|
Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:
Esas No:
2007/1386
Karar No: 2007/2581
YARGITAY İLAMI
Davacı
Gazi Beyzavi Keskin ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki
davada Bala Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca
incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 15/12/2004
günlü ve 2004/189-243 sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu
savıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 2/2/2007 gün ve Hukuk-11378
sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş
olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı
vekili tarafından davalı nüfus müdürlüğüne karşı açılan davada; davacının
annesinin Ayşe Bölen olduğu halde yanlışlıkla nüfusa Huriye Keskin olarak
yazıldığını, bu nedenle Huriye olan anne adının Ayşe Bölen olarak
düzeltilmesi istenilmiş, mahkemece davanın kabulü yönünde hüküm
kurulmuştur.
Dava
sonuç itibariyle soybağını ilgilendiren nüfus
kaydının düzeltilmesi davası olup, davacının kayden
annesi Huriye Keskin ile gerçek annesi olduğu ileri sürülen Ayşe Bölen’in davalı sıfatı ile davaya katılmaları
gerekirken, mahkemece resen gözetilmesi gereken bu durum nazara alınmadan
ve taraf teşkili de sağlanmadan davanın esası hakkında hüküm kurulması
doğru görülmemiştir.
Bu
itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının
temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.'nun
427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına
BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 22/3/2007
gününde oybirliğiyle karar verildi.
—— • ——
Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:
Esas No:
2007/1085
Karar No: 2007/2992
YARGITAY İLAMI
Davacı
İlköncü Kent Site Yöneticiliği ile davalı Zekiye
Nevin Tomruk arasındaki davada Büyükçekmece Sulh Hukuk Mahkemesince verilen
ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 5/10/2005
günlü ve 2004/1419 Esas 2005/1518 sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı
olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26/1/2007 gün ve
Hukuk-2007/2133 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması
istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Gerekçeli
kararın tefhim edilen kısa karara uygun olması gerekir. Kısa kararla
gerekçeli kararın çelişkili bulunması durumu 10/4/1992
gün ve 1991/7-1992/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca mutlak
bozma nedenidir. Ayrıca Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 388. maddesinin
son fıkrasında ve 389. maddesinde kararın hüküm sonucu kısmında, gerekçeye
ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri
hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların
mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık,
şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği hükme
bağlanmıştır.
Taraflara
tefhim edilen kısa kararda, davacının hangi isteminin kabul hangisinin
reddedildiği belirtilmeden sadece davanın kısmen kabulüne denilmiş,
gerekçeli kararda davalının itirazının kısmen iptaline, bu alacağın gecikme
tazminatı ile birlikte tahsili için takibin devamına, alacak aslının %40
oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınıp
davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Saptanan
bu çelişki karşısında, anılan İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca kararın
bozulması gerektiğinden, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz
itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK'nun 427.
Maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA
ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 2/4/2007
gününde oybirliğiyle karar verildi.
—— • ——
Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:
Esas No:
2007/1087
Karar No: 2007/2994
YARGITAY İLAMI
Davacı-karşı
davalı İlköncü Kent Site Yön. Süha Tulga Soydemir ile
davalı-karşı davacı Birgün Tomruk arasındaki
davada Büyükçekmece Sulh Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca
incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 1/5/2006 günlü
ve 2005/1281 Esas 2006/753 Karar sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı
olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26/1/2007 gün ve
Hukuk-2007/2135 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması
istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Gerekçeli
kararın, tefhim edilen kısa karara uygun olması gerekir. Kısa kararla
gerekçeli kararın çelişkili bulunması durumu 10/4/1992
gün ve 1991/7-1992/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca mutlak
bozma nedenidir.
Taraflara
tefhim edilen kısa kararda asıl alacakla gecikme tazminatına hükmedilmiş,
fazlaya ilişkin istemler reddedilmiş iken gerekçeli kararda asıl alacağın
%40'ı oranında icra tazminatının da davalıdan alınıp davacıya ödenmesine
karar verilmiştir.
Saptanan
bu çelişki karşısında, anılan İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca kararın
bozulması gerektiğinden, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz
itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK’nun 427.
Maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA
ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 2/4/2007
gününde oybirliğiyle karar verildi.
