|
Anayasa Mahkemesi
Başkanlığından:
Esas
Sayısı: 2004/1
Karar
Sayısı: 2008/106
Karar
Günü: 15.5.2008
İPTAL
DAVASINI AÇAN : Anamuhalefet (Cumhuriyet Halk) Partisi TBMM Grubu adına Grup
Başkanvekilleri Kemal ANADOL ve Haluk KOÇ
İPTAL
DAVASININ KONUSU : 3.12.2003
günlü, 5005 sayılı Millî Eğitim Temel Kanununda Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun’un 1. maddesiyle 14.6.1973 günlü, 1739 sayılı Milli Eğitim
Temel Kanunu’nun 51. maddesine eklenen dördüncü fıkrasının; 2. maddesiyle
değiştirilen 55. maddesinin birinci fıkrasının Anayasa’nın 2., 5., 6., 7., 8., 11., 13., 35., 42. ve 123.
maddelerine aykırılığı savıyla iptali ve yürürlüğünün durdurulması
istemidir.
I- İPTAL
VE YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN GEREKÇESİ
Anamuhalefet Partisi (Cumhuriyet Halk Partisi) TBMM Grubu adına
Grup Başkanvekilleri Kemal ANADOL ve Haluk KOÇ tarafından verilen 9.1.2004
günlü dava dilekçesinin gerekçe bölümü şöyledir:
“…III.
ANAYASA’YA AYKIRILIK İDDİALARININ GEREKÇESİ
1) 5005 sayılı Milli
Eğitim Temel Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun (çerçeve) 1
inci maddesinin 1739 sayılı Kanunun 51 inci maddesine 4 üncü fıkra olarak
eklediği fıkranın Anayasa’ya Aykırılığı
5005
sayılı Kanunun (çerçeve) 1 inci maddesinin 1739 sayılı Kanunun 51 inci
maddesine eklediği 4 üncü fıkrada, Milli Eğitim Bakanlığına tahsisli Hazine
mülkiyetindeki taşınmazlar ile Milli Eğitim Bakanlığı kullanımında bulunan
mülkiyeti il özel idaresine veya köy tüzel kişiliğine ait taşınmazlardan
gerekli görülenlerin, mülkiyetinin Hazineye bedelsiz devrinden sonra; Milli
Eğitim Bakanlığı ile mutabık kalınarak tahsislerini kaldırmak ve satmak
üzere Maliye Bakanı yetkili kılınmıştır.
Bu düzenleme çeşitli
açılardan Anayasa’ya aykırıdır.
İl özel idaresi ve köy tüzel
kişiliği yerinden yönetim idareleridir.
Kamu tüzel kişiliğine sahip
bir yerinden yönetim idaresinin mülkiyetindeki taşınmazların devri ve
satışı ile ilgili kararların, o yerinden yönetim iradesinin yetkili
organları tarafından verilmesi gerekir. Söz konusu fıkrada ise, “gerekli
görülenler” ibaresi yer almakla birlikte, gerekli görecek olanın kim olduğu
hususu açıkça belirtilmemiştir. Bu nedenle, gerekli görecek olanın, Maliye
Bakanlığı da, yerinden yönetim idaresi de olabileceği sonucuna varılabilir.
Bu durum, söz konusu fıkradaki düzenlemeyi, bir hukuk devletinde yasalarda
olması gereken açıklık ve belirlilikten yoksun bırakmakta ve bu nedenle
Anayasa’nın 2 nci maddesine aykırı bir görünüme
sokmaktadır.
4 üncü fıkradaki
düzenlemede, “gerekli görecek” olanın, yerinden yönetim idaresinin yetkili
organları değil de, merkezî yönetim olarak düşünülmüş olması halinde, bu,
merkezi idarenin vesayeti altındaki idarenin yerine geçerek onun
yetkilerini kullanması anlamına gelecek ve Anayasa’nın 123 üncü maddesine
aykırı düşecektir. Kaldı ki Maliye Bakanı, il özel idaresi ve köy
tüzelkişiliğinin yasal vesayet makamı da değildir.
Anayasa’nın 123 üncü
maddesinin 1 inci fıkrasında idarenin, kuruluş ve görevleriyle bir bütün
olduğu ve kanunla düzenleneceği; 2 nci fıkrasında
da idarenin kuruluş ve görevlerinin, merkezden yönetim ve yerinden yönetim
esaslarına dayanacağı ifade edilmiştir.
İdarenin bütünlüğü ilkesinin
bir gereği olarak merkezî idarenin yerinden yönetim idareleri üzerinde
idarî vesayet yetkisi vardır.
Kural olarak vesayet makamı,
yerinden yönetim idaresinin yapacağı bir işlemi, yerinden yönetim
idaresinin yerine geçerek yapamaz (Bkz. E.1984/12, K. 1985/6, K.t.
01.03.1985 sayılı Anayasa Mahkemesi kararı).
İdari vesayet, merkezî
idareye tüzel kişiliğe sahip bir yerinden yönetim idaresinin özerkliğini
zedeleyecek yetkiler getiremez. (Bkz. E. 1987/22, K. 1988/19, K.t.
13.06.1988 sayılı Anayasa Mahkemesi kararı) ve merkezî idarenin, yerinden
yönetim idaresinin yönetim işlerine ve işlemlerine karışmasını haklı
göstermez.
Yerinden yönetim esası,
yerinden yönetim idaresinin tüzel kişiliğe sahip olmasını, organlarını
seçme hakkının ve bu organlara karar verme yetkisinin tanınmasını
gerektirir.
İptali
istenen 4 üncü fıkradaki düzenleme ise, il özel idarelerine ve köy tüzel
kişiliğine, mülkiyetlerindeki taşınmazın devrinin gerekli olup olmadığına
karar verme yetkisi bırakmadığı, bu yetkiyi merkezî idareye hem de yasal
vesayet makamı olmayan Maliye Bakanlığına verdiği için, hem 123 üncü
maddenin 1 inci fıkrasındaki idarî vesayet yetkisi ve 123 üncü maddenin 2 nci fıkrasındaki yerinden yönetim esasıyla uyum halinde
değildir.
Diğer yandan, eklenen 4 üncü
fıkrada yer alan ve il özel idaresinin veya köy tüzelkişisinin özel
mülkiyetinde bulunan bir taşınmazın, gerekli görülmesi halinde Hazineye
bedelsiz devredilmesini hükme bağlayan düzenleme, söz konusu tüzelkişilerin
bu taşınmazlar üzerindeki mülkiyet hakkını, Anayasa’ya aykırı bir şekilde
sınırlandırmakta; bir başka deyişle de ortadan kaldırmaktadır.
Çünkü bir taşınmazın iradesi
dışında ve bedelsiz olarak malikin elinden alınması, bu hakkı tümüyle
kullanılamaz hale getirmekte; haktan geriye hiçbir kısım bırakmamakta; bu
nedenle de özünden zedelemektedir. Halbuki bedel,
taşınmazın satışında, devrinde veya el değiştirmesinde mülkiyet hakkından
geriye kalan bir parça niteliğini taşımaktadır.
Anayasa’nın 35 inci maddesi,
mülkiyet hakkını kişi hakkı olarak kabul etmiştir. Anayasa’nın 35 inci
maddesine göre, mülkiyet hakkı kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabilir
ve mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.
Mülkiyet hakkı; bir
kimsenin, başkasının hakkına zarar vermemek ve yasaların koyduğu
sınırlamalara da uymak koşulu ile bir şey üzerinde dilediği biçimde
kullanma, ürünlerinden yararlanma, tasarruf etme (başkasına devretme,
biçimini değiştirme, harcama ve tüketme) yetkilerini içerir.
Anayasal güvence altına
alınan bu haktan, malik sıfatını taşıyan bütün gerçek ve tüzel kişiler
yararlanabilir. Bu güvence, hukuk devletinin gereğidir ve ancak kamu yararı
amacıyla, kanunla sınırlandırılabilir.
Anayasa’yla güvence altına
alınmış bir temel hakkın ortadan kaldırılamayacağı, duraksamaya yer
vermeyecek kadar açıktır. Temel hak ve özgürlüklerin kaldırılmasından
değil, sadece sınırlandırılmasından söz edilebilir ki, bu da ancak
Anayasa’nın 13 üncü maddesindeki koşulların gerçekleşmesi ile olanaklıdır.
