
Dava:Davacı, ağırlık zammı alacağının
ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel
mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Davanın
yapılan yargılaması sonunda, mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına
bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine, Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı tarafından istenmesi üzerine dava dosyası için Tetkik Hakimi M.Göçer tarafından
düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup
düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı, işyerinde mevcut çalışma şartlarının, ilgili yasalarda
aranılan ağır ve riskli, sağlığı tehlikeye sokucu nitelikte olduğundan
bahisle, 506 sayılı yasaya 2098 ve 3395 sayılı yasa ile eklenen EK 5 inci
madde hükümlerinden yararlandırılarak, mevcut çalışma sürelerine itibari
hizmet sürelerinin eklenmesini talep edip dava açtığını Mahkemece, anılan
yasa hükmü gereğince çalışmaya başladığı tarihten geçerli olmak üzere
itibari hizmet süresinden yararlandırılması gerektiğinin tespitine dair
istemin kabul edilip, hüküm kesinleştiğini, önceki çalışma sürelerine,
itibari hizmet süresi eklendiğinde, Sosyal Sigortalar Kurumu Müdürlüğünce
ödenmesi gereken ilave prim borcunun ikmal edildiğini, çalışma saatlerinin
değiştirildiğini, ancak ağır sanayi işçisi olmasına rağmen biriken ağırlık
zammı ücreti ile birlikte her ay ödenmesi gereken ağırlık zammı ücretinin
ödenmediğini ileri sürerek, biriken yaklaşık 300 YTL'lik ağırlık zammı
ücretinin yasal faizi ile birlikte ödenmesini istemiştir.
Davacı,
davalıya ait Şeker Fabrikasında, 14/9/1990
tarihinden itibaren işçi olarak çalışmış ise de, bu çalışmaların, 2/11/1998
den sonrası daimi işçi kadrosunda, öncesinin ise, geçici işçi kadrosunda
geçtiği dosyadaki davalı idarece sunulan hizmet yazısından anlaşılmaktadır.
Mahkemece,
ağırlık zammı ücretinin ve davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya
içinde bulunan Toplu İş Sözleşmesine ilişkin EK-3 no'lu
cetvelin "ağırlık zamları listesi" yazısının ilk paragrafında;
"İşin hususiyetine göre ve o işte bilfiil çalıştığı müddete inhisar
etmek ve hiçbir surette müktesep hak teşkil eylememek kaydıyla, aşağıda
tadat edilen yerlerde çalışan GEÇİCİ işçilere, gruplarında gösterilen
"AĞIRLIK ZAMLARI" ödenir. Bu miktarlar ikinci yıl birinci ve
ikinci altıncı aylarda ücret zammı oranında ve ücretin zamlandığı tarih
itibarıyla arttırılarak ödenecektir.” denilerek, devamında da işyeri
gruplamalarının yapıldığı görülmektedir.
Bu
yazının içeriğinden ağırlık zammından yararlanması gereken işçilerin,
öncelikle geçici işçi statüsünde çalışıyor olmaları gerekmektedir. Davacı
ise, daimi işçi statüsünde çalışmaktadır. Davacının daha önce açtığı tespit
davası ile, 506 S.K.nun
EK-5 madde hükümlerinden yararlandırılmasının gerekçesi, davacının
çalıştığı işyerinin olumsuz fiziksel ve kimyasal koşulları taşımasıdır.
Dosyadaki
belgelerden ve yazışmalardan, bir kısım geçici işçilerin 506 sayılı yasanın
EK-5 inci maddesinde anlatılan itibari hizmet sürelerinden, koşulları
oluştuğu için yararlandırılmıştır. Ancak bu husus daimi işçilerin de,
ağırlık zammından yararlandırılmaları gerektiği olgusu anlamında kabul
edilemez.
Oysa
davamızda Toplu İş Sözleşmesi EK-3 no'lu
cetveldeki ağırlık zammı ücretinden, sadece geçici işçilerin
yararlandırılacağı olgusu önem taşımaktadır. 506 S.K.nun
EK-5 maddesindeki itibari hizmete hak kazanma şartları ve nedeni ile daimi
ve geçici işçi statüsünde çalışma hali farklı kavramlardır.
İtibari
hizmet sürelerine ilişkin açılan tespit davalarının kazanılması ile prim
ödeme gün sayısı arttırıldığından sosyal güvenlik hukuku açısından,
işçilere veya hak sahiplerine, ileride bağlanacak yaşlılık veya ölüm
aylıklarında aylık bağlama oranının yükseltilmesi gibi olumlu bir katkı
sağlamış olacaktır.
Ağırlık
zammı ücreti ise toplu iş sözleşmesi hükümlerinde yer alan, kapsamı
belirtilmiş gruplara (geçici işçilere), ödenecek ücrete ilişkin, iş hukuku
normları dahilinde sağlanmış bir haktır.
Toplu
İş Sözleşmesinde belirlenmiş haklar genişletilerek uygulanamaz.
Bu
nedenler mahkemece Toplu İş Sözleşmesinin EK-3 no'lu
cetvelinin ağırlık zammına ilişkin hükmünün kapsamı yanlış yorumlayarak,
daimi işçi statüsünde çalışanların da ağırlık zammı ücretinden
yararlandırılmaları gerektiği yolunda hüküm kurulması hatalı olup, bozmayı
gerektirmiştir.
SONUÇ:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun
427/6 maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeplerle
kabulü ile hükmün, "sonuca etkili olmamak üzere" BOZULMASINA,
peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 16/6/2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.
—— • ——
Yargıtay 9. Hukuk
Dairesinden:
Esas No :2008/22515
Karar No:2008/15772
YARGITAY
İLAMI
Mahkemesi:Çorum İş Mahkemesi
Tarihi:30/3/2006
Numarası:231-117
Davacı:Fahri YILDIZCI adına Avukat Deniz YAĞLI
Davalı:T. Şeker Fabrikaları A.Ş. adına Avukat
Osman ÇAL
Dava:Davacı, ağırlık zammı alacağının
ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel
mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Davanın
yapılan yargılaması sonunda, mahalli mahkemece verilen hükmün kanun
yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine, Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı tarafından istenmesi üzerine dava dosyası için Tetkik Hakimi M.Göçer tarafından
düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup
düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı, işyerinde mevcut çalışma şartlarının, ilgili yasalarda
aranılan ağır ve riskli, sağlığı tehlikeye sokucu nitelikte olduğundan
bahisle, 506 sayılı yasaya 2098 ve 3395 sayılı yasa ile eklenen EK 5 inci
madde hükümlerinden yararlandırılarak, mevcut çalışma sürelerine itibari
hizmet sürelerinin eklenmesini talep edip dava açtığını Mahkemece, anılan
yasa hükmü gereğince çalışmaya başladığı tarihten geçerli olmak üzere
itibari hizmet süresinden yararlandırılması gerektiğinin tespitine dair
istemin kabul edilip, hüküm kesinleştiğini, önceki çalışma sürelerine,
itibari hizmet süresi eklendiğinde, Sosyal Sigortalar Kurumu Müdürlüğünce
ödenmesi gereken ilave prim borcunun ikmal edildiğini, çalışma saatlerinin
değiştirildiğini, ancak ağır sanayi işçisi olmasına rağmen biriken ağırlık
zammı ücreti ile birlikte her ay ödenmesi gereken ağırlık zammı ücretinin
ödenmediğini ileri sürerek, biriken yaklaşık 300 YTL'lik ağırlık zammı
ücretinin yasal faizi ile birlikte ödenmesini istemiştir.
Davacı,
davalıya ait Şeker Fabrikasında, 14/9/1990
tarihinden itibaren işçi olarak çalışmış ise de, bu çalışmaların, 2/11/1998
den sonrası daimi işçi kadrosunda, öncesinin ise, geçici işçi kadrosunda
geçtiği dosyadaki davalı idarece sunulan hizmet yazısından anlaşılmaktadır.
Mahkemece,
ağırlık zammı ücretinin ve davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya
içinde bulunan Toplu İş Sözleşmesine ilişkin EK-3 no'lu
cetvelin "ağırlık zamları listesi" yazısının ilk paragrafında;
"İşin hususiyetine göre ve o işte bilfiil çalıştığı müddete inhisar
etmek ve hiçbir surette müktesep hak teşkil eylememek kaydıyla, aşağıda
tadat edilen yerlerde çalışan GEÇİCİ işçilere, gruplarında gösterilen
"AĞIRLIK ZAMLARI" ödenir. Bu miktarlar ikinci yıl birinci ve
ikinci altıncı aylarda ücret zammı oranında ve ücretin zamlandığı tarih
itibarıyla arttırılarak ödenecektir." denilerek, devamında da işyeri
gruplamalarının yapıldığı görülmektedir.
Bu
yazının içeriğinden ağırlık zammından yararlanması gereken işçilerin,
öncelikle geçici işçi statüsünde çalışıyor olmaları gerekmektedir. Davacı
ise, daimi işçi statüsünde çalışmaktadır. Davacının daha önce açtığı tespit
davası ile, 506 S.K.nun
EK-5 madde hükümlerinden yararlandırılmasının gerekçesi, davacının
çalıştığı işyerinin olumsuz fiziksel ve kimyasal koşulları taşımasıdır.
Dosyadaki
belgelerden ve yazışmalardan, bir kısım geçici işçilerin 506 sayılı yasanın
EK-5 inci maddesinde anlatılan itibari hizmet sürelerinden, koşulları
oluştuğu için yararlandırılmıştır. Ancak bu husus daimi işçilerin de,
ağırlık zammından yararlandırılmaları gerektiği olgusu anlamında kabul
edilemez.
