|
Anayasa Mahkemesi
Başkanlığından:
Esas
Sayısı: 2008/106
Karar
Sayısı: 2009/54
Karar
Günü: 12.3.2009
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Kara Kuvvetleri
Komutanlığı 2 inci Ordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi
(Esas: 2008/106)
(Esas: 2008/107)
(Esas: 2008/108)
İTİRAZLARIN KONUSU: 4.12.2004 günlü, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi
Kanunu’nun 231. maddesinin;
1- 6.12.2006 günlü,
5560 sayılı Yasa’nın 23. maddesiyle eklenen ve 23.1.2008 günlü, 5728 sayılı
Yasa’nın 562. maddesiyle değiştirilen (5) numaralı fıkrasının,
2- 6.12.2006 günlü,
5560 sayılı Yasa’nın 23. maddesiyle eklenen (6) ve (12) numaralı
fıkralarının,
Anayasa’nın 2., 36., 38. ve 90. maddelerine aykırılığı savıyla iptali
istemidir.
I- OLAY
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar
verildikten sonra sanıkların itirazları üzerine önüne gelen davalarda,
itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme,
iptali için başvurmuştur.
II- İTİRAZLARIN GEREKÇESİ
Başvuru kararlarındaki gerekçe bölümü şöyledir:
“…İtirazın
değerlendirilmesinde uygulanacak CMK’nun 231 nci maddesinin ilgili hükümleri şu şekildedir,
Madde 231 -
(5) (Ek fıkra: 06/12/2006
- 5560 S.K.23.md) Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda
hükmolunan ceza, iki yıl
veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin
hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün
sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.
(6) (Ek fıkra:06/12/2006 -
5560 S.K.23.md)Hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;
a) Sanığın daha önce
kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
b) Mahkemece, sanığın
kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde
bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,
c) Suçun işlenmesiyle
mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale
getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, gerekir.
(7) (Ek fıkra: 06/12/2006 - 5560 S.K.23.md) Açıklanmasının geri
bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası ertelenemez
ve kısa süreli olması halinde seçenek yaptırımlara çevrilemez.
(8) (Ek fıkra: 06/12/2006 - 5560 S.K.23.md) Hükmün açıklanmasının geri
bırakılması kararının verilmesi halinde sanık, beş yıl süreyle denetim
süresine tâbi tutulur. Bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere
mahkemenin belirleyeceği süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak;
a) Bir meslek veya sanat
sahibi olmaması halinde, meslek veya sanat sahibi olmasını sağlamak
amacıyla bir eğitim programına devam etmesine,
b) Bir meslek veya sanat
sahibi olması halinde, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya
sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında
çalıştırılmasına,
c) Belli yerlere
gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek hususunda yükümlü
kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine getirmesine,
karar verilebilir. Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.
(9) (Ek fıkra: 06/12/2006 - 5560 S.K.23.md) Altıncı fıkranın (c)
bendinde belirtilen koşulu derhal yerine getiremediği takdirde; sanık
hakkında mağdura veya kamuya verdiği zararı denetim süresince aylık taksitler
halinde ödemek suretiyle tamamen gidermesi koşuluyla da hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir.
(10) (Ek fıkra: 06/12/2006 - 5560 S.K.23.md) Denetim süresi içinde
kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin
yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan
hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir.
(11) (Ek fıkra: 06/12/2006 - 5560 S.K.23.md) Denetim süresi içinde
kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin
yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak
mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın
durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının
infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis
cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar
vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir.
(12) (Ek fıkra: 06/12/2006 - 5560 S.K.23.md) Hükmün açıklanmasının geri
bırakılması kararına itiraz edilebilir.
(13) (Ek fıkra: 06/12/2006 - 5560 S.K.23.md) Hükmün açıklanmasının geri
bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar,
ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet
savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde, bu maddede
belirtilen amaç için kullanılabilir.
(14) (Ek fıkra:06/12/2006 -
5560 S.K.23.md; Değişik fıkra:23/01/2008-5728 S.K./562.mad) Bu maddenin hükmün açıklanmasının geri
bırakılmasına ilişkin hükümleri, Anayasanın 174 üncü maddesinde koruma
altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlarla ilgili olarak
uygulanmaz
18.10.1982 tarihinde
kabul edilen Türkiye Cumhuriyeti Anayasanın ilgili maddeleri şunlardır,
Madde 2- Türkiye
Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde,
insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta
belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk
devletidir.
