|
Anayasa Mahkemesi
Başkanlığından:
Esas Sayısı :
2004/94
Karar Sayısı:
2008/83
Karar Günü:
20.3.2008
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Diyarbakır Vergi
Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 9.4.2003 günlü, 4842 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun’un geçici 1. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “… bu kazanç ve iratlara ilişkin olarak vergilendirme
dönemi içinde ödenen fon payları mahsup ve iadeye konu olmaz” bölümünün,
Anayasa’nın 10. ve 73. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
2003 yılı vergilendirme dönemi içinde ödenen fon
payının mahsup ve iade edilmesi isteminin reddedilmesi üzerine açılan
davada itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırılık iddiasını ciddi bulan
Mahkeme iptali için başvurmuştur.
II- İTİRAZIN GEREKÇESİ
Başvuru kararının gerekçe
bölümü şöyledir:
“1982 Anayasasının Kanun Önünde Eşitlik
başlıklı 10. maddesinde; Herkesin dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce,
felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin
kanun önünde eşit olduğu, devlet organları ve idare makamlarının bütün
işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek
zorunda oldukları hükme bağlanmıştır
1982 Anayasasının
Vergi Ödevi başlıklı 73. maddesinde ise; Herkesin kamu giderlerini
karşılamak üzere mali gücüne göre vergi ödemekle yükümlü olduğu, vergi
yükünün adaletli ve dengeli dağılımının maliye politikasının sosyal amacı
olduğu, vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulup,
değiştirilebileceği ve kaldırılabileceğini, vergi, resim, harç ve benzeri
mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına
ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde
değişiklik yapmak yetkisinin Bakanlar Kuruluna verilebileceği hükme
bağlanmıştır.
4842 sayılı Kanunun yürürlüğe
girmesinden önceki 3824 sayılı Kanun döneminde muhtasar beyannameye dahil edilip, tevkif edilen vergilerle birlikte ödenen
fon payının, beyannameye dahil kazançlar üzerinden hesaplanan fon payına
mahsup edilmesi veya mahsup edilecek fon payının bulunmaması durumunda ise
nakden yada mahsuben iadesi söz konusu iken, 4842 sayılı Kanun ile 2003
vergilendirme dönemi içinde ödenen fon paylarının mahsup ve iade
edilmeyeceği ancak 01.01.2004 tarihinden sonra verilecek gelir ve kurumlar
vergisi beyannameleri üzerinden de fon payının alınmayacağı hükme
bağlanarak, tevkif suretiyle alınan vergiler üzerinden hesaplanan fon
payları ile stopaja tabi gelir elde etmemiş ve 2003 yılı gelirini 2004
yılında beyan edecek mükellefler arasında farklılık yaratılmıştır.
Hatta 01.01.2004 tarihinden önce vergi tevkifatına bağlı olarak fon payı ödeyen mükellef
vergilendirme dönemi sonunda zarar etse bile 4842 sayılı Kanunun geçici 1.
maddesinin “... bu kazanç ve iratlara ilişkin
olarak vergilendirme dönemi içinde ödenen fon paylarının mahsup ve iadeye
konu olmaz.” cümlesi uyarınca fon payı kendisine iade ve mahsup
edilemeyeceğinden fon payının nihai yüklenicisi konumunda olacaktır.
Yargı ve doktrinde; vergide genellik ve
eşitlik, vergi adaleti ilkeleri olarak kabul edilmekte, vergide genellik
ilkesi; toplumda yaşayan herkesin mali gücüne göre vergi yükümlüsü olması
şeklinde, vergide eşitlik ilkesi ise benzer durumda bulunanlara eşit
muamele, farklı koşullar altında bulunanlara ise farklı muamele olarak
tanımlanmaktadır.