Oysa
davamızda Toplu İş Sözleşmesi EK-3 no’lu
cetveldeki ağırlık zammı ücretinden, sadece geçici işçilerin
yararlandırılacağı olgusu önem taşımaktadır. 506 S.K.nun
EK-5 maddesindeki itibari hizmete hak kazanma şartları ve nedeni ile daimi
ve geçici işçi statüsünde çalışma hali farklı kavramlardır.
İtibari
hizmet sürelerine ilişkin açılan tespit davalarının kazanılması ile prim
ödeme gün sayısı arttırıldığından sosyal güvenlik hukuku açısından, işçilere
veya hak sahiplerine, ileride bağlanacak yaşlılık veya ölüm aylıklarında
aylık bağlama oranının yükseltilmesi gibi olumlu bir katkı sağlamış
olacaktır.
Ağırlık
zammı ücreti ise toplu iş sözleşmesi hükümlerinde yer alan, kapsamı
belirtilmiş gruplara (geçici işçilere), ödenecek ücrete ilişkin, iş hukuku
normları dahilinde sağlanmış bir haktır.
Toplu
İş Sözleşmesinde belirlenmiş haklar genişletilerek uygulanamaz.
Bu
nedenler mahkemece Toplu İş Sözleşmesinin EK-3 no’lu
cetvelinin ağırlık zammına ilişkin hükmünün kapsamı yanlış yorumlayarak,
daimi işçi statüsünde çalışanların da ağırlık zammı ücretinden
yararlandırılmaları gerektiği yolunda hüküm kurulması hatalı olup, bozmayı
gerektirmiştir.
SONUÇ:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun
427/6 maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeplerle
kabulü ile hükmün, "sonuca etkili olmamak üzere" BOZULMASINA,
peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 16/6/2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.
—— • ——
Yargıtay 9. Hukuk
Dairesinden:
Esas No :2008/22516
Karar No:2008/15773
YARGITAY
İLAMI
Mahkemesi:Çorum İş Mahkemesi
Tarihi:30/3/2006
Numarası:229-115
Davacı:Ünal MISIR adına Avukat Deniz YAĞLI
Davalı:T. Şeker Fabrikaları A.Ş. adına Avukat
Osman ÇAL
Dava:Davacı, ağırlık zammı alacağının
ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel
mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Davanın
yapılan yargılaması sonunda, mahalli mahkemece verilen hükmün kanun
yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine, Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı tarafından istenmesi üzerine dava dosyası için Tetkik Hakimi M. Göçer tarafından düzenlenen rapor dinlendikten
sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı, işyerinde mevcut çalışma şartlarının, ilgili yasalarda
aranılan ağır ve riskli, sağlığı tehlikeye sokucu nitelikte olduğundan
bahisle, 506 sayılı yasaya 2098 ve 3395 sayılı yasa ile eklenen EK 5 inci
madde hükümlerinden yararlandırılarak, mevcut çalışma sürelerine itibari
hizmet sürelerinin eklenmesini talep edip dava açtığını Mahkemece, anılan
yasa hükmü gereğince çalışmaya başladığı tarihten geçerli olmak üzere
itibari hizmet süresinden yararlandırılması gerektiğinin tespitine dair
istemin kabul edilip, hüküm kesinleştiğini, önceki çalışma sürelerine,
itibari hizmet süresi eklendiğinde, Sosyal Sigortalar Kurumu Müdürlüğünce
ödenmesi gereken ilave prim borcunun ikmal edildiğini, çalışma saatlerinin
değiştirildiğini, ancak ağır sanayi işçisi olmasına rağmen biriken ağırlık
zammı ücreti ile birlikte her ay ödenmesi gereken ağırlık zammı ücretinin
ödenmediğini ileri sürerek, biriken yaklaşık 300 YTL'lik ağırlık zammı
ücretinin yasal faizi ile birlikte ödenmesini istemiştir.
Davacı,
davalıya ait Şeker Fabrikasında, 14/9/1990
tarihinden itibaren işçi olarak çalışmış ise de, bu çalışmaların, 2/11/1998
den sonrası daimi işçi kadrosunda, öncesinin ise, geçici işçi kadrosunda
geçtiği dosyadaki davalı idarece sunulan hizmet yazısından anlaşılmaktadır.
Mahkemece,
ağırlık zammı ücretinin ve davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya
içinde bulunan Toplu İş Sözleşmesine ilişkin EK-3 no'lu
cetvelin "ağırlık zamları listesi" yazısının ilk paragrafında;
"İşin hususiyetine göre ve o işte bilfiil çalıştığı müddete inhisar
etmek ve hiçbir surette müktesep hak teşkil eylememek kaydıyla, aşağıda
tadat edilen yerlerde çalışan GEÇİCİ işçilere, gruplarında gösterilen
"AĞIRLIK ZAMLARI" ödenir. Bu miktarlar ikinci yıl birinci ve
ikinci altıncı aylarda ücret zammı oranında ve ücretin zamlandığı tarih
itibarıyla arttırılarak ödenecektir." denilerek, devamında da işyeri
gruplamalarının yapıldığı görülmektedir.
Bu
yazının içeriğinden ağırlık zammından yararlanması gereken işçilerin,
öncelikle geçici işçi statüsünde çalışıyor olmaları gerekmektedir. Davacı
ise, daimi işçi statüsünde çalışmaktadır. Davacının daha önce açtığı tespit
davası ile, 506 S.K.nun
EK-5 madde hükümlerinden yararlandırılmasının gerekçesi, davacının
çalıştığı işyerinin olumsuz fiziksel ve kimyasal koşulları taşımasıdır.
Dosyadaki
belgelerden ve yazışmalardan, bir kısım geçici işçilerin 506 sayılı yasanın
EK-5 inci maddesinde anlatılan itibari hizmet sürelerinden, koşulları
oluştuğu için yararlandırılmıştır. Ancak bu husus daimi işçilerin de,
ağırlık zammından yararlandırılmaları gerektiği olgusu anlamında kabul
edilemez.
Oysa
davamızda Toplu İş Sözleşmesi EK-3 no’lu
cetveldeki ağırlık zammı ücretinden, sadece geçici işçilerin
yararlandırılacağı olgusu önem taşımaktadır. 506 S.K.nun
EK-5 maddesindeki itibari hizmete hak kazanma şartları ve nedeni ile daimi
ve geçici işçi statüsünde çalışma hali farklı kavramlardır.
İtibari
hizmet sürelerine ilişkin açılan tespit davalarının kazanılması ile prim
ödeme gün sayısı arttırıldığından sosyal güvenlik hukuku açısından, işçilere
veya hak sahiplerine, ileride bağlanacak yaşlılık veya ölüm aylıklarında
aylık bağlama oranının yükseltilmesi gibi olumlu bir katkı sağlamış
olacaktır.
Ağırlık
zammı ücreti ise toplu iş sözleşmesi hükümlerinde yer alan, kapsamı
belirtilmiş gruplara (geçici işçilere), ödenecek ücrete ilişkin, iş hukuku
normları dahilinde sağlanmış bir haktır.
Toplu
İş Sözleşmesinde belirlenmiş haklar genişletilerek uygulanamaz.
Bu
nedenler mahkemece Toplu İş Sözleşmesinin EK-3 no'lu
cetvelinin ağırlık zammına ilişkin hükmünün kapsamı yanlış yorumlayarak,
daimi işçi statüsünde çalışanların da ağırlık zammı ücretinden
yararlandırılmaları gerektiği yolunda hüküm kurulması hatalı olup, bozmayı
gerektirmiştir.
SONUÇ:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun
427/6 maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeplerle
kabulü ile hükmün, "sonuca etkili olmamak üzere" BOZULMASINA,
peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 16/6/2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.
—— • ——
Yargıtay 9. Hukuk
Dairesinden:
Esas
No :2008/22517
Karar No:2008/15774
YARGITAY
İLAMI
Mahkemesi:Çorum İş Mahkemesi
Tarihi:30/3/2006
Numarası:230-116
Davacı:Duran ÖZ adına Avukat Deniz YAĞLI
Davalı:T. Şeker
Fabrikaları A.Ş. adına Avukat Osman ÇAL
Dava:Davacı, ağırlık zammı alacağının
ödetilmesine karar verilmesiniistemiştir.
Yerel
mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Davanın
yapılan yargılaması sonunda, mahalli mahkemece verilen hükmün kanun
yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine, Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı tararından istenmesi üzerine dava dosyası için Tetkik Hakimi M. Göçer tarafından düzenlenen rapor dinlendikten
sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı, işyerinde mevcut çalışma şartlarının, ilgili yasalarda
aranılan ağır ve riskli, sağlığı tehlikeye sokucu nitelikte olduğundan
bahisle, 506 sayılı yasaya 2098 ve 3395 sayılı yasa ile eklenen EK 5 inci
madde hükümlerinden yararlandırılarak, mevcut çalışma sürelerine itibari
hizmet sürelerinin eklenmesini talep edip dava açtığını Mahkemece, anılan
yasa hükmü gereğince çalışmaya başladığı tarihten geçerli olmak üzere
itibari hizmet süresinden yararlandırılması gerektiğinin tespitine dair
istemin kabul edilip, hüküm kesinleştiğini, önceki çalışma sürelerine,
itibari hizmet süresi eklendiğinde, Sosyal Sigortalar Kurumu Müdürlüğünce
ödenmesi gereken ilave prim borcunun ikmal edildiğini, çalışma saatlerinin
değiştirildiğini, ancak ağır sanayi işçisi olmasına rağmen biriken ağırlık
zammı ücreti ile birlikte her ay ödenmesi gereken ağırlık zammı ücretinin
ödenmediğini ileri sürerek, biriken yaklaşık 300 YTL'lik ağırlık zammı
ücretinin yasal faizi ile birlikte ödenmesini istemiştir.
