|
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinden:
Esas No:2007/15354
Karar
No:2008/15540
Mahkemesi:Ankara 15. İş Mahkemesi
Tarihi:27.12.2006
Numarası:1216 - 1037
Davacı:Türk Nippon Sigorta Anonim Şirketi adına Avukat Taner Güner
Davalı:Sosyal Güvenlik Kurumu
Başkanlığı
(Devredilen SSK)
adına Av. Mualla Örnek
Davacının, zararlandırıcı sigorta
olayı sonucu Kurum zararına neden olan sigortaladığı araç sürücüsünün kusuruna
karşılık gelen miktarda davalı Kuruma ödeme yapmasına karşın, aynı borç
nedeniyle tekrar icra takibi yapılarak kesinleştirilmesinin mükerrer
ödemeye neden olacağı gerekçesiyle, Ankara 30 uncu İcra Müdürlüğünün
2003/369 takip sayılı dosyasından yürütülen icra takibinin durdurulmasına,
takibe konu 539,16 YTL. borçtan sorumlu olmadığının tespitine, % 40
tan aşağı olmamak üzere İcra kötü niyet tazminatına karar verilmesini
istediği davada yapılan yargılama sonucunda; "Davanın kısmen kabulüne,
kısmen reddine; Ankara 30 uncu İcra Müdürlüğünün 2003/369 sayılı dosyasında
yapılan takibin mükerrer olduğunun, bu dosyadan dolayı davacı şirketin
539,16 YTL. borcu bulunmadığının tespitine,
takibin durdurulmasına; davanın niteliğine göre icra inkar tazminatı
istenemeyeceğinden bu tazminat talebinin reddine; kısmen ret nedeniyle
450,00 YTL. Avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
davacı tarafından yapılan 159,20 YTL. yargılama
masrafından kabul ve ret oranına göre takdiren
79, 60 YTL.'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin
davacı üzerinde bırakılmasına," ilişkin kesin olarak verilen kararın,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına temyiz edilmesi
üzerine dosya incelendikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar
tespit edildi.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 9.4.2007 tarihli yazısında;
Ankara 15 inci İş Mahkemesinin kesin olarak verilen 27.12.2006 tarih ve
2005/1216 Esas, 2006/1037 Karar sayılı hükmünde, davanın esasına ilişkin
istemin kabul edilmesine karşın, feri nitelikteki talebin reddine karar
verilmesinde davacı aleyhine yargılama masrafına hükmedilmesinin mümkün
olmadığı gerekçesiyle, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427/6 ncı maddesi uyarınca hükmün kanun yararına bozulması
istenilmiştir.
Davada
uygulama olanağı olan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72/5 inci
maddesi, "Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız
ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi
ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir
edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde kırkından
aşağı olamaz." hükmü gereğince, borçlu, hakkında yapılan icra
takibinin haksız ve kötü niyetli olması halinde takip konusu alacağın
asgari yüzde kırkı oranında tazminat alabilmektedir. Ancak, bu tazminat
asıl alacağa dâhil olmayıp, talep edilmesi borçlunun iradesine bağlı olan
feri nitelikte bir haktır. Öte yandan, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun
1 inci maddesindeki, "Görev, dava olunan şeyin değerine göre
belirtilmiş ise, görevli mahkemenin tespitinde, davanın açıldığı gündeki
değer esas tutulmak üzere, aşağıdaki maddeler hükümleri uygulanır. Faiz, icra tazminatı ve giderler görevin tespitinde hesaba
katılmaz." hükmünden de; davaya konu olan, ancak borçlunun talebi
halinde ve şartların oluşması durumunda mahkemece hükmedilmesi mümkün
bulunan icra tazminatının feri bir alacak olduğu sonucuna ulaşılmakta olup,
somut olayda; davacının, dava konusu yaptığı asıl istemin kabulüne karar
verilmesine karşın, davanın niteliği gözetilerek icra tazminatına
hükmedilmemesi sonucu davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmesi;
davanın esasına ilişkin değil, şekli açıdan bir kısmen kabul, kısmen ret
kararı olup, bu nedenle, açıklanan yasal düzenlemeler çerçevesinde davacı
aleyhine yargılama masrafına hükmedilmesinin mümkün olmadığı
gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi, usûl
ve yasaya aykırı bulunduğundan, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun
yararına bozma istemi kabul edilerek mahkeme kararının bozulması
gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan
nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın temyiz itirazlarının kabulü
ile hükmün Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427. maddesi gereğince
sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA; gereği yapılmak
üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına
gönderilmesine 1.12.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.
|