|
Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
Esas
Sayısı: 2004/90
Karar
Sayısı: 2008/78
Karar Günü: 11.3.2008
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Ürgüp Asliye Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 6.10.1983 günlü, 2911 sayılı “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri
Kanunu”nun 11. maddesinin ikinci tümcesi ile 28. maddesinin üçüncü
fıkrasının, Anayasa’nın 2., 5., 26. ve 34.
maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Düzenleme kurulu başkanı
hazır bulunmadan yapılan
toplantı nedeniyle açılan kamu davasında itiraz konusu kuralların Anayasa’ya
aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
II- İTİRAZIN GEREKÇESİ
Başvuru kararının gerekçe bölümü
şöyledir:
“2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Hakkındaki Kanun’un
11. maddesinin 2. cümlesi ve bu
maddeye aykırılık nedeni ile müeyyide getiren 28. maddesinin 3. fıkrası,
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2. maddesinde öngörülen
Cumhuriyetin nitelikleri başlığı
altında düzenlenen “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma
ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk
Milliyetçiliğine bağlı başlangıçta belirtilen
temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir
hukuk devletidir.” hükmüne ve 5. maddesinde öngörülen, Devletin temel amaç
ve görevleri başlığı altında
düzenlenen “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü,
ülkenin bölünmezliğini,
Cumhuriyeti ve Demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve
mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti
ve adalet ilkeleri ile bağdaşmayacak
suretle sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya,
insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları
hazırlamaya çalışmaktır.” hükümlerine aykırıdır.
Şöyle ki; bu maddelerde düzenlenen Cumhuriyetin niteliği
ve devletin temel amaç ve görevleri adalet anlayışı içinde insan haklarına
saygılı kişinin temel hak ve hürriyetlerini korumaya insanın maddi ve
manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamakla
görevlendirmesine rağmen bu
maddedeki düzenleme insanın kendisini geliştirmek, fikirlerini,
düşüncelerini demokratik şekilde serbestçe
yayma, bunu kolaylaştırmak için
toplantılar düzenleme ilkesi ile bağdaşmamaktadır.
2911 sayılı Yasa’nın
11. maddesindeki düzenleme kişilerin toplantı ve gösteri yürüyüşü yapmasını
nerede ise imkânsız hale getirmektedir. Özellikle nüfus olarak küçük olan
yerleşim yerlerinde toplantı düzenlemek için ağır bürokratik
engelleri aşmak ve 11. maddedeki şartları sağlamak imkânsız hale gelmekte,
insanların toplantı ve gösteri yapma isteklerini kırmaktadır.
Yine 2911 sayılı Yasa’nın 11. maddesi
Anayasa’nın 26. maddesinde yer alan düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetini
düzenleyen maddesi ile 34. maddesinde yer alan toplantı ve gösteri yürüyüşü
düzenleme hakkına ilişkin maddesine de açıkça aykırıdır. Şöyle
ki bu maddelerde insanların
düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim ya da başka
yollarla tek başına ya da toplu
olarak açıklama ve yayma hakkına sahip oldukları, yine önceden izin
almaksızın toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahip oldukları
açıkça belirtilmesine rağmen,
insanların bu haklarını
kullanmasına ciddi şekilde sınırlama getiren bir
düzenleme yapılmış ve hakların kullanılması nerede ise imkânsız hale
getirilmiş durumdadır.
Yine Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin
11. maddesinde düzenlenen dernek kurma ve toplantı özgürlüğü hükmüne de
aykırıdır. Maddedeki düzenleme kurulu kendi üyelerinden başkan dahil en az 7
kişiyi toplantının yapıldığı yerde bulundurmakla
yükümlüdür hükmü Anayasa’nın belirtilen
maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11. maddesinde kişilere
tanınan serbestliği ciddi
şekilde kısıtlamakta çoğu zaman bunu
tamamen ortadan kaldırmaktadır.
Dosyamızda ki olayda
ya da benzer olaylarda,
düzenleme kurulunda yer almış ve toplantı gün ve saatinde toplantı yerinde
hazır bulunmuş, ancak düzenleme
kurulundan bir tanesinin
herhangi bir gerekçeyle
gelmemesi nedeniyle, yükümlülüğünü yerine getiren kişilerin de
cezalandırılması yoluna gidilmesi temel insan haklarına aykırı olduğu gibi Modern Ceza Hukukunun temel prensiplerinden
olan “her koyun kendi bacağından
asılır” ilkesi ile de hiç bağdaşmamaktadır.