—— • ——
Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:
Esas No: 2007/1088
Karar No: 2007/2995
YARGITAY İLAMI
Davacı
İlköncü Kent Site Yön. Süha Tulga
Soydemir ile davalı Bilgehan Tomruk arasındaki
davada Büyükçekmece Sulh Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca
incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 29/12/2004
günlü ve 2001/1285 Esas 2004/1857 sayılı kararının davalı tarafından temyiz
edilmesi üzerine mahkemece hüküm altına alınan alacağın miktarı itibariyle
kesin olduğu gerekçesiyle temyiz isteminin reddine karar verilmiş olup bu
kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığının 26/1/2007 gün ve Hukuk-2007/2136 sayılı yazısıyla kanun
yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm
kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Gerekçeli
kararın, tefhim edilen kısa karara uygun olması gerekir. Kısa kararla
gerekçeli kararın çelişkili bulunması durumu 10/4/1992
gün ve 1991/7-1992/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca mutlak
bozma nedenidir.
Taraflara
tefhim edilen kısa kararda asıl alacakla gecikme tazminatına hükmedilmiş,
fazlaya ilişkin istemler reddedilmiş iken gerekçeli kararda asıl alacağın
%40’ı oranında icra tazminatının da davalıdan alınıp davacıya ödenmesine
karar verilmiştir.
Saptanan
bu çelişki karşısında, anılan İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca kararın
bozulması gerektiğinden, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz
itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK'nun 427.
Maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA
ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 2/4/2007
gününde oybirliğiyle karar verildi.
—— • ——
Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:
Esas No:
2007/1089
Karar No: 2007/2996
YARGITAY İLAMI
Davacı
İlköncü Kent Site Yön. Süha Tulga
Soydemir ile davalı Birgün
Tomruk arasındaki davada Büyükçekmece Sulh Hukuk Mahkemesince verilen ve
Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 1/5/2006
günlü ve 2005/940 Esas 2006/759 Karar sayılı kararın yürürlükteki hukuka
aykırı olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26/1/2007 gün ve
Hukuk-2007/2137 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması
istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Gerekçeli
kararın, tefhim edilen kısa karara uygun olması gerekir. Kısa kararla
gerekçeli kararın çelişkili bulunması durumu 10/4/1992
gün ve 1991/7-1992/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca mutlak
bozma nedenidir.
Taraflara
tefhim edilen kısa kararda asıl alacakla gecikme tazminatına hükmedilmiş,
fazlaya ilişkin istemler reddedilmiş iken gerekçeli kararda asıl alacağın
%40’ı oranında icra tazminatının da davalıdan alınıp davacıya ödenmesine
karar verilmiştir.
Saptanan
bu çelişki karşısında, anılan İçtihadı Birleştirme kararı uyarınca kararın bozulması
gerektiğinden, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının
kabulü ile hükmün HUMK’nun 427. Maddesi gereğince
sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği
yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığına gönderilmesine, 2/4/2007 gününde
oybirliğiyle karar verildi.
—— • ——
Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:
Esas No:
2007/1090
Karar No: 2007/2997
YARGITAY İLAMI
Davacı
İlköncü Kent Site Yön. Süha Tulga
Soydemir ile davalı Zekiye Nevin Tomruk
arasındaki davada Büyükçekmece Sulh Hukuk Mahkemesince verilen ve
Yargıtay’ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 1/5/2006
günlü ve 2005/939 Esas 2006/758 Karar sayılı kararın yürürlükteki hukuka
aykırı olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26/1/2007 gün ve
Hukuk-2007/2138 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması
istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Gerekçeli
kararın, tefhim edilen kısa karara uygun olması gerekir. Kısa kararla
gerekçeli kararın çelişkili bulunması durumu 10/4/1992
gün ve 1991/7-1992/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca mutlak
bozma nedenidir.
Taraflara
tefhim edilen kısa kararda asıl alacakla gecikme tazminatına hükmedilmiş,
fazlaya ilişkin istemler reddedilmiş iken gerekçeli kararda asıl alacağın
%40’ı oranında icra tazminatının da davalıdan alınıp davacıya ödenmesine
karar verilmiştir.
Saptanan
bu çelişki karşısında, anılan İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca kararın
bozulması gerektiğinden, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz
itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.'nun 427.
Maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA
ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 2/4/2007
gününde oybirliğiyle karar verildi.
