|
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:
Esas No:
2008/3782
Karar
No: 2008/8892
Mahkemesi: Sungurlu Asliye Hukuk
Mahkemesi
Tarihi: 7/5/2002
Numarası: Esas no: 2001/668 Karar no: 2002/204
Davacı: İsmet Aralıoğlu
Davalı: İsmail Aralıoğlu,
Öznur Aralıoğlu
Dava Türü: Velayetin Kaldırılması
Temyiz Eden: Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı
Taraflar arasındaki davanın
yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına
bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp
düşünüldü.
Davacı İsmet Aralıoğlu vekili tarafından İsmail ve Öznur Aralıoğlu aleyhine
açılan davada, fiilen ayrı yaşamakta olan davalıların müşterek çocukları
olan İsmet ve Cansu'ya karşı anne ve baba olarak yükümlülüklerini yerine
getirmedikleri ileri sürülerek velayet görevlerini ağır bir şekilde ihmal
eden davalıların velayetlerinin kaldırılarak velayetin, küçüklerin dedesi olan
davacıya verilmesinin istendiği, yapılan yargılama sonucunda davanın kabulü
ile 3/7/1994 doğumlu Cansu ile 29/6/1996 doğumlu
İsmet Aralıoğlu'nun annesi Öznur
ve babası İsmail'de olan velayetlerinin kaldırılarak dedeleri İsmet Aralıoğlu'na verilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
4721 sayılı Türk Medeni
Kanununun 335'inci maddesinde "ergin olmayan çocuk ana ve babasının
velayeti altındadır" hükmü yer almaktadır.
Aynı Kanunun 404'üncü
maddesinde de velayet altında bulunmayan küçüklerin vesayet altına
alınacağı düzenlenmiştir.
Sözü edilen yasal düzenlemelere
göre velayet hakkı, münhasıran anne ve babaya tanınan bir hak olup, evlat
edinme hali hariç, anne ve baba dışında hiç kimseye tevdi
olunamayacağından, mahkemece velayetin küçüklerin dedesi olan davacıya
verilmesi şeklinde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı
kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca
etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 18/6/2008 (Çrş.)
—— • ——
Yargıtay 13. Hukuk Dairesinden:
Esas No:
2008/4346
Karar
No: 2008/7975
Mahkemesi:Lüleburgaz 2. Asliye
Hukuk Mahkemesi
(Tüketici
Mahkemesi Sıfatıyla)
Tarihi:25/9/2007
Numarası:2007/9-2007/319
Davacı:Turkcell
İletişim Hizmetleri A.Ş vekili avukat Cihaner
Çelik
Davalı:Emine
Yürükcü
Taraflar arasındaki itirazın iptali
davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı
davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına temyiz edilmesi üzerine
dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının ödemediği 5
adet telefon faturasından doğan toplam 218.30 YTL
borcunun tahsili için Lüleburgaz 1. İcra Müdürlüğünün 2006/3726 Esas sayılı
dosyasıyla yaptıkları takibe haksız itirazının iptaline, takibin devamına
ve alacağın %40'ı oranında tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davaya cevap
vermemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne
itirazın iptaline, takibin 218.30 YTL asıl alacak
ve faizleri yönünden devamına, asıl alacak miktarı üzerinden %40 oranında
inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş; taraflarca temyiz
edilmeyerek kesinleşen hüküm Yargıtay Başsavcılığı tarafından kanun
yararına temyiz edilmiştir.
4077 sayılı Tüketicinin
Korunması Hakkında Kanunun 4822 sayılı Kanunla değişik 22. maddesinin 5.
fıkrasına göre; değeri 500 YTL'nin altında
bulunan uyuşmazlıklarda Tüketici Sorunları Hakem Heyetlerine başvuru
zorunludur. Bu uyuşmazlıklarda heyetin vereceği kararlar tarafları bağlar.
Taraflar bu kararlara karşı 15 gün içinde Tüketici Mahkemesine itiraz
edebilirler. Tüketici Sorunları Hakem heyeti kararlarına karşı yapılan
itiraz üzerine Tüketici Mahkemesinin vereceği karar kesindir. Bu hüküm
uyarınca 4077 sayılı Kanunun uygulanmasından kaynaklanan ve dava tarihi
olan 2007 yılı itibariyle 792,12 YTL'den az olan
uyuşmazlıklarda Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvurulmadan mahkemede
dava açılamaz.
Dosyanın incelenmesinden, dava
konusu asıl alacak miktarının 218.30 YTL olduğu ve
davacının Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvurmayarak doğrudan Tüketici
Mahkemesinde itirazın iptali davası açtığı anlaşılmaktadır. Bu durumda
mahkemece 4077 sayılı Yasanın 22/5 maddesi hükmüne göre dava açabilme şartı
gerçekleşmediğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı
şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, hükmün bozulması
gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan
nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının HUMK'nun
427/6 maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin kabulü ile hükmün
sonucuna etkili olmamak üzere BOZULMASINA, 6/6/2008
gününde oybirliğiyle karar verildi.
|