|
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:
Esas
No: 2008/8644
Karar
No: 2009/4204
İncelenen
Kararın
Mahkemesi: Ümraniye 1. Aile Mahkemesi
Tarihi: 30/1/2007
Numarası: Esas no: 2006/1075Karar no: 2007/59
Davacı: Mehmet Poyraz (Kızı Hülya Poyraz’a Velayeten)
Davalı: Hasımsız
Dava
Türü:
Evlenmeye İzin
Temyiz
Eden: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
Davanın
yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına
bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp
düşünüldü.
Davacı
Mehmet Poyraz tarafından 13/12/2006 tarihinde
hasımsız olarak açılan davada, velayet altında bulunan Hülya’nın
evlenmesine izin verilmesinin istendiği, mahkemece davanın kabulüne karar
verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.
4721
sayılı Türk Medeni Kanununun 124/2. maddesi ile "Ancak hakim olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebeple onaltı yaşını doldurmuş olan erkek veya kadının
evlenmesine izin verebilir. Olanak bulundukça karardan önce ana ve baba
veya vasi dinlenir." hükmü getirilmiştir.
Evlenmesine
izin verilmesi istenilen 1/9/1991 doğumlu Hülya
Poyraz'ın dava tarihinde onaltı yaşını doldurmadığı
anlaşılmaktadır.
Mahkemece,
yasal şartın oluşmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi
gerekirken Türk Medeni Kanununun 124/2. maddesi hükmüne aykırı olarak
evlenmeye izin verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun
427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple
kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle
karar verildi.9/3/2009
—— • ——
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:
Esas
No: 2008/18445
Karar
No: 2009/5190
İncelenen
Kararın
Mahkemesi: Balıkesir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Tarihi: 11/6/2008
Numarası: Esas no: 2008/181Karar no: 2008/258
Davacı: Ayla Sattı
Davalı: Nüfus Müdürlüğü
Dava
Türü:
Boşandığı Kocasının Soyadını Kullanmaya İzin Verilmesi
Temyiz
Eden: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
Taraflar
arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen
hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği
görüşülüp düşünüldü.
Davacı
vekilinin Balıkesir Nüfus Müdürlüğü aleyhine açtığı davada, müvekkilinin
eşinden boşandıktan sonra aldığı Sattı olan kızlık soyadını eski kocasının
soyadı olan Arslanpay olarak değiştirmek
istediğini, eski eşinin buna muvafakat ettiğini belirterek müvekkilinin
soyadının düzeltilmesine karar verilmesini istediği, mahkemece davanın
kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği
anlaşılmaktadır.
4721
sayılı Türk Medeni Kanununun ikinci kitabında düzenlenen 173. maddesinde
"boşanma halinde kadın, evlenme ile kazandığı kişisel durumunu korur;
ancak, evlenmeden önceki soyadını yeniden alır. Eğer kadın evlenmeden önce
dul idiyse hakimden bekarlık soyadını taşımasına
izin verilmesini isteyebilir.
Kadının,
boşandığı kocasının soyadını kullanmakta menfaati bulunduğu ve bunun kocaya
bir zarar vermeyeceği ispatlanırsa, istemi üzerine hakim,
kocasının soyadını taşımasına izin verir.
Koca,
koşulların değişmesi halinde bu iznin kaldırılmasını isteyebilir"
hükmü yer almaktadır.
4787
sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair
Kanunun 4. maddesinin birinci bendinde, 22/11/2001
tarih ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun üçüncü kısmı hariç olmak üzere
ikinci kitabı ile 3/12/2001 tarihli ve 4722 sayılı Türk Medeni Kanununun
Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanuna göre aile hukukundan doğan dava
ve işlerin aile mahkemelerinde görülmesi öngörülmüştür.
Mahkemece, davanın Medeni Kanunun 27. ve Nüfus Hizmetleri
Kanununun 36. maddesi hükümlerine dayanan bir soy isim tashihi davası
olmayıp kadının boşandığı kocasının soyadını kullanmaya izin davası olduğu
ve bu davada aile mahkemesinin görevli olduğu nazara alınarak davanın görev
yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, yargılamaya devam edilerek
yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun
427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple
kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle
karar verildi. 23/3/2009
—— • ——
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:
Esas
No: 2008/3130
Karar
No: 2009/5388
İncelenen
Kararın
Mahkemesi: Germencik Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
Tarihi: 13/6/2007
Numarası: Esas no: 2006/788Karar no: 2007/150
Davacı: Seray Usta
Davalı: Kazım Usta
Dava
Türü:
Boşanma
Temyiz
Eden: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
Taraflar
arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen
hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği
görüşülüp düşünüldü.
