|
Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı : 2009/7
Karar Sayısı : 2009/29
Karar Günü : 26.2.2009
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN
: Kırşehir İcra
Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 19.10.2005 günlü, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun Geçici 16.
maddesinin, Anayasa’nın 2., 10. ve 11. maddelerine
aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Davacı Emlak Bankasının müflis firmadan olan
alacaklarının imtiyazlı alacak olarak üçüncü sıraya kaydedilmesi talebiyle
açılan pay cetveline itiraz davasında, itiraz konusu kuralın Anayasaya
aykırı olduğu kanısına varan mahkeme iptali için başvurmuştur.
II- İTİRAZ KONUSU YASA KURALI
5411 sayılı Bankalar Kanunu’nun Geçici 16. maddesi şöyledir:
“Bu Kanun
ile Fon alacağının tahsili bakımından yarar görülerek zamanaşımı ve diğer
konularda Fon lehine getirilen hükümler makable şamildir”
III- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi
gereğince, 26.2.2009 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında, başvuru
kararı ve ekleri, ilk inceleme raporu, itiraz konusu yasa kuralı ve
bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra
gereği görüşülüp düşünüldü:
Anayasa’nın
152. ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri
Hakkında Kanun’un 28. maddesine göre, mahkemeler bakmakta oldukları
davalarda uygulayacakları yasa ya da kanun hükmünde kararname kurallarını
Anayasa’ya aykırı görürler veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık
savının ciddi olduğu kanısına varırlarsa o hükmün iptali için Anayasa
Mahkemesi’ne başvurmaya yetkilidirler. Ancak, bu kurallar uyarınca bir mahkemenin Anayasa
Mahkemesi’ne başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış ve görevine
giren bir dava bulunması ve iptali istenen kuralların da o davada
uygulanacak olması gerekmektedir. Uygulanacak yasa kuralları, davanın
değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı
sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte bulunan
kurallardır.
1.11.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı Yasada
finansal piyasalarda güven ve istikrarın sağlanmasına, kredi sisteminin
etkin bir şekilde çalışmasına, tasarruf sahiplerinin hak ve menfaatlerinin
korunmasına ilişkin usul ve esaslar düzenlenmiştir. Yasada ayrıca Tasarruf
Mevduatı Sigorta Fon’u alacaklarının tahsili amacıyla Fon lehine getirilmiş
bir kısım düzenlemeler de bulunmaktadır. Yasa’nın 123. maddesinde Fonun bilgi ve belge isteme yetkisi,
134. maddesinde Fonun alacaklarının tahsiline ilişkin getirilen özel
yetkiler, 137. maddesinde ispat külfeti, 138. maddesinde Fon alacaklarının
takip ve tahsiline ilişkin istisnalar düzenlenmiştir.Yasa’nın 136. maddesinde de Fon alacaklarının,
Devletin ve sosyal güvenlik kuruluşlarının 6183 sayılı Kanun
kapsamındaki alacaklarından sonra gelmek üzere, imtiyazlı alacak olarak
öncelikle tahsil olunacağı belirtilmiştir. İtiraz konusu Geçici 16. maddede
5411 sayılı yasada Fon alacağının tahsili bakımından yarar görülerek
zamanaşımı ve diğer konularda Fon lehine getirilen hükümlerin geçmişe de
etkili olacağı öngörülmüştür.
Yasa’nın Geçici 13. maddesi ise Fon alacaklarının
tahsili amacıyla Fon lehine getirilen ve bu maddede sınırlı sayma
yöntemiyle belirtilen 123., 134., 136., 137.,
138., 140., 142. ve 165. madde hükümlerinden, tasfiye halindeki Emlak
Bankası dâhil sermayesinin yarıdan fazlası kamu kurum ve kuruluşlarına ait
olan ya da hisselerinin çoğunluğu üzerinde bu kurum ve kuruluşların idare
ve temsil yetkisi bulunan ve özel kanunlarla kurulmuş bankaların da yararlanacağını
belirleyen bir kuraldır.
İtiraz konusu Geçici
16. madde, 5411 sayılı Yasa ile Fon lehine getirilen tedbir, takip ve
tahsil hükümlerinden olmakla birlikte Geçici 13. maddede sayılmamıştır.
Dolayısıyla Geçici 13. maddede sayılmayan ancak 5411 sayılı Yasada yer alan
ve Fon alacaklarının tahsili amacıyla getirilen düzenlemelerden, tasfiye
halindeki Emlak Bankası dâhil diğer bankaların yararlanma olanağı
bulunmamaktadır. Ayrıca Emlak Bankası, tasfiyesi genel hükümlere göre devam
eden bir kamu bankasıdır. Fona devri söz konusu olmadığı için alacakları da
Fon alacağı niteliği taşımamaktadır.