2911 sayılı Yasa’nın
11. ve 28. maddeleri bu anlamda
da hiçbir etkin eylemi olmadığı
ve üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdiği halde şahısların
cezalandırılmasını öngörmektedir. Olayımızda sanıklardan Ünsal Minas dışındakilerin tamamının toplantı gün ve saatinde
hazır oldukları halde cezalandırılması amacıyla dava açılmış bulunmaktadır. Burada görevini yerine getirmeyen
tek kişi Ünsal Minas olup diğer sanıklar, sanık
Ünsal’ın eylemi nedeniyle cezalandırılmaktadır.
Tüm bu
nedenlerle itiraz başvurusunda bulunmak gerekmiştir.
SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda
açıklanan nedenlerle 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Hakkındaki
Kanun’un 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasa’nın 2, 5, 26 ve 34. üncü
maddelerine aykırı olduğundan Anayasanın 152. maddesi ve 2949 sayılı
Anayasa Mahkemesinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkındaki Kanun’un 28/1
maddesi gereğince Anayasa’ya aykırılığı nedeni ile itiraz yoluyla iptali
yoluna başvurmak suretiyle
İPTALİNİ talep etmek gerekmiştir.”
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralları
2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun
itiraz konusu kuralları da içeren 11. ve 28. maddeleri şöyledir:
1- “MADDE 11- Toplantı,
6 ncı madde hükümlerine uymak suretiyle bildirimde belirtilen
yerde yapılır. Düzenleme kurulu,
kendi üyelerinden başkan dahil en az yedi kişiyi toplantının yapıldığı yerde bulundurmakla yükümlüdür. Bu husus,
katılanların kimlikleri belirtilmek
suretiyle hükümet komiserince bir
tutanakla tespit edilir.”
2- “MADDE 28- Kanuna aykırı
toplantı veya gösteri yürüyüşleri düzenleyen veya yönetenlerle bunların hareketlerine katılanlar, fiil daha
ağır bir cezayı gerektiren ayrı bir suç teşkil etmediği takdirde bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapis ve onbin
liradan yirmibeşbin liraya kadar ağır para cezası ile
cezalandırılır.
10 uncu madde gereğince verilecek bildirimde düzenleme kurulu üyesi olarak
gösterilenlerden 9 uncu maddede belli
edilen nitelikleri taşımayanlar toplantı veya yürüyüşün yapılması halinde, bir aydan bir
yıla kadar hapis ve beşbin
liradan onbin
liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılır.
11 ve 12
inci maddelerde yazılı görevleri yerine getirmeyen düzenleme kurulu üyeleri
hakkında dokuz aydan bir yıl
altı aya kadar hapis ve onbin
liradan otuzbin
liraya kadar ağır para cezası hükmolunur.
Güvenlik kuvvetlerine veya hükümet komiserine veya
yardımcılarına veya hükümet komiseri tarafından toplantı veya yürüyüş safahatının
teknik araç ve gereçlerle tespiti için görevlendirilenlere bu görevlerini yaptıkları sırada cebir ve şiddet veya tehdit veya nüfuz ve müessir
kuvvet sarfetmek suretiyle mani olanlar hakkında,
fiilleri daha ağır bir cezayı
gerektirmediği takdirde bir yıl
altı aydan beş yıla kadar hapis
ve onbin
liradan otuzbin
liraya kadar ağır para cezası hükmolunur”.
B- Dayanılan ve İlgili Görülen Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa’nın 2.,
5., 26. ve 34. maddelerine dayanılmış, 13. ve 38. maddeleri de ilgili
görülmüştür.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi uyarınca,
Mustafa BUMİN, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU,
Ertuğrul ERSOY, Tülay
TUĞCU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Mustafa
YILDIRIM, Fazıl SAĞLAM, A. Necmi ÖZLER ve Serdar ÖZGÜLDÜR’ün katılımlarıyla 14.10.2004 gününde yapılan
ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından
işin esasının incelenmesine oybirliğiyle
karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri,
işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu Yasa kuralları, dayanılan ve
ilgili görülen Anayasa kuralları, bunların
gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri
okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- 11. Maddenin İkinci Tümcesinin İncelenmesi
Başvuru kararında itiraz konusu kuralın, insanın
kendisini geliştirmek, fikirlerini, düşüncelerini demokratik şekilde serbestçe yaymak, bunları
kolaylaştırmak için toplantı düzenleme haklarına ciddi sınırlamalar
getirdiği, nüfusu küçük olan yerlerde toplantı düzenlemeyi zahmetli bir sürece bağladığı,
bu nedenlerle kuralın Anayasa’nın
2., 5., 26. ve 34. maddelerine aykırı olduğu ileri
sürülmüştür.
