|
Danıştay
Yedinci Daire Başkanlığından:
Esas No: 2009/172
Karar No: 2009/2442
Kanun Yararına Temyiz Eden : Danıştay Başsavcılığı
Davacı:Alfateks Tekstil Ürünleri Sanayi ve Ticaret Limited
Şirketi
Vekili:Av. Nihat DUYAR
Necatibey
Caddesi, Gayret Han, No: 69, Kat: 1, Daire: 106-107
Karaköy/İSTANBUL
Davalı:Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığı adına
Haydarpaşa
Gümrük Müdürlüğü İSTANBUL
İstemin Özeti: Davacı
Şirket adına tescilli 7.7.2000 gün ve 40310 sayılı; 9.8.2000 gün ve 47561
sayılı; 31.8.2000 gün ve 52570 sayılı; 19.12.2000 gün ve 76701 sayılı ve
2.3.2001 gün ve 10333 sayılı serbest dolaşıma giriş beyannameleri
muhteviyatı eşya nedeniyle yapılan dampinge karşı vergi ve ek katma değer
vergisi tahakkuklarına vaki itirazların reddine ilişkin işlemlerin iptali
istemiyle açılan davada; davanın, sadece bir beyannameyle ilgili olduğunun
kabulü suretiyle yaptığı inceleme sonucunda, Lucy Trading Co. Ltd.
firmasından ithal edilen emtianın üreticisinin Hankook Synthetics Inc.
firması olduğu; İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin 99/7 sayılı
Tebliğin 36'ncı maddesinde, adı geçen üretici firmadan yapılan ithalatların
dampinge karşı vergiden muaf olduğunun belirtildiği; damping marjının,
ithale konu emtianın menşei ülkedeki üreticileri bazında uygulandığı; bu
nedenle, anılan firma tarafından üretilen emtianın başka bir ihracatçıdan
ithalinin de muafiyet kapsamında sayılmasının icap ettiği gerekçesiyle,
7.7.2000 gün ve 40310 sayılı beyannameyle ilgili işlemin iptali yolunda
İstanbul Altıncı Vergi Mahkemesinin tek hakimle verdiği 14.5.2003 gün ve E:
2003/254; K: 2003/1826 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü
Kanununun 51'inci maddesi uyarınca, kanun yararına bozulması
istenilmektedir.
Tetkik Hakimi Ergün GÖKDAM'ın
Düşüncesi : Olayda, dava konusu
edilen beş ayrı beyannameyle ilgili işlemlerin iptali istemiyle açılan
davada; bir beyannameyle ilgili karar verilip, diğer dört beyannameden
kaynaklanan işlemlerin iptali istemi hakkında herhangi bir hüküm tesis
edilmemesi Yargılama Hukuku kurallarına açık aykırılık oluşturduğundan,
vergi mahkemesi hakimliğince verilen ve itiraz edilmeksizin kesinleşen
kararın, hükmün sonuçlarına etkili olmamak üzere kanun yararına bozulması
gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay Başsavcısı Yılmaz
ÇİMEN'in Düşüncesi : Alfateks
Tekstil Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin beş ayrı tarihte Güney Kore'den
ithal ettiği polyester düz ipliklerden dolayı İthalatta Haksız Rekabetin
Önlenmesine İlişkin 99/7 sayılı Tebliğ hükümlerine göre anti damping
vergisi ile buna bağlı katma değer vergisine tabi olduğu ve aynı Tebliğde
yazılı muafiyet hükmünden yararlanamayacaklarının tespitli bulunduğu
gerekçesiyle 7.7.2000 gün ve 40310 sayılı, 9.8.2000 gün ve 47561 sayılı,
19.12.2000 gün ve 76701 sayılı, 31.8.2000 gün ve 52570 sayılı ve 2.3.2001
gün ve 10333 sayılı gümrük giriş beyannamelerine dayalı olarak yapılan ek
tahakkukların onanmasına dair gümrük başmüdürlüğü işlemlerine karşı açılan
davada; davanın 7.7.2000 gün ve 40310 sayılı gümrük giriş beyannamesine