—— • ——
Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:
Esas No:
2007/1091
Karar No: 2007/2998
YARGITAY İLAMI
Davacı
İlköncü Kent Site Yön. Süha Tulga
Soydemir ile davalı Birgün
Tomruk arasındaki davada Büyükçekmece Sulh Hukuk Mahkemesince verilen ve
Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 29/12/2004
günlü ve 2001/1283 Esas 2004/1858 sayılı kararının davalı tarafından temyiz
edilmesi üzerine mahkemece hüküm altına alınan alacağın miktarı itibariyle
kesin olduğu gerekçesiyle temyiz isteminin reddine karar verilmiş olup bu
kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığının 26/1/2007 gün ve Hukuk-2007/2139 sayılı yazısıyla kanun
yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm
kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Gerekçeli
kararın, tefhim edilen kısa karara uygun olması gerekir. Kısa kararla
gerekçeli kararın çelişkili bulunması durumu 10/4/1992
gün ve 1991/7-1992/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca mutlak
bozma nedenidir.
Taraflara
tefhim edilen kısa kararda asıl alacakla gecikme tazminatına hükmedilmiş,
fazlaya ilişkin istemler reddedilmiş iken gerekçeli kararda asıl alacağın
%40’ı oranında icra tazminatının da davalıdan alınıp davacıya ödenmesine
karar verilmiştir.
Saptanan
bu çelişki karşısında, anılan İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca kararın
bozulması gerektiğinden, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz
itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK'nun 427.
Maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA
ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 2/4/2007
gününde oybirliğiyle karar verildi.
—— • ——
Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:
Esas No:
2007/1092
Karar No: 2007/2999
YARGITAY İLAMI
Davacı
İlköncü Kent Site Yön. Süha Tulga
Soydemir ile davalı Birsen Tomruk arasındaki
davada Büyükçekmece Sulh Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca
incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 1/5/2006 günlü
ve 2005/938 Esas 2006/757 Karar sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı
olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26/1/2007 gün ve
Hukuk-2007/2140 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması
istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Gerekçeli
kararın, tefhim edilen kısa karara uygun olması gerekir. Kısa kararla
gerekçeli kararın çelişkili bulunması durumu 10/4/1992
gün ve 1991/7-1992/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca mutlak
bozma nedenidir.
Taraflara
tefhim edilen kısa kararda asıl alacakla gecikme tazminatına hükmedilmiş,
fazlaya ilişkin istemler reddedilmiş iken gerekçeli kararda asıl alacağın
%40’ı oranında icra tazminatının da davalıdan alınıp davacıya ödenmesine
karar verilmiştir.
Saptanan
bu çelişki karşısında, anılan İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca kararın
bozulması gerektiğinden, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz
itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK'nun 427.
Maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA
ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 2/4/2007
gününde oybirliğiyle karar verildi.
—— • ——
Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:
Esas No:
2007/1093
Karar No: 2007/3000
YARGITAY İLAMI
Davacı
İlköncü Kent Site Yön. Süha Tulga
Soydemir ile davalı Birsen Tomruk arasındaki
davada Büyükçekmece Sulh Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca
incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 23/1/2006
günlü ve 2005/568 Esas 2006/27 Karar sayılı kararın yürürlükteki hukuka
aykırı olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26/1/2007 gün ve
Hukuk-2007/2141 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması
istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Gerekçeli
kararın, tefhim edilen kısa karara uygun olması gerekir. Kısa kararla
gerekçeli kararın çelişkili bulunması durumu 10/4/1992
gün ve 1991/7-1992/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca mutlak
bozma nedenidir.
Taraflara
tefhim edilen kısa kararda asıl alacakla gecikme tazminatına hükmedilmiş,
fazlaya ilişkin istemler reddedilmiş iken gerekçeli kararda asıl alacağın
%40’ı oranında icra tazminatının da davalıdan alınıp davacıya ödenmesine
karar verilmiştir.
Saptanan
bu çelişki karşısında, anılan İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca kararın
bozulması gerektiğinden, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz
itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK'nun 427.
Maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA
ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 2/4/2007
gününde oybirliğiyle karar verildi.