2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve
Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 29. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi
yasaların, kanun hükmünde kararnamelerin ve TBMM İçtüzüğü’nün Anayasa’ya
aykırılığı konusunda ilgililer tarafından ileri sürülen gerekçelere
dayanmak zorunda değildir. İstemle bağlı
kalmak koşuluyla başka gerekçe
ile de Anayasa’ya aykırılık incelemesi yapabileceğinden,
iptali istenen kuralla ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 13. maddesi yönünden de
inceleme yapılmıştır.
2911 sayılı Yasa’nın 11. maddesinin ikinci
tümcesinde, düzenleme kurulunun, kendi üyelerinden başkan
dahil en az yedi kişiyi toplantının yapıldığı
yerde bulundurmakla yükümlü olduğu
belirtilmektedir.
Anayasa’nın 34. maddesinde “Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve
gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir. Toplantı ve gösteri yürüyüşü
hakkı ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi,
genel sağlığın ve genel ahlâkın veya başkalarının
hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve kanunla sınırlanabilir. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme
hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda
gösterilir.” hükmüne yer verilmiştir.
İtiraz konusu kuralın da yer aldığı 11. maddenin
gerekçesinde “Düzenleme kurulunun
toplantının yapıldığı yerde bulunmaları
yükümlülüğünü getirmiştir”; düzenleme kurulunun oluşumunu düzenleyen 9.
maddenin gerekçesinde ise “toplantının
düzen içinde geçmesini ve çıkabilecek
olaylarda sorumluların ve sorumluluğun tespitini sağlamak için düzenleme
kurulunun en az 7 kişiden oluşması …gerektiği”
ifade edilmiştir.
2911 sayılı Yasa’nın “Düzenleme kurulunun görev ve sorumlulukları” başlıklı 12. maddesinde düzenleme kurulunun,
toplantının sükûn ve düzenini, bildirimde
yazılı amaç dışına çıkılmamasını sağlamakla yükümlü ve sorumlu olduğu,
kurulun, bunun için gereken
önlemleri alacağı ve gerektiğinde güvenlik kuvvetlerinin yardımını
isteyeceği, alınan önlemlere rağmen bu
yükümlülüğün yerine getirilememesi halinde, kurul başkanının
hükümet komiserinden toplantının sona erdirilmesini isteyebileceği, düzenleme kurulunun sorumluluğunun,
topluluğun toplantı yerinden tamamen dağılıncaya kadar süreceği hüküm
altına alınmıştır.
2911 sayılı Yasa’nın 11. maddesi, yedi kişiden
fazla katılımın olduğu toplantı ve gösteri yürüyüşleri konusunda bir kural getirmektedir. Yediden az kişinin
düşüncelerini topluca açıklama hakları doğal olarak mevcuttur. Yedi kişiden
fazla olan toplantılarda düzen sağlamak amacıyla öngörülmüş olan kural,
Anayasa’nın 34. maddesindeki toplantı hakkını ihlal ediyor biçimde yorumlanamaz.
Diğer yandan, düzenleme kurulunun, kendi
üyelerinden başkan dahil en az yedi kişinin toplantının yapıldığı yerde bulundurulması yükümlülüğünün, 2911 sayılı Yasa’da
düzenleme kuruluna verilen görev, yetki ve sorumlulukların gereği gibi yerine getirilebilmesinin
bir sonucu olduğunda kuşku bulunmamaktadır. Bu bağlamda
kuralın, toplantının sükun ve düzen içerisinde barışçıl bir
ortamda gerçekleştirilmesini amaçlayan, hakkın özüne dokunmayan ve kamu
düzeninin korunması amacıyla getirilen bir
sınırlama niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
Bu nedenlerle itiraz konusu kural, Anayasa’nın 13.
ve 34. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Osman Alifeyyaz
PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU ile Serruh KALELİ bu görüşe katılmamışlardır.
