|
Anayasa Mahkemesi
Başkanlığından:
Esas Sayısı:
2006/53
Karar Sayısı:
2009/21
Karar Günü:
5.2.2009
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN MAHKEMELER:
1- Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Üçüncü Dairesi(Esas: 2006/53)
2- Ankara Birinci İdare Mahkemesi(Esas:
2007/27)
İTİRAZLARIN
KONUSU: 4.7.2001 günlü, 631 sayılı
Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Mali ve Sosyal Haklarında
Düzenlemeler ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 17. maddesinin Anayasa’nın
10. maddesine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Bakılmakta olan davalarda, itiraz konusu kuralın
Anayasa’ya aykırılık savının ciddi olduğu kanısına varan Mahkemeler iptali
için başvurmuşlardır.
II- İTİRAZLARIN GEREKÇELERİ
A- Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Üçüncü Dairesi’nin
başvuru kararının gerekçe
bölümü şöyledir:
“926 sayılı TSK Personel Kanunu’nun 1
inci maddesi “Bu kanun, Türk Silâhlı Kuvvetlerine mensup subaylar,
astsubaylar ile harp okulları, fakülteler, yüksek okullar ve astsubay
okullarında öğrenim yapan asker öğrencilere uygulanır. Türk Silâhlı
Kuvvetlerinde görevli diğer asker ve sivil kişiler kendi özel kanunlarına
tabidirler.” hükmünü,
Kanun’un makam tazminatını düzenleyen
değişik Ek 18 inci maddesinin a) bendi “Bu Kanuna
ekli 5 sayılı makam tazminatı cetvelinde yazılı rütbe ve görevlerde
bulunanlara hizalarında gösterilen gösterge rakamlarının memur aylıklarına
uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunan miktarda makam tazminatı
ödenir. Makam tazminatı damga vergisi hariç herhangi bir vergiye tabi
tutulmaz ve ödemelerde aylıklara ilişkin hükümler uygulanır.” hükmünü,
2914 sayılı Yükseköğretim Personel
Kanunu’nun 3 üncü maddesinin b) bendi “Doçentler,
doçent kadrosuna atandıkları tarihi izleyen aybaşından itibaren üçüncü
derecenin, ... İlk kademe aylığını alırlar.” hükmünü,
Makam Tazminatı başlıklı Ek 2 nci
maddesi “Bu Kanuna ekli Makam Tazminatı Cetvelinde yazılı kadro ve görev
unvanlarına atananlara hizalarında belirtilen gösterge rakamlarının memur
aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunan miktarda Makam
Tazminatı ödenir. Makam Tazminatı damga vergisi hariç herhangi bir vergiye
tabi tutulmaz. Makam tazminatının hak edilmesinde ve ödenmesinde aylıklara
ilişkin hükümler uygulanır. Bu tazminattan yararlananlara
ayrıca diğer kanunlarda belirtilen Yüksek Hâkimlik Tazminatı ve Makam
Tazminatı ödenmez.” hükmünü, 2955 sayılı Gülhane Askeri Tıp Akademisi
Kanunu’nun 3 üncü maddesi, Gülhane Askerî Tıp Akademisi’nin bir
yükseköğretim kurumu olduğunu; 20 nci maddesi,
doçentlik sınavının 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 24 üncü maddesine
göre yapılacağını; 25 inci maddesi, öğretim üyelerinin bu Kanun’da yazılı
hükümler dışında, kazanmış oldukları akademik unvanlarından yoksun
bırakılamayacaklarını, başka bir göreve atanmak, emekli olmak veya istifa
etmek veya müstafi sayılmak suretiyle öğretim görevinden ayrılanların,
akademik unvanlarını taşıyabileceklerini; 33.maddesi, ilgili kurumların isteği,
Akademik Kurulun kararı ve Genel Kurmay
Başkanlığı’nın uygun görmesiyle öğretim elemanlarının diğer
yükseköğretim kurumlarında geçici olarak görevlendirilebileceğini
düzenlemektedir.