Davacı,
davalıya ait Şeker Fabrikasında, 14/9/1990
tarihinden itibaren işçi olarak çalışmış ise de, bu çalışmaların, 2/11/1998
den sonrası daimi işçi kadrosunda, öncesinin ise, geçici işçi kadrosunda
geçtiği dosyadaki davalı idarece sunulan hizmet yazısından anlaşılmaktadır.
Mahkemece,
ağırlık zammı ücretinin ve davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya
içinde bulunan Toplu İş Sözleşmesine ilişkin EK-3 no'lu
cetvelin "ağırlık zamları listesi" yazısının ilk paragrafında;
"İşin hususiyetine göre ve o işte bilfiil çalıştığı müddete inhisar
etmek ve hiçbir surette müktesep hak teşkil eylememek kaydıyla, aşağıda
tadat edilen yerlerde çalışan GEÇİCİ işçilere, gruplarında gösterilen
"AĞIRLIK ZAMLARI" ödenir. Bu miktarlar ikinci yıl birinci ve
ikinci altıncı aylarda ücret zammı oranında ve ücretin zamlandığı tarih
itibarıyla arttırılarak ödenecektir." denilerek, devamında da işyeri
gruplamalarının yapıldığı görülmektedir.
Bu
yazının içeriğinden ağırlık zammından yararlanması gereken işçilerin,
öncelikle geçici işçi statüsünde çalışıyor olmaları gerekmektedir. Davacı
ise, daimi işçi statüsünde çalışmaktadır. Davacının daha önce açtığı tespit
davası ile, 506 S.K.nun
EK-5 madde hükümlerinden yararlandırılmasının gerekçesi, davacının
çalıştığı işyerinin olumsuz fiziksel ve kimyasal koşulları taşımasıdır.
Dosyadaki
belgelerden ve yazışmalardan, bir kısım geçici işçilerin 506 sayılı yasanın
EK-5 inci maddesinde anlatılan itibari hizmet sürelerinden, koşulları
oluştuğu için yararlandırılmıştır. Ancak bu husus daimi işçilerin de,
ağırlık zammından yararlandırılmaları gerektiği olgusu anlamında kabul
edilemez.
Oysa
davamızda Toplu İş Sözleşmesi EK-3 no'lu
cetveldeki ağırlık zammı ücretinden, sadece geçici işçilerin
yararlandırılacağı olgusu önem taşımaktadır. 506 S.K.nun
EK-5 maddesindeki itibari hizmete hak kazanma şartları ve nedeni ile daimi
ve geçici işçi statüsünde çalışma hali farklı kavramlardır.
İtibari
hizmet sürelerine ilişkin açılan tespit davalarının kazanılması ile prim
ödeme gün sayısı arttırıldığından sosyal güvenlik hukuku açısından,
işçilere veya hak sahiplerine, ileride bağlanacak yaşlılık veya ölüm
aylıklarında aylık bağlama oranının yükseltilmesi gibi olumlu bir katkı
sağlamış olacaktır.
Ağırlık
zammı ücreti ise toplu iş sözleşmesi hükümlerinde yer alan, kapsamı
belirtilmiş gruplara (geçici işçilere), ödenecek ücrete ilişkin, iş hukuku
normları dahilinde sağlanmış bir haktır.
Toplu
İş Sözleşmesinde belirlenmiş haklar genişletilerek uygulanamaz.
Bu
nedenler mahkemece Toplu İş Sözleşmesinin EK-3 no'lu
cetvelinin ağırlık zammına ilişkin hükmünün kapsamı yanlış yorumlayarak,
daimi işçi statüsünde çalışanların da ağırlık zammı ücretinden
yararlandırılmaları gerektiği yolunda hüküm kurulması hatalı olup, bozmayı
gerektirmiştir.
SONUÇ:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun
427/6 maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeplerle
kabulü ile hükmün, "sonuca etkili olmamak üzere" BOZULMASINA,
peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 16/6/2008 günüde oybirliğiyle karar verildi.
—— • ——
Yargıtay 9. Hukuk
Dairesinden:
Esas No :2008/22518
Karar No:2008/15775
YARGITAY
İLAMI
Mahkemesi:Çorum İş Mahkemesi
Tarihi:30/3/2006
Numarası:224-110
Davacı:Yılmaz YILDIRIM adına Avukat Deniz YAĞLI
Davalı:T. Şeker Fabrikaları A.Ş. adına Avukat
Osman ÇAL
Dava:Davacı, ağırlık zammı alacağının
ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel
mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Davanın
yapılan yargılaması sonunda, mahalli mahkemece verilen hükmün kanun
yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine, Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı tarafından istenmesi üzerine dava dosyası için Tetkik Hakimi M. Göçer tarafından düzenlenen rapor dinlendikten
sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı, işyerinde mevcut çalışma şartlarının, ilgili yasalarda
aranılan ağır ve riskli, sağlığı tehlikeye sokucu nitelikte olduğundan
bahisle, 506 sayılı yasaya 2098 ve 3395 sayılı yasa ile eklenen EK 5 inci
madde hükümlerinden yararlandırılarak, mevcut çalışma sürelerine itibari
hizmet sürelerinin eklenmesini talep edip dava açtığını Mahkemece, anılan
yasa hükmü gereğince çalışmaya başladığı tarihten geçerli olmak üzere
itibari hizmet süresinden yararlandırılması gerektiğinin tespitine dair
istemin kabul edilip, hüküm kesinleştiğini, önceki çalışma sürelerine,
itibari hizmet süresi eklendiğinde, Sosyal Sigortalar Kurumu Müdürlüğünce
ödenmesi gereken ilave prim borcunun ikmal edildiğini, çalışma saatlerinin
değiştirildiğini, ancak ağır sanayi işçisi olmasına rağmen biriken ağırlık
zammı ücreti ile birlikte her ay ödenmesi gereken ağırlık zammı ücretinin
ödenmediğini ileri sürerek, biriken yaklaşık 300 YTL'lik ağırlık zammı
ücretinin yasal faizi ile birlikte ödenmesini istemiştir.
Davacı,
davalıya ait Şeker Fabrikasında, 14/9/1990
tarihinden itibaren işçi olarak çalışmış ise de, bu çalışmaların, 2/11/1998
den sonrası daimi işçi kadrosunda, öncesinin ise, geçici işçi kadrosunda
geçtiği dosyadaki davalı idarece sunulan hizmet yazısından anlaşılmaktadır.
Mahkemece,
ağırlık zammı ücretinin ve davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya
içinde bulunan Toplu İş Sözleşmesine ilişkin EK-3 no'lu
cetvelin "ağırlık zamları listesi" yazısının ilk paragrafında;
"İşin hususiyetine göre ve o işte bilfiil çalıştığı müddete inhisar
etmek ve hiçbir surette müktesep hak teşkil eylememek kaydıyla, aşağıda
tadat edilen yerlerde çalışan GEÇİCİ işçilere, gruplarında gösterilen
"AĞIRLIK ZAMLARI" ödenir. Bu miktarlar ikinci yıl birinci ve
ikinci altıncı aylarda ücret zammı oranında ve ücretin zamlandığı tarih
itibarıyla arttırılarak ödenecektir." denilerek, devamında da işyeri
gruplamalarının yapıldığı görülmektedir.
Bu
yazının içeriğinden ağırlık zammından yararlanması gereken işçilerin,
öncelikle geçici işçi statüsünde çalışıyor olmaları gerekmektedir. Davacı
ise, daimi işçi statüsünde çalışmaktadır. Davacının daha önce açtığı tespit
davası ile, 506 S.K.nun
EK-5 madde hükümlerinden yararlandırılmasının gerekçesi, davacının
çalıştığı işyerinin olumsuz fiziksel ve kimyasal koşulları taşımasıdır.
Dosyadaki
belgelerden ve yazışmalardan, bir kısım geçici işçilerin 506 sayılı yasanın
EK-5 inci maddesinde anlatılan itibari hizmet sürelerinden, koşulları
oluştuğu için yararlandırılmıştır. Ancak bu husus daimi işçilerin de,
ağırlık zammından yararlandırılmaları gerektiği olgusu anlamında kabul
edilemez.
Oysa
davamızda Toplu İş Sözleşmesi EK-3 no'lu
cetveldeki ağırlık zammı ücretinden, sadece geçici işçilerin
yararlandırılacağı olgusu önem taşımaktadır. 506 S.K.nun
EK-5 maddesindeki itibari hizmete hak kazanma şartları ve nedeni ile daimi
ve geçici işçi statüsünde çalışma hali farklı kavramlardır.
İtibari
hizmet sürelerine ilişkin açılan tespit davalarının kazanılması ile prim
ödeme gün sayısı arttırıldığından sosyal güvenlik hukuku açısından,
işçilere veya hak sahiplerine, ileride bağlanacak yaşlılık veya ölüm
aylıklarında aylık bağlama oranının yükseltilmesi gibi olumlu bir katkı
sağlamış olacaktır.
Ağırlık
zammı ücreti ise toplu iş sözleşmesi hükümlerinde yer alan, kapsamı
belirtilmiş gruplara (geçici işçilere), ödenecek ücrete ilişkin, iş hukuku
normları dahilinde sağlanmış bir haktır.
Toplu
İş Sözleşmesinde belirlenmiş haklar genişletilerek uygulanamaz.
Bu
nedenler mahkemeceToplu İş Sözleşmesinin EK-3 no'lu
cetvelinin ağırlık zammına ilişkin hükmünün kapsamı yanlış yorumlayarak,
daimi işçi statüsünde çalışanların da ağırlık zammı ücretinden
yararlandırılmaları gerektiği yolunda hüküm kurulması hatalı olup, bozmayı
gerektirmiştir.
