← Resmî Gazete · 21 Nisan 2009 · Sayı 27207

YARGI BÖLÜMÜ · Yargı Kararı

Yargıtay 2, 6 ve 18. Hukuk Dairelerine Ait Kararlar

Metin

Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü

21 Nisan 2009 SALI

Resmî Gazete

Sayı : 27207

YARGITAY KARARLARI

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:

Esas No: 2008/8644

Karar No: 2009/4204

İncelenen Kararın

Mahkemesi: Ümraniye 1. Aile Mahkemesi

Tarihi: 30/1/2007

Numarası: Esas no: 2006/1075Karar no: 2007/59

Davacı: Mehmet Poyraz (Kızı Hülya Poyraz’a Velayeten)

Davalı: Hasımsız

Dava Türü: Evlenmeye İzin

Temyiz Eden: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Davacı Mehmet Poyraz tarafından 13/12/2006 tarihinde hasımsız olarak açılan davada, velayet altında bulunan Hülya’nın evlenmesine izin verilmesinin istendiği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 124/2. maddesi ile "Ancak hakim olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebeple onaltı yaşını doldurmuş olan erkek veya kadının evlenmesine izin verebilir. Olanak bulundukça karardan önce ana ve baba veya vasi dinlenir." hükmü getirilmiştir.

Evlenmesine izin verilmesi istenilen 1/9/1991 doğumlu Hülya Poyraz'ın dava tarihinde onaltı yaşını doldurmadığı anlaşılmaktadır.

Mahkemece, yasal şartın oluşmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken Türk Medeni Kanununun 124/2. maddesi hükmüne aykırı olarak evlenmeye izin verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi.9/3/2009

—— • ——

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:

Esas No: 2008/18445

Karar No: 2009/5190

İncelenen Kararın

Mahkemesi: Balıkesir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

Tarihi: 11/6/2008

Numarası: Esas no: 2008/181Karar no: 2008/258

Davacı: Ayla Sattı

Davalı: Nüfus Müdürlüğü

Dava Türü: Boşandığı Kocasının Soyadını Kullanmaya İzin Verilmesi

Temyiz Eden: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Davacı vekilinin Balıkesir Nüfus Müdürlüğü aleyhine açtığı davada, müvekkilinin eşinden boşandıktan sonra aldığı Sattı olan kızlık soyadını eski kocasının soyadı olan Arslanpay olarak değiştirmek istediğini, eski eşinin buna muvafakat ettiğini belirterek müvekkilinin soyadının düzeltilmesine karar verilmesini istediği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanununun ikinci kitabında düzenlenen 173. maddesinde "boşanma halinde kadın, evlenme ile kazandığı kişisel durumunu korur; ancak, evlenmeden önceki soyadını yeniden alır. Eğer kadın evlenmeden önce dul idiyse hakimden bekarlık soyadını taşımasına izin verilmesini isteyebilir.

Kadının, boşandığı kocasının soyadını kullanmakta menfaati bulunduğu ve bunun kocaya bir zarar vermeyeceği ispatlanırsa, istemi üzerine hakim, kocasının soyadını taşımasına izin verir.

Koca, koşulların değişmesi halinde bu iznin kaldırılmasını isteyebilir" hükmü yer almaktadır.

4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4. maddesinin birinci bendinde, 22/11/2001 tarih ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun üçüncü kısmı hariç olmak üzere ikinci kitabı ile 3/12/2001 tarihli ve 4722 sayılı Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanuna göre aile hukukundan doğan dava ve işlerin aile mahkemelerinde görülmesi öngörülmüştür.