Madde 36- Herkes, meşru
vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı
veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.
Madde 38- Suçluluğu
hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz
Madde 90-Usulüne göre yürürlüğe konulmuş
Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir.
Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine
başvurulamaz. (Ek cümle: 07/05/2004 - 5170
S.K./7.mad) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere
ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların
aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda
milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.
Mevcut yasal düzenleme
ışığında Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması kurumunu
değerlendirdiğimizde, şayet sanık geçmişte kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış ve mahkemece sanığın kişilik özellikleri
ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurulduğunda yeniden
suç işlemeyeceği yönünde kanaate varılır ise ve suçun işlenmesiyle mağdurun
veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya
tazmin sureti ile tamamen giderilmesi mümkün ise sanık hakkında hükmün
açıklanmasının geri bırakılması söz konusu olabilmektedir.
Bir sanık hakkında hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi halinde bu karara itiraz
edilebilmekte, bu itiraz sadece uygulamanın yasaya ve usule uygun olarak
yapılıp yapılmadığı hususuyla sınırlı olarak itiraz incelemesini yapmaya
yetkili en yakın mahkeme tarafından incelenmektedir.
Bir sanık mahkemece
hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği kanaatinde ise ve fakat
mahkemece hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilir
ise bu kararının esasa uygun olup olmadığı hususunda incelenmesini
sağlaması mümkün değildir. Çünkü bu karara itiraz ettiği
takdirde dosyası en yakın mahkeme tarafından sadece hükmün açıklanmasının
geri bırakılmasının yasal koşullarının bulunup bulunmadığı açısından
incelenecek şayet sabıkası yoksa ve dosya kapsamında bir daha suç
işlemekten kaçınmayacağının anlaşılması gibi bir durum söz konusu değil
ise, itiraz mahkemesi kaçınılmaz olarak itirazın reddi yönünde karar
verecektir. Sanık beraat etmesi gerektiğini düşünse bile, bunu
herhangi bir şekilde yetkili makam (Yargıtay veya Askeri Yargıtay) önünde
dile getirmesi mümkün olmayacaktır.
Durumu sanık özelinde
incelediğimizde, sanık… Milli Savunma Bakanlığı bünyesinde görevli bir
devlet memuru olup, söz konusu kararla, mahkemece atılı suçu işlediğine
karar verilmiş, ancak sabıkasının olmaması ve bir daha suç işlemekten
kaçınacağı yönünde kanaat oluştuğu gerekçesiyle hükmün açıklanması geri
bırakılmıştır. Sanık herhangi bir şekilde hapse girmeyecek, adli para
cezası ödemeyecek veya başka bir denetimli serbestlik tedbirine maruz
kalmayacaktır, ancak bir devlet memuru olan sanığın, hiyerarşik yapı
içerisindeki durumunu düşündüğümüzde, gerek amirlerinin gözünde, gerekse
arkadaşlarının gözünde memuriyet görevini ihmal suçundan yargılanmış ve mahkum olmuş olacak, bu karar hiçbir şekilde beraat
kararının yerini tutmayacaktır. Amirlerince hakkında sicil düzenlenirken
veya bir üst göreve atanması söz konusu olduğunda mutlaka hakkında verilmiş
olan bu karar bir şekilde personeli olumsuz olarak etkileyebilecektir.
Mahkememizce sanığın
itirazı konusunda karar verilirken, CMK’nun 231 nci maddesi kapsamında, yasal koşullarının bulunup
bulunmadığı noktasından inceleme yapılabilecek, sanığın sabıkasının
olmaması, mahkemece de bir daha suç işlemeyeceği yönünde kanaat edinilmesi
ve bu kanaatin açıkça hukuka aykırı olduğunu gösteren bir bulgunun dosyada
mevcut olmaması nedeniyle sanığın itirazına karar verilmesi gerekecektir.
Oysa sanığın itirazı
kendisine hiçbir şekilde ceza verilmemesi, beraatine
karar verilmesi gerektiği noktasındadır. Ancak hükmün açıklanmasının geri
bırakılmasını ve itirazı düzenleyen ve itirazın incelenmesinde doğrudan uygulanan
CMK’nun 231 nci
maddesinin 5, 6 ve 12 nci fıkraları mevcut
durumda böyle bir inceleme yapılmasına olanak tanımamaktadır. Hakkında
beraat kararı verilmesi gerektiğini düşünen sanık davasını yetkili üst
mahkemeye götürememekte, itiraz mahkemesinin de aynı seviyede olduğu itiraz
edilen mahkemenin kararını yetkili üst mahkeme yerine geçerek esas yönünden
incelemesi mümkün olmamaktadır.