SONUÇ:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun
427/6 maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeplerle
kabulü ile hükmün, “sonuca etkili olmamak üzere” BOZULMASINA, peşin alınan
temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 16/6/2008
gününde oybirliğiyle karar verildi.
—— • ——
Yargıtay 9. Hukuk
Dairesinden:
Esas
No :2008/22519
Karar No:2008/15776
YARGITAY
İLAMI
Mahkemesi:Çorum İş Mahkemesi
Tarihi:30/3/2006
Numarası:277-103
Davacı:Mustafa UYURMAK adına Avukat Deniz YAĞLI
Davalı:T. Şeker Fabrikaları A.Ş. adına Avukat
Osman ÇAL
Dava:Davacı, ağırlık zammı alacağının
ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel
mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Davanın
yapılan yargılaması sonunda, mahalli mahkemece verilen hükmün kanun
yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine, Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı tarafından istenmesi üzerine dava dosyası için Tetkik Hakimi M. Göçer tarafından düzenlenen rapor dinlendikten
sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı, işyerinde mevcut çalışma şartlarının, ilgili yasalarda
aranılan ağır ve riskli, sağlığı tehlikeye sokucu nitelikte olduğundan
bahisle, 506 sayılı yasaya 2098 ve 3395 sayılı yasa ile eklenen EK 5 inci
madde hükümlerinden yararlandırılarak, mevcut çalışma sürelerine itibari
hizmet sürelerinin eklenmesini talep edip dava açtığını Mahkemece, anılan
yasa hükmü gereğince çalışmaya başladığı tarihten geçerli olmak üzere
itibari hizmet süresinden yararlandırılması gerektiğinin tespitine dair
istemin kabul edilip, hüküm kesinleştiğini, önceki çalışma sürelerine,
itibari hizmet süresi eklendiğinde, Sosyal Sigortalar Kurumu Müdürlüğünce
ödenmesi gereken ilave prim borcunun ikmal edildiğini, çalışma saatlerinin
değiştirildiğini, ancak ağır sanayi işçisi olmasına rağmen biriken ağırlık
zammı ücreti ile birlikte her ay ödenmesi gereken ağırlık zammı ücretinin
ödenmediğini ileri sürerek, biriken yaklaşık 300 YTL'lik ağırlık zammı
ücretinin yasal faizi ile birlikte ödenmesini istemiştir.
Davacı,
davalıya ait Şeker Fabrikasında, 14/9/1990
tarihinden itibaren isçi olarak çalışmış ise de, bu çalışmaların, 2/11/1998
den sonrası daimi işçi kadrosunda, öncesinin ise, geçici işçi kadrosunda
geçtiği dosyadaki davalı idarece sunulan hizmet yazısından anlaşılmaktadır.
Mahkemece,
ağırlık zammı ücretinin ve davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya
içinde bulunan Toplu İş Sözleşmesine ilişkin EK-3 no'lu
cetvelin "ağırlık zamları listesi" yazısının ilk paragrafında;
"İşin hususiyetine göre ve o işte bilfiil çalıştığı müddete inhisar
etmek ve hiçbir surette müktesep hak teşkil eylememek kaydıyla, aşağıda
tadat edilen yerlerde çalışan GEÇİCİ işçilere, gruplarında gösterilen
"AĞIRLIK ZAMLARI" ödenir. Bu miktarlar ikinci yıl birinci ve
ikinci altıncı aylarda ücret zammı oranında ve ücretin zamlandığı tarih
itibarıyla arttırılarak ödenecektir." denilerek, devamında da işyeri
gruplamalarının yapıldığı görülmektedir.
Bu
yazının içeriğinden ağırlık zammından yararlanması gereken isçilerin,
öncelikle geçici işçi statüsünde çalışıyor olmaları gerekmektedir. Davacı
ise, daimi işçi statüsünde çalışmaktadır. Davacının daha önce açtığı tespit
davası ile, 506 S.K.nun
EK-5 madde hükümlerinden yararlandırılmasının gerekçesi, davacının
çalıştığı işyerinin olumsuz fiziksel ve kimyasal koşulları taşımasıdır.
Dosyadaki
belgelerden ve yazışmalardan, bir kısım geçici isçilerin 506 sayılı yasanın
EK-5 inci maddesinde anlatılan itibari hizmet sürelerinden, koşulları
oluştuğu için yararlandırılmıştır. Ancak bu husus daimi isçilerin de,
ağırlık zammından yararlandırılmaları gerektiği olgusu anlamında kabul
edilemez.
Oysa
davamızda Toplu İş Sözleşmesi EK-3 no'lu
cetveldeki ağırlık zammı ücretinden, sadece geçici işçilerin
yararlandırılacağı olgusu önem taşımaktadır. 506 S.K.nun
EK-5 maddesindeki itibari hizmete hak kazanma şartları ve nedeni ile daimi
ve geçici işçi statüsünde çalışma hali farklı kavramlardır.
İtibari
hizmet sürelerine ilişkin açılan tespit davalarının kazanılması ile prim
ödeme gün sayısı arttırıldığından sosyal güvenlik hukuku açısından,
işçilere veya hak sahiplerine, ileride bağlanacak yaşlılık veya ölüm
aylıklarında aylık bağlama oranının yükseltilmesi gibi olumlu bir katkı
sağlamış olacaktır.
Ağırlık
zammı ücreti ise toplu iş sözleşmesi hükümlerinde yer alan, kapsamı
belirtilmiş gruplara (geçici işçilere), ödenecek ücrete ilişkin, iş hukuku
normları dahilinde sağlanmış bir haktır.
Toplu
İş Sözleşmesinde belirlenmiş haklar genişletilerek uygulanamaz.
Bu
nedenler mahkemece Toplu İş Sözleşmesinin EK-3 no'lu
cetvelinin ağırlık zammına ilişkin hükmünün kapsamı yanlış yorumlayarak,
daimi işçi statüsünde çalışanların da ağırlık zammı ücretinden
yararlandırılmaları gerektiği yolunda hüküm kurulması hatalı olup, bozmayı
gerektirmiştir.
SONUÇ:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun
427/6 maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeplerle
kabulü ile hükmün, "sonuca etkili olmamak üzere" BOZULMASINA,
peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 16/6/2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.
—— • ——
Yargıtay 9. Hukuk
Dairesinden:
Esas
No :2008/22520
Karar No:2008/15777
YARGITAY
İLAMI
Mahkemesi:Çorum İş Mahkemesi
Tarihi:30/3/2006
Numarası:226-112
Davacı:Önder UYANIK adına Avukat Deniz YAĞLI
Davalı:T. Şeker Fabrikaları A.Ş. adına Avukat
Osman ÇAL
Dava:Davacı, ağırlık zammı alacağının
ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel
mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Davanın
yapılan yargılaması sonunda, mahalli mahkemece verilen hükmün kanun
yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine, Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı tarafından istenmesi üzerine dava dosyası için Tetkik Hakimi M. Göçer tarafından düzenlenen rapor dinlendikten
sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı, işyerinde mevcut çalışma şartlarının, ilgili yasalarda
aranılan ağır ve riskli, sağlığı tehlikeye sokucu nitelikte olduğundan
bahisle, 506 sayılı yasaya 2098 ve 3395 sayılı yasa ile eklenen EK 5 inci
madde hükümlerinden yararlandırılarak, mevcut çalışma sürelerine itibari
hizmet sürelerinin eklenmesini talep edip dava açtığını Mahkemece, anılan
yasa hükmü gereğince çalışmaya başladığı tarihten geçerli olmak üzere
itibari hizmet süresinden yararlandırılması gerektiğinin tespitine dair
istemin kabul edilip, hüküm kesinleştiğini, önceki çalışma sürelerine,
itibari hizmet süresi eklendiğinde, Sosyal Sigortalar Kurumu Müdürlüğünce
ödenmesi gereken ilave prim borcunun ikmal edildiğini, çalışma saatlerinin
değiştirildiğini, ancak ağır sanayi işçisi olmasına rağmen biriken ağırlık
zammı ücreti ile birlikte her ay ödenmesi gereken ağırlık zammı ücretinin
ödenmediğini ileri sürerek, biriken yaklaşık 300 YTL'lik ağırlık zammı
ücretinin yasal faizi ile birlikte ödenmesini istemiştir.
Davacı,
davalıya ait Şeker Fabrikasında, 14/9/1990
tarihinden itibaren işçi olarak çalışmış ise de, bu çalışmaların, 2/11/1998
den sonrası daimi işçi kadrosunda, öncesinin ise, geçici işçi kadrosunda
geçtiği dosyadaki davalı idarece sunulan hizmet yazısından anlaşılmaktadır.
Mahkemece,
ağırlık zammı ücretinin ve davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya
içinde bulunan Toplu İş Sözleşmesine ilişkin EK-3 no'lu
cetvelin "ağırlık zamları listesi" yazısının ilk paragrafında;
"İşin hususiyetine göre ve o işte bilfiil çalıştığı müddete inhisar
etmek ve hiçbir surette müktesep hak teşkil eylememek kaydıyla, aşağıda
tadat edilen yerlerde çalışan GEÇİCİ işçilere, gruplarında gösterilen
"AĞIRLIK ZAMLARI" ödenir. Bu miktarlar ikinci yıl birinci ve
ikinci altıncı aylarda ücret zammı oranında ve ücretin zamlandığı tarih
itibarıyla arttırılarak ödenecektir." denilerek, devamında da işyeri
gruplamalarının yapıldığı görülmektedir.