Yasa koyucunun
ekonomik, sosyal, kültürel ve sağlık politikaları ile vergi tekniğine
ilişkin kolaylaştırıcı nedenlerle eşitlik ilkesine istisnalar
getirebileceği yine yargıda ve doktrinde kabul görmekte olup kanun
koyucunun tevkif suretiyle alınan vergiler üzerinden hesaplanan fon payları
ile stopaja tabi gelir elde etmemiş ve 2003 yılı gelirini 2004 yılında
beyan edecek mükellefler arasında farklılık yaratan 4842 sayılı Kanunun
geçici 1. maddesinin “... bu kazanç ve iratlara ilişkin olarak vergilendirme dönemi içinde
ödenen fon paylarının mahsup ve iadeye konu olmaz.” cümlesinin yukarıda
sayılı sebeplerden kaynaklanmadığı ve eksik düzenleme sebebiyle eşitsizliğe
neden olduğu açıkça ortadadır.
Öte yandan 2949
sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun
28. maddesinde; bir davaya bakmakta olan mahkemenin taraflardan birinin
ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa
taraflardan bu konudaki iddia ve savunmalarını ve kendisini bu kanıya
götüren görüşünü açıklayıcı kararı, dosya muhtevasını mahkemece, bu konu
ile ilgili görülen belgelerin tasdikli örnekleri ile birlikte Anayasa
Mahkemesi Başkanlığı’na göndereceği, Anayasa Mahkemesi Genel
Sekreterliği’nin gelen evrakı kaleme havale edeceği ve keyfiyeti Mahkemeye
bir yazı ile bildireceği, evrakın kayda girişinden itibaren 10 gün içinde
noksanlıkların olup olmadığının inceleneceği eksiklikleri olduğu anlaşılan
işlerin geri çevrilmesine, Mahkemenin yetkisiz olduğu tespit edilen
başvurmaların da reddine karar verileceği, Anayasa Mahkemesinin işin
kendisine noksansız olarak gelişinden başlamak üzere beş ay içinde karar
vermemesi halinde ilgili mahkemenin davayı yürürlükteki kanun hükümlerine
göre sonuçlandıracağı hükme bağlanmıştır.
Açıklanan nedenlerle 2949 sayılı
Kanunun 28. maddesi uyarınca 4842 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanunun Geçici 1. maddesinin “... bu
kazanç ve iratlara ilişkin olarak vergilendirme dönemi içinde ödenen fon
paylarının mahsup ve iadeye konu olmaz.” cümlesinin Anayasaya aykırılığı
hakkında karar verilmek üzere dava dosyasındaki belgelerin onaylı
örneklerinin Anayasa Mahkemesine gönderilmesine, dava dosyasının bu hususta
karar verilinceye veya Anayasa Mahkemesinin işin kendisine noksansız olarak
gelişinden itibaren beş aylık süre geçene kadar bekletilmesine 6.10.2004
tarihinde oybirliği ile karar verildi.”
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
9.4.2003 günlü, 4842 sayılı Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un itiraz konusu kuralı da içeren
geçici 1. maddesi şöyledir;
“GEÇİCİ MADDE 1.- Gelir
Vergisi Kanununun 94 üncü ve Kurumlar Vergisi Kanununun 24 üncü maddesi
gereğince vergi tevkifatı yapmak zorunda olanlar,
Aralık 2003 dönemi ile ilgili olarak hesapladıkları fon payını, bu Kanunun
37 nci maddesinin (3) numaralı fıkrası ile
kaldırılan hükümler çerçevesinde öderler.
2003 yılı vergilendirme
dönemlerine ilişkin olarak 1.1.2004 tarihinden sonra verilmesi gereken
yıllık gelir ve kurumlar vergisi beyannameleri üzerinden hesaplanan gelir
ve kurumlar vergisi tutarlarından ayrıca fon payı hesaplanmaz, bu kazanç
ve iratlara ilişkin olarak vergilendirme dönemi içinde ödenen fon payları
mahsup ve iadeye konu olmaz.
2004 yılı Ocak ayı gelir
ve kurumlar vergisi tahsilatından bu Kanunun 38
inci maddesi hükümleri çerçevesinde pay verilmez.”