İtiraz konusu kuralın Anayasa’nın 2., 5. ve 26. maddeleri ile ilgisi görülmemiştir.
B- 28. Maddenin Üçüncü Fıkrasının İncelenmesi
1) Sınırlama Sorunu
Anayasa’nın 152. ve 2949 sayılı Anayasa
Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 28. maddesine
göre, Anayasa Mahkemesi’ne itiraz yoluyla yapılacak başvurular,
itiraz yoluna başvuran
mahkemenin bakmakta olduğu
davada uygulayacağı yasa kuralları ile sınırlıdır. Uygulanacak yasa
kuralları, davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde
veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak
nitelikteki kurallardır.
Mahkemede bakılmakta
olan dava, 2911 sayılı Yasa’nın 11. maddesindeki yükümlülüğün yerine
getirilmemesine ilişkindir. Bu nedenle, 28. maddenin üçüncü fıkrasına
ilişkin esas incelemenin “11 ve…”
ibaresiyle sınırlı olarak
yapılmasına oybirliğiyle karar
verilmiştir.
2) Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
Başvuru kararında itiraz konusu kuralın, 2911
sayılı Yasa’nın 11. maddesindeki yükümlülüğünü yerine getiren kişilerin, bu yükümlülüğü yerine getirmeyenlerle birlikte cezalandırılmalarına neden olduğu, bu nedenle Anayasa’nın 2.,
5., 26. ve 34. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve
Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 29. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi
yasaların, kanun hükmünde kararnamelerin ve TBMM İçtüzüğü’nün Anayasa’ya
aykırılığı konusunda ilgililer tarafından ileri sürülen gerekçelere
dayanmak zorunda değildir. İstemle bağlı
kalmak koşuluyla başka gerekçe
ile de Anayasa’ya aykırılık incelemesi yapabileceğinden,
iptali istenen kuralla ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 38. maddesi yönünden de
inceleme
yapılmıştır.
2911 sayılı Yasa’nın 28. maddesinin üçüncü
fıkrasında, 11. ve 12. maddelerde yazılı görevleri yerine getirmeyen
düzenleme kurulu üyeleri hakkında dokuz aydan bir
yıl altı aya kadar hapis ve onbin
liradan otuzbin
liraya kadar ağır para cezasına hükmolunacağı öngörülmektedir.
Anayasa’nın 38. maddesinin yedinci fıkrasında “Ceza sorumluluğu şahsidir.” hükmüne
yer verilmiştir.
İtiraz konusu kuralda, “görevleri yerine getirmeyen düzenleme kurulu üyeleri hakkında”
denilerek, bu kapsama giren
kişilerden söz edilmiştir.
Öte yandan, kuralda yollama yapılan 11. maddedeki
görev, her ne kadar düzenleme kuruluna verilmiş ise de, toplantının
yapıldığı yerde üyelerin bulundurulması
için düzenleme kurulunun zorlama yapma yetkisinin olmadığı da gözetildiğinde,
11. maddedeki görevin yerine getirilmemesine ilişkin ceza sorumluluğunun,
toplu değil, kişisel nitelikte olduğu ve kuralın yalnızca toplantının
yapıldığı yerde hazır bulunmayanlar
için uygulanabileceği
anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle “11 ve…” ibaresi,
Anayasa’nın 38. maddesine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
A. Necmi ÖZLER ile Şevket APALAK farklı
gerekçeyle karara katılmışlardır.
Osman Alifeyyaz
PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU ile Serruh KALELİ bu görüşe katılmamışlardır.
İtiraz konusu kuralın Anayasa’nın 2., 5., 26. ve 34. maddeleri ile ilgisi görülmemiştir.