Bu
yazının içeriğinden ağırlık zammından yararlanması gereken işçilerin,
öncelikle geçici işçi statüsünde çalışıyor olmaları gerekmektedir. Davacı
ise, daimi işçi statüsünde çalışmaktadır. Davacının daha önce açtığı tespit
davası ile, 506 S.K.nun
EK-5 madde hükümlerinden yararlandırılmasının gerekçesi, davacının
çalıştığı işyerinin olumsuz fiziksel ve kimyasal koşulları taşımasıdır.
Dosyadaki
belgelerden ve yazışmalardan, bir kısım geçici işçilerin 506 sayılı yasanın
EK-5 inci maddesinde anlatılan itibari hizmet sürelerinden, koşulları
oluştuğu için yararlandırılmıştır. Ancak bu husus daimi işçilerin de,
ağırlık zammından yararlandırılmaları gerektiği olgusu anlamında kabul
edilemez.
Oysa
davamızda Toplu İş Sözleşmesi EK-3 no'lu
cetveldeki ağırlık zammı ücretinden, sadece geçici işçilerin
yararlandırılacağı olgusu önem taşımaktadır, 506 S.K.nun
EK-5 maddesindeki itibari hizmete hak kazanma şartları ve nedeni ile daimi
ve geçici işçi statüsünde çalışma hali farklı kavramlardır.
İtibari
hizmet sürelerine ilişkin açılan tespit davalarının kazanılması ile prim
ödeme gün sayısı arttırıldığından sosyal güvenlik hukuku açısından,
işçilere veya hak sahiplerine, ileride bağlanacak yaşlılık veya ölüm
aylıklarında aylık bağlama oranının yükseltilmesi gibi olumlu bir katkı
sağlamış olacaktır.
Ağırlık
zammı ücreti ise toplu iş sözleşmesi hükümlerinde yer alan, kapsamı
belirtilmiş gruplara (geçici işçilere), ödenecek ücrete ilişkin, iş hukuku
normları dahilinde sağlanmış bir haktır.
Toplu
İş Sözleşmesinde belirlenmiş haklar genişletilerek uygulanamaz.
Bu
nedenler mahkemece Toplu İş Sözleşmesinin EK-3 no'lu
cetvelinin ağırlık zammına ilişkin hükmünün kapsamı yanlış yorumlayarak,
daimi işçi statüsünde çalışanların da ağırlık zammı ücretinden
yararlandırılmaları gerektiği yolunda hüküm kurulması hatalı olup, bozmayı
gerektirmiştir,
SONUÇ:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun
427/6 maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeplerle
kabulü ile hükmün, “sonuca etkili olmamak üzere” BOZULMASINA, peşin alınan
temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 16/6/2008
gününde oybirliğiyle karar verildi.
—— • ——
Yargıtay 9. Hukuk
Dairesinden:
Esas No :2008/22521
Karar No:2008/15778
YARGITAY
İLAMI
Mahkemesi:Çorum İş Mahkemesi
Tarihi:30/3/2006
Numarası:219-105
Davacı:Seçkin TUNÇ adına Avukat Deniz YAĞLI
Davalı:T. Şeker Fabrikaları A.Ş. adına Avukat Osman
ÇAL
Dava:Davacı, ağırlık zammı alacağının
ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel
mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Davanın
yapılan yargılaması sonunda, mahalli mahkemece verilen hükmün kanun
yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine, Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı tarafından istenmesi üzerine dava dosyası için Tetkik Hakimi M. Göçer tarafından düzenlenen rapor dinlendikten
sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı, işyerinde mevcut çalışma şartlarının, ilgili yasalarda
aranılan ağır ve riskli, sağlığı tehlikeye sokucu nitelikte olduğundan
bahisle, 506 sayılı yasaya 2098 ve 3395 sayılı yasa ile eklenen EK-5 inci
madde hükümlerinden yararlandırılarak, mevcut çalışma sürelerine itibari
hizmet sürelerinin eklenmesini talep edip dava açtığını Mahkemece, anılan
yasa hükmü gereğince çalışmaya başladığı tarihten geçerli olmak üzere
itibari hizmet süresinden yararlandırılması gerektiğinin tespitine dair
istemin kabul edilip, hüküm kesinleştiğini, önceki çalışma sürelerine,
itibari hizmet süresi eklendiğinde, Sosyal Sigortalar Kurumu Müdürlüğünce
ödenmesi gereken ilave prim borcunun ikmal edildiğini, çalışma saatlerinin
değiştirildiğini, ancak ağır sanayi işçisi olmasına rağmen biriken ağırlık
zammı ücreti ile birlikte her ay ödenmesi gereken ağırlık zammı ücretinin
ödenmediğini ileri sürerek, biriken yaklaşık 300 YTL'lik ağırlık zammı
ücretinin yasal faizi ile birlikte ödenmesini istemiştir.
Davacı,
davalıya ait Şeker Fabrikasında, 14/9/1990
tarihinden itibaren işçi olarak çalışmış ise de, bu çalışmaların, 2/11/1998
den sonrası daimi işçi kadrosunda, öncesinin ise, geçici işçi kadrosunda
geçtiği dosyadaki davalı idarece sunulan hizmet yazısından anlaşılmaktadır.
Mahkemece,
ağırlık zammı ücretinin ve davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya
içinde bulunan Toplu İş Sözleşmesine ilişkin EK-3 no’lu
cetvelin "ağırlık zamları listesi" yazısının ilk paragrafında;
"İşin hususiyetine göre ve o işte bilfiil çalıştığı müddete inhisar
etmek ve hiçbir surette müktesep hak teşkil eylememek kaydıyla, aşağıda
tadat edilen yerlerde çalışan GEÇİCİ işçilere, gruplarında gösterilen
"AĞIRLIK ZAMLARI" ödenir. Bu miktarlar ikinci yıl birinci ve
ikinci altıncı aylarda ücret zammı oranında ve ücretin zamlandığı tarih
itibarıyla arttırılarak ödenecektir." denilerek, devamında da işyeri
gruplamalarının yapıldığı görülmektedir.
Bu
yazının içeriğinden ağırlık zammından yararlanması gereken işçilerin,
öncelikle geçici işçi statüsünde çalışıyor olmaları gerekmektedir. Davacı
ise, daimi işçi statüsünde çalışmaktadır. Davacının daha önce açtığı tespit
davası ile, 506 S.K. nun
EK-5 madde hükümlerinden yararlandırılmasının gerekçesi, davacının
çalıştığı işyerinin olumsuz fiziksel ve kimyasal koşulları taşımasıdır.
Dosyadaki
belgelerden ve yazışmalardan, bir kısım geçici işçilerin 506 sayılı yasanın
EK-5 inci maddesinde anlatılan itibari hizmet sürelerinden, koşulları
oluştuğu için yararlandırılmıştır. Ancak bu husus daimi işçilerin de,
ağırlık zammından yararlandırılmaları gerektiği olgusu anlamında kabul
edilemez.
Oysa
davamızda Toplu İş Sözleşmesi EK-3 no'lu
cetveldeki ağırlık zammı ücretinden, sadece geçici işçilerin
yararlandırılacağı olgusu önem taşımaktadır. 506 S.K.nun
EK-5 maddesindeki itibari hizmete hak kazanma şartları ve nedeni ile daimi
ve geçici işçi statüsünde çalışma hali farklı kavramlardır.
İtibari
hizmet sürelerine ilişkin açılan tespit davalarının kazanılması ile prim
ödeme gün sayısı arttırıldığından sosyal güvenlik hukuku açısından,
işçilere veya hak sahiplerine, ileride bağlanacak yaşlılık veya ölüm
aylıklarında aylık bağlama oranının yükseltilmesi gibi olumlu bir katkı
sağlamış olacaktır.
Ağırlık
zammı ücreti ise toplu iş sözleşmesi hükümlerinde yer alan, kapsamı
belirtilmiş gruplara (geçici işçilere), ödenecek ücrete ilişkin, iş hukuku
normları dahilinde sağlanmış bir haktır.
Toplu
İş Sözleşmesinde belirlenmiş haklar genişletilerek uygulanamaz.
Bu
nedenler mahkemece Toplu İş Sözleşmesinin EK-3 no’lu
cetvelinin ağırlık zammına ilişkin hükmünün kapsamı yanlış yorumlayarak,
daimi işçi statüsünde çalışanların da ağırlık zammı ücretinden
yararlandırılmaları gerektiği yolunda hüküm kurulması hatalı olup, bozmayı
gerektirmiştir.
SONUÇ:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 427/6
maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeplerle kabulü
ile hükmün, "sonuca etkili olmamak üzere" BOZULMASINA, peşin
alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 16/6/2008
gününde oybirliğiyle karar verildi.
—— • ——
Yargıtay 9. Hukuk
Dairesinden:
Esas No :2008/22522
Karar No:2008/15779
YARGITAY
İLAMI
Mahkemesi:Çorum İş Mahkemesi
Tarihi:30/3/2006
Numarası:220-106
Davacı:Ahmet KAYA adına Avukat Deniz YAĞLI
Davalı:T. Şeker Fabrikları
A.Ş. adına Avukat Osman ÇAL
Dava:Davacı, ağırlık zammı alacağının
ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel
mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Davanın
yapılan yargılaması sonunda, mahalli mahkemece verilen hükmün kanun
yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine, Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı tarafından istenmesi üzerine dava dosyası için Tetkik Hakimi M. Göçer tarafından düzenlenen rapor dinlendikten
sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAYKARARI
Davacı, işyerinde mevcut çalışma şartlarının, ilgili yasalarda
aranılan ağır ve riskli, sağlığı tehlikeye sokucu nitelikte olduğundan
bahisle, 506 sayılı yasaya 2098 ve 3395 sayılı yasa ile eklenen EK-5 inci
madde hükümlerinden yararlandırılarak, mevcut çalışma sürelerine itibari
hizmet sürelerinin eklenmesini talep edip dava açtığını Mahkemece, anılan
yasa hükmü gereğince çalışmaya başladığı tarihten geçerli olmak üzere
itibari hizmet süresinden yararlandırılması gerektiğinin tespitine dair
istemin kabul edilip, hüküm kesinleştiğini, önceki çalışma sürelerine,
itibari hizmet süresi eklendiğinde, Sosyal Sigortalar Kurumu Müdürlüğünce
ödenmesi gereken ilave prim borcunun ikmal edildiğini, çalışma saatlerinin
değiştirildiğini, ancak ağır sanayi işçisi olmasına rağmen biriken ağırlık
zammı ücreti ile birlikte her ay ödenmesi gereken ağırlık zammı ücretinin
ödenmediğini ileri sürerek, biriken yaklaşık 300 YTL'lik ağırlık zammı
ücretinin yasal faizi ile birlikte ödenmesini istemiştir.