—— • ——
Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:
Esas No: 2007/8862
Karar No: 2007/9469
YARGITAY İLAMI
Davacı
Leyla Yaşar ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada Şavşat Asliye
Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş
bulunan 21/11/2006 günlü ve 2006/112-112 sayılı kararın
yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığının 19/9/2007 gün ve Hukuk-174285 sayılı yazısıyla kanun
yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm
kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Dava,
evliliğin devamı sırasında eşlerden birisi tarafından, nüfus kaydının
düzeltilmesi istenilen küçüğe velayeten açılmış,
mahkemece, diğer eşin katılması veya icazeti aranmadan davaya bakılıp
kabulüne karar verilmiştir.
Türk
Medeni Kanununun 336 ncı maddesinde, (eşlerden
herhangi birisine öncelik veya üstünlük tanınmadan) evlilik devam ettiği
sürece ana ve babanın, velayeti birlikte kullanacağı öngörülmüş ve 342 nci maddesinde de anne ve babanın çocuğu velayetleriçerçevesindetemsil edecekleri ilkesi yineayırım yapılmadan getirilmiştir.
Emredici
nitelikteki bu yasa kuralı evlilik birliği içerisinde velayetin
kullanılması kapsamında ana ve baba tarafından çocuk adına açılacak tüm
davalar yönünden de geçerlidir. Buna göre, asıl olan eşlerin birlikte dava
açmaları ise de, bunlardan birisi tarafından açılacak davaya diğer eşin
sonradan icazetini bildirip olumlu iradesini ortaya koyması ile velayetin
birlikte kullanılması gerçekleşmiş olacağından yeterlidir. Diğer eşin
katılımının veya rızasının sağlanamadığı davanın ise reddi gerekir.
Bu
bakımdan mahkemece davacıya, eşinin davaya katılmak ya da duruşmada hazır
bulunmak suretiyle icazetini bildirmesi veya icazetini gösteren imzası
noterden onaylı belge ibraz etmesi için mehil verilip, bunun sonucuna göre
karar verilmesi gerekirken, eşlerden birisinin istemi yeterli bulunarak
davanın esası hakkında hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
Bu
itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının
temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.'nun
427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına
BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 8/11/2007
gününde oybirliğiyle karar verildi.
—— • ——
Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:
Esas No:
2007/8863
Karar No: 2007/9470
YARGITAY İLAMI
Davacı
Yüksel Dursun ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada Şavşat Asliye
Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş
bulunan 13/6/2006 günlü ve 2006/58-60 sayılı
kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığının 19/9/2007 gün ve Hukuk-174286 sayılı yazısıyla kanun
yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm
kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Dava,
evliliğin devamı sırasında eşlerden birisi tarafından, nüfus kaydının
düzeltilmesi istenilen küçüğe velayeten açılmış,
mahkemece, diğer eşin katılması veya icazeti aranmadan davaya bakılıp
kabulüne karar verilmiştir.
Türk
Medeni Kanununun 336 ncı maddesinde, (eşlerden
herhangi birisine öncelik veya üstünlük tanınmadan) evlilik devam ettiği
sürece ana ve babanın, velayeti birlikte kullanacağı öngörülmüş ve 342 nci maddesinde de anne ve babanın çocuğu velayetleri
çerçevesinde temsil edecekleri ilkesi yine ayırım yapılmadan getirilmiştir.
Emredici
nitelikteki bu yasa kuralı evlilik birliği içerisinde velayetin
kullanılması kapsamında ana ve baba tarafından çocuk adına açılacak tüm
davalar yönünden de geçerlidir. Buna göre, asıl olan eşlerin birlikte dava
açmaları ise de, bunlardan birisi tarafından açılacak davaya diğer eşin
sonradan icazetini bildirip olumlu iradesini ortaya koyması ile velayetin
birlikte kullanılması gerçekleşmiş olacağından yeterlidir. Diğer eşin katılımının
veya rızasının sağlanamadığı davanın ise reddi gerekir.
Bu
bakımdan mahkemece davacıya, eşinin davaya katılmak ya da duruşmada hazır
bulunmak suretiyle icazetini bildirmesi veya icazetini gösteren imzası
noterden onaylı belge ibraz etmesi için mehil verilip, bunun sonucuna göre
karar verilmesi gerekirken, eşlerden birisinin istemi yeterli bulunarak
davanın esası hakkında hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
Bu
itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının
temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.’nun
427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına
BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 8/11/2007
gününde oybirliğiyle karar verildi.
|