VI- SONUÇ
6.10.1983 günlü, 2911 sayılı
Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun, 11. maddesinin ikinci
tümcesinin ve 28. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “11 ve …” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve
itirazın REDDİNE,
Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU
ile Serruh KALELİ’nin karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 11.3.2008 gününde karar
verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
|
Üye
Sacit
ADALI
|
|
|
|
|
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
Üye
Ahmet AKYALÇIN
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
|
|
|
|
|
Üye
A. Necmi ÖZLER
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
Üye
Şevket APALAK
|
|
|
|
|
|
Üye
Serruh KALELİ
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
|
|
|
|
KARŞIOY YAZISI
2911 sayılı Yasa’nın 11. maddesinin en
az yedi kişinin katılımıyla düzenlenecek toplantı ve gösteri yürüyüşleri
konusunda kural getirdiği, yediden az kişinin düşüncelerini topluca
açıklama hakkının doğal olarak mevcut bulunduğu,
28. maddenin üçüncü fıkrasının da toplu ceza sorumluluğu öngörmediği
gerekçesiyle, kuralların Anayasa’ya aykırı olmadığı yolunda çoğunluk
görüşüne ulaşılmış ise de;
28. maddenin üçüncü
fıkrası gereğince düzenleme kurulu üyelerinden birinin
dahi hazır bulunmaması halinde
toplantı otomatik olarak yasaya aykırı hale gelmekte olup, yediden az
katılımcının ceza yaptırımıyla karşılaşmak ya da toplantıyı iptal etmek
dışında seçenekleri kalmamakta, ceza yaptırımının sadece toplantı yerine
gelmeyen düzenleme kurulu üyesi için söz konusu olduğunun kabulü halinde ise, bu
kişinin toplantıya katılmaktan vazgeçme hakkı ceza tehdidi ile ortadan
kaldırılmış olmaktadır.
Anayasa’da güvence altına alınan
şekliyle herkes için toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını
yeterince gözetmediği açık olan kuralların iptali gerektiği düşüncesiyle, karara
katılmamaktayım.
Başkanvekili
Osman
Alifeyyaz PAKSÜT
KARŞIOY GEREKÇESİ
2911 Sayılı Toplantı ve
Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 11. maddesinin ikinci tümcesinde “Düzenleme
kurulu, kendi üyelerinden başkan dahil en az yedi
kişiyi toplantının yapıldığı yerde bulundurmakla yükümlüdür. Bu husus,
katılanların kimlikleri belirtilmek suretiyle hükümet komiserince bir
tutanakla tespit edilir” 28. maddesinin üçüncü fıkrasında da 11 ve 12 nci maddelerde yazılı görevleri yerine getirmeyen
düzenleme kurulu üyeleri hakkında dokuz aydan bir yıl altı aya kadar hapis
ve onbin liradan otuzbin
liraya kadar ağır para cezası hükmolunur” denilmektedir.
Anayasa’nın 34. maddesinin ilk fıkrasında herkesin,
önceden izin almadan, silâhsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü
düzenleme hakkına sahip olduğu, ikinci fıkrasında da bu hakkın ancak, milli
güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel
ahlâkın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve
kanunla sınırlanabileceği belirtilmiştir.
Yasa’nın 11. maddesi ile düzenleme kurulunun, kendi
üyelerinden en az yedi kişiyi toplantının yapıldığı yerde bulundurmakla
yükümlü tutulması, bu sayıya ulaşamayanların toplantı yapmalarını
engellemekte olup, Anayasa’nın 34. maddesi uyarınca hakkın
sınırlandırılmasına değil ortadan kaldırılmasına yol açmaktadır.
Çoğunluk gerekçesinde belirtilen Kural’ın,
katılımın yedi kişiden fazla olduğu toplantıları kapsadığı yolundaki yorum
ise bu konuda açıklık bulunmaması nedeniyle kabul edilebilir nitelikte
değildir.
Yasa’nın 28. maddesinin üçüncü fıkrasında, “11 ve
12 nci maddelerde yazılı görevleri yerine
getirmeyen düzenleme kurulu üyeleri hakkında dokuz aydan bir yıl altı aya
kadar hapis ve onbin liradan otuzbin
liraya kadar ağır para cezası hükmolunur” denilmektedir. Buna göre 11.
madde uyarınca toplantının yapıldığı yerde hazır bulunması gereken en az
yedi kişiden gelmeyenler olması durumunda sadece bu kişilerin mi, yoksa
düzenleme kurulunun tüm üyelerinin mi ceza yaptırımıyla karşılaşacaklarının
açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Yasa’nın 28. maddesinin getiriliş amacının 11.
maddenin uygulanmasını sağlamak olduğu dikkate alındığında, bumaddede
cezalandırılması öngörülenleri, 11. maddeye göre toplantının yapıldığı
yerde bulunması gereken en az yedi kişiden gelmeyenlerle sınırlı tutup, bu
kişileri bulundurma yükümlülüğünü yerine getirmeyen düzenleme kurulunun
diğer üyelerinin bu kapsam dışında kaldığını kabul etmek olanaklı değildir.