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa’nın 10. ve 73.
maddelerine dayanılmış, 2. maddesi ilgili görülmüştür.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi
İçtüzüğü’nün 8. maddesi uyarınca Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ertuğrul ERSOY, Tülay
TUĞCU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Fazıl SAĞLAM, A. Necmi
ÖZLER ve Serdar ÖZGÜLDÜR’ün katılımlarıyla
27.10.2004 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik
bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin
rapor, itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa
kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten
sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Anlam ve Kapsam
3824 sayılı Bazı Vergi Kanunlarında Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun’un1.1.1993
tarihinde yürürlüğe giren 18., 19. ve 20.
maddeleriyle, kazanç ve iratlarını yıllık beyanname ile beyan eden gelir ve
kurumlar vergisi mükelleflerinin, gelir ve kurumlar vergilerinin % 10’u
oranında fon payı ödemeleri öngörülmüştür. Ayrıca, Gelir Vergisi Kanunu’nun
94. ve Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 24. maddesi gereğince vergi tevkifatı yapmak zorunda olan sorumluların yaptıkları tevkifat tutarı üzerinden % 10 fon payı keserek,
hesapladıkları fon payını muhtasar beyannameyle beyan edecekleri ve tevkif
edilen vergilerle birlikte ödeyecekleri kuralı getirilmiştir. Diğer
taraftan, yıllık beyanname veren gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin,
beyannamelerinde hesaplayacakları fon payını ilgili gelir veya kurumlar
vergilerinin ödeme süreleri içinde ödeyecekleri, ancak beyannameye dahil kazanç ve iratlar üzerinden daha önce tevkif
suretiyle alınan fon payının, beyanname üzerinden hesaplanan fon payına
mahsup edileceği belirtilmiştir.
4842 sayılı Yasa’nın 37. maddesinin (3) numaralı
fıkrasında yer alan “25.6.1992
tarihli ve 3824 sayılı Kanunun 18, 19, 20, 21 ve 22 nci
maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır” hükmüyle fon payı uygulamasına
son verilmiş, aynı Yasa’nın 39. maddesinin (d) bendiyle de bu hükmün
1.1.2004 tarihi itibariyle yürürlüğe gireceği kurala bağlanmıştır. Geçiş
dönemine ilişkin olarak anılan Yasa’nın 24.4.2003 tarihinde yürürlüğe giren
geçici 1. maddesinin ikinci fıkrasında, 2003 yılı vergilendirme dönemlerine
ilişkin olarak 1.1.2004 tarihinden sonra verilmesi gereken yıllık gelir ve
kurumlar vergisi beyannameleri üzerinden hesaplanan gelir ve kurumlar
vergisi tutarlarından ayrıca fon payı hesaplanmayacağı belirtildikten
sonra, itiraz konusu kuralda, “bu
kazanç ve iratlara ilişkin olarak vergilendirme dönemi içinde ödenen fon
payları mahsup ve iadeye konu olmaz” denilmek suretiyle, 2003 yılı
içinde tevkif yoluyla ödenen fon paylarının mahsup ve iade edilmeyeceği
öngörülmüştür.
Bu durumda, vergi tevkifatı
yapmak zorunda olanlar tarafından Yasa’nın geçici 1. maddesine göre, 2003
yılı vergilendirme döneminde fon payı hesaplanıp ödenecek, aynı dönemin
yıllık beyannameleri üzerinden hesaplanan vergi tutarlarından ayrıca fon
payı hesaplanmayacak, ancak bu kazanç ve iratlara ilişkin olarak yıl içinde
ödenen fon payları mahsup ve iadeye konu edilmeyecektir.
B- Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
Başvuru kararında,vergilendirmede
genellik, eşitlik ve adalet ilkelerinin esas olduğu, 2003 yılında tevkif
yoluyla alınan fon payının mahsup ve iade edilmemesinin vergiye tabi aynı
kazanç ve irada sahip ancak tevkifata tabi geliri
olan ve olmayan mükellefler arasında farklılığa yol açtığı belirtilerek
kuralın Anayasa’nın 10. ve 73. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve
Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 29. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi,
yasaların Anayasa’ya aykırılığı konusunda ilgililer tarafından ileri
sürülen gerekçelere bağlı kalmak zorunda olmadığından itiraz konusu kural
ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 2. maddesi yönünden de incelenmiştir.