Belirtilen düzenlemelerin yanı sıra
özlük hakları başlığını taşıyan 49 uncu maddesi “Gülhane Askerî Tıp Akademisinde
görevli askeri öğretim elemanlarının ve bu Akademide yüksek lisans, doktora
veya tıpta uzmanlık öğrenimi gören askerî personelin özlük haklarına
ilişkin ödemelerde, 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu hükümleri
uygulanır.
(Değişik:20/7/2000-KHK-604/22
md.) Uzmanlar hariç olmak üzere öğretim elemanları ile Yüksek Bilim Konseyinden
diğer askerî hastahanelerde, Genelkurmay
Başkanlığı, Millî Savunma Bakanlığı, Kuvvet Komutanlıkları ve Jandarma
Genel Komutanlığındaki sağlık şube müdürlüğü veya daire başkanlığı
kadrolarında görevlendirilebilen öğretim üyelerine, ayrıca, 2914 sayılı
Yüksek Öğretim Personel Kanununun 12 nci
maddesine göre üniversite ödeneği; idarî görevleri bulunanlara da, aynı
Kanunun 13 üncü maddesine göre idarî görev ödeneği ödenir.
(Değişik:20/7/2000-KHK-604/22
md.) Yukarı fıkralardaki askerî personele, 926 sayılı Türk Silâhlı
Kuvvetleri Personel Kanununda öngörülen iş güçlüğü, iş riski, temininde
güçlük zammı ve mali sorumluluk tazminatı ödenmez. Yan ödemelerden
faydalanmayan bu statüdeki personelin çeşitli ödemelerle bir ayda aldıkları
net tutarlar, bu maddede sayılmayan ve yan ödemelerden yararlanan personele
çeşitli ödemelerle bir ayda verilen net tutarlardan az ise, aynı kıt’a ve
karargâhtaki aynı rütbe ve kıdemdekiler arasında meydana gelen fark ayrıca
tazminat olarak ödenir. Meslek ve sanatlarını serbest olarak icra eden
profesör ve doçentlere döner sermayeden pay almamak kaydıyla üniversite
ödeneği ödenir.
Bu Kanunun 32 nci
maddesine göre haftalık okutulması mecburi ders yükü saati dışında, meslek
ve sanatlarını serbest olarak icra edenler dâhil Gülhane Askeri Tıp
Akademisinde görevli öğretim elemanlarına, görev unvanlarına göre
Genelkurmay Başkanlığınca belirlenecek esaslara bağlı olarak, haftada en
çok 18 saate kadar verecekleri dersler için 2914 sayılı Yükseköğretim
Personel Kanununun 11 inci maddesine uygun olarak, ek ders ücreti ödenir.”
düzenlemesini içermektedir.
Belirtilen düzenlemelerden Gülhane
Askeri Tıp Akademisi’nde öğretim elemanı olarak görevli tabip subayların
926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu hükümlerine tabi
oldukları, bununla birlikte akademik kadrolara atanma, yükselme ve bazı
özlük hakları bakımından 2955 sayılı Gülhane Tıp Akademisi Kanunu’na tabi
oldukları, ayrıca 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu’nda öngörülen
bazı ödenek ve ücretlerden yararlandırdıkları anlaşılmaktadır.
Belirtilen hususların yanı sıra söz
konusu tabip subayların bir ayda aldıkları net tutarların, aynı kıt’a ve
karargâhtaki aynı rütbe ve kıdemdekilerden daha az olmaması sağlanırken,
belirtilen ödemelerin, aynı kıt’a ve karargâhtaki aynı rütbe ve kıdemdeki
personelden daha fazla olamayacağına ilişkin bir sınırlamaya yer
verilmediği görülmektedir.
Anayasa’nın “Kanun önünde eşitlik”
başlığını taşıyan 10 uncu maddesinde: “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet,
siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım
gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya
sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün
işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek
zorundadırlar.” hükmü yer almıştır.
Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Daireler
Kurulu’nun (Esas: 2003/57; Karar: 2003/58 sayılı kararı) 631 sayılı Kanun
Hükmünde Kararname’nin 17 nci maddesindeki: “...