Davacı,
davalıya ait Şeker Fabrikasında, 14/9/1990 tarihinden
itibaren işçi olarak çalışmış ise de, bu çalışmaların, 2/11/1998 den
sonrası daimi işçi kadrosunda, öncesinin ise, geçici işçi kadrosunda
geçtiği dosyadaki davalı idarece sunulan hizmet yazısından anlaşılmaktadır.
Mahkemece,
ağırlık zammı ücretinin ve davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya
içinde bulunan Toplu İş Sözleşmesine ilişkin EK-3 no'lu
cetvelin "ağırlık zamları listesi" yazısının ilk paragrafında;
"İşin hususiyetine göre ve o işte bilfiil çalıştığı müddete inhisar
etmek ve hiçbir surette müktesep hak teşkil eylememek kaydıyla, aşağıda
tadat edilen yerlerde çalışan GEÇİCİ işçilere, gruplarında gösterilen
"AĞIRLIK ZAMLARI" ödenir. Bu miktarlar ikinci yıl birinci ve
ikinci altıncı aylarda ücret zammı oranında ve ücretin zamlandığı tarih
itibarıyla arttırılarak ödenecektir.” denilerek, devamında da işyeri
gruplamalarının yapıldığı görülmektedir.
Bu
yazının içeriğinden ağırlık zammından yararlanması gereken işçilerin,
öncelikle geçici işçi statüsünde çalışıyor olmaları gerekmektedir. Davacı
ise, daimi işçi statüsünde çalışmaktadır. Davacının daha önce açtığı tespit
davası ile, 506 S.K.nun
EK-5 madde hükümlerinden yararlandırılmasının gerekçesi, davacının
çalıştığı işyerinin olumsuz fiziksel ve kimyasal koşulları taşımasıdır.
Dosyadaki
belgelerden ve yazışmalardan, bir kısım geçici işçilerin 506 sayılı yasanın
EK-5 inci maddesinde anlatılan itibari hizmet sürelerinden, koşulları
oluştuğu için yararlandırılmıştır. Ancak bu husus daimi işçilerin de,
ağırlık zammından yararlandırılmaları gerektiği olgusu anlamında kabul
edilemez.
Oysa
davamızda Toplu İş Sözleşmesi EK-3 no'lu
cetveldeki ağırlık zammı ücretinden, sadece geçici işçilerin
yararlandırılacağı olgusu önem taşımaktadır. 506 S.K.nun
EK-5 maddesindeki itibari hizmete hak kazanma şartları ve nedeni ile daimi
ve geçici işçi statüsünde çalışma hali farklı kavramlardır.
İtibari
hizmet sürelerine ilişkin açılan tespit davalarının kazanılması ile prim
ödeme gün sayısı arttırıldığından sosyal güvenlik hukuku açısından,
işçilere veya hak sahiplerine, ileride bağlanacak yaşlılık veya ölüm
aylıklarında aylık bağlama oranının yükseltilmesi gibi olumlu bir katkı
sağlamış olacaktır.
Ağırlık
zammı ücreti ise toplu iş sözleşmesi hükümlerinde yer alan, kapsamı
belirtilmiş gruplara (geçici işçilere), ödenecek ücrete ilişkin, iş hukuku
normları dahilinde sağlanmış bir haktır.
Toplu
İş Sözleşmesinde belirlenmiş haklar genişletilerek uygulanamaz.
Bu
nedenler mahkemece Toplu İş Sözleşmesinin EK-3 no’lu
cetvelinin ağırlık zammına ilişkin hükmünün kapsamı yanlış yorumlayarak,
daimi işçi statüsünde çalışanların da ağırlık zammı ücretinden
yararlandırılmaları gerektiği yolunda hüküm kurulması hatalı olup, bozmayı
gerektirmiştir.
SONUÇ:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 427/6 maddesine
dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeplerle kabulü ile
hükmün, "sonuca etkili olmamak üzere" BOZULMASINA, peşin alınan
temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 16/6/2008
gününde oybirliğiyle karar verildi.
—— • ——
Yargıtay 9. Hukuk
Dairesinden:
Esas
No :2008/22523
Karar No:2008/15780
YARGITAY
İLAMI
Mahkemesi:Çorum İş Mahkemesi
Tarihi:30/3/2006
Numarası:223-109
Davacı:Kadir GÜLMEZ adına Avukat Deniz YAĞLI
Davalı:T. Şeker Fabrikaları A.Ş. adına Avukat
Osman ÇAL
Dava:Davacı, ağırlık zammı alacağının
ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel
mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Davanın
yapılan yargılaması sonunda, mahalli mahkemece verilen hükmün kanun
yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine, Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı tarafından istenmesi üzerine dava dosyası için Tetkik Hakimi M. Göçer tarafından düzenlenen rapor dinlendikten
sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAYKARARI
Davacı, işyerinde mevcut çalışma şartlarının, ilgili yasalarda
aranılan ağır ve riskli, sağlığı tehlikeye sokucu nitelikte olduğundan
bahisle, 506 sayılı yasaya 2098 ve 3395 sayılı yasa ile eklenen EK-5 inci
madde hükümlerinden yararlandırılarak, mevcut çalışma sürelerine itibari
hizmet sürelerinin eklenmesini talep edip dava açtığını Mahkemece, anılan
yasa hükmü gereğince çalışmaya başladığı tarihten geçerli olmak üzere
itibari hizmet süresinden yararlandırılması gerektiğinin tespitine dair
istemin kabul edilip, hüküm kesinleştiğini, önceki çalışma sürelerine,
itibari hizmet süresi eklendiğinde, Sosyal Sigortalar Kurumu Müdürlüğünce
ödenmesi gereken ilave prim borcunun ikmal edildiğini, çalışma saatlerinin
değiştirildiğini, ancak ağır sanayi işçisi olmasına rağmen biriken ağırlık
zammı ücreti ile birlikte her ay ödenmesi gereken ağırlık zammı ücretinin
ödenmediğini ileri sürerek, biriken yaklaşık 300 YTL'lik ağırlık zammı
ücretinin yasal faizi ile birlikte ödenmesini istemiştir.
Davacı,
davalıya ait Şeker Fabrikasında, 14/9/1990
tarihinden itibaren işçi olarak çalışmış ise de, bu çalışmaların, 2/11/1998
den sonrası daimi işçi kadrosunda, öncesinin ise, geçici işçi kadrosunda
geçtiği dosyadaki davalı idarece sunulan hizmet yazısından anlaşılmaktadır.
Mahkemece,
ağırlık zammı ücretinin ve davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya
içinde bulunan Toplu İş Sözleşmesine ilişkin EK-3 no'lu
cetvelin "ağırlık zamları listesi" yazısının ilk paragrafında;
"İşin hususiyetine göre ve o işte bilfiil çalıştığı müddete inhisar
etmek ve hiçbir surette müktesep hak teşkil eylememek kaydıyla, aşağıda
tadat edilen yerlerde çalışan GEÇİCİ işçilere, gruplarında gösterilen
"AĞIRLIK ZAMLARI" ödenir. Bu miktarlar ikinci yıl birinci ve
ikinci altıncı aylarda ücret zammı oranında ve ücretin zamlandığı tarih
itibarıyla arttırılarak ödenecektir." denilerek, devamında da işyeri
gruplamalarının yapıldığı görülmektedir.
Bu
yazının içeriğinden ağırlık zammından yararlanması gereken işçilerin,
öncelikle geçici işçi statüsünde çalışıyor olmaları gerekmektedir. Davacı
ise, daimi işçi statüsünde çalışmaktadır. Davacının daha önce açtığı tespit
davası ile, 506 S.K.nun
EK-5 madde hükümlerinden yararlandırılmasının gerekçesi, davacının
çalıştığı işyerinin olumsuz fiziksel ve kimyasal koşulları taşımasıdır.
Dosyadaki
belgelerden ve yazışmalardan, bir kısım geçici işçilerin 506 sayılı Yasanın
EK-5 inci maddesinde anlatılan itibari hizmet sürelerinden, koşulları
oluştuğu için yararlandırılmıştır. Ancak bu husus daimi işçilerin de,
ağırlık zammından yararlandırılmaları gerektiği olgusu anlamında kabul
edilemez.
Oysa
davamızda Toplu İş Sözleşmesi EK-3 no'lu
cetveldeki ağırlık zammı ücretinden, sadece geçici işçilerin
yararlandırılacağı olgusu önem taşımaktadır. 506 S.K.nun
EK-5 maddesindeki itibari hizmete hak kazanma şartları ve nedeni ile daimi
ve geçici işçi statüsünde çalışma hali farklı kavramlardır.
