|
Danıştay Üçüncü Daire
Başkanlığından:
EsasNo : 2006/3902
Karar
No : 2009/51
Kanun
Yararına Temyiz Eden : DANIŞTAY BAŞSAVCISI
Davacı:
E.Cemal NOYANER
Vekili: Av. Memduh ASLAN-Şehit Fethibey
Cad. No:32/6-İZMİR
Karşı Taraf:
Bornova Vergi Dairesi Müdürlüğü-İZMİR
İstemin Özeti:
Noy-Tekst Tekstil İnşaat Kimya Sanayii ve Ticaret Limited
Şirketine ait 1996 yılı kurumlar vergisi üçüncü taksidinin
borçlu şirketten tahsil olanağının bulunmaması nedeniyle tahsili amacıyla
kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emrini; beyan üzerine
tahakkuk eden vergi borçlarının vadesinin 1997 yılı olması nedeniyle 6183
sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunun 102'nci maddesi
uyarınca 1998 yılında başlayan beş yıllık tahsil zamanaşımının 31/12/2002 yılında sona erdiği anlaşıldığından
zamanaşımına uğrayan vergi borcunun tahsili amacıyla düzenlenen ödeme
emrinde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle iptal eden İzmir 2. Vergi
Mahkemesinin 10/5/2005 gün ve E:2004/933, K:2005/386 sayılı kararına karşı
davalı idare tarafından yapılan itiraz kabul edilip, amme alacağının
tahsili amacıyla şirket adına ödeme emri düzenlenerek 16/5/1998 tarihinde
tebliğ edildiği ve davacının taşınmazına 16/12/2003 tarihinde haciz
uygulandığı görüldüğünden 14/9/2004 tarihinde davacı adına düzenlenerek
29/11/2004 tarihinde tebliğ edilen ödeme emrinde beş yıllık zamanaşımı
süresi geçmediği gibi şirketten tahsili mümkün olmadığı anlaşılan vergi
borcunun vergisi ihtilaflı dönemde şirket müdürü olduğu tartışmasız bulunan
davacıdan tahsilinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle vergi
mahkemesi kararının bozulup davanın reddedilmesi üzerine bu karara karşı
yapılan karar düzeltme isteminin reddine ilişkin İzmir Bölge İdare Mahkemesinin
18/5/2006 gün ve E:2006/1374, K:2006/1845 sayılı kararının; Noy-Tekst Tekstil İnşaat Kimya Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine ait vergi borcunun kanuni temsilci
sıfatıyla davacıdan tahsili amacıyla düzenlenerek 29/11/2004 tarihinde
tebliğ edilen dava konusu ödeme emri düzenlenmeden önce asıl borçlu şirket
hakkında zamanaşımını kesecek nitelikte herhangi bir işlem yapılmadığı
dolayısıyla 31/12/2003 tarihinde zamanaşımına uğrayan vergi borcunun kanuni
temsilci sıfatıyla davacıdan istenilmesinin mümkün bulunmadığı ayrıca vergi
dairesince tahsil zamanaşımını kesen neden olarak öne sürülen davacının
araç ve evine uygulanan haczin ise asıl borçlu adına yapılan bir işlem
olmaması nedeniyle zamanaşımını kesen işlem olarak
nitelendirilemeyeceğinden beş yıllık tahsil zamanaşımı içinde tahsil
edilmeyerek zamanaşımına uğrayan vergi borcunun kanuni temsilciden
aranmasında hukuka uygunluk görülmediği ileri sürülerek Danıştay Başsavcısı
tarafından kanun yararına bozulması istenmiştir.