26.10.1963 tarihli ve 357 sayılı Askeri Hakimler
Kanunu’na tabi askeri hakim sınıfı subaylara ödenen görev tazminatı aynı
rütbe ve kıdemdeki emsali subaylardan fazla olamaz” şeklindeki düzenlemenin
Anayasa’nın 10 uncu maddesindeki “eşitlik” ilkesine, Anayasa’nın Başlangıç
bölümündeki “kuvvetler ayrımı” ilkesine, 2 nci
maddesindeki “sosyal devlet” ve “hukuk devleti” ilkelerine, 55 inci maddesindeki
eşit işe eşit ücret ilkesine, Milli Güvenlik Konseyi Anayasa Komisyonu’nun
Anayasa’nın 145 inci maddesiyle ilgili değişiklik gerekçesine aykırılığının
ciddi olduğu savıyla iptali istemine ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi
12.05.2004 tarih ve E.2003/57, K.2004/57 sayılı kararı ile (R.G, 29.7.2004;
25537 s.61, 62); “...Görev tazminatı, hakim ve savcılar için yüksek
hakimlik tazminatına, diğer kamu görevlileri için de makam tazminatına
bağlanmak suretiyle, görevle bağlantılı olarak getirilmiştir. Hâkim ve
savcılar bu görevde bulunmaları nedeniyle yüksek hâkimlik tazminatına ve bu
tazminatı almaları nedeniyle de görev tazminatına hak kazanmaktadırlar. Dava
konusu kuralla, askeri hâkim sınıfı subaylara ödenen görev tazminatının
aynı rütbe ve kademedeki emsali subaylardan fazla olamayacağı belirtilerek,
haklı bir neden olmaksızın askeri hâkim sınıfı subaylar yönünden bir
sınırlama getirilmektedir. Askeri hâkim sınıfı subaylara, diğer subaylardan
farklı tazminat ve ödenek verilmesi hâkimlik görevinin gereğidir. Görev
tazminatı, hâkimlik görevinin niteliği ve özelliği göz önünde
bulundurularak saptandığına göre rütbe, tazminatın belirlenmesinde
etkileyici olmamalıdır. Başka bir anlatımla, bu tazminat ilgililere,
belirli bir rütbede oldukları için değil, hâkim ve savcı oldukları için
verilmektedir. Görevi gereği yüksek hâkimlik tazminatı alma hakkını kazanma
bakımından diğer hâkimlerle aynı hukuksal durumda bulunan askeri hâkim
sınıfı subayların bir bölümünün, yargı hizmeti dışındaki bir hizmetle
kıyaslama yapılmak suretiyle, görev tazminatlarının sınırlandırılması
askeri hizmetin gereklerinden kaynaklanan bir nedene dayanmadığı gibi
Anayasa’nın 10 uncu maddesindeki eşitlik ilkesine de aykırıdır. 631 sayılı
KHK’nin 17 nci maddesinin “...26.10.1963 tarihli
ve 357 sayılı Askeri Hâkimler Kanununa tabi askeri hâkim sınıfı...” bölümü,
Anayasa’nın 10. ve 145. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.” yönünde
karar vermiştir.
Anayasa Mahkemesi’nin 09.04.1991,
E:1990/36, K:1991/8 sayılı kararında “...Yasa önünde eşitlik ilkesi benzer
nitelikte ve durumda olanlar arasında farklı uygulama yapılmamasını
amaçlar. Ayrı nitelik ve durumda olanların aynı kurallara bağlı tutulması
zorunluluğu yoktur...” denilmektedir.