Mahkemece, davanın Medeni Kanunun 27. ve Nüfus Hizmetleri Kanununun 36. maddesi hükümlerine dayanan bir soy isim tashihi davası olmayıp kadının boşandığı kocasının soyadını kullanmaya izin davası olduğu ve bu davada aile mahkemesinin görevli olduğu nazara alınarak davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, yargılamaya devam edilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 23/3/2009

—— • ——

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:

Esas No: 2008/3130

Karar No: 2009/5388

İncelenen Kararın

Mahkemesi: Germencik Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi

Tarihi: 13/6/2007

Numarası: Esas no: 2006/788Karar no: 2007/150

Davacı: Seray Usta

Davalı: Kazım Usta

Dava Türü: Boşanma

Temyiz Eden: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Davacı Seray Usta vekili tarafından, 28/12/2006 tarihinde Kazım Usta'ya karşı açılan boşanma davasının, taraf vekillerinin beyanı doğrultusunda kabul edildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesinde, en az bir yıl sürmüş evliliklerde eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde evlilik birliğinin temelinden sarsılmış sayılabileceği öngörülmüştür. Bu halde dahi boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin bizzat tarafları dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocuklarının durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması gerekmektedir. Hakim, tarafların ve çocukların menfaatlerini gözönünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin kabulü halinde boşanmaya hükmolunur.

Taraflar duruşmada hazır bulunup, bizzat anlaştıklarını açıklamaz veya hakim, tarafların anlaşmalarını uygun bulmaz ise, taraflardan delilleri sorulup toplanması sonucunda evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olup olmadığının Türk Medeni Kanununun 184. maddesi çerçevesinde takdiri gerekirken, davacı ve davalı asil dinlenilmeksizin taraf vekillerinin beyanı ile yetinilerek eksik inceleme ile boşanma hükmü kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 24/3/2009

—— • ——

Yargıtay 6. Hukuk Dairesinden:

Esas No: 12312

Karar No: 1668

Mahkemesi: Alanya Sulh Hukuk Mahkemesi

Esas No: 2005-99

Karar No: 2006-862

Karar Tarihi: 29/6/2006

Davacı: Ali Çağlar

Davalı: Aydın Şahin ve Ark.

Üçüncü Şahıs:

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı ortaklığın giderilmesi davasına dair karar kanun yararına Cumhuriyet Savcısı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Dört parça taşınmazın paydaşlığının giderilmesine ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda yerel mahkemece verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığı'nın yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle dosyadaki tüm evraklar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Davacı alacaklı borçlu ortağın borcu nedeniyle yaptığı takip neticesi Alanya İcra Mahkemesinden aldığı yetkiye istinaden dava konusu 4 adet taşınmazdaki ortaklığın giderilmesini istemiştir. HUMK'un 13. Maddesi uyarınca gayrimenkule müteallik davalar gayrimenkulun bulunduğu mahal mahkemesinde, gayrimenkulun birden fazla olması halinde ise gayrimenkullerden birinin bulunduğu mahal mahkemesinde ikame olunur. HUMK'un 13. maddesindeki düzenleme kamu düzenine ilişkin olup kesindir ve bu konuda yetki sözleşmesi dahi yapılamaz. Somut olayda ortaklığın giderilmesine konu 4 adet taşınmazdan 3 adedinin Ankara'da 1 adedinin ise Silifke'de olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda HUMK'un 23. maddesi gereği mahkemenin re'sen yetkisizlik kararı vermesi gerekirken işin esasına girilerek dava konusu taşınmazların satılarak ortaklığının giderilmesine karar verilmesi doğru olmadığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, Adalet Bakanlığı'nın gösterdiği lüzum üzerine kanun yararına bozma isteğinin kabulü gerekmiştir.

SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının HUMK.nun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan nedenle kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 3/3/2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

—— • ——

Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:

Esas No: 2008/11664

Karar No: 2009/2041

Davacı Zikrullah Şen ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada Antalya 6. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve temyiz edilmeden kesinleşmiş bulunan 21/11/2007 günlü ve 2007/270 E-2007/448 K. sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 30/10/2008 gün ve Hukuk-2008/211020 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

YARGITAY KARARI

Zikrullah Şen'in 18/12/1988 olan doğum tarihi 18/12/1991 olarak düzeltilmişse de, adı geçen nüfusa 27/12/1988 tarihinde kaydedilmiştir. Bir kişinin doğmadan nüfusa kaydı söz konusu olamayacağından bu şekilde düzeltme nüfus kayıtlarında çelişki yaratmaktadır.

Hakim, nüfus kayıtlarında düzeltme yapılmasına karar verirken bu kayıtlar arasında çelişki yaratmamak ya da hayatın olağan akışına ters düşecek durumlara yol açmamaya özen göstermek durumundadır.

Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.'nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamakkaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 2/3/2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.

—— • ——

Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:

Esas No: 2008/11665

Karar No: 2009/2042

Davacı Mustafa Elhatusaru'ya velayeten babası Hasan Elhatusaru, annesi Sadet Elhatusaru ile Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada Diyarbakır 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve temyiz edilmeden kesinleşmiş bulunan 16/11/2007 gün, 2007/404 E., 2007/644 K. sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Cumhuriyet Başsavcılığının 30/10/2008 gün ve Hukuk-2008/211022 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

YARGITAY KARARI

Mustafa Elhatusaru'nun 10/10/2000 olan doğum tarihi 10/10/2003 olarak düzeltilmişse de, adı geçen nüfusa 2/10/2003 tarihinde kaydedilmiştir. Bir kişinin doğmadan nüfusa kaydı söz konusu olamayacağından bu şekilde düzeltme nüfus kayıtlarında çelişki yaratmaktadır.

Hakim, nüfus kayıtlarında düzeltme yapılmasına karar verirken bu kayıtlar arasında çelişki yaratmamak ya da hayatın olağan akışına ters düşecek durumlara yol açmamaya özen göstermek durumundadır.

Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.'nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 2/3/2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.

—— • ——

Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:

Esas No: 2008/11422

Karar No: 2009/2326

Davacı Aslı Büyükokutan ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada Dalaman Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 3/10/2006 günlü ve 2006/247 E., 2006/244 K. sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23/10/2008 gün ve Hukuk-2008/199249 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

YARGITAY KARARI

Dosyaya getirtilen doğum tarihinin düzeltilmesi istenilen davacıya, ait doğum tutanağından, davacının Tekirdağ Devlet Hastanesinde 27/6/1979 tarihinde doğduğu ve bu sağlık kuruluşunun 29/6/1979 gün ve bila sayılı doğum raporuna göre nüfus kütüğüne tescil edildiği anlaşılmaktadır.

Hastane kayıtları ve bu kayda dayanılarak düzenlenen raporun sahteliği iddia edilip ispat edilmediğine göre ve dosyada bulunan nüfus kayıt örneğinden davacının 2/7/1979 tarihinde nüfus kütüğüne kayıt edildiği anlaşılmakla bir kişinin doğmadan nüfus kütüğüne kayıt edilmesi söz konusu olamayacağından bu şekilde bir düzeltme yapılamayacağının dikkate alınarak, davanın reddi gerekirken yazılı olduğu şekilde kabulü usul ve yasaya aykırıdır.

Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.'nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 10/3/2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.

—— • ——

Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:

Esas No: 2008/12642

Karar No: 2009/2690

Davacı Rahime Alphan ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada Çaldıran Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 18/6/2008 günlü ve 2008/56-78 sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27/11/2008 gün ve Hukuk-2008/238302 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

YARGITAY KARARI

Davacı dava dilekçesinde, 1992 doğumlu olmasına karşın, daha önce doğup ölen aynı addaki 8/6/1986 doğum tarihli kardeşinin kaydı ile yaşamına devam ettiğini ileri sürerek, doğum tarihinin 8/6/1992 olarak düzeltilmesini istemiş, mahkemece davacının doğum tarihi ay ve gün aynı kalmak koşuluyla 1995 olarak düzeltilmiştir.

Davada doğum tarihinin düzeltilmesini isteyen Rahime Alphan'ın nüfusa kayıt edilmediği, bu güne dek kendisinden önce doğmuş olan 8/6/1986 doğum tarihli kardeşinin ölmesine karşın kaydının düşülmediği anlaşılan aynı addaki kardeşi Rahime'nin kaydını kullandığı ileri sürüldüğüne göre; bu istek dikkate alındığında doğum ve ölüm olaylarının nüfus kütüğüne geçirilmesinin nüfus idaresine verilmiş idari bir görev olduğu gözetilerek dava dilekçesinin HUMK.’nun 7. maddesinin birinci fıkrası uyarınca görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken davaya bakılıp yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.

Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.'nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararınaBOZULMASINA ve gereği yapılmaküzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 16/3/2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.