Davacı
Seray Usta vekili tarafından, 28/12/2006 tarihinde
Kazım Usta'ya karşı açılan boşanma davasının, taraf vekillerinin beyanı
doğrultusunda kabul edildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği
anlaşılmaktadır.
4721
sayılı Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesinde, en az bir yıl sürmüş
evliliklerde eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını
kabul etmesi halinde evlilik birliğinin temelinden sarsılmış sayılabileceği
öngörülmüştür. Bu halde dahi boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin bizzat tarafları dinleyerek iradelerinin serbestçe
açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile
çocuklarının durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun
bulması gerekmektedir. Hakim, tarafların ve
çocukların menfaatlerini gözönünde tutarak bu
anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin
kabulü halinde boşanmaya hükmolunur.
Taraflar
duruşmada hazır bulunup, bizzat anlaştıklarını açıklamaz veya hakim, tarafların anlaşmalarını uygun bulmaz ise,
taraflardan delilleri sorulup toplanması sonucunda evlilik birliğinin
temelinden sarsılmış olup olmadığının Türk Medeni Kanununun 184. maddesi
çerçevesinde takdiri gerekirken, davacı ve davalı asil dinlenilmeksizin
taraf vekillerinin beyanı ile yetinilerek eksik inceleme ile boşanma hükmü
kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun
427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple
kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle
karar verildi. 24/3/2009
—— • ——
Yargıtay 6. Hukuk Dairesinden:
Esas
No: 12312
Karar
No: 1668
Mahkemesi: Alanya Sulh Hukuk Mahkemesi
Esas
No: 2005-99
Karar No: 2006-862
Karar
Tarihi: 29/6/2006
Davacı: Ali Çağlar
Davalı: Aydın Şahin ve Ark.
Üçüncü
Şahıs:
Mahalli
mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı ortaklığın
giderilmesi davasına dair karar kanun yararına Cumhuriyet Savcısı
tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dört
parça taşınmazın paydaşlığının giderilmesine ilişkin davanın yapılan
yargılaması sonunda yerel mahkemece verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin
kesinleşmiş bulunan hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığı'nın
yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle
dosyadaki tüm evraklar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı
alacaklı borçlu ortağın borcu nedeniyle yaptığı takip neticesi Alanya İcra
Mahkemesinden aldığı yetkiye istinaden dava konusu 4 adet taşınmazdaki
ortaklığın giderilmesini istemiştir. HUMK'un 13.
Maddesi uyarınca gayrimenkule müteallik davalar gayrimenkulun
bulunduğu mahal mahkemesinde, gayrimenkulun
birden fazla olması halinde ise gayrimenkullerden birinin bulunduğu mahal
mahkemesinde ikame olunur. HUMK'un 13.
maddesindeki düzenleme kamu düzenine ilişkin olup kesindir ve bu konuda
yetki sözleşmesi dahi yapılamaz. Somut olayda ortaklığın giderilmesine konu
4 adet taşınmazdan 3 adedinin Ankara'da 1 adedinin ise Silifke'de olduğu
anlaşılmaktadır. Bu durumda HUMK'un 23. maddesi
gereği mahkemenin re'sen yetkisizlik kararı
vermesi gerekirken işin esasına girilerek dava konusu taşınmazların
satılarak ortaklığının giderilmesine karar verilmesi doğru olmadığından
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, Adalet Bakanlığı'nın gösterdiği lüzum
üzerine kanun yararına bozma isteğinin kabulü gerekmiştir.
SONUÇ:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının HUMK.nun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma
isteğinin açıklanan nedenle kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere
BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 3/3/2009 tarihinde
oybirliğiyle karar verildi.
—— • ——
Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:
Esas
No: 2008/11664
Karar
No: 2009/2041
Davacı
Zikrullah Şen ile davalı Nüfus Müdürlüğü
arasındaki davada Antalya 6. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve temyiz
edilmeden kesinleşmiş bulunan 21/11/2007 günlü ve
2007/270 E-2007/448 K. sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu
savıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 30/10/2008 gün ve
Hukuk-2008/211020 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması
istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Zikrullah Şen'in 18/12/1988
olan doğum tarihi 18/12/1991 olarak düzeltilmişse de, adı geçen nüfusa
27/12/1988 tarihinde kaydedilmiştir. Bir kişinin doğmadan nüfusa kaydı söz
konusu olamayacağından bu şekilde düzeltme nüfus kayıtlarında çelişki
yaratmaktadır.
Hakim, nüfus kayıtlarında düzeltme yapılmasına karar
verirken bu kayıtlar arasında çelişki yaratmamak ya da hayatın olağan
akışına ters düşecek durumlara yol açmamaya özen göstermek durumundadır.