Anayasa Mahkemesi’nin 27.04.1993,
E:1992/37, K:1993/18 sayılı kararında; “...Anayasa Mahkemesi’nin pek çok
kararında da belirtildiği gibi Anayasa’nın 10 uncu maddesi ile aynı
hukuksal durumda bulunan kişiler arasında haklı bir nedene dayanmayan
ayırım yapılmasının önlenmesi amaçlanmaktadır. Maddede yer alan eşitlik
ilkesi eylemli değil hukuksal eşitliği ifade etmektedir. Hukuksal durumları
aynı olan kişiler arasında haklı bir nedene dayanmayan ayırımları önlemeyi
amaçlayan eşitlik ilkesi, eylemli değil, hukuksal eşitliği öngörür. Kimi
yurttaşların değişik kurallara bağlı tutulmaları haklı bir nedene
dayanmakta ise eşitliğe aykırılıktan söz edilemez. Bu ilke, benzer nitelik
ve durumda olanlar arasında farklı uygulamaya engel olup tüm yurttaşların
aynı nitelik ve durumda olanların mutlaka, her yönden aynı kurallara bağlı
tutulmaları zorunluluğunu içermez. Mutlak bir kavram olmayan eşitlik,
öncelikle Anayasanın 10 uncu maddesinin birinci fıkrasında sayılan ve
benzeri nedenlerle yasa önünde ayırımı yasaklamaktadır. Bunların dışında
Anayasanın uygun bulduğu gereklerle ve ayrı durumlar için ayrı işlem ve
uygulamalar eşitlik ilkesiyle çelişmez. Haklı bir nedenle, Anayasal bir
gereğe dayanmayan, aynı durum ve nitelikler için ayrı düzenlemeler, ayrı
uygulamalar, eşitlik ilkesini zedeleyen, önlenmesi zorunlu oluşumlardır...”
denilmektedir.
Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda yer
verilen kararlarında da belirtildiği üzere; Hukuk Devletinde Yasama
Organınca yapılan kanunların ve Yasama Organının verdiği yetkiye
dayanılarak çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerin dava konusu ile
bağlantılı olarak Anayasanın eşitlik kuralına uygun olmaları zorunludur
Makam tazminatı öngörülen kadrolara atanmış, temsil
tazminatı almayan ve 375 sayılı KHK’nin 1 inci madde (A) bendi kapsamında
olan ve 7.000’den düşük gösterge rakamı üzerinden makam tazminatı alma
koşullarını sağlayan ve yaptığı görev itibarıyla bir yüksek öğretim
kurumundan öğretim üyeliği görevini yerine getiren davacı ile aynı durumda
olan 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu’na tabi öğretim üyeliği
görevinde bulunan doçentlerin alacakları görev tazminatları ile ilgili
sadece kazanılmış hak aylıkları birinci derecede olma şartı getirildiği halde, aynı hukuksal durumda bulunan
doçent unvanlı davacıya öğretim üyeliği hizmeti dışındaki bir hizmetle
(aynı rütbe ve kıdemdeki subaylar) kıyaslama yapılmak suretiyle, görev
tazminatının sınırlandırılmasının hukuken kabul edilebilir haklı bir nedene
dayanmadığı, görev tazminatının makam tazminatına bağlanmak suretiyle
görevle bağlantılı olarak getirilmesi, bir diğer ifadeyle öğretim üyeliği
görevinin niteliği göz önünde bulundurularak belirlenmesi nedeniyle,
rütbenin, tazminatın belirlenmesinde bir etkisinin olmamasının gerektiği bu
nedenle 631 sayılı KHK’nin 17 nci maddesi ile
getirilen sınırlamanın, Anayasa’nın 10 uncu maddesindeki eşitlik ilkesine
aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varılmıştır.
Yukarıda yer verilen gerekçelerle,
davacı tarafından ileri sürülen ve bu davada uygulanacak hükümler arasında
yer alan 631 sayılı KHK’nin 17 nci maddesindeki:
“27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı
Kuvvetleri Personel Kanununa tabi olup profesör ve doçent unvanına sahip
subaylardan öğretim görevlisi olarak usulüne uygun bir şekilde akademik
kariyerini kullanabilecekleri yerlere atanan (...) subaylara ödenen görev
tazminatı aynı rütbe ve kıdemdeki emsali subaylardan fazla olamaz.”
şeklindeki düzenlemenin Anayasa’nın 10 uncu maddesindeki eşitlik ilkesine
aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varıldığından Anayasa’nın 152 nci maddesinin 1 inci fıkrası ve 2949 sayılı Anayasa
Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkındaki Kanun’un 28 inci
maddesinin 2 nci fıkrası gereğince dava
dosyasından ilgili evrakın onaylı suretlerinin çıkartılarak ANAYASA
MAHKEMESİ’NE GÖNDERİLMESİNE ve bu sebeple DAVANIN GERİ BIRAKILMASINA,
16 Şubat 2006
tarihinde (…) OYÇOKLUĞU ile karar verildi.”
