← Resmî Gazete · 14 Aralık 2009 · Sayı 27432

YARGI BÖLÜMÜ · Yargı Kararı

Yargıtay 18. Hukuk Dairesine Ait Kararlar

Metin

Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü

14 Aralık 2009 PAZARTESİ

Resmî Gazete

Sayı : 27432

YARGITAY KARARLARI

Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:

Esas No: 2007/1386

Karar No: 2007/2581

YARGITAY İLAMI

Davacı Gazi Beyzavi Keskin ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada Bala Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 15/12/2004 günlü ve 2004/189-243 sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 2/2/2007 gün ve Hukuk-11378 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

YARGITAY KARARI

Davacı vekili tarafından davalı nüfus müdürlüğüne karşı açılan davada; davacının annesinin Ayşe Bölen olduğu halde yanlışlıkla nüfusa Huriye Keskin olarak yazıldığını, bu nedenle Huriye olan anne adının Ayşe Bölen olarak düzeltilmesi istenilmiş, mahkemece davanın kabulü yönünde hüküm kurulmuştur.

Dava sonuç itibariyle soybağını ilgilendiren nüfus kaydının düzeltilmesi davası olup, davacının kayden annesi Huriye Keskin ile gerçek annesi olduğu ileri sürülen Ayşe Bölen’in davalı sıfatı ile davaya katılmaları gerekirken, mahkemece resen gözetilmesi gereken bu durum nazara alınmadan ve taraf teşkili de sağlanmadan davanın esası hakkında hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.'nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 22/3/2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

—— • ——

Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:

Esas No: 2007/1085

Karar No: 2007/2992

YARGITAY İLAMI

Davacı İlköncü Kent Site Yöneticiliği ile davalı Zekiye Nevin Tomruk arasındaki davada Büyükçekmece Sulh Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 5/10/2005 günlü ve 2004/1419 Esas 2005/1518 sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26/1/2007 gün ve Hukuk-2007/2133 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

YARGITAY KARARI

Gerekçeli kararın tefhim edilen kısa karara uygun olması gerekir. Kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili bulunması durumu 10/4/1992 gün ve 1991/7-1992/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca mutlak bozma nedenidir. Ayrıca Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 388. maddesinin son fıkrasında ve 389. maddesinde kararın hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği hükme bağlanmıştır.

Taraflara tefhim edilen kısa kararda, davacının hangi isteminin kabul hangisinin reddedildiği belirtilmeden sadece davanın kısmen kabulüne denilmiş, gerekçeli kararda davalının itirazının kısmen iptaline, bu alacağın gecikme tazminatı ile birlikte tahsili için takibin devamına, alacak aslının %40 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.

Saptanan bu çelişki karşısında, anılan İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca kararın bozulması gerektiğinden, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK'nun 427. Maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 2/4/2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

—— • ——

Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:

Esas No: 2007/1087

Karar No: 2007/2994

YARGITAY İLAMI

Davacı-karşı davalı İlköncü Kent Site Yön. Süha Tulga Soydemir ile davalı-karşı davacı Birgün Tomruk arasındaki davada Büyükçekmece Sulh Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 1/5/2006 günlü ve 2005/1281 Esas 2006/753 Karar sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26/1/2007 gün ve Hukuk-2007/2135 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

YARGITAY KARARI

Gerekçeli kararın, tefhim edilen kısa karara uygun olması gerekir. Kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili bulunması durumu 10/4/1992 gün ve 1991/7-1992/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca mutlak bozma nedenidir.

Taraflara tefhim edilen kısa kararda asıl alacakla gecikme tazminatına hükmedilmiş, fazlaya ilişkin istemler reddedilmiş iken gerekçeli kararda asıl alacağın %40'ı oranında icra tazminatının da davalıdan alınıp davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

Saptanan bu çelişki karşısında, anılan İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca kararın bozulması gerektiğinden, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK’nun 427. Maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 2/4/2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

—— • ——

Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:

Esas No: 2007/1088

Karar No: 2007/2995

YARGITAY İLAMI

Davacı İlköncü Kent Site Yön. Süha Tulga Soydemir ile davalı Bilgehan Tomruk arasındaki davada Büyükçekmece Sulh Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 29/12/2004 günlü ve 2001/1285 Esas 2004/1857 sayılı kararının davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine mahkemece hüküm altına alınan alacağın miktarı itibariyle kesin olduğu gerekçesiyle temyiz isteminin reddine karar verilmiş olup bu kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26/1/2007 gün ve Hukuk-2007/2136 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

YARGITAY KARARI

Gerekçeli kararın, tefhim edilen kısa karara uygun olması gerekir. Kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili bulunması durumu 10/4/1992 gün ve 1991/7-1992/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca mutlak bozma nedenidir.