Bu
itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının
temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.'nun
427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamakkaydıyla kanun yararına
BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 2/3/2009 gününde oybirliğiyle
karar verildi.
—— • ——
Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:
Esas
No: 2008/11665
Karar
No: 2009/2042
Davacı
Mustafa Elhatusaru'ya velayeten
babası Hasan Elhatusaru, annesi Sadet Elhatusaru ile Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada
Diyarbakır 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve temyiz edilmeden
kesinleşmiş bulunan 16/11/2007 gün, 2007/404 E.,
2007/644 K. sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla
Cumhuriyet Başsavcılığının 30/10/2008 gün ve Hukuk-2008/211022 sayılı
yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla,
dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Mustafa
Elhatusaru'nun 10/10/2000
olan doğum tarihi 10/10/2003 olarak düzeltilmişse de, adı geçen nüfusa
2/10/2003 tarihinde kaydedilmiştir. Bir kişinin doğmadan nüfusa kaydı söz
konusu olamayacağından bu şekilde düzeltme nüfus kayıtlarında çelişki
yaratmaktadır.
Hakim, nüfus kayıtlarında düzeltme yapılmasına karar
verirken bu kayıtlar arasında çelişki yaratmamak ya da hayatın olağan
akışına ters düşecek durumlara yol açmamaya özen göstermek durumundadır.
Bu
itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının
temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.'nun
427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına
BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 2/3/2009
gününde oybirliğiyle karar verildi.
—— • ——
Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:
Esas
No: 2008/11422
Karar
No: 2009/2326
Davacı
Aslı Büyükokutan ile davalı Nüfus Müdürlüğü
arasındaki davada Dalaman Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca
incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 3/10/2006 günlü ve 2006/247 E., 2006/244 K. sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı
olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23/10/2008 gün ve
Hukuk-2008/199249 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması
istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Dosyaya
getirtilen doğum tarihinin düzeltilmesi istenilen davacıya, ait doğum
tutanağından, davacının Tekirdağ Devlet Hastanesinde 27/6/1979
tarihinde doğduğu ve bu sağlık kuruluşunun 29/6/1979 gün ve bila sayılı doğum raporuna göre nüfus kütüğüne tescil
edildiği anlaşılmaktadır.
Hastane
kayıtları ve bu kayda dayanılarak düzenlenen raporun sahteliği iddia edilip
ispat edilmediğine göre ve dosyada bulunan nüfus kayıt örneğinden davacının
2/7/1979 tarihinde nüfus kütüğüne kayıt edildiği
anlaşılmakla bir kişinin doğmadan nüfus kütüğüne kayıt edilmesi söz konusu
olamayacağından bu şekilde bir düzeltme yapılamayacağının dikkate alınarak,
davanın reddi gerekirken yazılı olduğu şekilde kabulü usul ve yasaya
aykırıdır.
Bu
itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının
temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.'nun
427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına
BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 10/3/2009
gününde oybirliğiyle karar verildi.
—— • ——
Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:
Esas
No: 2008/12642
Karar
No: 2009/2690
Davacı
Rahime Alphan ile
davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada Çaldıran Asliye Hukuk Mahkemesince
verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 18/6/2008 günlü ve 2008/56-78 sayılı kararın
yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığının 27/11/2008 gün ve Hukuk-2008/238302 sayılı yazısıyla kanun
yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm
kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı
dava dilekçesinde, 1992 doğumlu olmasına karşın, daha önce doğup ölen aynı
addaki 8/6/1986 doğum tarihli kardeşinin kaydı ile
yaşamına devam ettiğini ileri sürerek, doğum tarihinin 8/6/1992 olarak
düzeltilmesini istemiş, mahkemece davacının doğum tarihi ay ve gün aynı
kalmak koşuluyla 1995 olarak düzeltilmiştir.
Davada
doğum tarihinin düzeltilmesini isteyen Rahime Alphan'ın nüfusa kayıt edilmediği, bu güne dek kendisinden
önce doğmuş olan 8/6/1986 doğum tarihli kardeşinin
ölmesine karşın kaydının düşülmediği anlaşılan aynı addaki kardeşi Rahime'nin kaydını kullandığı ileri sürüldüğüne göre;
bu istek dikkate alındığında doğum ve ölüm olaylarının nüfus kütüğüne
geçirilmesinin nüfus idaresine verilmiş idari bir görev olduğu gözetilerek
dava dilekçesinin HUMK.’nun 7. maddesinin birinci
fıkrası uyarınca görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken davaya
bakılıp yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve
yasaya aykırıdır.
Bu
itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının
temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.'nun
427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararınaBOZULMASINA
ve gereği yapılmaküzere kararın bir
örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine,
16/3/2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.
|