B- Ankara Birinci İdare Mahkemesi’nin
başvuru kararının gerekçe bölümü şöyledir:
“Prof. Tbp. Kıd. Albay olarak (…) tarihinde 1/4
derece ve 6400 ek gösterge ile Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nden emekli
olan davacı (…) vekili (…) tarafından ‘Görev tazminatının Rütbe aylıklarını
aştığından’ bahisle emekli aylıklarından kesinti yapılmasına ilişkin
işlemin iptali istemiyle Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü’ne karşı açılan davada; 631 sayılı Kanun Hükmünde
Kararname’nin 17. maddesinin
Anayasa’ya aykırı olduğu öne sürüldüğünden, uyuşmazlığın çözümünde uygulanacak
olan bu hükmün gerek Mahkememizce gerekse davacının öne sürdüğü savlar
yönünden, Anayasa’ya uygunluğunun incelenmesine geçildi.
2709 Sayılı
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 10. maddesinde; “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet,
siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla
yükümlüdür. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve
idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik incesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.”
denilmektedir. Bu yasak, birbirinin
aynı durumunda olanlara ayrı kuralların uygulanmasını, ayrıcalıklı kişi ve toplulukların yaratılmasını engellemektedir.
Aynı durumda olanlar için farklı düzenleme, eşitliğe aykırılık oluşturur.
Anayasa’nın amaçladığı eşitlik, mutlak ve eylemli eşitlik değil hukuksal eşitliktir. Aynı hukuksal durumlar
aynı, ayrı hukuksal durumlar ayrı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’nın öngördüğü eşitlik
çiğnenmiş olmaz. Başka bir anlatımla, kişisel nitelikleri ve durumları özdeş olanlar
arasında yasalara konulan kurallarla değişik uygulamalar yapılamaz.
375 Sayılı KHK’nin
1. maddesi (A) bendinde “Aylıklarını 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 926 sayılı Türk
Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu, 3466 sayılı Uzman Jandarma Kanunu, 2914
sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu ve 2802 sayılı Hakimler
ve Savcılar Kanununa göre almakta olan personele 1000 gösterge rakamı
üzerinden memuriyet taban aylığı
ödenir.” 13.07.2001 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 631
sayılı KHK’nin 11. maddesi ile 375 sayılı KHK’nin 1. maddesine
eklenen (C) bendinde “(A) bendi kapsamına
giren ve temsil tazminatı almayan personelden, 7.000’den daha düşük göstergeler
üzerinden makam veya yüksek hakimlik tazminatı
öngörülen kadrolara atanmış olanlara,
15.000 gösterge rakamını geçmemek üzere Bakanlar Kurulunca tespit edilecek gösterge rakamlarının memur aylıklarına
uygulanan katsayı ile çarpımı sonucunda bulunacak miktarda görev
tazminatı ödenir.” hükmü getirilmiş, 631 sayılı KHK’nin 17. maddesinde ise “27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı
Kuvvetleri Personel Kanununa tabi olup profesör ve doçent unvanına
sahip subaylardan öğretim görevlisi olarak usulüne uygun bir şekilde akademik kariyerini kullanabilecekleri
yerlere atanan subaylara ödenen görev tazminatı aynı rütbe ve kıdemdeki
emsali subaylardan fazla olamaz.” kuralı getirilmiştir.
631 sayılı Kanun
Hükmünde Kararname’nin 11. maddesiyle 375 sayılı Kanun Hükmünde
Kararname’nin 1. maddesine eklenen (C) bendi ile, temsil tazminatı almayan
ve 7.000’den
daha düşük göstergeler üzerinden makam veya yüksek hakimlik
tazminatı öngörülen kadrolara atanmış personele görev tazminatı ödenmesi öngörülmüştür.