Taraflara tefhim edilen kısa kararda asıl alacakla gecikme tazminatına hükmedilmiş, fazlaya ilişkin istemler reddedilmiş iken gerekçeli kararda asıl alacağın %40’ı oranında icra tazminatının da davalıdan alınıp davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

Saptanan bu çelişki karşısında, anılan İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca kararın bozulması gerektiğinden, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK'nun 427. Maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 2/4/2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

—— • ——

Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:

Esas No: 2007/1089

Karar No: 2007/2996

YARGITAY İLAMI

Davacı İlköncü Kent Site Yön. Süha Tulga Soydemir ile davalı Birgün Tomruk arasındaki davada Büyükçekmece Sulh Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 1/5/2006 günlü ve 2005/940 Esas 2006/759 Karar sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26/1/2007 gün ve Hukuk-2007/2137 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

YARGITAY KARARI

Gerekçeli kararın, tefhim edilen kısa karara uygun olması gerekir. Kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili bulunması durumu 10/4/1992 gün ve 1991/7-1992/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca mutlak bozma nedenidir.

Taraflara tefhim edilen kısa kararda asıl alacakla gecikme tazminatına hükmedilmiş, fazlaya ilişkin istemler reddedilmiş iken gerekçeli kararda asıl alacağın %40’ı oranında icra tazminatının da davalıdan alınıp davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

Saptanan bu çelişki karşısında, anılan İçtihadı Birleştirme kararı uyarınca kararın bozulması gerektiğinden, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK’nun 427. Maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 2/4/2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

—— • ——

Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:

Esas No: 2007/1090

Karar No: 2007/2997

YARGITAY İLAMI

Davacı İlköncü Kent Site Yön. Süha Tulga Soydemir ile davalı Zekiye Nevin Tomruk arasındaki davada Büyükçekmece Sulh Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay’ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 1/5/2006 günlü ve 2005/939 Esas 2006/758 Karar sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26/1/2007 gün ve Hukuk-2007/2138 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

YARGITAY KARARI

Gerekçeli kararın, tefhim edilen kısa karara uygun olması gerekir. Kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili bulunması durumu 10/4/1992 gün ve 1991/7-1992/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca mutlak bozma nedenidir.

Taraflara tefhim edilen kısa kararda asıl alacakla gecikme tazminatına hükmedilmiş, fazlaya ilişkin istemler reddedilmiş iken gerekçeli kararda asıl alacağın %40’ı oranında icra tazminatının da davalıdan alınıp davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

Saptanan bu çelişki karşısında, anılan İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca kararın bozulması gerektiğinden, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.'nun 427. Maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 2/4/2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

—— • ——

Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:

Esas No: 2007/1091

Karar No: 2007/2998

YARGITAY İLAMI

Davacı İlköncü Kent Site Yön. Süha Tulga Soydemir ile davalı Birgün Tomruk arasındaki davada Büyükçekmece Sulh Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 29/12/2004 günlü ve 2001/1283 Esas 2004/1858 sayılı kararının davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine mahkemece hüküm altına alınan alacağın miktarı itibariyle kesin olduğu gerekçesiyle temyiz isteminin reddine karar verilmiş olup bu kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26/1/2007 gün ve Hukuk-2007/2139 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

YARGITAY KARARI

Gerekçeli kararın, tefhim edilen kısa karara uygun olması gerekir. Kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili bulunması durumu 10/4/1992 gün ve 1991/7-1992/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca mutlak bozma nedenidir.

Taraflara tefhim edilen kısa kararda asıl alacakla gecikme tazminatına hükmedilmiş, fazlaya ilişkin istemler reddedilmiş iken gerekçeli kararda asıl alacağın %40’ı oranında icra tazminatının da davalıdan alınıp davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

Saptanan bu çelişki karşısında, anılan İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca kararın bozulması gerektiğinden, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK'nun 427. Maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 2/4/2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

—— • ——

Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:

Esas No: 2007/1092

Karar No: 2007/2999

YARGITAY İLAMI

Davacı İlköncü Kent Site Yön. Süha Tulga Soydemir ile davalı Birsen Tomruk arasındaki davada Büyükçekmece Sulh Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 1/5/2006 günlü ve 2005/938 Esas 2006/757 Karar sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26/1/2007 gün ve Hukuk-2007/2140 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

YARGITAY KARARI

Gerekçeli kararın, tefhim edilen kısa karara uygun olması gerekir. Kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili bulunması durumu 10/4/1992 gün ve 1991/7-1992/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca mutlak bozma nedenidir.

Taraflara tefhim edilen kısa kararda asıl alacakla gecikme tazminatına hükmedilmiş, fazlaya ilişkin istemler reddedilmiş iken gerekçeli kararda asıl alacağın %40’ı oranında icra tazminatının da davalıdan alınıp davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

Saptanan bu çelişki karşısında, anılan İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca kararın bozulması gerektiğinden, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK'nun 427. Maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 2/4/2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

—— • ——

Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:

Esas No: 2007/1093

Karar No: 2007/3000

YARGITAY İLAMI

Davacı İlköncü Kent Site Yön. Süha Tulga Soydemir ile davalı Birsen Tomruk arasındaki davada Büyükçekmece Sulh Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 23/1/2006 günlü ve 2005/568 Esas 2006/27 Karar sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26/1/2007 gün ve Hukuk-2007/2141 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

YARGITAY KARARI

Gerekçeli kararın, tefhim edilen kısa karara uygun olması gerekir. Kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili bulunması durumu 10/4/1992 gün ve 1991/7-1992/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca mutlak bozma nedenidir.