İtibari
hizmet sürelerine ilişkin açılan tespit davalarının kazanılması ile prim
ödeme gün sayısı arttırıldığından sosyal güvenlik hukuku açısından,
işçilere veya hak sahiplerine, ileride bağlanacak yaşlılık veya ölüm
aylıklarında aylık bağlama oranının yükseltilmesi gibi olumlu bir katkı
sağlamış olacaktır.
Ağırlık
zammı ücreti ise toplu iş sözleşmesi hükümlerinde yer alan, kapsamı
belirtilmiş gruplara (geçici işçilere), ödenecek ücrete ilişkin, iş hukuku
normları dahilinde sağlanmış bir haktır.
Toplu
İş Sözleşmesinde belirlenmiş haklar genişletilerek uygulanamaz.
Bu
nedenler mahkemece Toplu İş Sözleşmesinin EK-3 no'lu
cetvelinin ağırlık zammına ilişkin hükmünün kapsamı yanlış yorumlayarak,
daimi işçi statüsünde çalışanların da ağırlık zammı ücretinden
yararlandırılmaları gerektiği yolunda hüküm kurulması hatalı olup, bozmayı
gerektirmiştir.
SONUÇ:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun
427/6 maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeplerle
kabulü ile hükmün, "sonuca etkili olmamak üzere" BOZULMASINA,
peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 16/6/2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.
—— • ——
Yargıtay 9. Hukuk
Dairesinden:
Esas No :2008/22524
Karar No:2008/15781
YARGITAY
İLAMI
Mahkemesi:Çorum İş Mahkemesi
Tarihi:30/3/2006
Numarası:222-108
Davacı:Nazım ARMUTCU adına Avukat Deniz YAĞLI
Davalı:T. Şeker Fabrikaları A.Ş. adına Avukat
Osman ÇAL
Dava:Davacı, ağırlık zammı alacağının
ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel
mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Davanın
yapılan yargılaması sonunda, mahalli mahkemece verilen hükmün kanun
yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine, Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı tarafından istenmesi üzerine dava dosyası için Tetkik Hakimi M. Göçer tarafından düzenlenen rapor dinlendikten
sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı, işyerinde mevcut çalışma şartlarının, ilgili yasalarda
aranılan ağır ve riskli, sağlığı tehlikeye sokucu nitelikte olduğundan
bahisle, 506 sayılı yasaya 2098 ve 3395 sayılı yasa ile eklenen EK-5 inci
madde hükümlerinden yararlandırılarak, mevcut çalışma sürelerine itibari hizmet
sürelerinin eklenmesini talep edip dava açtığını Mahkemece, anılan yasa
hükmü gereğince çalışmaya başladığı tarihten geçerli olmak üzere itibari
hizmet süresinden yararlandırılması gerektiğinin tespitine dair istemin
kabul edilip, hüküm kesinleştiğini, önceki çalışma sürelerine, itibari
hizmet süresi eklendiğinde, Sosyal Sigortalar Kurumu Müdürlüğünce ödenmesi
gereken ilave prim borcunun ikmal edildiğini, çalışma saatlerinin
değiştirildiğini, ancak ağır sanayi işçisi olmasına rağmen biriken ağırlık
zammı ücreti ile birlikte her ay ödenmesi gereken ağırlık zammı ücretinin
ödenmediğini ileri sürerek, biriken yaklaşık 300 YTL'lik ağırlık zammı
ücretinin yasal faizi ile birlikte ödenmesini istemiştir.
Davacı,
davalıya ait Şeker Fabrikasında, 14/9/1990 tarihinden
itibaren işçi olarak çalışmış ise de, bu çalışmaların, 2/11/1998 den
sonrası daimi işçi kadrosunda, öncesinin ise, geçici işçi kadrosunda
geçtiği dosyadaki davalı idarece sunulan hizmet yazısından anlaşılmaktadır.
Mahkemece,
ağırlık zammı ücretinin ve davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya
içinde bulunan Toplu İş Sözleşmesine ilişkin EK-3 no'lu
cetvelin "ağırlık zamları listesi" yazısının ilk paragrafında;
"İşin hususiyetine göre ve o işte bilfiil çalıştığı müddete inhisar
etmek ve hiçbir surette müktesep hak teşkil eylememek kaydıyla, aşağıda
tadat edilen yerlerde çalışan GEÇİCİ işçilere, gruplarında gösterilen
"AĞIRLIK ZAMLARI" ödenir. Bu miktarlar ikinci yıl birinci ve
ikinci altıncı aylarda ücret zammı oranında ve ücretin zamlandığı tarih
itibarıyla arttırılarak ödenecektir." denilerek, devamında da işyeri
gruplamalarının yapıldığı görülmektedir.
Bu
yazının içeriğinden ağırlık zammından yararlanması gereken işçilerin,
öncelikle geçici işçi statüsünde çalışıyor olmaları gerekmektedir. Davacı
ise, daimi işçi statüsünde çalışmaktadır.
Davacının
daha önce açtığı tespit davası ile, 506 S.K.nun EK-5 madde hükümlerinden yararlandırılmasının
gerekçesi, davacının çalıştığı işyerinin olumsuz fiziksel ve kimyasal
koşulları taşımasıdır.
Dosyadaki
belgelerden ve yazışmalardan, bir kısım geçici işçilerin 506 sayılı Yasanın
EK-5 nci maddesinde anlatılan itibari hizmet
sürelerinden, koşulları oluştuğu için yararlandırılmıştır. Ancak bu husus
daimi işçilerin de, ağırlık zammından yararlandırılmaları gerektiği olgusu
anlamında kabul edilemez.
Oysa
davamızda Toplu İş Sözleşmesi EK-3 no'lu
cetveldeki ağırlık zammı ücretinden, sadece geçici işçilerin
yararlandırılacağı olgusu önem taşımaktadır. 506 S.K.nun
EK-5 maddesindeki itibari hizmete hak kazanma şartları ve nedeni ile daimi
ve geçici işçi statüsünde çalışma hali farklı kavramlardır.
İtibari
hizmet sürelerine ilişkin açılan tespit davalarının kazanılması ile prim
ödeme gün sayısı arttırıldığından sosyal güvenlik hukuku açısından,
işçilere veya hak sahiplerine, ileride bağlanacak yaşlılık veya ölüm
aylıklarında aylık bağlama oranının yükseltilmesi gibi olumlu bir katkı
sağlamış olacaktır.
Ağırlık
zammı ücreti ise toplu iş sözleşmesi hükümlerinde yer alan, kapsamı
belirtilmiş gruplara (geçici işçilere), ödenecek ücrete ilişkin, iş hukuku
normları dahilinde sağlanmış bir haktır.
Toplu
İş Sözleşmesinde belirlenmiş haklar genişletilerek uygulanamaz.
Bu
nedenler mahkemece Toplu İş Sözleşmesinin EK-3 no'lu
cetvelinin ağırlık zammına ilişkin hükmünün kapsamı yanlış yorumlayarak,
daimi işçi statüsünde çalışanların da ağırlık zammı ücretinden
yararlandırılmaları gerektiği yolunda hüküm kurulması hatalı olup, bozmayı
gerektirmiştir.
SONUÇ:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun
427/6 maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeplerle
kabulü ile hükmün, "sonuca etkili olmamak üzere" BOZULMASINA,
peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 16/6/2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.
—— • ——
Yargıtay 9. Hukuk
Dairesinden:
Esas
No :2008/22525
Karar
No:2008/15782
YARGITAY
İLAMI
Mahkemesi:Çorum İş Mahkemesi
Tarihi:30/3/2006
Numarası:227-113
Davacı:Halil DENİZ
adına Avukat Deniz YAĞLI
Davalı:T. Şeker Fabrikaları A.Ş. adına Avukat
Osman ÇAL
Dava:Davacı, ağırlık zammı alacağının
ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel
mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Davanın
yapılan yargılaması sonunda, mahalli mahkemece verilen hükmün kanun
yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine, Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı tarafından istenmesi üzerine dava dosyası için Tetkik Hakimi M. Göçer tarafından düzenlenen rapor dinlendikten
sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAYKARARI
Davacı, işyerinde mevcut çalışma şartlarının, ilgili yasalarda
aranılan ağır ve riskli, sağlığı tehlikeye sokucu nitelikte olduğundan
bahisle, 506 sayılı Yasaya 2098 ve 3395 sayılı yasa ile eklenen EK 5 inci
madde hükümlerinden yararlandırılarak, mevcut çalışma sürelerine itibari
hizmet sürelerinin eklenmesini talep edip dava açtığını Mahkemece, anılan
yasa hükmü gereğince çalışmaya başladığı tarihten geçerli olmak üzere
itibari hizmet suresinden yararlandırılması gerektiğinin tespitine dair
istemin kabul edilip, hüküm kesinleştiğini, önceki çalışma sürelerine,
itibari hizmet süresi eklendiğinde, Sosyal Sigortalar Kurumu Müdürlüğünce
ödenmesi gereken ilave prim borcunun ikmal edildiğini, çalışma saatlerinin
değiştirildiğini, ancak ağır sanayi işçisi olmasına rağmen biriken ağırlık
zammı ücreti ile birlikte her ay ödenmesi gereken ağırlık zammı ücretinin
ödenmediğini ileri sürerek, biriken yaklaşık 300 YTL'lik ağırlık zammı
ücretinin yasal faizi ile birlikte ödenmesini istemiştir.
Davacı,
davalıya ait Şeker Fabrikasında, 14/9/1990
tarihinden itibaren işçi olarak çalışmış ise de, bu çalışmaların, 2/11/1998
den sonrası daimi işçi kadrosunda, öncesinin ise, geçici işçi kadrosunda
geçtiği dosyadaki davalı idarece sunulan hizmet yazısından anlaşılmaktadır.