Maddedeki ifade biçimi de farklı bir yoruma olanak vermemektedir. Bu tür kollektif bir cezalandırma yönteminin ise Anayasa’nın
38. maddesinde belirtilen cezaların şahsiliği ilkesi ile bağdaşmadığı
açıktır.
Öte yandan, Yasa’nın 28. maddesinde 11. maddede
yazılı görevleri yerine getirmeyen düzenleme kurulu üyeleri hakkında ceza
yaptırımı öngörülmesi, hazır bulunan kurul üyelerinin, yaptırımla
karşılaşmamak için toplantının iptali yoluna gidebilmelerine olanak
sağlayacaktır. Böyle bir durum gerçekleştiğinde de toplantı yapmak isteyenler
bu haklarını kullanamamış olacaklardır.
Belirtilen nedenlerle itiraz konusu kuralların
Anayasa’nın 34. maddesine aykırı olduğu ve iptali gerektiği düşüncesiyle
çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Üye
Fulya
KANTARCIOĞLU
DEĞİŞİK GEREKÇE
Anayasa’nın 26. maddesinde, herkesin düşünce ve
kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka
yollarla tek başına veya toplu
olarak açıklama ve yayma hürriyetine sahip olduğu belirtilmiş,
bu özgürlüğün sınırlama
nedenleri gösterilmiş, maddeye 4709 sayılı Yasa’yla eklenen son fıkrada da
“Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak
şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir” denilmiştir.
Anayasanın “Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme
hakkı” başlıklı 34. maddesi şöyledir:
“Herkes,
önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü
düzenleme hakkına sahiptir.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak, milli
güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve
ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve
kanunla sınırlanabilir.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının
kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir.”
Anayasa’nın 34. maddesi gereği çıkarılan 2911
sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nda toplantı ve gösteri
yürüyüşünün tanımları yapılmış, bu
kanuna tabi olmayan toplantılar
sayılmış ve bu hakkın
kullanılmasına ilişkin esas ve usuller belirlenmiştir.
2911 sayılı Yasa’nın anayasal denetimi yapılırken
öncelikle Yasa’nın kapsamı içerisinde olan toplantı ve gösterilerin
niteliğinin saptanması gerekmektedir. Yasa’da belirtilen
istisnalar dışında örneğin, Anayasa’nın 26. maddesi çerçevesinde topluca
yapılan bir basın açıklamasını da bu
Yasa’nın kapsamı içerisinde görmek mümkün değildir. Nitekim, Yargıtay
içtihatlarında 2911 sayılı Yasa’da belirtilen
usullere uyulmadan yapılanbu
tür eylemlerin anılan Yasa’ya göre suç oluşturmadığı kabul edilmektedir (8.Dairenin 6.3.2002 tarih
E.2001/9056, K.2002/2381 sayılı, 23.1.2004 tarih E.2002/12823, K.2004/323
sayılı, 17.6.2004 tarih E2003/3291, K.2004/5569 sayılı kararları). Bu
nedenle, Anayasa’nın 26. maddesinde düzenlenen “düşünceyi açıklama ve
yayma” özgürlüğünün topluca kullanılmasındaki şekil, şart ve usuller 2911
sayılı Yasa kapsamına giren bir
durum olmadığı sürece ayrı bir
yasanın konusunu oluşturması gerekir.
2911 sayılı Yasa’ya tabi
olan toplantı ve gösteri yürüyüşünün kamu düzenini bozmadan
gerçekleştirilmesi gerektiğinden Yasakoyucu, bu hakkı kullanmak isteyenlerin en az yedi
kişiden oluşan bir düzenleme
kurulu oluşturmalarını gerekli görmüş ve düzenleme kuruluna bazı yükümlülükler getirmiştir. Bu
yükümlülükler, kollektif haklardan olan “toplantı
ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı”nın niteliğinden kaynaklanmaktadır.