Açıklanan bütün bu
gerekçelerle, 08.02.2008 tarihli 26781 sayılı Resmi Gazetede yayınlanmakla
yürürlüğe giren 5728 sayılı kanunun 562 nci
maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nun 231 nci maddesinin 5, 6 ve 12 nci
maddelerinin, Anayasanın 2 nci maddesinde
düzenlenen hukuk devleti ilkesini, Anayasanın 36 ncı
maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkını, Anayasanın 38 nci maddesindeki herkesin suçluluğu sabit oluncaya
kadar masum sayılacağı yönündeki ilkeyi ve Anayasanın 90 inci maddesi
uyarınca kanun hükmünde olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkını ihlal
ettiği için Anayasanın 2, 36, 38 ve 90 ncı
maddelerine aykırı olduğu değerlendirilmiştir.
Bu gerekçelerle ……. uygulanacak olan CMK’nun 231 nci maddesinin 5,
6 ve 12 nci fıkralarının Anayasaya aykırı olduğu
bu nedenle, Anayasaya aykırılığın incelenmesi için dava dosyasının
10.11.1983 tarih ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu Ve Yargılama
Usulleri Hakkında Kanunun 28 nci maddesi uyarınca
Anayasa Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.”
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralları
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun itiraz
konusu fıkraları da içeren 231. maddesi şöyledir:
“Madde 231- (1) Duruşma sonunda, 232 nci maddede belirtilen esaslara göre duruşma tutanağına
geçirilen hüküm fıkrası okunarak gerekçesi ana çizgileriyle anlatılır.
(2) Hazır bulunan sanığa ayrıca
başvurabileceği kanun yolları, mercii ve süresi bildirilir.
(3) Beraat eden sanığa, tazminat
isteyebileceği bir hâl varsa bu da bildirilir.
(4) Hüküm fıkrası herkes tarafından ayakta
dinlenir.
(5) (Ek fıkra: 06/12/2006 - 5560 S.K.23.md) Sanığa yüklenen suçtan dolayı
yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, (Değişik ibare: 5728 - 23.1.2008 / m.562) “iki yıl” veya daha
az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir.
Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri
bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını
ifade eder.
(6) (Ek fıkra: 06/12/2006 - 5560 S.K.23.md) Hükmün açıklanmasının geri
bırakılmasına karar verilebilmesi için;
a) Sanığın daha önce
kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
b) Mahkemece, sanığın
kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde
bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,
c) Suçun işlenmesiyle
mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme
veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,
gerekir.
(7) (Ek fıkra: 06/12/2006
- 5560 S.K.23.md) Açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümde,
mahkûm olunan hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olması halinde seçenek
yaptırımlara çevrilemez.
(8) (Ek fıkra: 06/12/2006
- 5560 S.K.23.md) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının
verilmesi halinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur. Bu
süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin belirleyeceği
süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak;
a) Bir meslek veya sanat sahibi
olmaması halinde, meslek veya sanat sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir
eğitim programına devam etmesine,
b) Bir meslek veya sanat sahibi
olması halinde, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı
icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında
çalıştırılmasına,
c) Belli yerlere gitmekten
yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek hususunda yükümlü kılınmasına ya
da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine getirmesine,
karar verilebilir. Denetim süresi içinde
dava zamanaşımı durur.
(9) (Ek fıkra: 06/12/2006
- 5560 S.K.23.md) Altıncı fıkranın (c) bendinde belirtilen koşulu derhal
yerine getiremediği takdirde; sanık hakkında mağdura veya kamuya verdiği
zararı denetim süresince aylık taksitler halinde ödemek suretiyle tamamen
gidermesi koşuluyla da hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı
verilebilir.
(10) (Ek fıkra: 06/12/2006
- 5560 S.K.23.md) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve
denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı
takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın
düşmesi kararı verilir.
(11) (Ek fıkra: 06/12/2006
- 5560 S.K.23.md) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya
denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması
halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen
yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın
yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da
koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya
seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü
kurabilir.
(12) (Ek fıkra: 06/12/2006
- 5560 S.K.23.md) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz
edilebilir.
