|
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:
Esas
No: 2008/3619
Karar
No: 2009/6144
İncelenen Kararın
Mahkemesi:Gemerek
Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
Tarihi:5/6/2007
Numarası:Esas No: 2007/23 Karar No: 2007/65
Davacı:Nuran AY
Davalı:Ali AY
Dava Türü:Boşanma
Temyiz Eden:Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
Taraflar
arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen
hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği
görüşülüp düşünüldü.
Davacı
Nuran Ay vekili tarafından Ali Ay'a karşı açılan boşanma davasının yapılan
yargılaması sonucunda davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına, 16/4/1990 doğumlu Ufuk Ay'ın velayetinin davacıya
verilmesine karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği
anlaşılmıştır.
Dosyadaki
nüfus kayıt örneğinden; velayeti davacıya verilen küçüğün annesinin, davalının
boşandığı eşi olan Şerife olduğu, tarafların müşterek çocuğu olmadığı
anlaşılmıştır.
4721
sayılı Türk Medeni Kanununun 335'inci maddesinde "ergin olmayan çocuk
ana ve babasının velayeti altındadır" hükmü yer almaktadır.
Aynı
Kanunun 404'üncü maddesinde de velayet altında bulunmayan küçüklerin
vesayet altına alınacağı düzenlenmiştir.
Sözü
edilen yasal düzenlemelere göre velayet hakkı, münhasıran anne ve babaya
tanınan bir hak olup, evlat edinme hali hariç, anne ve baba dışında hiç
kimseye tevdi olunamayacağından, mahkemece velayetin davacıya verilmesi
şeklinde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü
Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma
isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere
BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 1/4/2009
—— • ——
Yargıtay 13. Hukuk Dairesinden:
Esas
No: 2009/1827
Karar
No: 2009/3253
Mahkemesi: Denizli 2.
Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)
Tarihi: 19/6/2007
Numarası:
2006/342-2007/233
Davacı: Abdülkadir Babahanoğlu vekili
avukat Tezcan Çakmak
Davalı: Deniz
Kurt (Deniz Tic.) vekili avukat Nezif Manav
Taraflar
arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı
nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hüküm Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcılığınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği
konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı,
davalıdan 22/4/2003 tarihinde çanak anten satın aldığını, 320,00 YTL.nı ödediğini, bakiye bedel
630,00 YTL.nı ödeyemeyince aleyhine icra takibi
yapıldığını, ancak takipten sonra ödemelerde bulunduğunu ileri sürerek,
ödeme miktarına göre borçlu olmadığının tespiti ile fazla ödemenin
istirdadına karar verilmesini istemiştir.
Davalı,
davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece,
takip tarihi itibariyle davacının borçlu olmadığının tespitine karar
verilmiş; miktar itibariyle kesin olan hüküm, Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı tarafından kanun yararına temyiz edilmiştir.
Davacı,
davalıya satış bedeli bakiyesini ödeyemediğinden, aleyhine icra takibi
yapıldığını ancak takip tarihinden sonra fazlasıyla ödemelerde bulunduğunu
ileri sürerek, bu davayı açmıştır. Hakim, iki
tarafın iddia ve savunmalarıyla bağlı olup, talepten fazlaya karar veremez.
(HMUK 74. mad.) Davacı bakiye borcunu ödeyemediğini ve aleyhine bu nedenle
takip yapıldığını ileri sürdüğüne göre, takip tarihi itibariyle borçlu
olduğunu kabul etmiş olmaktadır. Bu nedenle, davacının dava tarihi
itibariyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekirken,
davacının talebini aşar şekilde yanlış değerlendirme ile takip tarihi
itibariyle borçlu olmadığının tesbitine karar
verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı'nın HUMK'nun 427/6. maddesine dayalı
olarak talep ettiği kanun yararına bozma isteğinin kabulü ile hükmün sonuca
etkili olmamak üzere BOZULMASINA, 12/3/2009 gününde
oybirliğiyle karar verildi.
|