Düzenleme kuruluna getirilen yükümlülüklerden biri de, somut olayda da söz konusu olan ve Yasa’nın
11. maddesinde yer alan düzenleme kurulunun “kendi üyelerinden başkan dahil en az yedi
kişiyi toplantının yapıldığı yerde bulundurmak”
yükümlülüğüdür. Yasa’nın iptali istenilen 28. maddesinin üçüncü fıkrasında
da bu yükümlülüğü yerine
getirmeyen düzenleme kurulu üyeleri hakkında hapis ve para cezası yaptırımı
öngörülmüştür. Düzenleme kurulu üyelerine getirilen yükümlülük toplantının
yapılacağı yerde hazır bulunmak
olmayıp, başkan dahil en az yedi kişiyi toplantı ve gösterinin
yapılacağı yerde hazır bulundurmak
olduğundan bu durum
gerçekleşmediği sürece orada bulunmuş
olmak suçun oluşumunu etkilememektedir. Ancak, yargılamayı yapan mahkemenin
somut olayda suçun manevi unsuru açısından yapacağı değerlendirme saklıdır.
Toplantı ve gösteri yürüyüşüne iştirak edeceklerin
sayısı önceden belirlenemeyeceğine
göre, toplantı ve gösteri yürüyüşünün düzen içerisinde gerçekleştirilebilmesi, suç işleyenler olursa takibinin yapılabilmesi,
başkalarının hak ve özgürlüklerinin
korunabilmesi amacıyla Yasakoyucunun, düzenleme kurulundan başkan dahil en az yedi
kişinin toplantı ve gösteri yürüyüşünün yapılacağı yerde hazır bulunmasını gerekli gördüğü anlaşılmaktadır.
Kuşkusuz sayının daha az belirlenmesi
de mümkündür. Ancak, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının
niteliği ile Anayasa’da öngörülen sınırlama nedenleri gözetildiğinde bunun ölçüsüz bir
düzenleme olduğu söylenemez.
Yasakoyucunun suç ve ceza politikasının gereği olarak Anayasa kuralları ile ceza
hukukunun temel ilkelerini gözetmek koşuluyla hangi eylemlerin suç
sayılacağını ve bunlara
verilecek cezaları belirlemekte
takdir hakkı bulunmaktadır.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme kurulu üyelerine, başkan dahil en az yedi
kişiyi toplantının yapıldığı yerde hazır bulundurmak
yükümlülüğü getirilmesi ve buna
uyulmaması halinde yaptırım öngörülmesi de bu
çerçevede yapılmış bir
düzenlemedir. Yasa’nın 11. maddesine göre,toplantı ve gösteri yürüyüşünün yapılacağı yerde düzenleme kurulu
üyelerinden başkan dahil en az yedi kişinin bulunup
bulunmadığı hususu kimlikleri belirtilmek suretiyle hükümet komiserince bir tutanakla saptanacağından, bu saptamayla yeterli kişinin orada bulunmadığını kesin olarak öğrenmiş olan Başkan
veya üyelerin, toplantı ve gösteri yürüyüşünün yapılmamasını hükümet
komiserinden istemeleri halinde cezai sorumluluklarının olamayacağı
açıktır. Bunun aksine bir
davranış kimseden beklenilemeyeceğinden,
2911 sayılı Yasa’nın 12. ve 13. maddelerinde bu
durum toplantı ve gösteri yürüyüşünün sona erdirilmesi sebebi
olarak belirtilmemiş olsa da
evleviyetle uygulanması gerekecektir.
Bu nedenlerle itiraz konusu kurallar,Anayasa’nın 34. ve 38. maddelerine aykırı
değildir.
Çoğunluk kararına bu
gerekçe ile katılıyoruz.
|
Üye
A. Necmi ÖZLER
|
Üye
Şevket APALAK
|
KARŞIOY YAZISI
2911 sayılı Yasa’nın 11. maddesinin
ikinci tümcesinde, DÜZENLEME KURULU’nun kendi
üyelerinden başkan dahil en az 7 kişiyi toplantının yapıldığı yerde bulunduracağı, bu
görevi yerine getirmeyen KURUL ÜYELERİ hakkında 9 aydan 18 aya kadar hapis
ve onbin
liradan otuz bin liraya kadar
ağır para cezası alacağı öngörülmektedir.
Anayasa’nın 34. maddesi, herkesin sahip
olduğu toplantı hakkının tadat ettiği unsurlar ile sınırlanabileceğini söylemekte iken, itiraz konusu bu kural’da bir
sınırlama içermektedir.