TÜRK
MİLLETİ ADINA
Hüküm
veren Danıştay Üçüncü Dairesince Danıştay Başsavcısı tarafından Kanun
Yararına temyiz edilen İzmir Bölge İdare Mahkemesinin 18/5/2006 gün ve
E:2006/1374, K:2006/1845 sayılı kararı incelendikten ve Tetkik Hakimi Nagihan Altekin'in açıklamaları dinlendikten sonra işin gereği
görüşülüp düşünüldü:
6183
sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunun 102'nci
maddesinde; amme alacağının vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden
takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına
uğrayacağı, 103'üncü maddesinde de; zamanaşımını kesen nedenler; ödeme,
haciz, cebren tahsil ve takip muameleleri sonucunda yapılan her çeşit tahsilat, ödeme emri tebliği, mal bildirimi, haciz
tatbiki gibi nedenler olarak on bir bent halinde sayıldıktan sonra son
bendinde; kesilmenin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı
başından itibaren zamanaşımının yeniden işlemeye başlayacağı kurala
bağlanmıştır.
Dosyanın
incelenmesinden; Noy-Tekst Tekstil İnşaat Kimya
Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin 1996 yılı
kurumlar vergisi üçüncü taksidinin 16/5/1998 tarihinde şirkete tebliğ edilen ödeme emriyle
istenilmesi üzerine kesilen tahsil zamanaşımının 1/1/1999 tarihinden
itibaren yeniden işlemeye başladığı, bu ödeme emrinden başka borçlu limited şirket hakkında zamanaşımını kesecek herhangi
bir işlem yapılmaması nedeniyle zamanaşımının 31/12/2003 tarihinde dolduğu
anlaşılmaktadır.
213
sayılı Vergi Usul Kanununun 10'uncu maddesinin 2'nci fıkrası hükmü
uyarınca, tüzel kişilerin vadesinde ödenmeyen vergi borçlarından kanuni
temsilcilerin sorumlu tutulabilmesi için, zamanaşımına uğramadığının ve tüzel
kişiden tahsil olanağı kalmadığının idarece tespiti gerekmektedir.
Kanuni
temsilci olduğu limited şirkete ait vergi
borcunun tahsili amacıyla 29/11/2004 tarihinde
tebliğ edilen dava konusu ödeme emri düzenlenmeden önce asıl borçlu şirket
hakkında zamanaşımını kesecek nitelikte herhangi bir işlem yapılmaması
nedeniyle 31/12/2003 tarihinde zamanaşımına uğradığı anlaşılan vergi
borcunun kanuni temsilci sıfatıyla davacıdan istenilmesi mümkün
bulunmamaktadır. Davacının araçlarına ve evine uygulanan haczin davalı
idarece zamanaşımını kestiği öne sürülmekte ise de, bu durum asıl borçlu
adına yapılan bir işlem olmaması nedeniyle, beş yıl içinde tahsil
edilemeyen vergi borcunun zamanaşımına uğradığı açık olduğundan kanuni
temsilciden aranmasında hukuka uygunluk görülmemiştir.
Açıklanan
nedenlerle Danıştay Başsavcılığı temyiz isteminin kabulü ile İzmir Bölge
İdare Mahkemesinin 18/5/2006 gün ve E:2006/1374,
K:2006/1845 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun
51'inci maddesi uyarınca kanun yararına ve hükmün hukuki sonuçlarına etkili
olmamak üzere bozulmasına, kararın birer örneğinin Maliye Bakanlığı ile
Danıştay Başsavcılığına gönderilmesine ve Resmî Gazete'de yayımlanmasına
20/1/2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.
