← Resmî Gazete · 30 Haziran 2009 · Sayı 27274
YARGI BÖLÜMÜ · Yargı Kararı
Yargıtay 2 ve 18. Hukuk Dairelerine Ait Kararlar
Metin
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden: Esas No: 2008/5574 Karar No: 2009/8213 İncelenen Kararın: Mahkemesi: Kartal 1. Aile Mahkemesi Tarihi: 27/6/2007 Numarası: Esas No: 2007/506Karar No: 2007/567 Davacı: Zeynep Özden Davalı: Mehmet Özden Dava Türü: Boşanma Temyiz Eden: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Davacı Zeynep Özden vekili tarafından davalı Mehmet Özden aleyhine 7/6/2007 tarihinde açılan boşanma davasında, tarafların boşanma ve mali sonuçları ile velayet konusunda anlaştıklarına dair imzaladıkları protokol ve duruşmadaki beyanları doğrultusunda davanın kabulüne karar verildiği, ayrıca hükümde tarafların müşterek çocukları Alper Özden'e 5402 sayılı Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları Kanununun 1l/b maddesi uyarınca koruma kurulunca yardım ve koruma hizmetleri alanında yardımda bulunulması için karar kesinleştiğinde bir suretinin Kartal Denetimli Serbestlik Kuruluna gönderilmesine karar verildiği, hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır. Mahkemece küçük Alper Özden'e yardım ve koruma hizmetleri alanında yardımda bulunulması kararı verilmesi nedeniyle, Kartal Cumhuriyet Başsavcılığı Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezi Şube Müdürlüğünce Kartal 1. Aile Mahkemesine gönderilen 6/9/2007 tarih ve ÇDS 2007/4785 sayılı yazı ile küçük hakkında uygulanması istenen koruyucu ve destekleyici tedbirlerin açıkça belirtilmesinin istendiği, mahkemece bu hususun açıklığa kavuşturulmadığı anlaşılmıştır. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 388/son maddesinde "Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi" öngörülmüştür. Diğer taraftan, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 5. maddesinde korunma ihtiyacı olan çocuklar hakkında alınabilecek koruyucu ve destekleyici tedbirler sayılmıştır. Mahkemece verilen hükümde Denetimli Serbestlik Şube Müdürlüğünce küçüğe yapılacak yardımın ne olduğu, niteliği ve süresi konularında herhangi bir açıklamaya yer verilmeksizin infazda şüphe ve tereddüde yol açacak şekilde yardımda bulunulmasına dair karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 29/4/2009 —— • —— Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden: Esas No: 2008/3618 Karar No: 2009/9413 İncelenen Kararın: Mahkemesi: Kilis Asliye Hukuk Mahkemesi Tarihi: 18/10/2005 Numarası: Esas No: 2005/167Karar No: 2005/456 Davacı: Zeynep Al Ademi Davalı: Kilis Nüfus Müdürlüğü Dava Türü: Soyisim Tashihi Temyiz Eden: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Davacı Zeynep Al Ademi vekili tarafından Nüfus Müdürlüğüne karşı açılan davada, Suriye uyruklu bir şahısla evlenmesi üzerine Vatandaşlık Kanununun 25. maddesi uyarınca 1969 yılında Türk vatandaşlığından çıkarılan davacının, anılan Kanunun 8. maddesi gereğince 1991 yılında yeniden Türk vatandaşlığına alınma işlemleri sırasında Al Ademi olarak yanlış yazılan soyadının Bağcı olarak düzeltilmesine karar verilmesinin istenildiği, yapılan yargılama sonucunda mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun "Evlilik ve genel hükümleri" kenar başlığını taşıyan 13. maddesinin üçüncü fıkrasında; "Evliliğin genel hükümleri, eşlerin müşterek milli hukukuna tabidir. Tarafların ayrı vatandaşlıkta olmaları halinde müşterek mutad mesken hukuku, bulunmadığı takdirde Türk hukuku uygulanır" hükmü yer almaktadır. Anılan Kanunun 2. maddesinde de hakimin, Türk Kanunlar İhtilafı Kurallarını ve bu kurallara göre yetkili olan yabancı hukuku re'sen uygulaması öngörülmüştür. Dava, davacının evlenme nedeniyle taşımakta olduğu kocasına ait soyadının değiştirilmesine ilişkindir. Mahkemece yukarıda değinilen hükümler göz önünde bulundurularak, öncelikle evlenmenin genel hükümlerine göre uygulanacak hukukun belirlenmesi ve buna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususa uyulmaksızın verilen karar usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. Kabule göre ise; 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun "Kadının soyadı" kenar başlığını taşıyan 187. maddesinde yer alan: "Kadın, evlenmekle kocasının soyadını alır; ancak evlendirme memuruna veya daha sonra nüfus idaresine yapacağı yazılı başvuruyla kocasının soyadı önünde önceki soyadını da kullanabilir. Daha önce iki soyadı kullanan kadın, bu haktan sadece bir soyadı için yararlanabilir." Hükmü uyarınca evlenen kadın, kocasının soyadını alır. Mahkemece bu hüküm gözönünde bulundurulmaksızın, evli kadının kocasının soyadını taşımaması sonucu doğuracak şekilde karar verilmesi de usul ve yasaya aykırıdır. SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 12/5/2009 —— • —— Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden: Esas No: 2008/3617 Karar No: 2009/9622 İncelenen Kararın : Mahkemesi: Ankara 2. Aile Mahkemesi Tarihi: 12/7/2005 Numarası: Esas no: 2004/1103Karar no: 2005/1056 Davacı: Zeynep Üngüt ve Mustafa Üngüt Davalı: Mustafa Peynirci ve Hanzade Peynirci Dava Türü: Evlat Edinme Temyiz Eden: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. 