(13) (Ek fıkra: 06/12/2006
- 5560 S.K.23.md) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus
bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya
kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme
tarafından istenmesi halinde, bu maddede belirtilen amaç için
kullanılabilir.
(14) (Ek fıkra: 06/12/2006 - 5560 S.K.23.md;Değişik fıkra: 23/01/2008-5728 S.K./562.mad) Bu
maddenin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümleri,
Anayasanın 174 üncü maddesinde koruma altına alınan inkılâp kanunlarında
yer alan suçlarla ilgili olarak uygulanmaz.”
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararlarında, Anayasa’nın 2., 36., 38. ve 90. maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi
gereğince, Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet
ERTEN, A. Necmi ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket
APALAK, Serruh KALELİ ve Zehra Ayla PERKTAŞ’ın katılımlarıyla 12.3.2008 gününde
birleştirilen dosyalarla ilgili yapılan ilk inceleme toplantısında;
A- Dosyada eksiklik bulunmadığından işin
esasının incelenmesine,
B- Kara Kuvvetleri Komutanlığı 2 inci Ordu
Komutanlığı Askeri Mahkemesi’nin
başvurusuna ilişkin 2008/107 ve 2008/108 Esas sayılı davaların,
aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle E.2008/106 sayılı dava ile birleştirilmesine,
birleştirilen davaların esaslarının kapatılmasına, esas incelemenin
2008/106 sayılı dosya üzerinden yürütülmesine,
oybirliğiyle karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararları ve ekleri, işin esasına ilişkin
rapor, itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların
gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği
görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararlarında, iptali istenilen
düzenlemelerin de içinde bulunduğu Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231.
maddesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği
takdirde buna ilişkin kararların itiraza tabi olduğunun belirtildiği,
itiraz üzerine yapılacak incelemenin yalnızca hükmün açıklanmasının geri
bırakılması koşullarının bulunup bulunmadığıyla ilgili itiraza konu
kurallarda belirtilen hükümler çerçevesinde sınırlı bir inceleme niteliğinde
olacağı, hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğini düşünen sanığın bu
kararı daha üst bir yargılama makamına götürme olanağının bulunmadığı, sonradan
koşullarının gerçekleşmesi halinde verilecek bir mahkumiyet kararının
temyizi üzerine sanığın beraatine karar verilmesi
gerektiği anlaşılırsa beş yıl süre ile denetime tabi tutulan kimsenin
gereksiz ve haksız yere kişi hürriyetinden mahrum bırakılacağı,bu uygulamaya yol açan düzenlemenin
Anayasa’nın 38. maddesindeki masumiyet karinesini ve AİHS’nin
6. maddesindeki adil yargılanma ilkesini ihlal edeceği, bu nedenlerle
anılan kuralların Anayasa’nın 2., 36., 38. ve 90.
maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesinin itiraz
konusu fıkralarında hükmün açıklanmasının ertelenmesinin kapsam ve
koşullarına yer verilmiş, ertelemeye ilişkin karara itiraz edilebileceği
belirtilmiştir.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesinin itiraza
konu (5) numaralı fıkrası ile getirilen düzenlemeye göre, mahkeme, sanığa
yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza iki yıl
veya daha az süreli hapis veya adli para cezasıysa, hükmün açıklanmasının
geri bırakılmasına karar verebilecektir.
Fıkrada uzlaşmaya ilişkin hükümler saklı tutulmuş,
hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının, kurulan hükmün sanık hakkında
bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade edeceği açıkça belirtilmiştir.
231. maddenin (6) numaralı fıkrasında hükmün
açıklanmasının ertelenmesinin koşullarına ilişkin düzenlemeler yapılmıştır.
Buna göre, hükmün açıklanmasının geri
bırakılabilmesi için;
- Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm
olmaması,
- Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile
duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç
işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,
- Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı
zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle
tamamen giderilmesi,
gerekir.
(12)
numaralı fıkraya göre ise, hükmün açıklanmasının geri bırakılması
kararına itiraz edilebilir.
Hükmün açıklanmasının
geri bırakılması ile ilgili kurallar kurumun tamamı gözetilerek
değerlendirilmelidir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar
verildikten sonra öngörülen süre, bir deneme süresidir. Kurum yalnızca
sanığın menfaat ve çıkarları düşünülerek getirilmiş olmayıp, önemli ölçüde
toplum menfaati ve kamu düzeninin korunması amaçlanmıştır. Mukayeseli hukukta
suç ve suçlulukla mücadele, suç işlenmesinin önlenmesi ve caydırıcılık
açısından bu ve buna benzer kurumlara geniş biçimde yer verildiği
görülmektedir.