4842 sayılı Yasa’nın 24.4.2003 tarihinde yürürlüğe
giren geçici 1. maddesinin ikinci fıkrasında, 2003 yılı vergilendirme
dönemlerine ilişkin olarak 1.1.2004 tarihinden sonra verilmesi gereken
yıllık gelir ve kurumlar vergisi beyannameleri üzerinden hesaplanan gelir
ve kurumlar vergisi tutarlarından ayrıca fon payı hesaplanmayacağı belirtildikten
sonra, itiraz konusu kuralla, bu kazanç ve iratlara ilişkin olarak
vergilendirme dönemi içinde ödenen fon paylarının mahsup ve iadeye konu
olmayacağı öngörülmüştür.
Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti,
tüm işlem ve eylemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk
düzeni kurup bunu geliştirerek sürdürmeyi amaçlayan, hukuku tüm devlet
organlarına egemen kılan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan,
insan haklarına saygı duyarak bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren ve
yargı denetimine açık olan devlettir.
Hukuk devletinde, vergilendirmenin temel
ilkelerinin gözetilmesi, vergilendirmeye ilişkin yasalarda bireylerin hak
ve özgürlüklerinin korunması ve hukuk güvenliğinin sağlanması gerekir.
Anayasa’nın 73. maddesinin birinci ve ikinci
fıkralarında, “Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre,
vergi ödemekle yükümlüdür. Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı,
maliye politikasının sosyal amacıdır” denilmiştir.
Verginin mali güce göre alınması ve genelliği
ilkeleriyle vergilendirmede eşitlik ve adaletin gerçekleştirilmesi
amaçlanmıştır. Ekonomi ve vergi hukuku alanında mali güce ilişkin
göstergelerin gelir, sermaye ve harcamalar olduğu kabul edilmektedir. Mali
güç, ödeme gücünün kaynağı, dayanağı, nedeni ve varlık koşuludur. Yasakoyucunun vergilendirmede, kişilerin sahip olduğu
ekonomik değer ile mali güçlerini göz önünde bulundurması gerekir.
Vergide genellik ilkesi, herhangi bir ayırım
yapılmaksızın mali gücü olan herkesin vergi yüküne katılmasını ve vergi
ödemesini ifade eder. Mali güce göre vergilendirme, verginin, yükümlülerin
ekonomik ve kişisel durumlarına göre alınmasıdır. Bu ilke, aynı zamanda
vergide eşitlik ilkesinin uygulama aracı olup, mali gücü fazla olanın mali
gücü az olana göre daha fazla vergi ödemesini gerektirir. Vergide eşitlik
ilkesi ise mali gücü aynı olanlardan aynı, farklı olanlardan ise farklı
oranda vergi alınması esasına dayanır. Diğer bir anlatımla, yükümlülerin
genel vergi yüküne kendi ödeme güçlerine göre katılmalarını ifade eder.
Herkes tarafından yerine getirilmesi gereken bir
yükümlülük olarak kabul edilen ve Devletin kamusal gereksinimlerini
karşılaması için egemenlik gücüne dayanarak tek taraflı iradesiyle kişilere
yüklediği bir kamu alacağı şeklinde tanımlanan verginin, anayasal sınırlar
içinde salınıp toplanması zorunluluğu açıktır. Vergi hukukunda, vergi
olgusunun niteliklerini oluşturan yasal düzenlemelerde Anayasa’nın bu
konudaki ilkelerinin özenle göz önünde tutulması gerekir. Bu anlamda,
Devletin vergilendirme yetkisi vergide yasallık, mali güç ve genellik gibi
kimi anayasal ilkelerle sınırlandırılmıştır. Buna göre vergi, Anayasa’nın
öngördüğü ilkeleri gözetecek şekilde kanunla düzenlenmeli ve doğal olarak
vergide eşitlik ilkesinin uygulama aracı olan mali gücü de yansıtmalıdır.
Vergi tekniği, vergi adaletini yansıtmadıkça, maliye politikasının sosyal
amacını gerçekleştiremez.