Bir temel hak olduğu kuşkusuz “toplantı
hakkı” konusunda yapılacak yasal düzenleme; hakkın özüne dokunmadan Anayasa’nın
sözüne ve ruhuna uygunlukla orantılı bir
sınırlama olmalı, ancak özgürlüğü yok etmemeli, amaca ulaşmaya engel olmamalı,
kullanmayı ciddi surette güçleştirmemeli ve etkisini ortadan kaldıracak
nitelik taşımamalıdır.
Toplantı, Gösteri ve Yürüyüş Kanunu’nun
genel gerekçesi ile, yasa’nın ruhuna ve sözüne
uygun olarak bakıldığında,
düşünce hürriyetinin yayılmasını teminen buna vasıta olacak toplantının genel sınırlama
ilkeleri amacı ile örtüştüğü oranda, kamuya zarar vermemesi, suç işlemeyi
önlemesi, asayişsiz bir ortam
yaratmaması ve ahlaklı bir
düzeni de teminen yer, zaman belirlenerek görevli kurulun yetki ve sorumluluklarının
belirlendiği ifade edilmeye
çalışılmış ise de 11. maddesi kendi içinde anlam ve kapsamı itibarı ile bu
genel gerekçe ile örtüşmemektedir.
Toplantılarının küçük ya da büyüklüğü
ölçüsü düşünülmeden aslen yedi kişinin bir düzenleme kurulu oluşturması ve
toplantının kamu düzenine zarar vermeden amacına ulaşmasında en az yeterli
yetki ve sorumluların olay yerinde bulunması isteği, ölçüsüz bir sınırlama
gibi anlaşılmayabilir. Ancak küçük ölçekli toplantılarda yedi kişilik bir
düzenleme kuruluna ihtiyaç bulunulmasının düşünülmeyeceği de tabiidir.
O halde; bir yandan kendini, mesleğini,
sorunlarını geliştirmek isteyen birey ya da tüzel kişilik diğer yandan
özünde en az yedi kişi olma zorunluluğu, kalkınmakta olan yörelerde aynı iş
kolu ya da meslek grubunda bu yeter sayıda birey bulunamayabileceği,
bulunsa da toplantıya katılma zorunluluğu getirilmeyeceği de bir vakıadır.
Konusunda gelişmeye öncülük edecek
müteşebbis ruhu ve fikir yayma özgürlüğünü kısıtlayan bu haklı amaca
ulaşmak için kural düzenlemenin orantılı bir özgürlük ve zorunluluk
içerdiği söylenemez.
Anayasada 34. maddesindeki “herkes”
sözcüğü bir bireyin bile
gelişimine ve toplumsal bilgilenmeye
katkıda bulunma amaçlı ve
maddenin genel ilkesi gereğini ifade etmeye çalıştığı düşünüldüğünde,
düzenleme ile gelen sınırlama hakkın özünü ortadan kaldırma amaçlı ve
ölçüsüz ve amaçla orantısız bir
kayıtlama alanı yarattığı, insan hak ve özgürlüğünü sınırlandıran, koruyan bir işlem/eylem sayılmayacak durumu ifade eden
düzenlemenin hukuk devleti ilkesine uygun olmaması ile de Anayasa’nın 34.
ve 2. maddelerine aykırıdır.
Anılan düzenleme de yerine getirilmesi
gereken görev 7 kişiyi toplantı mahallinde bulundurmak
ve bunu yapacak olanda kurul
yani yine aynı 7 kişi olacaktır. Düzenleme’de toplantıda bulunmayanlar ceza alır demedikçe, yerine
getirilmeyen görev sorumluluğu bireysellikten
çıkıp kollektifliğe dönmektedir. Kuraldaki bu ifade biçimi
hukuk düzeninin aradığı açıklık, belirlilik
ilkeleri ile bağdaşmamaktadır.
Bu nedenler ile kural Anayasa’nın 2.
maddesine, katılmayan üyenin varlığı halinde katılanların ceza almasını
önlemek adına toplantıyı iptal katılanları cezalandırma ve toplantı
hakkının kullanımını da işlemez hale getirecek bir
alan yarattığından Anayasa’nın 34. maddesine de aykırıdır.
Bu nedenlerle çoğunluk görüşüne katılınmamıştır.
Üye
Serruh KALELİ
|