Anayasa’nın 13 üncü
maddesinde, temel hak ve hürriyetlerle ilgili genel ve özel sınırlandırmalar
demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olamaz ve öngörüldükleri
amaç dışında kullanılamaz denilerek, sınırlandırmanın ölçüsü de
konulmuştur.
Demokratik toplum düzeninin
gereklerinden birisi de, sınırlamalarda hürriyetlerin özüne
dokunulmamasıdır. Güdülen amaç ne olursa, sınırlamalar özgürlüğün
kullanılmasını tümüyle ortadan kaldıracak düzeyde ve ağırlıkta olamaz.
(Bkz. Anayasa Mahkemesi’nin E. 1989/6, K. 1989/42, K.t. 07.11.1989 sayılı
kararı)
Kişinin sahip olduğu
dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez, temel hak ve özgürlüklerinin özüne
dokunan kısıtlamalar, nedeni ne olursa olsun, demokratik toplum düzeninin
gerekleriyle uyum içinde sayılamaz. (Bkz. Anayasa Mahkemesi’nin E. 1987/16,
K. 1988/8, K.t. 19.04.1988 sayılı kararı).
İptali istenen 4. fıkradaki
düzenleme de, hakkı özünden zedelediği için, “demokratik toplum düzeninin gerekleri”ni karşılayamamakta ve dolayısı ile mülkiyet hakkını
Anayasa’nın 35 ve 13 üncü maddelerine aykırı biçimde sınırlandırmaktadır.
5005 sayılı Kanunun 1 inci
maddesiyle 1739 sayılı Kanunun 51 inci maddesine eklenen 4 üncü fıkrada,
taşınmazlardan gerekli görülenlerin satılması için Maliye Bakanına sınırsız
yetki verilmiş; hangi nitelikleri taşıyan taşınmazların hangi hallerde
satılabileceği konusunda bir belirleme yapılmadığı gibi, ölçüt de
konulmamıştır. Bunun anlamı, bu konularda aslî düzenleme yetkisinin Maliye
Bakanına bırakıldığı ve keyfi yetki kullanımına kapının açıldığıdır. Halbuki Anayasa’nın 7 nci
maddesine göre; yürütme yetkisi ve görevi, kanunlar çerçevesinde kullanılır
ve yerine getirilir. Anayasa’da gösterilen istisnaî haller dışında,
yürütmeye, kanunla düzenlenmemiş bir alanda aslî düzenleme yetkisi
verilemez. Böyle bir yetkinin yürütmeye verilmesi, Anayasa’nın 7 ve 8 inci
maddelerine aykırı bir biçimde, yasama yetkisinin devri anlamına gelir ve
kökenini Anayasa’dan almayan böyle bir yetki, Anayasa’nın 6 ncı maddesiyle de çelişir.
Yukarıda açıklanan
nedenlerle, 5005 sayılı Kanunun 1739 sayılı Kanunun 51 inci maddesine
eklediği 4 üncü fıkra, Anayasa’nın 2 nci
maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesine; 6 ncı
maddesinde yer alan hiçbir kimsenin ve organın kaynağını Anayasa’dan
almayan bir yetki kullanamayacağı ilkesine; 7 nci
maddesinde yer alan, yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesine; 8 inci
maddesinde yer alan, yürütmenin kanunîliği ilkesine; 13 üncü maddesinde yer
alan, demokratik toplum düzeninin gereklerine; 35 inci maddesinde yer alan mülkiyet
hakkına; 123 üncü maddesinde yer alan idarenin bütünlüğü ilkesi ve yerinden
yönetim esaslarına aykırıdır. Anayasa’nın
her hangi bir hükmüne aykırı olan bir düzenlemenin, Anayasa’nın 2 nci maddesinde yer alan hukuk devleti ve 11 inci
maddesinde yer alan Anayasa’nın üstünlüğü ve bağlayıcılığı ilkeleri ile
bağdaşmayacağı da açıktır.
Anayasa’nın söz konusu
hükümlerine aykırı düşen 4 üncü fıkranın iptali gerekmektedir.
2) 5005 sayılı Milli
Eğitim Temel Kanununda Değiştirdiği Yapılması Hakkında Kanunun (çerçeve) 2 nci maddesinin değiştirdiği 1739 sayılı Kanunun 55 inci
maddesinin 1 inci fıkrasının Anayasa’ya aykırılığı
1739
sayılı Milli Eğitim Temel Kanununun 55 inci maddesinin değişiklik
yapılmadan önceki metninde Milli Eğitim Bakanlığı tarafından belirlenmeyen
hiçbir kitap ve eğitim aracının okullarda okutulamayacağı, resmî kurum ve
kuruluşların dışındaki kişi veya kuruluşlarca hazırlanacak kitap ve eğitim
araçlarından, Milli Eğitim Bakanlığınca tavsiye edilmeyenlerin öğrencilere
aldırılamayacağı şeklinde açık bir hüküm vardı.
1739 sayılı Kanununun 55
inci maddesi, değişmeden önce aynen şöyle idi:
“İlk ve ortaöğretim kurumlarında okutulacak kitaplar Milli Eğitim
Bakanlığınca tespit edilir. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından belirlenmeyen
hiçbir kitap ve eğitim aracı okullarda okutulamaz.
Resmî kurum ve kuruluşların dışındaki kişi ve
kuruluşlarca hazırlanan kitap ve eğitim araçlarından, Milli Eğitim
bakanlığınca tavsiye edilmeyenler öğrencilere aldırılamaz.
Milli Eğitim bakanlığınca hazırlanacak veya hazırlatılacak
kitap, eğitim araç ve gereçlerinin hazırlama, inceleme ve seçme işleri veya
redaksiyonu ile görevlendirilecek kimselere ve teşkil edilecek jürilerin
memur olmayan üyelerine ücret ödenir ve yarışmalarda derece alanlara ödül
verilir.
Tavsiye edilmek üzere Milli Eğitim Bakanlığına
gönderilen kitap ve eğitim araçları için gönderenden inceleme ücreti
alınır.
Milli Eğitim Bakanlığınca kişi ve kuruluşlara
incelettirilen kitap ve eğitim araçları için inceleme ücreti ödenir.
Kitap, eğitim araç ve gereçlerinin kabulü süresi,
telif hakkı ve ücretlerle ilgili esaslar; hangi kitap ve eğitim
araçlarından ne miktar inceleme ücreti alınacağı; kitapların ve eğitim
araçlarının inceleme işlemleri ile Milli Eğitim Bakanlığınca
incelettirilecek kitaplar ve eğitim araçları için ödenecek ücret miktarı,yönetmelikle tespit edilir.”
5005
sayılı Kanunun (çerçeve) 2 nci maddesi ise, 1739
sayılı Kanunun 55 inci maddesinin 1 inci fıkrasında, Milli Eğitim
Bakanlığınca yapılacak belirlemeyi sadece ders kitapları ile sınırlı tutan,
yardımcı ders kitapları ve eğitim araçları için de mevcut olan Milli Eğitim
Bakanlığınca belirlenme zorunluluğunu kaldıran bir değişiklik yapmış; bu
değişiklikte, fıkranın eski metninde bulunan “Milli Eğitim Bakanlığı
tarafından belirlenmeyen hiçbir kitap ve eğitim aracı okullarda okutulamaz”
hükmü de, madde metninden çıkarılmıştır.
5005 sayılı Kanunun 1 inci
maddesiyle değiştirilen 55 inci madde aynen şu hale gelmiştir:
“İlköğretim ve ortaöğretim kurumlarında okutulacak ders kitapları,
Millî Eğitim Bakanlığınca belirlenir.
Millî Eğitim Bakanlığınca hazırlanacak veya
hazırlatılacak kitaplar ile eğitim araç ve gereçlerini hazırlama, inceleme
ve redaksiyonunda görevlendirilenlere ücret ödenir.
Ders kitaplarına ilişkin yarışmalarda derece
alanlara verilecek ödülün ödeme, usul ve esasları ile miktarı yönetmelikle
belirlenir.
Özel kesimce hazırlanan ve okullarda ders kitabı
olarak okutulmak üzere Millî Eğitim Bakanlığına gönderilen eserler ücret
karşılığı incelenir.