dayalı ek tahakkuk işlemi yönünden kabulüne ilişkin olan, ancak diğer
gümrük giriş beyannamelerine dayalı işlemler yönünden ise hüküm
kurulmaksızın verilen İstanbul 6. Vergi Mahkemesinin E: 2003/254, K:
2003/1826 sayılı tek hakim kararının temyiz incelemesinden geçmeden
kesinleşmiş bulunması nedeniyle kanun yararına temyiz edilmesinin davacı
Şirket vekilince istenilmesi üzerine konu incelendi:
2577
sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 51'inci maddesinde, bölge idare
mahkemesi kararları ile idare ve vergi mahkemelerince ve Danıştayca ilk
derece mahkemesi olarak verilip temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş
bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir
sonucu ifade edenlerin, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya
kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabileceği,
temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde kararın, kanun yararına
bozulacağı, bu bozma kararının, daha önce kesinleşmiş olan mahkeme veya
Danıştay kararının hukuki sonuçlarını kaldırmayacağı hükme bağlanmış
bulunduğundan, kanun yararına bozma talebi yanında, "unutulan
beyannamelerin de kararda yer almasının temininin sağlanması"
şeklindeki istemin hukuken dayanağının ve ifa kabiliyetinin bulunmadığı
açıktır.
Öte
yandan madde hükmüne göre, temyiz incelemesinden geçmemiş olması nedeniyle
kesinleşen kararlardan yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenler
kanun yararına bozulması için temyiz edilebilecektir.
Olayda,
davacı Şirket tarafından Güney Kore'den ithal edilen polyester düz
ipliklerden dolayı yukarıda sözü edilen Tebliğ hükümlerine göre anti
damping ve buna bağlı katma değer vergilerinin alınması gerektiği yönünde düzenlenen
inceleme elemanı raporu esas alınarak yapılan ek tahakkukların onanmasına
dair gümrük başmüdürlüğü işlemlerine karşı dava açılmasına ve dava
dilekçesinde bu davaya konu edilen işlemlerin tümünün tarih ve sayılarının
açıkça gösterilmesine karşın, Mahkemece, yalnızca 7.7.2000 gün ve 40310
sayılı gümrük giriş beyannamesine dayalı tahakkukun onanmasına dair gümrük
başmüdürlüğü işlemi hakkında karar verildiği, dava konusu yapılan diğer
dört ayrı işlem yönünden karar verilmediği dosyanın incelenmesinden
anlaşılmaktadır.
Ayrıca
davacının, 9.8.2000 günlü 47561 sayılı, 19.12.2000 günlü 76701 sayılı,
31.8.2000 günlü 52570 sayılı ve 2.3.2001 günlü 10333 sayılı gümrük giriş
beyannamelerine ait ek tahakkukları da dava konusu etmiş olmasına rağmen,
kararda bu beyannamelere ait ek tahakkuklardan bahsedilmediğini ileri
sürerek, bu beyannamelerin de karara dahil edilmesi suretiyle yanlışlığın
düzeltilmesi yolundaki isteminin, 6. Vergi Mahkemesinin tek hakim kararıyla
istemin yanlışlığın düzeltilmesi kapsamında olmadığı gerekçesiyle
reddedilmesi üzerine bu karara karşı yaptığı itirazın İstanbul Bölge İdare
Mahkemesince reddedildiği; davacının, 14.5.2003 günlü ve E: 2003/254, K:
2003/1826 sayılı davanın kabulüne dair esastan nihai olarak tek hakim
tarafından verilen karara karşı itiraz yoluna başvurmadığı anlaşılmaktadır.