—— • ——
Danıştay Üçüncü Daire Başkanlığından :
Esas No: 2008/5545
Karar No: 2009/95
Kanun Yararına Temyiz Eden : DANIŞTAY BAŞSAVCISI
Davacı:
Türkiye Kızılay Derneği Genel Başkanlığı
Vekili:
Av. Haluk PEKŞEN-Av.İlknur UÇAR-Pekşen Hukuk Bürosu
Tunus Cad.No:5/6-Kavaklıdere/ANKARA
İstemin Özeti:
Davacının, T.C.Ziraat Bankası Gelibolu Şubesindeki mevduat hesabından elde
ettiği faiz üzerinden 193 sayılı Yasanın geçici 67'nci maddesi uyarınca
tevkif edilen gelir vergisinin terkini ve iadesi istemiyle açılan davayı;
1606 sayılı Bazı Dernek ve Kurumların Bazı Vergilerden, Bütün Harç ve
Resimlerden Muaf Tutulmasına İlişkin Kanun'un 1'inci maddesi uyarınca,
kendisine terettüp eden vergi, harç ve resim mükellefiyetinin kuruma ait
olduğu hallerde bütün vergilerden, harçlardan, resimlerden, hisse ve
fonlardan muaf olmasına karşın 193 sayılı Yasanın geçici 67'nci maddesinin
5'inci fıkrasının, gelir sahibinin vergiden muaf olup olmamasının, maddede
belirtilen menkul sermaye iratları üzerinden yapılacak tevkifatı
etkilemeyeceği yolundaki kuralı gereği, davacının mevduat hesabına
uygulanan faiz geliri üzerinden yapılan tevkifatta
hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle reddeden Balıkesir Vergi
Mahkemesinin 10/8/2006 gün ve E:2006/149, K:2006/383 sayılı kararını;
Türkiye Kızılay Derneğinin, özel kanun niteliğinde bulunan 1606 sayılı
Kanuna göre her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olması ve 193 sayılı
Kanunun 94'üncü maddesinin birinci fıkrasının 8'inci bendinde, kamu
menfaatine yararlı derneklerin mevduat hesaplarına yürütülen faizlerden
vergi tevkifatı yapılamayacağı kuralına yer
verilmesi karşısında, davacı derneğin banka hesabında tahakkuk eden
faizlerden gelir vergisi kesintisi yapılmasında yasaya uygunluk bulunmadığı
ve tevkif edilen gelir vergisinin iadesi gerektiği, kaldı ki 193 sayılı
Kanunun sözü edilen maddesinin 7,8,9 ve 14'üncü bentleriyle ilgili olarak
çıkarılan 11/3/2004 tarih ve KVK-5/2004-3 sayılı Kurumlar Vergisi
Sirkülerinin 3.2 bendinde, özel kanunlarında gelir vergisine ilişkin
istisna veya muafiyet hükmü bulunması sebebiyle kendilerine yapılan
ödemelerden tevkifat yapılmaması gerektiği
yönünde görüş verilen kuruluşlar arasında Türkiye Kızılay Derneğinin de
sayıldığı gerekçesiyle bozan ve tevkif edilerek ödenen dava konusu gelir
vergisinin davacıya iadesine karar veren Bursa Bölge İdare Mahkemesinin
26/10/2007 gün ve E:2006/1769, K:2007/1377 sayılı kararının; 1606 sayılı
Yasanın 1'inci maddesinde geçen kendilerine terettüp eden vergi, resim ve
harç kavramı ile kanun koyucunun her türlü vergi, resim ve harç muafiyetini
değil, vergi kanunlarına göre doğan ve mükellefleri tarafından beyan
edilerek ödenmek durumunda olan, diğer bir anlatımla madde metninde sayılan
dernek ve kurumların kendilerine yüklenmiş olan vergi, resim ve harcı
muafiyet kapsamına aldığı, vergi tevkifat
müessesesini düzenleyen 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 94'üncü
maddesinin 1'inci fıkrasında ise, "Kamu idare ve müesseseleri,
iktisadi kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş
ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi
işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirini beyan
etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını
bilanço veya zirai işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler
aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben
yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar" şeklindeki hükümle nakten ya da hesaben ödeme
yapanlara ödeme sırasında tevkifat yapma