Gelir ve kurumlar vergileri üzerinden belirli bir
oranda hesaplanan fon payı hukuksal niteliğiyle Anayasa’nın 73. maddesi
kapsamında vergi benzeri bir mali yükümlülüktür. Anayasa’da vergilendirmeye
ilişkin temel ilkelerin fon payı uygulaması için de gözetilmesi zorunludur.
Vergi düzenlemeleri hemen hemen tüm hak ve
özgürlükleri ilgilendirip etkileyen yasama işlemleridir. Hukuk alanında bir
müessesenin kaldırılmasında geçiş dönemi hükümleri konulabilir. Ancak bu
geçiş düzenlemelerinde de, Anayasa’nın vergilendirme ilkelerine uyulması
gerekir.
2003 yılında tevkifat
yoluyla fon payı ödeyen mükelleflerin bu yıla ilişkin kazanç ve iratlarının
vergilendirilmesinde, vergi matrahının içinde, üzerinden 2003 yılında fon
payının hesaplandığı kazanç ve iratlar da bulunduğundan, mahsup ve iade
edilmeyeceği öngörülen fon payları bu mükellefler yönünden nihai vergiye
dönüşmüştür.Bu
şekilde 2003 yılında tevkif suretiyle fon payı ödeyen mükellefler aleyhine
vergi yükü ağırlaştırılarak aynı vergilendirme dönemlerinde tevkifata tabi gelir elde etmiş mükellefler ile tevkifata tabi gelir elde etmemiş mükellefler arasında
vergi yükünün dağılımında adalet ve denge bozulmuş ve Anayasa’nın 73.
maddesinde yer alan “herkesin mali gücüne göre vergi ödemesi” ile “vergi
yükünün adaletli ve dengeli dağılımı” ilkelerine aykırılık oluşmuştur.
Öte yandan, hukuk devletinin hukuk güvenliği ilkesi
vergilendirmede belirliliği de gerektirir. Belirlilik ilkesi, yükümlülüğün
hem kişiler hem de idare yönünden belli ve kesin olmasını, yasa kuralının,
ilgili kişilerin mevcut şartlar altında belirli bir işlemin ne tür sonuçlar
doğurabileceğini makul bir düzeyde öngörmelerini mümkün kılacak şekilde
düzenlenmesini gerektirir. Vergilendirme mükellefler yönünden güvensiz bir
sisteme dönüşmemelidir. 4842 sayılı Yasa’nın geçici 1. maddesi 24.4.2003
tarihinde yürürlüğe girmiştir. 2003 yılı içinde vergi tevkifatına
tabi gelirleri olan mükellefler fon paylarının nihai vergi niteliğine
dönüştüğünü 24.4.2003 tarihine kadar bilmemektedirler. Bu anlamda
mükelleflerin hukuksal güvenliği kural geriye yürütülmek suretiyle
zedelendiğinden hukuk devleti ilkesi ihlal edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural
Anayasa’nın 2. ve 73. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
İtiraz konusu kuralın Anayasa’nın 10. maddesiyle
bir ilgisi görülmemiştir.
VI- SONUÇ
9.4.2003 günlü, 4842
sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un geçici 1.
maddesinin ikinci fıkrasının “… bu kazanç ve
iratlara ilişkin olarak vergilendirme dönemi içinde ödenen fon payları
mahsup ve iadeye konu olmaz” bölümünün Anayasa’ya aykırı olduğuna ve
İPTALİNE, 20.3.2008 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
|
Başkan
Haşim
KILIÇ
|
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
|
Üye
Sacit
ADALI
|
|
|
|
|
|
Üye
Fulya
KANTARCIOĞLU
|
Üye
Ahmet
AKYALÇIN
|
Üye
Mehmet
ERTEN
|
|
|
|
|
|
Üye
A.Necmi ÖZLER
|
Üye
Serdar
ÖZGÜLDÜR
|
Üye
Şevket
APALAK
|
|
|
|
|
|
Üye
Serruh
KALELİ
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
|
|
|
|
|