Hükmün açıklanmasının
geri bırakılması uygulaması için beş yıllık bir sürenin öngörülmesi ve bu
sürede uygulanmak üzere denetimli serbestlik tedbiri olarak bir kısım
yükümlülükler yüklenmesine olanak sağlanması yasakoyucunun
suç ve suçlulukla mücadele, caydırıcılık ve suç işlenmesinin önlenmesi
amacıyla takdir yetkisine dayanarak kabul ettiği bir sistemdir.
Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti,
eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve
özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni
kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuk güvenliğini sağlayan, bütün
etkinliklerinde hukuka ve Anayasa’ya uyan, işlem ve eylemleri bağımsız
yargı denetimine bağlı olan devlettir.
Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları
Sözleşmesinin 6. maddesinde, herkesin, meşru vasıta ve yollardan
faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak
iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip bulunduğu
belirtilmiştir.
Anayasanın 38. maddesinde, suçluluğu hükmen sabit
oluncaya kadar kimsenin suçlu sayılamayacağı hükme bağlanmıştır.
Ceza hukukunun, toplumun kültür ve uygarlık düzeyi,
sosyal ve ekonomik yaşantısıyla ilgili bulunması nedeniyle suç ve
suçlulukla mücadele amacıyla ceza ve ceza muhakemesi alanında sistem
tercihinde bulunulması Devletin ceza siyaseti ile ilgilidir. Bu bağlamda ceza hukukuna ilişkin düzenlemeler bakımından yasakoyucu Anayasa'nın temel ilkelerine ve ceza
hukukunun ana kurallarına bağlı kalmak koşuluyla, soruşturma ve yargılamaya
ilişkin olarak hangi yöntemlerin uygulanacağı, toplumda belli eylemlerin
suç sayılıp sayılmaması, suç sayıldıkları takdirde hangi çeşit ve
ölçülerdeki ceza yaptırımlarıyla karşılanmaları gerektiği,hangi hal ve hareketlerin ağırlaştırıcı
ya da hafifletici öğe olarak kabul edileceği gibi konularda takdir
yetkisine sahiptir.
Öte yandan, (12)
numaralı fıkrada hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz
edilebileceği belirtilmekte ise de, bu kuralla temyiz incelemesi yolu
kapatılmış değildir. İtiraz yolu da verilen kararın bir üst merci tarafından
yeniden gözden geçirilmesini sağlayan ve kararın sağlığı bakımından güvence
oluşturan kanun yollarından biridir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması
kararları sanık hakkında hukuki sonuç doğuran kesin hüküm niteliğinde
olmadığından, deneme süresi sonunda verilecek düşme kararı veya geri
bırakma koşullarına uyulmaması halinde verilecek karar hakkında esas
hükümle birlikte temyiz denetimi olanaklı bulunmaktadır. Bu niteliğiyle
itiraz konusu kuralların adil yargılama ilkesi ve masumiyet karinesine
aykırı bir yönü bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle,
231. maddenin (5), (6) ve (12) numaralı fıkralarında yer alan kurallar
Anayasa’ya aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
İtiraz konusu kuralların
Anayasa’nın 90. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
231. maddenin (12)
numaralı fıkrası ile ilgili görüşlere Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN ile
A.Necmi ÖZLER katılmamışlardır.
VI- SONUÇ
4.12.2004 günlü, 5271
sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesinin:
1-
6.12.2006 günlü, 5560 sayılı Yasa’nın 23. maddesiyle eklenen ve 23.1.2008
günlü, 5728 sayılı Yasa’nın 562. maddesiyle değiştirilen (5) numaralı
fıkrasının Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
2-
6.12.2006 günlü, 5560 sayılı Yasa’nın 23. maddesiyle eklenen;
a- (6) numaralı fıkrasının Anayasa’ya aykırı
olmadığına ve itirazın REDDİNE,
OYBİRLİĞİYLE,
b- (12) numaralı fıkrasının Anayasa’ya aykırı
olmadığına ve itirazın REDDİNE, Fulya
KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN ile A. Necmi ÖZLER’in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
12.3.2009 gününde karar verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
|
Üye
Sacit
ADALI
|
|
|
|
|
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
Üye
Ahmet AKYALÇIN
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
|
|
|
|
|
Üye
A. Necmi ÖZLER
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
Üye
Şevket APALAK
|
|
|
|
|
|
Üye
Serruh
KALELİ
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
|
|
|
|
KARŞIOY
GEREKÇESİ
5560 sayılı Yasa ile
5271 sayılı Yasa’nın 231. maddesine fıkralar eklenerek “hükmün
açıklanmasının geri bırakılması” adı altında yeni düzenlemelere yer
verilmiştir.