Taraflara tefhim edilen kısa kararda asıl alacakla gecikme tazminatına hükmedilmiş, fazlaya ilişkin istemler reddedilmiş iken gerekçeli kararda asıl alacağın %40’ı oranında icra tazminatının da davalıdan alınıp davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

Saptanan bu çelişki karşısında, anılan İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca kararın bozulması gerektiğinden, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK'nun 427. Maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 2/4/2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

—— • ——

Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:

Esas No: 2007/8862

Karar No: 2007/9469

YARGITAY İLAMI

Davacı Leyla Yaşar ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada Şavşat Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 21/11/2006 günlü ve 2006/112-112 sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19/9/2007 gün ve Hukuk-174285 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

YARGITAY KARARI

Dava, evliliğin devamı sırasında eşlerden birisi tarafından, nüfus kaydının düzeltilmesi istenilen küçüğe velayeten açılmış, mahkemece, diğer eşin katılması veya icazeti aranmadan davaya bakılıp kabulüne karar verilmiştir.

Türk Medeni Kanununun 336 ncı maddesinde, (eşlerden herhangi birisine öncelik veya üstünlük tanınmadan) evlilik devam ettiği sürece ana ve babanın, velayeti birlikte kullanacağı öngörülmüş ve 342 nci maddesinde de anne ve babanın çocuğu velayetleriçerçevesindetemsil edecekleri ilkesi yineayırım yapılmadan getirilmiştir.

Emredici nitelikteki bu yasa kuralı evlilik birliği içerisinde velayetin kullanılması kapsamında ana ve baba tarafından çocuk adına açılacak tüm davalar yönünden de geçerlidir. Buna göre, asıl olan eşlerin birlikte dava açmaları ise de, bunlardan birisi tarafından açılacak davaya diğer eşin sonradan icazetini bildirip olumlu iradesini ortaya koyması ile velayetin birlikte kullanılması gerçekleşmiş olacağından yeterlidir. Diğer eşin katılımının veya rızasının sağlanamadığı davanın ise reddi gerekir.

Bu bakımdan mahkemece davacıya, eşinin davaya katılmak ya da duruşmada hazır bulunmak suretiyle icazetini bildirmesi veya icazetini gösteren imzası noterden onaylı belge ibraz etmesi için mehil verilip, bunun sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eşlerden birisinin istemi yeterli bulunarak davanın esası hakkında hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.

Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.'nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 8/11/2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

—— • ——

Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:

Esas No: 2007/8863

Karar No: 2007/9470

YARGITAY İLAMI

Davacı Yüksel Dursun ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada Şavşat Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 13/6/2006 günlü ve 2006/58-60 sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19/9/2007 gün ve Hukuk-174286 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

YARGITAY KARARI

Dava, evliliğin devamı sırasında eşlerden birisi tarafından, nüfus kaydının düzeltilmesi istenilen küçüğe velayeten açılmış, mahkemece, diğer eşin katılması veya icazeti aranmadan davaya bakılıp kabulüne karar verilmiştir.

Türk Medeni Kanununun 336 ncı maddesinde, (eşlerden herhangi birisine öncelik veya üstünlük tanınmadan) evlilik devam ettiği sürece ana ve babanın, velayeti birlikte kullanacağı öngörülmüş ve 342 nci maddesinde de anne ve babanın çocuğu velayetleri çerçevesinde temsil edecekleri ilkesi yine ayırım yapılmadan getirilmiştir.

Emredici nitelikteki bu yasa kuralı evlilik birliği içerisinde velayetin kullanılması kapsamında ana ve baba tarafından çocuk adına açılacak tüm davalar yönünden de geçerlidir. Buna göre, asıl olan eşlerin birlikte dava açmaları ise de, bunlardan birisi tarafından açılacak davaya diğer eşin sonradan icazetini bildirip olumlu iradesini ortaya koyması ile velayetin birlikte kullanılması gerçekleşmiş olacağından yeterlidir. Diğer eşin katılımının veya rızasının sağlanamadığı davanın ise reddi gerekir.

Bu bakımdan mahkemece davacıya, eşinin davaya katılmak ya da duruşmada hazır bulunmak suretiyle icazetini bildirmesi veya icazetini gösteren imzası noterden onaylı belge ibraz etmesi için mehil verilip, bunun sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eşlerden birisinin istemi yeterli bulunarak davanın esası hakkında hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.

Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.’nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 8/11/2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.