|
Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı: 2006/78
Karar Sayısı:
2008/84
Karar Tarihi:
20.3.2008
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Pendik İcra Hukuk Mahkemesi
İTİRAZIN
KONUSU: 23.2.1995 günlü, 4077
sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 4822 sayılı Yasa ile
değiştirilen 22. maddesinin beşinci
ve son fıkralarının Anayasa’nın
9. ve 36. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Tüketici sorunları hakem heyeti kararının ilamların
icrası hükümlerine göre takibe konulmasına karşı, bu kararın ilam
niteliğinde olmadığı ileri sürülerekicra takibinin ve ödeme emrinin
iptali istemiyle açılan davada, itiraz konusu kuralınAnayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan
Mahkemeiptali için başvurmuştur.
II-
İTİRAZIN GEREKÇESİ
Başvuru kararının gerekçe bölümü şöyledir:
“Anayasa’nın
9., 138. ve takip eden maddelerine göre yargı
erki, bağımsız mahkemelerce Anayasa’ya, Kanun ve Hukuka uygun olarak
vicdani kanaatlerine göre hüküm verecek bağımsız hakimler tarafından
kullanılır. Anayasa’nın 9. maddesinde, yargı yetkisinin Türk Milleti adına
bağımsız mahkemelerce kullanılacağı öngörülmüştür. Buna göre, yargı
yetkisini Türk Milleti adına kullanacak olan bir yargı mercinin
mahkeme olarak kabul edilmesi için, kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi
ve yargılama usullerinin yasayla düzenlenmesi, üyelerinin ilke olarak
meslekten hakim olması, üyelerinin bağımsız ve
tarafsız olması gerekmektedir.
Anayasa’nın 36. maddesi, “Herkes meşru vasıta ve
yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı
olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir
mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz” şeklindedir.
Bu kurala göre kişilere yargı mercileri önünde dava hakkı tanınması, adil
bir yargılamanın önkoşulunu oluşturur. Adil bir yargılamanın
gerçekleşebilmesi için, yasayla belirlenen, yargısal işleve ve doğal yargıç
ilkesine göre belirlenmiş yargıçlardan kurulu, bağımsız ve tarafsız
mahkemelerin yargı yetkisine sahip olduğu bir sistemin sağlanmış olması
gerekmektedir.
Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un
uygulanmasından doğan ve belli bir değerin altındaki uyuşmazlıklarda
tüketici sorunları hakem heyetinin karar vermesi ve belli limit dahilindeki uyuşmazlıklarda verilen kararların mahkeme
ilamı mahiyetinde sayılması yargı yetkisinin bağımsız mahkeme dışında bir
kurula tevdii anlamına gelmektedir ki yukarıda belirtilen Anayasa’nın 9.
maddesine aykırı olduğu ortadadır. Zira Anayasamızın 6. maddesi üçüncü
fıkrası son cümlesi uyarınca da; “Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan
almayan bir devlet yetkisi kullanamaz”.
İptali istenen madde hükmüne göre, değeri belli bir
miktarın altında kalan uyuşmazlıklarda hakem heyetine başvuru zorunlu
olduğu için, mahkemelere başvuru hakkını önlemesinden dolayı Anayasa’nın
36. maddesinde yazılı hak arama özgürlüğüne de kısıtlama getirmekte olup bu
açıdan da Anayasa’ya aykırıdır. Belli bir değerin altındaki uyuşmazlıklar,
belli bir değerin üstündeki uyuşmazlıklardan daha önemsiz değildir.
Anayasa’nın 36. ve 37. maddelerine göre herkes meşru vasıta ve yollardan
faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia
ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir ve hiç kimseyi kanunen tabi
olduğu mahkemeden başka bir mercii önüne çıkarma sonucunu doğuran yargı
yetkisine sahip olağanüstü merciler kurulamaz. Anılan düzenleme
Anayasamızda yer alan hak arama hürriyeti ve kanuni hakim
güvencesi hükümlerine aykırıdır. Düzenleme ile diğer bir kurum tarafından
uyuşmazlığın çözüleceği öngörülmüş olup; öngörülen bu kurum ise bağımsız
bir yargı organı değildir.
Bağımsız hakimlerin ve
mahkemelerin her türlü verdiği kararlar itiraz, temyiz, karar düzeltilmesi,
yargılamanın yenilenmesi gibi yollar ile denetime ve incelemeye tabi
kılınmasına rağmen hakem heyetinin kararlarının temyiz incelenmesi olmayıp
verilen karara karşı tüketici mahkemesine itiraz edilebilir. Tüketici
mahkemesinin verdiği karar kesin olup, buna karşı gidilebilecek bir yargı
organı bulunmamaktadır. Bu durumda değeri belli bir değerin altındaki
uyuşmazlıklara karşı yüksek yargı teminatı tanınmamış bulunmaktadır.
Tekrar ifade edilecek olursa; Anayasa’nın 9.
maddesinde,yargı yetkisinin Türk
Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılacağı öngörülmüştür. Yapılacak
yargılamanın kişiler yönünden gerçek bir güvence oluşturabilmesi için
aranacak nitelikler 36. maddede “Herkes, meşru vasıta ve yollardan
faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia
ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve
yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz” şeklinde ifade edilmiştir.