sorumluluğu yüklendiği, dolayısıyla 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun
94'üncü maddesinde vergi tevkifatı müessesesini
düzenleyen hüküm karşısında, banka mevduat faizleri üzerinden yapılan vergi
tevkifatının, Türkiye Kızılay Derneğine terettüp
eden bir vergi olarak değerlendirilemeyeceği, bu durumda uyuşmazlığın
çözümünde, 1606 sayılı Kanunda öngörülen muafiyete ilişkin hükümlerin
değil, 193 sayılı Kanunun sözü edilen 94'üncü maddesinin 8'inci bendinde
yer alan banka mevduatına ilişkin tevkifat hükümlerinin
dikkate alınması gerektiği, bu bentte banka mevduatının tevkifata
tabi olacağı öngörüldükten sonra parantez içi hükmüyle "kanunla
kurulan dernek ve vakıflar, kamu menfaatine yararlı dernekler ile dernek ve
vakıf olmamakla, birlikte; odalar, borsalar, meslek örgütleri ve bunların üst kuruluşları, siyasi partiler, emekli ve yardım
sandıkları gibi vergi uygulamalarında dernek ve vakıf olarak kabul
edilenler hariç" hükmü getirilerek bu bent hükmü uyarınca davacı
Türkiye Kızılay Derneğine ait banka mevduat hesaplarına uygulanan faizler
üzerinden tevkifat yapılmayacağının öngörüldüğü,
ancak aynı Kanuna 5281 sayılı Kanunun 30'uncu maddesiyle eklenip yürürlüğe
girdiği 1/1/2006 tarihinden 31/12/2015 tarihine kadar uygulanacağı
belirtilen geçici 67'nci maddenin 4 ve 5'inci fıkralarında, Türkiye Kızılay
Derneğinin banka mevduat faizlerinin de bu geçici madde hükümlerinin
yürürlükte bulunduğu tarihler arasında gelir vergisine tabi tutulacağının
öngörülmesi ve bu yasal düzenlemeler karşısında 1606 sayılı Kanunda
belirtilen muafiyet hükümlerinin, davacı derneğin banka mevduat faizleri
üzerinden, sözü edilen geçici 67'nci maddesinin 4 ve 5'inci fıkraları
hükümleri uyarınca tevkif edilen vergileri de kapsadığını kabul etmenin
mümkün bulunmaması nedeniyle, Türkiye Kızılay Derneğinin banka mevduatı
hesabı üzerinden yapılan vergi tevkifatının
terkini ve iadesi yolunda verilen kararda hukuka uygunluk görülmediği ileri
sürülerek Danıştay Başsavcısı tarafından kanun yararına bozulması
istenmiştir.
TÜRK
MİLLETİ ADINA
Hüküm
veren Danıştay Üçüncü Dairesince Danıştay Başsavcısı tarafından kanun
yararına temyiz edilen Bursa Bölge İdare Mahkemesinin 26/10/2007 günlü ve
E:2006/1769, K:2007/1377 sayılı kararı incelendikten ve Tetkik Hakimi Enis Sivişoğlu'nun
açıklamaları dinlendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
1606 sayılı Bazı Dernek ve Kurumların Bazı Vergilerden, Bütün
Harç ve Resimlerden Muaf Tutulmasına İlişkin Kanunun 1'inci maddesinde;
Türkiye Kızılay Derneği, Türk Hava Kurumu, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme
Kurumu Genel Müdürlüğü, Türkiye Yardım Sevenler Derneği ve resmi darülaceze
kurumları ile Darüşşafaka Cemiyeti ve Yeşilay
Derneğinin kendilerine terettüp eden vergi, harç ve resim mükellefiyetinin
kurumlara ait olduğu hallerde bütün vergilerden, harçlardan, resimlerden,
hisse ve fonlardan muaf oldukları hükme bağlanmıştır.
Sözü edilen hükümde geçen "kendilerine terettüp eden
vergi, harç ve resim" kavramı, kanun koyucu tarafından, her türlü
vergi, harç ve resim muafiyetini değil, vergi kanunlarına göre doğan ve
mükellefleri tarafından beyan edilerek ödenmek durumunda olan vergi, harç
ve resmi muafiyet kapsamına aldığından ve davacı derneğin banka mevduat
faizleri üzerinden yapılan vergi tevkifatının,
derneğe terettüp eden bir vergi olarak değerlendirilme olanağı
bulunmadığından, uyuşmazlığın çözümünde 1606 sayılı Yasada öngörülen
muafiyete ilişkin hükümlerin değil, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun
vergi tevkifatına ilişkin hükümlerinin dikkate
alınması gerekir.