1- Ergin veya kısıtlıların evlat edinilmelerinde evlat edinenin altsoyunun açık muvafakatı aranır. (TMK. 313/1.) Küçüğün evlat edinilmesinde, evlat edinenin çocuğunun evlat edinmeye onay vermesi gerekmez. Yararlarının hakkaniyete aykırı bir biçimde zedelenmemesi yeterlidir. (TMK. md. 306/2) Evlat edinenin alt soyu varsa, onların evlat edinme ile ilgili tavır ve düşünceleri değerlendirilir. (TMK. m. 316/son) Bu bakımdan, evlat edinenlerden Mustafa'nın altsoyunun dinlenmemiş olmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının bu yöne ve aşağıdaki bendin dışında kalan diğer yönlere ilişkin kanun yararına bozma isteği yerinde görülmediğinden reddine karar verilmesi gerekmiştir. 2- Diğer bozma istekleri yönünden yapılan incelemeye gelince: Evlat edinmeye, ancak esaslı sayılan her türlü durum ve koşulların kapsamlı biçimde araştırılmasından, evlat edinen ile edinilenin dinlenmelerinden ve gerektiğinde uzmanların görüşünün alınmasından sonra karar verilir. (TMK. md. 316/1.) Evlat edinenler mahkemece dinlenmeden hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. SONUÇ: Hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesi uyarınca sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına BOZULMASINA, bunun dışında kalan sebeplere dayanan kanun yararına bozma isteğinin yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple REDDİNE, oybirliğiyle karar verildi. 14/5/2009 —— • —— Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden: Esas No : 2009/3309 Karar No: 2009/4108 Davacılar Mustafa Zenkin, Yakup Zenkin, Emine Zenkin, Güller Zenkin, Mahmut Zenkin, Bayram Zenkin ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki dava hakkında Düzce 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 19/7/2007 gün ve 2007/175 esas, 2007/291 karar sayılı kararın temyiz edilmemekle kesinleşmesi ve yürürlükteki kanuna aykırı olduğu iddiasıyla Cumhuriyet Başsavcılığının 25/3/2008 gün ve Hukuk-2008/55866 sayılı yazılarıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü: YARGITAY KARARI Davacılardan Yakup Zenkin 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Yasasının 20. Maddesi uyarınca İçişleri Bakanlığınca Türk vatandaşlığından çıkmasına izin verilmesi üzerine 30/10/2006 günü Türk vatandaşlığını kaybettiği ve bu nedenle nüfus kaydının kapatıldığı anlaşılmaktadır. Nüfus Hizmetleri Yasasının 14. Maddesine göre, nüfus kaydının kapatılması; ölüm, gaiplik, Türk vatandaşlığının kaybı, evlenme, boşanma, evlat edinilme, soybağının düzeltilmesi veya reddi gibi olaylar nedeni ile bir kaydın üzerinde işlem yapılamaz hale getirilmesidir. Mahkemece davacılardan Yakup Zenkin'in Türk vatandaşlığını kaybetmiş olması nedeni ile nüfus kaydının kapatıldığından nüfus kaydı üzerinde herhangi bir işlem yapılamayacağı gözetilmeksizin bu dava yönünden soyadı düzeltilmesine ilişkin davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Davacılardan Mustafa Zenkin, Emine Zenkin, Güller Zenkin, Mahmut Zenkin, Bayram Zenkin'in de soyadlarının "Zengin" olarak düzeltilmesi istenmiş olup, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Yasası'nın 35. maddesinin 1. bendinin ilk cümlesinde "...kesinleşmiş mahkeme hükmü olmadıkça nüfus kütüklerinin hiç bir kaydı düzeltilemez ve kayıtların anlamını ve taşıdığı bilgileri değiştirecek şerhler konulamaz..." hükmüne göre adı geçenlerin nüfus kütüğünde Zenkin olan soyadlarının mahkemece Zengin olarak düzeltilmesine karar verilmiş olmasında usul ve yasaya, hukuka aykırı bir durum yoktur. Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının davacı Yakup Zenkin yönünden kabulü ile hükmün HUMK.'nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA, davacılardan Mustafa Zenkin, Emine Zenkin, Güller Zenkin, Mahmut Zenkin, Bayram Zenkin yönünden REDDİNE ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 13/4/2009 gününde oybirliğiyle karar verildi. |
||||||