Ders kitaplarının kabulü, uygunluk süresi, telif
hakkı ve ücretlerle ilgili esaslar; inceleme işlemleri ve alınacak inceleme
ücreti miktarı; Millî Eğitim Bakanlığınca incelettirilecek eserler için
ödenecek ücret miktarı; ders kitaplarının hazırlanması ve incelenmesinde
aranacak kriterler ile ders kitabı üreten yayın
evlerinde aranacak kriterler; ders kitabı dışındaki diğer kitap ve eğitim
araçlarının kullanımı ve bunlardan hangileri için inceleme ücreti alınacağı
ve ödeneceği ile ilgili esas ve usuller Millî Eğitim Bakanlığınca
çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”
Ders kitapları ve diğer
eğitim araçları; öğretim programlarının amaçlarına ulaşması için, öğretmen
ve öğrenciye yardımcı olan araçlardır.
Örgün ve
yaygın eğitim kurumlarında okutulan ders kitapları ve eğitim araçlarının
incelenmesi; “Ders Kitapları Yönetmeliği” ile “Ders Kitaplarının
Hazırlanması ve incelenmesiyle ilgili Esas ve Usuller Yönergesi”ne göre
program, gelişen eğitim teknolojisi ve öğrencinin gelişim basamakları
dikkate alınarak Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı bünyesinde yer alan
Eğitim Araştırmaları Merkezi ve Akşam Sanat Okulu tarafından yapılmaktadır.
İnceleme, hem içerik hem de
şekil bakımından yapılmaktadır. Şekil yönünden; kullanılan malzemenin
kalitesi, seviyenin gerektirdiği tekniğe uygunluğu, harf ve rakam
büyüklükleri, resim, tablo, şema ve benzerlerinin metinleri aydınlatıcı ve
tamamlayıcı olup olmadığı, kolaylıkla kullanılabilir, korunabilir ve
sağlığa uygun olup olmadığı, bibliyografya, dipnot ve benzerlerinin bulunup
bulunmadığı incelenmektedir.
İçerik yönünden ise; Millî
Eğitim Temel Kanunu’na uygunluğu, bilimselliği, kişi veya kuruluşları
yıpratıcı olup olmadığı, siyasi propaganda niteliği taşıyıp taşımadığı,
ders programlarını destekleyip desteklemediği incelenmektedir.
5005 sayılı Milli Eğitim
Temel Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 2 nci
maddesi ile değiştirilen 1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanununun 55 inci
maddesinin birinci fıkrası, ders kitapları ve diğer eğitim araçları
üzerinde yapılan incelemeyi anlamsız, Talim Terbiye Kurulu Başkanlığını da
işlevsiz kılmıştır.
Anayasa’nın 42 inci
maddesinin üçüncü fıkrası aynen şöyledir: Eğitim ve öğretim, Atatürk
ilkeleri ve inkılâpları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına
göre, devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Bu esaslara aykırı
eğitim ve öğretim yerleri açılamaz.
Devletin gözetim ve
denetimi, eğitim ve öğretimin sağlanmasının, güvenlik altında gerçekleşmesinin
temel şartıdır. Devlet, eğitim ve öğretimin yapılmasını sağlayacak,
içeriğini denetleyecek, eğitim ve öğretimin Anayasa ve Atatürk ilke ve
devrimleri doğrultusunda ve çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre
yapılmasını temin edecektir. Eğitim ve öğretim özgürlüğü, hiçbir şekilde
Anayasa’nın temel felsefesine ve ilkelerine aykırı davranmanın bahanesi
olamaz. Devlet, bu özgürlüğün kullanılmasında, Atatürk ilke ve
devrimlerine, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına uyulmasını gözetecektir. Bu
fıkra hükmünün bir amacı da, çeşitli hukuki yapıdaki kuruluşların gençler
üzerindeki olumsuz etkilerini önlemek, Atatürk ilkeleri ve devrimlerini
hedef alan açık ya da kapalı girişimleri engellemektir.
5005 sayılı Kanunun çerçeve
2 nci maddesi ile, 1739
sayılı Kanunun 55 inci maddesinin 1 inci fıkrasında yer alan ilk ve
ortaöğretim kurumlarında okutulacak kitapların Milli Eğitim Bakanlığı tarafından
tespit edileceği ilkesinin sadece ders kitapları için geçerli hale
getirilmesi, bir başka deyişle yardımcı ders kitapları ve eğitim araçları
bakımından kaldırılması; bunun yanısıra “Milli
Eğitim Bakanlığı tarafından belirlenmeyen hiçbir kitap ve eğitim aracı
okullarda okutulamaz” ilkesinin fıkra metninden çıkarılması; Milli Eğitim
Bakanlığınca belirlenmeyen kitapların ve eğitim araçlarının da okullarda
okutulabilmesine imkan hazırlamış ve yardımcı ders kitapları ile eğitim
araçları bakımından, devlet denetimi dışında ve bu nedenle Anayasa’nın 42 nci maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı bir eğitim ve
öğretim uygulamasının temellerini atmıştır.
Yardımcı ders kitaplarını ve
ders araçlarını mevcut devlet denetimi dışına çıkaran bu düzenleme ile, ne Anayasa’nın Başlangıç kısmının ikinci
paragrafında gösterilen hedeflere ulaşılabilir; ne de Devletin, Anayasanın
5 inci maddesinde kendisine verilen ödevleri, eğitim alanında
gerçekleştirmesi mümkün olabilir.
Anayasa’nın dayandığı temel
görüş ve ilkeleri belirten ve aynı zamanda metnine dahil
olan “Başlangıç” kısmının ikinci paragrafında “ Dünya milletler ailesinin
eşit haklara sahip şerefli bir üyesi olarak; Türkiye Cumhuriyetinin
ilelebet varlığı, refahı, maddi ve manevi mutluluğu ile çağdaş medeniyet
düzeyine ulaşma azmi yönünde” sürekli çaba harcanacağı vurgulanırken; “Devletin
temel amaç ve görevleri” başlığını taşıyan 5 inci maddesinde de, insanın
maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya
çalışmak, devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmıştır. Bu
ödevlerin yerine getirilmesinin ve gösterilen hedeflere ulaşılmasının yolu
da hiç kuşkusuz; Atatürk ilke ve devrimleri doğrultusunda, aklın
egemenliğine dayanan çağdaş eğitim ve öğretim ortamının oluşturulmasıdır.
Bu da ancak Devletin gözetim ve denetimiyle mümkündür.
Birtakım yardımcı ders
kitapları ve eğitim araçları aracılığı ile öğrencilere çağ dışı ve insanın
maddî ve manevî varlığının gelişmesini olumsuzca etkileyecek bilgilerin
aktarılmasını önlemenin yolu da bu tür kitap ve araçların devlet denetimi
ve gözetimi altına alınması, bir başka deyişle Milli Eğitim Bakanlığınca
tespit edilmesidir.
Bu açıklamalar, 5005 sayılı
Kanunun çerçeve 2 nci maddesinin değiştirdiği
1739 sayılı Kanunun 55 inci maddesinin 1 inci fıkrasının, yardımcı ders
kitapları ile eğitim araçlarını böyle bir devlet denetimi dışına çıkararak,
Anayasa’nın Başlangıç kısmının ikinci paragrafına ve Anayasa’nın 5 inci
maddesine de aykırı düştüğünü göstermektedir.
5005 sayılı Kanunun çerçeve
2 nci maddesi ile değiştirilen 1739 sayılı
Kanunun 55 inci maddesinin 1 inci fıkrası, Anayasa’nın çeşitli maddelerine
aykırı bir düzenleme olduğu için, Anayasa’nın 2 inci maddesindeki hukuk
devleti ve Anayasa’nın 11 inci maddesindeki Anayasa’nın üstünlüğü ve
bağlayıcılığı ilkeleriyle de bağdaşmaz.
Yukarıda
açıklanan nedenlerle, 5005 sayılı Milli Eğitim Temel Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanunun çerçeve 2 inci maddesi ile değiştirilen 1739
sayılı Milli Eğitim Temel Kanununun 55 inci maddesinin birinci fıkrası;
Anayasa’nın Başlangıç kısmının ikinci paragrafına, Anayasa’nın 2 nci maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesine, 5 inci
maddesinde yer alan Devletin temel amaç ve görevlerine, 11 inci maddesinde
yer alan Anayasa’nın bağlayıcılığı ve üstünlüğü ilkesine ve eğitim ve
öğrenim hakkı ve ödevini düzenleyen 42 nci
maddesine aykırı olup, iptali gerekir.
IV.