Bu nedenle, 5411 sayılı Yasa’nın
iptali istenen Geçici 16. maddesinde düzenlenen, Fon alacağının tahsili bakımından
yarar görülerek zamanaşımı ve diğer konularda Fon lehine getirilen
hükümlerin geçmişe de etkili olacağına ilişkin kural, Emlak Bankasının pay
cetveline itiraz davasında, ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı
sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte bir yasa
kuralı değildir.
Bu durumda,
başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.
Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Serruh KALELİ ve Zehra Ayla PERKTAŞ bu görüşe
katılmamıştır.
IV- SONUÇ
19.10.2005 günlü,
5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun geçici 16. maddesinin, itiraz
başvurusunda bulunan Mahkeme’nin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı
bulunmadığından, bu maddeye ilişkin başvurunun Mahkeme’nin yetkisizliği
nedeniyle REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Serruh KALELİ ile Zehra Ayla PERKTAŞ’ın
karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 26.2.2009 gününde karar verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz
PAKSÜT
|
Üye
Sacit ADALI
|
|
|
|
|
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
Üye
Ahmet AKYALÇIN
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
|
|
|
|
|
Üye
A. Necmi
ÖZLER
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
Üye
Şevket APALAK
|
|
|
|
|
|
Üye
Serruh KALELİ
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
|
|
|
|
KARŞIOY YAZISI
5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun
Geçici 16. maddesinde, adı geçen Kanun’un Fon alacağının tahsili bakımından yarar görülerek zamanaşımı ve diğer
konularda Fon lehine getirilen
hükümlerin, makabline şamil olacağı, 136. maddesinde de Fon alacaklarının
imtiyazlı alacak olarak öncelikle tahsil edileceği öngörülmüştür.
Yasa’nın Geçici
13. maddesi ile Tasfiye Halinde Türkiye Emlak Bankası, Fon alacaklarının tahsiline ilişkin, öncelikle tahsil
ayrıcalığından ve bu kapsamda 136. madde hükümlerinden yararlandırılmaktadır. Bu nedenle, itiraz
konusu Geçici 16. maddenin Emlak Bankası hakkında
uygulanamayacağından söz edilemez. Esasen itiraz konusu kural “zamanaşımı
ve diğer konular” şeklinde çok geniş bir ayrıcalık getirdiğinden,
görülmekte olan davada Mahkeme’nin uygulayacağı kuralın, hangi aşamada ve
ne şekilde sonuca etkili olacağının Anayasa
yargısı bağlamında belirlenmesi olanağı bulunmamaktadır. Bu düşünceyle,
çoğunluk kararına katılmıyorum.
Başkanvekili
Osman
Alifeyyaz PAKSÜT
KARŞIOY GEREKÇESİ
5411
Sayılı Bankacılık Kanunu’nun itiraz konusu Geçici 16. maddesinde “Bu Kanun
ile Fon alacağının tahsili bakımından yarar görülerek zamanaşımı ve diğer
konularda Fon lehine getirilen hükümler makable şamildir” denilmiş, 136.
maddesinde de Fon alacaklarının 6183 sayılı Kanun kapsamındaki alacaklardan
sonra gelmek üzere, imtiyazlı alacak olarak öncelikle tahsil edileceği
belirtilmiştir. Geçici 13. Madde ile de Tasfiye Halinde T. Emlâk Bankası
A.Ş.’ye de bu Madde kapsamına giren konularda Fon alacaklarının tahsiline
ilişkin 123., 134., 136., 137., 138., 140., 142.
ve 165. madde hükümlerini uygulama yetkisi verilmiştir. Bu durumda, Fon
lehine getirilen hükümlerin makable şamil olduğunu hükme bağlayan itiraz
konusu Geçici 16. Maddenin, davacı Tasfiye Halinde T. Emlâk Bankası A.Ş.
hakkında da uygulanacağı açıktır. Kaldı ki, Mahkeme’nin olayı söz konusu
madde yönünden incelemesi ve bu madde kapsamında görmeyerek istemi
reddetmesi halinde de olumsuz uygulama söz konusudur.
Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kuralın olayda
uygulanma olanağı bulunmadığı gerekçesiyle istemin, Mahkeme’nin yetkisizliği
nedeniyle reddi yolundaki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Üye
Fulya
KANTARCIOĞLU
KARŞI OY
İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, aynı borçludan
alacaklı olan birden çok alacaklıdan birini diğerinden farklı görerek
birine öncelik vermenin Anayasa’ya aykırılık oluşturduğunu ileri sürmüştür.
