← Resmî Gazete · 12 Ağustos 2008 · Sayı 26965

YARGI BÖLÜMÜ · Yargı Kararı

Yargıtay 2. ve 13. Hukuk Dairelerine Ait Kararlar

Metin

Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü

12 Ağustos 2008 SALI

Resmî Gazete

Sayı : 26965

YARGITAY KARARLARI

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:

Esas No: 2008/3782

Karar No: 2008/8892

Mahkemesi: Sungurlu Asliye Hukuk Mahkemesi

Tarihi: 7/5/2002

Numarası: Esas no: 2001/668 Karar no: 2002/204

Davacı: İsmet Aralıoğlu

Davalı: İsmail Aralıoğlu, Öznur Aralıoğlu

Dava Türü: Velayetin Kaldırılması

Temyiz Eden: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Davacı İsmet Aralıoğlu vekili tarafından İsmail ve Öznur Aralıoğlu aleyhine açılan davada, fiilen ayrı yaşamakta olan davalıların müşterek çocukları olan İsmet ve Cansu'ya karşı anne ve baba olarak yükümlülüklerini yerine getirmedikleri ileri sürülerek velayet görevlerini ağır bir şekilde ihmal eden davalıların velayetlerinin kaldırılarak velayetin, küçüklerin dedesi olan davacıya verilmesinin istendiği, yapılan yargılama sonucunda davanın kabulü ile 3/7/1994 doğumlu Cansu ile 29/6/1996 doğumlu İsmet Aralıoğlu'nun annesi Öznur ve babası İsmail'de olan velayetlerinin kaldırılarak dedeleri İsmet Aralıoğlu'na verilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 335'inci maddesinde "ergin olmayan çocuk ana ve babasının velayeti altındadır" hükmü yer almaktadır.

Aynı Kanunun 404'üncü maddesinde de velayet altında bulunmayan küçüklerin vesayet altına alınacağı düzenlenmiştir.

Sözü edilen yasal düzenlemelere göre velayet hakkı, münhasıran anne ve babaya tanınan bir hak olup, evlat edinme hali hariç, anne ve baba dışında hiç kimseye tevdi olunamayacağından, mahkemece velayetin küçüklerin dedesi olan davacıya verilmesi şeklinde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 18/6/2008 (Çrş.)

—— • ——

Yargıtay 13. Hukuk Dairesinden:

Esas No: 2008/4346

Karar No: 2008/7975

Mahkemesi:Lüleburgaz 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

(Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)

Tarihi:25/9/2007

Numarası:2007/9-2007/319

Davacı:Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş vekili avukat Cihaner Çelik

Davalı:Emine Yürükcü

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalının ödemediği 5 adet telefon faturasından doğan toplam 218.30 YTL borcunun tahsili için Lüleburgaz 1. İcra Müdürlüğünün 2006/3726 Esas sayılı dosyasıyla yaptıkları takibe haksız itirazının iptaline, takibin devamına ve alacağın %40'ı oranında tazminata karar verilmesini istemiştir.

Davalı, davaya cevap vermemiştir.

Mahkemece, davanın kabulüne itirazın iptaline, takibin 218.30 YTL asıl alacak ve faizleri yönünden devamına, asıl alacak miktarı üzerinden %40 oranında inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş; taraflarca temyiz edilmeyerek kesinleşen hüküm Yargıtay Başsavcılığı tarafından kanun yararına temyiz edilmiştir.

4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 4822 sayılı Kanunla değişik 22. maddesinin 5. fıkrasına göre; değeri 500 YTL'nin altında bulunan uyuşmazlıklarda Tüketici Sorunları Hakem Heyetlerine başvuru zorunludur. Bu uyuşmazlıklarda heyetin vereceği kararlar tarafları bağlar. Taraflar bu kararlara karşı 15 gün içinde Tüketici Mahkemesine itiraz edebilirler. Tüketici Sorunları Hakem heyeti kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine Tüketici Mahkemesinin vereceği karar kesindir. Bu hüküm uyarınca 4077 sayılı Kanunun uygulanmasından kaynaklanan ve dava tarihi olan 2007 yılı itibariyle 792,12 YTL'den az olan uyuşmazlıklarda Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvurulmadan mahkemede dava açılamaz.

Dosyanın incelenmesinden, dava konusu asıl alacak miktarının 218.30 YTL olduğu ve davacının Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvurmayarak doğrudan Tüketici Mahkemesinde itirazın iptali davası açtığı anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece 4077 sayılı Yasanın 22/5 maddesi hükmüne göre dava açabilme şartı gerçekleşmediğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, hükmün bozulması gerekir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının HUMK'nun 427/6 maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin kabulü ile hükmün sonucuna etkili olmamak üzere BOZULMASINA, 6/6/2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.