YÜRÜRLÜĞÜ DURDURMA İSTEMİNİN GEREKÇESİ
03.12.2003
tarih ve 5005 sayılı Milli Eğitim Temel Kanununda Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanunun; çerçeve 1 inci maddesi ile 1739 sayılı Kanunun 51 inci
maddesine 4 üncü fıkra olarak eklenen fıkranın ve çerçeve 2 nci maddesi ile değiştirilen 1739 sayılı Kanunun 55
inci maddesinin 1 inci fıkrasının uygulanması halinde, eğitim düzenimizde
giderilmesi olanaksız durum ve zararlar doğacaktır. Anayasanın çeşitli hükümlerine açıkça aykırı olan
bu hükümlerin uygulanmasından doğacak bu durum ve zararları önleyebilmek
için, söz konusu hükümlerin yürürlüklerinin durdurulması gerekmektedir.
V. SONUÇ VE
İSTEM
Yukarıda açıklanan
gerekçelerle: 3/12/2003 tarih ve 5005 sayılı Milli
Eğitim Temel Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun;
1) a) (Çerçeve) 1 inci
maddesinin 1739 sayılı Kanunun 51 inci maddesine 4 üncü fıkra olarak
eklediği fıkranın; Anayasa’nın 2, 6, 7, 8, 11, 13, 35 ve 123 üncü maddelerine,
b) Çerçeve 2 nci maddesinin değiştirdiği 1739 sayılı Kanunun 55 inci
maddesinin 1 inci fıkrasının; Anayasa’nın Başlangıç kısmının ikinci
paragrafına ve Anayasa’nın 2, 5, 11, ve 42 nci maddelerine aykırı olduğu için iptaline,
2)
Uygulanmaları halinde giderilmesi olanaksız zarar ve durumlar doğacağı
için; (çerçeve) 1 inci maddesinin 1739 sayılı Kanunun 51 inci maddesine 4
üncü fıkra olarak eklediği fıkranın ve (çerçeve) 2 nci
maddesinin değiştirdiği 1739 sayılı Kanunun 55 inci maddesinin 1 inci fıkrasının
iptal davası sonuçlanıncaya kadar yürürlüğünün durdurulmasına karar
verilmesine ilişkin istemimizi saygı ile arz ederiz.”
II- YASA
METİNLERİ
A- İptali
İstenilen Yasa Kuralları
1739 sayılı Milli Eğitim
Temel Kanunu’nun iptali istenilen kuralları da içeren 51. ve 55. maddeleri
şöyledir:
“Madde 51-
Her derece ve türdeki eğitim kurumlarına ait bina ve tesisler çevrenin ihtiyaçlarına
ve uygulanacak programların özelliklerine göre Milli Eğitim
Bakanlığınca planlanır ve yaptırılır.
Bu maksatla her yıl Milli Eğitim Bakanlığı
bütçesine gerekli ödenek konur.
Arsa temini ile okul bina ve tesislerin yapım ve
donatımında, Devletin azami imkânlarının kullanılması yanında vatandaşların
her türlü yardımlarından da yararlanılır ve yardımlar teşvik edilir ve
değerlendirilir.
Millî Eğitim Bakanlığına tahsisli
Hazine mülkiyetindeki taşınmazlar ile Millî Eğitim Bakanlığı kullanımında
bulunan mülkiyeti il özel idaresine veya köy tüzel kişiliğine ait taşınmazlardan
gerekli görülenlerin, mülkiyetinin Hazineye bedelsiz devrinden sonra; Millî
Eğitim Bakanlığı ile mutabık kalınarak tahsislerini kaldırmaya ve 1050
sayılı Muhasebei Umumiye Kanununun 24 üncü
maddesine bağlı olmaksızın satmaya Maliye Bakanı yetkilidir.
Satış bedelleri bütçeye gelir kaydedilir.
Okul/derslik yapımı, onarımı ve donatımı ile ders araç ve gereçleri
alımında kullanılmak üzere Millî Eğitim Bakanlığı bütçesine gerekli ödenek
öngörülür.”
“MADDE 55- İlköğretim ve
ortaöğretim kurumlarında okutulacak ders kitapları, Millî Eğitim
Bakanlığınca belirlenir.
Millî Eğitim Bakanlığınca hazırlanacak veya
hazırlatılacak kitaplar ile eğitim araç ve gereçlerini hazırlama, inceleme
ve redaksiyonunda görevlendirilenlere ücret ödenir.
Ders kitaplarına ilişkin yarışmalarda derece
alanlara verilecek ödülün ödeme, usul ve esasları ile miktarı yönetmelikle
belirlenir.
Özel kesimce hazırlanan ve okullarda ders kitabı
olarak okutulmak üzere Millî Eğitim Bakanlığına gönderilen eserler ücret
karşılığı incelenir.
Ders kitaplarının kabulü, uygunluk süresi, telif
hakkı ve ücretlerle ilgili esaslar; inceleme işlemleri ve alınacak inceleme
ücreti miktarı; Millî Eğitim Bakanlığınca incelettirilecek eserler için
ödenecek ücret miktarı; ders kitaplarının hazırlanması ve incelenmesinde
aranacak kriterler ile ders kitabı üreten yayın
evlerinde aranacak kriterler; ders kitabı dışındaki diğer kitap ve eğitim
araçlarının kullanımı ve bunlardan hangileri için inceleme ücreti alınacağı
ve ödeneceği ile ilgili esas ve usuller Millî Eğitim Bakanlığınca
çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”
B-
Dayanılan Anayasa Kuralları
Dava dilekçesinde,
Anayasa’nın 2., 5., 6., 7., 8., 11., 13., 35., 42.
ve 123. maddelerine dayanılmıştır.
III- İLK
İNCELEME
Anayasa
Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi uyarınca, Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Ali HÜNER, Fulya KANTARCIOĞLU, Ertuğrul
ERSOY, Tülay TUĞCU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Mustafa YILDIRIM ve Fazıl
SAĞLAM’ın katılımlarıyla 14.1.2004 günü yapılan
ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının
incelenmesine, yürürlüğü durdurma isteminin bu konudaki raporun
hazırlanmasından sonra karara bağlanmasına oybirliğiyle karar verilmiştir.
IV-
ESASIN İNCELENMESİ
Dava dilekçesi ve ekleri,
işin esasına ilişkin rapor, iptali istenilen Yasa kuralları, dayanılan
Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup
incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- 5005 Sayılı Yasa’nın 1.
Maddesiyle 1739 Sayılı Yasa’nın 51. Maddesine Eklenen Dördüncü Fıkranın İncelenmesi
1- Anlam
ve Kapsam
1739
sayılı Yasa’nın 51. maddesinin dördüncü fıkrasında, “Millî Eğitim Bakanlığına tahsisli Hazine mülkiyetindeki
taşınmazlar ile Millî Eğitim Bakanlığı kullanımında bulunan mülkiyeti il
özel idaresine veya köy tüzel kişiliğine ait taşınmazlardan gerekli
görülenlerin, mülkiyetinin Hazineye bedelsiz devrinden sonra; Millî Eğitim
Bakanlığı ile mutabık kalınarak tahsislerini kaldırmaya ve 1050 sayılı Muhasebei Umumiye Kanununun 24 üncü maddesine bağlı
olmaksızın satmaya Maliye Bakanı yetkilidir.” denilmek suretiyle Millî
Eğitim Bakanlığına tahsisli Hazine mülkiyetindeki taşınmazlar ile il özel
idaresine veya köy tüzel kişiliğine ait taşınmazların satışında Maliye
Bakanı yetkili kılınmaktadır.
5018 sayılı Kamu Mali
Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 47. maddesi gereğince kamu idareleri, kanunlarında belirtilen kamu hizmetlerini
yerine getirebilmek için mülkiyetlerindeki taşınmazlarla Devletin hüküm ve
tasarrufu altındaki yerleri, birbirlerine ve köy tüzel kişiliklerine
bedelsiz olarak tahsis edebilirler. Tahsis edilen taşınmaz, amaç dışı
kullanılamaz. Hazinenin özel mülkiyetindeki taşınmazlarla Devletin
hüküm ve tasarrufu altındaki yerleri tahsis etmeye, kamu ihtiyaçları için
gerekli olmayanların tahsisini kaldırmaya Maliye Bakanlığı, diğer
taşınmazları tahsis etmeye ve tahsisini kaldırmaya ise maliki kamu idaresi
yetkilidir.