Anayasa’nın 141. maddesiyle de davaların en az giderle ve mümkün olan
süratle sonuçlandırılması görevi yargıya verilmiştir. Bu görevin ağır iş
yükü altında yerine getirilmesi zorlaştıkça, uyuşmazlıkların çözümü için
alternatif yöntemlerin yaşama geçirilmesi gerekli görülebilirse de
benimsenen yolun yargı yetkisini bağımsız mahkeme niteliği taşımayan
kurullara ya da heyetlere tevdii sonucunu doğuracak nitelikte olmaması
gerekir. Kararı benimsemeyen tarafa ilk derece dışında ikinci derece veya
temyiz aşamasında yargı yolunun açık tutulması, hakem heyetlerinin
oluşumunun ve çalışma yönteminin, uzmanlığın önemi de gözetilerek hukuk
devleti ilkeleriyle uyum içinde düzenlenmesi gerekir. Ayrıca hakem
kurullarının tarafsızlığı ve bağımsızlığı, uzman niteliği ile bu kurulların
alacağı kararların bağlı olacağı usul ve esasların yönetmeliğe bırakılmayıp
yasa ile düzenlenmesi de zorunludur.
İtiraz konusu kural, yukarıda açıklanan nedenlerle,
Anayasa’nın 9. ve36. maddelerine aykırıdır, iptali gerekir.”
III- YASA
METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
4077 sayılı Yasa’nın 4822 sayılı Yasa ile
değiştirilen 22. maddesinin itiraz konusu beşinci ve son fıkraları
şöyledir:
“...
Değeri beşyüz
milyon liranın altında bulunan uyuşmazlıklarda tüketici sorunları hakem
heyetlerine başvuru zorunludur. Bu uyuşmazlıklarda heyetin vereceği
kararlar tarafları bağlar. Bu kararlar İcra ve İflas Kanununun ilamların
yerine getirilmesi hakkındaki hükümlerine göre yerine getirilir. Taraflar
bu kararlara karşı onbeş gün içinde tüketici
mahkemesine itiraz edebilirler. İtiraz, tüketici sorunları hakem heyeti
kararının icrasını durdurmaz. Ancak, talep edilmesi şartıyla hakim, tüketici sorunları hakem heyeti kararının
icrasını tedbir yoluyla durdurabilir. Tüketici sorunları hakem heyeti
kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine tüketici mahkemesinin vereceği
karar kesindir.
...
Tüketici sorunları hakem heyetlerinin
kurulması, çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar Bakanlıkça
çıkarılacak bir yönetmelikte düzenlenir.”
B- Dayanılan Anayasa
Kuralları
Başvuruda Anayasa’nın 9. ve 36.
maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8.
maddesi uyarınca Tülay TUĞCU, Haşim KILIÇ, Sacit
ADALI, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Mustafa YILDIRIM, Cafer ŞAT, A.Necmi ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK ve Osman Alifeyyaz PAKSÜT‘ün katılımlarıyla 30.5.2006 tarihinde
yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikle uygulanacak kural sorunu
üzerinde durulmuştur.
Anayasa’nın 152. ve 2949 sayılı Anayasa
Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 28. maddesine
göre, bir davaya bakmakta olan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak bir
kanunun veya kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasa’ya aykırı
görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık savının ciddi
olduğu kanısına varırsa bu hükmün iptali için Anayasa Mahkemesi’ne
başvurmaya yetkilidir. Ancak bu
kurallar uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesi’ne başvurabilmesi için,
elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin görevine giren bir davanın
bulunması ve iptali istenen kuralın o davada uygulanacak olması gerekir.
Uygulanacak yasa kuralları ise, davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan
sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde
etki yapacak nitelikteki kurallardır.
4077 sayılı Yasa’nın 22. maddesinin son fıkrası tüketici
sorunları hakem heyetlerinin kurulması, çalışma usul ve esasları ile diğer
hususların Bakanlıkça çıkarılacak bir yönetmelikte düzenleneceğini
öngörmektedir. Ancak başvuran Mahkeme’nin bakmakta olduğu dava, tüketici
sorunları hakem heyeti kararına karşı ilamların icrası hükümlerine göre
takip yapılmasına ilişkin olup, kuralın son fıkrasıyla ilgili değildir. Bu
durumda Yasa’nın 22. maddesinin son fıkrasının itiraz başvurusunda bulunan
Mahkeme’nin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından, buna
ilişkin başvurunun Mahkeme’nin yetkisizliği nedeniyle Reddine OYBİRLİĞİYLE,
Dosyada eksiklik bulunmadığından
Yasa’nın 22. maddesi beşinci fıkrası yönünden ise işin esasının
incelenmesine, Haşim KILIÇ ve Serdar ÖZGÜLDÜR’ün
“Başvurunun, başvuran Mahkeme’nin yetkisizliği nedeniyle reddine karar verilmesi
gerektiği”yolundaki karşı oyları ve
OYÇOKLUĞUYLA,
karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, itiraz
konusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları, bunların gerekçeleri ile
diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp
düşünüldü:
Başvuru kararında,kuralda belli değerin altındaki
uyuşmazlıklarda tüketici sorunları hakem heyetlerine başvuru zorunluluğu
getirildiği, bunun mahkemelere başvuruyu önleyerek hak arama özgürlüğünü
kısıtladığı, belli değerdeki uyuşmazlıklara ilişkin kararların mahkeme
ilamı niteliğinde sayılmasının yargı yetkisinin bağımsız mahkeme dışında
bir kurula verilmesi anlamına geldiği, bu nedenlerle Anayasa’nın 9. ve 36.
maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
23.2.1995 günlü, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması
Hakkında Kanun’un 4822 sayılı Yasa ile değiştirilen 22. maddesinin beşinci
fıkrasında “Değeri
beşyüz milyon liranın altında bulunan
uyuşmazlıklarda tüketici sorunları hakem heyetlerine başvuru zorunludur. Bu
uyuşmazlıklarda heyetin vereceği kararlar tarafları bağlar. Bu kararlar
İcra ve İflas Kanununun ilamların yerine getirilmesi hakkındaki hükümlerine
göre yerine getirilir. Taraflar bu kararlara karşı onbeş
gün içinde tüketici mahkemesine itiraz edebilirler. İtiraz, tüketici
sorunları hakem heyeti kararının icrasını durdurmaz. Ancak, talep edilmesi
şartıyla hakim, tüketici sorunları hakem heyeti
kararının icrasını tedbir yoluyla durdurabilir. Tüketici sorunları hakem
heyeti kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine tüketici mahkemesinin
vereceği karar kesindir”denilmektedir.
Buna göre tüketici sorunları hakem heyetlerinin,
yargı işlevi yerine getiren bir kurul olarak düzenlenmedikleri
anlaşılmaktadır.Belli değerin
altındaki uyuşmazlıklar için tüketici sorunları hakem heyetlerine
başvurunun zorunlu olduğuve heyetlerin vereceği kararlarınbağlayıcı nitelik taşıdığı belirtilmiş
ise de, bu kararlara karşı onbeş günlük süre
içinde tüketici mahkemelerine deitiraz edilebilecektir. Tüketici sorunları hakem heyetleri yargı
yetkisine sahip olmamakla birlikte yasakoyucu, bu
heyetlerin vermiş olduğu kararların yerine getirilmesi için etkili bir
takip yolu olan ilamlı icra yolunu kabul etmiştir.
Anayasa’nın 9. maddesinde, yargı yetkisinin Türk
Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılacağı öngörülmüştür. Bu madde
uyarınca, yapılacak yargılamanın kişiler yönünden gerçek bir güvence
oluşturabilmesi için aranacak nitelikler de 36. maddede belirtilerek“Herkes, meşrû
vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı
veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.”
denilmiştir. Anayasa’nın 141. maddesine göre davaların en az giderle ve
mümkün olan süratle sonuçlandırılması yargının görevidir. Bu görevin ağır
iş yükü altında yerine getirilmesi zorlaştıkça, uyuşmazlıkların çözümü için
alternatif yöntemlerin yaşama geçirilmesi, yargıya ilişkin anayasal
kuralların etkililiğinin sağlanması bakımından gerekli görülebilir. Bu nedenle,
taraflara görevli ve yetkili mahkemeye başvurmadan önce belli değerin
altındaki uyuşmazlığı kısa sürede çözmek üzere tüketici sorunları hakem
heyetlerine başvurma yükümlülüğü getirilmiş, ancak bu aşamadan sonra kararı
benimsemeyen tarafa yargı yolu açık tutulmuştur.
Öte yandan, tüketici sorunları hakem heyetlerinin
belli değerin altındaki uyuşmazlıklar hakkında verdiği kararların İcra ve
İflas Kanunu’nun ilamların icrası hakkındaki hükümlerine göre yerine
getirileceğinin öngörülmesi, bu kararların ilam niteliğinde olduğunu değil
ilamlar gibi infaz olunacağını göstermekte ve ilamların yerine getirilmesi
usulüne ait bir kural koymaktadır. Bu durumda dava ve itiraz hakları
önlenmediğinden hak arama özgürlüğünün kısıtlandığından da söz edilemez.
Açıklanan nedenlerle İtiraz konusu kural,Anayasa’nın 9. ve 36. maddelerine aykırı
değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
VI- SONUÇ
23.2.1995 günlü, 4077 sayılı
Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 6.3.2003 günlü, 4822 sayılı
Yasa ile değiştirilen 22. maddesinin beşinci fıkrasının Anayasa’ya aykırı
olmadığına ve itirazın REDDİNE,
20.3.2008 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz
PAKSÜT
|
Üye
Sacit ADALI
|
|
|
|
|
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
Üye
Ahmet AKYALÇIN
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
|
|
|
|
|
Üye
A. Necmi
ÖZLER
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
Üye
Şevket APALAK
|
|
|
|
|
|
Üye
Serruh KALELİ
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
|
|
|
|
|