Görev tazminatı,
hakim ve savcılar için yüksek hakimlik
tazminatına, diğer kamu görevlileri için de makam tazminatına bağlanmak
suretiyle, görevle bağlantılı olarak getirilmiştir. Dava konusu kuralla,
profesör ve doçent unvanına sahip öğretim görevlisi olarak usulüne uygun
bir şekilde akademik
kariyerini kullanabilecekleri yerlere atanan subaylara ödenen görev
tazminatının, aynı rütbe ve kademedeki
subaylar yönünden bir sınırlama getirilmektedir. Profesör ve doçent unvanlı öğretim görevlisi subaylara,
diğer subaylardan farklı tazminat ve ödenek verilmesi akademik
unvanlı öğretim görevlisi olmanın gereğidir. Görev tazminatı, ifa edilen
görevin niteliği ve özelliği göz önünde bulundurularak saptandığına göre
rütbe, tazminatın belirlenmesinde etkileyici
olmamalıdır.
Bu nedenle, 631 sayılı Kanun Hükmünde
Kararname’nin 17. maddesinde belirtilen “27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri
Personel Kanununa tabi olup profesör ve doçent unvanına sahip
subaylardan öğretim görevlisi olarak usulüne uygun bir şekilde akademik kariyerini kullanabilecekleri
yerlere atanan subaylara ödenen görev tazminatı aynı rütbe ve kıdemdeki emsali subaylardan fazla
olamaz.” hükmünün Anayasa’nın 10. maddesindeki “kanun önünde
eşitlik” ilkesine aykırı düşmesi nedeniyle Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi görülmüştür.
Açıklanan nedenlerle, Mahkememizce bakılmakta olan
davada uygulanması gereken 631 sayılı
Kanun Hükmünde Kararname’nin 17. maddesinde yer alan “27/7/1967
tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununa tabi
olup profesör ve doçent unvanına sahip subaylardan öğretim görevlisi olarak
usulüne uygun bir şekilde akademik kariyerini kullanabilecekleri yerlere
atanan subaylara ödenen görev tazminatı aynı rütbe ve kıdemdeki emsali subaylardan fazla olamaz.” hükmünün
Anayasa’nın 10. maddesine aykırı olduğu sonucuna ulaşıldığından, Anayasa’nın 152. ve 2949 sayılı Anayasa
Mahkemesinin Kuruluşu ve
Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 28. maddeleri uyarınca sözkonusu maddenin iptali istemiyle itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesi’ne
başvurulmasına 13.2.2007 tarihinde karar verildi.”
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Kanun Hükmünde Kararname Kuralı
4.7.2001 günlü, 631 sayılı Kanun Hükmünde
Kararname’nin, 17. maddesi şöyledir:
“27/7/1967 tarihli ve 926
sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununa tabi olup profesör ve
doçent unvanına sahip subaylardan öğretim görevlisi olarak usulüne uygun
bir şekilde akademik kariyerini kullanabilecekleri yerlere atanan (…) subaylara ödenen görev tazminatı aynı
rütbe ve kıdemdeki emsali subaylardan fazla olamaz.”
B- İlgili Kanun Hükmünde Kararname Kuralları
631 ve 375 sayılı KHK’lerin ilgili görülen
kuralları şöyledir:
a- 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 11.
maddesiyle 27.6.1989 günlü, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 1.
maddesine eklenen (C) bendinin (1) Numaralı alt bendi şöyledir:
“(A) bendi kapsamına giren ve temsil tazminatı
almayan personelden;
1- 7.000’den daha düşük göstergeler üzerinden makam
veya yüksek hakimlik tazminatı öngörülen kadrolara
atanmış olanlara, 15.000 gösterge rakamını geçmemek üzere Bakanlar
Kurulunca tespit edilecek gösterge rakamlarının memur aylıklarına uygulanan
katsayı ile çarpımı sonucunda bulunacak miktarda görev tazminatı ödenir.”
b- 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 1.
maddesinin (A) bendi şöyledir:
“Aylıklarını 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu,
926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu, 3466 sayılı Uzman
Jandarma Kanunu, 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununa göre almakta olan
personele 1000 gösterge rakamı üzerinden memuriyet taban aylığı ödenir.”