Davada uygulanacak kural, bir
davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı
sonuçlandırmada olumlu veya olumsuz yönde etki yapacak nitelikte bulunan ya
da tarafların istek ve savunmaları çerçevesinde bir karar vermek için göz
önünde tutulması gereken kurallardır.
5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun
Geçici madde 13’de “Sermayesinin yarıdan fazlası kamu kurum ve kuruluşlarına
ait olan ya da hisselerinin çoğunluğu üzerinde bu kurum ve kuruluşların idare
ve temsil yetkisi bulunan ve özel kanunla kurulmuş bankalarda (Tasfiye
Halinde T. Emlak Bankası A.Ş. dahil)
26.12.2003 tarihinden önce bankacılık teamüllerine göre teminatlı ve/veya
yetersiz teminatlı kredi kullanıp da vadesi geçtiği halde henüz ödenmemiş,
süresi uzatılmamış veya yeniden yapılandırılmamış kredileri kullananlar ya
da yeniden yapılandırma şartlarını ihlal edenler ile münferit veya
karşılıklı verilen banka teminat mektupları, kabul kredileri ve avaller,
taşınır ve taşınmaz rehni, ipotek, üst hakkı,
intifa hakkı ve oturma hakkı gibi her türlü sınırlı ayni hak tesisine
ilişkin sözleşmeden doğan hakların da diğer bankaların ve üçüncü kişilerin
muvazaadan ari hakları aleyhine olmamak üzere Fon alacaklarının tahsiline
ilişkin 123, 134, 136, 137, 138, 140, 142 ve 165 inci madde hükümleri,
tasarrufun iptali davalarında aciz vesikası şartı aranmaması, (…) dahil
bankalarınca uygulanır” denilerek Tasfiye Halinde olan T. Emlak Bankası
A.Ş. hakkında da fon alacaklılarının tahsiline ilişkin anılan Yasa’nın
belirtilen maddeleri ve 136. maddesinin uygulanacağı açıkça belirtilmiştir.
5411 sayılı Yasa’nın 136.
maddesine 5472 sayılı Kanun’la eklenen ibarede “Devletin ve sosyal güvenlik
kuruluşlarının 6183 sayılı Kanun kapsamındaki alacaklarından sonra gelmek
üzere” imtiyazlı alacak olarak öncelikle tahsil olunacağı; 141. maddesinde
de bu Kanun’dan kaynaklanan Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde
zamanaşımı süresinin yirmi yıl olduğu düzenlenmiştir.
İptali istenilen kuralda “Bu
kanun ile Fon alacağının tahsili bakımından yarar görülerek zamanaşımı ve
diğer konularda Fon lehine getirilen hükümler makable şamildir”
denilmiştir.
Bu düzenlemelere göre, Geçici
madde 13 ile Geçici madde 16 birlikte değerlendirildiğinde alacağı
imtiyazlı alacak olarak nitelendirilen Tasfiye Halindeki T. Emlak Bankası
A.Ş.’nin “sıra cetvelindeki yerin değiştirilmesine”
ilişkin istemi hakkında karar verecek olan Mahkeme’nin fon alacaklarının
tahsili için getirilen iptali istenilen kuralı gözeteceği kuşkusuzdur.
Açıklanan nedenlerle çoğunluğun
kuralın bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından Mahkemenin
yetkisizliği nedeniyle Redde ilişkin görüşe katılmıyorum.
Üye
Ahmet
AKYALÇIN
KARŞIOY
Dava konusu alacak Tasfiye Halinde T. Emlak Bankası
A.Ş.’ne ait bir alacaktır.
5411 sayılı Yasa’nın geçici 13.
maddesi tasfiye halindeki T.Emlak Bankası A.Ş’ne
ilişkin hak ve alacaklar hakkında FON alacaklarının tahsiline ilişkin 136.
maddesinin uygulanacağını buna göre bu alacağında Fon alacağı gibi Devletin
ve sosyal güvenlik kuruluşlarının 6183 sayılı Kanun kapsamındaki
alacaklardan sonra gelmek üzere imtiyazlı alacak olarak öncelikle tahsil olunacağı
gereğine işaret etmektedir.
Özel Kanunlarla kurulmuş ancak
faaliyet izni kaldırılan veya Fona devredilen ve tasfiyeleri Fon tarafından
yapılan banka alacaklarına verilen öncelikli tahsile ilişkin imtiyaz
hakkının; yasa ile sermayesinin yarıdan fazlasını kamu kurum ve kuruluşları
kapsamında bulunan Tasfiye Halindeki T.Emlak Bankası alacaklarına da ülkede
sermaye piyasasına güven ve istikrarın sağlanması ve tasarruf sahiplerinin
hak ve menfaâtlerinin korunması gerekçesi ile
tanındığı görülmektedir.