222 sayılı İlköğretim ve
Eğitim Kanunu’nun 65. maddesindeki “Okullar
için tahsis, satın alma veya kamulaştırma yoluyla sağlanan topraklarla bu
topraklar üzerinde yapılacak bina veya tesisler, bulundukları yerlere göre
köy veya özel idareler adına tapuya tescil edilir. Bunların
ve bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılmış olan okul binaları
ile tesislerinin daimi bakım ve onarım giderleri, bulundukları yerlere göre
özel idare veya köy bütçelerinden karşılanır.” hükmü gereğince köylerde bulunan ilköğretim bina ve tesisleri köy
tüzel kişiliği adına il, ilçe ve beldelerde bulunanlar ise il özel
idareleri adına tapuya tescil edilir.
İl özel idaresi, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun 6.
maddesinin (a) bendine göre, ilk ve
orta öğretim kurumlarına arsa temin eder ve bu binaların yapım, bakım ve
onarımı ile diğer ihtiyaçlarının karşılanmasına ilişkin hizmetleri yerine
getirir, 7. maddesine göre de hizmetlerin
yürütülmesi amacıyla, taşınır ve taşınmaz malları alır, satar, kiralar,
takas eder ve bunlar üzerinde sınırlı aynî hak tesis eder.
442 sayılı Köy Kanunu’nun
13. maddesinin 15. bendinde “Köyde
maarif idarelerinin vereceği örneğe göre bir mektep yapmak” köyün görev
ve yetkilerinden sayılmıştır.
İptali istenilen kuralın
kapsamına, Millî Eğitim Bakanlığı kullanımında bulunan Hazine adına kayıtlı
taşınmazlar, mülkiyeti il özel idaresine veya köy tüzel kişiliğine ait il
özel idarelerinin kendi imkânları ile yaptırdıkları okullar ile Millî
Eğitim Bakanlığı tarafından yaptırılan, Yasa gereği özel idareler ve köy
adına kayıtlı okul olarak kullanılan taşınmazlar girmektedir. Kuralla,
Maliye Bakanı 1050 sayılı Muhasebei Umumiye Kanununun 24. maddesine bağlı
olmaksızın anılan taşınmazları satışta yetkili kılınmaktadır.
1050 sayılı Yasa 24.12.2003
günlü, 25326 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 10.12.2003 günlü, 5018
sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 81. maddesi gereği
yürürlükten kaldırılmıştır. 5018 sayılı Yasa’nın
geçici 9. maddesine göre diğer kanunlarla 1050 sayılı Muhasebei Umumiye Kanununa yapılan atıflar, 5018
sayılı Yasa’ya yapılmış sayılmaktadır.
5018 sayılı Yasa’nın 46.
maddesinde “Genel bütçe kapsamındaki
kamu idarelerinin her türlü taşınır ve taşınmazlarının satışına Maliye
Bakanlığı yetkilidir. Satış bedelleri genel bütçeye gelir kaydedilir. Diğer
kamu idarelerine ait taşınır ve taşınmazların elden çıkarılması özel kanunlarında
belirtilen yetkili organlarının kararıyla mümkündür. Merkezî yönetim
kapsamındaki kamu idarelerinin taşınmazlarından değeri her yıl merkezî
yönetim bütçe kanununda belirtilen sınırın üzerinde olanlar, Bakanlar
Kurulu kararıyla satılır.” denilerek genel bütçe
kapsamındaki kamu kurumlarının taşınmazlarının satışında yetkili olanlar
belirlenmiştir.
2-
Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
Dava dilekçesinde kuralın,
il özel idareleri ve köy tüzel kişiliğine ait taşınmazların yetkili
organlarının kararına bağlı olarak satış ve devrinin yapılması gerektiği
halde, “gerekli görülenler”
ibaresiyle gerekli görecek olanın kim olduğunun açıkça belirtilmemesinin,
hukuk devletinde yasalarda olması gereken belirlilik ve açıklığa aykırı
olarak düzenlemeyi Maliye Bakanı ya da yerinden yönetim idaresi şeklinde
yoruma elverişli kılması nedeniyle Anayasa’nın 2. maddesine; gerekli
görenin merkezi idare şeklinde yorumlanabilmesi nedeniyle de, merkezi
idarenin vesayeti altındaki idarenin yerine geçerek onun yetkilerini
kullanmasını olanaklı kılacağından Anayasa’nın 123. maddesine;
taşınmazların iradesi dışında ve bedelsiz olarak malikinin elinden alınarak
Hazineye devir olanağı vereceğinden Anayasa’nın 35. ve 13. maddelerine;
Maliye Bakanına taşınmazların satışında verilen yetkinin sınırlarının belli
olmaması nedeniyle de Anayasa’nın 6., 7., 8. ve
11. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2949 sayılı Anayasa
Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 29. maddesine
göre Anayasa Mahkemesi, kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin ve Türkiye
Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Anayasa’ya aykırılığı konusunda ilgililer
tarafından ileri sürülen gerekçelere dayanmaya mecbur değildir, taleple
bağlı kalmak kaydıyla başka gerekçe ile de Anayasa’ya aykırılık kararı
verebilir. Bu nedenle kural, Anayasa’nın 127. maddesi yönünden de
incelenmiştir.
1739
sayılı Yasa’nın 51. maddesinin dördüncü fıkrası, Millî Eğitim Bakanlığı
kullanımında bulunan mülkiyeti il özel idaresine veya köy tüzel kişiliğine
ait taşınmazlardan gerekli görülenlerin mülkiyetinin Hazineye bedelsiz
devrinden sonra; Millî Eğitim Bakanlığı ile mutabık kalınarak tahsislerini
kaldırma ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 46.
maddesine bağlı olmaksızın satışı konusunda Maliye Bakanını yetkili
kılmaktadır.
Anayasa’nın 123. maddesinde,
idarenin kuruluş ve görevleriyle bir bütün olduğu ve kanunla düzenleneceği
öngörüldükten sonra idarenin kuruluş ve görevlerinin, merkezden yönetim ve
yerinden yönetim esaslarına dayandığı hükme bağlanarak, kamu tüzel
kişiliğinin, ancak kanunla veya kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanılarak
kurulacağı belirtilmiştir. İdarenin kuruluş ve görevleriyle bir bütün
olduğu ilkesiyle, idarenin yerine getirdiği çeşitli görevlerle bu görevleri
yerine getiren kurumlar arasında birlik sağlanması ve idari yapı içinde yer
alan kurumların bir bütünlük içerisinde çalışması öngörülmüştür.
İdarenin bütünlüğü, tekil
devlet modelinin yönetim alanındaki temel ilkesidir. Bu ilke, idari işlev
gören ayrı hukuksal statülere bağlı değişik kuruluşların bir bütün
oluşturduğunu anlatmaktadır.
Anayasa’da yerel yönetimlere
idari ve mali özerklik tanınmış olmasına karşın,merkezi yönetime, yerinden yönetim
kuruluşlarını denetleme yetkisi verilmiş ve bu yetkiidari vesayet olarak
somutlaştırılmıştır.
Anayasa’nın 127. maddesinin
beşinci fıkrasına göre idari vesayet; merkezî idarenin, mahallî idareler
üzerinde, mahallî hizmetlerin idarenin bütünlüğü ilkesine uygun şekilde
yürütülmesi, kamu görevlerinde birliğin sağlanması, toplum yararının
korunması ve mahallî ihtiyaçların gereği gibi karşılanması amacıyla,
kanunda belirtilen esas ve usuller dairesinde sahip olduğu yetkidir. Belirtilen
yetki, hukuka uygunluk denetiminin yanında yerindelik denetimini içerir şekilde
düzenlenebilir. Vesayet makamınca, işlemler üzerinde iptal, onama,
erteleme, izin, tekrar görüşülmesini isteme, düzeltme gibi çeşitli
denetim usulleri uygulanmaktadır.
Anayasa’nın 127. maddesine
koşut olarak 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun 3. maddesinin (a)
bendinde, il özel idareleri, il halkının mahalli müşterek nitelikteki
ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan ve karar organı seçmenler tarafından
seçilerek oluşturulan, idari ve mali özerkliğe sahip kamu tüzel kişisi
olarak tanımlanmıştır.