C- Dayanılan Anayasa Kuralı
Başvuru kararlarında itiraz konusu kuralın
Anayasa’nın 10. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi’nin
İçtüzüğü’nün 8. maddesi gereğince yapılan ilk inceleme toplantılarında,
dosyalarda eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine karar
verilmiştir.
V- BİRLEŞTİRME KARARI
4.7.2001 günlü, 631 sayılı Memurlar ve
Diğer kamu Görevlilerinin Mali ve Sosyal Haklarında Düzenlemeler ile Bazı
Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
Hükmünde Kararname'nin 17. maddesinin iptali istemiyle yapılan itiraz
başvurusuna ilişkin davanın, aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle 2006/53
esas sayılı dava ile BİRLEŞTİRİLMESİNE,
esasının kapatılmasına, esas incelemenin 2006/53 esas sayılı dosya
üzerinden yürütülmesine, 21.3.2007 gününde karar verilmiştir.
VI- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararları ve ekleri, işin esasına ilişkin
rapor, itiraz konusu ve ilgili görülen kurallar, dayanılan Anayasa
kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup
incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Anlam ve Kapsam
631 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 11.
maddesiyle 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 1. maddesine eklenen (C)
bendinde, temsil tazminatı almayan ve 7.000’den daha düşük göstergeler
üzerinden makam veya yüksek hakimlik tazminatı
öngörülen kadrolara atanmış olan personele görev tazminatı ödeneceği
belirtilmiştir. Görev tazminatı, kamu görevlileri için makam tazminatına
bağlanmak suretiyle, görevle bağlantılı olarak getirilmiştir.
926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel
Kanunu’na tabi profesör ve doçent unvanına sahip subaylardan öğretim
görevlisi olarak usulüne uygun bir şekilde akademik kariyerini
kullanabilecekleri yerlere atanan subaylar
bu görevde bulunmaları nedeniyle makam tazminatına ve bu tazminatı almaları
nedeniyle de görev tazminatına hak kazanmaktadırlar. İtiraz konusu kuralda,
kapsamdaki bu profesör ve doçentlere ödenen görev tazminatının aynı rütbe
ve kıdemdeki emsali subaylardan fazla olamayacağı öngörülmüştür.
B- Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
Başvuru kararlarında, görev tazminatının makam
tazminatına bağlanmak suretiyle görevle bağlantılı olarak getirildiği,
görev tazminatı alma bakımından 2914 sayılı Yükseköğretim Personel
Kanunu’na tabi diğer öğretim elemanı profesör ve doçentlerle aynı hukuksal
durumda olan Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli, madde kapsamındaki
profesör ve doçentlerin tazminatlarının öğretim üyeliği hizmeti dışında
aynı rütbe ve kıdemdeki subaylarla kıyaslama yapılarak sınırlandırılmasının
hukuken kabul edilebilir haklı bir nedeninin bulunmadığı,hukuk devletinin, hukukun üstünlüğüne
dayandığı bunun da kanun önünde eşitlik ilkesinin ana unsurlarından birini
oluşturduğu, sözkonusu profesör ve doçentlerin bu
statüleri nedeniyle aynı zamanda diğer yükseköğretim kurumlarındaki öğretim
elemanları için 2914 sayılı Yasa’da öngörülen ödenek ve mali haklardan da
yararlandıkları, görev tazminatının tamamen öğretim üyeliği görevinin
özelliği ve niteliği göz önünde bulundurularak belirlenmesi nedeniyle
askeri rütbe ve kıdemin bu tazminatın belirlenmesinde etkisinin olmaması
gerektiği, bu nedenle kuralın Anayasa’nın 10. maddesine aykırı olduğu ileri
sürülmüştür.