Bu halde ise tasfiyesi fon eliyle yürütülen
alacaklar ile tasfiyesi kendisince yürütülen Emlak Bankası alacağının bir
fon alacağı hukuki nitelemesi ile öncelikli tahsil kabiliyetine kavuşturulmakistendiği açıktır.
Geçici 16. madde de Fon alacağının tahsili
bakımından Fon lehine getirilen hükümlerin bu madde içinde Emlak Bankası’nın
ismen sayılmaması karşısında bu banka alacakları yönünden
yararlandırılamayacağı düşüncesi Emlak Bankası alacağını Fon alacağı değeri
nitelemesi yapan geçici 13. maddenin varlık nedenine çelişki oluşturur.
Mahkemenin, geçici 16. madde nedeniyle Emlak
Bankası alacağını bir Fon alacağı nitelemesi kabulü ile davada uygulanacak
kural olarak Mahkememiz önüne getirmesinde aykırılık yoktur.
Geçici 16. maddenin Anayasal
denetimi bu sayede yapılacak iken, Mahkeme’nin önünde uygulayacağı kural
bulunmadığı yönündeki çoğunluk görüşü ile itiraz yolu ile gelen davada
verilen yetkisizlik kararı, aykırılık iddiasında bulunan Mahkeme yerine
geçerek dava konusu hakkında hüküm kuran ya da kurulacak hükme yol gösteren
Mahkeme olmak durumu, Mahkememiz görevi ile bağdaşmamaktadır.
Üye
Serruh KALELİ
KARŞIOY GEREKÇESİ
İtiraz konusu kural, 19.10.2005 gün ve 5411 sayılı
Bankacılık Kanunu’nun geçici 16. maddesinde yer alan “Bu Kanun ile Fon
alacağının tahsili bakımından yarar görülerek zamanaşımı ve diğer konularda
Fon lehine getirilen hükümler makable şamildir.” yolundaki düzenlemedir.
Aynı Yasa’nın geçici 13. maddesinde; “Sermayesinin
yarıdan fazlası kamu kurum ve kuruluşlarına ait olan ya da hisselerinin
çoğunluğu üzerinde bu kurum ve kuruluşların idare ve temsil yetkisi bulunan
ve özel kanunla kurulmuş bankalarda (Tasfiye halinde T. Emlak Bankası A.Ş.
dahil) 26.12.2003 tarihinden önce bankacılık teamüllerine göre teminatlı
ve/veya yetersiz teminatlı kredi kullanıp da vadesi geçtiği halde henüz
ödenmemiş, süresi uzatılmamış veya yeniden yapılandırılmamış kredileri
kullananlar ya da yeniden yapılandırma şartlarını ihlal edenler ile
münferit veya karşılıklı verilen banka teminat mektupları, kabul kredileri
ve avaller, taşınır ve taşınmaz rehni, ipotek,
üst hakkı, intifa hakkı ve oturma hakkı gibi her türlü sınırlı aynihak tesisine
ilişkin sözleşmeden doğan hakların da diğer bankaların ve üçüncü kişilerin
muvazaadan ari hakları aleyhine olmamak üzere Fon alacaklarının tahsiline
ilişkin 123, 134, 136, 137, 138, 140, 142 ve 165. madde hükümleri,
tasarrufun iptali davalarında aciz vesikası şartı aranmaması dahil bankalarınca
uygulanır.” denilmek suretiyle Fon alacaklarının tahsili için getirilen
düzenlemelerin tasfiye halinde T. Emlak Bankası A.Ş. alacakları hakkında da
uygulanacağı açıkça belirtilmektedir.
Davanın, tasfiye halinde T. Emlak
Bankası A.Ş. tarafından 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile Fon alacaklarının
imtiyazlı alacak sayılması ve aynı Kanun’un 136 ve geçici 13. maddesi
uyarınca banka alacaklarının da imtiyazlı alacak olması nedeniyle geçici
16. maddedeki “Bu kanun ile fon alacağının tahsili bakımından yarar
görülerek zamanaşımı ve diğer konularda lehine getirilen hükümler makable
şamildir.” hükmünün uygulanarak iflas idaresince pay cetveli ve sıra
cetvelinde daha üst sıraya konulmaları ve paylaştırılmanın da buna göre
yapılması istemiyle açıldığı anlaşılmıştır.
Bu durumda, Mahkemenin davada; bu kuralı
uygulayarak uyuşmazlığı çözeceği açık olup, kişilerin hak kaybına
uğramamaları bakımından bu kuralın Anayasal denetiminin yapılmasındaki
hukuki yarar açıktır.
Açıklanan nedenle, 5411 sayılı Kanunu’nun geçici
16. maddesine ilişkin incelemenin sürdürülerek sonuçlandırılması gerektiği
düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Üye
Zehra
Ayla PERKTAŞ
|