2577
sayılı Kanunun 49'uncu maddesinde, hukuka aykırı karar verilmesi bozma
nedenleri arasında sayılmış, 51'inci maddesinde de temyiz incelemesinden
geçmeden kesinleşmiş kararlardan niteliği itibariyle yürürlükteki hukuka
aykırı bir sonucu ifade edenlerin kanun yararına temyiz olunabileceği
belirtilmiştir.
Bir
hukuk kuralının hiç uygulanmamış veya noksan uygulanmış olması hukuka
aykırı bir sonucu ifade eder. Dava konusunu tümüyle irdeleyip hükme
bağlamak mahkemelerin görevidir. 2577 sayılı Kanunun 5'inci maddesinde, her
idari işlem aleyhine ayrı ayrı dava açılacağı ancak, aralarında maddi veya
hukuki yönden bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisi bulunan birden fazla
işleme karşı bir dilekçe ile de dava açılabileceği hükme bağlandığından,
dava konusu yapılan beş ayrı işlemden sadece biri hakkında hüküm kuran,
diğer dördünü ise incelemeye almayan ve hükme bağlamayan mahkeme kararının,
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 51'inci maddesi kapsamında
yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade ettiği açıktır.
Belirtilen
nedenlerle, İstanbul 6. Vergi Mahkemesinin 14.5.2003 gün ve E: 2003/254, K:
2003/1826 sayılı kararının, dava konusu yapıldığı kabul edilen ve kararda
açıkça belirtilen diğer işlemlere ilişkin kısmının, bu kısma ilişkin bir
hüküm kurulmamış olması nedeniyle hukuka aykırı bir sonucu ifade ettiği
açık bulunduğundan kanun yararına bozulmasının uygun olacağı
düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm
veren Danıştay Yedinci Dairesince işin gereği görüşüldü:
Dosyanın
incelenmesinden; davacı adına tescilli 7.7.2000 gün ve 40310 sayılı;
9.8.2000 gün ve 47561 sayılı; 31.8.2000 gün ve 52570 sayılı; 19.12.2000 gün
ve 76701 sayılı ve 2.3.2001 gün ve 10333 sayılı beş ayrı serbest dolaşıma
giriş beyannamesi muhteviyatı eşya nedeniyle yapılan dampinge karşı vergi
ve ek katma değer vergisi tahakkuklarına vaki itirazların reddine ilişkin
işlemlerin, her bir beyanname tarih ve sayıları ile tahakkuk tutarları da
ayrı ayrı belirtilmek ve davaya konu işlemler de dava dilekçesine eklenmek
suretiyle iptali istemiyle dava açılmasına karşın; İstanbul Altıncı Vergi
Mahkemesi Hakimliğince, davanın, yalnızca 7.7.2000 gün ve 40310 sayılı
beyanname ile ilgili işlemin iptali istemiyle açıldığının kabul edilmesi
suretiyle, bu beyannameye münhasır karar verildiği; diğer beyannamelerden
kaynaklanan tahakkuklara vaki itirazların reddine dair işlemler hakkında
hüküm kurulmadığı anlaşılmıştır.
Bu
durumda; dava konusu edilen beş ayrı beyannameyle ilgili işlemlerin iptali
istemiyle açılan davada; bir beyannameyle ilgili karar verilip, diğer dört
beyannameden kaynaklanan işlemlerin iptali istemi hakkında herhangi bir
hüküm tesis edilmemesi Yargılama Hukuku kurallarına açık aykırılık
oluşturmaktadır.
Açıklanan
nedenle, Danıştay Başsavcılığının kanun yararına temyiz isteminin kabulüne;
İstanbul Altıncı Vergi Mahkemesinin tek hakimle verdiği 14.5.2003 gün ve E:
2003/254; K: 2003/1826 sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü
Kanununun 51'inci maddesi uyarınca, hükmün sonuçlarına etkili olmamak üzere
kanun yararına bozulmasına; kararın bir suretinin Başbakanlık ile Danıştay
Başsavcılığına gönderilmesine ve bu kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasına,
20.5.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.
|