Vergi
tevkifatı müessesesini düzenleyen 193 sayılı
Gelir Vergisi Kanununun 94'üncü maddesinin 1'inci fıkrasında, kamu idare ve
müesseseleri, iktisadi kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret
şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların
iktisadi işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek
gelirini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai
kazançlarını bilanço veya zirai işletme hesabı esasına göre tespit eden
çiftçilerin, maddede bentler halinde sayılan ödemeleri (avans olarak
ödenenler dahil) nakden veya hesaben
yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecbur oldukları kurala bağlanmıştır.
Sözü
edilen 94'üncü maddenin 1'inci fıkrasının (8) işaretli bendinde, banka
mevduat faizlerinden tevkifat yapılacağı
belirtildikten sonra, parantez içi hükümle kanunla kurulan dernek ve
vakıflar, Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflar, kamu
menfaatine yararlı dernekler ile dernek ve vakıf olmamakla birlikte;
odalar, borsalar, meslek örgütleri ve bunların üst kuruluşları, siyasi
partiler, emekli ve yardım sandıkları gibi vergi uygulamalarında dernek ve
vakıf olarak kabul edilenler hariç tutularak, bentte sayılanlara ait banka
mevduat hesaplarına uygulanan faizler üzerinden tevkifat
yapılmayacağı kurala bağlanmasına karşın, aynı Kanuna 5281 sayılı Kanunun
30'uncu maddesiyle eklenen ve 1/1/2006 tarihinden
itibaren yürürlüğe giren geçici 67'nci maddenin 4'üncü fıkrasında, bankalar
arası mevduat ile aracı kurumların borsa piyasalarında değerlendirdikleri
kendilerine ait paralarına yürütülen faizler hariç olmak üzere, 75'inci
maddenin ikinci fıkrasının (7), (12) ve (14) numaralı bentlerinde yazılı
menkul sermaye iratlarından, ödemeyi yapanlarca %15 oranında vergi tevkifatı yapılacağı, 5'inci fıkrasında ise, gelir
sahibinin gerçek veya tüzel kişi ya da dar veya tam mükellef olmasının,
vergi mükellefiyetinin bulunup bulunmamasının, vergiden muaf olup
olmamasının ve elde edilen kazancın vergiden istisna olup olmamasının (1),
(2), (3) ve (4) numaralı fıkra hükümleri uyarınca yapılacak tevkifatı etkilemeyeceği hüküm altına alınmış, maddenin
son fıkrasında ise, bu madde hükümlerinin 31/12/2015 tarihine kadar
uygulanacağı belirtilmiştir.
Davacı
Türkiye Kızılay Derneğinin banka mevduat faizi üzerinden 13/2/2006
tarihinde gelir vergisi tevkif edilmesi, tevkifatın
yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan ve kuralına yukarıda yer verilen
geçici madde hükümlerinin gereği olup değinilen bu geçici madde hükümleri
uyarınca tevkif edilen gelir vergisinin, yukarıda yapılan açıklamalar
karşısında, 1606 sayılı Kanunun öngördüğü muafiyet hükümleri kapsamında
bulunduğundan da söz edilemeyeceğinden, davayı tevkifatın
yapıldığı tarih itibarıyla uygulanamayacak olan 193 sayılı Yasanın 94'üncü
maddesinin 1'inci fıkrasının (8) işaretli bendi ile bu bent hükmüyle ilgili
olarak çıkarılan 11/3/2004 tarih ve 2004/3 sayılı Kurumlar Vergisi
Sirkülerinin dernek muafiyetine ilişkin düzenlemeleri uyarınca
sonuçlandıran Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuka uygunluk
görülmemiştir.
Açıklanan
nedenlerle, Danıştay Başsavcısının temyiz isteminin kabulü ile Bursa Bölge
İdare Mahkemesinin 26/10/2007 günlü ve
E:2006/1769, K:2007/1377 sayılı kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama
Usulü Kanununun 51'inci maddesi uyarınca kanun yararına ve hükmün hukuki sonuçlarına
etkili olmamak üzere bozulmasına, kararın bir örneğinin Maliye Bakanlığı
ile Danıştay Başsavcılığına gönderilmesine ve Resmî Gazete’de
yayımlanmasına, 22/1/2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.
|