Ceza hukukundaki çağdaş gelişmelere uygun olarak,
daha hafif kabul edilebilecek suçlar yönünden, her suçlunun hemen
cezalandırılması yerine davranışlarının sonuçlarını, topluma karşı
sorumluluklarını yeniden değerlendirebilmesi için bir denetim sürecinden
geçirilmesine olanak tanınması, bu arada suçtan zarar görenin tatmininin de
sağlanmasını içeren düzenlemelere yer verilmesi, insan onurunu öne çıkaran
devlet anlayışı içinde önemli bir yeniliktir. Ancak, belirtilen amaç ve anlayış çerçevesinde
getirildiği anlaşılan ve bu nedenle de kişi ve hak ve özgürlükleri bakımından
ileri bir aşamayı oluşturan dava konusu düzenlemenin, Anayasa ile uyumlu
olabilmesi için, hukuk devletinde vazgeçilemez kabul edilen sav, savunma veadil
yargılanma hakkıgibi, bazı temel
hak güvenceleri konusunda duraksamaya yol açmaması gerekir.
231. maddeye eklenen dava konusu (12) numaralı
fıkrada, “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz
edilebilir” denilmektedir. 5271 sayılı Yasa’nın 267. ve devamındaki
maddelerinde itiraz yolu düzenlenmektedir. Bu kanun yolunda, 288. maddede
düzenlenen “temyiz” yolunda olduğu gibi bir hukuk kuralının uygulanmaması
veya yanlış uygulanması nedenine dayalı inceleme yapılamayacağından
“itiraz”, diğer nedenlerle sınırlı olarak incelenip kabul veya
reddedilecektir. Ancak itirazın reddedilmesi ve daha sonra hükmün,
açıklanmasını gerektiren koşulların oluşması halinde, bu hükme karşı temyiz
yoluna başvurulması sonucu 289. maddedeki hukuka aykırılık hallerinin
tespiti ile hükmünbozulmasına ve sanığın beraatine
karar verilebilmesi olanaklıdır. Bu durumda, 231. maddenin (8) numaralı
fıkrası uyarınca, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına bağlı
olarak hakkında denetimli serbestlik tedbirlerinden birinin uygulanmasına
karar verilmiş olan sanık, beraat edebileceği bir davada önceden temyize başvurma
hakkı olmaması nedeniyle gereksiz bir yükümlülük altında bırakılmış
olacaktır. Bu tür temel hak ihlâllerine yol açılmaması için hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararına bağlı olarak herhangi bir
yükümlülük getirilmemesi veya bu kararlara karşı temyiz yolunun açılması
gerekmektedir. Anayasa aykırılığın hangi şekilde giderileceği ise kuşkusuz,
yasakoyucunun takdirinde olan bir husustur.
Açıklanan nedenlerle Yasa’daki düzenleme biçimiyle
Anayasa’nın 2 ve 36. maddelerine aykırı olan itiraz konusu (12) numaralı
fıkranın, iptali ve yeniden düzenleme yapılması için yasakoyucuya
süre verilmesi gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Üye
Fulya
KANTARCIOĞLU
KARŞI OY
6.12.2006 günlü, 5560 sayılı Çeşitli Kanunlarda
Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun’un 23. maddesiyle 4.12.2004 günlü 5271
sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesine eklenen (12) numaralı
fıkrasının, E.2007/14, K.2009/48 sayılı, 12.3.2009 günlü Anayasa Mahkemesi
Kararı’ndaki karşı oy yazımın 2 numaralı bendinde belirttiğim gerekçe
uyarınca iptal edilmesi gerektiğinden, redde ilişkin çoğunluk kararına
katılmıyorum.
Üye
Mehmet
ERTEN
KARŞIOY
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231.
maddesinin (12)numaralı fıkrasının
reddine ilişkin karara, 12/03/2009 günlü, E:2008/45, K:2009/53sayılı
kararında yazdığım karşıoyumu yineliyorum.
Üye
A.
Necmi ÖZLER
|