Anayasa’da merkezi yönetim –
yerel yönetim ayrımının yapılması, yerel yönetimlerin organlarının seçimle
göreve gelmesinin öngörülmesi, seçimlerinin süreli olması, kararlarını kendi
organları eliyle alması ve uygulatması, kendilerine özgü bütçelerinin
bulunması gibi yetki ve ayrıcalıklar tanınmış olması, bu idarelerin
özerkliklerinin somutlaşmış halidir. Nitekim Anayasa Mahkemesi’nin çeşitli
kararlarında da, Anayasa’nın 127. maddesi uyarınca yerel yönetimlerin idari
ve mali özerkliklerinin bulunduğu vurgulanmıştır.
İl özel idaresi ve köyün,
idari ve mali özerkliğe sahip kamu tüzel kişiliği oldukları kuşkusuzdur.
İdari özerklik icrai karar alma yetkisini de
içermektedir. Merkezi idarenin bu kuruluşlar üzerindeki vesayet yetkisi
yerindelik ve hukukilik denetimleriyle sınırlı olup vesayet, yerinden
yönetim kuruluşları yerine geçerek icrai karar
alma yetkisini içermez.
Kuralın kapsamına il özel
idareleri ve köy tüzel kişilerinin kendi imkânları ile yaptırdıkları
okullar ile Millî Eğitim Bakanlığının yaptırdığı ancak Yasa gereği özel
idareler ve köy adına kayıtlı bulunan okul olarak kullanılan taşınmazlar
girmektedir. İl özel idaresinin herhangi bir kararına bağlı olmaksızın Yasa
kapsamındaki taşınmazlarının satışı için Hazineye bedelsiz devrinin
öngörülmesi, mahalli idarelerin özerkliği ile bağdaşmamaktadır.
Bu nedenlerle 1739 sayılı
Yasa’nın 51. maddesinin dördüncü fıkrasının “…ile Millî Eğitim Bakanlığı kullanımında bulunan mülkiyeti il özel
idaresine veya köy tüzel kişiliğine ait taşınmazlardan gerekli
görülenlerin, mülkiyetinin Hazineye bedelsiz devrinden sonra;…” bölümü
Anayasa’nın 127. maddesine aykırıdır, iptali gerekir.
Haşim KILIÇ ve Serdar
ÖZGÜLDÜR bu görüşe katılmamışlardır.
Anılan bölüm Anayasa’nın
127. maddesine aykırı görülerek iptal edilmiş olduğundan Anayasa’nın 2. ve
11. maddeleri yönünden incelenmesine gerek görülmemiştir.
Millî Eğitim Bakanlığına
tahsisli Hazine mülkiyetindeki taşınmazlardan gerekli görülenlerin Millî
Eğitim Bakanlığı ile mutabık kalınarak tahsislerini kaldırma ve satma
konusunda Maliye Bakanına verilen yetki genel bütçe kapsamındaki idarelerin
sahip oldukları taşınmazlara ilişkindir. 1739 sayılı
Yasa’nın 51. maddesinin son fıkrası gereğince okul/derslik yapımı, onarımı
ve donatımı ile ders araç ve gereçleri alımında kullanılmak üzere Millî
Eğitim Bakanlığı bütçesine gerekli ödenek sağlanması için satılacak
taşınmazların tespitinin ise kuraldaki “Millî
Eğitim Bakanlığı ile mutabık kalınarak” ibaresinden Millî Eğitim Bakanlığı
yetkilileri ile Maliye Bakanı tarafından birlikte yapılacağı
anlaşılmaktadır. Anayasa, 430 sayılı Tevhid-i
Tedrisat Kanunu ve 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’na göre kalkınma
plan ve programları doğrultusunda milli eğitim hizmetlerini yürütmek Milli
Eğitim Bakanlığının görevi olup, tahsisinin kaldırılması ya da satışına
karar verilmesi gerekli olan taşınmazların belirlenmesinde Millî Eğitim
Bakanlığının mutabakatının aranması belirtilen görev kapsamında
bulunduğundan kuralın sınırlarının belirsizliğinden söz edilemez.
Açıklanan nedenlerle “Millî Eğitim Bakanlığına tahsisli
Hazine mülkiyetindeki taşınmazlar … Millî Eğitim
Bakanlığı ile mutabık kalınarak tahsislerini kaldırmaya ve 1050 sayılı Muhasebei Umumiye Kanununun 24 üncü maddesine bağlı
olmaksızın satmaya Maliye Bakanı yetkilidir.” bölümü Anayasa’nın 2.
maddesine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
A. Necmi
ÖZLER ve Serdar ÖZGÜLDÜR bu görüşe katılmamışlardır.
Kuralın Anayasa’nın 6., 7., 8., 13. ve
35. maddeleri ile ilgisi görülmemiştir.
B-Yasa’nın 2. Maddesiyle 1739 Sayılı Yasa’nın
Değiştirilen 55. Maddesinin Birinci Fıkrasının İncelenmesi
Dava
dilekçesinde 5005 sayılı Yasa’nın 2. maddesiyle değiştirilmesinden önce 55.
maddedeki “Milli Eğitim Bakanlığı
tarafından belirlenmeyen hiçbir kitap ve eğitim aracı okullarda
okutulamaz.” hükmünün yeni düzenlemede yer almamasının Milli Eğitim
Bakanlığının belirlemediği kitapların okullarda okutulmasına zemin
hazırladığı, Devletin denetimi dışında Anayasa’nın 42. maddesine aykırı
eğitim ve öğretim uygulamasının temellerinin atıldığı, kuralın bu nedenle
Anayasa’nın 42. maddesine; Devletin eğitim alanında gerçekleştirmesi
gereken amaçlara aykırı olması sebebiyle Anayasa’nın 5. maddesine;
Anayasa’nın dayandığı temel görüş ve ilkeleri belirten Başlangıç Bölümünün
ikinci paragrafı ile Anayasa’nın
2. ve 11. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Yasa’nın 2. maddesiyle
değişik 1739 sayılı Yasa’nın 55. maddesinin birinci fıkrasında “İlköğretim ve ortaöğretim kurumlarında
okutulacak ders kitapları, Millî Eğitim Bakanlığınca belirlenir.”
denilerek ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarında okutulacak yardımcı ders
kitapları ve eğitim araçlarının Millî Eğitim Bakanlığınca belirlenmesi
uygulamasına son verilmiş, sadece ders kitapları yönünden Bakanlık yetkili
kılınmıştır.
Anayasa’nın “Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi”
başlıklı 42. maddesinde, eğitim ve öğretim hakkının genelliği ilkesi kapsamında
ikinci fıkrada öğrenim hakkının yasayla saptanacağı ve düzenleneceği;
eğitim esaslarının belirlendiği üçüncü fıkrada, eğitim ve öğretimin Atatürk
ilkeleri ve inkılâpları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına
göre, Devletin gözetim ve denetimi altında yapılacağı, bu esaslara aykırı
eğitim ve öğretim yerleri açılamayacağı, dördüncü fıkrada eğitim ve öğretim
hürriyetinin Anayasaya sadakat borcunu ortadan kaldıramayacağı belirtilmiştir.
Anayasa’nın
42. maddesinin anılan hükümlerinin gerekçesinde de, öğrenim hakkının genel
ve sosyal bir hak olarak nitelendirildiği, bu hakkın temel gerçekleşme
yerinin ilköğretim olması nedeniyle zorunlu kılındığı, öğrenim ve
öğretimin, fert bakımından hak olarak tanınırken devlet bakımından başta
gelen ödevlerden sayıldığı, Devletin eğitim ve öğretimin yapılmasını
sağlarken muhtevasını da denetleyeceği, bu denetimin çerçevesinin eğitim ve
öğretime katılanların tümünün Anayasaya sadakatini temin etmek olduğu,
eğitim ve öğretim özgürlüğünün hiçbir şekilde Anayasanın temel felsefesine
ve ilkesine aykırı davranmanın bahanesi olamayacağı, Devletin bu özgürlüğün
kullanılmasında Atatürk ilkelerine, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına uyulmasını
gözeteceği ifade edilmiştir.
İnsan Hakları Evrensel
Bildirgesinin 26. maddesinde, “…Eğitim,
insan şahsiyetinin tam gelişmesini ve insan haklarıyla ana hürriyetlerine
saygının kuvvetlenmesini hedef almalıdır” denilmiştir. Ekonomik,
Sosyal, kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesinin 13.,
İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesine Ek 1. Protokolün 2., Avrupa Sosyal
Şartının 9. ve 10. maddelerinde de eğitim hakkı ve kapsamıyla ilgili
düzenlemeler yer almaktadır.