Mahkemece,
ağırlık zammı ücretinin ve davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya
içinde bulunan Toplu İş Sözleşmesine ilişkin EK-3 no'lu
cetvelin "ağırlık zamları listesi" yazısının ilk paragrafında;
"İşin hususiyetine göre ve o işte bilfiil çalıştığı müddete inhisar
etmek ve hiçbir surette müktesep hak teşkil eylememek kaydıyla, aşağıda
tadat edilen yerlerde çalışan GEÇİCİ işçilere, gruplarında gösterilen
"AĞIRLIK ZAMLARI" ödenir. Bu miktarlar ikinci yıl birinci ve
ikinci altıncı aylarda ücret zammı oranında ve ücretin zamlandığı tarih itibarıyla
arttırılarak ödenecektir." denilerek, devamında da işyeri
gruplamalarının yapıldığı görülmektedir.
Bu
yazının içeriğinden ağırlık zammından yararlanması gereken işçilerin,
öncelikle geçici işçi statüsünde çalışıyor olmaları gerekmektedir. Davacı
ise, daimi işçi statüsünde çalışmaktadır.
Davacının
daha önce açtığı tespit davası ile, 506 S.K.nun EK-5 madde hükümlerinden yararlandırılmasının
gerekçesi, davacının çalıştığı işyerinin olumsuz fiziksel ve kimyasal
koşulları taşımasıdır.
Dosyadaki
belgelerden ve yazışmalardan, bir kısım geçici işçilerin 506 sayılı yasanın
EK-5 inci maddesinde anlatılan itibari hizmet sürelerinden, koşulları
oluştuğu için yararlandırılmıştır. Ancak bu husus daimi işçilerin de,
ağırlık zammından yararlandırılmaları gerektiği olgusu anlamında kabul
edilemez.
Oysa
davamızda Toplu İş Sözleşmesi EK-3 no'lu
cetveldeki ağırlık zammı ücretinden, sadece geçici işçilerin
yararlandırılacağı olgusu önem taşımaktadır, 506 S.K.nun
EK-5 maddesindeki itibari hizmete hak kazanma şartları ve nedeni ile daimi
ve geçici işçi statüsünde çalışma hali farklı kavramlardır.
İtibari
hizmet sürelerine ilişkin açılan tespit davalarının kazanılması ile prim
ödeme gün sayısı arttırıldığından sosyal güvenlik hukuku açısından,
işçilere veya hak sahiplerine, ileride bağlanacak yaşlılık veya ölüm
aylıklarında aylık bağlama oranının yükseltilmesi gibi olumlu bir katkı
sağlamış olacaktır.
Ağırlık
zammı ücreti ise toplu iş sözleşmesi hükümlerinde yer alan, kapsamı
belirtilmiş gruplara (geçici işçilere), ödenecek ücrete ilişkin, iş hukuku
normları dahilinde sağlanmış bir haktır.
Toplu
İş Sözleşmesinde belirlenmiş haklar genişletilerek uygulanamaz.
Bu
nedenler mahkemece Toplu İş Sözleşmesinin EK-3 no’lu
cetvelinin ağırlık zammına ilişkin hükmünün kapsamı yanlış yorumlayarak,
daimi işçi statüsünde çalışanların da ağırlık zammı ücretinden
yararlandırılmaları gerektiği yolunda hüküm kurulması hatalı olup, bozmayı
gerektirmiştir.
SONUÇ:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun
427/6 maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeplerle
kabulü ile hükmün, "sonuca etkili olmamak üzere" BOZULMASINA,
peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 16/6/2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.
—— • ——
Yargıtay 14. Hukuk
Dairesinden:
Esas No :
2007/15234
Karar No:
2007/15795
YARGITAY
İLAMI
Mahkemesi: Eskişehir 3.
Sulh Hukuk Mahkemesi
Tarihi: 27/2/2001
Numarası:
2001/8-2001/289
Davacı:
Mustafa TEKİN
Davalı: Tapu
Sicil Müdürlüğü V.D.
Davacı
vekili tarafından, davalılar aleyhine 18/12/2000 gününde verilen dilekçe
ile tapuda kayıt düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda;
davanın kabulüne dair verilen 27/2/2001 günlü temyiz edilmeden kesinleşen
hükmün Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 1/11/2007 gün ve 2007/203152
sayılı tebliğnamesi ile HUMK.nun 427/6 maddesi gereğince Kanun yararına
bozulması istenilmiş olmakla, dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek
gereği düşünüldü:
KARAR
Dava
tapu kayıtlarında yanlış yazıldığı ileri sürülen baba adı düzeltilmesine
ilişkindir. Davanın kabulüne ilişkin hüküm Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığınca davacı safında yer alan Mustafa Tekin'i yargılamada temsil
eden Av. H. Hüseyin Karabulut’un vekilliğini gösterir vekalet
örneğinin hüküm verilinceye kadar dosyaya sunulmaması nedeniyle davada
taraf teşkili sağlanmaksızın yargılama yapılmasının yasaya uygun
düşmeyeceği, bu nedenle davanın açılmamış sayılmasına karar verilecek yerde
esasa ilişkin hüküm tesisinin yasaya aykırılığı ileri sürülerek hükmün
H.U.M.K.’nun 427/6 maddesi uyarınca kanun
yararına bozulması istenmiştir. Gerçekten de dava yukarıda adı geçen vekil
tarafından açılmış ve görülmüştür. Vekil hüküm tarihine kadar davacının
vekili olduğunu gösterir vekaletnamesini
sunmamıştır. H.U.M.K.’nun 67/1 maddesi vekaletnamesini sunmayan vekilin dava açamayacağı ve
yargılama ile ilgili hiçbir görev de yapamayacağını öngörmüştür. Bu kural
kamu düzeni ile ilgili olup yargılamanın her safhasında resen gözetilmesi
gerekir. Somut olayda yöntemine uygun açılmış bir davadan söz
edilemeyeceğine göre aynı madde hükmünce davanın açılmamış sayılmasına
karar vermek gerekir. Yasanın bu amir hükmü gözden kaçırılarak işin esası
hakkında karar vermesi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle bozulması
gerekmiştir.
SONUÇ:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının H.U.M.K.’nun
426/6 maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin yukarıda açıklanan
nedenlerle kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA,
gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığına gönderilmesine, 11/12/2007 tarihinde
oybirliği ile karar verildi.
—— • ——
Yargıtay 18. Hukuk
Dairesinden:
Esas No : 2006/3056
Karar No: 2006/3978
YARGITAY
İLAMI
Davacı
Ali Rıza Yılmaz'a velayeten Gülami
Yılmaz ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada Eyüp 2. Asliye Hukuk
Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 9/7/2004 günlü ve 2003/615-2004/275 sayılı kararın
yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Cumhuriyet Başsavcılığının
4/4/2006 gün ve Hukuk-45349 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek
bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği
düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacının
davalı Nüfus Müdürlüğüne karşı açtığı davada velayeti altında bulunan oğlu
Ali Rıza Yılmaz'ın 20/8/1999 olan doğum tarihinin
20/7/1997 olarak düzeltilmesini istediği, mahkemece davanın kabulü ile adı
geçenin doğum tarihinin ay ve günü baki kalarak 20/8/1997 olarak
düzeltilmesine karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği
anlaşılmaktadır.
4721
sayılı Türk Medeni Kanununun 336. maddesinde "evlilik devam ettiği
sürece ana ve baba velayeti birlikte kullanırlar" hükmü mevcuttur. Bu
hükme göre eşlerden herhangi birisine öncelik veya üstünlük tanınmamıştır.
Aynı Kanunun 342. maddesinde de ayırım yapılmaksızın anne ve babanın,
çocuğu velayetleri çerçevesinde temsil edecekleri ilkesi getirilmiştir.
Evlilik
birliği içinde velayetin kullanılması kapsamında ana ve baba tarafından
çocuk adına açılacak tüm davalar yönünden emredici nitelikteki bu hükümler
geçerlidir. Buna göre, asıl olan eşlerin birlikte dava açmaları ise de,
bunlardan birisi tarafından açılacak davaya diğer eşin sonradan icazetini
bildirip olumlu iradesini ortaya koyması ile velayetin birlikte
kullanılması gerçekleşmiş olacağından yeterlidir. İncelenen dosyadaki nüfus
kayıt örneğinden yaşının düzeltilmesi istenilen küçüğün annesi davacı Gülami Yılmaz'ın eşi Bilgiye Yılmaz'ın sağ olduğu,
ancak davaya katılımının sağlanmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece davacıya, eşinin davaya katılmak ya da duruşmada
hazır bulunmak suretiyle icazetini bildirmesi veya icazetini gösteren
imzası noterden onaylı belge ibraz etmesi için süre verilmesi, diğer eşin
katılımının veya rızasının sağlanamaması durumunda davanın reddine karar
verilmesi gerekirken, eşlerden birisinin istemi yeterli bulunarak yazılı
şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Diğer
taraftan;
Mahkemece, yaşının düzeltilmesi istenilen küçüğün gerçek
yaşının tespiti için tam teşekküllü bir sağlık kuruluşuna sevkedilip kemik grafileri
çektirilerek sağlık kurulu raporunun alınması, ayrıca mernis
doğum tutanağının nüfus müdürlüğünden getirtilmesi suretiyle küçüğün
hastane veya benzer bir resmi kurumda doğup doğmadığının araştırılması
gerekirken eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesi de doğru
görülmemiştir.
Bu
itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz
itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.'nun 427.
maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA
ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Cumhuriyet
Başsavcılığına gönderilmesine, 11/5/2006 gününde
oybirliğiyle karar verildi.
|