Anayasa’nın 10. maddesinde, herkesin, dil, ırk,
renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri
sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşit olduğu, hiçbir kişiye,
aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamayacağı, Devlet organları ve
idare makamlarının bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun
olarak hareket etmek zorunda olduğu belirtilmiştir. Bu ilke, birbirinin
aynı durumunda olanlara ayrı kuralların uygulanmasını, ayrıcalıklı kişi ve
toplulukların yaratılmasını engellemektedir. Aynı durumda olanlar için
farklı düzenleme eşitliğe aykırılık oluşturur. Anayasa’nın amaçladığı
eşitlik, mutlak ve eylemli eşitlik değil hukuksal eşitliktir. Aynı hukuksal
durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar ayrı kurallara bağlı tutulursa
Anayasa’nın öngördüğü eşitlik ilkesi ihlal edilmiş olmaz. Kişisel
nitelikleri ve durumları özdeş olanlar arasında, yasalara konulan
kurallarla değişik uygulamalar yapılamaz.
Yükseköğretim kurum ve kuruluşlarına Anayasa’nın
130., 131. ve 132. maddelerinde yer verilmiştir.
132. maddede Türk Silahlı Kuvvetlerine bağlı yükseköğretim kurumlarının
özel yasalarının hükümlerine tabi olacağı belirtilmekle birlikte, bunların
bilimsel özerkliğinin, akademik çalışmalarının ve öğretim elemanlarının
anayasal güvence altında olduğu açıktır. Yükseköğretim kurumlarındaki
öğretim elemanları, Anayasa’da kendine özgü önem ve değerde düşünülerek
düzenlenmiştir. Yükseköğretim kurumlarının Anayasa’nın 130. maddesinde
bilimsel özerkliğe sahip kamu tüzel kişileri olarak tanımlanmasıyla güdülen
amacın, çeşitli çevrelerin, yükseköğretim çalışmaları ile öğretim ve
eğitimi etki altında tutabilmeleri yolunu kapatmak ve bu faaliyetlerin
bilimsel gerekler ve gereksinmelerden başka, herhangi bir dış etkiden uzak
kalacak ortamda sürdürülmesini sağlamak olduğunda kuşku yoktur.
İtiraz konusu kuralla, 926 sayılı Yasa’ya tabi olup
profesör ve doçent unvanına sahip subaylardan öğretim görevlisi olarak
usulüne uygun bir şekilde akademik kariyerini kullanabilecekleri yerlere
atanan subaylara ödenen görev
tazminatının aynı rütbe ve kıdemdeki emsali subaylardan fazla
olamayacağı belirtilerek, öğretim üyeleri yönünden bir sınırlama
getirilmektedir. Bu subaylara diğer subaylardan farklı tazminat ve ödenek
verilmesi öğretim üyeliği görevinin gereğidir. Görev tazminatı, öğretim
üyeliği görevinin niteliği ve özelliği gözönünde
bulundurularak saptandığına göre rütbe ve kıdem, tazminatın belirlenmesinde
etkileyici olmamalıdır. Başka bir anlatımla, bu tazminat ilgililere, belirli
bir rütbe ve kıdemde oldukları için değil, usulüne uygun bir şekilde
akademik kariyerini kullanabilecekleri yerlere atanan profesör ve doçent
oldukları için verilmektedir.
Kural kapsamındaki profesör ve doçent unvanına
sahip subaylar, bu görev gereği görev tazminatı alma hakkını kazanma
bakımından diğer yükseköğretim kurumlarında görev yapan öğretim
elemanlarıyla aynı hukuksal durumdadır. Sözkonusu
profesör ve doçentlerin, öğretim üyeliği hizmeti dışındaki bir hizmetle
kıyaslama yapılmak suretiyle, görev tazminatlarının sınırlandırılması
askeri hizmetin gereklerinden kaynaklanan bir nedene de dayandırılamaz.
Açıklanan nedenle itiraz konusu kural Anayasa’nın
10. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.
VII- SONUÇ
4.7.2001 günlü, 631 sayılı Memurlar ve
Diğer Kamu Görevlilerinin Mali ve Sosyal Haklarında Düzenlemeler ile Bazı
Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 17.
maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, 5.2.2009 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
|
Üye
Sacit ADALI
|
|
|
|
|
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
Üye
Ahmet AKYALÇIN
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
|
|
|
|
|
Üye
Mustafa YILDIRIM
|
Üye
A. Necmi ÖZLER
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
|
|
|
|
|
Üye
Şevket APALAK
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
|
|
|
|
|