Anayasa’nın 42. maddesinde,
eğitim ve öğretimin Atatürk ilkeleri ve inkılâpları doğrultusunda, çağdaş
bilim ve eğitim esaslarına göre, devletin gözetim ve denetimi altında
yapılması öngörülmüştür. Eğitim, kişiyi aklı, duyguları ve davranışlarıyla
bir bütün olarak ele alan bir oluşturma ve yönlendirme süreci; öğretim ise
öğrenmenin gerçekleşmesi ve bireyde istenen davranışların gelişmesi için
uygulanan süreçlerin tümüdür. Çağdaş eğitim ve öğretim, ders kitapları yanında
yardımcı kitaplar, görsel ya da işitsel teknolojik araç gereçler gibi bütün
öğrenme araçlarının kullanılmasını da zorunlu kılmaktadır.
İptali istenilen kuralda
sadece ilk ve orta öğretim kurumlarında okutulacak ders kitaplarının Millî
Eğitim Bakanlığınca belirlenmesi esası kabul edilmiştir. Eğitim ve öğretim
kamusal yükümlülükler alanında olması sebebiyle, ders kitapları dışında
yardımcı kitapların da Atatürk ilkelerine, çağdaş bilim ve eğitim
esaslarına uygun olup olmadığının Devletin gözetim ve denetimi altında
bulunması gerekir. Böylece Devletin birliğini ve bütünlüğünü bozucu
faaliyetlerin, Anayasanın felsefesi dışına çıkan teşebbüslerin eğitim
kurumlarında gelişmesi önlenebilir.
Açıklanan nedenlerle Millî
Eğitim Bakanlığına okullarda okutulacak eğitim araçlarından sadece ders
kitapları açısından belirleme yetkisi veren kural Anayasa’nın 42. maddesine
aykırıdır. İptali gerekir.
Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, A. Necmi ÖZLER
ve Serdar ÖZGÜLDÜR bu görüşe katılmamışlardır.
Kural Anayasa’nın 42.
maddesine aykırı görülerek iptal edildiğinden Anayasa’nın Başlangıcı, 2., 5. ve 11. maddeleri yönünden incelenmemiştir.
V-
YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
3.12.2003 günlü, 5005 sayılı
Millî Eğitim temel Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un;
A- 1. maddesiyle 14.6.1973
günlü, 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu’nun 51. maddesine eklenen
dördüncü fıkranın;
1- “…ile Millî Eğitim Bakanlığı kullanımında bulunan mülkiyeti il özel
idaresine veya köy tüzel kişiliğine ait taşınmazlardan gerekli
görülenlerin, mülkiyetinin Hazineye bedelsiz devrinden sonra;…” bölümü, 15.5.2008 günlü, E.2004/1, K. 2008/106
sayılı kararla iptal edildiğinden, bu bölümün uygulanmasından doğacak
sonradan giderilmesi güç veya olanaksız durum ve zararların önlenmesi ve
iptal kararının sonuçsuz kalmaması için kararın Resmî Gazete’de yayımlanacağı
güne kadar YÜRÜRLÜĞÜNÜN DURDURULMASINA,
2- Kalan bölümüne yönelik
iptal istemi, 15.5.2008 günlü, E.2004/1, K. 2008/106 sayılı kararla
reddedildiğinden, bu bölüme ilişkin YÜRÜRLÜĞÜNÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN
REDDİNE,
15.5.2008 gününde
OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
VI- İPTAL
KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU
Anayasa’nın 153. maddesinin
üçüncü fıkrasında “Kanun, kanun
hükmünde kararname ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların
hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte
yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi İptal hükmünün
yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî
Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez” denilmekte,
Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulü Hakkında Kanun’un 53.
maddesinin dördüncü fıkrasında da bu kural tekrarlanmaktadır. Maddenin
beşinci fıkrasında ise Anayasa Mahkemesi’nin, iptal halinde meydana gelecek
hukuksal boşluğu kamu düzenini tehdit veya kamu yararını ihlâl edici
mahiyette görmesi halinde yukarıdaki fıkra hükmünü uygulayacağı
belirtilmiştir.
3.12.2003
günlü, 5005 sayılı Millî Eğitim Temel Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun’un 2. maddesiyle 14.6.1973 günlü, 1739 sayılı Yasa’nın 55. maddesinin
iptal edilen birinci fıkrasının doğuracağı hukuksal boşluk kamu yararını
ihlâl edici nitelikte olduğundan gerekli düzenlemelerin yapılması amacıyla
iptal kararının, Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra
yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.
VII-
SONUÇ
3.12.2003 günlü, 5005 sayılı Millî Eğitim Temel
Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un:
A- 1. maddesiyle 14.6.1973 günlü, 1739 sayılı Millî
Eğitim Temel Kanunu’nun 51. maddesine eklenen dördüncü fıkranın;
1- “… ile Millî Eğitim
Bakanlığı kullanımında bulunan mülkiyeti il özel idaresine veya köy tüzel
kişiliğine ait taşınmazlardan gerekli görülenlerin, mülkiyetinin Hazineye
bedelsiz devrinden sonra; …” bölümünün Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Haşim KILIÇ ile Serdar ÖZGÜLDÜR’ün karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
2- Kalan bölümünün Anayasa’ya aykırı olmadığına ve
iptal isteminin REDDİNE, A. Necmi ÖZLER ile Serdar ÖZGÜLDÜR’ün
karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
B- 2. maddesiyle değiştirilen 1739 sayılı Yasa’nın
55. maddesinin birinci fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğuna
ve İPTALİNE, Haşim
KILIÇ, Sacit ADALI,
A. Necmi ÖZLER ile Serdar ÖZGÜLDÜR’ün
karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
C- 2. maddesiyle değiştirilen 1739 sayılı
Yasa’nın 55. maddesinin iptal edilen birinci fıkrasının doğuracağı
hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edici nitelikte görüldüğünden, Anayasa’nın
153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 2949 sayılı
Yasa’nın 53. maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları gereğince bu
fıkraya ilişkin iptal hükmünün,
KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK ALTI AY SONRA YÜRÜRLÜĞE
GİRMESİNE, OYBİRLİĞİYLE,
15.5.2008 gününde karar verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
|
Üye
Sacit ADALI
|
|
|
|
|
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
Üye
Ahmet AKYALÇIN
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
|
|
|
|
|
Üye
Mustafa YILDIRIM
|
Üye
A. Necmi ÖZLER
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
|
|
|
|
|
Üye
Şevket APALAK
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
|
|
|
|
KARŞIOY GEREKÇESİ
Üye Serdar ÖZGÜLDÜR’ün karşıoyunda
belirtilen 1 ve 3 numaralı bölümlere aynen katılıyorum.
Başkan
Haşim
KILIÇ
KARŞIOY GEREKÇESİ
Üye Serdar ÖZGÜLDÜR’ün karşıoyunda belirtilen3
numaralı bölüme aynen katılıyorum.
Üye
Sacit ADALI
KARŞIOY YAZISI
1- 5005 sayılı Yasa’nın 1.
maddesiyle 1739 sayılı Yasa’nın 51. maddesine eklenen dördüncü fıkra ile, Milli Eğitim Bakanlığına tahsisli Hazine
mülkiyetindeki taşınmazlar ile Milli Eğitim Bakanlığı kullanımında bulunan
mülkiyeti il özel idaresine veya köy tüzel kişiliğine ait taşınmazlardan
gerek görülenlerin, mülkiyetinin Hazine’ye bedelsiz devrinden sonra; Milli
Eğitim Bakanlığı ile mutabık kalınarak tahsislerini kaldırmaya ve 1050
sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanunu’nun 24. maddesine bağlı olmaksızın satmaya
Maliye Bakanı yetkili kılınmıştır.
Yasa metni incelendiğinde,
anılan taşınmazların satışına kimin gerek göreceği hususunun belirsiz
olduğu, ayrıca, hangi nitelikleri taşıyan taşınmazların satışına gerek
görüleceği konusunda bir belirleme yapılmadığı ve ölçüt getirilmediği
anlaşılmaktadır. Bu durum,yasalarda
olması gereken açıklık ve belirlilikten yoksunluk nedeniyle Anayasa’nın 2.
maddesindeki hukuk devleti ve Maliye Bakanı’na yasama organınca verilen
yetkinin çerçevesi ve sınırlarının çizilmemesi nedeniyle de Anayasa’nın 7.
maddesindeki yasama yetkisinin devredilmezliği ilkelerine aykırılık
oluşturduğundan dördüncü fıkranın kalan bölümünün de iptali gerekmektedir.
2- 5005 sayılı Yasa’nın 2.
maddesiyle değiştirilen 1739 sayılı Yasa’nın 55. maddesinin iptali
istenilen birinci fıkrasında, ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarında
okutulacak ders kitaplarının Milli Eğitim Bakanlığı’nca belirleneceği
öngörülmüş, maddenin diğer fıkralarında bu konudaki detaylar
düzenlenmiştir. Maddenin son fıkrasında ise yönetmelikle düzenlenmesi
belirtilen hususlar arasında “ders
kitabı dışındaki diğer kitap ve eğitim araçlarının kullanımı ” da
sayılmıştır.
Maddenin değişiklikten
önceki metninde “Milli Eğitim
Bakanlığı tarafından belirlenmeyen hiçbir kitap ve eğitim aracı okullarda
okutulamaz.” kuralı yasada yer almamış ise de, bunun yerine yukarıda
belirtildiği gibi bu hususun düzenlenmesi Milli Eğitim Bakanlığı tarafından
çıkarılacak yönetmeliğe bırakılmıştır.
Yasama organının bu
tercihinin, Türk Milli Eğitiminin temel ilkelerinde bir değişikliğe yol
açmadığı, ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarında “ders kitabı dışındaki
diğer kitap ve eğitim araçları”konusunda Devletin gözetim ve denetim yetkisini de ortadan
kaldırmadığı sonucuna vardığım için düzenleme,Anayasa’nın 42. maddesine aykırılık
oluşturmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle
çoğunluk kararına katılmadım.
Üye
A.
Nemci ÖZLER
KARŞIOY GEREKÇESİ
1- İl Özel İdaresi ile köy
tüzel kişiliği Anayasa’nın 123 ve 127. maddeleri uyarınca birer “yerinden
yönetim” kuruluşlarıdır. 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun 6/a
maddesinde, İl Özel İdaresinin görevleri arasında “…ilk ve ortaöğretim kurumlarının
arsa temini, binalarının yapım, bakım ve onarımı ile diğer ihtiyaçlarının
karşılanmasına ilişkin hizmetleri il sınırları içinde …
yapmak” da sayılmakta; 442 sayılı Köy Kanunu’nun
13. maddesinin 15. bendinde de “köyde maarif idarelerinin vereceği örneğe
göre bir mektep yapmak” köyün görev ve yetkileri arasında belirtilmiştir.
Ancak hemen işaret etmek gerekir ki, bu görevlerin Anayasa’nın 127. maddesi
kapsamında bir “mahalli müşterek ihtiyaç” olarak kabul edilmesi mümkün
değildir. Çünkü, yine Anayasa’nın 42. maddesi
uyarınca eğitim ve öğretimin Devletin gözetim ve denetimi altında yapılması
esas olup; ilgili yasal düzenlemelerle de (222 ve 5450 sayılı Kanunlar) bu
amaca özgülenmiş taşınmazların Milli Eğitim Bakanlığı’na tahsis edildikleri
anlaşılmaktadır.
5005
sayılı Kanun’un 1. maddesi ile değişik iptale konu 1739 sayılı Kanun’un 51.
maddesindeki düzenleme, Milli Eğitim Bakanlığı kullanımında bulunan
mülkiyeti il özel idaresine veya köy tüzel kişiliğine ait taşınmazlardan
gerekli görülenlerin mülkiyetinin önce Hazine’ye bedelsiz devri, ardından
da Maliye Bakanlığı’nca Milli Eğitim Bakanlığı ile mutabık kalınarak bu
taşınmazlar üzerindeki tahsislerinin kaldırılması ve satılmasına
yöneliktir. İl Özel İdareleri ile köy tüzel kişiliklerinin mülkiyetindeki taşınmazların
Hazine’ye devri ve akabinde belirtilen işlemlerin tesisinin mahalli
idarelerin özerkliği ilkesine aykırı bir yönü olmadığı gibi; “idarenin
bütünlüğü” ilkesinin doğal sonucu olarak MEB ve diğer tüm kamu idarelerinin
mülkiyetindeki taşınmazlar gibi İl Özel İdareleri ve köy tüzel
kişiliklerinin mülkiyetindeki tüm taşınmazların da gerçek sahibi yine
Hazinedir (Devlettir) ve bu bakımdan, sonuçta yasakoyucunun
takdir hakkı çerçevesinde eğitim-öğretim amacına özgülenmiş tüm taşınmazlar
yönünden öngörülen düzenlemenin Anayasa’ya aykırı bir yönü bulunmamaktadır.
Bu bakımdan, konuyu mahalli
idarelerin özerkliği ilkesiyle bağdaşmaz gören ve sonuçta iptale yönelen
görüşe katılmaya imkan bulunmamaktadır.
2- Ancak, anılan kuralın
kalan bölümü yönünden Anayasa’ya uygunluktan sözedebilmeye
de imkan olmadığı ortadadır. Çünkü, bu bölümde
Maliye Bakanı’na verilen yetki neredeyse sınırsız olup, tüm kamu
taşınmazları bakımından gerekli olan 1050 sayılı Kanunun 24. maddesi (ve
daha sonra yapılan yasal düzenlemeyleonun yerini alan 5018 sayılı
Kanun’un 46 ncı maddesi) dahi bu kural yönünden
dikkate alınmayacaktır. Oysa Maliye Bakanına verilen böyle bir yetkinin
sınırlarının belirli olması ve “… mutabık
kalınarak …” gibi soyut ve her anlama çekilebilecek ölçütler yerine daha
somut ve objektif kriterlere yer verilmesi hukuk devleti ilkesinin tabii
bir gereği olmalıdır. Bu nedenle, Anayasa’nın 2. maddesine açıkça aykırı
düşen kuralın anılan bölümünün iptali gerektiği değerlendirildiğinden, red yönündeki çoğunluk görüşüne katılınmamıştır.
3- 5005 sayılı Kanunla
değişik 1739 sayılı Kanunun 55. maddesinin birinci fıkrasının Anayasa’ya
aykırı hiçbir yönü bulunmamaktadır. İptali istenen kural, ilk ve orta
öğretim kurumlarında okutulacak ders kitaplarının Milli Eğitim Bakanlığı’nca
belirlenmesine ilişkindir. Kuralın ders kitapları dışında okullarda
okutulacak kitap ve eğitim araçlarını kapsamadığı, bu durumun uygulamada
bir belirsizliğe ve sübjektif değerlendirmelere yol açacağı, bunun ise
Anayasa’nın 42. maddesine aykırı düştüğü savının yerinde olmadığı
değerlendirilmektedir. Anılan kural dışında Milli Eğitim Bakanlığı mevzuatı
bu konuda bir boşluk içermemekte, bilakis mevcut düzenlemelerle konunun
sıkı bir denetime tâbi olduğu ve herhangi bir layüselliğe
yer bırakmadığı anlaşılmaktadır.
Çoğunlukça benimsenen görüş,
bir eksik düzenleme olgusuna dayanmaktadır. Ancak, Anayasa Mahkemesi’nin bir çok kararındaki genel eğilim, kendisi içerdiği
kurallar itibariyle Anayasa’ya aykırılık taşımayan bir Yasa’nın, salt eksik
düzenleme öngördüğünden bahisle iptal edilemeyeceği yönündedir. Mahkemeye
göre”…bir kuralın uygulama alanının genişletilmesi amacıyla
değiştirilmesini sağlamak için de iptali istenemez. Yasakoyucunun
dilediği zaman giderebileceği eksik düzenleme, yukarıda belirtilen anayasal
zorunluluk dışında, aykırılık oluşturmaz…” (Any.Mah.nin 18.1.1989
tarih ve E.1988/3, K.1989/4; AMKD, Sayı:25, s.31-32)
Açıklanan nedenle, kuralın
mevcut haliyle Anayasa’ya aykırı bir unsur içermediği, dolayısiyle
iptal isteminin reddi gerektiği değerlendirildiğinden; iptal yönündeki
çoğunluk kararına katılınmamıştır.
Üye
Serdar
ÖZGÜLDÜR
|